|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Alışveriş |
Kedi Satışından Elde
Edilen Kazanç
21921. Hişam bildiriyor:
"ibn Sirin, kedi satışından elde edilen kazançta bir sakınca
görmezdi."
21922. Leys bildiriyor:
"Mücahid ile Tavus, kediden elde edilen kazancı, kedinin satışını, etinin
yenmesini ve derisinden faydalanmayı mekruh görmüşlerdir."
21923. Şu'be bildiriyor:
Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a, kedi satışından elde edilen
kazancı sorduğumda: "Bir sakıncası yoktur" dediler.
21924. Ebu Hurra
bildiriyor: Bir kedi satın alan kişi hakkında Hasan(-ı Basri):
"Kediyi satın
almakta bir sakınca yoktur" dedi; ancak onu satan kişiye bu kazancı mekruh
gördü.
21925. Ebu Hanıfe
bildiriyor: Ata (b. Ebi Rabilh)'a kediden elde edilen kazancı sorduğumda:
"Bir sakıncası yok" dedi.
21926. Cabir der ki:
"Resululah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kediden elde edilen kazancı
yasakladı."
Tahric: Müslim (3/1199:
42), EbU Davud (3474, 3801), Tirmizi (1280, Nesai (4806, 6264) ve İbn Mace
(2161) rivayet etmişlerdir.
21927. Ebu'l-Mühezzim
(Ebu Hureyre'den) ve Ebu'z-Zübeyr (Cabir'den) bildiriyorlar: "Ebu Hureyre
ile Cabir, kediden elde edilen kazancı kerih görmüşlerdir."
Ölüp de Geriye Hür
Çocuklar Bırakan Mukatebeli Köle
21928. Kabus b.
el-Muharik, babasından bildiriyor: Hz. Ali, Muhammed b. Ebi Bekr'i Mısır'a vali
olarak gönderdi. Bir ara Muhammed kendisine bir mektup yazdı ve ölüp de geriye
mal ile hür çocuklar bırakan mukatebeli kölenin durumunu sordu. Hz. Ali cevaben
ona şöyle yazdı: "Şayet mukatebe bedelinden efendilerine henüz ödemediği
kalmışsa efendileri çağrılıp alacakları verilir. Geriye kalan mallarına ise
çocukları varis olur."
21929. ismail
bildiriyor: Şa'bi'ye: "(Kadı) Şureyh, ölüp geriye mal ile hür çocuklar
bırakan mukatebeli köle konusunda, mukatebe bedelinden efendilerine henüz
ödemediği kalmışsa bu meblağı efendilerine verir, geriye kalan malları ise
çocuklarına verirdi" dediğimde: "Bu konuda Şureyh, Abdullah (b.
Mes'ud) gibi hüküm veriyordu" dedi.
21930-1. ibrahim(-i
Nehai) der ki: "Böylesi bir durumda mukatebe bedeli tamamlayıncaya kadar
geride bıraktığı mallar efendilerinin olur. Mukatebe bedeli tamamlandıktan
sonra artan miktar da kölenin varislerine verilir."
21932. Ömer b. el-Hattab
ve Zeyd b. Sabit şöyle dediler: "Ölen mukatebeli kölenin geriye bıraktığı
mallar, efendilerinin olur ve bu mallardan kölenin çocuklarına bir şey
düşmez."
21933. ismail b. Ebi
Halid bildiriyor: Abdullah (b. Mes'ud), ölüp geriye mal ile hür çocuklar bırakan
mukatebeli köle konusunda şöyle dedi: "Mukatebe bedelinden ödenmemiş kısım
kölenin efendilerine ödenir. Geriye kalan mallar ise kölenin çocuklarının
olur."
Tahric: Benzerini
Abdurrezzak (15655) rivayet etmiştir.
Kişinin, Malı Olan
Kölesini Azat Etmesi
21934. Müyesser,
babasından, o da dedesinden bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud) beni azat
ettiğinde: "Sahip olduğun mallar aslında benimdir; ama senin olsun!"
dedi.
21935. İbn Sirin
bildiriyor: Enes, bir kölesine ne kadar malı olduğunu sordu.
Köle sahip olduğu
malları ona söyleyince Enes: "Malınla birlikte özgürsün" dedi.
21936. Abdullah b. Ebi
Muleyke bildiriyor: Hz. Aişe'nin yakınlarından bir kadın kölesini azat etti.
Kölenin malları konusunu Hz. Aişe'ye sorunca, Aişe: "Şayet onu azat ederken
malı konusunda herhangi bir şart koşmadıysan mallar kendisinin olur" dedi.
21937. imran b. Umeyr,
babasından bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud) bir kölesini azat etti ve azat
ederken de ona: "Sahip olduğun mallar, aslında benimdir; ama onları sana
bırakıyorum!" dedi.
21938. İbn Sirin
bildiriyor: Ebu Eyyub bir kölesini çağırıp ne kadar malı olduğunu sordu. Köle
sahip olduğu malları söyleyince ona: "Malınla birlikte özgürsün"
dedi.
21939. Şa'bi der ki:
"Köle azat edildiği zaman sahip olduğu mallar da onunla birlikte
gider."
21939. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Efendi, köleyi azat ederken sahip olduğu malları kendisinde
bırakma şartı koşmadıktan sonra kölenin sahip olduğu mallar kölede kalır."
21941. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Kişi kölesini azat ettiği zaman kölenin sahip olduğu mallar da
köleyle birlikte gider."
21942. Mücahid der ki:
"Kişi malı olan bir köleyi azat ederse bu mallar kölenin olur."
21943. Tavus der ki:
"Köle azat edildiği zaman sahip olduğu mallar da onunla birlikte
gider."
21944. İbn Avn
bildiriyor: Kişinin malı olan bir köleyi azat etmesi hakkında Muhammed (b.
Sirin): "Böylesi bir durumda efendinin, köleye, dilerse elindeki malları
kendisinde tutabileceğini, dilerse de ona verebileceğini açıkça bildirmesini
uygun görürüm" dedi.
21945. Zühri der ki:
"Kişi malı olan bir kölesini azat ettiği zaman mallar kölenin olur."
21946. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Malı olan köle azat edildiği zaman bu malları onu azat eden
efendinin olur."
Arazisi Olan Kişinin
Müslüman Olması
21947. Hz. Ömer ile Hz.
Ali: "Kişi Müslüman olursa ve arazisi varsa ondan cizyeyi kaldırır; ancak
haraç alırız" dediler.
21948. Zübeyr b. Adiy
bildiriyor: Hz. Ali zamanında bölge liderlerinden biri Müslüman oldu. Bunun
üzerine Hz. Ali ona: "Eğer yurdunda ikamet edersen cizyeyi kaldırır,
topraklarının haracını alırız. Ancak başka bir yere gidecek olursan bırakacağın
topraklarda biz (akrabalarından) daha fazla hak sahibiyiz" dedi.
21949. Husayn
bildiriyor: "Hz. Ömer zamanında Ulleys ahalisinden iki adam Müslüman oldu.
Ömer'e gelip Müslüman olduklarını bildirdiklerinde Ömer, Osman b. Huneyf'e bir
mektup yazarak onlardan aldığı cizyeyi kaldırmasını, ancak tarlalarından dolayı
vermeleri gereken haraç miktarını almasını söyledi."
21950. Tarık b. Şihab
bildiriyor: Nehru'l-Melik bölgesinin kadın liderlerinden biri Müslüman oldu.
Bunun üzerine Hz. Ömer, bölge valisine: "Arazilerini ona verin ve bu
araziler için gerekli haracı ödesin" şeklinde bir yazı yazdı.
21951. Tarık b. Şihab
bildiriyor: "Nehru'l-Melik bölgesinin kadın liderlerinden biri Müslüman
oldu. Bunun üzerine Ömer bölge valisine, kadına arazilerinin devlet elinde
kalması ile arazilerini alıp haracını ödemesi arasında bir tercih hakkı
tanınmasını söyledi."
21952. Amir(-i Şa'bi)
bildiriyor: "Nehrayn lideri Rufeyl Müslüman olunca Hz.
Ömer ona ikibin
dirhemlik bir maaş bağladı, daha önce verdiği cizyeyi kaldırdı ve haracını
vermek üzere toprağını ona verdi."
21953. Hasan bildiriyor:
Ubeydullah b. Ömer'e Sevad (Kufe ile Basra arasındaki Irak toprakları)
ahalisinden Müslüman olanların durumunu sorduğumda şöyle dedi: "Sevad
ahalisinden zimmi olanlardan biri Müslüman olduğu zaman toprağı ve malı
kendisinin olur. Ancak aynı ahaliden zimmeti olmayan biri Müslüman olduğunda bu
kişi savaş sonucu (mecburiyetten) Müslüman olmuş sayılır ve arazisi
müslümanların olur." Ubeydullah şöyle devam etti: "Ben bunu Ömer b.
Abdilazız'in yazdığı bir mektupta da okudum."
21954. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Sevad (Irak) ahalisinden biri Müslüman olup da kendi topraklarında
kalmak isterse (cizyesi kaldırılıp) haracı alınır. Ancak topraklarını terk
etmesi durumunda kendisinden haraç alınmaz."
Mukatebe Bedelinden Bir
Kısmını Ödeyen Kölenin Kalan Meblağda Acze Düşmesi
21955. Nati' bildiriyor:
"ibn Ömer'in mukatebeli kölesi bu bedelini ödemekte aciz kalınca tekrar
onu normal köleliğe döndürdü ve daha önce bedelinden aldığı meblağı geri
vermedi."
21956. Cabir der ki:
"Böylesi bir durumda önceden alınan meblağ efendinin olur."
21957. Mesruk:
"Böylesi bir durumda efendi, önceden aldığı meblağı başka mukatebe için
yardım olarak verir" dedi.
21958. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Böylesi bir durumda efendi, insanların köleye yardım olarak
verdikleri miktarı köle azat etmekte kullanır. Kölenin kendi kazandıkları ile
ödediği miktar ise efendinin olur."
21959. (Kadı) Şureyh der
ki: "Böylesi bir durumda efendi, önceden aldığı meblağı başka mukatebe
için yardım olarak verir."
21960. Şa'bi, (kadı)
Şureyh'in: "Böylesi bir durumda kölenin önceden ödedikleri efendinin
olur" dediğini bildirir. Muğire ise ibrahim'in: "Böylesi bir durumda
efendi, kölenin önceden verdiklerini köle azat etmekte kullanır" dediğini
nakleder.
Mukatebeli Olan Kölenin,
Bedeli için insanlardan Yardım istemesi
21961. Cafer b. Ebi
Servan bildiriyor: Hz. Ali, ibnu'n-Nebbah'ın mukatebe bedeli konusunda
Müslümanları yardıma teşvik etti. Bunun üzerine anlaşma bedelinden daha fazla
bir miktar toplandı. Hz. Ali, ibnu'n-Nebbah'ın mukatebe bedelinden artan
miktarı başka mukatebeli kölelerde kullanılması için verdi.
21962. Hasan bildiriyor:
Mukatebeli bir köle hem kendi anlaşma bedeli, hem de bir veya iki köle için
daha yardım toplamaya çıktı. Müslümanlar da ona yardımlarda bulundular. Ancak
Ebu Musa bu köleye verilen miktarı çok bulunca hem kendisinin, hem de topladığı
paranın yanına getirilmesini istedi. Topladığı paradan kendi ihtiyacı olanı
köleye verdi, artan parayı da bir veya iki kölenin azat edilmesi için kullandı.
21963. Yezid b. Eban,
Subayh b. Abdillah'tan bildiriyor: Abdullah b. Abbas, onun (Subayh'ın) mukatebe
bedeli için Müslümanları yardıma teşvik etti. Müslümanlar da topladıkları
parayla onun mukatebe bedelini ödediler. Toplanan paradan bir miktar artınca da
Abdullah bu parayı başka mukatebeli kölelerde kullanılması için verdi.
Kişinin Birine:
"Hurma Ağaçları'nın Bakımını Üstlen" Demesi
21964. Katade
bildiriyor: "Said b. Cübeyr, kişinin başkasına ait bir hurmalığı kendi
yanından bir masraf yapmadıktan sonra ürünün üçtebiri veya dörttebirine
karşılık aşılamasında ve bakımını üstlenmesinde bir sakınca görmezdi."
21965. Katade
bildiriyor: "Hasan(-ı Basri), belirli bir ücret karşılığında olmadıktan
sonra böyle bir şeyi mekruh görürdü:"
21966. Kasım (b.
Muhammed): "Böylesi bir durumda hurmaların bakımında çalışan kişiye
karşılığı üründen verilir" dedi.
21967. Muğire
bildiriyor: "ibrahim(-i Nehai), ürünün üçtebiri veya dörttebiri
karşılığında yapılan böylesi işlerin tümünü mekruh görürdü."
21968. Ma'mer
bildiriyor: "lührı, araziyi işlemek için birisinin ürünün üçtebiri veya
dörttebiri karşılığında tutulmasında bir sakınca görmezdi."
21969. Şu' be
bildiriyor: Hammad (b. Ebi Süleyman), kişinin tarlayı işlemek üzere birini
tutup: "Çalışmana karşılık çıkacak ürünün üçtebiri veta dörttebiri
senindir" demesini mekruh görürdü.
Kişinin Elindeki ipleri
Dokumacıya Vermesi
21970. İbn Avn
bildiriyor: Muhammed (b. Sirin)'e, birinin elindeki ipleri dokumacıya, çıkacak
kumaşın üçtebiri ve yanında dirheme karşılık veya çıkacak kumaşın dörttebirine
veya anlaştıkları bir miktara karşılık dokuması için vermesi durumunu
sorduğumda: "Bir sakıncasının olduğunu bilmiyorum" dedi.
21971. Leys (Şa'brden)
ve Hakem (ibrahim'den) bildiriyor: "Şabı ile ibrahim kişinin elindeki
ipleri dokumacıya, çıkacak kumaşın üçtebirini alması karşılığında vermesini
kerih görmüşlerdir." Ravi der ki: "Ancak Ata bunda herhangi bir
sakınca görmezdL"
21972. Zühri der ki:
"Çıkacak kumaşın üçtebirine karşılık vermesinde bir sakınca yoktur."
21973. Ebu Hilal
bildiriyor: "Katade, kişinin elindeki ipleri dokumacıya, çıkacak kumaşın
üçtebiri veya dörttebirini alması karşılığında vermesinde bir sakınca
görmezdi."
21974. Mervan b. Muaviye
der ki: "Şehr b. Havşeb'e, kişinin elindeki ipleri dokumacıya, çıkacak
kumaşın üçtebiri veye dörttebirini alması karşılığında vermesini sorduğumda:
"Dokumacıya yarıdan fazlasını vermemek şartıyla olur" dedi.
21975. Mübarek
bildiriyor: "Hasan(-ı Basri), kişinin elindeki ipleri dokumacıya, çıkacak
kumaşın üçtebirini alması karşılığında vermesini mekruh görmüştür."
21976. Hammad b. Zeyd
bildiriyor: "Eyyub ile Ya'la b. Hakim'e, kişinin elindeki ipleri
dokumacıya, çıkacak kumaşın üçtebiri veye dörttebirini alması karşılığında
vermesini sorduğumda bunda bir sakınca görmediler."
Kişinin Müslüman
Kardeşinin Malını (izni Dışında) Almak Zorunda Kalması
21977. Abdurrahman b.
Zeyd b. Eslem, babasından bildiriyor: "Kişinin ya leş eti ya da Müslüman
kardeşinin (izni dışında) malını yemesi zorunluluğunda kalması durumu
zikredilince ben: "Leş eti yer" dedim. Abdullah b. Dinar ise:
"Müslüman kardeşinin malını yer" dedi. Bunun üzerine Said b.
el-Müseyyeb bana: "Doğruyu söyledin!" dedi ve şöyle devam etti:
"lor durumda kalan kişiye leş eti helal olur; ancak Müslüman kardeşinin
malı hel al olmaz."
21978. Ebu Cafer der ki:
"Kişi kendisine haram olan bir şeyi yapmak zorunda kaldığı zaman haram
olan şey o an için helal olur."
Kişinin Hamile Olan
Cariyesini Satarken veya Azat Ederken Karnındaki çocuğu istisna Etmesi
21979. ibrahim(-i Nehai)
der ki "Hamile bir cariyeyi satmak veya azat etmek isteyen kişi karnındaki
çocuğu istisna etmek isterse, şayet çocuğun (zaman olarak) organları
tamamlanmışsa onu azat veya satış dışı tutabilir. Ancak çocuğun organları henüz
oluşmamış ise onu istisna edemez.''
21980. Yunus bildiriyor:
"Hasan(-ı Basri) cariyenin satılması durumunda böyle bir istisnayı geçerli
görür; ancak azat edilmesi durumunda çocuğu istisna etmeyi caiz görmezdi."
21981. Hişam bildiriyor:
"Muhammed (b. Sirin), kişinin hamile olan cariyeyi azat ederken karnındaki
çocuğu bundan istisna etmesi konusunda: "Onu istisna etme hakkı
vardır" dedi.
21982. Zühri der ki:
"Cariyeyi azat etmesi halinde hem cariye, hem de karnındaki çocuk artık
hürdürler."
21983. Ata, Şa'bi ve
ibrahim(-i Nehai) der ki: "Onu istisna etme hakkı vardır.''
21984. Şu'be bildiriyor:
Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a, kişinin hamile cariyesini
azat ederken karnındaki çocuğu bundan istisna etmesini sorduğumda: "Böyle
bir hakkı vardır" dediler.
21985. Muhammed b. Fada,
babasından bildiriyor: İbn Ömer'e, kişinin hamile cariyesini azat ederken
karnındaki çocuğu bundan istisna etmesini sorduğumda: "Onu istisna etme
hakkı vardır" dedi.
Kişinin Satın Aldığı
Cariye veya Kölede Sonradan Bir Kusurun Olduğunu Görmesi
21986. ismail
bildiriyor: Şa'bi, bir köle satın alıp onu azat eden, ancak sonradan onda
deliliğin olduğunu fark eden kişi hakkında şöyle demiştir: "Şayet bu
delilik onu satın almadan önceye ait ise onu satan kişi sağlam köle ile
hastalıklı köle arasındaki farkı adama öder. O da bu meblağı başka kölelerin
azat edilmesi yolunda harcar."
21987. Yunus bildiriyor:
"Hasan(-ı Basri), bir köle satın alıp onu azat eden; ancak sonradan
satıcının yanındayken bir hastalığının olduğunu fark eden kişi konusunda, hastalıklı
köleyi müşteri de bırakır ve satıcının ona bu hastalıktan dolayı herhangi bir
ödeme yapmasını gerekli görmezdi."
21988. Ma'mer
bildiriyor: "Zühri, cariye öldükten sonra alınırken kendisinde bir
hastalık olduğu fark edilirse hastalığı oranınca satan kişinin alan kişiye bir
ödemede bulunacağını düşünürdü."
21989. Ata (b. Ebi
Rabah): "Ölüm gerçekleştikten sonra artık bir mesuliyet olmaz" dedi.
Ödüncün Süresi Dolmadan
Önce de Geri Alınabileceğini Söyleyenler
21990. Haris el-U kıl, onun
arkadaşları ve İbrahim(-i Nehai) şöyle dediler: "Birine borç para veren
kişi, geri alma konusunda belirli bir süre tayin edilmiş olsa dahi zamanından
önce bunu isteme hakkına sahiptir." Ravi der ki: "Ebu Bekr (b. Ebi
Şeybe) de bu yönde hüküm verirdi."
Kişinin Evlendiği
Cariyeden çocuğunun Olması
21991. Muğire
bildiriyor: Kişinin evlendiği cariyeden bir çocuğunun olması ve sonra onu satın
alması konusunda İbrahim(-i Nehai) ile Amir(-i Şa’bi) şöyle dediler:
"Cariyenin mülkiyeti kendisinde değilken (eski efendisi veya ortağında
iken) doğurduktan sonra isterse onu satabilir."
21992. Tavus der ki:
"Böylesi bir durumda adam onu satabilir."
21993. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Böylesi bir cariye, ümmü veled olur."
21994. Hammad der ki:
"Böylesi bir cariye, üm mü veled konumundadır."
Kişinin Ortaklık
Amacıyla Birine Fiyatını Kendi Biçtiği Bir Mal Vermesi
21995. Ma'mer
bildiriyor: Hammad, kişinin, birine ortaklık amacıyla bin dirhem değer biçtiği
bir mal vermesi, ancak o kişinin o malı dokuz yüz dirheme satması konusunda
şöyle demiştir: "Sermaye dokuz yüz dirhem olarak hesaplanır."
21996. Eş'as bildiriyor:
Hasan(-ı Basri), kişinin birine ortaklık amacıyla bir mal vermesi ve ikisi
arasında bu mala bir değer biçilmesi konusunda şöyle demiştir: "Burada
sermaye malın çarşıda ettiği değerdir. ikisinin kendi aralarında bu mala
biçtikleri değerin de bir önemi yoktur."
21997. Hakem b. Aban
bildiriyor: "Tavus, kişinin malına bir değer biçmesi ve bu değer üzerinden
birine ortaklık amacı ile vermesinde bir sakınca görmezdi."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
10'a Alınan Malın
12'ye Satılması