|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Oruç |
Tan Ağarmasının Ne
Olduğu Hakkında Söylenenler
9162. Talk b. Ali'nin
haber verdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Yükselen
aydınlık (fecr-i kazip) sizi endişelendirmesin. (Ufuktaki) kırmızılığı
görünceye kadar yiyiniz ve içiniz" buyurdu.
Tahric: İsnadı hasendir.
Ebu Davud (2340), Tirmizi (705), Taberani (8/7257), İbn Huzeyme (1930),
Darakutni (2/166:7) ve Tahavi (2/54).
9163. Semure b. Cundub
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bilal'in ezanı ve
uzunluğuna zuhur eden sabahın aydınlığı sizi sahurdan men etmesin. Ancak
ufuktaki dikine zuhur eden sabahın aydınlığı müstesna" buyurdu.
9164. Sevban der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Fecr (tan ağarması), iki
tanedir (aşamalıdır). Birincisi kurdun kuyruğu gibi olandır (yani fecr-i
kazip). Bir şeyi (orucu) ne helal ve ne de haram kılar. Ancakdikine zuhur eden
sabahın aydınlığı müstesna" buyurdu.
Tahric: Beyhaki (4/215).
Cabir' den mevsulen Hakim (1/191) ve Beyhaki (1/377).
9165. Ebu Musa der ki:
Fecr (tan ağarması) şöylece olan değildir. Uzunluğuna yani ufka paralel- ortaya
çıkan sabahın aydınlığını kastediyor.- Ancak fecr, şöylece alandır. -Ufka dik
olarak zuhur eden sabahın aydınlığını kastediyor-.
9166. Cafer b. Nehar der
ki: Kasım'a: "Fecr, uzunluğuna (ufka dik) zuhur eden sabahın aydınlığı mı,
yoksa ufka paralel zuhur eden sabahın kırmızılığı mıdır? " diye
sorduğumda; "Zuhur eden sabahın kırmızılığıdır; ufka dik yani uzunluğuna
zuhur eden sabahın aydınlığı, yalancı sabahtır (fecr-i kaziptir)" cevabını
verdi.
9167. Ebu Miclez der ki:
"Uzunluğuna (yani ufka dik) zuhur eden sabahın aydınlığı, fecr-i kaziptir.
Ancak ufukta sabahın ağarması (kızarıklığı) müstesna."
9168. Müslim der ki:
"Sizin şu fecrinizi, fecr saymadılar. Sadece yolları ve evleri dolduran
fecri (aydınlığı), asıl fecr saydılar."
9169. Adiy b. Sabit
anlatıyor: Fecr'İbrahim(-i Nehai) anlamında ihtilaf ettik.
Sonra İbrahim'in yanına
vardık. (Meseleyi ona sorduğumuzda cevaben) dedi ki:
"Fecr, iki tanedir.
Birincisi uzunluğuna zuhur eden sabahın aydınlığı olup namaz kılmayı ve yemek
yemeyi yasak kılmaz. Genişliğine zuhur eden sabahın kırmızılığına (imsaka)
gelince o, namaz kılmayı helal kılmakla birlikte, yeme ve içmeyi haram
kılar" dedi.
9170. Amir(-i Şa'bi) ile
Ata dediler ki: "Fecr (imsak), kırmızılık ile beraber genişliğine zuhur
eden sabahın aydınlığıdır."
9171. Cafer b. Burkan
der ki: Zühri ve Meymun'a: "Ben oruç tutmayı istiyorum.
Fakat (ufka dik)
uzunluğuna zuhur eden sabahın ışıklarını (aydınlığını) görüyorum, ne
dersin?" dedim. Her ikisi de: "Fecri (aydınlığı), göğün ufuğunda
genişlemesine görünceye dek ye ve iç" dediler.
9172. Adiy b. Hatim der
ki: "Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından)
ayırt edilinceye kadar yiyin için" ayeti (Bakara 187) nazil olduğu zaman
Adiy: "Ey Allah'ın Resulü! Ben yastığımın altına iki tane ip koyuyorum.
Siyah iplik ve beyaz iplik. Bununla geceyi gündüzden ayırdediyorum" dedi.
Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Senin yastığın uzun ve geniş olmalı. Söz
konusu bu beyaz iplikle siyah iplik, gecenin karanlığı ile gündüzün
aydınlığından ibarettir" buyurdu.
Tahric: Ahmed (4/377),
Buhari (1916), Müslim (2/766:33), Ebu Davud (2341) ve Tirmizi (2970).
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Nafile Oruç Tutan'ın
Niyet Ve Bozma'da Muhayyerliği