|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Alışveriş |
Ortaklara Eşit Şekilde
Tanınan Şuf'a Hakkı
22981. isa b. el-Haris,
Şureyh'in şuf'a hakkında: "Herkesin (ortakların) payı nisbetinde şuf'a
hakkı vardır" dediğini nakleder.
22982. Amir(-i Şa’bi)
ile Ata (b. Ebi Rabah) derler ki: "Herkesin (ortakların) payı nisbetinde
şuf'a hakkı vardır."
22983. Amir(-i Şa’bi)
der ki: "Ortakların şuf'a hakkı, eşittir (hisselerinin miktarı nisbetinde
değildir.)"
22984. Şa’bi der ki:
"Ortakların şuf'a hakkı, eşittir (hisselerinin miktarı nisbetinde
değildir.)"
Hasan(-ı Basri) der ki:
"Herkesin (ortakların) payı nisbetinde şuf'a hakkı vardır."
22985. Süfyan(-ı Sevrı)
der ki: "Şuf'a, kasame ve diyet konusunda ortaklar eşittir (hisselerinin
miktarı nisbetinde değildir.)"
22986. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Ortakların şuf'a hakkı, eşittir (hisselerinin miktarı nisbetinde
değildir.)"
22987. Hasan(-ı Basri)
der ki: "şuf'a hakkı ortakların payı nisbetindedir."
Kapı ve Sınırlardaki
Şuf'a Hakkı
22988. Şa’bi der ki:
"Sınırlarda şuf'a hakkı vardır, ama kapılarda şuf'a hakkı yoktur."
22989. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Kapılarda şuf'a hakkı vardır."
Tahric: Abdurrezzak
(14400).
22990. (Kadı) Şureyh der
ki: "Duvarlarda şuf'a hakkı vardır."
22991. Şa’bi der ki:
"Şuf'a hakkı sınırlardadır."
Bakırı, Demir Karşılığı
Veresiye Değiştirmek
22992. Şu'be der ki:
Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a, bakırı altınla veresiye
şeklinde değiştirmeyi sorduğumda, Hammad bunu kerih gördü. Hakem ise bir
sakınca olmadığını söyledi.
Mukateblik Ücretinin
Hepsini Getiren Köle
22993. Muhammed (b.
Sirin) der ki: Mukateb olan bir köle efendisine mukateblik ücretinin hepsini
vermek isteyince, efendisi: ''Ben ancak bu ücreti taksitle alırım'' dedi. Bunun
üzerine Hz. Osman adama köleyi azad etmesini bildiren bir yazı yazdı ve malı
alıp: ''Taksitleri ben sana veririm'' dedi. Kölenin sahibi Hz. Osman'ın böyle
dediğini görünce ücretin hepsini almayı kabul etti.
22994. Ebu Dabbe
bildiriyor: Mukateblik ücretinin hepsini vermek isteyen bir köle Hz. Ömerlin
huzuruna çıkarıldı. Kölenin sahibi: ''Ben bunu senden almam. Ben, seninle bu
parayı taksitle ödemen için yıllara böldüm ki nafakam çıksın. Belki bu müddet
zarfında vefat edersinı o zaman da sana mirasçı olurum'' dedi. Hz. Ömerı malın
beytulmala konulmasını emretti ve ücreti taksitlerle ödeyeceği ni bildirerek
kölenin azad edilmesine hükmetti.
22995. Ebu Bekr b. Amr
b. Hazm naklediyor: Bir adam kölesiyle mukateblik anlaşması yaptı ve ödeyeceği
parayı taksitlere böldü. Köle adama bütün ücreti getirince sahibi parayı peşin
almayı kabul etmeyip taksitle alacağını söyledi. Mukateb, Hz. Ömer'e gidince,
Ömer kölenin sahibini çağırıp mukateblik ücretini almasını istedi. Adam kabul
etmeyince Hz. Ömer: ''Ey Yerfa! Bu parayı beytulmala koy!" deyip kölenin
sahibine: "Sen bu parayı (hazineden) taksitle al" ve köleye de:
"Dilediğin yere git" dedi.
Filsi Filsle Değiştirmek
(Bozdurmak)
22996. Mücahid der ki:
"Peşin olduktan sonra bir filsi (altın ve gümüş dışındaki, bakır ve
benzeri paraları), iki filsle değiştirmekte (bozdurmakta) bir sakınca
yoktur."
22997. Leys, Tavus'tan,
buna benzer bir rivayette bulundu.
22998. Hammad (b. Ebi
Süleyman) der ki: "Peşin olduktan sonra bir filsi (altın ve gümüş
dışındaki, bakır ve benzeri paraları), iki filsle değiştirmekte (bozdurmakta)
bir sakınca yoktur."
Sahibinin, Borcu Olan
Köleyi Satması
22999. Şa’bi bildiriyor:
Abdullah b. Utbe ile Şureyh, sahibinin, borcu olan köleyi satması hakkında
şöyle dediler: "Borcu sahibine aittir ve bu borç, kölenin fiyatını aşamaz.
Sattığı kölenin malı varsa, bu mal sattığı kişiye, yani müşteriye aittir."
23000. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Kişi, hem malı, hem de borcu olan kölesini satacak olsa, malı
köleyi satın alana, borcu ise satana aittir."
23001. Muhammed (b.
Sirin), Şureyh'in, borcu olup satılan kölenin durumu hakkında: "Borcu, onu
satıp parasını yiyen kişiye aittir" dediğini nakleder.
23002. İbn Sirin
bildiriyor: Abdurrahman b. Uzeyne'ye, üzerinde borç bulunan bir köle getirilince:
"Bunun malı, borcuna karşılıktır" dedi.
Bir Binek Satın Alıp,
Onunla Yolculuk Yaptıktan Sonra Binekte Kusur Bulan Kişinin Durumu
23003. İbn Sirin
bildiriyor: Bir adam, bir kişiden bir binek satın aldı ve onunla yolculuğa
çıktı. Yolculuğundan dönünce hayvanda bir kusur bulup satın aldığı kişiyle,
Şureyh'in yanında mahkemeleşti. (Kadı) Şureyh, (satıcıya): "Ona binmesine
sen izin verdin" dedi.
23004. Gaylan
naklediyor: Hakem (b. Uteybe), bir binek satın alıp onu bitkin düşürünce
hayvanda bir kusur olduğunu görüp iade etmek isteyen biri hakkında:
"Hayvanı iade eder ve hayvanın sıhhatli hali ile zayıflık halindeki fiyat
farkını geri öder" dedi.
iki Kişinin Şahitlik
Ettikten Sonra Birinin Şahitlikten Geri Dönmesi
23005. Ebu Hasın
bildiriyor: iki adam Şureyh'in yanında şahitlik yaptıktan sonra birisinin
şahitlikten geri dönmesi durumunda (Kadı) Şureyh, adamın şahitlikten
vazgeçmesini kabul etmeyip şahadetini geçerli saydı.
23006. Şu'be bildiriyor:
Hakem (b. Uteybe) "Böyle bir durumda verilen hüküm geçersiz olmaz"
derken, Hammad (b. Ebi Süleyman): "Hüküm geçersiz olur" dedi.
23007. Hasan(-ı Basri)
bir konuda şahitlik eden iki kişinin daha sonra şahitlikten geri dönmeleri
konusunda kendisine sorulunca: "Hüküm geçersiz olur" dedi.
23008. Ebu Hasın
naklediyor: Bir adam Şureyh'in yanında şahitlik ettikten sonra, tekrar gelip
şahitliğinden geri döndüğünü söyleyince Şureyh: "Şahitliğini kabul
ettik" dedi.
23009. Süfyan(-ı Sevrı)
der ki: "Hüküm verildiği zaman şahitlik geçerli olur ve şahit şahadetinden
geri dönerse zararı ödemeye mahkum edilir."
Bir Topluluğun Ekim için
Ortak Olmaları
23010. Vasıl b. Ebi
Cemil'in naklettiğine göre Mücahid bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) zamanında dört kişi bir yeri ekmek için ortak oldular. Birisi:
"Tarla benden" dedi. Diğeri: "Sürme işini de ben yaparım"
dedi. Üçüncüsü: "Tohumunu ben alırım" dedi. Dördüncüsü ise:
"işçiliğini ise ben yaparım" dedi. Ekinin hasat zamanı gelince gidip
Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunun fetvasını sordular. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ekinin tohum sahibine ait olduğunu,
tarla sahibinin bir hakkı olmadığını, tarlayı süren kişiye belli bir miktar
verilmesine ve işçiliği yapana da her gün için bir dirhem verilmesine hükmetti.
Vasıl ekledi: Bunu
Mekhul'e anlattığımda: "Vallahi bu hadisi bilmem; benim için bir
hizmetçimin olmasından daha fazla sevindirir" karşılığını verdi.
Vekı der ki: "Bizim
için altın, gümüş ve yiyecek ticareti yapmak, ziraat işinden daha
sevimlidir." Bu görüş Süfyan'ın da görüşüdür.
Vekı der ki: "Yarı
yarıya, üçte bire ve dörtte bire ortaklık şeklinde yapılan ortaklığın caiz
olmasını temenni ederiz. Çünkü insanlar bu şekilde yapmaktadır."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
"Birbirlerinden
Ayrılmadıkları Müddetçe Alan ve Satan Muhayyerdir" Diyenler