m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Alışveriş

 

Devletin Verdiği Gıda Çeklerinin Satılması

 

21477. Zühr7 bildiriyor: Hz. Ömer ile Zeyd (b. Sabit), devlet gıda çeklerini çıkardıktan sonra bu çeklerin satın alınmasında bir sakınca görmezler ve: "Ancak çekin karşılığı olan gıda teslim alınmadan başkasına satılmamalıdır!" derlerdi.

 

21478. Nafi' der ki: Bana bildirilene göre Hak7m b. Hizam gıda çeklerini satın alırdı. Ancak Hz. Ömer çekin karşılığı olan gıdayı teslim almadan bunları başkasına satmasını yasaklamıştı.

 

Tahric: Abdurrezzilk (14170) rivayet etmiştir.

 

 

 

21479. Nafi', İbn Ömer vasıtasıyla da Hz. Ömer'den benzerini nakleder.

 

21480. ismail b. Ebi Halid bildiriyor: Amir(-i Şa'bi)'ye, gıda çeklerinin satılması sorulduğunda: "Bunda bir sakınca yoktur; ama çekin karşılığı olan gıdayı teslim almadan sen de başkalarına satma!" dedi.

 

21481. Hişam der ki: "Muhammed (b. Sirin), çekler dağıtılmaya başlandığı zaman (henüz çekin karşılığı olan gıdalar teslim alınmadan) bu çeklerin satılmasını mekruh görürdü."

 

21482. Hişam bildiriyor: Hasan(-ı Basri) böylesi bir satışı mekruh görür ve şöyle derdi: "Çekte yazılı olan miktarın aynısını alamayabilirsin; çünkü devlet tartarken (ince bir tartı çeşidi olmayan) cerib ile tartmaktadır. Satacaksan belirli bir ölçü ve belirli bir zaman tayin ederek satmalısın."

 

21483. Haris der ki: "İbrahim(-i Nehai) gıda çekleri teslim alınmadan çeklerin karşılığı olacak gıdanın satılmasını mekruh görürdü,"

 

21484. Ma'mer bildiriyor: "Zühri, gıda çekleri teslim alınmadan çeklerin karşılığı olacak gıdanın satılmasını mekruh görürdü."

 

 

 

iki Ortağın Olan Köleyle Ortaklardan Birinin (Kendi Payı Üzerinden) Mukatebe Yapması

 

21485. Matar bildiriyor: Üç ortağın olan bir köleyle ortaklardan birinin mukatebe yapması konusunda Hasan(-ı Basri) şöyle dedi: "Mukatebe yapan ortağın köleden aldığı meblağ alınıp diğer ortaklarla paylaştırılır, köle de yine üçünün olur. Zira böylesi bir mukatebe geçerli değildir."

Ata ise şöyle derdi: "Normal şartlarda azat edilmesi gibi mukatebe yapan ortağın köleyi anlaşma dahilinde azat etmesi gerekir."

 

21486. Uneys b. Ebi Yahya bildiriyor: Said b. el-Müseyyeb'e: "Üç ortağın malı olan bir köle ortaklardan bazılarıyla mukatebe yapmış, ama bazıları bunu kabul etmemiştir. Mukatebe yapan kölenin geride çok mal bırakıp ölmesi durumunda geride bıraktığı mallar ortaklardan kimin olur?" diye sorduğumda şöyle dedi:

"MukMebeyi yapan ortaklar anlaşmadan geriye kalan meblağı kölenin geride bıraktıklarından tamamlarlar. Diğer malları ise üçü aralarında paylaşırlar."

 

21487. Şu'be der ki: "Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a, iki ortağın olan köleyle ortaklardan sadece birinin mukatebe yapmasını sorduğumda Hammad böyle bir şeyi mekruh gördü. Hakem ise böylesi bir mukatebe şeklinde bir sakınca görmedL"

 

21488. Cabir bildiriyor: Kişinin köle üzerindeki payı üzerinden onunla mukatebe yapması konusunda Amir(-i Şa’bi) der ki: "Köle ilk ödemeyi yapmadan diğer ortaklar bundan haberdar olurlarsa anlaşma feshedilir. Ancak köle ödemeyi yapmışsa, anlaşma devam eder ve feshedilmez."

 

21489. İbn Ebi Zaide, babasından bildiriyor: Üç ortağın olan kölenin iki ortak tarafından azat edilmesi, sonrasında kölenin geride mal bırakarak ölmesi konusunda Amir(-i Şa'bi) şöyle demiştir: "Onu azat edenler, azat etmeyen diğer ortağa kölenin bedelinin üçtebirini verirler. Sonrasında kölenin malı üç hisseye bölünür ve her bir ortağa bir hisse verilir."

 

21490. Yunus bildiriyor: iki ortağın olan köleyle ortaklardan birinin mukatebe yapması konusunda Hasan(-ı Basri) der ki: "Diğer ortağın da izni olmadan sadece bir ortağın onunla mukatebe yapması kerih görülürdü. Ancak böylesi bir mukatebe yapılmışsa mukatebe yapmayan ortak, diğer ortağın köleden aldığı meblağı kendisiyle paylaşır. Mukatebe bedelini tamamlayan köle azat olur; ancak kendisiyle mukatebe yapmayan diğer ortağın hesabına bedelinin yarısıyla çalışmaya devam eder. Vela hakkı da iki ortağın olur." 

 

 

 

Borcu Olan ve Ödeme Zamanı Gelmeden Ölen Kişi

 

21491. Leys bildiriyor: İbrahim(-i Nehai) ve Şa’bi derler ki: "Borcu olan ve ödeme zamanı gelmeden ölen kişinin bu borcu düşer."

 

21492. Hişam bildiriyor: Borcu olan ve ödeme zamanı gelmeden ölen kişinin bu borcu konusunda İbn Sirin: "Ölenin mirasçıları bu borcu ödemeyi üzerine alırlarsa ödeme zamanı bu borcu öderler" dedi. Hasan ise: "Adam öldükten sonra bu borcu düşer" dedi.

 

21493. Eş'as bildiriyor: "Hasan(-ı Basri) ile İbn Sirin dediler ki: "Kişi ölür veya iflas ederse üzerindeki haklar da düşer."

 

21494. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi ölür veya iflas ederse üzerindeki haklar da düşer."

 

21495. İbn Ebi Zi'b bildiriyor: Aban b. Abdilaziz, İbn Şihab (ez-Zühri), Ebu Bekr b. Muhammed ve Sa'd b. ibrahim, borcu olan ve ödeme zamanı gelmeden ölen kişinin borcu konusunda zamanı gelince bu borcun (mirasçıları tarafından) ödenmesine hükmederlerdi."

 

21496. Hasan(-ı Basri), bir adamdan, (kadı) Şureyh'in: "Ölen kişinin mirasçıları, alacaklının bu hakkını ödemeyi üzerlerine alırlarsa zamanı gelince bunu öderler" dediğini bildirir.

 

21497. Şa’bi der ki: "Öleni bağlayabilecek herhangi bir şart yoktur."

 

 

 

Kişinin Tulumlar içinde Sattığı Bir Şeyden Tulumların Ağırlık Payını (Darasını) Düşmesi

 

21498. Leys bildiriyor: Tavus, yağ veya zeytinyağı satıp da tulum hakkı olarak bir miktarın düşülmesini mekruh görür ve: "Bunun yerine sattığı şeyi dökerek veya tam olarak tartıp satsın" derdi.

 

21499. İbn Avn der ki: "Muhammed (b. Sirin) satışta katar'ı mekruh görürdü."

Katar ise kişinin bir şeyi satarken malın içinde bulunduğu kabın darası olarak bir miktarı düşmesidir."

 

21500. Selm b. Ebi'z-Zeyyal bildiriyor: "ibn Sirin'e, keten çuvallar içinde bir malın satılması ve tarafların çuvallar için de düşülmek üzere bir ağırlık miktarı üzerinde anlaşmaları konusunu sorduğumda: "Bunun yerine malı çuvallarıyla birlikte tartıp satsın" dedi.

 

21501. Eyyub Ebu'l-Ala bildiriyor: "Katade ile Ebu Haşim, kişinin tulum içinde yağ veya bal satması durumunda tulumlar için de bir meblağın verilmesinin istenmesinin mekruh olduğunu söylemişlerdir."

 

21502. Hammad der ki: "ibrahim(-i Nehai)'ye, bedevinin satmak üzere tulum içinde yağ getirmesini, satarken de tulum payı olarak birkaç men (iki rıtl ağırlığı) düşmesini sorduğumda: "Bir sakıncası olmaz" dedi.

 

 

 

Kişinin Bir Malı Sattıktan Sonra Artık Ondan Yana Bir Sorumluluk Kabul Etmeyeceğini Söylemesi

 

21503. Abdullah b. Amir b. Rabia bildiriyor: "Zeyd b. Sabit, kişinin malı sattıktan sonra malda bulunabilecek herhangi bir kusurdan sorumlu olmayacağını bildirmesini geçerli sayardı."

 

21504. Salim bildiriyor: İbn Ömer bir kölesini sekizyüz dirheme sattı. Ancak müşteri daha sonra kölede bir kusur buldu ve İbn Ömer'i Hz. Osman'a dava etti. Osman, İbn Ömer'e durumu sorunca, İbn Ömer: "Ben aldıktan sonra bir sorumluluk kabul etmeyeceğimi bildirerek sattım" dedi. Osman, İbn Ömer'e: "Satarken herhangi bir kusurunun bulunduğu yönünde bir bilgin olmadığına dair Allah adına yemin eder misin?" diye sorunca, İbn Ömer yine: "Ben aldıktan sonra bir sorumluluk kabul etmeyeceğimi bildirerek sattım" dedi. Osman ona bir daha: "Satarken herhangi bir kusurunun bulunduğu yönünde bir bilgin olmadığına dair Allah adına yemin eder misin?" diye sordu; ancak İbn Ömer yemin etmeye yanaşmadı. Bunun üzerine Osman köleyi İbn Ömer'e iade etti. Daha sonra İbn Ömer o köleyi bin beşyüz dirheme sattı.

 

21505. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi satarken malın hangi kusurunu bildirmişse artık ondan yana bir sorumluluğu olmaz."

 

21506. İbn Tavus, babasının: "Şayet satan kişi, satış esnasında malın kusurunu söylemişse, artık o kusurdan yana bir sorumluluğu kalmaz" dediğini bildirir.

 

21507. İbn Avn bildiriyor: Kişinin hayvanı satarken: "Şundan, şu ndan ve ayaklardaki şişliklerden dolayı sonradan sorumluluk kabul etmiyorum" demesi konusunda İbn Sirin şöyle demiştir: "Bu şekilde olmaz! Kişi ancak adını verdiği ve bizzat alıcıya gösterdiği bir kusurdan dolayı sorumluluk taşımaz."

 

21508. DInar bildiriyor: Hasan(-ı Basri)'ye: "Bir hayvanı satarken alıcıya, hayvanda çıkabilecek çıbanlardan, yaralardan, iş görmezlikten, kısırlıktan ve yük taşıyamamasından dolayı sorumluluk kabul etmiyorum, diyorum" dediğimde şöyle karşılık verdi: "Hayvanın şu gözünde şu kusur, şurasında şu kusur var, deyip alıcıya göstermedikten sonra sorumluluktan kurtulmuş olamazsın. Aksi taktirde hayvan sana iade edilir."

 

21509. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Kişi malını satarken kusurları bir bir iSimleriyle birlikte sayıp eliyle de alıcıya göstermedikten sonra sorumluluktan kurtulamaz."

 

21510. Şa’bi der ki: "Kusurları ismiyle saydıktan sonra eliyle göstermese dahi sorumlu olmaktan çıkar."

 

21511. (Kadı) Şureyh der ki: "Elini kusurun üzerine koyup alıcıya göstermedikten sonra sorumluluktan kurtulamaz."

 

21512. ibrahim(-i Nehai) der ki: Kişi satacağı zaman: "Sana hasır üzerinde bulunan bir eti, toprağın üzerinde bulunanı satıyorum" derse, bu şekilde isim verip belirttiği için sorumluluktan kurtulmuş olur.

 

 

 

Ücretinin Ne Kadar Olduğu Söylemeden işçiyi Çalıştırmayı Kerih Görenler

 

21513. ibrahim bildiriyor: Ebu Hureyre ve Ebu Said şöyle dediler: "Her kim çalıştırmak üzere bir işçi tutacaksa işe başlamadan önce ne kadar ücret vereceğini ona söylesin."

 

Tahric: Ravileri güvenilirdir; Abdurrezzak (15023) rivayet etmiştir.

 

 

 

21514. Hz. Osman der ki: "Her kim bir işçi tutacaksa işe başlamadan önce ne kadar ücret vereceğini ona söylesin,"

 

21515. Hakem ile Hammad'ın bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai) ile İbn Sirin, kendisine verilecek ücret belirtilmeden önce işçinin çalıştırılmasını kerih görmüşlerdir.

 

21516. Eş'as bildiriyor: "Muhammed (b. Sirin), herkesin bildiği bir iş olmadıktan sonra yapacağı işin ne olduğu kendisine bildirilmeden işçiyi tutmayı mekruh görürdü."

 

21517. İbn Tavus, babasının şöyle dediğini bildirir: "işçi ancak belirli bir ücret üzerinde bir anlaşma yapıldıktan sonra çalıştırılmalıdır."

 

 

 

Satın Ahnan Cariyede Sonradan Kusur Bulunduğunun Görülmesi

 

21518. Eş'as anlatıyor: Adamın biri birinden bir cariye satın aldı. Ancak satıcı alıcıya: "Cariye hayız görmeden sana teslim etmem!" dedi ve cariyeyi hayız görmesini beklemek üzere dürüst ve emin birinin yanında bıraktılar. Ancak o arada cariye öldü. Bu konuda Hakem: "Cariye, satıcının malından sayılır" dedi.

 

21519. Zekeriyya bildiriyor: Adamın biri bir cariye satın aldı. Ancak sonradan onun hamile olduğunu söyledi. Onu satan kişi bunu kabul etmeyince hamile olup olmadığı belli olana kadar cariye yed'i eminde bırakıldı; ancak o arada öldü. Durum Amir(-i Şa’bi)'ye sorulunca şöyle dedi: "Ölmeden önce hamile olduğu ortaya çıkmışsa cariye, satanın malıdır. Ancak hamile olmadığı belli olduktan sonra ölmüşse o zaman alanın malıdır."

 

21520. Cabir bildiriyor: Adamın biri bir cariye satın almış; ancak sonradan bir kusuru bulunduğunu görmüştü. Hüküm verilene kadar cariyeyi yed'i eminde bıraktılar; ancak oradayken cariye öldü. Bu konuda Amir(-i Şa'bi) ile Hakem (b. Uteybe): "Cariye, satanın malıdır" dediler.

 

 

 

Düğünlerde Ceviz ve Şeker Saçmak

 

21521. Husayn bildiriyor: Abbas b. Temmam b. Abbas b. Abdilmuttalib'in düğününe şahit oldum. Düğünde ikrime de vardı. Bir ara düğünde bulunanların üzerine saçmak için ceviz ile şeker getirildi. Bunu gören ikrime: "Bunları tabaklarda getirin ve alacağımızı alalım!" dedi.

 

21522. Yunus bildiriyor: "Hasan(-ı Basri), düğün ve ziyafetlerde ikram edilen yiyeceklerden (şaka yollu) aşırmada bir sakınca görmezdL"

 

21523. Yunus bildiriyor: "ibn Sirin, düğünlerde ceviz ve şekerlerin etrafa saçılması yerine tabaklarda getirilip herkesin istediği kadar almasını daha çok severdi."

 

21524. Muğire bildiriyor: "Şa’bi, bunda (düğünlerde ceviz ile şekerlerin etrafa saçılmasında) bir sakınca görmezdi."

 

21525. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Etrafa saçılan bu tür şeyleri çocuklar alır."

 

21526. Musa b. Abdillah b. Yezid bildiriyor: Abdurrahman b. Ebi Leyla bir düğüne davet edildi. Bir ara etrafa saçılmak üzere şeker getirilince, Abdurrahman: "Saçmak yerine bunları gelenler arasında dağıtın" dedi.

 

21527. Musa b. Abdillah b. Yezid el-Ensarı bildiriyor: Bir düğünde bulundum.

Bir ara etrafa saçılmak üzere şeker getirilince, Abdurrahman b. Ebi Leyla: "Bunu saçmayın, gelenler arasında dağıtın" dedi.

 

21528. Müseyyeb b. Rafi' bildiriyor: Düğün ve benzeri yerlerde cevizlerin etrafa saçılması konusunda Abdullah b. Yezid el-Hatmı şöyle derdi: "Şayet önümüze koyarsanız ondan yiyebiliriz; ancak saçmanız halinde ondan hiçbir şeyelde edemeyiz."

 

21529. Ebu Cafer (el-Bakır) der ki: "Salih adamlara yetiştim ki onlar bu tür şeylerin etrafa saçılmasını mekruh görürlerdi."

 

21530. Hakem bildiriyor: "İbrahim(-i Nehai), (düğünlerde dağıtılan) ceviz ve şekerlerin aşınımasını mekruh görürdü.'' Amir(-i Şa’bi) ise bu konuda der ki:

"Bunda herhangi bir sakınca yoktur. Kerih görülmesi de ancak onu dağıtan kişinin ması dışında olan aşırmadır."

 

21531. Halid b. Sa'd bildiriyor: "Düğün gibi yerlerde çocuklara şeker ve ceviz gibi şeyler saçıldığı zaman Ebu Mes'ud el-Ensarı kendi çocuklarının onlardan almasına müsaade etmez, bunun yerine satın alıp onlara verirdi.''

 

21532. Halid b. Said bildiriyor: "Ebu Mes'ud (düğünlerde) çocukların şeker aşırmasını mekruh görürdü.''

 

21533. Hakem bildiriyor: "İbrahim(-i Nehai) ile Şa'bi'nin arasında oturuyordum.

Düğünlerde dağıtılan şekerin aşınıması konusu sorulduğunda ibrahim böyle bir şeyi mekruh gördü. Şa’bi ise bunda herhangi bir sakınca görmedi.''

 

21534. Anbese bildiriyor: "Şa’bi böylesi bir şeyde herhangi bir sakınca görmedi. İbrahim(-i Nehai) ise bunu mekruh gördü.''

 

21535. Husayn bildiriyor: "ikrime düğünlerde şeker saçılmasını mekruh görmüştür.''

 

21536. Evzai bildiriyor: "Ata (b. Ebi Rabah) düğünlerde şeker saçılmasını mekruh görmüştür.''

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

"Insanlardan Kimi de Vardır ki, Allah Yolundan Bilgisizlik Yüzünden Saptırmak ve o Yolu Eğlence Yerine Tutmak için, Batıl ve Boş lafa Müşteri Çıkar ... '"[Lokman, 6] Ayeti