|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Cihad |
Cihadın Fazileti ve
Cihada Teşvik
BU SAYFADA
250’DEN FAZLA HADİS VE HABER VAR!
19649. İbn Abbas
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zeyd komutasında Mu'te'ye bir
birlik gönderdi. Zeyd'in ölmesi halinde Cafer'in, Cafer'in ölmesi halinde de
İbn Revaha'nın komutan olmasını söyledi. Ancak (daha önceleri) İbn Revaha,
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Cuma namazını kılmak için
orduyla birlikte yola çıkmadı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu
görünce: "Neden diğerlerinden geri kaldın?" diye sordu. İbn Revaha:
"Seninle birlikte Cuma namazını kılmak için geride kaldım" deyince,
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah yolunda bir sabah veya
bir akşam yürüyüşü, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır" buyurdu.
Tahric: Tayalisi (2699),
Ahmed (1/256), Abd b. Humeyd (656, 654), Buhari (4260, 4261), İbn Ebi Asım
(66), Tirmizi (1649) ve Ebu Ya'la (2501, 2506).
19650. Sehl b. Sa'd'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah yolunda
bir sabah veya bir akşam yürüyüşü, dünya ve içindekilerden daha
hayırlıdır" buyurmuştur.
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (90), Ahmed (5/335), Darimi (2398), Buhari (2794, 2892), Müslim
(3/1500:114), Tirmizi (1648,1664), Nesai (4326) ve İbn Mace (2756).
19651. Ebu Eyyub'un
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah yolunda
bir sabah veya bir akşam yürüyüşü, güneşin üzerine doğup battığı tüm şeylerden
daha hayırlıdır" buyurmuştur.
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
MÜsned (4), Ahmed (5/422), Müslim (3/1500:115) ve İbn Ebi Asım (64) ve Nesai
(4327).
19652, Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah yolunda
bir sabah veya bir akşam yürüyüşü, tüm dünyadan daha hayırlıdır"
buyurmuştur.
Tahric: İbn Mace (2755),
İbn Ebi Asım, Cihad (60), İbn Ebi Asım, Zühd (238), Tirmizi (1649), Buhari
(2793), Müslim (3/1500:114).
19653. Ebu Zer der ki:
"Ya Resulallah! En üstün amel hangisidir?" diye sorduğumda, Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'a iman ve O'nun yolunda
cihaddır" karşılığını verdi.
Tahric: İbn Ebi Asım
(20), Ahmed (5/150, 163, 171), Darimi (2738), Buhari (2518), Müslim (1/89:136),
Nesai (4337, 4894, 4895) ve İbn Mace (2523).
19654. Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "En üstün
amel hangisidir?" diye sorduğumda: "Vaktinde kılınan namazdır"
karşılığını verdi. "Daha sonra hangisi?" diye sorduğumda:
"Anne-babaya iyi davranmaktır" karşılığını verdi. "Daha sonra
hangisi?" diye sorduğumda ise: "Allah yolunda cihaddır" buyurdu.
19655. Nu'man b. Beşir
der ki: "Allah yolunda savaşa çıkan kişi, dönene kadar, gündüzlerini
oruçla, gecelerini de ibadetle geçiren kişi gibidir."
Tahric: Merfu ve mevkuf
olmak üzere: Abdurrezzak (9537), Ahmed (4/272), İbn Ebi Asım (31, 32) ve Bezzar
(3222).
19656. Enes'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah yolunda
bir sabah veya bir akşam yürüyüşü, dünya ve içindekilerden daha
hayırlıdır" buyurmuştur.
Tahric: Ahmed (3/ 132,
141, 153, 207), Buhari (2792), Müslim (3/1499:112), Tirmizi (1651), İbn Mace
(2757) ve İbn Hibban (4602).
19657. Selman der ki:
"Kişi Yüce Allah yolunda iken kalbi titreyip korksa, hurma salkımının
sarsılıp hurmalarını dökmesi gibi onun da günahları öyle dökülür."
Tahric: İbnu'l-Mübarek,
Cihad (35), Taberani, M. el-Kebir (6/6086), el-Evsat (8341), İbn Hibban (4/317)
ve Ebu Nuaym, Hilye (1/367).
19658. Muaz b. Cebel der
ki: Resulullah'la (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birlikte Tebuk gazvesinden
döndüğümüzde: "Ya Resulallah! islam'ın zirvesi nedir?" diye sordum.
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İslam'ın zirvesi, Allah yolunda
cihaddır" karşılığını verdi.
Tahric: Tayalisi (560),
Haris (12), Ahmed (5/233,234,235,237), Tirmizi (2616), Nesai (11394), İbn Mace
(3973), Bezzar (1653, 1654), İbn Ebi Asım Cihad (16), Taberani (20/115, 141,
291, 294, 305, 304), Darakutni 6/75, 79 (988), Ebu Nuaym, Hilye (5/154) ve
Hakim (2/76).
19659. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah, kendisine iman edip Resulünü de tasdik ederek savaşa çıkan
birini ya (şehit düşürüp) Cennetine koymayı ya da sevabını ve ganimetten payını
almış bir şekilde evine döndürmeyi taahhüt etmiştir."
Tahric: Ahmed (2/231,
398, 399, 494), Buhari (36), Müslim (3/1495, 1497:107, 103, 104) ve Nesai
(4330).
19660. Ebu Hureyre
anlatıyor: Ashab: "Ya Resulallah! Sevap bakımından Allah yolunda yapılan
cihada denk olan bir ameli bize söyler misin?" dediklerinde, Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Böylesi bir amele gücünüz yetmez"
karşılığını verdi. Ashab: "Ya Resulallah! Söyle, belki de bu amele gücümüz
yeter" dediklerinde, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Gücünüz yetmez; zira Yüce Allah yolunda cihada çıkan kişi
ailesine dönene kadar, gecelerini ibadetle ve Kur'an okumakla, gündüzlerini
oruçla ve sadaka vermekle geçiren kişi gibidir."
Tahric: Ahmed (2/344,
424, 465), Buhari (2787), Müslim (3/1499:110, 111), Tirmizi (1619) ve İbn
Hibban (4621, 4622, 4627).19827 ile 19854. hadislere de bakınız.
19661. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda savaşa çıkan hiçbir birtikten geri durmamayı dilerdim.
Ancak (ben çıkarsam herkes çıkacak ve) çıkanlara binek bulamayacaktım. isterdim
ki Allah yolunda öldürüleyim, sonra dirilip tekrar öldürüleyim, sonra dirilip
tekrar öldürüleyim.''
Tahric: Malik
(2/465:40), Ahmed (2/424, 473, 496), Buhari (2972), Müslim (3/1497), Nesai
(4359, 8835) ve İbn Hibban (4736).
19662. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Yüce
Allah, kendisine iman edip Resulünü de tasdik ederek sadece cihad için savaşa
çıkan birini ya (şehit düşürüp) Cennetine koymayı ya da sevabını ve ganimetten
payını almış bir şekilde evine döndürmeyi taahhüt etmiştir. Muhammed'in canı
elinde olana yemin olsun ki Müslümanlara sıkıntı vermeyeceğini bilsem Allah
yolunda savaşa çıkan hiçbir birlikten geri durmazdım. Ancak ben çıkarsam herkes
çıkmak isteyecek ve onlara binek tedarik edemeyecektim. Onlar da ne yanımda
gitmeye binek bulabilecek, ne de geride kaldılar diye rahat edebileceklerdi.
Muhammed'in canı elinde olana yemin olsun ki Yüce Allah yolunda savaşa çıkıp
öldürülmeyi, sonra dirilip savaşmayı ve tekrar öldürülmeyi, sonra dirilip
savaşmayı ve tekrar öldürülmeyi isterdim."
Tahric: Ahmed (21231, 384),
Buhari (36), Müslim (3/1496:103) ve İbn Mace (2753).
19663. Ebu Said'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah üç kimseyi tebessümle karşılar. Bunlardan biri gece namazına
kalkan kişidir. Diğeri namaz için saf tutan cemaattir. Bir diğeri de düşman
karşısında safını alan topluluktur."
Tahric: Ahmed (3/80),
Abd b. Humeyd (911), İbn Ebi Asım, Cihad (140), ), Ebu Ya'la (1000, 1004),
Beyhaki, el-Esma ve's-Sıfat (985) ve Beğavi, Şerhu's-Sunne (929).
19664. Ebu Zer'in
bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Yüce Allah üç kimseyi çok sever. Bunlardan biri savaşa
çıktığı birliğin düşman karşısında hezimete uğraması halinde göğsünü siper edip
ölünceye veya zafer gerçekleşinceye kadar savaşan kişidir ...''
Tahric: Tayalisi (468),
Ahmed (5/153, 176), Tirmizi (2568), Nesai (1314, 1315, 2351, 7136, 7137), İbn
Ebi Asım, Cihad (128, 129), İbn Huzeyme (2456), İbn Hibban (3349, 3350, 4771),
Taberani (2/1637), Hakim (1/416, 2/88, 89, 113) ve Beyhaki (9/160).
19665. Enes'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Ölen ve Allah katında nimetlere erişen hiçbir kimse yoktur ki tüm dünya
içindekilerle birlikte kendisine verilecek olsa dahi dünyaya tekrar geri
dönmeyi istesin. Şehit olan kişi hariç! Zira şehitliğin değerini görünce
dünyaya geri dönmeyi ve Allah yolunda savaşıp tekrar öldürülmeyi ister."
Tahric: Ahmed (3/103),
Buhari (2795, 2817), Müslim (3/1498:108, 109), Abdullah b. Ahmed (3/278) ve
Tirmizi (1643, 1661, 1662),
19666, Enes bildiriyor:
Kadının biri Allah Resulüne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi. Tek oğlu olan
Harise savaşta öldürülmüştü. Kadın: "Ya Resulallah! Oğlum şayet Cennette
ise yokluğuna sabrederim; ancak değilse o zaman yapacağımı görürsün"
deyince, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cennet içinde de pek
çok cennet vardır. Oğlun ise en yüksek Firdevs cennetindedir" buyurdu.
Tahric: Tayalisi (2029),
Ahmed (3/124, 125, 260), Buhari (2809, 3982, 6550, 6567), Nesai (8231), 264),
Tirmizi (3174), İbn Hibban (958) ve Hakim (3/208).
19667. İbn Abbas'ın
bildirdiğinegöre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Şehitler Cennet kapısının yanındaki Barik nehri kenarında yeşil kubbeler
içinde otururlar. Rızıkları sabah akşam Cennetten kendilerine
getirilir."
Tahric: Abd b. Humeyd
(721), Ahmed (1/266), Hennad, Zühd (166), İbn Ebi Asım, Cihtid (199), İbn
Hibban (4658) ve Hakim (2/74).
19668. Ebu Hureyre der
ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında şehitler anılınca şöyle
buyurdu: "Şehidin yerdeki kanı henüz kurumadan Cennette iki hanımı süt
emen çocuklarını ıssız bir yerde kaybetmiş de bulmuş gibi onu hasretle
karşılarlar. Her birinin elinde de dünya ve içindekilerden daha güzel olan
birer giysi bulunur."
Tahric: İbnu'l-Mübarek
(20), Ahmed (2/297, 427), İbn Mace (2798) ve İbn Hibban (7/573).
19669. Cabir der ki:
Ashab: "Ya Resulallah! En üstün cihad hangisidir?" diye sorduklarında
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Atı yaralanıp kanı akıtılan
kişinin yaptığı cihaddır" karşılığını verdi.
Tahric: Tayalisi (1777),
Darimi (2392), Ahmed (3/300, 302), Taberani (713) ve İbn Hibban (4639).
19670. Abdullah b. Amr
der ki: Adamın biri: "Ya Resulallah! En üstün ci had hangisidir?"
diye sorunca, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Atı yaralanıp
kanı akıtılan kişinin yaptığı cihaddır" karşılığını verdi.
Tahric: Tayalisi (2272),
Ahmed (2/191), Haris b. Ebi Üsame (611), Darimi (2516), Nesai (7788, 11573),
İbn Hibban (5176), Hakim (1/11) ve Beyhaki (2/159,160,193,195,10/243).
19671. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"İnsanlara öyle bir zaman gelir ki böylesi bir zamanda insanların en
hayırlısı, düşman tehlikesi anında atının yularını tutup düşman üzerine şehit
olmak için yola koyulan kişi ile, şu vadilerden birinde namazını kılan zekatını
veren ve hayırlı işler dışında insanların arasına karışmayan kişi
olacaktır."
Tahric: Ahmed (2/443),
Müslim (3/1504:125, 126, 127), Nesai (8830, 11277), İbn Mace (3977) ve İbn
Hibban (4600).
19672, Bera anlatıyor:
Nebit oğullarından bir adam Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gelerek: "Allah'tan başka ilah olmadığına, senin de O'nun kulu ve Resulü
olduğuna şehadet ederim" dedi ve Müslümanlarla birlikte düşman üzerine
yürüyüp öldürülene kadar savaştı. Ardından Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Az amel yaptı; ama çok sevap kazandı" buyurdu.
Tahric: Ahmed (4/290,
291, 293), Buhari (2808), Müslim (3/1509:144), Nesai (8652), İbn Hibban (4601)
ve Beyhaki (9/167).
19673. Ebu Bekir b. Ebi
Musa el-Eş'arı anlatıyor: Düşman kuvvetlerine doğru dönmüş olan babamın şöyle
dediğini işittim: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Kılıçlar,
Cennetin anahtarlarıdır!'' buyurdu." Üstü başı dağınık adamın biri:
"Sen bunu bizzat Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işittin
mi?" diye sorunca, babam: "Evet, işittim" karşılığını verdi.
Bunun üzerine adam kılıcını çekip kınını kırdı. Arkadaşlarına dönüp:
"Sizlere selam olsun!" dedi ve düşman üzerine yürüyüp öldürülünceye
kadar savaştı.
Tahric: Ahmed (4/396, 410,
411), Müslim (3/1511:146), Tirmizi (1659), İbn Hibban (4617) ve Hakim (2/70).
19697. hadise de bakınız.
19674. Mücahid
anlatıyor: Yezid b. Şecere arkadaşları arasında kalkıp şöyle dedi: Yeşil,
kırmızı, sarı (altın, gümüş ... ) her türlü nimete, en güzelinden evlere sahip
oldunuz. Bunun içindir ki düşmanla karşılaştığınız zaman üzerine üzerine gidin!
Zira Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim:
"Kişi düşman karşısında bir adım ileri attığı zaman, Cennet hurileri de
ona doğru yaklaşırlar. Geri adım attığı zaman da bu huriler ondan saklanırlar.
Şehit düşmesi halinde akan ilk kan damlası, günahlarının kefareti olur.
Ardından Cennet hurilerinden iki tane huri inip üzerindeki toprağı silkelerler
ve ona: ''Hoş gelmişsin! Bizimle olma zamanın geldi'' derler. Kendisi de:
"Siz de hoş gelmişsiniz! Dediğiniz gibi vakit geldi'' karşılığını verir.''
Tahric: İbnu'l-Mübarek
(22, 133), Abd b. Humeyd (441), Hennad (158), Said b. Mansur (2564), Buhari
et-Tarihu'l-Kebir (8/3151), Taberani M. el-Kebir (22/641, 642), İbn Ebi Hatim
(9/1135), Bezzar (1712, 1713, 1714), İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'l-Mesani (2654),
İbn Ebi Asım, K. Cihad (203), İbn Kani' (174), İbn Hibban (3/445) ve Hakim
(3/494).
19675. Ashabdan Sebre b.
Ebi Fakih'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Şeytan insanoğlunun gideceği yollarda oturup vesvese verir.
Müslüman olacak kişinin yolunda oturup: "Kendi dinin ile atalarının dinini
bırakıp da Müslüman mı olacaksın?'' demeye başlar. Hicret etmek isteyen kişinin
yoluna oturur ve: ''Doğduğun yerleri bırakıp başka yere mi gideceksin? Bunu
yaparsan ahırda kapalı tutulan at gibi kalırsın'' demeye başlar. Cihada çıkmak
isteyen kişinin yoluna oturur ve:
"Cihada mı
gideceksin? Oysa gidersen ölecek, karın başkasıyla evlenecek ve malın da
paylaştırılacak!'' demeye başlar. Ancak şeytanı dinlemeyip istediğini yapan
kişi öldürülse de, boğularak da ölse, yanarak da ölse, vahşi hayvanlar
tarafından da yenilse Yüce Allah ona Cenneti taahhüt etmiştir."
Tahric: Ahmed (3/483),
Buhari (4/2431), Nesai (4342), İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'l-Mesani (1043, 2675),
İbn Ebi Asım, Cihad (13), Taberani (7/6558) ve İbn Hibban (4593).
19676. Muhammed b.
Abdillah b. Atık, babasından bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Allah yolunda cihada çıkıp da" buyurdu, sonrasında üç
parmağını birleştirip şöyle devam etti: "Ardından: "Mücahitler
nerede!'' diye bağırıp atından düşüp ölse mükafatı Allah'a aittir. Bir hayvan
tarafından sokulsa ve düşüp ölse yine mükafatı Allah'a aittir. Yatağında dahi
ölse mükafatı Allah'a aittir. Aldığı bir darbeyle yerinde ölse hakkettiği yere
(Cennete) gitmesi gerekli olur."
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (897), Ahmed (4/36), Buhari (5/24), EbU Davud (2491), İbn Ebi Asım,
Cihad (234, 235, 236), Taberani (2/1778), İbn Hibban (5/355), Hakim (2/78, 88),
Ebu Nuaym (4374) ve Beyhaki (9/166).18005. hadise de bakınız.
19677. İbn Abbas
bildiriyor: Bizler otururken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanımıza çıktı ve: "İnsanlar içinde konum olarak en iyi durumda olan
kimdir sizlere söyleyeyim mi?" diye sordu: "Söyle ya
Resulallah!" dediğimizde: ''Allah yolunda öldürülene veya ölene kadar atı
üzerinde cihad eden kişidir" buyurdu ve: "Konum olarak ondan daha
sonra geleni söyleyeyim mi?" diye sordu. "Söyle ya Resulallah!"
dediğimizde de şöyle buyurdu: "Vadilerden birinde (yalnız) yaşayan,
namazını kılıp zekatını veren ve insanların kötülüklerinden uzak duran
kişidir."
Tahric: Abdullah b.
el-Mübarek (169), Ahmed (1/237, 319, 322), Abd b. Humeyd (668), Darimi (2395),
Said b. Mansur (2434), Tirmizi (1652), İbn Ebi Asım, Cihad (153), Nesai (2350),
TaberanilO (10767), İbn Hibban (604, 605) ve Hakim (4/446).
19678. İbn Abbas'ın bildirdiğine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kardeşleriniz savaşta şehit düşünce Yüce Allah ruhlarını, Cennette
dilediği gibi dolaşan, Cennetteki nehirlerden su içen, meyvelerinden dilediği
gibi yiyen yeşil kuşların içine koyar. En iyi yerde konakladıklarını en iyi
içeceklerden içip en iyi yiyeceklerden yediklerini gördüklerinde: ''Keşke
kavmimiz de Yüce Allah'ın bize verdiği bu nimetleri bilselerdi de cihada çıkıp
ondan geri durmasalardı'' demeye başlarlar. Yüce Allah da: "Sizin yerinize
bunu kardeşlerinize ben bildiririm. Siz bundan yana sevinin ve mutlu olun''
buyurur. ''Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında
diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde
rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku
olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler. Onlar
Allah'tan olan bir nimeti, bolluğu ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi
etmeyeceğini müjdelemek isterler''[Al-i Imran, 169-171] ayetleri de bu anlama
gelmektedir."
Tahric: İbnu'l-Mübarek
(62), Hennad (155), Ahmed (1/265, 266), Abd b. Humeyd (679), Ebu Davud (2512),
Ebu Ya'la (2327, 2331), İbn Ebi Asım (194) ve Hakim (2/88, 297, 298).
19679. Ebu iyas Muaviye
b. Kurra'nın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Her ümmette ruhbanlık (Allah yoluna adanma) olmuştur. Bu
ümmetin ruhbanlığı ise Allah yolunca cihaddır."
Tahric: Mürseldir.
İbnu'l-Mübarek Cihad (15, 16) ve Said b. Mansur (2309). Enes ve Ebu Umame'den:
Ahmed (3/266), Ebu Davud (2478), Ebu Ya'la (4189, 4204), İbn Ebi Asım (73), İbn
Adiy (3/1056), İbn Ebi Hatim (952), Hakim (2/73) ve Beyhaki (4227, 3923).
19680. İbn Ömer der ki:
"Size Kadir gecesinden daha üstün olan bir geceyi söyleyeyim mi? Kişinin
tehlikeli bir bölgede, ailesine dönüp dönemeyeceğini bilmeden Allah yolunda
nöbet tuttuğu gecedir.’’
Tahric: Nesai (8868) ve
Hakim (2/81). 19687. hadise de bakınız.
19681. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Cennete girecek olan ilk üç kişiden biri şehittir. Diğeri çoluk . çocuğu
olduğu halde başkasına el açmayan kişi; bir diğeri de Rabbine en güzel şekilde
ibadetini yapıp malının zekatını veren kişidir. Cehenneme girecek ilk üç
kişiden biri zorba yönetici; diğeri varlıklı olduğu halde malının zekatını
vermeyen kişi; diğeri de kibirli fakirdir.''
Tahric: Tayalisi (2567),
Ahmed (2/425, 479), Tirmizi (1642), İbn Huzeyme (2249), İbn Hibban (7/250,
4312, 4656, 7248, 7481), Hakim (1/387) ve Beyhaki (3063, 3334).
19682. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah biri diğerini öldüren, ancak her ikisi de Cennete giren iki
kişinin durumunu tebessümle karşılar. Biri Yüce Allah yolunda cihad edip şehid
düşmüştür. Onun katili de sonradan tövbe edip Müslüman olmuş ve o da Yüce Allah
yolunda savaşıp şehid düşmüştür."
Tahric: Malik
(2/460:28), Ahmed (2/244, 464), Buhari (2826), Müslim (3/1505:128), İbn Mace
(191) ve Nesai (7767).
19683. Mekhul der ki:
Adamın biri Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldi ve:
"Ya Resulallah! insanlar savaşa çıktılar; ancak bir sebepten dolayı ben
onlara katılamadım. Bana öyle bir amel söyle ki onların alacağı sevabın
aynısını ben de alabileyim" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) adama: "Gece ibadetine kalkabilir misin?" diye sorunca, adam:
"Kalkmayı taahhüt ederim" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Gündüzlerini oruçlu geçirebilir misin?" diye sorunca, Adam:
"Evet, yapabilirim" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Gecelerini ibadetle, gündüzlerini de oruçla geçirmenin
sevabı, onların uykuda iken alacakları sevapla aynıdır" buyurdu.
Tahric: İbn Ebi Asım,
el-Ahad ve'l-Mesani (2776) ve İbn Ebi Asım, Cihad (69).
19684. Enes der ki:
Yemame savaşı sırasında üzerine kefenini giymiş bulunan Sabit b. Kays'ın yanına
geldim ve: "Amcacığım! insanların içinde bulunduğu şu durumu görüyorsun
değil mi?" dedim. Sabit: "Gün bu gündür yeğenim! Gün bu gündür!"
karşılığını verdi.
19685. Evzai'nin
bildirdiğine göre Osman b. Ebi Sevde, "Iyilik işlemekte önde olanlar,
karşılıklarını almakta da önde olanlardır. Işte onlar (Allah'a) en çok
yaklaştırılmış olanlardır"[Vakıa, 10, 11] ayetlerini okudu ve şöyle dedi:
"Bunlar, mescide ilk önce gidenler ve Allah yolunda savaşa en önde
çıkanlardır."
19686. Ferve
el-Lahmı'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Savaşa çıkan, ancak ganimet elde edemeden geri dönen
(askeri) birliğe mükafatı iki katıyla verilir."
19687. Evzai'nin
bildirdiğine göre Hassan b. Atiyye: "Kişi geceyi nöbetle geçirdiği zaman
sabaha günahlarından arınmış bir şekilde ulaşır" dedi. Mekhul de:
"Sabaha kadar nöbet beklerse günahlarından arınır" dedi.
Tahric: Ukbe b. Amir
hadisinden şahidi vardı: Darimi (2401), İbn Mace (2769), Hakim (2/86) ve
Bağandi, Müsned (1, 2).
19688. İbn Muhayrız'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Farslılar bir veya iki defa Müslümanlarla savaştıktan sonra geriye
(Müslümanlara karşı koyacak) tek bir Farsh dahi kalmaz. Asırlar boyunca hüküm
süren, donanmalar ve kaleler sahibi Bizansıdar gelince, onlardan bir nesil
gidince yerine başka bir nesil gelir. Ahir zamanda yaşayacaklara yazık! Ancak
durumunuz iyi ve hayırh olduğu sürece onlar (Bizanslılar) sizin dostunuz
olacaklardır."
19689. Hucr'un
bildirdiğine göre Said b. Cübeyr, "Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir
yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür ... "[Zümer, 68]
ayetini açıklarken şöyle demiştir: "Allah'ın dilediği kişiler, kılıçlarını
kuşanmış bir şekilde Arş'ın etrafında duran ve Allah'ın da övdüğü şehitlerdir."
Tahric: Hennad (164),
Said b. Mansur (2568) ve İbn Hibban (6/234).
19690, Abdurrahman b.
Cübeyr b. Nüfeyr der ki: Ashabın, Mu'te savaşında Zeyd ile birlikte şehit düşen
kişilere olan üzüntüleri artınca Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç
defa: "(İsa) Mesih, bu ümmet içinden sizler gibi veya sizden hayırlı olan
kişilere çıkacaktır" buyurdu ve şöyle devam etti: "Başında ben,
sonunda da Mesih olan bir ümmeti Yüce Allah hüsrana uğratmaz!"
19691. Ebu Bekir b. Hafs
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir savaşı sırasında:
"Rabbinizin mağfiretine ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için
hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun''[Al-i İmran, 133]
ayetini okudu. (Ravi Mis'ar: "Ya AI-i imran suresindeki ayeti (133), ya da
Hadid suresindeki ayeti (21) okudu" demiştir.) İbn Kushum: "Ya
Resulallah! Düşmanla karşılaşıp ölünceye kadar savaşan kişiye ne var?"
diye sorunca, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem: "Cennet var"
karşılığını verdi. Bunun üzerine İbn Kushum: "Dünyada bu kadar yaşadığım
yeter!" deyip elindeki hurmaları attı ve ileri atılıp ölene kadar savaştı.
Tahric: İbnu'l-Mübarek
(77). Enes hadisinden şahidi vardır Ahmed (3/136, 137), Müslim (3/1509:145) ve
Ebu Davud (2611).
19692. Nuaym b. Ebi Hind
der ki: Kadisiyye savaşı sırasında adamın biri:
"Allahım! Karım
Hudeyye siyah tenli ve hırçın birisiydi. Bugün ise beni Cennet hurileriyle
evlendir" dedi ve ileri atılıp ölen e kadar savaştı. Daha sonra cesedinin
yanına uğradıklarında düşmanlardan iri bir adamın boğazına sarılmış olduğunu
gördüler.
19693. Sa'd b. İbrahim
anlatıyor: Kadisiyye savaşında elleri ile ayakları kesilmiş olan bir adama
rastlandı. Acı içinde kıvranarak: " ... Onlar Allah'ın nimetine
eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle
beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!"[Nisa, 69] ayetini okuyordu.
Biri ona: "Sen kimsin ey Allah'ın kulu?" diye sorunca, adam:
"Ensar'dan biriyim" karşılığını verdi.
19694. Alkame b. Mersed,
bir adamdan, o da Ömer b. Abdilazız'den bildiriyor:
Kadının biri oğlu ile
kocasının ölü cesetlerini görünce Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
geldi ve: "Sen ki Allah'ın Resulüsün! Yüce Allah sana vahiy gönderdi.
Şayet oğlum ile kocam münafıklarsa onlara ağlamayalım ve sevinmeyelim. Ancak
münafık değillerse onlar hakkında bildiklerimizi söyleyelim" dedi. Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: ilEvet, münafık değillerdi. Zira
Cennet meyveleriyle karşılandılar ve melekler onların gelişlerine
sevindiler" karşılığını verdi. Bunun duyan kadın: "işte şimdi artık
onlar için ağlamamam gerek!" deyince, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): ''Bil ki sen de onlarla beraber olacaksın!" buyurdu.
Tahric: Abdurrezzak
(6696).
19695. Avn b. Abdillah
anlatıyor: Kadisiyye savaşında, karnının içi veya bağırsakları dışarıya
dökülmüş olan bir adamla karşılaştılar. Adam yanına gelenlerden birine:
"Bağırsaklarımı geri topla ki Yüce Allah yolunda bir veya iki mızrak boyu
daha yol alayım" dedi. Daha sonra yanına uğradığında adam gerçekten de
dediğini yapmıştı.1
19696. Ubey b. Ka'b der
ki: "Şehitler, Cennetin orta yerindeki bahçelerde yeşil kubbeler içinde
otururlar. Eğlenip vakit geçirmeleri için de yanlarına birbiriyle kavga eden
bir balina ile bir öküz gönderilir. Birşeye ihtiyaç duyduklarında öküz ile
balinadan biri diğerini öldürür. Şehitler ondan yediği zaman da etinden
Cennetteki her bir şeyin tadını alırlar.''
Tahric: Merfu hükmünde
isnadı hasen bir rivayettir.
19697. Yezid b. Şecere
der ki: Kılıçlar, Cennetin anahtarlarıdır. Kişi düşman kuvvetlerinin üzerine
yürüdüğü zaman melekler: "Allahım! Ona yardım et!" demeye başlarlar.
Geri adım attığı zaman da: "Allahım! Onu bağışla" diye dua ederler.
Yediği kılıçtan damlayan ilk damla kan ile' tüm günahları bağışlanır. Cennetten
iki huri yanına inip yüzündeki tozu temizlerler ve ona: "Bizimle buluşma
günün geldi" derler. O da: "Evet, sizin de benim olma zamanınız
geldi" karşılığını verir.
Tahric: Ravileri
güvenilir kimselerdir.
19698. Ebu Hureyre der
ki: Hz. peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) en hayırlı amelin hangisi
olduğu sorulunca: "Allah ve Resulüne imandır" karşılığını verdi.
"Sonra hangisi?" diye sorulunca: "Yüce Allah yolunda
cihaddır" karşılığını verdi. "Sonra hangisi?" diye sorulunca da:
"Kabul görmüş bir hacdır" buyurdu.
Tahric: Hennad (1067),
Ahmed (2/287), Buhari (150, 26), Müslim (1/88:135), Tirmizi (1658) ve İbn
Hibban (4598).
19699. Yahya b. Ebi
Kesir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Şehitlerin en üstünü, düşman saflarına saldırıp da
öldürülünceye kadar çarpışan ve geriye dahi bakmayanlardır. İşte bunlar,
Cennetin en yüksek makamlarındaki evlerinde gezip dolaşırlar. Yüce Allah onlara
tebessüm eder ki Allah bir topluluğa tebessüm etti mi artık onlardan hesap
sorulmaz.''
Tahric: İbnu'l-Mübarek
Cihad (48). Nuaym b. Hemmar hadisinden şahidi vardır: Haris (633), Said b.
Mansur (2566), Ahmed (5/287), Buhari Tarıh (8/2308) ve EbU Ya'la (6820, 6855).
EbU Said hadisinden şahidi vardır: Taberani M. el-Evsat (4143).
19700. Kays b. Ebi Hazım
der ki: Yermuk savaşı sırasında adamın birinin canını feda etmek istediğini,
karısının da bundan vazgeçmesi için ona yalvardığını gördüm. O zaman adam:
"Bu kadını benden uzak tutun! Şayet benim istediğim şey onun başına
gelecek olsaydı ben ona engelolmazdım" dedi. Sonra eliyle bir dağa işaret
ederek şöyle devam etti: "Vallahi şunu yerinden oynatmaya gücüm yetseydi
bir gün dahi yerinde bırakmazdım! Şayet cesedim üzerinden zafer kazanacaksanız,
cesedimi alın!" Daha sonra onunla karşılaştığımızda adamın o savaştaki
ölüler arasında olduğunu gördük.
19701. ibnu'I-Ahmes der
ki: Ebu Zer'e: "Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) naklen bir
hadisin bana ulaştı" dediğimde: "Ne duydun söyle! Zira bir şeyi Allah
Resulünden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) duymuşsam onun adına yalan söyleyecek
değilim" karşılığını verdi. "Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ''Üç kişiyi Yüce Allah sever ... '' şeklindeki sözünü sen mi aktardın?"
diye sorduğumda şöyle dedi:
Evet, ondan işittim ve
aktardım ki şöyledir: "Yüce Allah'ın sevdiği kişilere gelince, biri,
düşmanla karşılaştıklarında yanındakilerin kaçmasına rağmen kendisi öldürülen e
veya zaferi elde edene kadar savaşan kişidir. Diğeri, bir toplulukla yola
çıkan, aşırı yorgunluktan dolayı bir yerde konakladıklarında ise herkes uykuya
çekilirken kendisi namaza duran, yola koyulmak için de onları uyaran kişidir.
Üçüncüsü de kötü bir komşusu olmasına rağmen ona sabreden kişidir.''
Tahric: İbnu'lMübarek
(47), Ahmed (5/151) ve İbn Ebi Asım (127).
19702. Müdrik b. Avf
el-Ahmesı der ki: Hz. Ömer'in yanındayken Nu'man b.
Mukarrin'in habercisi
geldi. Ömer ona (Nehavend'de savaşan) Müslüman ordusunun durumlarını sordu.
Haberci ona: "Filan kişi, filan kişi ve tanımadığım başka kişiler de
öldüler" dediğinde, Ömer: "Ama Yüce Allah onları tanıyor"
karşılığını verdi. Haberci: "Adamın biri de canını feda etti"
deyince, ben: "Ey müminlerin emiri! Bu kişi dayımdır ve insanlar onun
kendi kendini tehlikeye attığını söylüyorlar" dedim. Ömer de:
('Yanılmışlar! Zira o, dünya karşılığında ahiretini satın alanlardandır!"
karşılığını verdi.
Tahric: Beyhaki (9/45,
46).
19703. Selman der ki:
"Kişi Allah yolunda cihad etmek üzere yola düştüğü zaman günahları başının
üzerine konulur. Yürüdükçe hurma salkımından hurmaların dökülmesi gibi
günahları üzerinden dökülüp gider."
19704. Enes der ki:
"Yüce Allah yolunda cihad etmek üzere bir yolculuk, daha önce haccetmiş
kişinin sonradan yapacağı on hacdan daha hayırlıdır."
19705. Abdullah b. Ömer:
"Yüce Allah yolunda yapılan bir gaza, elli hacdan daha hayırlıdır"
dedi.2
Tahric: Merfu
hükmündedir. Taberani (3168) ve Hakim (2/143).
19706. Mekhul der ki:
"Cennette yüz derece bulunmaktadır ki iki derece arası yer ile gök arası
kadardır. Yüce Allah, bu dereceleri yolunda cihad eden kişiler için
hazırlamıştır.''
Tahric: Buhari (2790);
Ebu'd-Derda hadisinden: Nesai (4340),; Ebu Malik hadisinden: Taberani M.
el-Kebir (3/3464); Ebu Said hadisinden: Abd b. Humeyd (922).
19707. Ebu'd-Duha der
ki: Berae (Tevbe) suresinden ilk inen ayet: "Gerek hafif, gerek ağır
olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin.
Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır"[Tevbe, 41] ayetidir.
19708. Haneş b. Ali
es-San'ani'nin bildirdiğine göre İbn Abbas, "Mallarını gece gündüz; gizli
ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları
vardır"[Bakara, 274] ayetini açıklarken: "Atların, Allah yolunca cihad
için hazırlanmasıdır" demiştir.
19709. Süleyman b. Musa
ed-Dimeşki'nin bildirdiğine göre Sehl b. Aclan elBahill: "Mallarını gece
gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında
mükafatları vardır"[Bakara, 274] ayetini açıklarken: "Atların, Allah
yolunca cihad için hazırlanmasıdır" demiş ve şöyle devam etmiştir:
"Kişi nam salma veya riya niyeti taşımaksızın atını Allah yolunda cihad
etmek üzere beslerse, mallarını gece gündüz infak eden kişilerden biri gibi
sayılır."
19710. Ebu Hureyre der
ki: "Allah yolunda solunan toz ile Cehennem ateşinin dumanı bir kişide
asla bir araya gelmez. Allah korkusundan dolayı ağlayan kişi de sağılan süt
memeye geri dönmedikçe Cehennem ateşine girmeyecektir."
Tahric: Merfu ve mevkuf
olarak: Abdullah b. el-Mübarek Cihad (30), Hennad (465), Humeydi (1091), Ahmed
(2/443, 444, 505), Tirmizi (1633), Nesai (4315, 4316), İbn Mace (2774),
Taberani (8/7612), İbn Hibban (4607) ve Hakim (4/260). 19830. hadise de
bakınız.
19711. Salim b.
Ebi'l-Ca'd der ki: "Mu'te savaşında şehit düşenleri Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) rüyasında gördü. Cafer'i kanlar içinde kanatlı
bir melek olarak gördü. Zeyd ile birlikte divanda karşılıklı oturuyorlardı. İbn
Revaha da onlarla birlikte oturmuş; ama sanki ona yüz vermiyorlar
gibiydi."
Tahric: İsnadı
mürseldir. Ebu'l-Yeser adlı sahabiden mevsulen: Buhari (3262, 3709), İbn Ebi
Asım, el-Ahad ve'l-Mesani (361), İbn Ebi Asım, Cihad (218), Taberani (2/1468,
1473, 19/378), İbn Hibban (7047) ve Hakim (3/212).
19712. Rabi' b. Zeyd
anlatıyor: Savaşlardan birinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yolda
giderken Kureyşli bir gencin herkesin yürüdüğü yolun dışında yürüdüğünü gördü.
"Onu çağırın!" buyurunca genç geldi. Ona: "Neden yolun dışından
gidiyorsun?" diye sorunca, genç: "Ya Resulallah! Tozu çok olduğu için
bu yolda yürümek istemedim" karşılığını verdi. Bunun üzerine Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yoldan çıkma! Muhammed'in canı elinde
olana yemin olsun ki bu tozlar Cennetin tozlarındandır" buyurdu.
Tahric: Ebu Davud (305),
Nesai (8819, 8820), Taberilill, el-Kebir (5/4608). Bak: Heysemi (5/287).
19713. Ebu'l-Avvam
bildiriyor: Ebu Eyyub (el-Ensari) bir yıl hiçbir savaşa katılmadı. "Gerek
hafif, gerek ağır techizatla savaşa çıkın ... "[Tevbe, 41] ayetini
okuduktan sonra aynı yıl savaşa çıktı ve: "Bu ayette savaşa katılmamaya
herhangi bir ruhsat göremiyorum" dedi.
19714. Ebu Malik der ki:
Berae (Tevbe) suresinden ilk inen ayet: "Gerek hafif, gerek ağır olarak
savaşa çıkın ... "[Tevbe, 41] ayetidir.
19715. ismail b. Ebi
Halid'in bildirdiğine göre Ebu Salih, "Gerek hafif, gerek ağır olarak
savaşa çıkın ..,''[Tevbe, 41] ayetini açıklarken: "Yaşlı olsanız da, genç
olsanız da savaşa çıkın, anlamındadır" demiştir.
19716. Katade'nin
bildirdiğine göre söz konusu ayet konusunda Hasan(-ı Basri):
"Yaşlı olsanız da,
genç olsanız da savaşa çıkın, anlamındadır" demiştir. Katade ise:
"isteseniz de, istemeseniz de savaşa çıkın, anlamındadır" demiştir.
19717. Mansur'un
bildirdiğine göre Hakem: "Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın
...''[Tevbe, 41] ayetini açıklarken: "işiniz olsa da olmasa da savaşa
çıkın, anlamındadır" demiştir.
19718. ismail'in
bildirdiğine göre söz konusu ayet konusunda ikrime: "Yaşlı olsanız da,
genç olsanız da savaşa çıkın, anlamındadır" demiştir.
19719. İbn Ebi Necih'in
bildirdiğine göre Mücahid: "Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın
... "[Tevbe, 41] ayetini açıklarken: "Zira içimizde çevik olmayanlar,
ihtiyaç sahipleri, zayıflar ve meşgulolanlar bulunmaktadır" demiştir.
19720. Hasan(-ı Basri)
dedi ki: "Söz konusu ifadeden kasıt, yaşlılarımız ile
gençlerimizdir."
19721. Mekhul'un
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah yolunda bir gün oruç tutan kişi, cehennem ateşinden yüz yıl
uzak tutulur.''
Tahric: Ukbe b. Amir
hadisinden şahidi vardır: Nesai (2562), İbn Ebi Asım (169) ve Taberani
(17/927).
19722. Ebu Said
el-Hudri'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Kişi Allah yolunda bir gün oruç tuttuğu zaman, Yüce Allah
onun yüzünü yetmiş yıl boyunca Cehennemden uzak tutar.''
Tahric: Ahmed (3/26, 59,
83), Darimi (2399), Buhari (2840), Müslim (2/808:167, 168), Tirmizi (1623), İbn
Mace (1717) ve Nesai (2556, 2558, 2559, 2560, 2561).
19723, Başka kanalla Ebu
Said'den aynısı onun sözü olarak nakledilmiştir.
19724. Enes b. Malik'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda bir gün oruç tutan kişiyi Yüce Allah yetmiş yıl boyunca Cehennemden
uzak tutar.''
Tahric: İbn Adiy
(2/717).
19725. Ebu'd-Derda der
ki: "Yüce Allah yolunda bir gün oruç tutan kişi ile Cehennem arasında bir
hendek açılır ki genişliği yer ile gök arasından daha fazla olur."
Tahric: Taberani, M.
el-Evsat (3597), M. es-Sağır (449).
19726. Abdullah b. Amr
der ki: "Cennette adına Adn denilen beş bin kapılı bir köşk vardır. Bu
kapılardan her biri de beş bin kapıya açılmaktadır. Her kapının üzerinde de
ipekten yapılmış beş bin örtü bulunmaktadır."
Ravi Ya'la der ki:
Yilkub bunu rivayet ederken sanırım: "Bu köşke peygamber, sıddik veya
şehitlerden başka kimseler giremez" sözünü de ekledi.
Tahric: İbn Ebi Hatim
(2812).19739,22350,33227. hadislere de bakınız. 3 Hadid Sur. 19
19727. Ebu'd-Duha'nın
bildirdiğine göre Mesruk, ''... Işte onlar Rableri katında sözü özü doğru
olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükafatları ve nurları
vardır''3 ayetini açıklarken: "Bu, şehitlere has bir şeydir"
demiştir.
19728. Mekhul der ki:
"Söz konusu ayet, şehitlere hastır."
19729. Mekhul der ki:
"Kıyamet gününde şehidin altı özelliği olacaktır: Allah'ın azabından ve
kıyamet gününün dehşetinden emin kılınacak. Ailesinden şu şu kadar kişiye
şefaatçi olacak. iman süsüyle süslenecek. Hesaptan önce Cennetteki yerini
görecek. Bütün günahları bağışlanacak.''
Tahric: Ahmed (4/131,
200), Buhan (7/642), İbn Sa'd (7/426), Tirmizi (1663), İbn Mace (2799),
Abdurrezzak (9559), Taberani 20 (629), Said b. Mansur (2562), İbn Ebi Asım
(204).
19730. Alkame der ki:
"Hac yapan kişinin bir gazaya katılması, haccının üzerine yapacağı on
hac'dan daha hayırlıdır."
19731. Mesruk anlatıyor:
İbn Mes’ud'a: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın çünkü onları
Rab'lerinin huzurunda diridirler ve rızıklandırılırlar''[Al-i İmran,169]
ayetinin anlamını sorduğumda şu karşılığı verdi: Biz de bunu Allah Resulü'ne
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sormuştuk ve şöyle buyurmuştu: "Şehitterin
ruhları yeşil kuşlar gibi Cennette dilediği yerlerde gezip dolaşır. Sonrasında
Arş'a asılı olan kandillere gelip konarlar. Onlar bu şekilde konmuşken Rableri
onlara nazar ederek: ''Dilediğinizi benden isteyin'' buyurur. Onlar:
''Rabbimiz! Cennette istediğimiz gibi dolaşıyorken daha senden ne isteyelim?''
karşılığını verirler. Yine bu şekilde geldikleri bir zamanda Yüce Allah bir
daha onlara nazar eder ve: ''Dilediğinizi benden isteyin'' buyurur. Onlar yine:
''Rabbimiz! Cennette istediğimiz gibi dolaşıyorken daha senden ne isteyelim?''
karşılığını verirler.
Yine bu şekilde
geldikleri bir zamanda Yüce Allah bir daha onlara nazar eder ve: ''Dilediğinizi
benden isteyin'' buyurur. Onlar aynı şekilde: ''Rabbimiz! Cennette istediğimiz
gibi dolaşıyorken daha senden ne isteyelim?'' karşılığını verirler. Ancak bir
şey istemeden bırakılmayacaklarını anladıklarında: ''Senin yolunda bir daha
ölmek için ruhlarımızı bedenlerimize geri döndü rm eni istiyoruz'' derler. Yüce
Allah da onların bundan başka bir şey istemediklerini görünce onları
bırakır."
Tahric: Müslim (3/1502:121),
İbn Mace (2801), Tirmizi (3011), Darimi (2410). Ayrıca 19678 ile 19847.
hadislere bakınız.
19732. Şurahbil b.
es-Semt der ki: Ka'b b. Murre'ye: "Ey Ka'bl Bize Resulullah'tan
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hadis aktar; ancak dikkat et de eksik veya
fazla şeyler söyleme" dediğimizde şöyle karşılık verdi:
"Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (savaş esnasında) şöyle
buyurduğunu işittim: "(Ok) atın! Yüce Allah düşmana bir ok ulaştıran
kişinin derecesini bir basamak arttırır." Abdurrahman b. Ebi'n-Nehham:
"Ya Resulallah! Bu derece ne ki?" diye sorunca, Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tabii ki babanın kapısının eşiğindeki
basamak değildir! İki derece arasında yüz yıllık bir mesafe vardır"
karşılığını verdi.
Ka'b b. Murre'ye:
"Ey Ka'b! Bize Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hadis
aktar, ancak dikkat et de eksik veya fazla şeyler söyleme" dediğimizde şu
karşılığı verdi: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah
yolunda saçı ağaran kişinin ağaran saçları kıyamet gününde kendisi için bir nur
olacaktır. Yüce Allah yolunda bir ok atan kişi, bir köleyi azat etmiş gibi
olur" buyurduğunu işittim.
Tahric: İbn Hibban
(4614), Tirmizi (1634), Nesai (4352), Ahmed (4/235, 236), Ebu Davud (3963).
19733. Malik b. Abdillah
el-Has'ami'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Allah yolunda ayakları tozlanan kişiye Yüce Allah Cehennem
ateşini haram kılar."
Tahric: İbnu'l-Mübarek
Cihad (32, 33), Tayalisi (1772), Ahmed (3/367, 5/226), Darimi (2397), Buhari
(907, 993, 2811), Tirmizi (1632), Nesai (4324), İbn Ebi Asım Cihad (2777, 2805,
2871), Taberani, M. el-Kebir 19 (661, 662), Müsnedu'ş-Şamiyyin (609, 755, 780),
Ebu Ya'la (2071, 2075), Ebu Nuaym (5/2463) ve Beyhaki (9/162).
19734. Yahya b. Amr b.
Seleme, babasından şu sözünü bildiriyor: "Yüce Allah yolunda bir kamçı
yemem benim için, bir haccın ardından bir hac daha yapmamdan daha
sevimlidir."
19735. Kays der ki: Sa'd
(b. Ebi Vakkas'ın: "Araplar içinde Yüce Allah yolunda ilk oku atan kişi
benim" dediğini işittim.
19736. Abdullah b. Ebi
Katade, babasından bildiriyor: Adamın biri Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve
Sellem) gelerek: "Ya Resulallah! Allah yolunda öldürülürsem Yüce Allah
günahlarımı bağışlar mı?" diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem):
"Sabrederek,
karşılığını Allah'tan bekleyerek, kaçarken değil de vuruşurken öldürülmen
halinde Yüce Allah günahlarını bağışlar. Cebrail bana öyle bildirdi"
karşılığını verdi.
19737. Abdullah b. Ebi
Katade, babasından naklediyor: Tebak savaşından dönüşümüzde Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize: "Bu savaşa katılmayan kişilerle
karşılaştığınızda onlarla konuşmayın ve oturmayın" emrini verdi.
19738. Hz. Ömer:
"Hacca gitmekten geri durmayın; zira Allah'ın yapılmasını emrettiği salih
bir ameldir; ancak Allah yolunca cihad hac'dan daha üstündür" demiştir.
19739. Abdullah b. Amr
der ki: "Cennette, yeşillikler ve burçlarla çevrili Adn denilen bir köşk
bulunmaktadır ki beş bin tane kapısı vardır. Bu köşkte peygamberler, sıddıkler,
şehitler veya adil yöneticiler dışında kimseler oturamaz."
Tahric: Bezzar (2487).
19740. Zir der ki:
Abdullah (b. Mes'ud): "Öldürülme anındaki hafif uyku, ölüm korkusunu
yenmek için Allah'tan verilmiş bir güvendir. Namaz vaktinde gelen uyku ise
şeytandandır" dedi ve: "Allah kendi katından bir güven işareti olarak
sizi hafif bir uykuya daldırmıştı ... "[Enfal, 11] ayetini okudu.
19741. Enes der ki: Ebu
Talha, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önünde düşman üzerine ok
atıyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de onun ardında duruyordu.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) düşman kuvvetlerine bakmak üzere
başını kaldırınca Ebu Talha da başını kaldırıp önünü kapatıyor ve:
"Gelecekse ölüm sana değil, bana gelsin!" diyordu.
Tahric: Ahmed (3/105,
206, 286, 287), Buhari (3811, 4064), Müslim (3/1443:136), Nesai (8284), İbn
Hibban (4582, 7181) ve Hakim (3/353).
19742. Ebu Talha der ki:
"Uhud savaşında (Allah tarafından) kendilerine uyku gönderilenler arasında
ben de vardım.''
Tahric: Ahmed (4/29),
Buhari (3811, 4064, 4068, 4562), Müslim (3/1443:136), Tirmizi (3007, 3008),
Nesai (11080,11199) ve İbn Hibban (7180). Ayrıca 19892. hadise bakınız.
19743. Hişam b. Urve, babasından,
o da Zübeyr (b. el-Avvam)'dan Ebu Talha hadisinin benzerini rivayet etmiştir.
Tahric: Tirmizi (3008)
ve Beyhaki (3/273).
19744. Enes b. Malik
anlatıyor: Ebu Musa vali olarak Basra'ya gönderildiğinde yanında Bera da gönderildi.
Ebu Musa, Bera'yı kendine danışman edinmişti. Bir defasında Ebu Musa ona:
"Benden bir görev iste" dedi. Bera: "istediğim şeyi bana verir
misin?" diye sorunca, Ebu Musa: "Evet!" karşılığını verdi. Bunun
üzerine Bera: "Senden ne Mısır valiliğini, ne de tahsildarlığını
istiyorum. Bana yayımı, mızrağımı, atımı, kılıcımı, zırhımı ver ve bırak Allah
yolunda cihada çıkayım" dedi.
Ebu Musa da komutasına
bir birlik verip gönderdi. Girdiği savaşta ilk ölen kişi de kendisi oldu.
19745. Enes der ki: Bera
bir beyitlik şiir okuyunca ona: "Kardeşim! Şiir mi okuyorsun? Belki de
söylediğin son sözler bunlar olacaktır" dedim. Bera: "Yatağımda
ölecek değilim! Şu ana kadar müşrik ve münafıklardan tam doksan dokuz kişi
öldürdüm" karşılığını verdi.
19746. Enes b. Malik
bildiriyor: Amcam (Enes b. Nadr) Bedir savaşına katılmamıştı. Ancak sonrasında:
"Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katıldığı ilk savaşa
katılamadım; ama Vallahi bir daha müşriklerle bir savaşta bulunacak olsam Yüce
Allah o savaşta neler yapacağımı görecektir!" dedi. Uhud savaşı sırasında
Müslümanlar bozguna uğrayıp çekilince, amcam: "Allahım! Müslümanların bu
kaçışmalarından dolayı senden özür dilerim! Müşriklerin sebep olduğu bu
bozgundan dolayı da beni sorumlu tutma!" dedi ve müşriklere doğru hücuma
geçti. Bir ara Uhud dağının eteklerinde Sa'd onunla karşılaştı. Ona: "Ben
de seninle beraberdim; ancak senin yaptığını yapamadım!" dedi. Savaş
sonunda amcamın vücudunda yirmi küsur kılıÇ, mızrak ve ok yarası bulduk. Daha
sonra aramızda: "Inananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar
vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç
değiştirmemişlerdir''[Ahzab, 23] ayetinin amcam ve arkadaşları hakkında nazil
olduğunu konuşurduk.
Tahric: Ahmed (3/194,
201, 253), Abd b. Humeyd (1396), Buhari (2805,4048), Müslim (3/1512:148),
Tirmizi (3200, 3201), Nesai (8291, 11403), Taberani, el-Kebir (1/769) ve
Beyhaki (9/43, 44).
19747. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kıyamete yakın bir zamanda, sadece Allah'a kulluk edilsin ve hiçbir şey
O'na ortak koşulmasın diye kılıçla gönderildim. Rızkım mızrağımın gölgesi
altında kılındı. Emrime karşı çıkanlara zillet ve alçalma takdir edildi. Bir
topluluğa benzemeye çalışan kişi de onlardan biri sayılır.''
Tahric: Ahmed (2/50),
Ebu Davud (4027), Abd b. Humeyd (848), Taberani (216), Beyhaki (1145, 1199),
Tahavi (231), Buhari (6/98), Zehebi (15/509).
19748. Abdullah (b.
Mes'ud)'un bildirdiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Rabbimiz iki kişinin halini çok beğenir. Bunlardan biri,
Yüce Allah'ın katındaki mükafatların arzusu ve cezanın korkusuyla çok sevdiği
yatağından yorganından ve eşinin yanından kalkıp namaza duran kişidir. Diğeri,
Yüce Allah yolunda savaşa çıkan, ancak arkadaşları bozguna uğrayıp meydanı terk
ederken, kaçmasının vebali ile meydanda kalmasının mükafatını düşünerek kendisi
kalıp ölene kadar savaşan kişidir. İşte bu kişi için Yüce Allah, meleklerine
şöyle buyurur: Şu kuluma bakın! Katımdaki mükafatların arzusu ve cezanın
korkusuyla kanını dökmem için savaşa alanına geri dönüyor!"
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (385); Ahmed (1/416), Ebu Davud (2528), İbn Ebi Asım, Cihad (125), İbn
Ebi Asım, Sünne (569), Taberani (10/10383), Ebu Ya'la (5250, 5272, 5340, 5361),
İbn Hibban (2557, 2558), Hakim (2/112). Bak: Heysemi (2/255).
19749. Enes anlatıyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Milhan'ın kızının evinde az bir uzanıp
uyudu, Sonrasında tebessüm ederek uyandı. Milhan'ın kızı: "Ya Resulallah!
Neye gülüyorsun?" diye sorunca, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem):
"Ümmetimden'
bazıları Allah yolunda cihad etmek üzere deniz yolculuklarına çıkarken
gemilerin üzerinde tahtı üzerine oturmuş krallar gibi durmalarına güldüm"
karşılığını verdi. Milhan'ın kızı: "Ya Resulallah! Yüce Allah'a dua et
beni de onlardan biri kılsın" deyince, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Allahım! Bunu da onlardan biri kıl!" diye dua etti.
Milhan'ın kızı daha sonra Ubade b. es-Samit ile evlendi. Onun oğlu Karaza ile
de cihad için deniz yolculuğuna çıktı. Dönüşte bineği düşünce boynu kırılıp
öldü ve vefat ettiği yerde defnedildi.
Tahric: Malik 2/464, 465
(39), Ahmed (3/240, 264, 265), Buhari (2788, 2789), Muslim (3/1520, 1518:160,
162), Ebu Davud (2482, 2483), Tirmizi (1645), Nesai (4379, 4380), İbn Mace
(2776) ve EbU Ya'la (3663, 3675),
19750. Abdullah b. Amr
der ki: "Allah yolunca cihad için bir deniz yolculuğuna çıkmam, benim için
Allah tarafından kabul görecek çok miktarda malı infak etmemden daha
sevimlidir.''
Tahric: Said b. Mansur
(2396), İbn Hibban (5/202) ve İbn Abdilber Temhid (1/238).
19751. Alkame b. Şihab
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Benimle
birlikte gazaya katılamayan kişiler deniz yoluyla yapılan gazalara katılsın.
Zira deniz yoluyla yapılacak bir gaza, karada yapılan iki gazadan daha iyidir.
Deniz savaşında şehit düşen kişiye kara savaşında şehit düşen iki kişi sevabı
vardır. Yüce Allah katında en üstün şehitler de su yolcularıdır." Ashab:
"Ya Resulallah! Su yolcuları da ne demektir?" diye sorunca, Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yüce Allah yolunda gemilerine binip
savaşa çıkanlardır" karşılığını verdi.
Tahric: Mürseldir: İbn
Hibban Sikat (5/212) ve İbn Abdilber Temhıd (1/238), Abdurrezzak (9631).
19752. Abdullah b. Amr
der ki: "Gazaya çıkıp denizde dalgalar içinde yol alan kişi, karada
kanları içinde can çekişen şehit gibidir."
Tahric: Abdurrezzak
(9630) ve Said b. Mansur (2395).
19753. Abdullah b. Amr
der ki: "Denizde yapılan bir gaza, karada yapılan on gazadan daha
üstündür. Gazaya çıkıp denizi aşan kişi, Allah yolunda tüm vadileri aşmış
gibidir."
19754. ikrime der ki:
"ibn Abbas, deniz yoluyla bir gazaya çıktı, ben de onunla
beraberdim."
19755. Mücahid der ki:
"Gemilere ancak hacca, gazaya veya umreye çıkan kişiler biner."
19756. Ömer b.
el-Hattab: "(Tehlikesine karşılık) deniz yolculuğuna çıkanlar ile
(salgınlarının çokluğuna rağmen) Hecer'e giden tüccarlara hep hayret
etmişimdir" demiştir.
19757. İbn Ömer der ki:
"(Tehlikesinden dolayı) Yüce Allah beni deniz yolculuğuna çıkacak hiçbir
ordudan sorumlu tutmasın."
19758. Ebu Raşid el-Hubranı
der ki: Mikdad'ı gördüğümde sarraflara ait bir sandığın üzerine oturmuştu.
Aşırı kilosundan dolayı da sandıktan taşmıştı. Ona:
"Ey Ebu'I-Esved!
Savaş konusunda Allah seni mazur görecektir" dediğimde: "Ama: ''Gerek
hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın ... ''[Tevbe, 41] ayeti (ve suresi) bizi
mazur görmüyor!" karşılığını verdi.
19759. Yahya b. Abbad b.
Abdillah b. ez-Zübeyr, babasından, o da dedesinden bildiriyor: Murre
oğullarından biri olan sütbabam bana şöyle dedi: "Mu'te savaşındaki (Mer'i
şu an bile görür gibiyim. Kızıl atından inip arka ayak sinirlerini kesti ve
düşman üzerine daldı. Öldürülünceye kadar da savaştı."
Tahric: İbn Sa'd (4/37),
Ebu Davud (2566), Beyhaki (4/363) ve Hakim (3/209).
19760. İbn Ömer der ki:
Yemame savaşı sırasında yaralı bir şekilde yere yığılmış olan Abd(ullah) b.
Mahrame'nin yanına geldim. Bana: "Ey Abdullah b. Ömer! if tar vakti geldi
mi?" diye sorunca: "Evet, geldi" karşılığını verdim. "Şu
kalkanla bana az su getir de içip iftarımı yapayım" deyince su havuzunun
yanına gittim. Havuz kanla dolmuştu. Elimdeki kalkanla kanı kenara çekip suya
daldırdım. Suyu alıp geldiğimde Abdullah ruhunu teslim etmişti.
19761. Said b.
el-Müseyyeb: "Sa'd b. Ebi Vakkas, Uhud savaşı sırasında çok çetin bir
şekilde savaşıyordu" demiştir.
19762. Cabir b. Semure
der ki: "Allah yolunda düşmana ilk oku atan kişi Sa'd idi."
Tahric: Tirmizi (2466;
hasen ğarib) ve Hakim Müstedrek (1/310, saruh).
19763. Ebu Habibe'nin
bildirdiğine göre Ebu'd-Derda, Allah yolunda bir şeyler verilmesini vasiyet
eden kişi hakkında: "Vasiyet ettiği şey Allah yolunda cihad edenlere
verilir" demiştir.
19764. Ebu'd-Derda der
ki: "Yüce Allah yolunda bir gün oruç tutan kişi ile Cehennem ateşi
arasında genişliği yer ile gök arası kadar olan bir hendek açılır.''
19765. Hz. Ömer der ki:
"Şayet Allah yolunda yollara düşmeseydim, Allah için toprağa uzanmasaydım,
hurmanın iyisini seçer gibi sözlerin de güzelini seçip konuşanlarla oturuyor
olmasaydım hayatta kalmak yerine Allah'a kavuşmayı tercih ederdim."
19766. Halid b.
el-Velid: "Allah yolunda cihad etmem Kuran'ı çokça okuma ma
engeloldu" dedi.
19767. Halid b. el-Velid
der ki: "Muhacirlerden bir birlik ile soğuk bir gecenin sabahında düşmanla
karşılaşmak benim için, oğlumun olduğu müjdesinden veya sevdiğim bir kadınla
evlendirilmemden daha sevimli gelmiştir. Onun içindir ki cihad etmekten geri
durmayın."
19768. Halid b. el-Velid
der ki: "Vallahi nasıl bir günden geri duracağımı bilemiyorum. Yüce Allah'ın
bana şehadeti nasip edeceği bir günden mi? Yoksa Yüce Allah'ın bana onurlar
bahşedeceği bir günden mi?"
19769. Abdullah b. Selam
der ki: "Şayet cihad olur da gitmeye gücüm yetmezse bir yatak üzerinde
beni taşıyıp düşman ile Müslüman saflarının ortasına koyun!"
19770. Harım b. Fatik
el-Esedl'nin bildirdiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah yolunda bir harcamada bulunan kişiye bunun
mükafatı yedi yüz katıyla yazılır."
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (743), Ahmed (4/321, 322, 345), Tirmizi (1625), Nesai (11027), Taberani
(4/4151, 4152, 4153, 4154, 4155), İbn Ebi Asım, Cihad (71), İbn Ebi Asım,
el-Ahad ve'lMesani (1047), İbn Hibban (4647), Ebu Nuaym (2519) ve Hakim (2/87).
19771. İbn Abbas der ki:
Ka'b(u'l-Ahbar)'a Cennetu'I-Me'va'yl sorduğumda:
"Cennetu'I-Me'va,
içinde yeşil kuşların bulunduğu, şehitlerin ruhlarının kendisine yükseldiği
cennettir" karşılığını verdi.
19772. Ebu Said'in
bildirdiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: ''Yüce Allah yolunda cihad eden kişi, Allah'ın kefaleti
altındadır. Yüce Allah onu ya mağfireti ve rahmetine ulaştırır. Ya da hakettiği
sevabı ve ganimeti almış bir şekilde evine döndürür. Yüce Allah yolunda cihad
eden kişi, evine dönene kadar gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle
geçiren kişi gibidir."
Tahric: İbn Mace (2754)
ve Ebu Ya'la (1331, 1336).
19773. Ebu Munıb
el-Cureşı bildiriyor: Adamın biri Temim'in misafiri oldu ve kendisiyle birlikte
yolculuğa çıktı. Yolculuk sırasında Temim'in namazlarını kısalttığını görünce:
"Allah merhametini senden esirgemesin! Bakıyorum da namazlarını evindeki
gibi kılmıyar, kısaltıyorsun" dedi. Temim de: "Gündüzlerini oruçla,
gecelerini de ibadetle geçiren kişinin sevabının bana verilmesi yetmez mi
ki?" karşılığını verdi.
19774. Muhammed b. Sirin
der ki: Müşriklere ait bir süvari birliği, Medinelilerin meradaki sürüsüne
saldırınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peşlerinden çıktı. Daha
sonra Ebu Katade saçlarını örmüş bir şekilde evden gelince, Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sanırım saçların seni böyle geç
bıraktı" buyurdu. Ebu Katade de: "Andolsun sana bu müşriklerden bir
esir getireceğim!" dedi. Ashab saçlarını uzatıp örmeyi severlerdi.
19775. Ebu Abdirrahman es-Sülemi
der ki: "Allah yolunca cihad eden bir oğlumun olması benim için yüz bin
tane çocuktan daha iyidir."
19776. Hasan(-ı
Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Rabbiniz şöyle der: "Her kim benim rızamı kastederek
cihada çıkarsa artık kefaletimdedir. Bu çıkışında ruhunu alırsam Cennete
kayarım. Geri dönmesini takdir edersem de sevabını ve ganimetten nasibini almış
bir şekilde geri döndürürüm."
Tahric: Mürseldir. Ebu
Hureyre ve Enes hadisinden şahitleri vardır: Ahmed (2/117), Buhari (36), Müslim
(3/1495:103), Tirmizi (1620) ve Nesai (4334).
19777. Ebu'z-Za'ra
bildiriyor: Abdullah (b. Mes'ud): "insanlara öyle bir zaman gelecek ki
kişi nasıl malının ve çocuklarının çokluğuyla sevinirse malının ve çocuklarının
azlığına sevinmeye başlayacak" dedi. insanlar: "Ey Ebu Abdirrahman!
Böylesi bir zamanda en hayırlı mal hangisi olacak?" diye sorduklarında:
"Kişinin istediği yere götürebileceği iyi bir at ve iyi bir silahtır"
karşılığını verdi.
Tahric: Hakim (4/486).
19778. Ebu Zabyan der
ki: Ebu Eyyub (el-Ensar7), Bizans topraklarına gittiği bir gazada hasta düştü.
Arkadaşlarına: "Şayet ölürsem beni, düşman karşısında saf aldığınız yerde,
ayaklarınızın altına gömün!" dedi.
19779. Halid b. Zeyd der
ki: iyi ok atan birisiydim. Ukbe b. Amir yanıma uğrayıp:
"Ey Halid! Çık da
ok atalım" derdi. Bir defasında biraz yavaş davranınca: "Ey Halid!
Gel de Allah Resulünün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sözünü sana
aktarayım" dedi ve şöyle devam etti:
Allah Resulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah, biri hayra niyet ederek oku
yapanı, diğeri onu atanı, bir diğeri de atana oku vereni olmak üzere atılan tek
bir okla üç kişiyi Cennete sokar.
Üç oyundan başka (mübah
görülen) oyun da yoktur. Biri, kişinin atını talim ve terbiye etmesi, diğeri
kişinin ailesiyle oynayıp eğlenmesi, bir diğeri de kişinin yayı ve okuyla atış
yapmasıdır. Ok atmasını öğrendikten sonra onu bırakan kişi, Allah'ın nimetinden
yüz çevirmiş" veya: "Allah'ın nimetine karşı nankörlük etmiş olur.''
Tahric: Said b. Manstir
(2450), Ahmed (4/146, 148), Ebu Davud (2505), Nesai (4220, 4354), İbnu'l-Carud
(1062), Ya'ktib b. Süfyan (2/478, 501), İbn Huzeyme (2478), Ebu Avane (7495,
7497) ve Hakim (1/418, 2/95).
19780. Yunus b. Ebi
ishak, Seleme oğullarına mensup birinden bildiriyor:
Muaviye, kendisine ait
olan ve şehitler mezarlığının üzerinden geçen su kaynağının yatağını
değiştirince Abdullah b. Amr b. Haram ile Amr b. el-Cemuh'un mezarları ortaya
çıktı. Yerlerini değiştirmek üzere yardım istenince onları mezarlarından
çıkardık. Sanki dün gömülmüşler gibi bedenleri kıvrılıp bükülüyordu.
Üzerlerinde yüzlerini örten birer hırka vardı. Ayaklarının üzerine de biraz ızhır
otu konulmuştu.
19781. Cabir der ki:
Babam Abdullah (savaşa çıkarken) bana şöyle dedi: "Geride bıraktığım kız
çocukları ile kızkardeşler olmasaydı benden önce Yüce Allah'ın katına seni
gönderirdim, Benden geride Medine'ye göz kulak ol!" Çok bir zaman geçmeden
de halam, babam ile amcamın cesetlerini bir deve üzerinde getirdi.
19782. Salim'in
bildirdiğine göre Said b. Cübeyr, "Allah yolunda öldürülenleri ölü
saymayın çünkü onlar, Rab'lerinin huzurunda diridirler ve
rızıklandırılırlar''[Al-i İmran, 169] ayetini açıklarken şöyle demiştir: Uhud
savaşında Hamza b. Abdilmuttalib ile Mus'ab b. Umeyr şehit düşünce: "Keşke
kardeşlerimiz elde ettiğimiz bu hayırları görselerdi de daha fazla cihada
sarılsalar!" dediler. Yüce Allah da: "Ben sizin adınıza bunu onlara bildiririm"
buyurdu. Ardından: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın; çünkü onlar,
Rab'lerinin huzurunda diridirler ve rızıklandırılırlar. Allahlın, lütuf ve
kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek
ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve
korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar, Allah'tan gelen
nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin
sevinci içindedirler"[Al-i İmran, 169-171] ayetleri nazil oldu.
19783. Tavus'un
bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Kıyamete yakın bir zamanda kılıçla gönderildim. Rızkım
mızrağımın gölgesi altında kılındı. Emrime karşı çıkanlara zillet ve alçalma
takdir edildi. Bir topluluğa benzemeye çalışan kişi de onlardan biri sayılır.''
Tahric: İbnu'l-Mübarek
Cihad (105), İbn Ebi Hatim, İlel (956); Hasan'ın mürseliyle: Said b. Mansur
(2370),
19784. Abdullah b.
Şeddad'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) can
çekişmekte olan Sa'd b. Muaz'a: "Ey kavmin efendisi! Allah sana hayırlar
versin! Allah'a vermiş olduğun sözü yerine getirdin. Allah da sana verdiği sözü
yerine getirecektir" buyurmuştur.
19785. Muhammed (b.
Sirin) der ki: Kafirlerin birlikleri doğu tarafından saldırıya geçince
karşılarına Ensar'dan bir adam çıktı. Hücuma geçip düşman saflarını yararak
arka taraftan çıktı. Tekbir getirerek geri düşman saflarına daldı ve safları
yararak bu kez önden çıktı. Aynı şeyi de iki üç kez tekrarlardı. Bu kişi Sa'd
b. Hişam idi. Ebu Hureyre'ye Sa'd'ın bu yaptığı zikredilince: "Insanlar
arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah
kullarına karşı şefkatlidir"[Bakara, 207] ayetini okudu.
Tahric: Taberi (2/321).
19786. Sa'd b. ibrahim,
babasından naklediyor: Bir defasında babam Abdurrahman b. Avf'a yemek
getirilmişti. (Ravi Şu'be der ki: Sanırım o zaman Abdurrahman oruçlu idi.)
Yemeği görünce şöyle dedi: "Hamza öldürüldüğünde onun için kefen
olabilecek bir şey bulamamıştık ve Hamza benden daha hayırlı birisiydi. Yine
benden daha hayırlı biri olan Mus'ab b. Umeyr öldürülmüştü ve ona da kefen
bulamamıştık. Oysa sonrasında bir sürü mala sahip olduk." (Ravi Şu'be der
ki: Veya: Yüce Allah bize bolca mık ihsan etti, dedi.) Sonra ekledi:
"Ahirette iken verilmesi gereken nimetlerimizin henüz dünyada iken
verilmiş olmasından korkuyorum!"
Şu'be der ki: "Bunu
bize rivayet eden kişi sanırım Abdurrahman'ın getirilen yemekten yemeden
kalktığını söyledi."
19787. Abdullah b.
Selam'ın oğlu bildiriyor: Gazaya çıkmak için hazırlığımı yaptım. Atıma binmek
için ayağımı üzengiye koyduğumda, babam: "Oğlum! Gel otur!" dedi.
Ona: "Hazırlığımı ve harcamalarımı yapmadan bunu söyleseydin ya!"
karşılığını verdim. Bunun üzerine babam: "Bana da bir gazi sevabı yazılsın
istedim" dedi ve Şam taraflarına işaret ederek şöyle devam etti:
"Şuradan bir felaket gelecektir. Şayet o zamana kadar yetişirsem neler
yapacağımı göreceksin! Ancak yetişemezsem sen o savaşa katılmakta geç
kalma!"
19788. İbn Ma'kil der
ki: Abdullah b. Selam'ın oğlu gazaya çıkmak istedi. Ancak babası çıktı ve:
"Evladım! Gitme! Zira Şam'dan bir yardım çağrısı gelecek ve her müslümana
ulaşacak" dedi.
19789. Halid b. el-Velid
der ki: "Mu'te savaşı sırasında elimde dokuz tane kılıç kırıldı ve ancak
Yemame metalinden yapılan bir kılıç elimde dayanabildi."
19790. Ebu ishak der ki:
Adamın biri Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve kendisine bir
kılıç vermesini istedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama:
"Sana bir kılıç verirsem en arka saf ta savaşmayasın!" buyurdu ve
adama bir kılıç verdi. Adam verilen kılıçla Müşriklere vuruyor ve şöyle bir
şiir okuyordu:
''Ben ki söz verdim
dostuma
Hurmalıkların altında
Asla arkalarda
savaşmayacağıma
Saldırirım Allah'ın ve
Resulünün kılıcıyla.''
Tahric: Ebu Ubeyd
Garibu'l-hadis (2/246) ve Beyhaki (9/155). Ebu Dudine kıssası için bak: Ahmed
(3/123) ve Müslim (4/1917:128).
19791. Abdullah b. Amr
der ki: "insanlara öyle bir zaman gelecek ki (savaş için) Şam'a gitmeyen
tek bir mümin dahi kalmayacak.''
19792. İbn Abbas der ki:
Önceleri: "Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden
sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi
olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler''[Enfal, 65] ayetiyle bir
müslümanın müşriklerden on kişiye karşı savaşması tarz kılınmıştı. Ancak bu
Müslümanlara ağır gelince sorumluluklarını hafifletmek adına: "Şimdi Allah
sizden yükü hafifletli ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden
sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi
olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle
beraberdir"[Enfal, 66] ayeti nazil oldu. Bu şekilde bir müslümanın iki
müşrikle savaşması takdir edilerek Müslümanların yükü hatitledi; ancak
yapılacak ilahi yardımlar da buna oranla azaldı.
Tahric: İbnu'l-Mübarek
Cihad (237), Buhari (4652, 4653), Ebu Davud (6239) ve Beyhaki (9/76).
19793. Ka'b(u'I-Ahbar) der
ki: "Yüce Allah'ın bölgeler arasında en sevdiği bölge, Şam bölgesidir. Şam
bölgesi içinde en sevdiği kent, Kudüs kentidir. Kudüs kenti içinde en sevdiği
yer de, Nablus dağıdır. insanlara öyle bir zaman gelecek ki iplerle bu dağı
satın alıp aralarında paylaşacaklardir."
Tahric: İbn Asakir
(11109, 110).
19794.
Ebu'z-Zahiriyye'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur: "Şiddetli savaşlardan dolayı Müslümanların
sığınacakları yer, Şam olacaktır. Deccal'den sığınacakları yer, Beytu'l-Makdis,
Ye'cuc ile Me'cuc'den sığınacakları yer ise Tur (dağı) olacaktır."
Tahric: İbn Asakir
(11232) ve Ka'b'ın sözü olarak: Hakim (4/462).
19795. Zeyd b. Sabit der
ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) etrafında Kur'an', deri
parçaları üzerine yazarken: "Ne mutlu Şam'a! Ne mutlu Şam'a!"
buyurdu. "Ya Resulallah! Neden?" diye sorulunca da: "Çünkü
Rahman (olan Allah)'ın melekleri kanatlarını Şam'ın üzerine açmışlardır"
karşılığını verdi.
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (139), Ahmed (5/184, 185), Hakim (2/229, 611), Taberani
(5/4933,4934,4935), Tirmizi (3954), İbn Hibban (114,7304).
19796. Hassan b. Atiyye
der ki: Mekhul ile İbn Zekeriyya, Halid b. Ma'dan'ın evine doğru gidince ben de
yanlarında gittim. Halid bize şunu anlattı: Cübeyr b. Nüfeyr bana: "Hadi
ZU Mihmer'in yanına gidelim" dedi. Zu Mihmer, Allah Resulünün (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ashabından birisiydi. Beraber yanına gittiğimizde Cübeyr ona
(Bizanslılarla yapılacağı söylenen) anlaşma konusunu sordu. Zu Mihmer şu
karşılığı verdi:
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Bizanslılada bir
barış antlaşması yapacaksınız. Sonrasında her ikiniz ortak bir düşmanla savaşa
gireceksiniz. Bu savaş sonucunda galip gelecek, ganimet elde edecek ve zayiat
vermeden geri döneceksiniz. Dönüşte tepeleri de bulunan bir ovada
konakladığınız sırada Hıristiyanlardan (Bizanslılardan) bir adam elindeki haçı
kaldırıp: "Zafer haçın oldu!'' diye bağıracak. Müslümanlardan biri de bu
adama kızıp haçını kıracak. İşte o zaman Bizansıdar yaptıkları antlaşmadan
dönecek ve sizinle büyük savaşlara girmek üzere toparlanmaya
başlayacaktır."
Tahric: Ahmed (4/91/
5/409), Ebu Davud (2761, 4292), İbn Mace (4089), Taberani (4/4230), İbn Hibban
(6708,6709) ve Hakim (4/421).
19797. Ebu Bekir b.
Abdillah, hocalarından naklen Hz. Ömer'in: "Düşman topraklarında
tırnaklarınızı uzun tutun ki silah olarak da kullanabilesiniz" dediğini
bildiriyor.
19798. Ebu'd-Derdi'! der
ki: "Gazaya çıkarken bölge seçme imkanınız varsa Ermenilerin bulunduğu
bölgeleri seçmeyin. Zira o bölgelerde Allah'In azaplarından biri olan şiddetli
soğuklar vardır."
19799. Alkame der ki:
Huzeyfe ile birlikte Bizans topraklarına gazaya çıktık.
Başımızda Kureyşli bir
komutan vardı. Bu komutanımız içki içince ona haddi (şeri ceza) uygulamak
istedik; ancak Huzeyfe: "Düşmana bu kadar yaklaşmışken komutanınızı
cezalandırırsanız sizlere karşı daha da hırslı bir şekilde karşı
koyacaklardır" diyerek karşı çıktı. Bunun üzerine komutan: "Haram da
olsa içeceğim! Karşı çıkanlara rağmen içeceğim!" dedi.
19800. Ebu Hureyre:
"Ben üç defa (gece) nöbet tuttuktan sonra artık abidler istedikleri kadar
ibadet etsinler (benim alacağım sevaba ulaşamazlar)" demiştir.
19801. Selman'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda bir günlük nöbet, bir aylık oruçtan daha üstündür. Nöbette
iken ölen kişi de, kabir azabından uzak tutulur ve kıyamet gününe kadar yaptığı
en salih amellerinin sevabını alır durur."
Tahric: Ahmed (5/440,
441), Buhari (4/2691), Müslim (3/1520:163), Nesai (4375, 4376), Tirmizi (1665)
ve İbn Asakir (10/3).
19802. Ata el-Horasanı
de Ebu Hureyre'den bir önceki hadisin aynısını: "Deniz sahilinde nöbet
tutarken ölen kişi..." ifadesiyle rivayet eder.
Tahric: Ahmed (2/404),
İbn Mace (2767), İbn Ebi Asım, Cihad (297, 312), Taberani (9308) ve İbn Hibban
(2/59, 5/433).
19803. Osman b. Aftan'ın
azatlısı Ebu Salih bildiriyor: Hz. Osman minber üzerinde şöyle dedi: "Ey
insanlar! Yanımdan ayrılır gidersiniz endişesiyle Allah Resulünden (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) işittiğim bir sözü şu ana kadar söylememiştim. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: ''Yüce Allah yolunda
tutulan bir günlük nöbet, diğer konumlarda tutulan bin günlük nöbetten daha
hayırlıdır.'' Onun içindir ki herkes bu ikisinden istediğini seçsin.''
Tahric: Tayalisi (78),
Ahmed (1/62, 65, 75), Darimi (2424), Abd b. Humeyd (51), Buhari (2/2005),
Tirmizi (1667), Nesai (4377), İbn Ebi Asım, Cihad (300), İbn Hibban (4609,
4/84) ve Hakim (2/68,143),
19804. Ebu Hureyre der
ki: "Tam anlamıyla nöbet, kırk gün boyunca tutulan nöbettir.''
Tahric: Said b. Mansur
(2410).
19805. Mekhul'un
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Tam anlamıyla nöbet, kırk gün boyunca tutulan nöbettir."
Tahric: Taberani 8
(7606).
19806. Gufra'nın
azatlısı Ömer b. Abdillah, Abdullah b. Ömer'in oğullarından birinden
naklediyor: İbn Ömer'in oğullarından biri otuz gün boyunca nöbet tuttu.
Döndüğünde İbn Ömer ona: "Dönüp on gün daha nöbet tutma nı ve bunu kırk
güne tamamlamanı istiyorum!" dedi.
19807. Halid b. Ma'dan
der ki: Ebu Umame ile Cübeyr b. Nüfeyr'in: "insanlara öyle bir zaman gelir
ki o zamanda en üstün cihad nöbet tutmak olacaktır" dediklerini işittim.
"Neden?" diye sorduğumda: "(ihada gidilecek yer uzak olduğunda,
yöneticiler insanları savaşa zorladığında, ganimetler de talan edildiğinde işte
o zaman en üstün cihad, nöbet tutmak olacaktır" karşılığını verdiler.
Tahric: İbn Ebi Asım,
Cihad (318), İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'l-Mesdni (1376), Taberani, M. el-Kebir
(17/334), Ya'kub b. Süfyan (1/341) ve İbn Hibban (4856).
19808. Humeyd b. Sahr'ın
bildirdiğine göre Yezid b. Abdillah b. Kusayt ile Safvan b. Süleym:
"Nöbette iken ölen kişi, şehit olarak ölür" demişlerdir.
19809. Ebu Umame
el-Bahili der ki: "Önceki fetihleri gerçekleştirenlerin kılıçları
(sizdekiler gibi) altın ve gümüş işlemeli değildi. Kılıçlarındaki işlemeler
kurşun, kalay ve demirdendi."
19810. Abdullah b.
Amr'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Allah yolunda başı yarılan kişinin, Yüce Allah geçmiş
günahlarını bağışlar''
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned; bak: Metalibu'l-Aliye (1/1937), Said b. Mansur (2425), Bezzar (767),
Taberani, M. el-Kebir 13 (53) ve Beyhaki Şuab (9899=10384).
19811. Ebu Kabil der ki:
Abdullah b. Amr'a, istanbul (Kostantiniyye) ile Roma (Rumiyye) şehirlerinden
hangisinin önce fethedileceği sorulunca, içinde kağıt ruloları bulunan bir
sandığı getirtti. içinden bir kağıt çıkarıp okumaya başladı:
"Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) etrafında söylediklerini yazarken bir ara
istanbul (Kostantiniyye) ile Roma (Rumiyye) şehirlerinden hangisinin önce
fethedileceği sorusu soruldu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Heraklius'un kenti (İstanbul) önce fethedilecektir" karşılığını
verdi."
Tahric: İbn Ebi Asım,
Evail (109), Ahmed (2/176), Darimi (486) ve Hakim (4/422, 508, 555).
19812. Selman b. Rabia:
"Yüce Allah'tan başkasına tapan yüz zırhlı kişiyi öldürdüm; ancak
hiçbirini hedef olarak dikip öldürmüş değilim" demiştir.
19813. Ebu Musa:
"(Yüce Allah yolunda) beş veya altı kişiyle birlikteyken elim ile ayağımda
kopmayan tek bir tırnağın dahi kalmadığı zamanları bilirim" dedikten sonra
şöyle devam etti: "Ama bunu neden anlatıyorum ki? Bunun mükafatını zaten
Yüce Allah bana verecektir."
19814, Hasan(-ı
Basri)'nin bildirdiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Ölen ve Allah katında nimetlere erişen hiçbir kimse yoktur
ki tüm dünya içindekilerle birlikte kendisine verilecek olsa dahi dünyaya
tekrar geri dönmeyi istesin. Şehit olan kişi hariç! Zira şehit kendisine
verilen mükafatlarını görünce dünyaya geri dönmeyi ve tekrar öldürülmeyi
temenni eder.''
19815. Mekhul der ki:
"Yüce Allah katında şehidin altı özelliği olacaktır:
Kanından ilk damlanın
yere düşmesiyle birlikte Yüce Allah günahlarını bağışlar. iman süsüyle
süslenir. Cennet hurileriyle evlendirilir. Cennete girmesi için kendisine bir
kapı açılır. Kabir azabından uzak tutulur. Kıyamet günündeki o büyük korkudan
veya o günün dehşetinden emin kılınır."
19816. Muğire b. Habib
der ki: Salim'e savaş öncesi ikili yapılan düello konusunu sorduğumda başını
öne eğip az bir durdu. Sonra başını kaldırıp şu ayeti okudu: "Doğrusu
Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde çarpışanları
sever."[Saff, 4]
19817. Ebu Salih'in
bildirdiğine göre İbn Abbas, "Mallarınızı Allah yoluna sarfedin,
kendinizi, ellerinizle tehlikeye atmayın ... ''[Bakara, 195] ayetini açıklarken
şöyle demiştir: "Okun demir kısmı dahi olsa Allah yolunca bir şeyler infak
edin."
19818. Mücahid der ki:
"Düşmanla karşılaştığın zaman hemen harekete geç! Bu ayet de (Bakara Sur.
195) savaş için infakta bulunma hakkında nazil olmuştur."
19819. Umare (b. Ebi
Hafsa) anlatıyor: (Uhud savaşı sırasında) Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) başı yarıldı, azı dişleri kırıldı. Öyle bir susuz kaldı ki dizlerinin
üzerine çökmeye başladı. Hezimete uğrayıp ashabı dağa doğru çekilince Ubey b.
Halef (Bedir savaşında öldürülen) kardeşi Umeyye b. Halef'in intikamını almak
üzere geldi ve: "Peygamber olduğunu iddia eden kişi nerede! Karşıma
çıksın! Gerçekten peygamber ise beni öldürür!" dedi. Bunun üzerine Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabına: "Bana kargımı verin!"
buyurdu. Ashab: "Ya Resulallah! (Susuzluktan) çarpışmaya takatin var mı
ki?" dediklerinde, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yüce
Allah'tan onun kanını istedim!" buyurdu ve kargısını alıp üzerine yürüdü.
Kargıyla ona vurup bineğinden düşürdü. Bunun üzerine arkadaşları gelip onu
taşıyıp götürdüler. Ona: "Hani bir şey yapamadın?" dediklerinde,
Ubey: "Allah'tan kanımı istedi. Öyle görüyorum ki bu istekle kargısını
Mudar ile Rabia kabilelerine karşı sallasaydı hepsini yere sererdi"
karşılığını verdi.
Tahric: Mu'dal bir
rivayettir. Hadisin ilk cümlesi Sehl b. Sa'd kanalıyla nakledilmiştir: Buhari
(2911), Müslim (3/1416:101, 103), Tirmizi (2085), İbn Mace (3464), Ahmed
(5/330, 334). Ubey b. Halef'in öldürülme kıssası: İbn Sa'd (2/46) ve Hakim
(2/327).
19820. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda bir sabah veya bir akşam yürüyüşü, tüm dünya ve
içindekilerden daha hayırlıdır.''
Tahric: Ahmed (2/532,
533), Abdullah b. el-Mübarek Cihad (18) ve İbn Ebi Asım Cihad (61),
19821 Ebu Hureyre der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz kimleri şehitlerden
sayıyorsunuz?" diye sorunca, ashab: "Allah yolunda öldürülen kişiyi
şehit sayıyoruz" karşılığını verdiler. Bunun üzerine Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "O zaman ümmetimin şehitleri
pek az olacaktır. Oysa Allah yolunda öldürülen kişi şehittir. Allah yolunda
bineğinden düşüp ölen kişi de şehittir. Allah yolunda suda boğulan kişi de
şehittir. Allah yolunda yara alıp ölen kişi de şehittir. Allah yolunda karın
ağrısından ölen kişi de şehittir. Allah yolunda zatulcenb hastalığından ölen
kişi de şehittir."
Tahric: Ahmed (2/310,
441), Beyhaki (9415, 9881), Müslim (3/1521:164, 165) ve İbn Mace (2804).
19822. Ubade b. es-Samit
der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz kimleri
şehitlerden sayıyorsunuz?" diye sorunca, ashab: "Allah yolunda
savaşıp öldürülen kişiyi şehit sayıyoruz" karşılığını verdiler. Bunun
üzerine Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "O zaman
ümmetimin şehitleri pek az olacaktır. Oysa Allah yolunda öldürülen kişi
şehittir. Allah yolunda yara alıp ölen kişi de şehittir. Allah yolunda karın
ağrısından ölen kişi de şehittir. Hamile iken ölen kadın da şehittir.''
Tahric: Tayalisi (582),
Ahmed (5/314, 315, 317, 323), İbn Hibban (4/33) ve Hakim (1/176).
19823. Abdullah b. Cebr
b. Atık, babasından, o da dedesinden naklen bildirir:
Hastalığım sırasında
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni ziyarete geldi. Ailemden biri:
"Biz onun ölümünün Allah yolunda savaşırken şehit düşerek olmasını
isterdik" deyince, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "O zaman ümmetimin şehitleri pek az olur. Oysa Allah yolunda
öldürülen kişi şehittir. Karın ağrısından ölen kişi de şehittir. Yara alıp ölen
kişi de şehittir. Hamile iken ölen kadın da şehittir. Yanarak, boğularak veya
zatulcenb hastalığından ölen kişi de şehittir.''
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (898), İbn Mace (2803), Taberani (2/1780), İbn Abdilber, et-Temhid
(19/206), Nesai, S. es-Suğra (3194) ve Darakutni İlel (4/100).
19824. Safvan b. Umeyye
der ki: "Veba hastalığından ölmek şehitliktir. Boğularak ölmek
şehitliktir. Karın ağrısından dolayı ölmek şehitliktir. Lahusa iken ölen kadın
da şehittir."
19825. Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: "Denizlerde iken boğulan, dağdan düşüp ölen veya vahşi
hayvanlar tarafından yenilen kişiler de kıyamet günü Allah katında
şehittirler."
19826. Mesruk der ki:
"Veba hastalığından, karın ağrısından, lahusa iken veya boğularak ölmek
şehitliktir. Müslümanın uğradığı bir bela sonucunda ölmesi de kendisi için
şehitliktir."
19827. Ebu Hureyre
anlatıyor: Adamın biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve:
"Ya Resulallah! Bana sevap bakımından cihada denk düşecek bir amel
söyle" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Öyle bir
amel göremiyorum" buyurduktan sonra adama: "Mücahid savaşa çıktığı
zaman dönene kadar mescide girip gecelerini ibadetle, gündüzlerini de oruçla
geçirebilir misin?" diye sordu. Adam: "Bunu yapamam" karşılığını
verdi.
Ebu Hureyre der ki:
"Mücahidin atının kendi haline bırakıldığı zaman koşmasında bile mücahide
sevap yazılır."
Tahric: Ahmed (2/344),
İbn Ebi Asım, Cihad (27), Buhari (2785), Nesai (4336) ve Beyhaki (9/157, 158).
19828. Ebu Hureyre der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kişi sahip olduğu mallardan
Allah yolunda birer çift infak ettiği zaman kıyamet gününde Cennet bekçileri:
''Ey filan! Gel, bu kapı senin için daha hayırlıdır'' diye kendisini
çağırırlar" buyurdu. Ebu Bekr: "Ya Resulallah! Böylesi biri adam asla
zarar etmez" deyince, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Umarım sen de onlardan biri olursun" buyurdu.
Tahric: Ahmed (2/268),
Buhari (1897, 2841, 3216, 3666), Müslim (2/712:86, 85), Nesai (4392, 4393),
Tirmizi (3674) ve İbn Hibban (4641).
19829. Hasan(-ı Basri)
der ki: Adamın biri Hz. Ömer'e: "Ey insanların en hayırlısı!" diye
seslenince, Ömer: "insanların en hayırlısı ben değilim" dedi.
Sonrasında: "insanların en hayırlısının kim olduğunu size söyleyeyim mi?"
diye sorunca: "Tabi ki, söyle ey müminlerin emiri!" karşılığını
verdiler. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: "Deve veya koyun sürüsü olan çöl
ahalisinden bir adam, Müslümanlarla düşmanları arasında savaş varken şehre inip
sürüsünü satar ve aldığı parayı Allah yolunda infak eder. işte insanların en
hayırlı adamı budur!"
19830. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Cimrilik ile iman aynı kalpte bir araya gelemez. Allah yolunda yutulan
toz ile Cehennem dumanı bir kişide bir araya gelemez.''
Tahric: Ahmed
(2/256,340,342,441), Said b. Mansur (2402), Buhari Tarıhu'I-Kebir (4/2928),
Nesai (4317, 4318, 4320, 4321, 4322, 4323), İbn Ebi Asım, Cihad (121), İbn
Hibban (3251), Darakutni İlel (8/329, 1601) ve Hakim (2/72).
19831. Muaz der ki:
"Yüce Allah yolunda saçı ağaran kişinin ağaran saçları kıyamet gününde
kendisi için bir nur olacaktır. Yüce Allah yolunda bir ok atan kişinin de
derecesi Allah katında bir derece yükselir."
Tahric: Abdullah b.
el-Mübarek Cihad (219, 220), Tayalisi (1154), Ahmed (4/113, 386), Tirmizi
(1635, 1638), Nesai (4350, 4351, 4353), Taberani (20/315), İbn Hibban (2984),
Hakim (2/95) ve Beyhaki (9/161, 10/272).
19832. Mesruk der ki:
"Duaların kabul görmeye en yakın olduğu an, Allah yolunda cihad ederken
yapılan duadan sonra, kişinin yüzünü toprağa bulayarak secde halinde ettiği
duadır."
19833. Hişam b. Urve der
ki: "Zübeyr on altı yaşında iken Müslüman oldu.
Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) katıldığı bütün savaşlarda yer aldı ve altmış küsur yaşında
iken vefat etti."
Tahric: Taberani,
el-Kebir (1/237, 244) ve Hakim (3/359, 361).
19834. Zeyd b. Eslem,
babasından naklediyor: Ebu Ubeyde, Şam'a gelip Bizarslılar tarafından muhasara
altında tutulunca Hz. Ömer'e bir mektup yazarak durumu bildirdi. Ömer ona şöyle
bir mektup yazdı: "Selam üzerine olsun! Yüce Allah her zorluğun ardından
bir kolaylık takdir etmiştir. Bir zorluk da iki kolaya (zafer ile şehadete)
galip gelecek değildir. Yüce Allah da şöyle buyurur: "Ey inananlar!
Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah'a
karşı gelmekten sakının ki başarıya erişebilesiniz."[Al-i Imran, 200]
Ebu Ubeyde ise cevaben
Ömer'e şöyle bir mektup yazdı: "Selam üzerine olsun.
Sonrasına gelince Yüce
Allah şöyle buyurur: "Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir
süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden
ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki bitirdiği, ziraatçilerin hoşuna gider.
Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur.
Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası
vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey
değildir."[Hadid, 20]
Ebu Ubeyde'nin mektubunu
alan Hz. Ömer, Müslümanların yanına çıktı ve: "Ey Medine ahalisi! Ebu
Ubeyde, durumunu bildiren ve sizleri cihada teşvik eden bir mektup yazdı"
dedi. Bir süre sonra çarşıda dururken Müslümanların birliği, tepeden beyaz
giysiler içinde göründüler. içlerinde Huzeyfe b. el-Yeman da vardı ve insanlara
zaferin müjdesini veriyorlardı. Koşarak Ömer'in yanına gittim. Yanına girip:
"Ey müminlerin emiri! Müjdeler olsun! Yüce Allah zaferi ve fethi ihsan
etti!" dedim. Ömer de: "Allahu Ekber! Oysa kaç kişi, ordunun başında
keşke Halid b. elVelid olsaydı, diyordu!" karşılığını verdi.
19835. Mekhul'un
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah, ekinle uğraşmadıkları sürece ümmetimin rızkım adarının
toynaklarında ve mızraklarının ucunda kıldı. Ekinle uğraşmaları halinde de
normal insanlar gibi olurlar."
19836. Ebu Said el-Hudri
der ki: Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! En
hayırlı müminler hangileridir?" diye sorulunca: "Canıyla ve malıyla
Allah yolunda cihad eden mümin ile insanlardan uzaklaşıp dağlarda tenha bir
yerde ikamet eden" veya: "İnsanlara bir zararı dokunmasın diye tenha
bir yerde ikamet eden mümindir" karşılığını verdi.
Tahric: Ahmed (3/16, 37,
56, 88), Buhari (2786, 6494), Müslim (3/1503:122, 124), Ebu Davud (2477),
Tirmizi (1660), Nesai (4313), İbn Mace (3978), İbn Ebi Asım, Cihad (37), Ebu
Avane (7374,7375,7376, 7377) ve Hakim (2/71).
19837. Ebu Kebşe Bera b.
Kays es-Se ku ni der ki: Arkadaşlarıyla sohbet eden Sa'd'ın yanında
oturuyordum. Sohbetinin sonunda şöyle dedi: "Ey insanlar! Yüce Allah
sizler için zor olanı değil, kolayolanı murad etti. Vallahi Vallahi! Benim için
Yüce Allah yolunda gazaya çıkmam, yapacağım iki hactan daha iyidir. Yüce
Allah'ın evinde yapacağım bir hac, iki umreden daha iyidir. Yapacağım bir umre
de, üç defa Beytu'l-Makdis'e gitmemden daha iyidir.''
19838. Abdullah b. Amr
der ki: "Yüce Allah, deniz yoluyla cihada çıkanların üç durumuna
tebessümle karşılık verir: Malından ve ailesinden ayrılıp gemiye bindiği zaman,
bindiği gemi dalgalar içinde yol aldığı zaman ve karayı uzaktan gördüğü
zaman."
Tahric: İsnadı güçlüdür
İbn Huzeyme (343).
19839. Hasan(-ı
Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) savaş
için safta durduğu zaman artık dönüp geriye bakmazdı.
Tahric: İsnadı mürsel,
ravileri güvenilir bir hadistir
19840. Osman b. Gıyas'ın
bildirdiğine göre ikrime, ''Allah yolunda öldürülenlere ''Ölüler'' demeyin,
zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz''[Bakara,154] ayetini
açıklarken şöyle demiştir: "Şehitlerin ruhları, Cennette beyaz su
kabarcıkları gibi narin bir şekilde dolaşırlar."
19841. (Cabir) İbn
Atık'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Sevilen kibirlenme, kişinin düşmanla savaşırken kılıcıyla
kibirlenmesi ile kişinin sadaka verirken (verdiği malı küçümseyerek)
kibirlenmesidir. Sevilmeyeni ise küstahça böbürlenmedir.''
Tahric: Said b. Mansur
(2548), Darimi (2226), Ahmed (4/144, 154, 5/445, 446), Ebu Davud (2652), Nesai
(2339), Taberani (2/1772, 1773, 1774, 1775, 1776, 1777), İbn Hibban (4762) ve
Beyhaki (7/308, 9/156), Ukbe b. Amir hadisinden şahidi vardır: Abdurrezzak
(19522), Tirmizi (1637), İbn Huzeyme (2478) ve Hakim (1/418).
19842. Semt b. Abdillah
bildiriyor: Selman'ın da içlerinde bulunduğu ordu kuşatılıp zor durumda kalınca
ordu komutanına şöyle dedi: "Sana Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) işittiğim bir sözü aktarayım da askerlerine moral vermen konusunda sana
yardımcı olsun. Allah Resulünün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
işittim: "Yüce Allah yolunda bir gün veya gece nöbet tutan kişinin sevabı,
zaruri durumlar dışında bir ay boyunca kesintisiz oruç tutup namaz kılan
kişinin sevabı gibidir, Yüce Allah yolunda nöbette iken ölen kişinin sevabı da
Cennetlikler ile Cehennemliklerin hesabı görülüp yerleri belli oluncaya kadar
artmaya devam eder."l
19843. Musa b. Ebi Kesır
el-Ensarı'nin bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattab:
"Allah'a
karşılığını çok arttırma ile kat kat arttıracağı güzel bir borcu verecek olan
kimdir?"[Bakara, 245] ayetini açıklarken: "Bu borç, Allah yolunda
yapılan harcamalardır" demiştir.
19844. Musa b.
Ubeyde'nin bildirdiğine göre Eyyub b. Halid el-Ensarı: "Allah'a
karşılığını çok arttırma ile kat kat arttıracağı güzel bir borcu verecek olan
kimdir?"[Bakara, 245] ayetini açıklarken: "Allah yolunda cihad için
atını besleyip hazırlayan kişi Allah'a güzel bir borç veriyor demektir"
demiştir.
19845. Musa b. Ubeyde
bildiriyor: Abdullah b. Abdillah b. Hakım b. Hizam: "Her kim Yüce Allah
yolunda mallarından birer çift infak ederse (kıyamet gününde) Cennet
kapılarından hangisine gelse o kapı kendisine açılır" demiştir. Birer çift
konusunda da hocalarımızın: "Altın ve gümüşten ikişer tane veya bir dirhem
ile bir dinardır" dediklerini işittim.
19846. Ebu Şeybe
el-Mehrı ile Müdrik şöyle derler: "Kişinin içinde, Allah yolunda iken
yuttuğu toz ile Cehennem dumanı bir araya gelmez.''
19847. İbrahim et-Tey mı
der ki: "Şehitlerin ruhları, yeşil kuşlar içinde Cennetin içinde
dolaşırlar. Arş'a asılı kandillere gelip konduklarında Yüce Allah onlara nazar
eder ve üç defa: ''Beden dilediğinizi isteyin'' buyurur. Onlar da: ''Rabbimiz!
Bizi dünyaya döndürmeni ve yolunda tekrar öldürülmeyi diliyoruz'' derler."
19848. Asım b. Ömer b.
Katade der ki: Muaz b. Afra: "Ya Resulallah! Yüce Allah kulunun hangi
durumuna tebessüm eder?" diye sorunca, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Düşmana zırhsız miğfersiz bir şekilde dalmasına tebessüm
eder!" karşılığını verdi. Bunun üzerine Muaz üzerindeki zırhı çıkarıp
düşman üzerine daldı. Öldürülünceye kadar da savaştı.
Tahric: Mevsul olarak:
Beyhaki (9/99, 100).
19849. Nimran b. Mihmer
er-Rahabı der ki: Ebu Ubeyde b. el-Cerrah orduyla birlikte yol alırken bir
yandan da: "Nice kişi giysilerini temiz tutmuş, ancak dinini
kirletmiştir!" derdi.
19850. Ebu Ubeyde'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Sevdiği bir malı Allah yolunda infak eden kişi, bunun mükafatını yedi yüz
katıyla alır."
19851. Amr b. Meymun
bildiriyor: Hz. Ömer eliyle Mekke'yi işaret ederek: "Şurada haccımı eda
edeceğim" dedi ve: "Sonra da Allah yolunda cihada çıkacağım"
diye devam etti.
19852. Hansa binti
Muaviye, amcasından naklen bildirir: Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Ya Resulallah! Cennette kimler olacaktır?" diye sorduğumda:
"Peygamberler Cennette olacaktır, şehitler Cennette olacaktır, diri diri
toprağa gömülen kız çocukları da Cennette olacaktır" karşılığını verdi.
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (542), İbn Sa'd (7/84), Ebu Davud (2513), Ahmed (5/58, 409), Beyhaki
(9/163). İbn Abbas ve Esved b. Seri hadislerinden şahidi vardır: Bezzar (2168,
2169), Taberalli (1/838), Taberani, M. el-Evsat (1764) ve Taberalli, M.
es-Sağır (118).
19853. Musa b. Talha:
"Talha, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile katıldığı savaşlarda
yirmi küsur yara almıştır" dedi.
Tahric: Ahmed
Fadailu's-Sahabe (2/746:1296), Said b. Mansur (2849) ve İbn Sa'd (3/217).
19854. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kişi Allah'ın rızasını umarak ve Allah'a verdiği sözü yerine getirmek
amacıyla Allah yolunda cihada çıktığı zaman ailesine veya çıktığı yere geri dönene
kadar gündüzlerini oruçla gecelerini de ibadetle geçiren kişi gibidir."
Tahric: Ahmed (2/465) ve
İbn Hibban (4621).
19855. Abdurrahman b.
Ka'b b. Malik, babasından naklen bildirir: (Uhud savaşında şehitlerin arasında
duran) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah
yolunda yaralanan her bir kişi, kıyamet gününde huzura kanayan yarasıyla
çıkacaktır. Kanın rengi kan renginde ama kokusu misk kokusu gibi olacaktır.
İçlerinde Kur'an'ı en fazla bilenleri öne alın ve lahde onları koyun.''
Tahric: İbn Ebi Şeybe,
Müsned (502), Ahmed (5/431), Buhari (237), Müslim (3/1495:103), Taberani
(19/167) ve Beyhaki (4/11).
19856. Ebu Hayyan,
Medine ahalisinden yaşlı bir adamdan naklen şöyle bildirir:
Ubeydullah b. Ma'mer'in
katibi ile aramda herkesçe bilinen bir dostluk vardı. Bir defasında ondan,
Abdullah b. Ebi Evfa'nın Ubeydullah'a gönderdiği mektubun bir kopyasını
istedim. Bir kopya çıkarıp verdi. Mektupta, Abdullah b. Ebi Evfa'nın yazdığına
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Düşmanla
karşılaşmayı temenni etmeyin! Ancak karşılaştığınız zaman da karşılarında
sabredip sebat gösterin. Bilin ki Cennet kılıçların gölgesi altındadır."
Yine mektupta bildirdiğine göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
düşmana saldırmak için güneşin tepe noktasını aşmasına bekler, ardından:
"Ey Kitab'ı indiren, bulutlara yön veren ve düşman birliklerini hezimete
uğratan Allahım! Onları hezimete uğrat! Bizleri onlara karşı muzaffer
kıl!" diye dua edip saldırıya geçerdir.
Tahric: Abdurrezzak
(9514, 9515), Said b. Mansur (2518), Buhari (2966, 7237), Müslim (3/1362:20),
Ebu Davud (2624) ve Hakim (2/78).
19857. Yahya b. Abbad
der ki: "Deniz yoluyla cihada çıkan kişinin kara yoluyla cihada çıkan
kişiye göre üstünlüğü, kara yoluyla cihada çıkan kişinin evinde oturan kişiye
nazaran üstünlüğü gibidir.''
19858. Ebu Said el-Hudri
der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuk savaşının yapıldığı
yıl sırtını bir hurma ağacına yaslamış bir şekilde hutbe verip şöyle buyurdu:
"Size insanların en hayırlısı ile en şerlisinin kim olduğunu söyleyeyim
mi? İnsanların en hayırlılarından biri, ölene dek atı veya devesi üzerinde veya
yaya olarak Allah yolunda cihada çıkan kişidir. İnsanların en şerlilerinden biri
de, günah işlemede pek cesur olan ve Allah'ın Kitab'ını okuduğu halde içindeki
hiçbir hükme riayet etmeyen kişidir.''
Tahric: Ahmed (3/37, 41,
57, 58), Abd b. Humeyd (989), Nesai (4314), Hakim (2/67, 68) ve Beyhaki
(9/160).
19859. Ali b. Zeyd b.
Cud'an bildiriyor: Ebu Talha: "Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa
çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz,
bu sizin için daha hayırlıdır''[Tevbe, 41] ayetini açıklarken: "ihtiyar da
olsa, genç de olsa savaşa çıkılması emredilmiştir. Gördüğüm kadarıyla savaşa
katılmama konusunda Yüce Allah hiçbir mazereti kabul etmemiştir" dedi ve
Şam'a gidip cihada katıldı.
19860. Ömer b. el-Hattab
der ki: Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yüce Allah yolunda
öldürülen veya ölen kişi Cennetliktir" buyurmuştur.
Tahric: Ahmed (1/40, 41,
48), Said b. Mansur (596, 2547), Nesai (5511), Hakim (2/175,176) ve İbn Hibban
(4620).
19861. Mekhul'un,
Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından birinden naklen
bildirdiğine göre yağmur yağmaya başladığı veya kamet getirildiği veya
Müslümanlar ile düşmanlar karşılıklı saflar halinde durdukları zaman dua etmek
müstehab görülürdü.
Tahric: Ebu Umame
hadisinden şahidi vardır: Taberani (8/7713, 7719).
19862. Said b. Zeyd b. Amr
b. Nüfeyl der ki: "Allah'a yemin olsun ki ashabtan birinin Resulullah'la
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) birlikte Allah yolunda bir savaşta bulunup
yüzünün tozlanması, sizden birinin Hz. Nuh kadar ömrü olsa dahi ömrü boyunca
yapacağı tüm amellerden daha üstündür."
Tahric: Merfu olarak:
İbn Ebi Asım Sünne (1435).
19863. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Bir kafir ile (Allah yolunda) onu öldüren bir Müslüman Cehennem ateşinde
bir araya gelemezler."
Tahric: Ahmed (2/263,
340, 353, 368, 378, 399, 412), Müslim (3/1505:130, 131) ve Ebu Davud (2487),
19864, Vasıl b. es-Saib
er-Rakkaşı der ki: Ata b. Ebi Rebah bana: lıNasıl bir binekle savaşa çıkman
gerekiyor?" diye sorduğunda: ''Atla çıkacağım'' karşılığını verdim. Bunun
üzerine Ata: "En yüksek sevabı da bu şekilde almış olacaksın!U dedi.
Ardından bana bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Yüce Allah'ın peygamberlerden, sıddiklardan ve şehitlerden sonra en sevdiği
kişi kimdir söyleyeyim mi? Mızrağı elinde atı üzerinde Allah yolunda cihada
çıkarken yorgunluk ve uykusuzluktan sağa sola yalpalayan, Rahman olan Allah'tan
bağışlanma dileyip şeytana lanet eden mümin kuldur. Böylesi bir kul için
semanın kapıları açılır ve Yüce Allah, meleklere: ''Şu kuluma bakın!'' der.
Bunu gören melekler de o kula bağışlanma dilerler" buyurmuş ve şu ayet;
okumuştur: "Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını,
kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah
yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat'ta, Incil'de ve
Kur'an'da kesin olarak vaadetmiştir. Kimdir sözünü Allah'tan daha iyi yerine
getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. Işte asıl
bu, büyük başarıdır.''[Tevbe, 111]
19865. Ebu Ubeyde b.
Huzeyfe der ki: Huzeyfe b. el-Yeman, Abdullah b.
Mes'ud, Ebu Mesud
el-Ensarı ve Ebu Musa el-Eş'arı mescitte otururken adamın biri geldi ve Ebu
Musa'ya: "Ey Abdullah b. Kays! Allah rızasını umarak kılıcımı alıp cihada
çıksam ve bu niyet üzereyken öldürülsem sence nereye giderim?" diye sordu.
Ebu Musa: "Cennette olursun" karşılığını verdi. Huzeyfe bunu duyunca
Ebu Musa'ya: "Adamın ne sorduğunu iyice anla, ondan sonra cevabı ver"
dedi. Ebu Musa: "Adam şöyle şöyle yaptığı halde Cehenneme mi gidecek? Ne
dediğini sen de duymadın mı?" diye sorunca, Huzeyfe soruyu soran adama:
"Kılıcını alıp cihada çıktığın zaman şayet hak yol üzerindeysen öldürülmen
halinde Cennete gidersin. Ancak hak yolda olmadığı halde cihad niyetiyle çıkıp
öldürülen kişiyi Yüce Allah muvaffak kılmaz ve bu yaptığını kabul etmez. Bu
durumda kişi Cehenneme gider" dedi. Oradakiler bunu işitince, Huzeyfe'ye:
"Doğru söyledin" dediler.
19866. İbn Sirin der ki:
Öncekiler: "Allah yolunda cihad etmek oturmaktan daha hayırlıdır. Oturmak
da batıl olan bir uğurda savaşmaktan daha hayırlıdır. Kişi bir konuda şüpheye
düştüğü zaman ondan uzak durup şüphe etmediği bir şeyin peşinden gitsin"
derlerdi.
19867. Bera b. Azib der
ki: "Mü'minlerden ... (cihaddan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda
mallarıyla, canlarıyla cihad edenler bir olamazlar ... "[Nisa, 95] ayeti
nazil olduğu zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana Zeyd'i
çağırın! Gelirken bir levha (veya kürek kemiği) ile kalem getirsin" emrini
verdi. Zeyd geldiğinde de ona: "''Mü'minlerden ... (cihattan geri kalıp)
oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit
olamazlar'' yaz" buyurdu. Gözleri görmeyen Amr b. Ümmü MektUm: "Ya
Resulallah! Ben bu halimle cihada çıkamam. Ne yapmamı emredersin?" diye
sorunca, Yüce Allah ayeti: "Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihaddan
geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler
eşit olamazlar ... "[Nisa, 95] şeklinde değiştirdi.
Tahric: Ahmed (4/282,
284, 290, 299, 301, 5/184), Darimi (2420), Buhari (2831), Müslim (3/1508:141),
Ebu Davud (2499), Tirmizi (1670, 3031) ve Nesai (4309, 4310).
19868. Mesruk anlatıyor:
Ömer b. el-Hattab'ın yanında şehitler zikredilince, Ömer oradakilere: "Siz
kimleri şehit olarak görüyorsunuz?" diye sordu. "Ey müminlerin emiri!
Çıkılan gazalarda öldürülenleri şehit olarak görüyoruz" karşılığını
verdiklerinde Hz. Ömer şöyle dedi:
"O zaman sizin
şehitleriniz pek de çoktur. Bu konuda size şunu söyleyeyim:
Cesaret ile korkaklık,
Yüce Allah'ın istediği kimselerin içine yerleştirdiği içgüdülerdendir. Cesur
kişi, ailesine geri dönüp dönmemeye aldırış etmeden savaşır. Korkak da eşinden
kaçmak için savaşa çıkar. Şehid ise karşılığını Allah'tan bekleyerek savaşır.
Muhacir, Yüce Allah'ın yasakladığı şeylerden uzak duran kişidir. Müslüman kişi
ise müslümanların, elinden ve dilinden emin olduğu kişidir."
19869. Hişam b. Urve,
babasından naklediyor: Yüce Allah yolunda ilk kılıç çeken kişi (babam)
Zübeyr'dir. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşrikler tarafından
yakalandığı söylentisini işitince kılıcını çekip insanları yara yara koşmaya
başladı.
Mekke'nin yukarı
tarafında bulunan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onunla
karşılaşınca: "Ey Zübeyr! Neyin var?" diye sordu. Zübeyr: "Bana
yakalandığını söylediler" deyince Allah Resülü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ona rahmet diledi, hem kendisine, hem de kılıcına dualarda bulundu.
Tahric: İbn Ebi Asım,
Evail (113), Abdurrezzak (20429), Ahmed, Fadailu's-Sahabe (1260, 1266), Ebu
Nuaym, Hilye (1/89), EbU Arube, Evail (47), İbn Ebi'd-Dünya, Mekarimu'l-Ahlak
(161), Taberani, M. el-Kebir 1 (226), Hakim (3/360, 361) ve Beyhaki (6/367).
19870. Said b. Cabir
er-Ru'aynı, babasından naklen bildirir: Hz. Ebu Bekr orduyu savaşa gönderirken
uğurlama babında onlarla birlikte biraz yol aldı. Sonra: "Allah'a
hamdolsun, bizim de Allah yolunda ayaklarımız tozlandı" dedi. Adamın biri:
"Ama biz onları sadece uğurluyoruz" deyince, Ebü Bekr: "Aksine
biz onları hazırladık, uğurladık ve kendilerine dualarda bulunduk"
karşılığını verdi.
19871. ismail b. Ebi
Halid, Kays'tan (veya bir başkasından) naklen bildirir: Hz.
Ebü Bekr, Şam'a
göndereceği orduyu yaya olarak uğurlamaya çıktı. Ona: "Ey Resülullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) halifesi! Bir bineğe binsen olmaz mı?"
dediklerinde: "Allah yolunda attığım adımların mükafatını Yüce Allah'tan
beklemekteyim" karşılığını verdi.
19872. Ebu ishak der ki:
ikrime b. Ebi Cehl Müslüman olunca Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) yanına gelerek: "Ya Resulallah! insanları Allah yolundan çevirmek
için takındığım her tavrın iki katını Allah yolunda da takınacağım! insanları
Allah yolundan çevirmek için ne kadar mal harcadıysam, aynı harcamanın iki
katını Allah yolunda da yapacağım!" dedi. Yermuk savaşı sırasında ikrime
bineğinden inip öldürülene kadar çok çetin bir şekilde savaştı. Cesedi
bulunduğunda üzerinde yetmiş küsur mızrak, ok ve kılıç yarası vardı."
Tahric: Taberani 17
(1022), Hakim (3/242) ve Tirmizi (2735).
19873. Kays b. Bişr
et-Tağlibı anlatıyor: Babam Şam'da Ebu'd-Derda'nın meclis arkadaşlarından
birisiydi. Şam'da ise Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından
ibnu'l-Hanzaliyye adında Ensarlı bir adam vardı. Yalnız yaşar ve insanlarla
nadir otururdu. Namazını bitirdiği zaman da evine ulaşana kadar tesbih ve
tehlil ile vaktini geçirirdi. Bir defasında Ebu'd-Derda'nın yanında otururken
yanımıza uğrayıp selam verdi. Ebu'd-Derda ona: "Bize faydası dokunacak,
sana da zararı olmayacak bir söz söyle" deyince, ibnu'l-Hanzaliyye şu
karşılığı verdi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah yolunda
savaşmak üzere at besleyen kişi, devamlı olarak sadaka veren kişi gibidir"
buyurdu.
Başka bir gün yine
yanımıza uğrayıp selam verdi. Ebu'd-Derda ona: "Bize faydası dokunacak, sana
da zararı olmayacak bir söz söyle" deyince, ibnu'lHanzaliyye şu karşılığı
verdi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kardeşlerinizin yanına
gideceksiniz. Onun için bineklerinizi ve giysilerinizi temiz ve düzenli tutun
ki insanlar içinde yüzdeki ben gibi güzel görünesiniz. Zira Yüce Allah, çirkin
görünüşü ve çirkin sözleri sevmez" buyurdu.
Tahric: Ahmed (4/179,
180), Ebu Davud (4086), İbn Hibban (4/67, 6/95) ve Hakim (2/91, 92, 4/183).
19874. ibrahim der ki:
Abdurrahman b. Yezid bana "Yarın sabah erkenden yanımıza gel de (yerimize
savaşa çıkacağın için) sana biraz para verelim" dedi. Ertesi gün sabah
yanına uğradığımda bana: "Dün Tevbe suresini okudum da herkesi cihada
teşvik ettiğini gördüm" dedi ve savaşa bizzat kendisi çıktı.
19875. İbn Sirin der ki:
İbn Ömer, ücret karşılığında birini kendi yerine savaşa gönderme konusunda:
"Cihaddan olan nasibimi kimseye satmam! Ücret karşılığında da kimse için
savaşmam!" demiştir.
19876. Şakik b. el-Ayzar
der ki: ibnu'z-Zübeyr'e, ücret karşılığında birini kendi yerine savaşa gönderme
konusunu sorduğumda: "Şayet öyle bir ücret alırsan bunu Allah yolunda
harcarsın" dedi. Aynı şeyi İbn Ömer'e sorduğumda ise: "Yüce Allah'ın
bana vereceği bedel hariç bunun için hiç kimseden rüşvet almam!"
karşılığını verdi.
19877. Ubeydullah b.
el-A'cem der ki: İbn Abbas'a ücret karşılığında birini kendi yerine savaşa
gönderme konusunu sorduğumda: "Bu ücreti savaşa gidecek olanlara silah
veya binek olarak verirsen bir sakıncası olmaz. Bunu bir köle veya cariyeye
versen yerinde vermiş olmazsın" dedi.
19878. Ebu Bekir b. Amr
b. Utbe der ki: Muaviye zamanında Müslümanlara savaş için toplanma emri çıktı.
Muaviye, Cerir b. Abdillah'a: "Seni ve oğullarını savaşa çıkmaktan muaf
tuttuk" diye bir mektup yazınca, Cerir cevaben: "Bizler Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), yöneticilerimizi dinleyip itaat etmek ve
Müslümanlara iyi şeyleri nasihat etmek üzere biat etmiştik. Savaş zamanı
geldiği zaman çıkabilecek kadar sağlıklı isek çıkarız. Çıkma durumumuz yoksa da
çıkacaklara yardımlarda bulunuruz" şeklinde bir mektup yazdı.
Tahric: Ahmed (4/357,
358, 360, 361, 363, 366), Buhari (57), Müslim (1/75:97, 99), Ebu Davud (4906),
Tirmizi (1925) ve Nesai (7777,7798).
19879. İbrahim der ki:
Esved (b. Yezid)'e, savaş için kendisine para verilen bir kişinin savaşta bunun
bir kısmını harcayıp bir kısmını arttırması durumu sorulduğunda: "Bir
sakıncası yoktur" dedi. Aynı şey (kadı) Şureyh'e sorulunca:
"Şüphe ettiğin
şeyleri bırak, şüphe etmediğin şeylerin peşinden git" dedi.
19880. Said b.
Abdilazız'in bildirdiğine göre Mekhul, kabilenin ücret karşılığında birilerini
yerlerine savaşa göndermesinde bir sakınca görmezdi."
19881. Abdurrahman b.
Cübeyr b. Nüfeyr el-Hadramı, babasından naklen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: "Ümmetimdem savaşa çıkıp düşmana
karşı güçlenmek için başkalarından da savaşa katılamama ücreti alan kimselerin
durumu, hem kendi oğlunu emziren, hem de bunun ücretini alan Musa peygamberin
annesinin durumu gibidir.''
Tahric: Ebu Davud,
Merasil (332), Said b. Mansur (2361) ve Beyhaki (9/27).
19882. İbn Avn der ki:
İbn Sirin'e: "Savaşa çıkmak isteyen kişinin ayrıca birilerinden savaşa
çıkamama ücreti alması konusuda ne dersin?" diye sorduğumda:
"Müslümanlar bu şekilde birbirlerinden faydalanırlar" dedi.
19883. Nuseyr (b.
Zu'luk)'un bildirdiğine göre Rabi' (b. Huseym), savaşa katılamayanlardan ücret
alır ve bunu miskinlere dağitırdI.
19884. Osman b.
el-Esved'in bildirdiğine göre Mücahid'e savaşa çıkacağı zaman birileri
tarafından para verilince bunu kabul etti.
19885. Amir'in
bildirdiğine göre ikrime, Esved ve Mesruk, birilerine savaşa katılmama ücreti
verilmesini kerih görürlerdi.
19886. Amir'in
bildirdiğine göre Mesruk, birilerine savaşa katılmama ücreti verilmesini kerih
görürdü.
19887. Musa b. Ubeyde
der ki: "Nu'man b. Ebi Ayyaş, İbn Kusayt ve Amr b. Alkame başkalarından
savaşa katılmama ücreti de alıp öyle savaşa çıkarlardı."
19888. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Abdurrahman b. Yezid biriyle önce dostluğunu ilerletir, sonra
ücretle onun yerine savaşa çıkardı."
19889. İbn Abbas der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zilhicce ayının on gününü kasdederek:
"Hiçbir salih amel bu günlerde işlenen salih amel kadar Yüce Allah'a
sevimli gelmez" buyurdu. Ashab: "Allah yolunda cihad olsa da
mı?" diye sorduklarında, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kişi canı ve malı ile cihada çıkıp her ikisini bu yolda feda etmedikten
sonra evet, Allah yolunda cihad olsa dahi daha sevimli gelmez" karşılığını
verdi.
Tahric: Ahmed (1/224,
338), Darimi (1773), Buhan (969), Ebu Davud (2430), Tirmizi (757), İbn Mace
(1727) ve İbn Hibban (324).
19890. Muhammed b. Ebi
Ya'kub der ki: Bizzat işiten birinin bana haber verdiğine göre Bureyde
el-Eslemi, Belh nehrinin ötesinden: "Atın nallarından çıkan parıltı
(cihad) dışında bize hayat yoktur!" diye bağırıyordu.
19891. Ebu Mesud Ukbe b.
Amr der ki: Adamın biri yuları üzerinde bir deveyle Peygamberimize (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) geldi ve: "Ya Resulallah! Bunu Allah yolunda
vakfediyorum!" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) adama: "Kıyamet gününde buna karşılık sana hepsi de yularlı yedi
yüz deve verilecektir" buyurdu.
Tahric: Ahmed (4/121,
5/274), Darimi (2402), Müslim (3/1506:133 öncesi), Nesai (4396), İbn Hibban
(4649,4650) ve Hakim (2/90).
19892. Ebu Talha der ki:
"Uhud savaşı sırasında başımı kaldırıp etrafıma bakındım. Tüm Müslümanlar
uyuklayarak başlarını kalkanlarının altına eğmişlerdi.''
Tahric: Ahmed (4/29), Buhad
(4068, 4562), Tirmizi (3007, 3008), Nesai (11198) ve Hakim (2/297). 19742.
hadise de bakınız. İleride 37946'da gelecektir.
19893. Hişam, babasından
naklen Zübeyr'den benzerini rivayet etmiştir.
Tahric: Beyhaki Delail
(3/273).
19894. Hasan, Sa'sa'a b.
Muaviye'den naklen bildirir: Ebu Zer ile karşılaştığımda ona: "Bana Allah
Resulünden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işittiğin bir hadis aktar" dedim.
Ebu Zer şöyle karşılık verdi: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurduğunu işittim: "Bir Müslüman sahip olduğu mallardan Allah
yolunda birer çift harcadığı zaman Cennet bekçileri onu içeri almak için
aralarında yarışıdar." Hasan der ki: "Mallardan birer çift demek, iki
altın, iki gümüş, iki köle şeklinde kişinin sahip olduğu mallardan birer çift
harcamasıdır.''
Tahric: Ahmed (5/151,
153, 159, 164), Ebu Avane (7483), Nesai (4394) ve İbn Hibban (4643, 4645). Konu
için 19828. hadise de bakınız.
19895. Meymun b. Mihran
der ki: "Hz. Ebu Bekir bir ordu çıkarmak istediği zaman Müslümanların
yardımlarda bulunmasını isterdi. istenilen miktarda para toplandığı zaman
mevcut imkanlar dahilinde orduyu hazırlardı. Ebu Bekr zamanında henüz maaş
dağıtılmıyordu.''
19896. Sa'd b. iyad der
ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sözü konuşması az olan
birisiydi. Ancak savaş emri gelince hemen hazırlıklara başlardı. Savaşta da
ondan daha fazla atik ve cesuru bulunmazdı."
Tahric: Ebu'ş-Şeyh,
Ahlaku'n-Nebi (S. 54).
19897. Zeyd b. Eslem'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Savaşa çıkın
ki sıhhat bulasınız, ganimet elde edesiniz" buyurmuştur.
Tahric: Ebu Hureyre
hadisinden şahidi vardır: Ahmed (2/380).
19898. Ukbe b. Amir'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah bir okla, hayra niyet ederek onu yapanı, onu atanı ve onu
atana vereni olmak üzere üç kişiyi Cennete sokar. Ok atma ile ata binme talimi
yapın! Benim yanımda ok atmanız at talimi yapmanızdan daha iyidir. Bir
müslümanı eğlendirip oyalayan her türlü şey batıldır! Fakat kişinin yayıyla ok
talimi yapması, atını eğitmesi veya ailesi ve çocuklarıyla oynaması bunun
dışındadır ki bunlar meşru olan şeylerdir.''
Tahric: Ahmed (4/148),
Darimi (2405), Tirmizi (1637) ve İbn Mace (2811).
19899. Ebu Ali et-Tuceybı,
Ebu Reyhane'den naklen bildirir: Resulullah'la (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
birlikte bir savaşa çıkmıştık. Bir gece öyle bir üşüdük ki bazılarının çukur
açıp içine girdiğine, girdikten sonra da başını kalkanıyla kapattığına şahit
oldum. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu gece kim nöbet
tutup bizi korur?" diye sorunca, Ensar'dan bir adam: "Ben
yaparım" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen
kimlerdensin?" diye sorunca adam kimlerden olduğunu söyledi. Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama hayır duada bulunduktan sonra yine:
"Bu gece kim nöbet tutup bizi korur?" diye sordu. Kalktım ve:
"Ben yaparım" dedim. Bana: "Sen kimsin?" diye sorunca:
"Ebu Reyhane'yim" dedim. Bunun üzerine bana, Ensarlı adama ettiği
duadan farklı bir dua etti ve şöyle buyurdu: "Cehennem ateşi üç kişiye
haramdır! Biri Allah yolunda uykusuz kalan gözdür. Diğeri Allah korkusuyla
ağlayan veya gözyaşı döken gözdür ... "
Ravi Abdurrahman der ki:
"Muhammed b. Sumeyr bunu dedikten sonra sustu ve üçüncüsünü
söylemedi."
Tahric: İbn Ebi Şeybe
Müsned (733), Ahmed (4/134), Darimi (2400), Buhari Tarih (4/2748, 1624), İbn
Ebi Asım, CiMd (144,145,146,147), İbn Ebi Asım, el-AMd ve'l-Mesani (2325),
Nesai (4325, 8869), Hakim (2/83) ve Beyhaki (9/149).
Muaviye b. Hayde
kanalıyla: Taberani, M. el-Kebir (19/1003); İbn Abbas hadisinden: Tirmizi
(1639), Ebu Nuaym, Hilye (5/209); Enes hadisinden: Ebu Ya'la (4330, 4346), İbn
Adiy, el-Kamil (3/1087), bak: Busayri, İthafu'l-Hiyere (5973)
19900. Tarık b. Şihab
der ki: "Selman, savaştan döndüğü zaman Kadisiyye'de ikamet ederdi. Hacdan
döndüğü zaman da savaşa çıkmak üzere Medain'de konaklardı."
19901. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Allah yolunda yara alan kişi -ki kendi yolunda kimin
yaralandığını Allah daha iyi bilir- kıyamet gününde huzura, yarayı henüz yeni
almış, yarası taze bir şekilde gibi çıkar."
Tahric: Ahmed (2/231,
317, 384, 398, 399, 400), İbn Ebi Asım, Cihad (245), Buhari (237), Müslim (3/1496:105,
106), Nesai (4355), Tirmizi (1656) ve İbn Mace (2795).
19902. Ömer b.
el-Hattab'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Allah yolunda savaşan birinin başına gölge tedarik eden
kişiyi Yüce Allah kıyamet gününde gölgelendirir. Allah yolunda savaşa çıkacak
bir askeri donatan kişiye, asker dönene veya ölene kadar kazandığı sevabın
aynısı verilir. İçinde Yüce Allah'ın adının zikredildiği bir mescidi inşa eden
kişiye Yüce Allah Cennette bir köşk inşa eder."
Tahric: Ahmed (1/20),
İbn Mace (2758), Bezzar (1665), Ebu Ya'la (248, 253), İbn Hibban (4628), Hakim
(2/89) ve Beyhaki (9/172).
19903. Abdullah b. Sehl
b. Huneyf, Sehl'den naklen Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
bildirir: "Yüce Allah yolunda cihad eden birine veya zor durumda olan bir
borçluya veya mükatebeli kölenin bedeli ödemesine yardımda bulunan kişiyi Yüce
Allah, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde
gölgelendirir."
Tahric: Ahmed (3/487),
Abd b. Humeyd (471), İbn Sa'd (7/484), İbn Ebi Şeybe, Müsned (62), İbn Ebi
Asım, Cihad (94), Taberani, M el-Kebir (6/5590, 5591), Tahavi, Şerh
Müşkili'l-Asar (3818, 3819), Hakim (2/89, 90, 217) ve Beyhaki (10/320).
19904. Zeyd b. Halid
el-Cüheni'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Bir oruçluya if tar veren, savaşa veya hacca çıkacak birinin
gerekli ihtiyaçlarını karşılayan veya geride kalan ailesine göz kulak olan
kişiye onların kazandığı sevabın aynısı verilir. Onların da sevaplarında
herhangi bir eksilme olmaz."
Tahric: Ahmed (4/114,
115, 116, 117, 5/192), Darimi (2419), Buhari (2843), Müslim (3/1506:135, 136),
Ebu Davud (2501)Tirmizi (807, 1629, 1630, 1631), Nesai (3330, 3331, 4389, 4390),
İbn Mace (2759), İbn Huzeyme (2064) ve İbn Hibban (4630, 4632, 4633).
19905. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Cennete girecek ilk üç kişinin kim olduğu bana gösterildi.
Bunlardan biri şehittir. Diğeri köleliği Rabbine itaatine engel olmayan
köledir. Bir diğeri de ailesi olduğu halde başkalarına el açmayan iffet sahibi
fakir kişidir.''
Tahric: ibnu'l-Mübarek
Cihad (46), Tayalisi (1773, 2567), Ahmed (2/425), Tirmizi (1642), Ebu Nuaym
(80), Beyhaki (4/82), İbn Huzeyme (2249), İbn Hibban (4312, 4656, 7248) ve
Hakim (1/387).
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Savaşa Çıkmanın
Vucubiyeti Konusunda Söylenenler