|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Tıb |
Büyü, Zehirlenme,
Çıban, Korunma Ve Nazar İçin Rukye (efsun)
Büyülenen veya
Zehirlenen Kişinin Tedavisi
23983. Hz. Aişe der ki:
"Kişi efsun, zehirlenme veya büyüye maruz kaldığı zaman Fırat nehrine
girsin. Suyun akışına karşı durup yedi defa yıkansın.''
23984. Zeyd b. Erkam
bildiriyor: Yahudilerden bir kişi, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
büyü yaptı. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu yüzden günlerce
rahatsızlandı, Sonra Cebrail ona gelip: "Yahudilerden filan adam, ipe
düğümler atmak suretiyle sana büyü yaptı" dedi. Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ali'yi gönderip büyü yapılan ipi (kuyudan)
çıkartıp getirtti. ipin düğümlerinden birini her çözüşünde de kendisinde bir
rahatlık hissetti. Büyü çözüldükten sonra, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), bağlarından çözülmüş gibi dinç bir şekilde ayağa kalktı. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) o Yahudiyi hiç anmadı ve onunla yüzyüze hiç
gelmedi.
Tahric: Taberani
(5/5016) müellifin tarikiyle; müellifin isnadının aynısıyla Ahmed (4/368),
Nesai (3543) ve Abd b. Humeyd, Muntehab (271); Sumame b. Ukbe vasıtasıyla da
Hakim (4/360, 361) rivayet etmişlerdir.
23985. Hz. Aişe
anlatıyor: Zurayk oğulları yahudilerinden Lebid b. el-A'sam adında biri
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) büyü yapmıştı. Öyle ki Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), bir şeyi yapmadığı halde kendisine sanki yapmış
gibi geliyordu. Bu halde günün veya gecenin birinde Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) dua üstüne dua etti. Sonra bana şöyle buyurdu: "Ey Aişe!
Yüce Allah, kendisine sorduğum şey hakkında bana bilgi verdi biliyor musun?
Yanıma iki kişi geldi ve biri başımın, biri de ayaklarımın yanında oturdu.
Sonra başucumda oturanı, ayaklarımın yanında oturana (veya ayaklarımın yanında
oturan, başucumda oturana): ''Bu adamın hastalığı ne?'' diye sordu. Diğeri:
''Büyülenmiş!'' dedi. ''Ona kim büyü yaptı?'' diye sorunca, diğeri: ''Lebid b.
el-A'sam'' dedi. ''Ne ile büyü yaptı?'' diye sorunca, diğeri: "Bir tarak,
taraktaki saç kalıntıları ve erkek hurma tomurcuğunun içi ile'' dedi. ''Peki
bunlar nerede?'' diye sorunca, arkadaşı: "Zi Ervan kuyusunda'' dedi."
Sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ashabından bir grupla
birlikte o kuyuya gitti. Döndüğünde bana: "Ey Aişe! Kuyunun suyu sanki
içinde kına ıslatılmış gibi kıpkırmızıydı. Hurma ağaçlarının uçları da
şeytanların başlarına benziyordu" buyurdu. Ona: "Ya Resulallah! Sana
büyü yapılan o malzemeleri kuyunun içinden çıkardın mı?" diye sorunca,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem). "Hayır! Yüce Allah zaten bana
şifa verdi. Onlardan dolayı insanlara bir kötülük gelmesini istemediğim için de
çıkarmadım" buyurdu. Sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
emridince kuyu toprakla gömüldü.
Tahric: İbn Mace (3545)
müelliften; müellifin isnadının aynısıyla Ahmed (6/57), Müslim (4/1719:43) ve
İbn Hibban (6583); Hişam kanalıyla da Humeydi (259), İbn Raheveyh (737), Ahmed
(6/63, 96), Buhari (3175, 5763), Müslim (44) ve Nesai (7615) rivayet
etmişlerdir.
23986. Ebu Hureyre
bildiriyor: Hayber fethedildiğinde Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
içinde zehir olan koyun eti hediye edildi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) "Yahudilerden burada bulunanları toplayın!" emrini verdi.
Toplandıklarında ise onlara: "Bu etin içine zehir koydunuz mu?" diye
sordu. Onlar: "Evet!" dediklerinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) "Bunu neden yaptınız?" diye sordu. Onlar da: "Şayet yalancı
isen senden kurtulmayı istedik. Gerçekten bir Peygambersen de sana bir zararı
dokunmayacaktı" karşılığını verdiler.
Tahric: Ahmed (2/451),
Darimi (69), Buhari (3169), Ebu Davud (4501), Nesai (11355) ve Beyhaki (8/46)
rivayet etmişlerdir.
23987. İbn Cüreyc der
ki: "Ata (b. Ebi Rabah), hanımına karşı (yaklaşamaması için) bağlanmış
veya büyülenmiş olan kişinin, bu büyüyü bozacak olan kişiye başvurmasında bir
sakınca görmezdi."
23988. ismail b. Ayyaş
der ki: Ata el-Horasanı'ye, hanımına karşı (uzak durması için) bağlanmış ve
büyülenmiş kişinin, bu büyüyü bozacak olan birine gitmesini sorduğumda:
"Şayet bunu yapmak zorunda kalırsa bir sakıncası olmaz" dedi.
23989. Katade der ki:
Said b. el-Müseyyeb'e: "Kendisine büyü yapılan bir adama, büyünün bozulması
için (her hangi bir yöntemle) yardım edilebilir mi?" diye sorduğumda,
bana: "Evet! Kim kardeşine (bu konuda) yardımcı olabilecekse bunu
yapsın!" dedi.
Kahine, Büyücüye ve
Falcıya Başvurmayı Mekruh Görenler
23990. Muaviye b.
el-Hakem es-$ulemi der ki: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem). "Ya
Resulallah! Ben henüz yakın bir zamanda Cahiliye insanlarından biriydim; ancak
Yüce Allah bize islam dinini gönderdi. O zamanlar içimizden bazıları kahinlere
giderlerdi" dediğimde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sen
gitme!" buyurdu.
Tahric: Müslim
(1/381:33) ve kısa bir metinle 4/1749) müelliften; müellifin isnadının
aynısıyla EbU Davud (927), Darimi (1503), Ahmed (5/447) ve İbn Huzeyme (859);
Yahya kanalıyla da Tayalisı (1105), Ahmed (5/448), Müslim (1/382: 34 öncesi),
Ebu Davud (3276), Nesai (556), İbn Hibban (2247) ve Taberani (19/940, 944)
rivayet etmişlerdir.
23991. Hz. Ali der ki:
"şu falcılar, Acemlerin kahinleri gibidirler. Her kim kahine gider de
söylediklerine inanırsa Yüce Allah'ın Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
indirdiğinden çıkmış olur."
Tahric: Hadisi İbn
Hacer, Metalibu'l-Aliye'de (2/2503) Müsned'den naklen zikretmiştir.
23992. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Sahte bir dirhem dahi arrafa giden bir adamın kalbinden
daha hayırlıdır."
23993. Ebu Mes’ud der
ki: "Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kahine bahşiş (ücret)
verilmesini yasakladı.''
Tahric: Ebu Bekr: İbn
Abdirrahman b. el-Haris b. Hişam'dır.
23994. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Her kim bir büyücüye veya kahine veya arrafa gider de
onların söylediklerine inanırsa Yüce Allah'ın Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) indirdiğini inkar etmiş olur."
Akrep Sokmasına ve
Zehirlenmelere Karşı Rukye (Efsun) Yapmak ve Buna Ruhsat Verenler
23995. Abdurrahman b.
el-Esved, babasından bildiriyor: Hz. Aişe'ye, zehirlenmelere karşı rukye (dua
okumak) yapılıp yapılamayacağını sorduğumda şöyle dedi: "Resululah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) her türlü zehirlenmeye karşı rukye yapılmasına
ruhsat verdi."
Tahric: Müslim
(4/1724:52) ve Ebu Ya'la (4917, 4938); değişik kanallardan ise Buhari (5741),
Nesai (7539), Ahmed (6/30, 61, 190,208,254), Müslim (53) ve İbn Mace (3517)
rivayet etmişlerdir.
23996. Cabir bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rukye yapmayı yasaklamıştı. Ancak Amr
b. Hazm'ın ailesinin akrep sokmaları na karşı kullandıkları bir rukye vardı.
Gelip bu rukyeyi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arzettiler ve:
"Fakat sen rukye yapmayı yasakladın" dediler. Bunun üzerine
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İçinizden her kim kardeşine
yardımcı olabiliyorsa bunu yapsın" buyurdu.
Tahric: Müslim
(4/1726:63) ve Ahmed (3/315);, başka kanallardan ise yine Müslim (61, 62
sonrası), İbn Mace (3515), Nesai (7540) ve Ahmed (3/334, 382, 393) rivayet
etmişlerdir. 24001. hadise de bakınız.
23997. Amir(-i Şa’bi),
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sahabisinden, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Göz değmesi ve zehirlenme durumları
dışında rukye yapılmaz" buyurduğunu nakleder.
Tahric: Buhari (5705),
Müslim (1/199:374) ve Ahmed (1/271); mertu olarak da Ebu Davud (3880,3885), Tirmizi
(2057), Ahmed (1/271), İbn Mace, SÜnen (3513), Hakim (4/413, hadisi Müslim'in
şartlarına göre sahih bulmuş, Zehebi ise susmuştur), Bezzar, Zevaid (3056) ve
Kudai, Müsnedu'ş-Şihab (851) rivayet etmişlerdir. Ezcümle hadis sahih, mertu ve
mevkÜftur.
23998. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Beni akrep sokunca burnumdan kan gelmeye başladı. Esved (b.
Yezid) bana rukye (efsun) yapınca da iyileştim."
23999. Mansur der ki:
"Hasan(-ı Basri), zehirlenmelere karşı rukye (efsun) yapılmasında bir
sakınca görmezdL"
24000. Muhammed (b.
Sirin) der ki: "Zehirlenme, deride çıkan çıbanlara ve göz değmesine karşı
rukye yapılmasına ruhsat verilmiştir."
24001. Ebu Bekr b.
Muhammed der ki: Hazm es-Saidı oğullarının annesi olan Halide binti Enes,
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip okuduğu rukyeyi (efsunu) ona
arzetti. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunları kullanabileceğini
söyledi.
Tahric: İbn Mace (3514)
rivayet etmiş, Busayri de (1226) isnadını sahih bulmuştur. 23996. hadise de
bakınız.
24002. Enes der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) göz değmesine ve zehirlenmeye
karşı rukye (efsun) yapılmasına izin verdi.''
Tahric: Müslim
(4/1725:58) "Ve nemle çıbanına karşı" ziyadesiyle rivayet etmiştir.
Hadisi müellifin isnadının aynısıyla Tirmizi (2056, "hasen ğarıb"),
Nesai (7541) ve Ahmed (3/127); değişik kanallardan da Ahmed (3/118), Müslim
(57), İbn Mace (3516) ve İbn Hibban (6104) ve rivayet etmişlerdir.
24003. Amir bildiriyor:
İbn Mes'ud, oğlunun üzerine, içinde hummaya karşı rukye (dua) bulunan bir kemik
astığını görünce onu kesti ve: "Göz değmesi ile zehirlenme dışında hiçbir
şeye rukye yapılmaz!" dedi.
24004. Nafi' der ki:
"ibn Ömer akrep sokmasına karşı rukye yaptı."
24005. ibrahim
bildiriyor: Esved ailesinin, Cahiliye döneminde zehirlenmelere karşı
kullandıkları bir efsunları vardı. Esved bunu Hz. Aişe'ye arzedince, bunu
kullanabileceklerini belirtti ve: "Göz değmesi ile zehirlenme dışında
hiçbir şeye rukye yapılmaz!" dedi.
Çıbana Karşı Rukye Yapmaya
Ruhsat Verenler
24006. Ebu Bekr b.
Süleyman b. Ebi Hasme der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ninem
Şifa binti Abdillah'a: "Hafsa'ya kendi kullandığın rukyeyi öğret!"
buyurdu.
Ravi İbn Uleyye der ki:
Muhammed'e: "Onun rukyesi neydi ki?" diye sorduğumda: "Çıban
rukyesi" dedi.
Tahric: Ahmed (6/286),
Nesai (7542) ve Hakim (4/414, hadisi sahih bulmuş, Zehebi de muvafakat
etmiştir) rivayet etmişlerdir.
24007. Enes der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çıban için rukye yapmaya izin
verdi."
24008. Şifa binti
Abdillah der ki: Hz. Ömer'in kızı Hafsa'nın yanında oturuyorken Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanımıza girdi ve bana şöyle buyurdu: "Buna
(Hafsa'ya) yazı yazmayı öğrettiğin gibi neden çıban rukyesini öğretmiyorsun?"
Tahric: Taberani
(24/790) müellifin tarikiyle; değişik kanallardan da Nesai (7543), Ebu Davud
(3883), Ahmed (6/372), Tahavi (4/326) ve Beyhaki (9/349) rivayet etmişlerdir.
İstiazenin (Koruyucu
Muskanın) Yazılıp Asılmasına Ruhsat Verenler
24009. Ebu Isme
bildiriyor: Said b. el-Müseyyeb'e istiaze (nin yazılı olarak taşınması)
hakkında sorduğumda: "Deri parçası içinde olduktan sonra bir sakıncası
yoktur" dedi.
24010. Abdülmelik
bildiriyor. Hayızlı kadının üzerinde istiazeyi taşıması hakkında Ata (b. Ebi
Rabah): liŞayet bir deri içindeyse taşımasın; ancak gümüşten bir kutu içindeyse
isterse taşır, istemezse de taşımaz'' dedi.
24011. Suveyr der ki:
''Mücahid, istiazeyi (koruyucu duaları) insanlara yazar, üzerlerine asardı.''
24012. Cafer (babasından)
bildiriyor: ılBabam (Ebu Cafer el-Bakır), Kur'an'dan ayetlerin bir deri
parçasına yazılıp da taşınmasında bir sakınca görmezdi.''
24013. Amr b. Şuayb,
babasından, o da dedesinden, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
nakleder: ''Biriniz korkarak uykusundan uyanırsa şöyle dua etsin: "Yüce
Allah'ın gazabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların bana
gelip ilişmelerinden Allah'ın eksiksiz ve mükemmelolan kelimelerine
sığınırım." Ravi der ki: ''Abdullah (b. Amr) çocuklarından yetişkin
olanlara bu duayı öğretirdi. Henüz çocuk olanlar için de bu duayı yazar
üzerlerine asardı.''
Tahric: Taberani, Dua
(1086) yazarın tarikiyle; Muhamed b. İshak kanalıyla ise Ebu Davud (3889),
Tirmizi (3528, "hasen ğarib"), Nesai (10601, 10602), Ahmed (2/181) ve
Hakim (1/548, hadise sahih hükmü vermiş) rivayet etmişlerdir.
24014. ismail b. Müslim
der ki: ''İbn Sirin, Kur'an'dan ayetlerin yazılıp taşınmasında bir sakınca
görmezdi.''
24015. Vuheyb'in
bildirdiğine göre Eyyub, Ubeydullah b. Abdillah b. Ömer'in pazusunda (içinde
istiaze iliştirilmiş) bir ip gördü.''
24016. Ata (b. Ebi
Rabah) der ki: ''Kur'an ayetlerinin (yazılıp) taşınmasında bir sakınca
yoktur.''
24017. Yunus b. Habbab
der ki: "Ebu Cafer (el-Bakır)'a, istiazelerin (koruyucu duaların) yazılıp
çocuklara asılmasını sorduğumda buna ruhsat verdi."
24018. Cuveybir'in
bildirdiğine göre Dahhak, yıkanırken veya helaya giderken çıkarmak şartıyla
kişinin Kur'an ayetlerini üzerine asmasında bir sakınca görmezdi.
Akreb Rukyesi (Efsunu)
Nedir?
24019. Hz. Ali
bildiriyor: Gecenin birinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz
kılıyordu, elini yere koyunca da onu akrep soktu. Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) akrebi papucuyla öldürdü. Namazını bitirdikten sonra da: "Allah
akrebin cezasını versin! Ne namaz kılanı, ne de başkasını" veya: "Ne
Peygamberi ne de başkasını rahat bırakır" buyurdu. Sonra da tuz ile su
istedi. ikisini bir kapta karıştırdıktan sonra da sokulan parmağına döküp
silmeye ve Muavvizeteyn (Felak, Nas sureleri) ile Yüce Allah'a sığınmaya
başladı.
Tahric: Beyhaki,
Şuabu'lİman (2340, 2341, 2575, 2576), Taberani, M. es-Sağır (830) ve Deylemi,
Firdevs (5442) rivayet etmişlerdir. Bir şahidini de İbn Mace (1246) tahrk
etmiştir. Müellif namazda iken akrebi öldürmek hakkında da bir hadis (5005)
rivayet etmiş, bu hadis de Tirmizi' de (390, "hasen sahih") yer
almıştır.
24020. ibrahim der ki:
"Esved (b. Yezid), (akrep sokmasına karşı) Himyerı diliyle (okunan efsun)
rukye yapardı."
24021. ibrahim(-i Nehai)
der ki: Akrep sokmasına karşı yapılması gereken rukye (efsun) şudur:
"Şeccetu karniyyetin melihatin bahri kafuta" ("Akrebin zehri
geri kendine dönsün de artık hiç kimseye zarar vermesin").
Tahric: İbn Ebi Hatim (7/766)
vermiştir. Hadisi merffi olarak Taberani, M. el-Kebir (10/10050), M. el-Evsat
(5272, 8681), İbnü's-Sünnı (573, 575) ve Buhari, Tarih (3/1284) rivayet
etmişlerdir.
24022. Esved (b Yezid)
der ki: (Akrep sokmasına karşı yapılan) bu rukyeyi Hz.
Aişe'ye sunduğumda:
"Bu sözler (kendisine okunan kişiyi akrepten sokmayacağına dair) birer
misaktır" dedi.
24023. Ebu Hureyre
bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) akrep tarafından sokulan
bir adam getirildi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Şayet: ''Yarattığı tüm şeylerin şerrinden Yüce Allah'ın tam olan
kelimelerine sığınırım'' deseydi sokulmazdı" veya: "Akrep ona bir
zarar vermezdi.''
Tahric: Malik
(2/951:11), Ahmed (2/375), Müslim (4/2081:2709) Nesai (10425, 10434, 10435,
10436), Ebu Davud (3895), İbn Hibban (1020, 1021, 1022) ve İbn Mace (3518)
rivayet etmişlerdir.
Efsun Yaparken Üflemeyi
Mekruh Görenler
24024. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Onlar (Sahabe ve Tabiun), efsun yaparlardı; ancak bunu yaparken üflemeyi
kerih görürlerdi."
24025. Ebu'l-Hezhaz
bildiriyor: Hasta olan Dahhak'ın yanına girdim. Ona: "Ey Ebu Muhammed!
(Hastalığa karşı) sana okuyayım mı?" diye sorduğumda: "Oku, ama
üfleme!" dedi. Bunun üzerine ben de ona Felak ile Nas surelerini okudum.
24026. ikrime der ki:
Efsun okurken: "Bismillah!" deyipde "Üffi" diye üflemeyi
hoş görmüyorum.
24027. Şu'be der ki:
"Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman), efsun okurken üflemeyi
kerih görürlerdi."
Efsun Okurken Üflemeye
Ruhsat Verenler
24028. Muhammed b. Hatib
bildiriyor: Bize ait olan kazana dokununca ellerim yandı. Bunun üzerine annem
beni Batha'da bulunan bir ihtiyarın yanına getirdi. Ona: "Bu (oğlum)
Muhammed! Elleri yandı" dedi. ihtiyar ellerime üflemeye ve şu an aklımda
olmayan bazı sözler söylemeye başladı. Hz. Osman'ın hilafeti döneminde anneme:
"Beni yanına götürdüğün o ihtiyar kimdi?" diye sorduğumda annem:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) idi" dedi.
Tahric: Tayalisi (1194),
İbn Sa'd (651, 652, 653), Ahmed (3/418, 4/259,6/437,438), Nesai
(7538/10863,10865), Taberani (19/536, 537, 538, 539; 24/902), İbn Hibban
(2976,2977) ve Hakim (4/62, 63) rivayet etmişlerdir.
24029. Habıb b. Fuveyk
bildiriyor: Babam beni de alarak Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanına gitti. Babamın gözleri beyazdı (muhtemelen katarak olmuştu) ve
hiçbirşeyi görmüyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) babama,
gözlerine ne olduğunu sorunca, babam başına gelenleri anlattı. Bunun üzerine
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) babamın gözlerine (okuyarak) üfledi.
Gözleri beyaz olduğu halde babamın seksen yaşındayken ipliği iğneden
geçirdiğini görürdüm.''
Tahric: Taberani, M.
el-Kebir (4/3546), Ebu Nuaym, Delail (397, 556), Ma'rifetu's-Sahabe (2/831:
2181, 2182) ve Beyhaki, Delail (6/173) rivayet etmişlerdir.
24030. Hz. Aişe'nin
bildirdiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rukye okurken
üflerdi.
Tahric: İbn Mace (3528)
müelliften; Nesai (7548) müellifin isnadının aynısıyla; Zühri kanalıyla da
Malik (2/942, 943: 10), Ahmed (6/104, 114, 124, 181,256,263), Buhari (4439,
5016, 5017,5735,5748,5751,6319), Müslim (4/1723: 51 ve sonrası), Ebu Davud
(3897) ve Nesai (7544, 7549) rivayet etmişlerdir.
24031. Ya'la b. Murra der
ki: Kadının birinin Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir çocuk
uzattığını gördüm. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çocuğu kendi ile
bineğinin boynu arasına koyduktan sonra çocuğun ağzını açtı ve ona doğru
(okuyup) üfledi.
Tahric: İbn Ebi Hatim
(5/1229) hakkında bir şey dememiştir; zira ona göre durumu mechul birisidir.
Kendisi dolayısıyla da isnad zayıftır. Hadisi Ebu Nuaym, Delail (394) rivayet
etmiştir.
24032. Kays b. Muhammed
b. el-Eş'as der ki: Gözümdeki rahatsızlıktan dolayı beni Hz. Aişe'ye
götürdüler. Hz. Aişe de bana rukye (dua) okuyup üfledi.
24033. İbn Avn der ki:
Muhammed (b. Sirin)'e, "Rukye okunurken üflenir mi?" diye sorduğumda:
"Bunda bir sakınca olduğunu bilmiyorum" dedi.
Hastaya Okunacak Rukye ve
Koruyucu Dualar
24034. Ebu Hureyre
bildiriyor: Ben hastayken Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanıma girdi
ve şöyle buyurdu: "Sana, Cebrail'in bana öğrettiği bir rukye yapayım mı?:
''Allah'ın adıyla, sana zarar veren her şeye karşı şifa vermesini, düğümlere
üfleyenlerin şerrinden ve hasetçinin hasedinden seni korumasını
dilerim.''"
Tahric: İbn Hibban,
SiMt'ta (4/251) zikretmiştir. Hadisi Ahmed (2/446) müellifin isnadının
aynısıyla; Süfyan kanalıyla da Nesai (10841), İbn Mace (3524) ve Hakim (2/541)
rivayet etmişlerdir. Hadisin bir şahidini de Müslim (4/1718:39-40) rivayet
etmiştir.
24035. Hz. Aişe der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hastaların bazen parmağına tükürüğünü
sürüp şöyle dua ederdi: "Bismillah! Yerimizin toprağı birimizin tükrüğü
ile Rabbimizin de izniyle hastamıza şifa olsun!"
Tahric: Müslim (4/1724:
54) ve İbn Mace (3521); Süfyan kanalıyla da Ahmed (6/93), Buhari (5745, 5746),
Ebu Davud (3891), Nesai (7550,10862), İbn Hibban (2973) ve Hakim (4/412, hadisi
Buhari ile Müslim'in şartlarına göre sahih bulmuş, Zehebi de muvafakat
etmiştir) rivayet etmişlerdir.
24036. Hz. Aişe
bildiriyor: Resulullah şu kelimelerle başkasına istiaze yapardı (korunma duası
okurdu): "Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider ve şifa ver. Şifa versen
sensin! Gerçek şifa senin vereceğin ve hastalığı söküp atan bir şifadır."
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ölümüne sebep olan hastalığında durumu
ağırlaşınca elini aldım, sıvazlayıp bu duayı okumaya başladım. Bunun üzerine
elini elimden çekti ve: "Allahım! Beni bağışla ve yüce dosta
kavuştur" diye dua etti. Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
duyduğum son söz de bu oldu.
Tahric: Müslim (4/1722:
47 öncesi) ve İbn Mace (1619); mÜellifin isnadının aynısıyla Ahmed (6/45);
değişik kanallardan da Ahmed (6/45, 126, 127), Buhari (5743, 5750), MÜslim
(46,48), İbn Mace (3520) ve Nesai (7508, 10849) rivayet etmişlerdir.
24037. Hz. Ali
bildiriyor: Hastalandığımda Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanıma
girdi ve şöyle dediğimi işitti: "Allahım! Şayet ecelim gelmişse canımı al
ve (bu hastalıktan) beni rahatlat. Ancak henüz ecelim gelmemişse bana şifa
(veya afiyet) ver. Şayet bu benim için bir imtihan ise bana sabırlar ver."
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Ne dedin?" diye
sorunca, dediğimi ona da söyledim. Bunun üzerine ellerini üzerime sürdü ve:
"Allahım! Ona şifa ver" veya: "Ona afiyet ver" diye dua
etti. Sonrasında o hastalığa bir daha hiç yakalanmadım.
Tahric: Ahmed (1/128)
mÜellifin isnadının aynısıyla; değişik kanallardan da Tayalisi (143), Ahmed
(1/83,84, 107), Abd b. Humeyd (73), Tirmizi (3564, "hasen sahih"),
Nesai (10897), İbn Hibban (6940) ve Hakim (2/260, 261) rivayet etmişlerdir.
24038. İbn Abbas,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Her kim henüz eceli gelmeyen bir hastanın yanına girer de yedi defa:
''Yüce Arş'ın Rabbi olan Yüce Allah'tan sana şifa vermesini dilerim'' derse
hasta şifa bulur."
Tahric: Abd b. Humeyd (718)
müelliften; Haccac kanalıyla da Ahmed (1/239), Nesai (10883) ve Hakim (4/213)
rivayet etmişlerdir. Başka kanallarla Ahmed (1/239, 243), Ebu Davud (3099),
Tirmizi (2083, ''hasen ğarib''), Nesai (10887) ve Hakim (1/342, 4/213, 416)
rivayet etmişlerdir.
24039. Ubade b. es-Samit
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hastayken Cebrail ona şu
efsunu yaptı: "Allah'ın adıyla sana zarar veren her şeyden, sana hased
eden her hasetçiden ve gözden korunma nı dilerim. Yüce Allah'ın adı sana şifa versin."
Tahric: Abd b. Humeyd
(187) müelliften rivayet etmiştir. İbn Sevban hakkında tenkitler vardır; ancak
İbn Hacer, Amali'l-Ezkar ile Futuhatu'r-Rabbaniyye'de (5/67), Busayrı de
Misbahu'z-Zucace' de (1230) hadisi hasen bulmuşlardır. Hadisi değişik kanallardan
Ahmed (5/323), İbn Hibban (953, 2968), Hakim (4/412, hadisi Buhari ile
Müslim'in şartlarına göre sahih bulmuş, Zehebi de muvafakat etmiştir), İbn Mace
(3527), Bezzar, Müsned (2684) ve Nesai (10842) rivayet etmişlerdir.
24040. Hz. Ali bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hastanın yanına girdiği zaman
şöyle dua ederdi: "Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider ve şifa ver. Şifa
veren sensin! Gerçek şifa, ancak senin vereceğin şifadır.''
24041. Muhammed b. Hatib
anlatıyor: Bize ait bir kazanı taşımaya çalışınca ellerim yandı. Annem de beni
mezarlıkta oturmakta olan bir adama götürdü. Ona: "Ya Resulallah!"
diye seslenince, adam: "Buyur! Emrindeyim" karşılığını verdi. Sonra
annem beni ona yaklaştırdı. Adam da üflemeye ve anlamadığım bir şeyler
söylemeye başladı. Daha sonra anneme: "Ne söylüyordu?" diye
sorduğumda annem şu karşılığı verdi: Şöyle diyordu: "Ey insanların Rabbi!
Sıkıntıyı gider ve şifa ver. Şifa veren sensin! Gerçek şifa ancak senin
vereceğin şifadır."
Tahric: Taberani
(19/540; 24/903) ve Dua (1107); müellifin isnadının aynısıyla da İbn Sa' d,
Tabakat (650) ve Nesai (10864) rivayet etmişlerdir.
24042. Ebu Said
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hastalanınca Cebrail ona
şu şekilde bir efsun yaptı: "Allah'ın adıyla sana zarar veren her
sıkıntıdan, her türlü hasetten ve gözden korunmanı dilerim. Allah sana şifa
versin.''
Tahric: Abd b. Humeyd,
Muhtehab (881) müellifin isnadının aynısıyla; başka kanallardan da Taberani,
Dua (1091), Müslim (4/1718:40), Tirmizi (972, "hasen sahih"), Nesai
(10843), İbn Mace (3523) ve Ahmed (3/58, 75) rivayet etmişlerdir.
24043-4. İbn Abbas
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem). Hasan ile Hüseyin için
Yüce Allah'ın himayesini şu kelimelerle dilerdi: "Sizlere, her türlü
şeytan ve zararlı hayvanın şerrinden, hased eden her gözden Yüce Allah'ın tam
olan kelimeleriyle, Yüce Allah'ın himayesini dilerim." Sonra şöyle
buyururdu: "Hz. İbrahim de oğulları İsmail ve İshak için bu kelimelerle
himaye dilerdi."
Tahric: Tirmizi, (2060,
"hasen sahih") müellifin isnadının aynısıyla; Mansur kanalıyla da
Buhari: (3371), Ebu Davud (4704), Nesai: (7726,10844, 10845), İbn Mace (3525)
ve Ahmed (1/236, 270) rivayet etmişlerdir.
24045. İbn Abbas bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), her türlü ağrı ve yüksek ateş için şu
duayı yapmamızı öğretmişti: "Büyük olan Allah'ın adıyla! Rahatsızlık veren
her bir damardan ve ateşin sıcaklığından Yüce olan Allah'a sığınırım!"
Tahric: Tirmizi: (2075,
İbn Ebi: Habi:be dolayısıyla hadisi zayıf bulmuştur), İbn Mace (3526), Ahmed
(1/300) ve Hakim (4/414, hadisi sahih bulmuş, Zehebi: de muvafakat etmiştir)
rivayet etmişlerdir.
24046. İbn Abbas
anlatıyor: Kadının biri oğlunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
getirdi ve: "Ya Resulallah! Bu oğlumda delilik var, sabah akşam delilenip
kötüleşiyor" dedi. Resulullah (-sav -) çocuğun göğsünü sıvazlayıp dua
edince çocuk kusmaya başladı ve içinden siyah ve ufak salatalığa benzer bir şeyler
çıktı.
Tahric: Darimi (19),
Ahmed (1/239, 254, 268), Taberani (12/12460), Ebu Nuaym, Delail (395) ve
Beyhaki (6/182) rivayet etmişlerdir.
24047. Amre binti
Abdirrahman bildiriyor: Müminlerin annesi Aişe hastalanmıştı.
Hz. Ebu Bekir yanına
girdiği zaman Yahudi bir kadının ona bir şeyler okuduğu nu gördü. Bunun üzerine
Yahudi kadına: "Ona Yüce Allah'ın Kitab'ından (efsun) oku!" dedi.
24048. Fudayl b. Amr
bildiriyor: Adamın biri Hz. Ali'ye geldi ve: "Filan kişi rahatsız"
dedi. Hz. Ali ona: "Onun iyileşmesi seni sevindirir mi?" diye
sorunca, adam: "Evet!" dedi. Bunun üzerine Hz. Ali ona şöyle dedi:
"O zaman şöyle de: "Ey Halim! Ey Kerım (olan Allah'ım)! Filan kişiye
şifa ver!''
24049. Osman b. Ebi'l-As
es-$ekafi bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına
geldim. Beni neredeyse öldürecek olan bir ağrım vardı. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu: "Sağ elini ağrıyan yerine koy, sonra
da yedi defa şöyle de: "Allah'ın adıyla, çektiğim bu acıdan Allah'ın izzeti
ve kudretine sığınıyorum." Bunu yaptığımda Yüce Allah bana şifa verdi.
Tahric: Ahmed (4/21),
Ebu Davud (3887), Tirmizi
24050. Süleyman b. Amr
b. el-Ahvas, annesi Ümmü Cundeb'den bildiriyor:
Has'amli bir kadının
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peşinden gittiğini gördüm. Kadının
yanında hastalıklı olan bir erkek çocuğu da vardı. Kadın: "Ya Resulallah!
Bu benim oğlum ve ailemden geriye bir bu kaldı. Ancak bir hastalığı var ki hiç
konuşamıyar" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bana
az bir su getirin" buyurdu. Su getirilince ellerini yıkadı ve ağzına su
aldı. Sonra suyu ona verdi. Kadına:
"Bu sudan çocuğa iç
ir, üzerine de serp ve Yüce Alah'tan onun için şifa dile" buyurdu. Ümmü
Cundeb şöyle devam eder:
Kadınla karşılaştığımda:
"O sudan bana da versen" dedim; ancak kadın: "Bu su, şu hasta
çocuğun!" karşılığını verdi. Sonraki yıl yine o kadınla karşılaştım ve
çocuğun durumunu sordum. Kadın: "iyileşti ve öyle bir akıllı oldu ki
insanlar içinde kendisi gibi akıllı olanı yok!" dedi.
Tahric: İbn Mace (3532),
İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'l-Mesani (3293) ve Abd b. Humeyd, el-Muntehab (1067);
müellifin tarikiyle Taberani 25 (387); Abdurrahım b. Süleyman kanalıyla da Ebu
Nuaym, Delail (393) rivayet etmişlerdir.
24051. Ömer b.
el-Hattab, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
nakleder: "(Hastalandığımda) iki melek indi ve biri başucumda, diğeri
de ayaklarımın yanında oturdu.
Ayaklarımın yanında oturan melek, başucumda oturan meleğe: "Neyi
var?" diye sorunca, melek: "Yüksek ateşi var" karşılığını verdi.
Başucumdaki melek ona: "O zaman ona istiaze yap!" deyince de,
ayaklarımın yanındaki melek üflemeden sadece şöyle dedi: ''Allah'ın adıyla,
(Allah'tan) sana himaye diliyorum, Yüce Allah sana şifa versin.'' Bu istiazeyi
sen de öğren ki hep esenlik içinde kalasın.''
Tahric: Taberani, Dua
(1093) müelliften, Abbad b. el-Avvam kanalıyla da İbnü's-Sünnı, Amelu'l-Yevm
ve'I-Leyle (569) rivayet etmişlerdir. Yahya b. Ebi Hayye: Ebu Cenab el-Kelbi
dir ve tedlis yapmasından dolayı zayıf bulunmuştur.
Efsun Karşılığı Ücret
Almaya Ruhsat Verenler
24052. Harice b. es-Salt
et-Temimı, amcasından bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanına gittim. Dönüşte delilenmiş ve zincirlerle bağlanmış olan bir bedeviyle
karşılaştım. Yanındakilerden biri bana: "Bunu iyileştirmek için
yapabileceğin bir şey var mı? Zira arkadaşınız (Peygamberiniz (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) hayırlarla gelmiş birisidir" deyince her gün iki defa
olmak üzere o deliye üç gün boyunca Fatiha suresini okudum. iyileşince de bana
yüz koyun verdiler. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tekrar
geldiğimde olanları ona anlattım. Bana: "Bundan başka bir şey okudun
mu?" diye sorunca, ben: "Hayır!" dedim. Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah'ın adıyla bunları
(ücreti) alabilirsin. Ömrüme yemin olsun ki (batılolan) rukyeden alınan ücret
batıldır, ancak sen hak olan bir rukye için ücret almışsın.''
Tahric: Ahmed (5/210,
211), Ebu Davud (3413, 3892 ve 3893 isnadsız bir şekilde), İbn Hibban (6110,
6111), Taberani (17/509), Hakim (1/559, 560, hadisi sahih bulmuş, Zehebi de
muvafakatetmiştir) ve Nesai (7534, 10871) rivayet etmişlerdir.
24053. Ebu Said
anlatıyor: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizi otuz kişilik bir
süvari birliği olarak gönderdi. Bir kabilenin yanında konakladığımızda onlardan
bizi ağırlamalarını istedik; ancak bizi ağırlamayı kabul etmediler. O sırada o
kabilenin lideri, akrep tarafından sokuldu. Bunun üzerine yanımıza gelip:
''içinizde akrep sokmasına karşı efsun yapacak biri var mı?'' diye sordular.
Ben: ''Ben yaparım! Ancak bize koyun verme'niz şartıyla bunu yaparım"
dedim. Bize: ''Size otuz koyun veririz" dediklerinde ise bunu kabul ettik.
Sokulan adama yedi defa Fatiha suresini okuduğumda adam iyileşti. Koyunları
aldıktan sonra birbirimize: ''Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip
de bunu sorana kadar koyunlar konusunda acele etmeyelim" dedik.
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldiğimizde olanları ona anlattım.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurdu: "Onunla rukye
yapılabileceğini nereden öğrendin? Bu koyunları paylaştırın; ama (etinden) bana
da bir hisse ayırın.''
Tahric: Tirmizi (2063,
"hasen"), Nesai (10869) ve İbn Mace (2156); değişik kanallardan da
Ahmed (3/2, 44), Buhari (2276, 5736, 5749), Müslim (4/1727:65), Ebu Davud
(3411, 3896), Tirmizi (2064) Nesai (10866,10867,10868), Abd b. Humeyd (866),
İbn Hibban (6112), Hakim (1/559, hadisi Müslim'in şartlarına göre sahih bulmuş,
Zehebi de muvafakat etmiştir) rivayet etmişlerdir.
24054. Kays b. Ebi Hazım
bildiriyor: Adamın biri Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve:
''Kendisinde delilik bulunan filan kişiye rukye (efsun) yaptım. Bunun
karşılığında da bana bir koyun sürüsü verildi. Ona da Kur'an'dan okuyarak efsun
yapmıştım" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ona: ''(Batıl olan) rukyeden alınan ücret batıldır, ancak sen hak olan bir
rukye karşılığı ücret almışsın" buyurdu.
24055. Ya'la b. Murra
anlatıyor: Resulullah'la (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birlikte bir yolculuğa
çıkmıştım. Yolun bir yerinde çocuğuyla birlikte oturan bir kadına rastladık.
Kadın: "Ya Resulallah! Bu oğlumun hastalığı var ve bu yüzden biz de
sıkıntıya maruz kalıyoruz. Günde kaç defa bilmiyorum, kendini kaybediyor"
deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "çocuğu bana
ver" buyurdu. Kadın çocuğu kaldırıp Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) verdi. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çocuğu kendisi ile
bineğinin boynu arasına koydu. çocuğun ağzını açtıktan sonra üç defa:
"Bismillah! Ben ki
Allah'ın kuluyum! Defol ey Allah'ın düşmanı!" diyerek üfledi. Sonra da
çocuğu geri annesine verdi ve: "Dönüşte aynı yerde bizi bekle ve çocuğa
olacakları bize de bildir" buyurdu. Gidip geri döndüğümüzde kadını aynı
mekanda bulduk, yanında da üç tane koyun vardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ona: "çocuğuna ne oldu?" diye sorunca, kadın: "Seni
hakla gönderene yemin olsun ki şu ana kadar onda kötü herhangi bir şey
göremedik. Karşılık olarak şu koyunları alıp kes" dedi. Resulullah da
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "İnip bunlardan birini al gerisini de
ona bırak" buyurdu.
24056. Hz. Ali der ki:
"Hz. Süleyman'ın kendileriyle (cinlerden) ahid aldığı sözler dışında
hiçbir şeyle rukye yapılmaz.''1
Göz Değmesine (Nazara)
Karşı Rukye Yapmaya Ruhsat Verenler
24057. Ubeyd b. Rifala
ez-Zuraki bildiriyor: Esma binti Umeys: "Ya Resulallah!
Caferlin çocuklarına
çabuk nazar değiyorı onlara nazara karşı bir rukye yapayım mır diye sorunca,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yap! Kaderin
önüne geçebilecek bir şey bulunsaydı bu, muhakkak göz değmesi olurdu."
Tahric: İbn Mace (3510),
yazarın isnadının aynısıyla Humeydi (330), Ahmed (6/438), Tirmizi (2059,
"hasen sahih"), İbn Ebi Asımı el-Ahad ve'/-Mesanı (3146), Taberani
(24/379) ve Beyhaki (91348); Amr b. Dinar kanalıyla da Nesai (7537) rivayet
etmişlerdir. Cabir ve İbn Abbas'tan gelen bir şahidini de Müslim, Sahıh
(4/1719,1726: 42,60) rivayet etmiştir. 24059. hadise de bakınız.
24058. Urve b. ez-Zübeyr
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Üm mü Selemelnin evine
girdiğinde evde rahatsız olan bir erkek çocuğunun olduğunu gördü. Oradakilere
çocuğun neden rahatsız olduğunu sorduğunda: ''Nazara geldiğini sanıyoruz"
dediler. (Ravi) Süleyman der ki: ''Urve'nin aktardığına göre Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara şöyle buyurmuş: "Nazara karşı ona
rukye yapsanıza!''
Tahric: (Malik 2/940:
4), Buhari (5739) ve Müslim (4/1725: 59), Ebu Ya'la (68431 6879)1 Taberani, M.
el-Kebir (23/568), M. es-Sağır (480), rivayet etmişlerdir.
24059. Esma binti Umeys
bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ya Resulallah!
Cafer'in çocuklarına çabuk nazar değiyor, onlara nazara karşı bir rukye yapayım
mı?" diye sorduğumda, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Yap! Şayet kaderin önüne geçebilecek bir şeyi söyleyecek
olsaydım: "Nazar, kaderin önüne geçer" derdim.''
Tahric: Tahavi,
Şerhu'l-Meani (4/327) ve Taberani (24/377) rivayet etmişlerdir. 24057. hadise
bakınız.
24060. Abdullah b. Amir
b. Rabia, babasından bildiriyor: Sehl b. Huneyf ile birlikte ardında
gizlenebileceğimiz ağaç türü bir şeyler aramaya koyulduk. Sonunda böyle bir yer
veya bir gölet bulduk. O zamanlar, birinin görebileceği bir şekilde yıkanmaktan
utanırdık. Bundan dolayı Sehl, kendisini göremeyeceğim bir şekilde gözden
kaybolduktan sonra üzerindeki cübbesini çıkartıp suya girdi. Ona baktığımda
yaratılış olarak bedeni çok hoşuma gitti; ama bakmamla da ona göz değdirmiş
oldum. Ardından suyun içindeyken kendisini bir titreme sardı. Ona seslendiğimde
de bana cevap vermedi. Hemen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına
gittim ve olanları ona anlattım. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
(yanındakilere): "Hadi kalkın!" buyurdu ve Sehl'in yanına geldi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elbisesini dizine kadar çekti ve
Sehl'in yanına suya girdi. Yanına vardığında göğsüne vurdu ve: "Allahım!
Sıcaklığını, soğukluğunu ve verdiği eziyeti yok et!" diye dua etti. Ona:
"Kalk!" deyince de Sehl kalktı. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bize şöyle buyurdu: "İçinizden biri kendinde, malında veya bir
kardeşinde hoşuna giden bir şey gördüğü zaman, (barekellah diyerek) ona
bereketli olması için dua etsin! Zira göz değmesi, hak olan bir şeydir."
Tahric: İbn Hibban,
Sikat'ta (6/70) zikretmiştir. Diğer raviler ise güvenilirdir.
Hadisi müelliften Ebu Ya'la
(7160, 7195); müellifin isnadının aynısıyla Nesai (7511, 10039, 10872) ve kısa
bir metinle İbn Mace (3506); Abdullah b. Isa kanalıyla da Ahmed (3/447) ve
Hakim (4/215,216, hadisi sahih bulmuş, Zehebi de muvakafat etmiştir) rivayet
etmişlerdir. Bir sonraki hadise bakınız.
24061. Ebu Umame b. Sehl
b. Huneyf, babasından bildiriyor: Kendisi (Sehı), yıkanırken oradan geçen Amir
kendisini gördü ve: "Bu güne kadar böylesi bir teni görmüş değilim. Sanki
hiç güneş yüzü görmemiş gibi!" dedi. Ancak böyle dediği için de Sehl düşüp
yerde kaldı ve çektiği ağrıdan dolayı kendini kaybetti. Amir durumu
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bildirince, Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona sert bir şekilde çıkıştı ve: "Onu
öldüreceksin! Biriniz ne diye kardeşinin canına kasteder ki! ''Barekellah!''
deseydin ya!" buyurdu. Sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Onu (Amir'i) yıkayın!" emrini verdi. Yıkandıktan sonra da
diğerleriyle birlikte yola koyuldu.
Zühri der ki: "Göz
değdiren kişinin yıkanması bu konudaki bilgilerden biridir ki şöyle yapılır:
Bir kap su getirilip göz değdiren kişi elini bu suya daldırır. Aldığı suyla
ağzını çalkaladıktan sonra ağzındaki suyu geri kaba boşaltır. Aynı sudan yüzünü
de yıkar. Sonra sol eliyle sağ avucuna, ardından sağ eliyle de sol avucuna su
döker. Sonra sol eliyle kaptan aldığı suyu sağ elinin dirseğine döker. Sonra
sağ eliyle aldığı suyu sol dirseğine döker. Sonra sağ ayağını yıkar ve ardından
sağ elini yıkar. Sonra sağ elini kaba daldırıp heriki dizini yıkar. Sonra
izarının altını tek bir dökme ile baştan aşağıya kadar yıkar. Kabı da içindeki
su bitmeden bırakmaz.''
Tahric: Malik (2/939:
2), Ahmed (3/486, 487), Taberani (6/5578), Nesai (7616, 7617, 7619, 10036,
10037, 10038), İbn Mace (3509) ve İbn Hibban (6105, 6106) rivayet etmişlerdir.
24062. ibrahim
bildiriyor: "Hz. Aişe, göz değdiren kişinin abdest almasını ve (bu abdest
suyu ile) göze gelen kişinin yıkanmasını söylerdi.''
Tahric: Ebu Davud, Sünen
(3876) rivayet etmiştir.
24063. İbn Abbas,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Göz değmesi hak (var) olan bir şeydir. Burada göz değdiren kişinin
yıkanması istenirse yıkansın.''
Tahric: Tirmizi (2062,
"hasen sahih ğarib") ve İbn Hibban (6107); değişik kanallardan da
Müslim (4/1719:42), Nesai (7620), İbn Hibban (6108) ve Abdurrezzak (19770)
rivayet etmişlerdir.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Kişinin Bir Şeyden
Korkması Durumunda Okuyacağı Dualar