|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Alışveriş |
Kişi, Köle Olarak Ele
Geçirdiği Mahremi Olan Birisini Azat Etmek Zorunda mıdır?
20443. Şa’bi der ki:
"Kişi, kardeşine köle olarak malik olduğu zaman kardeşi hür olur."
20444. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Kişi amcasına, halasına, dayısına veya teyzesine köle olarak
malik olduğu zaman bu kişiler hür sayılırlar. Çünkü bunlar anne babası
konumundadır."
20445. İbrahim(-i Nehai)
ve Şa’bi şöyle derler: "Kişi amcasına, halasına, dayısına, teyzesine veya
nesep bakımından buna benzer konumda olanlardan birine köle olarak malik olursa
hür olurlar."
20446. Hasan(-ı
Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Her kim malıremi olan bir akrabasına köle olarak malik olursa o
kişi hürdür."
20447. Hasan, Semure
yoluyla Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aynı hadisi
nakletmiştir.
Tahric: Ahmed (5/15, 18,
20), Ebu Davud (3945, 3946), Tirmizi (1365), Nesai (4898, 4902, 4903), İbn Mace
(2524, 2525), Tahavi (3/109) ve Hakim (2/214).
20448. Hz. Ömer:
"Her kim mahremi olan bir akrabasına köle olarak malik olursa o kişi
hürdür" demiştir.
20449. Muhammed b.
Abdirrahman b. Ebza'nın hocalarından naklen bildirdiğine göre Zübeyr, Taif savaşı
sırasında kendi teyzelerine köle olarak malik oldu ve onlara sahip olmasıyla da
azat edildiler.
20450. Mustevrid b.
el-Ahnef der ki: Bir adam Abdullah (b. Mes’ud)'a gelip:
"Amcam beni
cariyesinden olan kızıyla evlendirdi; ancak çocuğumu kendine köle olarak almak
istiyor" deyince, Abdullah: "Öyle bir hakkı yok" karşılığını
verdi.
20451. Cabir b. Zeyd ile
Hasan(-ı Basri) dediler ki: "Her kim mahremi olan bir akrabasına köle
olarak malik olursa o kişi hürdür."
20452. Zühri der ki:
"Kişi köle olarak ele geçirdiği her akrabasını azat etmek zorunda
değildir."
20453. Hakem (b. Uteybe)
ile Hammad (b. Ebi Süleyman) şöyle derler: "Halaya, teyzeye, amca kızına
veya mahremi olan akrabaya köle olarak malik olan kişi onu azad eder."
20454. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Bir çocuk babasına, baba da çocuğuna köle olarak malik olamaz.
Kişinin halası ile teyzesi için de aynı şey geçerlidir."
20455. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Kişi mahremi olan bir akrabasına köle olarak malik olduğu zaman o
kişi artık hürdür."
20456. Ata der ki:
"Kişi, halasına veya teyzesine köle olarak malik olduğu zaman hür
olurlar."
20457. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Kişi mahremi olan bir kişiye köle olarak malik olduğu zaman bu
kişi hürdür veya azad edilmiştir."
20458. Ata der ki:
"Kişi, halasına ve teyzesine köle olarak malik olduğu zaman ikisi de azat
olurlar."
20459. Şa'bi'nin
bildirdiğine göre (kadı) Şureyh, çocuk ve babadan herhangi biri diğerine köle
olarak malik olduğu zaman kendisini hür sayardı.
20460. Zühri' der ki:
"Cari sünnete göre kişi mahreminden herhangi birine köle olarak sahip
olduğu zaman o mahremi hür sayılır. Mahrem olmayan akrabalıklarda ise Allah
akrabaya iyi davranmayı emredip, onlara kötü davranmayı yasaklamıştır. Kötülük
olarak da kişinin akrabalarından birini köle edinmesinden daha büyüğünü
bilmiyorum."
20461. Şa'bi dedi ki:
"Kişi kardeşine köle olarak malik olduğu zaman onu azat etmesi gerekmez
(zaten artık hür olmuştur)."
Öldüğünde Yanında Emanet
Bulunan ve Borcu Olan Kişi
20462. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Böylesi bir durumda ilk önce emaneti iade etmekten
başlanır."
20463. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Böylesi bir durumda ilk önce emaneti iade etmekten
başlanır."
20464. Şa'bi der ki:
"Emanet, mudarebe ve borç bunların tamamı (oranlarına göre) mevcut maldan
paylarını alırlar."
20465. İbrahim, Tavus ve
Zühri dediler ki: "Herkes alacağı oranda (ölenin bıraktığı maldan)
hissesini alır."
20466. Şa'b7 der ki:
"Vefat eden kişi ilk ödeme için bir yer belirtmemişse mudarebe ile borç
aynı konumdadır."
20467. Ebu Cafer, Ata ve
Zühri şöyle derler: "Kişi vefat ettiğinde borcu bulunursa ve yanında
mudarebeden (kar ortaklığından) dolayı bir borç veya emanet varsa, bunlar
terekeden oranları nispetince hisselerini alırlar."
20468. Mesruk ile
Şureyh, borç ve emanet hakkında: "Oranları nispetince hisselerini
alırlar" dediler. Amir(-i Şa'bil: "Tabi eğer emanetin veya malın
kendisinin mevcut olmaması durumunda bu geçerlidir" demiştir.
20469. Eş'as'ın
bildirdiğine göre Hakem (b. Uteybe) bu konuda: "Alacaklılar alacaklı
oldukları oranda (ölenin bıraktığı maldan) hisselerini alırlar."
20470. İbrahim(-i
Nehai): "Emanet borç mesabesindedir" demiştir.
Kişinin, Alacaklının
Eşyasının Kendisi Yanında iken Ölmesi veya iflas Etmesi
20471. Ebu Hureyre,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
ilKişi iflas ettiği zaman alacaklı bizzat malını yanında bulsa, o malı almaya
diğer alacaklılardan daha çok hak sahibidir."
Tahric: Ahmed (2/347,
385, 410, 413, 468, 487, 508) ve Müslim (3/1194: 24).
20472. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
Ilİflas eden kişinin yanında malının bizzat kendisini bulan alacaklı, o malda
diğer alacaklılardan daha fazla hak sahibidir."
Tahric: Ahmed (2/247,
249), Buhari (2402), Müslim (3/1193: 22), Ebu Davud (3513), Tirmizi (1262),
Nesai (6272) ve İbn Mace (2358).
20473. Avf der ki: Ömer
b. Abdilaziz'in mektubu bize okundu ki şöyle yazıyordu: "Herhangi bir adam
iflas etse ve alacaklı bizzat malına yetişirse bu adam mala diğer
alacaklılardan daha çok hak sahibidir. Ancak alacaklı malının bedelinden bir
kısmını almışsa, diğer alacaklılarla aynı hakka sahip olur. Bu konuda Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu şekilde hüküm vermiştir:'
20474. Bürd'ün
bildirdiğine göre Mekhul, iflas eden birinin yanında bizzat kendi malını bulan
kişi için: "Eğer bu malın bedelinden bir şey almışsa diğer alacaklılarla
aynı hakka sahip olur. Eğer almamışsa o mal kendisine aittir" demiştir.
20475. Muğire'nin
bildirdiğine göre ibrahim(-i Nehai) bu konuda: "Bu kişi diğer
alacaklılarla aynı hakka sahiptir" demiştir.
20476. Yunus'un
bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) bu konuda: "Bu kişi diğer alacaklılarla
aynı hakka sahiptir" demiştir.
20477. Ata b. es-Saib'in
bildirdiğine göre Şa'bi'ye bir adam gelip: "Ben bir adama kar ortaklığı
maksadıyla para verdim. Adam gitti ve Hulvan'a yetişince vefat etti. Yanına
gittiğimde ise para kesemi adamda buldum" deyince, Şa'bi: "Senin diğer
alacaklılardan fazla bir hakkın yoktur" karşılığını verdi.
20478. Ebu Hureyre der
ki: "iflas eden kişinin yanında bizzat kendi malını bulan, bu malda diğer
alacaklılardan daha çok hak sahibidir."
20479. Hz. Ali der ki:
"Eşyasının bizzat kendisi iflas eden kişinin yanında olan kişi bu mal
üzerinde diğer alacaklılar kadar hakka sahiptir."
20480. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Bu kişi diğer alacaklılarla aynı hakka sahiptir."
20481. Hasan: "Bu
kişi diğer alacaklılarla aynı hakka sahiptir" demiştir.
20482. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Bu kişi diğer alacaklılarla aynı hakka sahiptir.
Ancak idareci malına el
koymuşsa o malı almaya başkasından daha fazla hakka sahiptir."
Kişiye Oturma Hakkı
(Sükna)l Tanıma
20483. Nafi' bildiriyor:
Hafsa binti Ömer, hayatta olduğu müddetçe oturmak üzere Esma binti Zeyd'e bir
oda verdi. Hafsa vefat ettiği zaman İbn Ömer odayı Esma'dan aldı.
20484. Halid
el-Hazza'nın bildirdiğine göre Ömer b. Abdilazız (vali ve kadılara) şöyle bir
mektup yazdı: "Sükna olarak verilen ev ariye (ödünç verilmiş) demektir.
Veren kişi: "Bu ev onun ve çocuklarınındır" diyecek olursa,
içlerinden sadece bir kadın kalsa bile ev onun ve çocuklarınındır. Eğer ödünç
verilen kişinin nesilnden kimse kalmazsa ariye olarak verilen ev, verenin
varislerine geri döner."
20485. Abdülmelik'in
bildirdiğine göre Ata (b. Ebi Rabah), kişinin, bir evi birine hem kendisi, hem
çocuklarının kullanması için vermesi durumunda: "Verenin varisleri ne bu
kişiyi, ne de bir kişi olsa bile neslinden hiç kimseyi evden çıkaramazlar"
dedi.
20486. İbn Ebi Muleyke
der ki: Hz. Aişe, birine oturma hakkı vereceği zaman:
"Dilediğim bir
zamana kadar sana burada oturma hakkı veriyorum" derdi.
20487-8. (Kadı) Şureyh:
"Süknanın (oturma hakkı) şartları, ev sahibinin koştuğu şartlara
bağlıdır" demiştir.
20489. Hasan(-ı Basri)
ile Şa’bi: "Sükna (şartıyla verilen ev), ödünç verilmiş bir maldır"
demişlerdir.
20490. Muğire
bildiriyor: ibrahim(-i Nehai)'ye, bir kişinin, birini evinde iskan ettirip, hem
oturanın, hem de oturtanın vefat etmesi halinde evin kimlere ait olacağını
sorduğumda: "Ev ödünç olarak verenin varislerinin olur" cevabını
verdi. Ben: "Ey Ebu imran! Hayatta iken bir şeye malik olanın sahip olduğu
o şey kendisi öldükten sonra varislerinin olur, denmez miydi?" diye sorduğumda
ise: "Bu, umra (ömür boyu kullanılmak üzere verilen şey) için geçerlidir.
Sükna için verilen şey veya bir şeyin geliri veya ödünç olarak verilen şey,
veren kişinin varislerine döner" cevabını verdi.
20491. Zühri der ki: Bir
adam bir şeyi hibe edip: "Bu senin ve evladın içindir" dese; o şey
hem onun, hem de varislerinin olur. Ama: "Bu şey sen hayatta olduğun
müddetçe senindir" diyecek olursa, adam öldükten sonra mal sahibine geri
verilir.
20492. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Sükna (şartıyla verilen ev) ödünç verilmiş bir maldır."
20493. Muhammed (b.
Sirin)'in naklettiğine göre iki kardeş (kadı) Şureyh'in huzurunda davalaştılar.
içlerinden biri: "Kardeşim beni evlendirdi ve sükna ile bana bir ev verdi.
Ama şimdi evden çıkma mı istiyor" dedi. Şureyh oradakilere:
"Gerçekten de bu
adam kardeşini evlendirip evinde oturma hakkı da verdi mi?" diye sorunca:
"Evet, evlendirdi ve oturma hakkı da verdi" karşılığını verdiler.
Bunun üzerine Şureyh: "Hayatta iken seni kendine tercih edip sana oturma
hakkı tanıdığına dair dürüst olan iki şahit bu konuda yeterlidir" dedi.
Teslim Alınmadıkça
Verilen Sadakanın Geçerli Olmadığını Söyleyenler
20494. Ma'mer
bildiriyor: Bir adam ortağı olduğu ve malının da kendisinde bulunduğu oğluna
yüz dinar bağışlayınca, Zühri şöyle dedi: "Baba parayı eline alıp öyle
vermeden bu bağış geçerli olmaz. Çünkü Hz. Ebu Bekr ile Ömer: ''Eğer kişi malı
mülkiyetine almadan tasaddukta bulunmuşsa bu tasadduk geçersizdir'' şeklinde
hüküm vermişlerdi."
20495. Hz. Ömer der ki:
"Bazı kişilere ne oluyor ki çocuklarına bağışta bulunuyorlar; ancak
onlardan birisi öldüğü zaman: ''Bu mal benimdir ve mülkiyetimdedir'' diyorlar?
Oysa kendisi öleceği zaman: ''Ben bunu çocuğuma bağışta bulunmuştum'' demeye
başlıyor. Bağış, ancak çocuğun veya babanın bağışı mülkiyetine almasıyla
gerçekleşir."
20496. Said (b.
el-Müseyyeb) der ki: Hz. Osman'a, küçük çocuğun (kendisine sonradan verilmek
üzere) yapılan bağışın geçersiz olmasından şikayet edilince, Osman, babası
kendisine bağışta bulunup şahit de tuttuğu takdirde bağışın geçerli olacağına
hükmetti.
20497. Hz. Osman der ki:
"Anne babasının yanında olan çocuk hariç, teslim alınmadıkça verilen
sadaka geçerli değildir. Sadakanın anne babanın mülkiyetinde bulunması, çocuğun
mülkiyetinde bulunması anlamına gelir."
20498-9. Şa’bi:
"Sadaka, (verilen kişinin) eline teslim edilmedikçe geçerli değildir"
demiştir.
20500. (Kadı) Şureyh der
ki: "Sadaka, (verilen kişinin) eline teslim edilmedikçe geçerli
değildir."
20501. Kasım'ın
naklettiğine göre Mu'az ile (kadı) Şureyh: "Anne babasının yanındaki
çocuğa verilen sadaka dışında, mülkiyete geçmeyen sadaka geçerli değildir"
derlerdi.
20502. Nadr b. Enes der
ki: Babam evinin yarısını bana bağışlayınca Ebu Burde babama şöyle dedi:
"Bunun geçerli olmasını istiyorsan bağışladığını kendisine teslim et.
Çünkü Hz. Ömer, bağışlanan şeylerden sadece teslim edilenlerin geçerli
olduğuna, teslim edilmeyenin ise varisler arasında taksim edilecek olan
mirastan sayılacağına hükmetti."
20503. Şu'be der ki:
Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a bu konuyu sorduğumda:
"Bağışlanan şey, kendisine bağış yapılanın eline geçmedikçe
geçersizdir" dediler.
20504. İbrahim(-i Nehai)
der ki: Sadaka teslim alınmamış olsa da bilindiği zaman caizdir. Şayet kişi:
"Falan yerdeki evimi veya hizmetçimi filana bağışladım" diyecek olsa,
evi teslim etmemiş olsa bile bu bağış geçerlidir.
20505. Kasım'ın
naklettiğine göre Hz. Ali ile Abdullah (b. Mes'ud): "Sadaka teslim
alınmamış olsa da bilindiği zaman geçerli olur" dediler.
20506. Urve bildiriyor:
Hz. Ebu Bekir, kızı Aişe'ye yirmi vesaklık ürün veren bir hurmalık
bağışlamıştı. Vefat anı geldiği zaman, Aişe'ye: "Bunları o zaman teslim
almanı isterdim. Oysa şimdi varislerin ortak malı oldular" dedi.
20507. İbn Mes’ud der
ki: "Sadaka, bilindikten sonra teslim alınsa da alınmasa da
geçerlidir."
20508. İbn Abbas der ki:
"Sadaka, teslim edilmedikçe geçerli olmaz."
20509. İbrahim(-i
Nehai): "Sadaka, teslim alınmasa bile geçerlidir" demiştir.
20510. İbn Abbas der ki:
"Sadaka, teslim edilmedikçe geçerli olmaz."
Köleyle Hizmetçi
Bulmasına Karşılık Mukatebe Yapmak
20511. Nafi'nin
bildirdiğine göre İbn Ömer, kişinin kölesiyle kendisine hizmetçi getirmesi
karşılığında mukatebe yapmasında bir sakınca görmezdi.
20512. Nafi'nin
bildirdiğine göre (Hz. Ömer'in kızkardeşi) Hafsa, bir kölesiyle kendisine
hizmetçi getirmesi şartı ile mukatebe yaptı.
20513. Abdülhamıd b.
Sevvar bildiriyor: Ebu Berze'nin azatlısı ve hanımının akrabası olan Sare
adında bir kadının bana bildirdiğine göre Ebu Berze, bazı köleleriyle yerlerine
başka köle getirmeleri şartıyla mukatebe yaptı.
20514. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Kişinin, kölesiyle kendisine hizmetçi getirmesi karşılığında
mukatebe yapmasında bir sakınca yoktur."
20515. Said b. Cübeyr
der ki: "Kişinin, kölesiyle kendisine hizmetçi getirmesi karşılığında
mukatebe yapmasında bir sakınca yoktur."
20516. Hişam bildiriyor:
Hasan(-ı Basri) ile İbn Sirin böylesi bir mukatebede bir sakınca görmezlerdi.
20517. Şa’bi der ki:
ilKişinin, kölesiyle kendisine hizmetçi getirmesi karşılığında mukatebe
yapmasında bir sakınca yoktur."
20518. Ata'nın
bildirdiğine göre İbn Abbas, kişinin, kölesiyle kendisine hizmetçi getirmesi
karşılığında mukatebe yapmasında bir sakınca görmezdi.
20519. ikrime b. Halid
el-Mahzumi bildiriyor: Adamın biri kölesiyle, kendi yaptığı işin aynısını
yapacak iki köle getirmesi halinde özgür kalacağına dair bir anlaşma (mukatebe)
yaptı. Köle ile efendisi Ömer b. el-Hattab'ın huzurunda bu konuda
davalaştıklarında Ömer, kölenin efendisine: ‘‘Şayet kendi yaptığı işin aynısını
yapabilen iki köle getirmezse onu tekrar kölen yap" dedi.
20520. Zühri der ki:
ilKişinin, kölesiyle belli bir zamana kadar kendi yerine başka bir köle
getirmesi şartıyla mukatebe yapmasında bir sakınca yoktur."
20521. Katade
bildiriyor: "Ömer b. Abdilazız, kişinin, kölesiyle kendisine hizmetçi
getirmesi karşılığında mukatebe yapmasında bir sakınca görmezdi. Ancak bunun
vadeli olmasını mekruh görür, peşin olması şartını koşardı." Ravi Said der
ki: "Katade'nin de görüşü bu yöndedir."
20522. Ubeydullah b. Ebi
Bekir b. Enes der ki: İbn Sirin'in kendi kölesiyle yaptığı anlaşma metni işte
elimizdedir. Aynı şekilde Enes b. Malik'in de kendi kölesiyle yaptığı anlaşma
elimizdedir. Enes'in kölesiyle yaptığı anlaşmaya göre köle Enes'e şu kadar bin
dirhem para ile kendi yaptığı işin aynısını yapabilecek iki köle getirmesi
halinde özgür kalacaktı.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |