m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Boşanma

 

İddet'e Dair Bazı Durumlar

 

İstihazeli Kadının Boşanması Durumunda Beklemesi Gereken iddet Hakkında Söylenenler

 

19048. Hasan(-ı Basri) der ki: "istihazeli kadın, iddet olarak üç hayızlık süresi kadar bir müddet bekler."

 

19049. Cabir b. Zeyd der ki: "İstihazeli kadın, iddet olarak üç hayızlık süresi kadar bir müddet bekler."

 

19050. Tavus der ki: "İstihazeli kadın iddetini (hayızlık hesabıyla değil de) ay hesabıyla bekler."

 

19051. Hakem (b. Uteybe) ile Ata (b. Ebi Rabah) dediler ki: "İstihazeli kadın, iddet olarak üç hayızlık süresi kadar bir müddet bekler."

 

19052. Matar'ın bildirdiğine göre istihazeli kadının iddeti konusunda Ata (b. Ebi Rabah), Hakem ve Hasan(-ı Basri) şöyle demişlerdir: "Hayızlık zamanlarını hesap ederek (üç hayızlık süresi kadar) iddet bekler."

 

19053. Zühri der ki: "İstihazeli kadın, iddet olarak üç hayızlık süresi kadar bir müddet bekler."

 

19054. ibrahim(-i Nehai) der ki: "İstihazeli kadın, iddet olarak üç hayızlık süresi kadar bir mÜddet bekler."

 

19055. Hammad (b. Ebi Süleyman) der ki: "İstihazeli olarak boşanan kadın iddet beklerken üçüncü hayızlık dönemi normalde olduğundan daha az sürerse erkek onu geri döndürme hakkına sahip olamaz. Aynı şekilde kadın temizlendi diye gusledemez ve namaz kılamaz. Erkeğin onu geri döndürebilmesi, gusledip namazını kılabilmesi için normal hayızlık süresinin daha fazlası bir zamanın geçmesi gerekiLli

 

19056. Said b. el-Müseyyeb der ki: "İstihazeli kadının iddeti, bir yıldır."

 

19057. ikrime der ki: "istihazeli kadın ile hayız görmesi düzenli olmayan, ayda bir veya iki defa hayız gören kadının iddeti, şüphe barındıran bir durumu olduğu için üç aylık bir süredir."

 

19058. Cabir b. Zeyd der ki: İbn Abbas ile İbn Ömer, kocası kayıp olan kadının beklemesi gereken iddet konusunda müzakere ettiler. Sonunda: "Bu durumda olan kadın, dört yıl boyunca kocasının dönmesini bekler. Gelmemesi halinde de kocasının velisi onu başar. iddet olarak da dört ayan gün bekler" kararına vardılar.

Bu durumda olan kadının nafakası konusunda da müzakere ettiler. İbn Ömer:

"Kadın kocasının yüzünden bu kadarlık bir süreyi beklediği için (iddeti süresince) nafakası bizzat onun (kocasının) malından temin edilir" deyince, İbn Abbas: "Hayır, öyle değil! Zira bu durumda diğer mirasçılara zararı olur. Bunun yerine kadın, kocası gelene kadar malından geçimini temin eder. Gelmesi halinde zaten kadının kocasının malında öyle bir hakkı vardır. Gelmemesi halinde de iddeti süresince herhangi bir nafaka hakkı olmaz" karşılığını verdi.1

 

 

 

Lohusa iken Boşanan Kadının Lohusalığının iddetten Sayılamayacağını Söyleyenler

 

19059. Zeyd b. Sabit der ki: "Lahusa iken boşanan kadının lahusalık dönemi iddetten sayılmaz."

 

19060. Eş'as'ın bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri)'ye: "Lahusa iken boşanan kadının lahusalık müddeti iddetten sayılır mı?" diye sorulunca, Hasan: "Lahusalık dönemi iddetten sayılmaz" karşılığını vermiştir.

 

19061. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Kadın lahusa iken başandığı zaman lahusalık dönemini iddetten sayamaz."

 

19062. Zeyd b. Sabit der ki: "Kocası tarafından lahusa iken boşanan kadın lahusalık dönemini iddetten sayamaz."

 

 

 

Kadının istihazeli Olduğu Ne Zaman Belli Olur?

 

19063. Haris der ki: "Kadının istihazeli olduğu, kendisinden gelen kanın normal kadınların hayzını bitirme süresini aşması halinde belli olur."

 

19064. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Kadından gelen kan, diğer bir hayızlık dönemine kadar sürdüğü zaman kadının istihazeli olduğu açığa çıkar."

 

 

 

Kur' Hakkında Söylenenler

 

19065. Hz. Aişe der ki: "Kur', (hayızlık değil) temizlik dönemleridir."

 

19066. Malik b. Enes'in bildirdiğine göre Kasım (b. Muhammed) ile (ibn Ömer'in oğlu) Salim: "Kur', temizlik dönemleridir" derlerdi.

 

19067. Dahhak der ki: "Kur', (temizlik değil) hayızlık dönemleridir.''

 

 

 

Ümmü Veled'in iddetinin Kocasının Ölümünden Sonra Üç Hayızlık Dönemi Olduğunu Söyleyenler

 

19068. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Ümmü veled'in iddeti, üç hayızlık dönemidir."

 

19069. İbn Sirin der ki: "(Ümmü veled'in) iddeti, üç hayızlık dönemidir."

 

19070. Hz. Ali der ki: "(Ümmü veled'in) iddeti, üç hayızlık dönemidir."

 

19071. Amir de Hz. Ali'den benzerini rivayet etmiştir.

 

19072. Haris'in bildirdiğine göre Hz. Ali ile Abdullah (b. Mes'ud): "(Ümmü veled'in) iddeti, kocasının ölümünden sonra üç hayızlık dönemidir" demişlerdir.

 

19073. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "(Ümmü veled'in) iddeti, üç temizlik dönemidir."

 

 

 

Ümmü Veled'in iddetinin Dört Ay On Gün Olduğunu Söyleyenler

 

19074. Kabısa'nın bildirdiğine göre Amr b. el-As der ki: "Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konudaki sünnetine şüpheler sokmayın! Ümmü veledin iddeti, kocası ölmüş kadının iddeti kadardır."

 

Tahric: Ahmed (4/203), Ebu Davud (2302), Ebu Ya'la (7300=7338, 7311=7349), İbnu'l-Carud (769), İbn Hibban (4300), Darakutni (3/309:244, 245, 246), Hakim (2/209) ve Beyhaki (7/447, 448).

 

19075. Fadala b. Ubeyd ile Ebu iyad şöyle derler: "Kocası ölen ümmü veled'in iddeti hür olan kadının iddeti kadardır."

 

19076. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Kocası ölen ümmü veled'in iddeti, dört ay on gündür."

 

19077. Hasan(-ı Basri) ile Said b. Cübeyr dediler ki: "Efendisi (kocası) ölen ümmü veled'in iddeti, dört ay on gündür."

 

19078. Eyyub der ki: Hakem b. Uteybe, Zühri'ye, kocası ölen ümmü veled'in iddetinin ne kadar olduğunu sorunca, Zühri: "Bu konuda sünnet neyse onu bekler" karşılığını verdi. Hakem: "Peki, bu konuda sünnet nasıldır?" diye sorunca da Zühri: "Berire azat edilince iddet olarak hür olan kadının iddeti kadar bekledi" karşılığını verdi.

 

Tahric: Abdurrezzak (12933), İshak b. Rahuveyh (749), İbn Mace (2077) ve Beyhaki (7/451).

 

 

 

19079. SaTd b. el-Müseyyeb der ki: "Ümmü veled'in iddeti, dört ayan gündür."

 

19080. Zühri, Ömer b. AbdilazTz ile Said b. el-Müseyyeb'den benzerini zikreder.

 

19081. Hılas da Hz. Ali'den benzerini zikretmiştir.

 

 

 

Ümmü Veled'in iddetinin Bir Hayızlık Dönemi Olduğunu Söyleyenler

 

19082. İbn Ömer der ki: "Ümmü veled'in iddeti, bir hayızlık süredir."

 

19083. Ebu Kılabe der ki: "Kocası ölen ümmü veled'in iddeti, bir hayızlık süredir."

 

19084. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) şöyle derdi: "Kocası ölen ümmü veled'in iddeti, bir hayızlık süredir."

 

19085. Zeyd (b. Sabit) der ki: "(Kocası ölen) ümmü veled'in iddeti, bir hayızlık süredir."

 

19086. Dahhilk der ki: "(Kocası ölen) ümmü veled'in iddeti, bir hayızlık süredir."

 

19087. ismail'in bildirdiğine göre Şa’bi der ki: "Ümmü veled'in iddeti, bir hayızlık süredir. iddetini üç hayızlık süresi yapıyorsanız da neden onu kocasına varis kılmıyorsunuz?"

 

19088. Ata (b. Ebi Rabah) ile Tavus dediler ki: "Efendisi (kocası) ölen ümmü veled ile cariyenin iddeti, iki ay beş gündür,"

 

19089. Yahya b. Said bildiriyor: Kasım'a, Abdulmelik b. Mervan'ın, bir veya iki hayızlık bir süre iddet bekledikten sonra başkalarıyla evlenen ümmü veled'leri yeniden dört ayan gün iddet beklemeleri için kocalarından ayırdığı zikredilince şöyle dedi: "Sübhanallah! Yüce Allah, Kitab'ında: "Içinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. ... "l buyurur. Peki, ümmü veled'leri normal eş olarak mı görmeli?"

 

 

 

Azat Edilen Ümmü Veled'in iddetinin Ne Kadar Olduğu Konusunda Söylenenler

 

19090. Yahya b. Ebi Kesir'in bildirdiğine göre Amr b. el-As, azat edilen bir üm mü veled'in iddet olarak üç hayızlık süresi beklemesini söyledi. Ömer'e de bir mektup yazıp durumu bildirince Hz. Ömer cevaben bu konuda onun güzelolanı yaptığını ifade etti. 

 

19091. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) şöyle derdi: "Azat edilen üm mü veled'in iddeti, üç hayızlık süredir."

 

19092. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Azat edilen veya kocası ölen ümmü veled'in iddeti, üç hayızlık süredir."

 

19093. Bürd'ün bildirdiğine göre Mekhul: "Kocası tarafından azat edilen ümmü veled'in iddeti, iki hayızlık süredir"; Zühri ise: "Üç hayızlık süredir" demiştir.

 

19094. Amr der ki: Cabir b. Zeyd'e, kişinin -henüz hayatta iken- azat ettiği cariyesinin beklemesi gereken iddet sorulunca der ki: "Hayız görüyorsa iddeti üç hayızlık süredir. Henüz hayız görmüyorsa ve başkasıyla evlenecekse iddeti üç aydır."

 

19095. Nafi'nin bildirdiğine göre İbn Ömer: "Kocasının onu azat etmesi veya ölmesi durumunda ümmü veled'in iddeti, bir hayızlık süredir" demiştir.

 

 

 

Boşanan Cariyenin iddetinin Ne Kadar Olduğu Hakkında

 

19096. Hz. Ali der ki: "Cariyenin iddeti, iki hayızlık süredir. Şayet henüz hayız görmüyorsa iddeti bir buçuk aydır."

 

19097. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Cariyenin iddeti iki hayızlık süredir. Şayet henüz hayız görmüyorsa iddeti bir buçuk aydır."

 

19098. Ebu Ma'şer de ibrahim(-i Nehai)'den benzerini nakleder.

 

19099. Davud b. Kays der ki: Salim b. Abdillah'a cariyenin iddetini sorduğumda: "iki hayızlık süredir. Ancak henüz hayız görmüyorsa iddeti bir buçuk aydır" karşılığını verdi.

 

19100. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Cariyenin iddeti iki hayızlık süredir."

 

19101. Hasan(-ı Basri) der ki: "Cariyenin iddeti, hayız görüyorsa iki hayızlık süredir. Ancak henüz hayız görmüyorsa iddeti bir buçuk aydır."

 

19102. İbn Ömer der ki: "Cariyenin iddeti hayız görüyorsa iki hayızlık süredir.

Ancak henüz hayız görmüyorsa iddeti bir buçuk aydır."

 

19103. Amr b. Evs, Sakif kabilesinden bir adamdan bildirir: Ömer b. elHattab'ın: "Elimden gelseydi cariyenin iddetini bir buçuk hayızlık bir süre yapardım" dediğini işittim. Adamın biri ona: "Bu süreyi bir buçuk ay yapsan olmaz mı?" deyince, Hz. Ömer sessiz kaldı.

 

19104. Zühri der ki: "Cariyenin iddeti, iki hayızlık süredir. Ancak henüz hayız görmüyorsa iddeti iki aydır."

 

19105. Cüveybir'in bildirdiğine göre Dahkak'a, buluğ çağına eren, ancak henüz hayız görmeyen cariyenin iddeti sorulunca: "Bunun iddeti, kırk beş gündür. Hayız görüyorsa da iddeti, iki hayızlık süredir" karşılığını verdi.

 

19106. İbn Cüreyc'in bildirdiğine göre cariyenin iddeti konusunda Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Hayız görüyorsa iddeti iki hayızlık süredir. Ancak henüz hayız görmüyorsa iddeti, kırk beş gündür."

 

19107. Şa’bi der ki: "Cariyenin iddeti, hür kadının iddetinin yarısı kadardır."

 

 

 

Sahibi Tarafından Azat Edilen Cariyenin iddeti Hakkında

 

19108. Nafi'nin bildirdiğine göre İbn Ömer, efendisiyle ilişkisi        bulunan cariyenin satılması, hibe edilmesi ya da az at edilmesi durumunda bir hayızlık süresi iddet beklemesi gerektiğini söylemiştir.

 

19109. Hammad'ın bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai), azat edilen cariye konusunda: "iddeti, üç hayızlık süredir" demiştir.

 

19110. Hakem'in bildirdiğine göre Hz. Ali, azat edilen cariye konusunda: "Üç hayızlık süresi iddet bekler" demiştir.

 

19111. Bürd'ün bildirdiğine göre Mekhul: "Kocası tarafından azat edilen cariyenin iddeti, iki hayızlık süredir" demiştir. Zühri ise: "Üç hayızlık süredir" demiştir.

 

19112. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Böylesi bir cariye iddet olarak üç hayızlık bir süre bekler.''

 

 

 

Azat Edilen Evli Cariyenin iddeti Hakkında

 

19113. Hasan(-ı BasriYnin bildirdiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (evli iken azat edilen) Berıre'nin hür kadının iddeti kadar iddet beklemesini söyledi.

 

19114. ibrahim(-i Nehal)'nin bildirdiğine göre (evli iken azat edilen) Berıre hür kadınların iddeti kadar bir iddet bekledi.

 

19115. Zühri der ki: "Berıre azat edilince hür kadınların iddeti kadar iddet bekledi."

 

 

 

Efendisi Tarafından Bir Talakla Boşanan Cariyenin Sonrasında Azat Edilmesi Konusunda

 

19116. Mansur'un bildirdiğine göre efendisi tarafından iki talak ile boşanan, iddeti bitmeden de azat edilen cariyenin iddeti konusunda İbrahim(-i Nehai): tICariyenin iddeti kadar iddet bekler" demiştir.

 

19117. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Efendisi cariyeyi bir talakla boşadığı zaman iddeti bitmeden azat da ederse cariye hür kadın gibi iddet bekler. Ancak cariyeyi iki talakla boşar, iddeti bitmeden de azat ederse bain bir şekilde boş olacağı için iddetini cariyenin iddeti gibi bekler. Efendisi (kocası) ölencariye için de aynı durum geçerlidir."

 

19118. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) der ki: "Kişi cariye olan karısını bir talakla boşayıp iddeti içindeyken de onu azat ettiği zaman hür kadınlar gibi iddetini bekler. Ancak iki talakla boşayıp da ardından onu azat ettiği zaman iddeti, cariye iddeti gibidir ve başkasıyla evlenip boşanmadan onunla bir daha evlenemez."

 

19119. Ali b. el-Hakem'in bildirdiğine Dahhak, kocası (efendisi) tarafından iki talakla boşandıktan sonra iddeti içindeyken azat edilen cariye hakkında: "iddet olarak iki hayızlık süresi bekler" demiştir. Bir talak ile boşanıp iddeti içindeyken azat edilmesi hakkında ise: "iddet olarak üç hayızlık süresi bekler. Onunla tekrar evlenmede de kocası herkesten daha fazla hak sahibidir" demiştir.

 

19120. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Böylesi durumda olan cariyenin iddeti hür kadının iddeti kadardır."

 

19121. Amir(-i Şa'bi) der ki: "Cariye, efendisi (kocası) tarafından iki talakla boşanıp iddeti içindeyken de azat edilirse cariye iddeti gibi iddet bekler. Ancak bir talak ile boşanıp iddeti içindeyken de azat edilirse hür kadınlar gibi iddet bekler."

 

 

 

Aynı Zamanda Kocası da Olan Efendisinin Ölümünden Sonra Azat Edilen Cariyenin iddeti

 

19122. Muğire'nin bildirdiğine göre, kocası da olan efendisinin ölümünden sonra azat edilen cariye konusunda İbrahim(-i Nehai): "Cariyenin iddeti gibi iddet bekler; başka şekilde de iddet tutamaz" demiştir.

 

19123. İbn Salim'in bildirdiğine göre Şa’bi şöyle derdi: "Kadın henüz cariye iken kocası olan efendisi ölürse ve iddeti içindeyken de azat edilse iddetini dört ay on güne tamamlar."

 

 

 

İddeti içinde Evlendiği Kocasından Ayırılan Kadın Önce Hangi iddeti Beklemeye Başlar?

 

19124. Salih b. Müslim der ki: Şa'brye: "Adamın biri karısını boşayınca (kadın iddetini tamamlamadan) başka biri gelip onunla evlendi" dediğimde Şabi şöyle karşılık verdi:

Bu konuda Hz. Ömer: "Kadın ikinci kocasından ayırılır ve ilk kocadan olan iddetini tamamlar. ikinci koca için de yeniden bir iddet bekler. ikinci kocadan aldığı mehir devlet hazinesine aktarılır. ikinci kocası da artık kadınla bir daha asla evlenemez. ilk kocası da diğer insanlar gibi onu isteyebilir" demiştir. Hz. Ali ise: "Kadın ikinci kocasından ayrılır ve ilk kocadan olan iddetini tamamlar. ikinci koca için de yeniden bir iddet bekler. ikinci kocadan aldığı mehire gelince adamın onunla ilişkiye girmesine karşılık kadında kalır. iki iddetin bitiminden sonra da her iki koca ona talip olabilir" demiştir.

 

19125. ismail b. Ebi Halid bildiriyor: iddeti içinde başka biriyle evlenen kadın konusunda Şa'bi: "ikinci kocasından ayınlır ve üç hayızlık süresi iddet bekler. Bu iddetin bitiminde ilk kocadan kalan iddetini tamamlar" demiştir. ibrahim(-i Nehai) ise: "Birinci kocadan kalan iddeti tamamladıktan sonra ikinci kocasından ayrılmasının iddeti olarak üç hayızlık süresi bekler" demiştir.

 

19126. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Böylesi bir durumda kadın ikinci kocasından ayrılır ve ilk kocadan kalan iddetini tamamlar. Bunu tamamladıktan sonra ikinci kocadan olan ilişkisinin iddetini bekler. ikinci kocadan aldığı mehir de onunla ilişkiye girmesine karşılık kadında kalır. Her iki iddeti bitirdikten sonra da ister ikinci kocasıyla, isterse de başkasıyla evlenebilir."

 

 

 

Kişinin Başkasından çocuğu Olan Bir Kadınla Evlenmesi ve Bu çocuğun Ölmesi Durumunda Hayız Görmeden Kadına Yaklaşamayacağmı Söyleyenler

 

19127. Hilas'ın bildirdiğine göre Hz. Ali, kişinin başkasından çocuğu bulunan bir kadınla evlenmesi ve bu çocuğun ölmesi konusunda: "Kadının karnında başka çocuk olup olmadığı belli oluncaya veya bir defa hayız görünceye kadar adam ona yaklaşamaz" demiştir.

 

19128. Hz. Ömer der ki: "Böylesi bir durumda kadının (önceki kocasından) hamile olup olmadığı belli oluncaya kadar adam ona yaklaşamaz."

 

19129. Hassan b. el-Muharik bildiriyor: Bu konuda Hz. Hasan b. Ali: "Kadın iddetini bitirene (önceki kocasından hamile olup olmadığı belli olana) kadar" veya: "Hayız görene kadar adam ona yaklaşamaz" demiştir.

 

19130. Şa'bi bildiriyor: Bir defasında Hz. Hasan b. Ali cenaze namazı kıldırdı.

Orada bulunan ve başkasından çocuğu olan bir kadınla evli olan adamın birine: "(Kadının karnında bulunan ve) senin olmayan bir şeyi sahiplenme hakkın yok" dedi.

 

19131. İbrahim(-i Nehai) ile Umare (b. Umeyr) dediler ki: "Böylesi bir durumda kadının (önceki kocasından) hamile olup olmadığı belli olana kadar adam ona yaklaşamaz."

 

19132. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Böylesi bir durumda kadın bir defa hayız görene kadar adam ona yaklaşamaz."

 

 

 

Kocası iktidarsız Olan Kadının Boşanması Durumunda iddeti Konusunda Söylenenler

 

19133. Said (b. el-Müseyyeb) ile Hasan(-ı Basri) dediler ki: "Ömer b. el-Hattab iktidarsız olan bir adama bir yıl süre verirdi. Bu süre içinde erkek kadınla ilişkiye girerse bırakır, giremediği zaman da onları ayırırdı ve kadının iddet beklemesini söylerdi."

 

19134. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Böylesi bir evliliğin üzerinden bir sene geçmesi beklenir. Bir sene geçtikten sonra adam onu boşamasa dahi (hakim kararıyla ondan ayırılır ve) boşanmış diğer kadınlar gibi iddet bekler."

 

19135. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri), iktidarsız bir erkekle evli olan kadın konusunda: "Şayet ayrılırlarsa kadının iddet beklemesi gerekir" dedi.

 

19136. Hişam b. Urve, babasından naklen: "Böylesi durumu olan bir kadın (ayrılması halinde) iddet bekler" dediğini bildiriyor.

 

 

 

Kişinin Mürted Olması Halinde Karısının iddetinin Olup Olmayacağı Hakkında

 

19137. Musa b. Ebi Kesır Ebu's-Sabbah der ki: Said b. el-Müseyyeb'e: "Kocası mürted olan kadın ne kadar iddet bekler?" diye sorduğumda: "Üç hayızlık süresi" karşılığını verdi. "Peki, öldürülmesi halinde iddeti ne kadar olur?" diye sorduğumda ise: "Dört ay on gün olur" dedi.

 

19138. Eş'as bildiriyor: Şa'bi ile Hakem (b. Uteybe), Müslüman birinin dinden çıkması ve düşman topluluklarına katılması konusunda şöyle demişlerdir: "Karısı hayız görüyorsa iddet olarak üç hayızlık bir süre bekler. Hayız görmüyorsa üç ay bekler. Hamile olması halinde de iddeti doğumu yapıncaya kadardır. Sonrasında isterse evlenir. iddeti bitmeden kocası dönüp tövbe ederse eski nikahları devam eder."

 

19139. Hasan(-ı Basri) der ki: "Kişi islam dininden çıkıp mürted olduğu zaman karısı bain bir şekilde kendisinden boş olur. Tövbe edip dönmesi halinde de artık onunla evlenemez. Kadın da normal bir şekilde boşanan kadın gibi iddet bekler."

 

19140. Ebu Ma'şer bildiriyor: İbrahim(-i Nehai): "Kadın henüz iddeti içindeyken kocası onu almada herkesten daha fazla hak sahibidir. iddeti içinde iken tövbe edip dönmesi halinde yine karısı olarak kalır" dedi. Ömer b. Abdilazız de mürted konusunda Abdulhamıd b. Abdirrahman'a bu yönde bir yazı yazdı.

 

 

 

Boşanmış veya Kocası Ölmüş Zimmi Kadın iddeti içindeyken Müslüman Olsa iddeti Ne Kadar Olur?

 

19141. Ziyad b. Abdirrahman der ki: Şa'bi'ye, zimmı iken boşanan ve iddeti içindeyken Müslüman olan kadının durumunu sorduğumda: "Şayet iddeti içindeyken Müslüman olmuşsa diğer Müslüman kadınlar için geçerli olan hükümler onun için de geçerli olur" karşılığını verdi.

 

19142. Ebu Hurra der ki: Hasan(-ı Basri)'ye: "Hıristiyanla evli olan Hıristiyan bir kadın Müslüman olduğu zaman kocasından ayırılır mı?" diye sorulunca: "Evet, ayırılır" dedi. "Peki, iddet beklemesi gerekir mi?" diye sorulunca: "Evet, üç hayızlık süre veya üç ay iddet beklemesi gerekir" karşılığını verdi.

 

19143. Abdulmelik der ki: Ata (b. Ebi Rabah) 'a: "Hıristiyan kocası ölen bir kadın (iddeti içindeyken) Müslüman olsa ne kadar iddet beklemesi gerekir?" diye sorulunca: ."Dört ay on gün beklemesi gerekir" karşılığını verdi.

 

 

 

Yahudi ile Hıristiyan Kadının Boşanmasının Müslüman Kadının Boşanması Gibi Olduğunu ve Müslüman Kadın Gibi iddet Beklemesi Gerektiğini Söyleyenler

 

19144. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) şöyle derdi: "Yahudi veya Hıristiyan kadının boşanması, Müslüman kadının boşanması gibidir. iddeti de Müslüman hür kadının iddeti kadardır."

 

19145. Said b. el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre Hasan, Müslüman karısının üzerine Yahudi veya Hıristiyan bir kadın alan kişi hakkında: "Günlerini her ikisi arasında eşit olarak böler. Diğer dinden olan karısının talakı da, iddeti de Müslüman hür kadının talakı ve iddeti gibidir" demiştir.

 

19146. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Yahudi veya Hıristiyan kadının boşanması Müslüman kadının boşanması gibidir. iddeti de Müslüman hür kadının iddeti kadardır. Kişi Müslüman karısının üzerine diğer dinlerden kuma getirdiği zaman Müslüman karısına ayırdığı zamanın aynısını ona da ayırır."

 

19147. Zühri der ki: "Hıristiyan eşin iddeti, Müslüman eşin iddeti kadardır. Bir Müslüman ile bir Hıristiyan kadın birbirlerine kuma oldukları zaman koca günlerini aralarında eşit bir şekilde böler."

 

19148. Mutarrif'in bildirdiğine göre Amir(-i Şa’bi), Müslüman eşının üzerine Yahudi veya Hıristiyan bir kadınla evlenen kişi hakkında: "Eşleri arasında hem birlikteliğini, hem de malını eşit bir şekilde taksim eder" demiştir.

 

18149. Şu'be der ki: Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a Müslüman eşinin üzerine Hıristiyan bir kadınla evlenen kişinin durumunu sorduğumda: "Eşleri arasında hem birlikteliğini, hem de malını eşit bir şekilde taksim eder" karşılığını verdiler.

 

 

 

Karnında iki çocuğu Bulunan Kadının Boşanması ve Bu Çocuklardan Birini Doğurması Hakkında

 

19150. Hz. Ali der ki: "Böylesi bir durumda kadın çocuğun birini doğurup diğeri karnında kalsa, diğerini doğurmadığı sürece kocası onu almada herkesten daha fazla hak sahibidir."

 

19151-2. İbn Abbas der ki: "Böylesi bir durumda kadın çocuğun birini doğurup diğeri karnında kalsa, diğerini doğurmadığı sürece kocası onu geri döndürmede herkesten daha fazla hak sahibidir."

 

19153. Katade bildiriyor: Karnında iki çocuğu olan karısını bir talakla boşayan, kadın çocuklardan birini doğurduktan sonra diğerini de doğurmadan geri döndüren kişi hakkında Said b. el-Müseyyeb, Ata (b. Ebi Rabah) ve Süleyman b. Yesar şöyle dediler: "Diğer çocuğu doğurmadan önce kocası dilerse kadını geri döndürebilir."

 

19154. Hammad'ın bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai), karnında iki çocuk varken karısını boşayan kişi konusunda: "Kadın birinci çocuğu doğurduktan sonra ikinci çocuğu doğuruncaya kadar kocası onu geri döndürmede herkesten fazla hak sahibidir" dedi ve şu ayeti okudu: " ... Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. .. "[Talak, 4]

 

19155. İbn Ebi Zi'b'in bildirdiğine göre Zühri, karnında iki çocuk varken karısını boşayan kişi konusunda: "Kadın her iki çocuğu doğuruncaya kadar kocası onu geri döndürebilir" demiştir.

 

19156. Şa’bi der ki: "Kadın, karnındaki diğer çocuğu doğurmadan önce kocası onu geri döndürme hakkına sahiptir."

 

19157. Said b. el-Müseyyeb, Süleyman b. Yesar ve Ata (b. Ebi Rabah) b. Ebi Rebah dediler ki: "Kadın, karnındaki diğer çocuğu doğurmadan önce kocası onu geri döndürme hakkına sahiptir."

 

19158. Amir(-i Şa'bi) der ki: Öncekiler: "Kadının karnında (iki değil de) bir çocuk olsa doğumda bir kısmı çıksa tümü çıkmadıktan sonra kocası kadını geri döndürme hakkına sahip olur" derlerdi.

 

19159. Şa’bi der ki: "Kadın, karnındaki diğer çocuğu doğurmadan önce kocası onu geri döndürme hakkına sahiptir."

 

 

 

Karnındaki iki Çocuktan Birini Doğurduktan Sonra iddetinin Biteceğini Söyleyenler

 

19160. Hasan(-ı Basri) der ki: "Kadın, karnında iki çocuk varken kocası vefat etse veya ondan boşansa, ilk çocuğu doğurmasıyla iddeti biter."

 

19161. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kadın çocuklardan birisini doğurduğu zaman iddeti biter."

 

19162. Katade'nin bildirdiğine göre ikrime: "Kadın çocuklardan birisini doğurduğu zaman iddeti biter" dedi. Kendisine: "Peki, bu durumda evlenebilir mi?" diye sorulunca, ikrime: "Hayır" dedi.

Katade der ki: "Ancak bu konuda ikrime'ye muhalif olanlar vardır."

 

 

 

Kadının, iddetini Nerede Geçireceği ve iddetini Evinde Geçirmesi Gerektiğini Söyleyenler

 

19163. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Boşanan kadın, iddetini kocasının evinde bekler. Bu süre zarfında süslenmek amacıyla sürme çekemez."

 

19164. Mesruk der ki: Adamın biri Abdullah (b. Mes'udl'a geldi ve: "Karımı üç talakla boşadım. Ancak evden çıkmak istiyor" dedi. Abdullah adama: "Onu evde tut!" karşılığını verdi. Adam: "Evde oturmuyor" deyince, Abdullah: "O zaman onu eve bağla!" karşılığını verdi. Adam: "Ama güçlü kuvvetli kardeşleri var" deyince, Abdullah: "O zaman valinin yardımına başvur" karşılığını verdi.

 

19165. Hişam b. Urve, babasından naklen: "Boşanmış kadın (iddeti süresince) başka evlere ziyarete gidebilir, ama orada geceleyemez" dedi.

 

19166. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Üç talakla boşanmış kadın, iddeti süresince kocasının evinden çıkamaz. Temizlik dönemlerinde kullanacağı bir parça kust-u azfar dışında güzel kokular da kullanamaz."

 

19167. Abdurrahman b. Nadle der ki: Amcamın kızlarından biri üç talakla kesin bir şekilde boşandı. Durumunu sormak üzere Said b. el-Müseyyeb'e geldiğimde bana: "Boşandığı yerde, kocasının evinde iddetini bekler" dedi. Aynı şeyi Kasım, Salim, Ebu Bekr b. Abdirrahman b. el-Haris, Harice b. Zeyd ve Süleyman b. Yesar'a sorduğumda hepsi de Said'in dediğini söylediler.

 

19168. Ma'mer'in bildirdiğine göre Zühri, üç talakla boşanan veya kocası ölen kadın konusunda: "iddetini kocasının evinde bekler ve iddet bitinceye kadar oradan ayrılmaz" demiştir.

 

19169. Kasım bildiriyor: Yahya b. Said b. el-As, Abdurrahman b. el-Hakem'in de kızı olan karısını boşadı. Kadın kalkıp ailesinin evine gidince Aişe, Mervan'a:

"Allah'tan kork ve kadını (iddetini beklemesi için) kocasının evine gönder" diye haber gönderdi. Mervan da Aişe'ye: "Bu konuda beni zorlayan Abdurrahman oldu" karşılığını verdi.

 

19170. İbn Ömer der ki: "Üç talakla boşanmış ya da kocası vefat etmiş kadın iddetini bitirene kadar kocasının evinde bekler."

 

19171. Yahya b. Said der ki: Medine'de kadının biri boşanınca iddetini nerede bekleyeceği konusunu Medine fakihlerine sordular. Fakihler: "Kocasının evinde bekler" dediler. Aynı şey Said'e sorulunca o da: "(Kocasının) evinde bekler" karşılığını verdi.

 

 

 

Boşanan Kadının Kendi Evi Dışında Bir Evde iddetini Beklemesine Ruhsat Verenler

 

19172. Hişam b. Urve, babasından bildiriyor: (Kocasından ayrılan) Fatıma binti Kays: "Ya Resulallah! Kocamın evinde kalmam halinde bana zarar verilmesinden korkarım" deyince Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iddetini başka bir evde beklemesini söyledi.

 

Tahric: İbn Mace (2033), Müslim (2/1121) ve Nesai (5741).

 

 

 

19173. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri), üç talakla boşanmış kadının iddeti konusunda: "Kadın dilerse kocasının evinden ayrı bir evde iddetini bekleyebilir" demiştir.

 

19174. Habıb der ki: Bu konuyu Ata (b. Ebi Rabah)'a sorduğumda: "Kadın dilediği yerde iddetini bekler" dedi. Hasan(-ı Basri)'ye de sorduğumda aynı şeyi söyledi.

 

19175. Ebu Seleme, Fatıma binti Kays'tan bildiriyor: Mahzum oğullarından bir adamın karısıydım. Beni kesin bir şekilde üç talakla boşayınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "İddetini beklemek üzere İbn Ümmü Mektum'un evine git. Kör birisidir, yanında giysilerini çıkarsan bir şey görmez" buyurdu.

Ebu Seleme der ki: "Bunu bizzat Fatıma'nın ağzından dinleyip yazdım."

 

 

 

Kadının Kiralık Bir Evde Otururken Boşanması Halinde iddeti Konusunda Söylenenler

 

19176. Muğire'nin bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai)'ye, kiralık bir evde otururken boşanan kadının iddeti konusu sorulunca: "En güzeli, iddeti bitene kadar kocanın evin kirasını ödemesi ve kadının o evde beklemesidir" karşılığını verdi.

 

19177. Yahya b. Said der ki: Said b. el-Müseyyeb'e, kadın kiralık bir evde otururken boşandığı zaman evin kirasını kimin ödeyeceği sorulunca: "iddeti bitene kadar kirayı koca öder" karşılığını verdi.

 

 

 

Boşanmış Kadının, iddeti içindeyken Haccetmesini Mekruh Görenler

 

19178. Said b. el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre Hz. Ömer, iddetleri içinde hac veya umre için yola çıkan bazı kadınları geri çevirmiştir.

 

19179. Mücahid'in bildirdiğine göre Hz. Ömer ile Osman, iddetleri bitmeden hac veya umre için yola çıkan bazı kadınları iddetlerini bitirmek üzere geri çevirmişlerdir.

 

19180. İbrahim'in bildirdiğine göre İbn Mes’ud, iddetleri içinde hac veya umre için yola çıkan bazı kadınları geri çevirmiştir.

 

19181. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Kocası ölen veya boşanan kadın (iddeti bitmeden) hacca ve umreye gidemez, boyalı renkli giysiler giyemez.

 

19182. Yahya b. Ebi Kesır'in bildirdiğine göre İbn Ömer, iddeti içindeyken hacca giden bir kadına kızıp azarlamıştır.

 

19183. Cabir der ki: "Ömer b. el-Hattab hacca giderken, kocaları bölgedeki su kaynaklarında öldürülen bazı kadınları (iddetlerini beklemek üzere) Zü'l-Huleyfe'den geri çevirmiştir."

 

19184. Said b. el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre Hz. Ömer (hacca giderken), kocaları öldürülen bazı kadınları (iddetlerini beklemek üzere) Beyda bölgesinden geri çevirmiş, hacca gitmelerine engel olmuştur.

 

Tahric: Beyhaki (7/435).

 

 

 

Boşanmış Kadının, iddeti içinde Haccetmesine Ruhsat Verenler

 

19185. Ata (b. Ebi Rabah)'ın bildirdiğine göre Hz. Aişe, iddeti içinde olan Ümmü Gülsüm'ü hacca götürmüştür.

 

19186. Ata (b. Ebi Rabah)'ın bildirdiğine göre İbn Abbas, üç talakla boşanmış veya kocaları ölmüş kadınların iddetleri içinde haccetmelerinde bir sakınca görmezdi.

 

19187. Habıb el-Muallim der ki: Ata (b. Ebi Rabah)'a: "Üç talakla boşanmış veya kocaları ölmüş kadınlar, iddetleri içinde haccedebilirler mi?" diye sorduğumda:

"Evet, haccedebilirler" dedi. Hasan da aynı şeyi söylerdi.

 

 

 

Kocası Vefat Eden Kadının iddetini Evinde Beklemesi Gerektiğini Söyleyenler

 

19188. Ebu Said el-Hudri'nin hanımı Zeyneb binti Ka'b b. Ucre, Ebu Said'in kızkardeşi Furey'a binti Malik'ten bildiriyor: Kocam kafir Acemlerden olan ve kaçan kölelerini aramak üzere çıktığı bir sırada Kaddum taraflarında onları gördü. Ancak köleler onu öldürdü. Kocamın ölüm haberi bana ulaştığında ailemin evlerinden uzak Ensar'dan birilerinin evinde bulunuyordum. Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldim ve: "Ya Resulallah! Ailemin ve kardeşlerimin evinden uzak bir evdeyken kocamın ölüm haberi geldi. Kocamdan geriye ne harcanacak bir mal, ne bir miras ne de oturacak bir ev kaldı. izin verirsen (iddetimi geçirmek üzere) ailemin ve kardeşlerimin evlerine gitmek istiyorum. Onlarda kalmam benim için daha iyi ve kendimi toparlamamda daha fazla yardımcı olur" dedim. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İstediğin buysa yapabilirsin" karşılığını verdi. Oradan çıktığımda Yüce Allah'ın, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diliyle vermiş olduğu bu hükme çok sevinmiştim. Ancak henüz Mescid'de veya oradaki odalardan birinin önünde iken beni geri çağırdı ve: "Ne demiştin?" diye sordu. Bu sorusu üzerine olayı baştan bir daha anlattım. Allah ReSulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İddetin bitene kadar kocanın ölüm haberinin sana geldiği evde otur" buyurdu. Bunun üzerine o evde dört ay on gün iddet bekledim.

 

Tahric: Tayalisi (1664), Ahmed (6/370, 420, 421), Darimi (2287), Ebu Davud (2294), Tirmizi (1204), Nesai (5722, 5724, 5726, 11044), İbn Mace (2031), Taberani (24/1090), İbn Hibban (4292,4293) ve Hakim (2/208).

 

 

 

19189. Alkame'nin bildirdiğine göre Hemdan kabilesinden bazı kadınların kocaları öldürülünce Abdullah (b. Mes’ud) onlar için: "Gündüz vakti bir araya gelebilir, ama geceyi her biri kendi evinde geçirir" dedi.

 

19190. İbrahim(-i Nehai) der ki: Hemdan kabilesinden bazı kadınların kocaları vefat etmişti. içlerinden bir kadının evinde kalıp iddetlerini beklemek istediler. Bu konuyu sormak üzere birini İbn Mes'ud'a gönderdiler. Ancak İbn Mes'ud: "Her kadın iddetini kendi evinde bekler" karşılığını verdi.

 

19191. Yusuf b. Mahek, annesi Museyke'den bildiriyor: Kadının biri henüz iddeti içindeyken ailesini ziyarete gitti. Oradayken de doğum sancısı çekmeye başladı. Bunun üzerine beni Hz. Osman'a gönderdiler. Yanına vardığımda yatsı namazını kılmış yatağına girmişti. Ona: "Filan kadın iddeti içindeyken ailesini ziyarete gitti. Ziyareti esnasında da doğum sancısı çekmeye başladı. Ne yapmamı emredersin?" dedim. Osman kadının o haldeyken bile evine götürülmesini emretti.

 

19192. İbn Sevban'ın bildirdiğine göre bir kadının kocası öldü. Maddi durumu da iyi olmadığından iddetini ailesinin yanında geçirmek için Hz. Ömer'den izin istedi. Ömer de sadece gündüz vakitlerinde ailesinin yanına gitmesine izin verdi.

 

19193. Muhammed b. Abdirrahman'ın bildirdiğine göre Ensar'dan bir kadının kocası vefat etti. Ailesinin yanına gitmek için Zeyd b. Sabit'ten izin istedi; ancak Zeyd sadece gündüz vakitlerini ailesinin yanında geçirmesine izin verdi.

 

19194. İbrahim(-i Nehai) der ki: Kocası ölen kadının biri iddetini beklerken babası hastalandı. Kadın Ümmü Seleme'ye haber gönderdi ve babasının yanına gidip bakımını yapmak için izin istedi. Ümmü Seleme de akşam vakti geri evine dönmesi şartıyla gitmesine izin verdi.

 

19195. İsmail'in bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai): "Kocası ölen kadın, iddeti içinde kocasının evinden başka bir evde geceleyemez" derdi.ı

19196. Nafi'nin bildirdiğine göre kocası ölen kadının biri iddeti içindeyken başka bir evde geceleyince İbn Ömer o günü kaza etmesini (kendi evinde bir gün daha fazla iddet beklemesini) söyledi.

 

19197. Hişam b. Urve der ki: Babama: "Kocası ölen kadın iddetini beklemek üzere kendi evinden başka bir eve taşınabilir mi?" diye sorduğumda: "Hayır taşınamaz. Ancak ailesi başka bir bölgeye taşınırsa onlarla birlikte gidebilir" karşılığını verdi.

 

19198. Husayf der ki: Said b. el-Müseyyeb'e: "Kocası ölen kadın, iddetini beklemek üzere evinden başka bir eve gidebilir mi?" diye sorduğumda: "Hayır, gidemez" karşılığını verdi.

 

19199. Hakem der ki: Hz. Ömer ile Abdullah (b. Mes'ud): "Böylesi bir durumda iddetini beklemek üzere başka bir eve taşınamaz" derlerdi.

 

19200. Şa’bi der ki: Abdullah (b. Mes’ud)'un öğrencileri: "Kocasının evinde iddetini bitirmeden başka bir eve gidemez" derlerdi.

 

19201. Said b. el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre kocası ölen kadının biri iddetini beklerken babası hastalandı. Babasının yanına gidip bakımını yapmak için Hz. Ömer'den izin istedi. Ömer de gece vakti evine geri dönmesi şartı ile izin verdi.

 

19202. Avf b. Ebi Cemile der ki: Bir arkadaşım vefat etti ve geriye Kuba'da bir ekin tarlası bıraktı. Karısı yanıma gelip: "ibn Ömer'e sor, ekin tarlasına gidip başında durabilir miyim?" dedi. İbn Ömer'e gelip sorduğumda: "Gündüz vakti gidebilir, ama gece orada kalamaz" karşılığını verdi.

 

19203. Enes b. Sirin'in bildirdiğine göre Abdullah b. Ömer'in kızlarından birinin kocası öldü. Kız yanlarına gelip kalmak isteyince Abdullah b. Ömer: "Evine geri dön ve orada kal!" dedi.

 

 

 

Kocası Vefat Eden Kadının Başka Eve Çıkmasına Ruhsat Verenler

 

19204. Hakem der ki: "Hz. Ali, kızı Ümmü Gülsüm'ü kocası Ömer öldürüldüğü zaman; Aişe de kız kardeşini Talha öldürüldüğü zaman başka bir eve taşıdı."

 

19205. İbn Abbas der ki: "Kadın iddetini beklemek üzere başka bir eve çıkabilir."

 

19206. Amr'ın bildirdiğine göre Ata (b. Ebi Rabah) ile Ebu'ş-Şa'sa: "Kadın iddetini beklemek üzere başka bir eve çıkabilir" derlerdi.

 

19207. İbn Abbas ile Ca bir: "Kocası ölen kadın iddetini dilediği evde bekler" demişlerdir.

 

19208. Şa’bi der ki: "Hz. Ali kocası vefat eden kadının başka bir eve taşınabileceğini söylerdi."

 

19209. Şa’bi der ki: "Hz. Ali, (kızı) Ümmü Gülsüm'ü kocasının (Hz. Ömer'in) ölümünden yedi gün sonra başka bir eve nakletti."

 

 

 

Kocasından Boşanan Kadının Bir veya iki Defa Hayız Görmesinden Sonra Başkasıyla Evlenmesi

 

19210. Muğire'nin bildirdiğine göre, kocasından boşanan kadının bir veya iki hayız gördükten sonra başkasıyla evlenmesi ve iddetini kocasının yanında tamamlaması konusunda İbrahim(-i Nehai) der ki: "Yeni kocasından bir talak ayrılmış olur."

 

19211. Abdula'la der ki: Said'e: "Kişi bilmeden iddeti içinde bir kadınla evlenip, iddeti bittikten sonra da bunun farkına vardığı zaman ilk kocası onu geri döndürebilir mi?" diye sorulunca, Ali b. el-Hakem kanalıyla, Muhammed b. Zeyd'den, o da Said b. Cübeyr'den şu sözünü bildirdi: "ikinci kocasından ayırılır. iddeti ikinci kocasının yanında bittiği için de ilk kocası onu döndüremez."

 

19212. Katade der ki: "Böylesi bir durumda kocası onu geri almada herkesten daha fazla hak sahibidir. Ancak (ikinci kocasından) iddeti bitene kadar ona yaklaşmaz."

 

19213. Muğire'nin bildirdiğine göre, kocası tarafından bir veya iki talakla ayrılan, iki hayız gördükten sonra da başkasıyla evlenen, ikinci kocasının da yanında iki hayız gören kadın hakkında İbrahim(-i Nehai) der ki: "ilk kocasından bain bir şekilde ayrılmış olur. ikinci kocasından olan iddeti de yeniden tutar."

 

19214. Zühri dedi ki: "Böylesi bir durumda ilk kocasından beklediği iddeti ikinci kocası için tutacağı iddet içinde hesaplar."

 

 

 

Kocası Vefat Eden Cariyenin iddeti Konusunda Söylenenler

 

19215. Hasan(-ı Basri) der ki: "Kocası ölen cariye iki ay beş gün iddet bekler."

 

19216. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Kocası ölen cariyenin iddeti, hür kadının iddetinin yarısı kadardır. Yani iki ay beş gündür."

 

19217. Firas'ın bildirdiğine göre Şa'bi, hür olan kocası vefat eden cariyenin iddeti konusunda: "iddeti iki ay beş gündür" demiştir.

 

19218. Bukeyr'in bildirdiğine göre ibnu'I-Müseyyeb ile İbn Kusayt: "Hür olan kocası vefat eden cariyenin iddeti, iki ay beş gündür" demişlerdir.

 

19219. Bürd'ün bildirdiğine göre Mekhul, cariyenin iddeti konusunda: ''(Hür olan) kocası ölen cariyenin iddeti, hür kadının iddeti kadardır" demiştir.

 

 

 

Boşadığı Karısı Üçüncü Hayızmı Gören Adamın Artık Onu Geri Döndüremeyeceğini Söyleyenler

 

19220. Süleyman b. Yesar'ın bildirdiğine göre Muaviye, Zeyd b. Sabit'e bu konuyu sorunca, Zeyd: "Üçüncü hayıza başlamasıyla beraber kadın kocasından tamamen ayrılmış sayılır" karşılığını verdi.

 

19221. Ömer b. Sabit'in bildirdiğine göre Zeyd b. Sabit şöyle derdi: "Boşanmış kadın üçüncü hayızını görmeden önce kocası onu henüz geri döndürmemişse üçüncü hayızını gördükten sonra artık onu döndüremez."

 

19222. Ebi Bekir b. Abdirrahman'ın bildirdiğine göre Hz. Aişe ile Zeyd şöyle derlerdi: "Kadın üçüncü hayızını görmeye başlamasıyla beraber kocası onu geri döndürme hakkını kaybeder."

 

19223. İbn Ömer ile Zeyd b. Sabit dediler ki: "Kadın üçüncü hayızını görmesiyle beraber kocasından tamamen ayrılmış olur."

 

19224. Eban b. Osman ile Salim b. Abdillah dediler ki: "Kadın üçüncü hayızını görmeye başlamasıyla beraber kocasından tamamen ayrılmış olur."

 

19225. Zeyd b. Sabit der ki: "Kadın üçüncü hayızını görmeye başlamasıyla beraber kocasından tamamen ayrılmış olur."

 

 

 

Kadın Üçüncü Hayızından Temizlenip Yıkanmadığı Müddetçe Kocasının Onu Döndürebileceğini Söyleyenler

 

19226. Hz. Ömer ile Abdullah (b. Mes’ud) dediler ki: "Kişi karısını boşadığı zaman, kadın üçüncü hayızını bitirip yıkanmadığı müddetçe geri döndürme hakkına sahiptir."

 

19227. Hz. Ali ile İbn Abbas dediler ki: "Kişi karısını boşadığı zaman, kadın üçüncü hayızını bitirip yıkanmadığı müddetçe geri döndürme hakkına sahiptir."

 

19228. Hz. Ömer ile Abdullah (b. Mes’ud) dediler ki: "Kişi (karısını boşadığı zaman, kadın üçüncü hayızını bitirip yıkanmadığı müddetçe) onu geri döndürme hakkına sahiptir."

 

19229. Hz. Ömer ile Abdullah (b. Mes’ud) dediler ki: "Kişi (karısını boşadığı zaman), kadın üçüncü hayızını bitirip yıkanmadığı müddetçe onu geri döndürme hakkına sahiptir."

 

19230. Mekhul bildiriyor: Karısını bir veya iki talakla boşayan kişinin onu geri döndürmesi konusunda Hz. Ebu Bekir, Ömer, Ali, İbn Mes’ud, Ebu'd-Derda, Ubade b. es-Samit ve Abdullah b. Kays el-Eş'arı şöyle derlerdi: "Kadın üçüncü hayızından temizleyip yıkanmadığı sürece onu geri döndürme hakkına sahiptir. Kadın henüz iddeti içinde olduğu sürece (ikisinden birinin ölmesi halinde) birbirlerine mirasçı da olurlar."

 

19231. Mekhul'un bildirdiğine göre Hz. Ömer bu konuda: "Kadın, üçüncü hayızından temizlenip yıkanmak üzere banyoya girdiği sırada henüz üzerine suyu dökmeden kocası yanına girerse bile onu geri döndürme hakkına sahiptir" demiştir.

 

Tahric: Said b. Mansur (1223).

 

 

 

19232. Hz. Ali der ki: "Kişi (karısını boşadığı zaman), kadın üçüncü hayızını bitirip yıkanmadığı müddetçe onu geri döndürme hakkına sahiptir."

 

19233. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Kişi (boşamış olduğu) karısının yanına (üçüncü hayızından temizlenmek üzere) yıkanırken girse ve: ''Seni geri döndürüyorum'' dese, kadın da ona: ''Hayır! Yalan söylüyorsun!'' karşılığını verip suyu üzerine dökse, buna rağmen adam onu geri döndürme hakkına sahip olur."

 

19234. Dahhak b. Müzahım bildiriyor: Kadının biri genç bir adamla evlendi.

Sonrasında genç adam kadını bir veya iki talakla boşadı. Kadın üçüncü hayızından temizlenip yıkanmak üzere banyoda bulunduğu sırada adam yanına geldi ve: "Ey filan! Seni geri döndürüyorum" dedi. Kadın ise: "Yanılıyorsun! Artık beni geri döndürme hakkına sahip değilsin" karşılığını verdi. Bunun üzerine dava Ömer b. elHattab'a intikal etti. Ömer, yanında bulunan Abdullah b. Mes’ud'a: ''Ey Ebu Abdirrahman! Bu konuda ne dersin?" diye sorunca, İbn Mes’ud kadına: "Allah için söyle! Adam bunu söylerken üzerine su dökmüş müydün?" dedi. Kadın: ''Hayır, henüz dökmemiştim" karşılığını verince, İbn Mes’ud, kadının kocasına: ''Elinden tutup götür" dedi.

 

 

 

Kişinin Karısını Boşayıp Boşadığını da Ona Bildirmesi, Sonrasında (Talakından) Geri Dönmesi; Ancak Bunu Ona Bildiremeden Kadının Başkasıyla Evlenmesi

 

19235. Hakem bildiriyor: Ebu Kenef karısına talak verdi; ama bunu bizzat ona bildirmedi. Sonrasında onu geri döndürdü; ancak bunu da ona bildirmeyip döndürdüğüne dair şahit tuttu. Bunun üzerine Hz. Ömer ona: "Şayet (başkasıyla) evlenmeden önce yetişirsen, onu almakta herkesten fazla hak sahibisin" dedi.

 

19236. Hz. Ali der ki: "Kişi karısını boşadıktan sonra geri döndürdüğüne dair şahit tutsa, döndürdüğünü ona bildirse de bildirmese de kadın yine onun karısıdır."

 

19237. Umeyr b. Yezid anlatıyor: (Kadı) Şureyh'in yanında otururken hanımıyla tartışan bir adam geldi. Kadın: "Bu adam beni boşadı. Geri döndürdüğünü de bana bildirmedi. iddetim bitince başka birisiyle evlendim ve onunla gerdeğe de girdim" dedi. Bunun üzerine Şureyh kadının kocasına: "Boşamayı ona bildirdiğin gibi döndürdüğünü de bildirseydin ya!" dedi ve kadını adama döndürmedi.

 

19238. Cabir b. Zeyd der ki: "Kişi karısını boşadıktan sonra geri döndürdüğünü ona bildirmese, kadın da iddeti bittikten sonra başkasıyla evlenip gerdeğe girse birinci kocanın hiçbir hakkı kalmaz."

 

19239. Abdülmelik'in bildirdiğine göre, karısını boşadıktan sonra geri döndüren ancak iddeti bitene kadar geri döndürdüğünü (boşadığı karısına) bildirmeyen kişi hakkında Ata (b. Ebi Rabah): "Başkasıyla evlenmeden önce ona yetişirse onu almakta herkesten daha fazla hak sahibidir. Yetişmediği (ve kadın başkasıyla evlendiği) zaman ise artık bu hakkını kaybetmiştir" demiştir.

 

19240. İbrahim(-i Nehai) bildiriyor: Ebu Kenef karısını boşayıp yolculuğa çıktı.

Yolculuğu esnasında da onu (nikahına) geri döndürdü. Döndürdüğüne dair kadına bir mektup yazdı ve buna şahit de tuttu. Ancak mektup kadına ulaştığında iddeti bitmiş ve başkasıyla evlenmişti. Bunun üzerine Ebu Kenef bineğine binip Hz. Ömer'in yanına gitti ve olanları anlattı. Ömer de ona: "Henüz adamla gerdeğe girmemişse sen kadında daha fazla hak sahibisin" dedi.

 

19241. İbrahim'in bildirdiğine göre Hz. Ali: "Böylesi bir durumda yeni kocası onunla gerdeğe girse de, girmese de eski kocanın kadın üzerinde daha fazla hakkı vardır" derdi.

 

19242. Hammad'ın bildirdiğine göre ibrahim de bu konuda (Hz. Ali ile) aynı görüşteydi.

 

19243. Hakem b. Uteybe'nin bildirdiğine göre Ebu Kenef, karısını boşadı, fakat sonrasında (nikahına) geri döndürdü. Ancak döndürdüğünü karısına söylemedi. Kadın da iddeti bittikten sonra başkasıyla evlendi. Bunun üzerine Ebu Kenef bineğine binip Hz. Ömer'e gitti ve durumu anlattı. Ömer ona: "Geri dön, şayet adam onunla henüz gerdeğe girmemişse hala senin karındır" dedi. Ebu Kenef geri döndüğünde karısının adamla henüz gerdeğe girmemiş olduğunu gördü ve onu adamdan aldı.

 

19244. Zühri'nin bildirdiğine göre Said b. el-Müseyyeb, karısını boşayan sonrasında geri onun (nikahına) döndürdüğü (ric'at ettiği) haberini gönderen, ancak haber ulaştığında karısı başkasıyla evlenmiş olan kişi hakkında: "Kadın ondan ayrılmış olur. Ancak başkasıyla henüz evlenmeden önce geri döndürdüğü haberi ona ulaşırsa kadın hala karısıdır" dedi.

 

19245. Cabir b. Zeyd der ki: "Adam karşı tarafa bildirmeden sadece kendi içinden kadını (nikahına) geri döndürmüşse (ric'at etmişse) bunun hiçbir değeri olmaz."

 

 

 

Kocasından Boşanan, Boşanmanın Ardından da Kocası Ölen Kadının iddetinin Ne Zaman Başlayacağı Hakkında

 

19246. Eyyub der ki: Said b. Cübeyr, Mücahid ve Ata (b. Ebi Rabah)'a, kocası vefat eden kadının iddetinin ne zaman başlayacağını sorduğumda: "Öldüğü günden itibaren başlar" dediler. Bu konuda ikrime, Nafi' ile Muhammed b. Sirin'in: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü gün başlar" dediklerini işittim. Talk b. Habıb de: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü gün başlar" demiştir.

 

19247. İbn Abbas der ki: "Böylesi bir durumda kadının iddeti, kocasının öldüğü günden itibaren başlar.''

 

19248. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar."

 

19249. İbn Ömer der ki: "Kadının iddeti, kocasının talak verdiği veya kendisini boşadığı günden itibaren başlar."

 

19250. Ebu Kilabe, İbn Sirin ve Ebu'I-Aliye dediler ki: "Kadının iddeti kocasının öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar. Kadın, iddeti süresince kocasının mirasından bir şeyler yediği zaman, kendisine düşen paydan yemiş sayılır."

 

19251. Mesruk der ki: "Kocası kayıp olan kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar."

 

19252. Mekhul ile Zühri dediler ki: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar."

 

19253. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar."

 

19254. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü günden itibaren başlar."

 

19255. Şa’bi der ki: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü günden itibaren başlar."

 

19256. Ebu'l-Eşheb'in bildirdiğine göre Cabir b. Zeyd: "(Kadının iddeti, kocasının) öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar" demiştir.

 

19257. Said b. el-Müseyyeb der ki: "(Kadının iddeti, kocasının) öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar.''

 

19258. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kadının iddeti kocasının öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar."

 

19259. Abdurrahman b. Zeyd der ki: "Kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği günden itibaren başlar."

 

 

 

iddetin, Ölüm Haberinin Kadına Ulaştığı Gün Başlayacağını Söyleyenler

 

19260. Hakem'in bildirdiğine göre Hz. Ali: "Kadının iddeti, kocasının ölüm haberi kendisine ulaştığı gün başlar" demiştir.

 

19261. Hz. Ali der ki: "Kadının iddeti, kocasının ölüm haberi kendisine ulaştığı gün başlar."

 

19262. Hasan(-ı Basri) der ki: ''Kadın iddetine, kocasının ölüm haberi kendisine ulaştığı gün başlar."

 

19263. Katade der ki: "Kadının iddeti, kocasının ölüm haberi kendisine ulaştığı gün başlar."

 

19264. Hasan(-ı Basri) der ki: "Kadının iddeti, kocasının ölüm haberi kendisine ulaştığı gün başlar."

 

19265. Katade'nin bildirdiğine göre, kişinin uzakta iken karısını boşaması konusunda Hasan(-ı Basri) ile Hilas: "Kadın, boşama haberi kendisine ulaştığı gün iddetine başlar" demişlerdir.

 

 

 

Şahitlerin Şahitlik Ettiği Günde Başlayacağını Söyleyenler

 

19266. Ebu Kılabe der ki: "Şahitler talakın veya ölümün günü konusunda şahitlik ettikleri zaman kadının iddeti, şahitlik edilen gün itibariyle başlar."

 

19267. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Kocası uzakta iken ölen kadının iddeti, şayet şahitlerin kocasının öldüğü güne dair bir şahitliği varsa o gün itibariyle başlar."

 

19268. Hakem der ki: Said b. Cübeyr'e, kocası uzakta bir yerde ölen kadının iddetinin ne zaman başlayacağını sorduğumda: "Şayet ölüm gününe dair bir kanıt varsa o gün itibariyle iddet başlar. Aynı şey uzakta olan kocası tarafından boşanan kadın için de geçerlidir."

 

19269. İbn Ömer der ki: "Öldüğü veya talak verdiği güne dair bir kanıt varsa kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği o gün itibariyle başlar."

 

19270. Said b. el-Müseyyeb ile Süleyman b. Yesar dediler ki: "Şayet öldüğü veya talak verdiği güne dair bir kanıt varsa kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği o gün itibariyle başlar."

 

19271. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Öldüğü veya talak verdiği güne dair bir kanıt varsa kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği o gün itibariyle başlar."

 

19272. Muhammed (b. Sirin) der ki: "Öldüğü veya talak verdiği güne dair bir kanıt varsa kadının iddeti, kocasının öldüğü veya talak verdiği o gün itibariyle başlar."

 

19273. Said b. el-Müseyyeb ile Şa’bi dediler ki: "Şayet öldüğü güne dair bir kanıt varsa kadının iddeti, kocasının öldüğü o gün itibariyle başlar. Ancak hangi gün öldüğü ne dair bir kanıt yoksa, ölüm haberinin kadına ulaştığı gün iddet başlar."

 

19274. Bürd'ün bildirdiğine göre, kocanın hanımından uzakta iken ölmesi veya onu boşaması hakkında Mekhul der ki: "Öldüğü güne dair dürüst kişilerin şahitliği varsa kadının iddeti o gün itibariyle başlar. Öylesi bir şahitlik olmadığı zaman ise iddeti, ölüm haberinin kendisine ulaştığı gün başlar."

 

19275. Cabir b. Zeyd der ki: "Öldüğü güne dair şahitlerin şahitliği varsa kadının iddeti, o gün itibariyle başlar."

 

 

 

Firar Eden Evli Kölenin Firariliğinin Talak Sayılıp Sayılmayacağı Konusunda Söylenenler

 

19276. Amir(-i Şa'bi) der ki: "Evli kölenin kaçması, karısı için talak olarak sayılmaz."

 

19277. Katade der ki: "Evli kölenin kaçması, karısı için talak sayılmaz."

 

19278. Hasan(-ı Basri) der ki: "Evli kölenin kaçması, karısı için talak sayılır."

 

19279. Havşeb'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri)'ye, geride karısını bırakıp firar eden kölenin durumu sorulunca şöyle cevap vermiştir: "Köle, karısının iddeti bitmeden geri dönerse karısı olarak kalır. iddetinin bitiminden sonra gelmesi halinde ise kadın ondan tek bir talakla bain bir şekilde ayrılmış olur."

 

 

 

Kişi Karısını Boşadığı Zaman iddeti içinde Yanına Girmek istediğinde izin Gerekip Gerekmediği Konusunda Söylenenler

 

19280. Nafi'nin bildirdiğine göre İbn Ömer, karısını boşadığı ve onu geri döndürme hakkına sahip olduğu zaman (iddeti içinde) yanına izin almadan girmezdi.

 

19281. Nafi'nin bildirdiğine göre İbn Ömer, karısını bir veya iki talakla boşamıştı. iddeti içinde yanına girmek için de ondan izin isterdi.

 

19282. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Boşanan kadın, iddetini kocasının evinde bekler. Bu süre içinde süslenmek amacıyla sürme çekemez. Kocası da kendisinden izin almadan odasına giremez, onunla aynı odada kalamaz."

 

19283. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) bu konuda şöyle derdi: "Kişi boşadığı karısının yanına (iddeti içinde) gireceği zaman izin alsın veya uyarmak için ses çıkarsın. Haberi olmadan girmek için çeşitli hilelere başvurmasın."

 

19284. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Kişi karısını bir talak ile boşadığı zaman (iddeti içinde) yanına girerken izin istemelidir."

 

19285. Cabir ile Mücahid dediler ki: "Yanına gireceği zaman öksürme gibi ses çıkarmak suretiyle kadını uyarır."

 

19286. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Yanına gireceği zaman öksürme gibi ses çıkarmak suretiyle kadını uyarır."

 

19287. Hişam'ın bildirdiğine göre Katade'ye: "Karısını bir talakla boşayan kişi, yanına girerken izin ister mi?" diye sorulunca: "Uyarmak amacıyla öksürme gibi sesler çıkarır" karşılığını verdi.

ibn Abbas da: "Böylesi bir durumda kadının saçını görmesi uygun değildir" demiştir.

 

 

 

Kocası Onu Döndürme Hakkına Sahipse Kadının Kocasının izni Olmadan Evden Çıkmayacağını Söyleyenler

 

19288. İbn Ömer şöyle derdi: "Kocasından bir veya iki talakla boşanan kadın, iddeti içinde kocasının izni olmadan evden çıkamaz."

 

19289. Cüveybir'in bildirdiğine göre Dahhak: " ... Onları (iddet süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar .. ,"[Talak, 1] ayetini açıklarken: "Erkek, kadını (nikahına) geri döndürme hakkına sahip olduğu sürece kadın evinden çıkamaz" demiştir.

 

 

 

Kocası Onu Döndürme Hakkına Sahipse Kadının Kocası için Giyinip Süslenebileceğini Söyleyenler

 

19290. Muğire'nin bildirdiğine göre ibrahim(-i Nehai), karısını boşayan ancak onu geri döndürme hakkına da sahip olan kişi hakkında şöyle derdi: "Kadın onun için sürme çekebilir, renkli giysiler giyebilir ve süslenebilir. Ancak yanında giysilerini çıkaramaz."

 

19291. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi karısını, geri döndürme hakkını da muhafaza edecek şekilde boşadığı zaman kadın onun için süslenebilir, kendisini hoş gösterecek şekilde giyinebilir; ancak yanında tesettürünü muhafaza eder."

 

19292. Hasan(-ı Basri) der ki: "Kişi karısını, geri döndürme hakkını da muhafaza edecek şekilde bir veya iki talakla boşadığı zaman kadın yanında başörtüsünü çıkarmadan onun için süslenebilir, ona hoş gelecek şeyler giyebilir."

 

19293. Said (b. el-Müseyyeb) der ki: "Kişi karısını, geri döndürme hakkını da muhafaza edecek şekilde bir talak ile boşadığı zaman kadının yanına gireceği zaman izin alır. Kadın onun yanında dilediği giysileri giyip süslenebilir. Şayet başka bir evleri yoksa ve aynı evde kalmak zorunda kalırlarsa aralarına perde çekerler. Erkek de kadının yanına gireceği zaman (izin alma babında) selam verir."

 

19294. Ma'mer'in bildirdiğine göre Zühri ile Katade, karısını bir veya iki talakla boşayan erkek hakkında: "Kadın (iddeti içinde) kocası için süslenebilir" demişlerdir.

 

19295. Katade der ki: Bu konuda Hz. Ali: "Kadın onun için süslenebilir" demiştir. İbn Abbas ise: "Adamın kadının saçını görmesi helal değildir" demiştir .

 

19296. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Erkek şayet onu tek bir talak ile boşamışsa kadın onun için süslenebilir, yanında giysilerini de çıkarabilir."

 

 

 

Üç Talak ile Boşanmış Kadının Süslenme Konusunun, Kocası Ölmüş Kadın Gibi Olduğunu Söyleyenler

 

19297. Eyyub der ki: Ata el-Horasani'nin bana yazdığı mektuba göre kendisi Said b. el-Müseyyeb ile Medine fakihlerine boşanmış kadın ile kocası ölmüş kadının süslenme konularını sormuş onlar da: "Süsten, sürmeden, kınadan, kokudan ve taranmadan uzak dururlar" demişlerdir.

Ravi der ki: "Eyyub bunu rivayet ederken sorulanlar arasında sanırım Süleyman b. Yesar'ı da zikretti."

 

19298. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Üç talakla boşanmış kadın ile kocası ölmüş kadının süslenme konusundaki durumları aynıdır."

 

19299. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Üç talak ile boşanmış kadın, süslenme amaçlı sürme çekemez."

 

19300. Muhammed (b. Sirin) der ki: "Üç talakla boşanmış kadın ile kocası ölmüş kadın sürme çekemez ve saçlarını kına ile boyayamazlar."

 

19301. Şu'be'nin bildirdiğine göre Hakem (b. Uteybe), üç talakla boşanmış kadının sürme çekemeyeceğini ve süslenemeyeceğini düşünürdü. Bunun yanında üç talakla boşanan kadının süslenip sürme çekmesini kocası ölmüş kadının süslenip sürme çekmesinden daha vahim görürdü.

 

19302. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Üç talakla boşanmış kadın ile kocası ölmüş kadının süslenme konusundaki durumları aynıdır."

 

 

 

Kocası Vefat Etmiş Kadının iddeti içinde Nelerden Uzak Duracağı Hakkında

 

19303. Sirin'in kızı Hafsa'nın bildirdiğine göre Ümmü Atiyye der ki: "Kocası vefat etmiş kadın, iddeti içinde sürme çekemez, saçlarını kınayla boyayamaz, sarartılmış giysiler dışında boyalı, renkli giysiler giyemez. Temizlik dönemlerinde kullanacağı bir parça ku st-u azfar dışında güzel kokular da kullanamaz."

 

19304. İbn Abbas der ki: "Kocası vefat eden kadın, iddeti içinde kokudan ve süsten uzak durmalıdır."

 

19305. Nafi' der ki: "ibn Ömer vefat ettiği zaman hanımı Safiyye gözlerinden rahatsızlandI. Bundan dolayı gözlerine (sürme yerine) sabır otunun suyundan damlatırdı."

 

19306. İbn Ömer der ki: "Kocası vefat eden kadın, iddeti içinde sürmeden, kokudan, takılardan ve boyalı renkli giysilerden uzak durur."

 

19307. Asım, Hasan(-ı Basri)'den naklen benzerini zikreder.

 

19308. İbn Ömer der ki: "Kocası vefat eden kadın, iddeti içinde sürme çekmez, saçlarını kınayla boyamaz ve sarartılmış giysi dışında boyalı renkli giysiler giymez. Bunun yanında gündüz vakti ziyaretlere gidebilir; ancak geceleri evinden başka bir evde kalamaz."

 

19309. Katade bildiriyor: Emine binti Osman'ın kocası vefat ettiği zaman gözlerinden rahatsızlanmıştı. Aişe'ye haber gönderip gözüne sürme çekip çekemeyeceğini sordu. Hz. Aişe ise antimon sürmesini kullanmamasını söyledi. Emine: "Daha önce gözlerim için hep bu sürmeden kullanıyordum. Şu an gözlerimi kaybetmekten korkuyorum" diye haber gönderince, Aişe: "Gözlerin akacak olsa dahi ismid sürmesini kullanma!" şeklinde karşılık verdi.

 

Tahric: İbn Sa'd Tabakat (3/54).

 

 

 

19310. Leys bildiriyor: Kadının biri, Mücahid'e: "Çokça koku sürünen biriyim.

Kocam da vefat etti. Yine sürebilir miyim?" diye sorunca Mücahid (iddeti içinde) kadının koku sürmemesini söyledi ve: "Zaruri bir durum yoksa sürme kullanma!" dedi.

 

19311. Ümmü Seleme der ki: "Kocası ölen kadın, iddeti içinde süs amaçlı bir şeyler giyemez."

 

 

 

Hamile iken Kocası Vefat Eden Kadının Nafakasının Mirastaki Payından Karşılanacağını Söyleyenler

 

19312. İbn Abbas ile Gibir şöyle derler: "Hamile iken kocası vefat eden kadının nafaka hakkı yoktur; ancak kocasından kendisine düşen mirastan geçimi temin edilir."

 

19313. Katade'nin bildirdiğine göre Said b. el-Müseyyeb, Cabir b. Abdillah ve Hasan(-ı Basri): "Hamile iken kocası vefat eden kadının nafaka hakkı yoktur. Kocasından kendisine kalan miras kendisi için yeterlidir" derlerdi .

 

19314. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından kendisine düşen mirastan karşılanır."

 

19314. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından kendisine düşen mirastan karşılanır."

 

19135. Zühri'nin bildirdiğine göre Kabısa b. Zueyb: "Böylesi bir kadına kocasından kendisine düşen miras dışında harcama yapacak olsaydım, karnındaki çocuğun (babasından olan) payından yapardım" derdi.

 

19316. Hasan(-ı Basri) der ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından kendisine düşen mirastan karşılanır."

 

19317. Amr b. Dinar bildiriyor: İbn Abbas: "Hamile iken kocası vefat eden kadının nafaka hakkı yoktur" derdi. ibnu'z-Zübeyr de aramızda bu yönde hüküm verirdi.

 

19318. Şu'be bildiriyor: Bu konuda Hakem: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından kendisine düşen mirastan karşılanır" demiştir. Veki'nin de Süfyan(-ı Sevrl)'den naklen: "Nafakası kocasından kendisine düşen mirastan karşılanır" dediğini işittim.

 

19319. Mekhul der ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından kendisine düşen mirastan karşılanır."

 

 

 

Böylesi Durumu Olan Kadının Nafakasının Malın Tümünden Karşılanacağını Söyleyenler

 

19320. Hz. Ali, Abdullah (b. Mes'ud) ve (Kadı) Şureyh dediler ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır."

 

19321. Abdullah (b. Mes'ud) ile (Kadı) Şureyh dediler ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır."

 

19322. İbn Ömer der ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır,"

 

19323, Şa’bi ile İbrahim(-i Nehai) dediler ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır,"

 

19324. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanir."

 

19325. (Kadı) Şureyh der ki: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır."

 

19326. İbn Eşva' der ki: (Kadı) Şureyh ile Kufe ahalisinin kadıları: "Böylesi durumu olan kadının nafakası, kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır" derlerdi.

 

19327. İbrahim(-i Nehai) der ki: Arkadaşlarımız: "Şayet mal (miras malı değil de) kocasının şahsi malı ise kadının nafakası, malın tümü içinden karşılanır" derlerdi.

 

19328. İbrahim(-i Nehai) der ki: Abdullah (b. Mes'ud)'un öğrencileri, kocası vefat eden hamile kadının nafakası konusunda şöyle derlerdi: "Şayet kocasının malı çoksa, kadının nafakası karnındaki çocuğun payına düşen mirastan karşılanır. Ancak mal az ise, kadının nafakası malın tümü içinden karşılanır."

 

19329. Katade, Hammad ve İbrahim(-i Nehai) dediler ki: "Kocası vefat eden hamile kadının nafakası, kocasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır."

 

 

 

Hamile iken Kocası Ölen Ümmü Veled'in Nafakasının Temini Hakkında

 

19330. Yunus bildiriyor: İbn Sirin, önceleri kocasından boşanan her hamile kadının nafaka hakkı olduğunu düşünürdü. Sonrasında vefat eden Ya'la b. Halid'in hamile olan ümmü veledi'nin velisi kılındı. İbn Sirin onun nafaka hakkının olduğunu düşünüyordu; ancak kadıya danışmadan da herhangi bir harcamada bulunmak istemedi. Abdulmelik b. Ya'la'ya bu konuda haber gönderince Abdulmelik kadının nakafa hakkının olmadığını söyledi.

Hasan(-ı Basri) ise bu konuda şöyle derdi: "çocuğu doğuruncaya kadar kadının nafakası kocasının malından temin edilir. Çocuk sağlam canlı olarak doğarsa, kadına yapılan harcamalar çocuğun (babasının mirasındaki) payından yapılmış sayılır. Ölü olarak doğması halinde ise yapılan harcamalar kesilir."

 

19331. Mekhul der ki: "Efendisi (kocası) ölen hamile ümmü veled'in nafakası, karnındaki çocuğun babasının mirasından kendisine düşen paydan temin edilir."

 

 

 

Kocasından Boşanan Kadının Hayızının Kesilmesi Hakkında

 

19332. İbn Sirin bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud): "Boşanan kadının iddeti, uzasa bile göreceği hayızlara göredir" derdi. (Ravi) Hafs ise hayızın uzaması konusunda iddet olarak bir sene ve daha fazla bir süreden bahsetti.

 

19333. Şa’bi ile ibrahim(-i Nehai) şöyle derler: "Boşanan kadın, iddetini hayızlarına göre bekler."

 

19334. Said b. el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre Hz. Ömer der ki: "Kadının, boşandıktan sonra bir veya iki hayız görüp de hayızı kesilirse bu süreyi üç aya tamamlar. Ardından hamileliği için de bir dokuz ay daha bekler. Ardından başkalarıyla evlenebilir." 

 

19335. Yunus bildiriyor: Hasan(-ı Basri)'ye göre boşanan kadın bir veya iki hayız gördükten sonra hayzı kesildiği zaman bir sene bekler. Bir senenin ardından bir üç ay daha bekler. Ardından başkalarıyla evlenebilir.

 

19336. Yezid b. Ebi Habıb der ki: Zühri bana şöyle bir mektup yazdı: "Adamın biri karısını boşadı. Ancak boşarken kadın onun oğlunu emziriyordu. Boşandıktan sonra yedi veya sekiz ay boyunca da hayız görmedi. Adama: ''Sen ölürsen kadın sana mirasçı olur'' denilince, adam: ''Beni (halife) Osman'a götürün!'' karşılığını verdi. Osman da Hz. Ali ile Zeyd'i çağırıp bu durumu sordu. ''Kadının ona mirasçı olacağını düşünüyoruz'' dediklerinde, Osman: ''Neden?'' diye sordu. Hz. Ali ile Zeyd şöyle cevap verdiler: ''Çünkü kadın hayız göremeyecek bir yaşta değil, hayız görmeyen kadınlardan da değiL. Hayız görmesine engelolan şey, çocuğu emziriyor oluşudUL'' Bunun üzerine adam kadından çocuğu aldı. Kadın çocuğunu kaybedince hayız gördü. ikinci ayda da bir hayız daha gördü. Üçüncü hayızını görmeden adam ölünce de kadın ona mirasçı oldu."

 

19337. Sülayman b. Yesar bildiriyor: Şam ahalisinden biri olan Ahvas, karısını bir veya iki talakla boşadı. Kadın üçüncü hayızını görürken de Ahvas öldü. Muaviye, dava kendisine intikal edince Fadala b. Ubeyd gibi etrafında bulunan Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabına konuyu sordu. Ancak içlerinden konu hakkında bilgisi olan birini bulamadı. Bunun üzerine birini Zeyd b. Sabit'e gönderip konuyu sordu. Zeyd de: "Kadın ona mirasçı olamaz. Kadın ondan önce ölmüş olsa o da karısına mirasçı olamaz" cevabını verdi.'' Süleyman der ki: "Bu konuda İbn Ömer de Zeyd gibi düşünüyordu."

 

19338. İbrahim(-i Nehai) bildiriyor: Alkame karısını bir veya iki talakla boşadı.

Kadın on altı veya on yedi ay içinde sadece bir veya iki defa hayız gördü, sonrasında hayızı kesildi. Üçüncü hayızını görmeden de öldü. Alkame, Abdullah'a gelip durumu anlatınca, Abdullah (b. Mes’ud) ona: "Yüce Allah, kadının senden alacağı mirası sana bıraktı" dedi ve Alkame'yi kadına mirasçı kıldı.

 

19339. Yahya b. Said, Muhammed b. Yahya b. Habban'dan naklen bildiriyor:

Dedem Habban b. Munkiz'in biri Haşim oğullarından, biri de Ensar'dan olmak üzere iki hanımı vardı. Ensar'dan olan ve çocuğunu emziren kadını boşadı. Bu kadın da çocuk emzirirken bir sene boyunca hayız görmezdi. Ancak sene başında dedem Habban vefat edince Hz. Osman, Ensarlı olan kadını dedeme mirasçı kıldı ve Haşim oğullarından olan diğer hanımına: "Bu, amcan oğlu (yani yakın akraban) Ali b. EbITalib'in görüşüdür" dedi.

 

19340. Ma'mer'in bildirdiğine göre Zühri, birkaç ayda ancak bir defa hayız görebilen kadının iddeti konusunda: "Süresi uzasa bile iddeti, göreceği hayızlara göredir" derdi.

 

 

 

Kişinin Karısını Boşaması, Ancak Boşadığini iddeti Bitene Kadar Kadından Gizlemesi

 

19341. Hilas'ın bildirdiğine göre adamın biri karısını boşadı ve buna iki şahit tuttu. Ancak şahitlere: "Bunu gizli tutun" deyince şahitler bunu kimseye söylemediler. Kadının iddeti bitince dava Hz. Ali'ye intikal etti. Ancak Hz. Ali şahitleri yalancı şahit olarak kabul etti. Onları kamçıladı, adama da karısını (nikahına) geri döndürme hakkını vermedi.

 

19342. Nafi'nin bildirdiğine göre ibnu'z-Zübeyr, karısını boşadı; ancak bir sene boyunca karısına bunu bildirmedi. Durumdan haberdar olan İbn Ömer: "Çok kötü bir şey yapmış" dedi.

 

19343. Muhammed b. el-Münteşir'in bildirdiğine göre (kadı) Şureyh, karısını boşadı ve iddeti bitene kadar da bunu karısına söylemedi. Ancak Müslümanlar Şureyh'in bu yaptığını hoş görmeyip kınadılar.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Karı-Koca Arasındaki Sorunlarda iki Hakemin Vereceği Kararm Geçerli Olduğunu Söyleyenler