m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Alışveriş

 

Rehin Verilen Bir Şeyin Telef Olması

 

23233. Ata bildiriyor: Bir adam, bir atı rehin olarak verdi ve at rehin bırakılan kişinin yanında öldü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rehin alan kişiye: "Senin hakkın kalmadı" dedi.

 

23234. (Kadı) Şureyh der ki: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer."

 

23235. (Kadı) Şureyh der ki: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer."

 

23236. (Kadı) Şureyh der ki: "Rehinin telef olması, borcu düşürdü."

 

23237. Muhammed (b. Sirin), Şureyh'ten bunun aynısını rivayette bulundu.

 

23238. Hasan(-ı Basri) der ki: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer."

 

23239. İbn Uleyye bildiriyor: İbn Ebi Necih'e, telef olan rehin hakkında sorunca, bana, Ata'nın şöyle dediğini söyledi: "Altın, gümüş ve diğer mallardan rehinin telef olması durumunda değeri kadarıyla borçtan düşülür. Canlı (hayvan veya köle) rehinelerde de en düşük değer üzerinden hesaplanır."

 

23240. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Rehin bırakılan şey, borçtan daha fazlaysa, rehin alan kişi fazla olan kısmı rehin bırakana ödemek zorundadır. Eğer daha az ise, rehini bırakan kişinin rehini alan kişiye aradaki farkı ödemesi en güzelidir."

 

23241. İbn Tavus, babasından bildiriyor: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer."

 

23242. Muhammed b. Sirin: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer" dedi.

 

23243. İbrahim b. Umeyre der ki: İbn Ömer'in, "(Rehin alan ve veren,) rehinin telef olması durumunda aradaki farkı öderler" dediğini duydum.

 

23244. Hz. Ali der ki: Rehin alan ve veren, (rehinin telef olması durumunda) aradaki farkı öderler."

 

23245. Hz. Ali: "Eğer rehin bırakılan şey, borçtan daha fazla olur da rehin telef olursa, aynı değerdeki borcu düşürür. Zira rehin alan kişi bundan sorumludur. Eğer rehin, borçtan daha az olursa, rehin bırakan aradaki farkı öder" dedi.

 

23246. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Eğer rehin bırakılan şey, borçtan daha fazla olur da rehin telef olursa, aynı değerdeki borcu düşürür. Zira rehin alan kişi bundan sorumludur. Eğer rehin, borçtan daha az olursa, rehin bırakan aradaki farkı öder."

 

23247. Şibak der ki: İbrahim(-i Nehai)'ye, "Bir adam, iki yüz dirhem karşılığı, yüz dirhemi rehin bıraktı ve rehin olan dirhem kayboldu. Bu durumda hüküm ne olur?" diye sorunca, "Bu durumda, iki tarafın da aradaki farkı iade etmesi en güzelidir" dedi.

 

23248. Amir(-i Şa’bi) der ki: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer."

 

23249. (Kadı) Şureyh der ki: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer."

(Ravi) Şu'be ekledi: Hakem (b. Uteybe)'ye "Rehin (malın asıl değerinden) az ya da fazlaysa hüküm aynı mıdır?" diye sorunca, "Evet" dedi.

 

23250. Said b. el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rehin kapanmaz (ona el konulamaz) Rehin, onu bırakan kişinindir. (Telef olması durumunda) eğer değeri aldığı borçtan fazlaysa aradaki farkı alır, eksikse öder."

 

Tahric: Malik (2/728: 13), Şafii Müsned (2/163: 567) ve Abdurrezzak (15033). Ebu Hureyre hadisinden: Ebu Davud (186, 187), İbn Mace (2441), İbn Hibban (5934), Darakutni (3/32:126) ve Hakim (2/51; Buhari ile Müslim'in şartına göre sahih kabul etti ve Zehebi de ona muvafakat etti).

 

 

 

23251. Muaviye b. Abdillah b. Cafer bildiriyor: Bir adam belli bir süre için evini rehin bıraktı. Rehin alan: "Ev benimdir" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Rehin kapanmaz (el konulamaz)" buyurdu.

 

23252. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Her zaman, rehinin telef olmasıyla borcun düşeceğini duyarız."

 

23253. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Her zaman, rehinin telef olmasıyla borcun düşeceğini duyar dururuz."

 

23254. Hz. Ömer: "Eğer rehin borçtan daha fazla olursa, rehin alan kişi fazlalığı ödemekle sorumludur. Eğer daha az ise, aradaki fark kendisine verilir" dedi.

 

23255. Muhammed b. Sirin der ki: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer."

 

23256. Caban bildiriyor: (Kadı) Şureyh'in yanında altın bir yüzük sebebiyle davalaştım. Şureyh: "Rehinin telef olmasıyla borç düşer" dedi.

 

 

 

Babayla çocuğu Birbirinden Ayırmak

 

23257. Ümmü Fatıma binti'l-Hüseyn naklediyor: Zeyd b. Harise, Eyle'den gelince, paraya ihtiyacı oldu ve kölelerinden birini sattı. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gelince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadınlardan birinin ağladığını gördü ve: "Bunun derdi nedir?" diye sordu. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zeyd'in bu kadının çocuğunu sattığı söylenince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu geri al (satışı iptal et) veya satın al" buyurdu.

 

23258. Hz. Ali bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) benimle satmam için iki köle çocuk gönderdi. Geri döndüğüm zaman: "Onları aynı yere mi sattını yoksa ayırdın mı?" diye sorunca ben: "Onları birbirinden ayırdım" cevabını verdim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Onları geri almak için) çabuk yetiş!" buyurdu.

 

Tahric: Ebu Davud (2689), Hakim (2/55), Tirmizi (1284 "hasen garib") ve İbn Mace (2249).

 

 

 

23259. Ferruh der ki: Hz. Ömer: "iki kardeşi birbirinden ayırmayınız" diye ferman yazdı. 

 

Tahric: Abdurrezzak (15319, 15320).

 

 

 

23260. Hz. Ömer: "Anne ve çocuğunu birbirinden ayırmayınız" dedi.

 

23261. Humeyd b. Hilal, ikal veya Hakım b. ikal'den naklediyor: Hz. Osman b.

Affan, ikal'e, ailelerden oluşan yüz köle satın alıp Mediye'ye göndermesini yazdı ve: "çocuğu, anne babasından ayıracak şekilde satın alma!'' dedi.

 

23262. Habıb b. Şihab, babasından naklediyor: (Şihab) Ebu Musa ile gazveye katıldı. Tuster'i fethettikleri zaman, Ebu Musa esirleri satarken anne ile çocuğunu birbirinden ayırmadı.

 

23263. İbn Ebi Cebele el-Kureşı bildiriyor: "(Müslümanlar) esirleri (anne babayla çocukları) birbirinden ayırıyordu. Ebu Eyyub ise gelip onları bir araya getiriyordu.''

 

23264. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Onlar (Sahabe ve Tabiun), çocukla anne babayı, kardeşle kardeşi birbirinden ayrılırlar korkusuyla kölelerin satışını hoş karşılamazlardı.''

 

23265. İbn Mes’ud bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) esirler getirildiği zaman, aileyi birbirinden ayırmamak için hepsini bir aileye verirdi.

 

Tahric: Tayalisi (288, 398), Abdurrezzak (15315), Ahmed (1/389), İbn Mace (2248, müellifin isnadıyla) ve Beyhaki (9/128). 23261'e bakın.

 

 

 

23266. Hakım b. ikal der ki: Hz. Osman babama: "Ailelerden oluşan yüz köle satın al. çocuğu, anne babasından ayıracak şekilde satın alma'' diye yazdı.

 

Tahric: İbn Mace (2250), Darakutni (3/67: 254 müellifin isnadıyla) ve Hakim (2/55).

 

 

 

23267. Hişam der ki: "Hasan(-ı Basri) ile Muhammed (b. Sirin), cariyeyle çocuğunu birbirinden ayırmayı kerih görürlerdi."

 

23268. Hişam bildiriyor: Hasan(-ı Basri), cariyeyle çocuğunu birbirinden ayırmayı kerih görür ve şöyle derdi: "Eğer çocuk veya kız büyümüş ve hizmet edecek çağa gelmişse bunda bir sakınca yoktur."

 

23269. Ebu Musa bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cariyeyi satarken onunla çocuğunu ayırmayı yasakladı."

 

Tahric: İbn Mace (2250), Darakutni (3/67: 254 müellifin isnadıyla) ve Hakim (2/55).

 

 

 

23270. İbn Avn bildiriyor: Nafi'ye mektup yazıp, kişinin kölesi olan bir aileyi birbirinden ayırmanın caiz olup olmadığını sordum. Bana: "Bunun haram olduğu yönünde bir şey bilmiyorum; ama bizde mekruh görülmektedir" diye cevap yazdı.

 

23271. Davud b. Ebi'I-Kassaf bildiriyor: Ömer b. Abdilaziz, Riyah b. Abide'ye idarenin kölelerinden birini ve aileyi satmasını, onları birbirinden ayırmamasını yazdı.

 

23272. Hz. Ömer der ki: "Esir kadınlarla çocuklarını birbirinden ayırmayınız."

 

23273. İbn Sirin der ki: Bana bildirilene göre, İbn Ömer'in oğullarından biri ona:

"Sen, cariyeyle oğlunun birbirinden ayrılmasını hoş görmüyorsun; ama benimle annemi birbirimizden ayırdın" demiştir.

 

23274. Ebu Cafer (el-Bakır) der ki: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) esirler getirildiği zaman, ev halkını birbirinden ayırmak istemediği için hepsini toplu halde aileye verirdi."

 

 

 

Köleyle çocuğunun Birbirinden Ayrılmasına Ruhsat Verenler ve Ayıranlar

 

23275. Mansur bildiriyor: İbrahim(-i Nehai), bir cariyesinin kızını sattı. Bunun üzerine ben İbrahim'e: "Bunları onlar (Sahabe ve Tabiun) birbirinden ayırmayı kerih görmezler miydi?" diye sorunca, "Evet, ama annesi buna razı oldu ve kızı da uygun bir yere verdim" karşılığını verdi.

 

23276. Ata (b. Ebi Rabah), Amir(-i Şa'bl) ve Muhammed b. Ali: "Anne ile çocuğunu birbirinden ayırmakta bir sakınca yoktur" dediler.

 

23277. Hasan(-ı Basri) der ki: ''Eğer çocuk veya kız büyümüş ve hizmet edecek çağa gelmişse bunda bir sakınca yoktur."1

Vekı der ki: ''Esir olan kadınla çocuğunu birbirinden ayırmazlar. Ama eğer çocuklar annelerine ihtiyaç duymayacak duruma gelmişlerse bunda bir sakınca yoktur."

 

23278. Cabir bildiriyor: Amir(-i Şa'bl) ve Ebu Cafer (el-Bakır), esir olan kadınla çocuğunu birbirinden ayırmayı kerih görürler, çocukların (kardeşlerin) birbirinden ayrılmasında ise sakınca bulmazlardı.

 

 

 

Bir Şeyi Satarken Yanlışlık Yapan Kişi

 

23279. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: ''İslamda (alışveriş yaparken fiyatta) yanılma geçerli değildir.''

 

23280. Eş'as, İbn Sirin'in, alışverişte yanılmanın satışı iptal etmeyeceğini söylediğini nakleder.

 

23281. Cabir bildiriyor: Amir(-i Şa'bi), birine bir elbise satıp: ''Yanıldım'' diyen bir kişiye: ''Yanılman geçersizdir. Alışveriş hiledir'' cevabını verdi. Kasım ise: ''Alınan mal iade edilir" dedi.

 

23282. Amr b. Hureys, babasından naklediyor: Bedevilerden bir adam on deveyle gelince, her deve için kendisine yüz otuz ve yüz yirmi (dirhem) verildi; ama o bu fiyatı kabul etmedi. Bakırcılardan biri adama gelip: "Ben develerini senden bin (dirheme) alırım'' dedi. Bunun üzerine Bedevi adam develeri sattı; fakat hesap yapınca sattığına pişman olup adamı Şureyh'e şikayet etti. Şureyh satışın geçerli olduğunu söyleyip: "Alışveriş hiledir'' dedi.

 

 

 

Kişi Yiyecek Aldığında, Bunun Fazla Olduğunu Görülünce, Bu Fazlalık Kimin Olur?

 

23283. Hasan bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) satıcının ölçeği ve müşterinin ölçeği olmak üzere iki ölçekle ölçülmedikçe bir yiyeceği satmayı yasaklamıştır. Böylece fazlalık mal sahibinin olduğu gibi eksik kısmını da tamamlar.

 

Tahric: İbn Mace (2228), Darakutni (3/8:24), Beyhaki (5/316) ve Bezzar Keşfu'l-Estar (1265)

 

 

 

23284. Ubeyde (es-Selmanı) der ki: "Satıcının ölçeği ve müşterinin ölçeği olmak üzere iki ölçekle ölçülmedikçe bir yiyeceği satmak yasaklanmıştır. Böylece fazlalık mal müşterinin olur ve eksik kısmı ise satıcı tamamlar."

 

23285. Hişam bildiriyor: İbn Sirin ile Hasan'a, "Yiyecek satın alan kişi bunu kendi ölçeğiyle mi satmalı?" diye sorulunca, "Satıcının ölçeği ve müşterinin ölçeği olmak üzere iki ölçekle ölçülmedikçe bir yiyeceği satamaz. Böylece fazlalık kendisinin olduğu gibi eksiği de tamamlar" dediler.

 

23286. Cabir bildiriyor: Şa’bi ile Hakem (b. Uteybe)'ye: "Kişinin satın aldığı yiyecek fazla çıkınca ne yapar?" diye sorulunca, "Eğer yanlışlık varsa iade eder. Eğer fazlalık varsa yine iade eder" dediler.

 

23287. Muvarrik el-İcli der ki: "Ehvaz'dan Basra'ya otuz ölçek (tahıl) yolladık.

Yolladığımızın hepsi de iki ölçekle (satıcı ve alıcının ölçeğiyle) ölçüldü."

 

23288. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Eğer tahıl satar da fazlalık olduğunu görürsen, bu fazlalık senindir. Eğer sattığında eksiklik varsa bu da sana aittir."

 

 

 

Köle Olduğunu itiraf Eden Hür

 

23289. Hz. Ali der ki: "Hür, köle olduğunu itiraf ederse bu kişi köledir."

 

23290. Şa’bi der ki: "Kendisinin köle olduğunu itiraf eden hür, köle yapılamaz."

 

23291. Haris (el-Uklı) der ki: Kişi, "Ben falan kişinin kölesiydim" veya "Babam falanın kölesiydi" ya da "Annem falanın cariyesiydi" der; kendisinin kölesi olduğunu söyleyen kişi de: "Siz bugün benim kölemsiniz" derse, eğer bunların azad edilmiş ve hür oldukları görülürse, bunların köleleri olduğunu iddia eden kişiler, şahitlik edecek adilolan iki şahit getirmedikçe bu kişiler iddia edenlerin kölesi olmazlar.

 

 

 

Ortaklardan Birinin Borçlanması

 

23292. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Ortaklardan birisi (ortak oldukları şeyde) borçlanacak olsa, bu borç ikisinindir."

 

 

 

"Kefil, Kefil Olduğu Borcu Yüklenir" Diyenler

 

23293. (Kadı) Şureyh der ki: "Kefil, kefilolduğu kimsenin borcunu yüklenir."

 

23294. Muhammed (b. Sirin) bildiriyor: Şureyh'e: "Kefilim iflas etti, malım belli alacaklılara verildi, alacaklı olduğum hasmımın malı ise ben olmadan taksim edildi" dedim. Bana: "Eğer kefil, kendi rızasıyla kefilolmuşsa borcu yüklenir. Eğer malın, senden habersiz alacaklılarına verilmişse, sen onda daha çok hak sahibisin. Eğer alacaklı olduğun kişinin malı sen olmadan taksim edilmişse, bu taksimde her alacaklının (almakta eşit) bir hissesi vardır" dedi.

 

23295. Ebu Umame el-Bahari'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Veda haccındaki hutbesinde şöyle buyurdu: "Borç ödenir, kefil ise gerektiğinde kefil olduğu kimsenin borcunu yüklenir."

 

 

 

"Azad Edilmek Için Anlaşma Yapmak Isteyenlerle, Eğer Kendilerinde Bir Hayır Biliyorsanız, Hemen Yazılı Anlaşma Yapın" (Nur Sur. 33) Ayeti Hakkında Söylenenler

 

23296. Mücahid, Tavus'un: "Azad edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen yazılı anlaşma yapın" (Nur Sur. 33) ayeti hakkında, "Hayırdan kasıt, mal ve emanet demektir" dediğini nakleder.

 

23297. Abdulmelik der ki: "Ata (b. Ebi Rabah), hayırdan kastın, ödeyebilme gücü ve malı olduğunu söyledi."

 

23298. Abide (es-Selmani) der ki: "Hayırdan kasıt, namaz kılmasıdır."

 

23299. Abdulmelik der ki: "Ata (b. Ebi Rabah), hayırdan kastın, ödeyebilme gücü ve mal (para) olduğunu söyledi."

 

23300. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Hayırdan kasıt, namaz kılmasıdır."

 

23301. Yunus, Hasan(-ı Basri)'nin "Azad edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen yazılı anlaşma yapın" (Nur Sur. 33) ayeti hakkında, "Hayırdan kasıt, dindarlık ve emanet demektir" yorumunu nakleder.

 

23302. Ebu Salih der ki: "Hayırdan kasıt, ödeyebilme gücü ve maldır."

 

23303. Mücahid der ki: "Hayırdan kasıt, maldır."

 

23304. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Hayırdan kasıt, doğruluk ve vefadır."

 

23305. Ata der ki: "Hayırdan kasıt, maldır."

 

23306. İbn Abbas der ki: "Azad edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen yazılı anlaşma yapın" (Nur Sur. 33) ayetindeki hayırdan kas ıt, maldır."

 

23307. Mücahid, "Azad edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen yazılı anlaşma yapın" (Nur Sur. 33) ayetiyle ilgili olarak: "Ahlakları nasılolursa olsun anlaşma yapılır" dedi.

 

23308. Hasan(-ı Basri) der ki: "Azad edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen yazılı anlaşma yapın" (Nur Sur. 33) ayetindeki hayırdan kasıt, Kur'an ve islam'dır."

Said b. Ebi'l-Hasan der ki: "Hayırdan kasıt, islam ve zenginliktir."

 

 

 

Kişinin İstenmeden Kefil Olması

 

23309. Şa’bi der ki: "Kim, bir kişiye o kişi istemeden kefilolur da borcunu öderse, kefilolunanın kefile bir şey ödeme mecburiyeti yoktur. Bu, kişinin kendi kendine yüklendiği bir şeydir."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Şahitliği Geçersiz Olanlar