m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zekat

 

Mahsulün Önceden Hesaplanması -Ve Öşüre Dair

 

Hurmadaki Mahsulün Önceden Hesaplanması

 

10660. Şa'bi'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Abdullah b.

Revaha'yı Yemen'e gönderdi ve hurmalarının mahsulünü önceden takdir edip hesaplamasını istedi.

Ravi Şeybanı ekledi: Şa’bi'ye: "Ben de aynı şeyi yapayım mı?" diye sorduğumda: "Hayır, yapma" dedi.

 

Tahric: Malik (2/703), Şafii, el-Müsned (1/659, 660), Ahmed (3/367, 2/24), Ebu Davud (3403, 3406, 3407), İbn Mace (1820), Taberani (2/2136), İbn Hibban (5199) ve Beyhaki (6/115).

 

 

 

10661. Ebu Bekr b. Hazm der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), mahsülü önceden takdir etmek için birini göndereceği zaman ariye olarak verilen hurmaları bu hesaba katmamasını söylerdi.

 

Tahric: Abdurrezzak (7210, 7252), İbn Zenceveyh (2007, 2010) ve Beyhaki (4/125).

 

 

 

10662. Hubeyb b. Abdirrahman, Abdurrahman b. Mes'ud'dan bildiriyor: Sehl b.

Ebi Hasme oturduğumuz meclise geldi ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu aktardı: "Ürünleri önceden takdir edip zekatının hesabını yapacağınız zaman (çürüme, bozulma ve dağıtmayı da hesaba katarak) alacağınızın üçtebirini düşün. Üçtebirini düşemiyorsanız dörttebirini düşün.''

 

Tahric: İbn Ebi Şeybe Müsned (1234), Ahmed (3/448, 4/2, 3), Darimi (2619), İbn Ebi Asım el-Ahad ve'l-Mesani (2073), Ebu Davud (1601), Tirmizi (643), Bezzar ( 2305), Nesai (2270), İbn Huzeyme (2319, 2320), İbn Hibban (3280) ve Hakim (1/402).

 

 

 

10663. Buşeyr b. Yesar'ın bildirdiğine göre Hz. Ömer, hurmayı önceden takdir edip zekatını hesaplaması için Ebu Hayseme'yi gönderir ve: "Birinin hurma bahçesine gittiğin zaman yiyecekleri kadarını onlara bırak ve hesap dışı tut" derdi.

 

Tahric: Hakim (1/403).

 

 

 

10664. Ebu'z-Zübeyr'in bildirdiğine göre Cabir şöyle demiştir: İbn Ravaha, Hayber'deki hurmalıkların mahsülünü yıllık kırkbin vesk olarak takdir etti. Abdullah, Hayber Yahudilerini mahsülden yana muhayyer bırakınca onlar hurmaları alıp mahsül sonunda yirmibin vesk vermeyi seçtiler.

 

10665. Mekhul der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurmalardaki mahsülü takdir etmek üzere gönderdiği memura: "Çıkacak mahsülü hesap ederken sahiplerine kolaylık sağla ve fazla çıkarma. Zira mahsülün içinde ariyye olabileceği gibi vatiyyede olabilir" buyurdu.

Ravi der ki: Ariyye, kişinin miras yoluyla bir başkasının bahçesinde birkaç ağacı bulunmasıdır. Vatiyye ise mal sahibinin yoksullara dağıtılmayı vasiyet ettiği üründür.

 

Tahric: Ebu Ubeyd, el-Emval (1453) ve İbn Zenceveyh, el-Emval (2008).

 

 

 

10666. Said b. el-Müseyyeb bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Attab b. Useyd'i hurmayı önceden takdir ettiği gibi üzümü de aynı şekilde takdir etmekle görevlendirdi. Yaş hurmanın zekatının kuru hurma olarak verilmesi gibi üzümün de zekatının kuru üzüm olarak verilmesini söyledi. Hurmanın ve üzümün zekatı yönünde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uygulaması bu şekildeydi.

 

Tahric: Şafii (1/661), İbn Zenceveyh (1987), Ebu Davud (1599, 1600), Tirmizi (644), Nesai, esSuğra (2618), İbn Mace (1819), İbn Huzeyme (2316, 2317), İbn Hibban (3279), Hakim (3/595) ve Beyhaki (4/122).

 

 

 

10667. İbn Cüreyc der ki: Abdulkerım ile Amr b. Dinar bana: "Hurma ve üzümde mahsül ile zekat önceden takdir ve tahmin edilebilir; ancak buğday da öyle bir şey olmaz" dedi.

 

 

 

Hurma Ne Zaman Takdir Edilir?

 

10668. İbn Cüreyc der ki: Ata (b. Ebi Rabah)'a: "Hurma mahsülü ne zaman takdir ve hesap edilir?" diye sorduğumda: ''Yenilecek kıvama geldi zaman" dedi.

 

10669. Abdullah b. Fülan'ın bildirdiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşmaya başlaması üzerine Hayber'deki hurmalıkların takdir ve hesap edilmesini istedi.

ibn Şihab da şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber'deki hurmalar olgunlaşmaya başladıkları anda takdir ve hesap edilmeleri emrini verdi.

 

Tahric: Abdurrezzak (7216, 7219), Ebu Ubeyd, Emval (1438-9) ve Ebu Davud (1602).

 

 

 

Borcu Çıkardığı Mahsülden Daha Fazla Olan Kişi Hakkında

 

10670. İbn Cüreyc der ki: Ata (b. Ebi Rabah)'a: "Borcu malından daha çok olan biri, hasat zamanında mahsülün hakkını verecek mi?" diye sorduğumda: "Borcu malından daha çok olan kişinin sürüsünde ve malında zekat vermesi gerektiğini düşünmüyoruz; ancak hasat zamanında mahsülün hakkını (sadakasını) verir" karşılığını verdi.

 

10671. İbn Cüreyc der ki: Ebu'z-Zübeyr, Tavus'tan naklen bana: "Böylesi bir adamın zekat vermesi gerekmez" dedi.

 

 

 

Birinden Yemin isteyen veya Öşür Alacağı Kişiyi Teftiş Etmek isteyen Vergi Memuru Hakkında

 

10672. Ebu'z-Zibrikan der ki: Abdullah b. Mi'kal öşür memuruydu ve öşürleri toplarken mal sahiplerinden bu yönde yemin istiyordu. Yanına uğrayan Ebu Vail:

"Malları yönünde insanlara neden yemin ettiriyorsun?" diye sorunca, Abdullah: "şayet yemin ettirmezsem bir şey vermezler" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ebu Vail de ona: "Sana hiçbir şey vermemeleri, onları yemin ettirmenden daha hayırlıdır" dedi.

 

10673. Ebu ishak der ki: Mesruk, Selsele'nin zekatından sorumluydu. Zekatını getirip yanına gelenlerden bunu kabul eder ve: "Üzerinde hakkımız olan başka bir şeyin var mı?" diye sorardı. Adam: "Var" derse onu da alırdı. "Yok" cevabını vermesi halinde ise ona: "Gidebilirsin" derdi.

 

10674. Kurre, kendisine bildiren birinden naklediyor: Gemi ile (öşür memuru olan) Humeyd b. Abdirrahman'a uğradım. Gemide ne olduğuna dair yemin ettirmeden beni bırakmadı.

 

10675. Ziyad b. Hudeyr der ki: Hz. Ömer beni öşürleri toplamak için gönderdi; ancak kimsenin mallarını teftiş etmememi istedi.

 

10676. Tavus der ki: "Öşür toplayan memur, insanlara doğru olanı gösterir.

Sonrasında ona getirilen şeyleri alır."

 

 

 

''Müslümanların Üzerine Öşür Yoktur'' Diyenler

 

10677. Harb b. Ubeydillah, (annesinin babası olan) dedesinden naklen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: "Müslümanlar üzerine öşür yoktur. Sadece Yahudi ve Hıristiyanlar öşür verirler."

 

Tahric: İbn Ebi Şeybe, MÜsned (2833), Ahmed (5/410), Buhari, Tarihu'l-Kebir (3/220), Ebu Davud (3041-3044) ve Tahavi, Şerhu Meani'l-Asar (2/31-32).

 

 

 

10678. Harb b. Ubeydillah da dayısından naklen, yukarıdaki hadisinin aynısını Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bildirmiştir.

 

Tahric: Ahmed (3/474), Ebu Davud (3042,3043) ve Tahitvı (2/31, 32).

 

 

 

10679. Said b. Zeyd, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Arap topluluğu! Öşürleri sizden kaldıran Yüce Allah'a hamdedin!" buyurduğunu bildirir.

 

Tahric: Ahmed (1/190), Bezzar, Müsned (1254), Ebu Ya'la (960=964), Tahavi, Şerhu Meani'l-Asar (2/30-31) ve Darakutni, İlel (4/661).

 

 

 

10680. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir bölgede iki kıble olmaz. Yine Müslüman olan kimseye de cizye vergisi yoktur" buyurmuştur.

 

Tahric: Ahmed (1/223, 285), Ebu Davud (3026, 3048), Tirmizi (633), Taberani, M. el-Evsat (7768), İbnu'l-Carud, e/-Münteka (1107), İbn Adiy (5/1845) ve Darakutni (4/156).

 

 

 

10681. Ziyad b. Hudeyr der ki: Hz. Ömer beni Sevad (Irak) bölgesine gönderdi.

Gönderirken müslümanlardan ve haraç ödeyen zimmilerden öşür almamamı söyledi.

 

10682. Osman b. Ebi'I-As bildiriyor: Sakif kabilesinden bir heyet Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek ona, Müslüman olmaları karşılığında cihad için çağrılmamaları, kendilerinden öşür alınmaması ve namazla sorumlu tutulmamaları şartını koştular. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cihada çağrılmayacak, sizden öşür alınmayacak ve başınıza sizden olmayan bir yönetici atanmayacaktır" buyurdu.

 

Tahric: Tayalisi (939), Ahmed (4/218), Ebu Davud (3020), İbn Huzeyme (1328) ve Beyhaki (2/444-445).

 

 

 

Benu Tağlib Hıristiyanlarından Ne Alınır?

 

10683. Ziyad b. Hudeyr der ki: Hz. Ömer beni, BenO Tağlib Hıristiyanlarına gönderdi ve ekinlerinden öşrün yarısını (yirmidebir) alma mı emretti.

 

10684. Davud b. Kurdus bildiriyor: Hz. Ömer b. el-Hattab, BenO Tağlib Hıristiyanlarıyla bir anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre zekatı iki katıyla ödeyecekler. Çocukları Hıristiyan yapmayacaklar ve başka bir dine girmeye zorlanmayacaklardı. Ancak (anlaşmaya uymayıp) küçük çocukları Hıristiyan yaptıkları için zımmı konumunda olamamışlardır.

 

Tahric: Yahya b. Adem, el-Harfic (206, 207, 208), Ebu Yusuf el-Kadi, el-Harfic (120), Ebu Ubeyd, el-Emval (70,1293), İbn Zenceveyh (111, 112) ve Beyhaki (9/216).

 

 

 

10685. Ziyad b. Hudeyr der ki: Dedemle birlikteyken oradan bir Hıristiyan geçti.

Yirmibin dirhem değerinde bir ata binmişti. Dedem ona: "istersen at için ikibin dirhem ver, at sende kalsın. istersen de ben atı alır, değeri olan ve geriye kalan onsekizbin dirhemi sana veririm" dedi.

 

10686. Ebu Miclez bildiriyor: Hz. Ömer, Osman b. Huneyf'i zimmet ahalisinden cizye almak üzere gönderdi. Zimmet ahalisi ticaret için kullandıkları mallarında her bir yirmi dirhem için bir dirhem vermeyi önerdiler. Osman bu konuda Ömer'e bir mektup yazınca, Ömer cevaben önerdikleri miktarı kabul edip onayladı. Mektupta yine Ömer'e: "Bizimle anlaşması olmayan gayr-ı müslim tüccarlardan ne almamızı emredersin?" diye sormuştur. Ömer de yanındakilere: "Siz onların bölgesine gitiğinizde sizden ne alıyorlar?" diye sordu. "Ondabir" karşılığını verdiklerinde Ömer: "O zaman siz de onlardan aynısını alın" demiştir.

 

10687. Ubeydullah b. Abdillah bildiriyor: Ömer b. el-Hattab, babam ile birlikte bir adamı zimmet ahalisinden Medine'ye ticari amaçlı mal getirenlerden cizye almak üzere görevlendirdi. Medine'ye devamlı gelmeleri için de onlara kolaylık sağladı ve buğdaydan öşrün yarısını (yirmidebir), diğer hububatlardan ise öşür (ondabir) almalarını söyledi.

 

 

 

10688. İbrahim (en-Nehai) der ki: "Zimmet ahalisi tüccarlarında, her yirmi dirhemde bir dirhem, Müslümanlarla anlaşması olmayan gayr-ı müslim tüccarlardan ise ise her on dirhemde bir dirhem alınır. Zimmet ahalisi içki ticareti yapmaları halinde kendilerinden her on dirhem için bir dirhem alınır."

 

10689. Fezare oğullarının azatlısı Ruzeyk bildiriyor: Ömer b. Abdilazız bana şöyle bir mektup yazdı: "Sana uğrayan zımmı tüccarlardan, ibraz ettikleri ve ticaret için kullandıkları mallardan her yirmi dinar için (haraç olarak) bir dinar aL. Arta kalan ve yirmi dinardan az olan malda da on dinara kadar (her on dinar için yarım dinar olacak şekilde) aynı hesap üzerinden haracı aL. Arta kalan malın değeri üç dinardan daha az ediyorsa onun için bir şeyalma. Ertesi seneye kadar geçerli olacak şekilde de aldığın mal karşılığında onlara yazı (makbuz) yaz."

 

10690. İbn Ebi Zi'b der ki: Zühri'ye Tağlib ve Kelb Hıristiyanlarının cizyesinin ne kadar olduğunu sorduğumda: "Bize ulaşana göre sürülerinden cizye olarak öşrün yarısı (yirmidebir) alınıyordu" dedi.

 

 

 

Senede Sadece Bir Kere Öşür Alınabileceğini Düşünenler

 

10691. Ziyad b. Hudeyr der ki: Hz. Ömer beni limanda öşürleri toplamakla görevlendirdi. Limanda gelen giden her gemiden öşür alıyordum. Adamın biri Ömer'e gidip bu durumu bildirince, Ömer bana: "Yıl içinde birinden sadece bir defa öşür al!" şeklinde bir mektup yazdı.

 

10692. İbrahim (en-Nehai) der ki: Hıristiyanın biri Ömer'e gelerek: "Senin memurun senede iki defa öşür alıyor" dedi. Ömer ona: "Sen kimsin?" diye sorunca, adam: "Ben yaşlı bir Hıristiyanım" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ömer:

"Ben de hanıf bir ihtiyarım" dedi ve memuruna: "Yılda sadece bir defa öşür al" diye bir mektup yazdı.

 

10693. Ziyad b. Hudeyr der ki: "islam'da ilk öşür toplayan kişi benim."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Fakirler ve Miskinler Kimlerdir?