|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Cenazeler |
Mümin ve Kafirin
Ruhunun Nasıl Çıkacağı Hakkında
12185. Bera anlatıyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Ensar'dan bir adamın
cenazesine gittik. Kabre vardığımızda henüz lahid kazılmamıştı. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturdu, biz de etrafına oturduk. Sanki başlarımız
üzerinde kuşlar vardı (sessiz ve hareketsiz duruyorduk). Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) elinde bir tahta parçası vardı. Onunla yeri çiziyordu.
Birden başını kaldırarak üç ya da iki kere şöyle buyurdu: ''Kabir azabından
Allah'a sığının." Daha sonra şöyle devam etti: "Mümin bir kul
dünyadan ayrılıp ahirete yönelme durumunda olunca kendisine' semadan, yüzleri
güneş gibi olan beyaz melekler gelirler ve görüş mesafesinde bir yere
otururlar. Beraberlerinde cennet kefenlerinden bir kefen, cennet kokularından
bir ko ku vardır. Daha sonra ölüm meleği gelerek onun başının yanına oturarak
ona: ''Ey temiz ruh! Allah'ın mağfiretine ve rızasına doğru çık!'' der. Bunun
üzerine ruh, su kabının ağzından damlanın akıp gittiği gibi akar gider. Melek
onu yakalar. Melek onu yakaladığında diğer melekler bir an bile onu ölüm
meleğinin elinde bırakmazlar. Nihayet tutup bu kefen ve kokunun içine
yerleştirirler. Kendisinden yeryüzünde bulunan en güzel misk kokusu gibi bir
koku çıkar. Onu çıkarırlar. Yanlarından geçirdikleri her melek topluluğu ''Bu
temiz ruh kimindir?'' diye sorar. Melekler ''Falan oğlu falandır'' diyerek
dünyada kendisine verilen en güzel ismini söylerler. Onu dünya semasına
ulaştırırlar. Gök kapılarının açılmasını isterler. Derken kapılar açılır, her
kat semada bulunan mukarreb melekler bir sonraki semaya kadar onu karşılarlar.
En sonunda yedinci kat semaya ulaştırılır.
Yüce Allah şöyle
buyurur: ''Kulumun kitabını dördüncü kat semada bulunan İlliyyin'e yazın ve onu
toprağa döndürün. Çünkü ben onları topraktan yarattım, onları oraya
döndüreceğim. Sizi bir kere daha oradan çıkaracağım.'' Ardından müminin ruhu
bedenine geri iade edilir. Ona iki melek gelir. Yanına otururlar ve ''Rabbin
kimdir?'' diye sorarlar. ''Rabbim Allah'tır'' der cevaben. Melekler ''Dinin
nedir?'' diye sorarlar. ''Dinim İslam'dır'' der. ''Size gönderilen şu adam
kimdir?'' diye sorarlar. ''O, Allah'ın Resulü'dür'' der. ''Onun hakkındaki
bilgin nedir?'' derler. ''Allah'ın Kitab'ını okudum. Ona iman ettim ve onu
tasdik ettim'' der.
Bunun üzerine semadan
bir münadi şöyle seslenir: "Kulum doğru söyledi; cennetten ona bir döşek
serin, ona cennet elbiseleri giydirin, ona cennetten bir kapı açın ki cennetin
güzel kokusu ve huzuru ona gelsin.'' Kabri göz alabildiğince genişletilir.
Güzel yüzlü, güzel elbiseli, güzel kokulu bir adam gelir ve şöyle der: ''Seni
sevindiren şeyle müjdelen. İşte bu, sana vaat edilen gündür.'' Mümin, o adama:
''Sen kimsin? Yüzün iyilik getiren bir yüz'' diye sorar. O adam: ''Ben senin
iyi amelinim'' der. Bunun üzerine mümin şöyle der: ''Ey Rabbim! Kıyameti kopar,
ey Rabbim kıyameti kopar ki aile me ve malıma kavuşayım.''
Kafir olan kul dünyadan
ayrılıp ahirete yönelme durumunda olunca semadan kendisine siyah yüzlü,
yanlarında çullar bulunan melekler gelirler ve görüş mesafesinde bir yere
otururlar.
Daha sonra ölüm meleği
gelerek onun başının yanına oturur. Ona: "Ey habis ruh, Allah'ın öfkesine
doğru çık!" der. Onun ruhu, cesedinde parçalara ayrılır. Ruhu, damarları
ve sinirleri paramparça olduğu halde demir çubuğun ıslak yün içerisinden
çıkarıldığı gibi bedenden çıkar. Hemen melek onu yakalar. Melek onu
yakaladığında diğer melekler bir an bile onu ölüm meleğinin elinde bırakmazlar.
Nihayet tutup bu çulların içine yerleştirirler. Kendisinden yeryüzünde bulunan
en pis leş kokusu gibi bir koku çıkar. Onu çıkarırlar. Yanlarından geçirdikleri
her melek topluluğu ''Bu habis ruh kimindir?'' diye sorar. Melekler ''Falan
oğlu falandır'' diyerek dünyada kendisine verilen en çirkin ismini söylerler.
Onu dünya semasına ulaştırırlar. Sema kapılarının açılmasını isterler. Kapılar
ona açılmaz." Daha sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şu ayeti
okudu: ''Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine
yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne
deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!" (A'rat Sur. 41)
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) anlatmaya devam etti: ''Yüce Allah şöyle buyurur: ''Kulumun
kitabını en alt kattaki yerde bulunan Siccin'e yazın ve onu toprağa döndürün.
Çünkü ben onları topraktan yarattım, onları oraya döndüreceğim. Sizi bir kere
daha oradan çıkaracağım.'' Ardından kafirin ruhu kovulur." Daha sonra Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şu ayeti okudu: ''Kim Allah'a ortak koşarsa,
sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere
sürüklüyor gibidir." (Hac Sur. 31). Ardından kafirin ruhu bedenine geri
iade edilir. Ona iki melek gelir. Yanına otururlar ve ''Rabbin kimdir?'' diye
sorarlar. ''Ha, ha! Bilmiyorum'' der. Bunun üzerine semadan bir münadi şöyle
seslenir: ''Cehennemden ona bir döşek serin, ona ateşten elbiseler giydirin,
ona cehennemden bir kapı açın ki cehennemin harareti ve sıcak rüzgarı ona
gelsin.'' Kabri o kadar sıkıştırılır ki kaburga kemikleri birbirine geçer.
Derken çirkin yüzlü, çirkin elbiseli, pis kokulu bir adam gelir ve şöyle der:
''Seni üzen şeyle müjdelen. İşte bu sana vaat edilen gündür.'' Kafir o adama:
''Sen kimsin? Yüzün kötülük getiren bir yüz'' diye sorar. O adam: ''Ben senin
pis amelinim'' der. Bunun üzerine kafir şöyle der: ''Ey Rabbim kıyameti
koparma, ey Rabbim kıyameti koparma!''"
12186. Başka bir kanaıla
Bera'nın bildirdiğine göre Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yukarıdaki hadisinin aynısı " ... en alt katın altında bulunan Siccin'e
... " ibaresiyle aktarılmıştır.
12187. Ebu Musa der ki:
Müminin ruhu, en güzel misk kokusu olarak (bedeninden) çıkar. Onu ruhunu
kabzeden melekler çıkarırlar. Semadaki meleklerden başka melekler onu
karşılarlar ve "Sizinle beraber olan şu kişi kimdir?" diye sorarlar.
Melekler "Falan kişidir" derler. Onu en güzel amelleriyle anarlar.
Bunun üzerine bu melekler diğer meleklere: "Allah'ın selamı sizin ve beraberinizde
olanın üzerine olsun" derler. Kendisine semanın kapıları açılır ve müminin
ruhunun yüzü parlar. Sonrasında Yüce Rab, cemalinde güneş gibi burhan olduğu
halde gelir.
Hayırdan uzak olan
kafirin ruhu ise, leşten daha pis bir koku olarak çıkar.
Ruhunu kabzeden
melekler, onu çıkarırlar. Semadaki meleklerin dışındaki melekler onu
karşılarlar ve "Sizinle beraber olan şu kişi kimdir?" diye sorarlar.
Melekler "Falan kişidir" derler. Onu en kötü amelleriyle zikrederler.
Bunun üzerine melekler şöyle der: "Onu geri çevirin. Allah ona hiçbir
şekilde zulmetmemiştir." Ebu Musa devamla şu ayeti okudu: " ...
Onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar
cennete de giremezler!" (A'raf Sur. 41)
12188. Ebu Hureyre
anlatıyor: Hiç şüphesiz ölü, insanlar geri dönüp gittiklerinde onların ayak
seslerini işitir. Eğer mümin ise namaz başucunda, zekat sağ tarafında, oruç sol
tarafında, sadaka, sıla-i rahim, insanlara iyilik yapma ve güzel sözler söyleme
gibi hayır işleri ayakuçlarında durur. Baş tarafına gelinir. Namaz liGiriş
benim tarafımdadır'' der. Sağ tarafına gelinir ve zekat liGiriş benim
tarafımdadır" der. Sol tarafına gelinir ve oruç liGiriş benim
tarafımdadır" der. Ayakları tarafından gelinir ve sadaka, sıla-i rahim, insanlara
iyilik yapma ve güzel sözler söyleme gibi hayır işleri liGiriş benim
tarafımdadır" der.
Ona ''Otur"
denilir. Otururunca güneşin batmaya yakın bir halde olduğu görüntüsü ona
gösterilir. Ona: "Sana soracağımız şeyleri bize haber ver" denilir. O
da: liBeni bırakın da namaz kılayım" der. Ona: ''Sen onu yaparsın, sana
soracağımız şeyleri bize haber ver" denilir. O da bunun üzerine kalkarak:
"Bana ne soracaksınız?" der. Derler ki: liSizin aranızda olan şu
adamı görüyor musun, onun hakkında ne dersin? Ona nasıl şehadet edersin?"
Adam cevaben: 110 Muhammed'dir" der. ''Evet" denilir. Devamla şöyle
der: "Onun Allah'ın Resulü olduğuna şehadet ederim. Bize Allah katından
apaçık deliller getirdi. Biz de onu tasdik ettik." Bunun üzerine ona: ''Sen
bu inanç üzere yaşadın, bunun üzerine öldün, bunun üzerine inşallah
diriltileceksin" denilir.
Daha sonra mezar, seksen
arşın genişletilir. Sonrasında ona cennetten bir kapı açılırak: ''Allah'ın sana
cennette ne hazırladığına bak" denilir. Bunun üzerine onun gıptası ve
sevinci artar. Akabinde cehennemden bir kapı açılır ve: liBurası, Allah'a asi
olsaydın, oturacağın ve Allah'ın cehennemde sana hazırladığı yer olacaktı"
denilir. Yine gıptası ve sevinci artar. Daha sonra hoş bir rüzgara soluk olarak
konulur. Bu, cennet ağacından yiyen yeşil bir kuştur. Derken cesed yaratıldığı
toprağa tekrar iade edilir. işte bu, Allah'ın şu kavl-i şerifinin açılımıdır:
"Allah, iman edenleri hem dünya hayatında, hem de ahirette sabit bir sözle
sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır." (İbrahim Sur. 27)
Muhammed (b. Amr) der
ki: Ömer b. el-Hakem b. Sevban şöyle devam etmiştir:
"Daha sonra
kendisine ''Uyu!'' denilir: Bunun üzerine Allah, kendisini diriltinceye kadar
ailesinden onu en çok seven kişinin uyandırdığı gelinin uyuduğu gibi uyur.
Ebu Hureyre şöyle devam
etmiştir: Eğer ölen kişi kafirse baş tarafından gelinir.
Karşılayacak hiçbir şey
bulunmaz. Sağ tarafına gelinir. Hiçbir şey bulunmaz. Sol tarafından gelinir.
Hiçbir şey bulunmaz. Daha sonra ayakları tarafından gelinir. Hiçbir şey
bulunmaz. Ona ''Otur!" denilir. Korkmuş bir halde oturur. Ona liSana
soracağımız şeyleri bize haber ver'' denilir. O: liBana ne soracaksınız?"
der. liSizin aranızda olan şu adamı görüyor musun, onun hakkında ne dersin? Ona
nasıl şehadet edersin?" denilince: ''Hangi adam?" karşılığını verir.
Tekrar: ''Hani şu aranızdaydı ya" denilince yine ismini hatırlayamaz.
Bunun üzerine ona "Muhammed!" denilince şöyle der: "Bilmiyorum.
insanların hakkında bazı şeyler dediklerini duyardım. Ben de onların dediği
gibi diyorum!'' Bunun üzerine ona şöyle denilir: ''Sen bu düşünceyle yaşadın,
bu inanç üzere öldün, bu hal üzere inşallah diriltileceksin.'' Daha sonra ona
cehennemden bir kapı açılır ve denilir ki: ''işte senin oturacağın ve Allah'ın
senin için hazırladığı yer.'' Bunun üzerine pişmanlığı ve üzüntüsü artar.
Akabinde ona cennetten bir kapı açılır ve denilir ki: ''Bu (eğer itaat
etseydin) cehennemin yerine yaşayacağın yer olacaktı'' Bunun üzerine pişmanlığı
ve üzüntüsü bir kat daha artar. Ardından kaburga kemikleri birbirine geçinceye
kadar mezarı sıkıştırılır. işte bu, Allah'ın "Her kim de benim zikrimden
(Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu
kıyamet gününde kör olarak haşrederiz." (Haşr Sur. 124) buyurduğu dar
geçimdir.
Tahric: Abdürrezzak (6703),
Tirmizi (1071), İbn Ebi Asım (864), İbn Hibban (3113), Hakim (1/379-381) ve
Beyhaki, İsbatu Azabi'l-Kabr (67).
Cenazeyi (Tabutu)
Kaldıran Adam Ne Der?
12189. Nafi' anlatıyor:
Abdullah b. Ömer, cenazede bir adamın şöyle dediğini duydu: ''Allah'ın ismi
üzerine kaldırın.'' Bunun üzerine şöyle dedi: ''Allah'ın ismi üzerine
kaldırın'' demeyin. Çünkü Allah'ın ismi her şeyin üzerindedir. ''Allah'ın
ismiyle kaldırın'' deyin.''
12190. Bekr b. Abdillah
el-Muzeni diyor ki: ''Tabutu kaldırdığında ''Bismillah Sübhanallah'' de.''
12191. Bekr b. Abdillah
el-Muzeni, tabutu kaldırdığında ''Bismillah'' dedi ve tabutu taşıdığı sürece
tesbih etti.
Öldükten Sonra Ölünün
Öpülmesi
12192. Hz. Aişe ile İbn
Abbas'ın bildirdiğine göre Hz. Ebu Bekr, Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) vefatından sonra öpmüştür.
Tahric: Ahmed (1/299,
6/55), Buhari (4455-4457, 5709-5711), Tirmizi Şemail (390), Nesai (19966,
1968), İbn Mace (1457) ve İbn Hibban (3029).
12193. Hz. Aişe der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Osman b. Maz'un'u ölü olduğu
halde öpmüştür. Öperken Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gözyaşlarının Osman'ın yanakları üzerine aktığını gördüm.''
Tahric: Ahmed
(6/43,55,56,206), Ebu Davud (3155), Tirmizi (989), İbn Mace (1456) ve Hakim
(1/361).
12194. Hz. Aişe'nin
bildirdiğine göre Hz. Ebu Sekr, Resulullah'ı, (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
vefatından sonra öpmüştür.
Tahric: Ahmed (6/31),
Tirmizi, Şemail (391) ve İbn Sa'd (2/265).
12195. Zübeyr ailesinin
azatlısı Abdullah el-Sehı'den şöyle rivayet edilmiştir:
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) vefat ettikten sonra Ebu Sekr, onun huzuruna girdi. Yüzünü
açtı. Üzerine kapanarak onu öptü ve şöyle dedi: "Anam babam sana feda
olsun, hayatında da, ölümünde de ne de hoşsun!"
Tahric: İbn Sa'd (2/264,
265).
12196. Asım b. Behdele
der ki: ''Ebu Vail (Şakık b. Seleme) ölünce Ebu Burde onu alnından öptü.''
Cenaze Sahibi Taziye
Edilirken Ne Denilir?
12197. Ebu Halid
el-Valibi'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir
adamı taziye ederken şöyle buyurmuştur: ''Allah ona rahmet etsin, seni de
ödüllendirsin. "
12198. Eş'as dedi ki:
''Şimr (veya Şemir b. Atiyye) ölüm musibetine maruz kalan kişiye: ''Rabbinin
hükmüne sabret'' derdi.
12199. Talha b.
Ubeydillah b. Kerız deri ki: ''Kim ölüm musibetine düçar olan kişiye taziyede
bulunursa Allah, gıpta edilen bir cübbeyi (cennette) ona giydirecektir.''
12200. Davud b. Natiz
anlatıyor: Ubeydullah b. Ubeyd'e ''Şu iki yaşlı - İbnü'z-Zübeyr ile Abdullah b.
Umeyr'i kastediyor - nasıl taziyede bulunurdu?" diye sordum. Şu karşılığı
verdi: ''Şöyle derlerdi: ''Allah sana müttakilere verdiği akıbeti yani Kendisi
katından salatlar ve rahmet ihsan etsin. Seni hidayete ermişlerden eylesin.
Peygamberleri ve salih zatları mükafatlandırdığı gibi seni de ödüllendirsin.''
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Ölüyü Kefenleyenin
Sevabı Hakkında