|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Hac Menasiki |
Telbiye ile Beraber
Sesini Yükseltenler
15276. Zem'a anlatıyor:
İbn Tavus'a: "Baban telbiye getirirken sesini yükseltir miydi?" diye
sordum. "ikisi ortası (yani ne yüksek, ne de alçak)" dedi.
15277. MekhOI der ki:
"Telbiye haccın şiarıdır. Her yüksek yere Çıktığınızda ve her an telbiyeyi
çokça getirin. Telbiyeyi çokça getirin ve açıktan getirin."
15278. Hasan b. Furat
bildiriyor: İbn Ebi Müleykebize: "ihramlı mısınız?" diye sordu. Biz:
"Evet" deyince: "Öyleyse telbiye getirin" dedi.
15279. Eş'as'ın
bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) telbiye getiren adam hakkında:
"Telbiyeyi
yanındakine işittirir" dedi.
15280. Said b. Cübeyr
anlatıyor: İbn Abbas'a: "Haccın makbulolmasının yolu nedir?" diye sorulunca:
"Yüksek sesle telbiye getirmek ve kurbanlık develeri boğazlamaktır"
dedi.
15281. Bekr der ki:
"ibn Ömer'in yanındaydım. Sesini iki dağ arasına duyuracak kadar yüksek
sesle telbiye getirdi."
15282. Ya'kub b. Zeyd
der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı,
telbiyelerinin şiddetinden dolayı -Bedir tarafında Medine'ye 70 km
uzaklığındaki bir yer olan- Revha'ya varmadan sesleri kısılırdı."
15283. Urve'nin
bildirdiğine göre Hz. Ömer, Safa ile Merve üzerinde telbiye getirir, sesini
epey yükseltirdi. Yüzü görünmediği halde gece vakti sesi tanınırdı,
15284. Hallad b. es-Saib
kanalıyla babasından rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurmuştur: "Cibril yanıma geldi ve ashabıma, telbiye
getirirlerken seslerini yükseltmelerini emretmemi emretti."
Tahric: Malik
(1/334:34), İbn Ebi Şeybe, Müsned (853), Ahmed (4/55, 56), Darimi (1809, 1810),
Ebu Davud (1810), Tirmizi (829), Nesai (3734), İbn Mace (2922), İbn Huzeyme
(2625, 2627), İbn Hibban (3802) ve Hakim (1/450).
15285. Abdilazız b.
Rüfey'in bildirdiğine göre İbn Ömer der ki: "Telbiye getirirken
seslerinizi yükseltin." ibnü'z-Zübeyr'den de bunun aynısı nakledilmiştir.
15286. Zeyd b. Halid
el-Cühenı'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Cibril bana gelerek şöyle dedi: Ashabına telbiye ile beraber
seslerini yükseltmelerini emret. Çünkü bu, haccın sembolüdür."
Tahric: Ahmed (5/192),
İbn Mace (2923), İbn Hibban (3803) ve Hakim (1/450).
15287. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Haccın en faziletlisi, yüksek sesle telbiye getirmek ve kurbanlık
develeri bOğazlamaktır."
Tahric: Tirmizi (2998,
827), İbn Mace (2896, 2924), İbn Huzeyme (2631) ve Hakim (1/451).
15288. Muttalib b.
Abdillah der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı,
telbiyelerinin şiddetinden dolayı sesleri kısılırdı. ihrama girdiklerinde
kendilerini güneşe bırakırlardı."
"Telbiye Haccın Zinetidir"
Diyenler
15289. Eyyub anlatıyor:
Said b. Cübeyr'i mescidde Yemenli insanları uyandırırken gördüm. Onlara şöyle
diyordu: "Kalkın ve telbiye getirin. Çünkü telbiye, haccın süsüdür."
15290. İbrahim-(i Nehai)
der ki: "Telbiye haccın süsüdür" denilirdi.
15291. ibnü'z-Zübeyr
şöyle derdi: "Telbiye, haccın zinetidir."
15292. Mücahid der ki:
"Haccın şiari (sembolü) telbiyedir."
"Mekke Halkı
Üzerine Remel (Tavaf Yaparken Çalımlı ve Hızlı Yürümek) Yoktur" Diyenler
15293. Hasan(-ı Basri)
ile Ata (b. Ebi Rabah): "Mekke halkı üzerine ve Mekke'den ihrama girenler
üzerine remel yoktur. Mekkeli bir kimsenin dışarıdan gelmesi müstesna"
dediler.
15294. Nafi' der ki:
"ibn Ömer, Mekke'den ihrama girdiğinde remel yapmazdı."
15295. Humeyd der ki:
"Ben ve Bekr, Mekke'den ihrama girdik. Beytullah'ı tavaf ettik ve remel
yaptık."
15296. Habıb anlatıyor:
Ata'ya Mekkeli bir adamın Mekke'den ihrama girdiğinde ilk üç şavtta koşup
koşmayacağı sorulunca: "Onlar (Ashab-ı Kiram) koşarlardı" dedi. İbn
Abbas ise: "Bu, sadece Mekke dışından gelenler için söz konusudur"
dedi.
15297. Ebu Cafer
(el-Bakır) der ki: "Mekke halkı üzerine remel yoktur."
Kurban Kesim Günü
Ziyaret Tavafı Yapan Kişi, Remel Yapar mı, Yapmaz mı?
15298. Urve der ki:
"Kurban kesim günü (birinci gün) remel yoktur."
15299. İbn Huseym diyor
ki: "Mücahid'in kurban kesim günü remel yaptığını gördüm."
15300. Ata (b. Ebi
Rabah) der ki: "Kurban kesim günü yapılan tavafta remel yoktur."
Arefe Günü Tekbir Getirmek
mi Daha Üstündür, Telbiye Getirmek mi?
15301. Vebere b.
Abdirrahman bildiriyor: İbn Ömer'e Arefe günü telbiye getirmekten bahsedilince:
"Tekbir getirmeyi daha çok seviyorum" dedi.
15302. Ma'mer'in
bildirdiğine göre Eba Cafer (el-Bakır) der ki: "Arafat'a gittiğinde
telbiyeyi kes. Tekbir getir ve ''La ilahe illallah'' de."
15303. Abdurrahman b.
Yezid anlatıyor: Arafat'ta İbn Mes'ud ile beraberdim.
Derken telbiye getirmeye
başladı. Bir adam: "Bu günde telbiye getiren şu adam da kim?" dedi.
Bunun üzerine İbn Mes'ud ona doğru dönerek: "Lebbeyk topraklar adedince,
lebbeyk" dedi.
15304. İbn Ömer
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Mina'dan
Arafat'a gittik. Kimimiz tekbir, kimimiz de telbiye getiriyordu.''
Tahric: Ahmed (2/3, 22,
30), Darimi (1876), Müslim (272), Ebu Davud (1812) ve Nesai (2989, 2990).
15305. Ebu'l-Aliye der
ki: İbn Abbas'ın Arafat'ta şöyle dediğini duydum: "Lebbeyk Allahümme
lebbeyk."
15306. Said b. Cübeyr
anlatıyor: İbn Abbas'a, Muaviye'nin telbiye getirmeyi yasakladığı söylenince
hemen Muaviye'nin yanına gitti. Kıldan olan çadırının direklerini tuttuktan
sonra telbiye getirdi. Daha sonra: "Ali'nin bu günde telbiye getirdiğini
bildiği için ona muhalefet etmek hoşuna gidiyor" dedi.
15307. İbrahim
anlatıyor: İbn Mes'ud, Arafafta telbiye getirdi. "Şu telbiye getiren de
kim?" denildi. "Abdullah b. Mes'ud'dur" denilince sustular.
15308. ikrime b. Halid
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Arafafta vakfe yaparken
telbiye getirmiştir."
15309. Ebu Ya'fur
anlatıyor: İbn Ömer ve ibnü'l-Hanefiyye ile beraber Mina'dan Arafat'a doğru
yürüyordum. ikisi de telbiye getiriyorlardı.
15310. Muhammed b. Ebi
Bekr es-Sekafı anlatıyor: Enes'e: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ile beraber nasıl yapıyordunuz?" diye sordum. Şöyle dedi: "Telbiye
getirmek isteyen telbiye getiriyor, hiç kimse karşı çıkmıyordu. Tekbir getirmek
isteyen tekbir getiriyor, hiç kimse karşı çıkmıyordu."
Tahric: Malik
(1/337:43), Ahmed (3/110, 147, 240), Buhari (970, 1659), Müslim (2/933: 275,
374), Nesai (3991, 3992), İbn Mace (3008) ve İbn Hibban (3847).
Mescid-i Haram'da Namaz
Kılan ve Hac için Telbiye Getiren Kişi Hakkında
15311. İsmail b.
Abdilmelik'in bildirdiğine göre Said b. Cübeyr ile Ata, Mescid-i Haram'da namaz
kılarlar, Mescid-i Haram'dan çıktıklarında hac için telbiye getirirler ve
tavafı tehir ederlerdi.
15312. Abdullah b.
el-Müemmel der ki: "ibn Ebi Müleyke'nin Mina'ya çıkmadan önce Beytullah'ı
tavaf ettiğini, Safa ile Merve arasında sa'y yaptığını gördüm."
15313. Ebu Süfyan
anlatıyor: Salim'e (Mescid-i Haram'dan Mina'ya) çıkmadan önce ya da (Mina'dan
Mekke'ye) döndükten sonra hac ihramına giren kişinin durumunu sordum. Şöyle
dedi: "Bu, bir nevi borç gibidir. Borcunu ödemede acele edersen daha iyi
olur."
15314. Muhammed b.
Abdillah anlatıyor: Kasım b. Muhammed'e bunu sordum. "Bunların hepsi
güzeldir" dedi.
Mina'dan Dönünceye Kadar
Tavafı (Safa ile Merve Arasında Sa'y Etmeyi) Tehir Eden Kişi Hakkında
15315. Ata'nın bildirdiğine
göre İbn Abbas şöyle derdi: "Mekke halkı için Safa ile Merve arasında sa'y
yapmak, Mina'dan döndükten sonradır."
Şeytana Taş Attığında
Her Bir Taşla Beraber Tekbir Getirenler
15316. Fadl b. Abbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Akabe cemresine
(Büyük Şeytan'a) taş atıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti. Akabe
cemresine yedi ufak taş attı, her taşla beraber tekbir getiriyordu.
15317. Abdurrahman b.
Yezid der ki: "ibn Mes’ud, Akabe cemresine vadinin içinden taş attı. Her
attığı taşla beraber tekbir getirdi."
15318. Ebu Said
el-Hulkanı anlatıyor: Salim b. Abdillah'ın Akabe cemresine vadinin içinden taş
attığını gördüm .
15319. İbn Cüreyc'in
bildirdiğine göre Ata (b. Ebi Rabah), şeytan taşlama sırasında attığı iki taşı
düşen adam hakkında: "iki taşın her biriyle beraber bir tekbir
getirir" dedi.
15320. Nafi'nin
bildirdiğine göre İbn Ömer, attığı her ufak taşla beraber bir kere tekbir
getiriyordu.
15321. Süleyman b. Amr
b. el-Ahvas'ın bildirdiğine göre annesi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) vadinin içine girdiğini, yedi ufak taş attığını ve her bir taşla
beraber tekbir getirdiğini görmüştür.
15322. Yahya b. Said'in
bildirdiğine göre Kasım (b. Muhammed), Akabe cemresine (Büyük şeytan'a) taş
atmış ve her bir taşla beraber tekbir getirmiştir.
15323. Ebu Miclez
anlatıyor: Cibril, İbrahim'e (a.s.) yedi ufak taş verdi. Daha sonra Akabe'ye
gittiler. Derken şeytan karşılarına çıktı. Cibril, Hz. İbrahim'e: "Taşları
at ve tekbir getir" dedi. ikisi taşları şeytana attılar. Her atışlarında
tekbir getirdiler. İbrahim (a.s.) geri kalan iki cemrede de aynısını yaptı.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
"Hacer-i Esved'den
Başlanılır ve Hacer-i Esved ile Bitirilir" Diyenler