|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Tıb |
Ateş ve Bıçak İle
Yapılan Müdehaleler
Dağlayarak Tedavi ve
Buna Ruhsat Verenler
24073. Cabir bildiriyor:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sa'd'ın kolunu bilekten iki defa
dağladı."
Tahric: İbn Mace (3494);
değişik kanallardan da Darimi (2509), Müslim (4/1731:75), Ebu Davud (3862),
Tirmizi (1582, "hasen sahih"), Ahmed (3/312, 350, 386) ve Hakim
(4/417) rivayet etmişlerdir. Sa'd ise Sa'd b. Muaz'dır.
24074. Kays b. Ebi Hazım
der ki: "Hasta olan Habbab'ı ziyarete gittik. Karnından yedi defa
dağlanmıştı."
"İsnadları
sahihtir" demiştir.
Tahric: Ahmed (5/109,
110, 111, 112,6/395), Buhari (5672), Müslim (4/2064: 12), Nesai (1949) ve
Tirmizi (970, "hasen sahih") rivayet etmişlerdir.
24075. Nafi' der ki:
"ibn Ömer yüz felcinden dolayı dağlandı, akrep sokmasına karşı da efsun
yaptı."
24076. Cerir der ki:
"Hz. Ömer, bana yemin ederek, ''Dağlanacaksın'' dedi.''
24077. Katade der ki:
"Enes, yüz felci geçirince dağlandı."
24078. Enes der ki:
"Ebu Talha (rahatsızlığımdan dolayı) beni dağladı. Kendisi de yüz felci
geçirince dağlandı."
24079. Abdurrahman b.
Zurare der ki: Amcam Yahya -ki içimizden onun benzerini görmüş değilim- şöyle
bildirdi: Said b. Zurare boğazından zebih denilen hastalığa yakalandığında,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ebu Umame'nin tedavisi için öyle
bir itina göstereceğim ki bunda kimsenin bir diyeceği kalmayacak!"
buyurdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu kendi eliyle dağladı;
ancak öldü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Yahudilere göre şimdi bu kötü bir ölüm sayılacaktır. Zira:
''Arkadaşım iyileştiremedi!'' diyecekler. Oysa ne onun için ne de kendim için
Yüce Allah'ın takdirine karşı elimden bir şey gelmez.''
Tahric: İbn Mace (3492);
yazarın tarikiyle Taberani (22/739), başka kanallardan da yine Malik
(2/944;13), Taberani (1/896) ve Hakim (4/214, 215) rivayet etmişlerdir.
24080. Şeyban el-lehham
der ki: ''(Hz. Ali'nin oğlu) ibnu'l-Hanefiyye beni başımdan dağladı.''
24081. Ata b. es-Saib
bildiriyor: ''Ebu Abdirrahman'ın yanına girdiğimde kendisine ait bir köleyi
dağlamıştı.''
24082. Mutarrif b.
Şihhır der ki: Ilimran b. Husayn önceleri dağlamadan menederdi; ancak daha
sonra kendisi de dağlandı.''
24083. Ebu Miclez der
ki: Ilimran b. Husayn, önceleri dağlamadan menederdi; ancak daha sonra kendisi
rahatsızlanınca dağlandı. Dağlandıktan sonra da bağırarak: ''Ateşle dağlandım;
ancak ne acım dindi, ne de hastalığım geçti'' demeye başladı.
24084. Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam getirildi.
Rahatsızlığı dolayısıyla kendisine dağlanması tavsiye edilmişti. Bunun üzerine
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem). "Ateşle veya kızgın bir taşla
onu dağlayın" buyurdu.
Tahric: Ahmed (1/406),
değişik kanallardan da Tayalisi (302), yine Ahmed (1/390, 423, 426), Nesai
(7601), Hakim (4/214, 416, hadisi Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahih
bulmuş, Zehebi de muvafakat etmiştir), İbn Hibban (6082), Tahavi, Şerh
Meani'l-Asar (4/320), Beyhaki (9/342), Ebu Ya'la (5073, 5095) ve Taberani
(10/10275) rivayet etmişlerdir.
24085. Cerir der ki:
"Hz. Ömer, bana and vererek, ''Dağlanacaksın'' dedi.''
24086. Hasan b. Sa'd,
babasından bildiriyor: "Hz. Hasan b. Ali'nin Horasan cinsi bir devesi
vardı ve bu devenin hörgücü yan tarafına kaymıştı. Hasan, hörgücün yana kayan
tarafını kesip dağlamamı istedi."
24087. Mücahid der ki:
"ibn Ömer ihramlıyken bir oğlunu dağladı."
Dağlama ile Rukyenin
Keraheti
24088. İbn Abbas der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Kıyamet gününde)
tüm ümmetler bana arzedildi. Çok kalabalık bir ümmet gördüğümde: ''Benim
ümmetim bu mu?'' diye sordum. Bana: ''Bunlar Musa ile ümmeti'' karşılığı verildi.
Sonra bana: ''Ufka bak'' denildi. Baktığımda ufku tamamıyla kaplayan bir
topluluk gördüm. Bana: ''İşte ümmetin bu! Onlardan başka yetmişbin kişi de
hesaba çekilmeden Cennete girecektir'' denildi."
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) böyle dedikten sonra ashaba bu konuda herhangi bir açıklama
yapmadan evine girdi. Ardından oradakiler: "Yüce Allah'a iman eden ve
Resulüne tabi olan bizleriz. O halde bahsettiği o topluluk da biziz veya islam
dini üzere doğan çocuklarımızdır" demeye başladılar. Bu dedikleri
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ulaşınca şöyle buyurdu: "Onlar
efsun yapmayan, uğursuzluğa inanmayan ve dağlanmayan, (bunun yerine) Yüce
Allah'a tevekkül edenlerdir."
Tahric: Müslim
(1/200:375); müellifin isnadının aynısıyla Buhari (3410, 6541), değişik
kanallardan da yine Ahmed (1/271), Müslim (374), Tirmizi (2446) ve Nesai (7604)
rivayet etmişlerdir.
24089. Cabir b. Abdillah
bildiriyor: Bizlerden biri çok ağır bir hastalığa yakalandı.
Doktorlar onun
dağlanması gerektiğini söylediler. Adamın ailesi de onu dağlamak istediler;
ancak içlerinden biri: "Bu konuda Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) danışmadan dağlamayalım!" dedi. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) danıştıklarında ise: "Hayır! Dağlamayın!" karşılığını verdi.
Daha sonraları adam (dağlanmayıp) iyileşti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) onu gördüğü zaman: "Filan oğullarının hastası bu muydu?" diye
sordu. Oradakiler: "Evet!" dediklerinde, Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şayet dağlansaydı insanlar: ''Onu
dağlanma iyileştirdi'' diyeceklerdi."
Tahric:
Metalibu'l-Aliye'ye (2504) bakınız.
24090. Akkar,
babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
nakleder: "Rukye yapan ile dağlanan kişi (Allah'a) tevekkül etmemiş
demektir."
Tahric: Ahmed (4/253),
değişik kanallardan da Ahmed (4/249,251), Humeydı (763), Tirmizi (2055,
"hasen sahih"), Nesai (7605), İbn Mace (3489), İbn Hibban (6087),
Beyhaki (9/341) ve Hakim (4/415, hadisi sahih bulmuş, Zehebi de muvafakat
etmiştir) rivayet etmişlerdir.
24091. İbn Mes’ud
bildiriyor: Bir gece Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında
(tedaviler hakkında) sohbet ettik. Bunun üzerine Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Kıyamet gününde) yetmişbin kişi hesaba
çekilmeden Cennete gireceklerdir. Bunlar dağlanmayan, rukye yapmayan,
uğursuzluğa inanmayan, (bunun yerine) Yüce Allah'a tevekkül edenler
olacaktır.''
Tahric: Abdurrezzak
(19519), Ahmed (1/401, 420, 421, 454), Ebu Ya'la (5318, 5319, 5339,5340),
Taberani (10/9765, 9768, 9769; 18/605), Bezzar (1440,1441), Buhari,
el-EdebÜ'I-MÜfred (911), İbn Hibban (6084, 6089) ve Hakim (4/415, hadisi sahih
bulmuş, Zehebi de muvafakat etmiştir) rivayet etmişlerdir. Ebu Hureyre' den
gelen bir şahidini de Buhari (6542) ile Müslim (1/197:367, 368) ve başkaları
rivayet etmişlerdir.
24092. Ebu Miclez der
ki: "Her kim ateşle dağlanırsa Şeytanla dalaşmış sayılır."
24093. Muhammed b. Amr,
babasından, o da dedesinden bildiriyor: Hz. Ömer döneminde Zatu'I-Cenb (akciğer
zarı iltihabı) hastalığına yakalandım. Beni dağlaması için de Arap bir adam
çağırıldı; ancak adam Ömer'in izni olmadan beni dağlamayı kabul etmedi. Bunun
üzerine babam, Ömer'e gidip durumu anlattı. Ömer de: "Ateşe (dağlanmaya)
yanaşmayın! Zira o(ğlu)nun bir eceli var ve bu eceli ne uzayacak, ne de
kısalacaktır" dedi.
24094. imran b. Ebi
Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"(Yarayı) haşlamayı yasaklıyor, dağlamayı da kerih görüyorum.''
Tahric: İbn Ebi Asım,
el-Ahad ve'l-Mesani (2162) ve Taberani, M. el-Kebir (6/5480), M. el-Evsat
(9083) rivayet etmişlerdir. Aynı anlamda olan bir hadisi de Ahmed (4/156) ve
Taberani (17/932) rivayet etmişlerdir.
Damar Kesmeye Ruhsat
Verenler
24095. Cabir bildiriyor:
"Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (rahatsız olan) Ubey b.
Ka'b'a bir doktor gönderdi. Doktor da ondan bir damar kesip kesilen yeri
dağladı."
Tahric: Müslim
(4/1730:73), müellifin isnadının aynısıyla Ahmed (3/315), Ebu Davud (3860), Ebu
Ya'la (2284, 2288), Tahavi (4/321), başka kanallardan da yine Ahmed
(3/303,304,371), İbn Mace (3493) ve Hakim (4/214) rivayet etmişlerdir.
24096. İbn Sirin'in
bildirdiğine göre imran b. Husayn, (tedavi amacıyla) damarları keserdi."
24097. Ebu Mekın der ki:
İbn Sirin'i yanında bir oğlan çocuğu ile görünce ona:
"Burada ne
yapıyorsun?" diye sordum. Bana: "Yeğenimin filan damarını
kesiyorum" dedi.
24098. Abdulmelik b. Ebı
Süleyman bildiriyor: Mücahid'in: "Benim bir (veya birçok) damarım
kesildi" dediğini işittim.
24099. Sa'd b. ibrahim
bildiriyor: "Urve'nin kangrene maruz kaldığını görmüştüm.
Bu yüzden de ayağı
dizden kesildi."
24100. Amir(-i Şa’bi)
der ki: "Damar kesilip yeri temizlenir.''
Damarların Kesilmesini
Mekruh Görenler
24101. Mübarek der ki:
"Hasan(-ı Basri) yaranın kesilerek açılması ile damarların kesilmesini
kerih gördü."
Cerahat Dolu Yaranın
Kesilmesi Hakkında
24102. Ebu Rafi' der ki:
Hz. Ömer elimin veya ayağımın sargılı olduğunu görünce beni alıp bir doktora
götürdü ve ona: "Yarasını kes; zira irini et ile kemik arasında
bırakılacak olsa onu yer bitirir" dedi. Ravi der ki: "Hasan(-ı Basri)
ise yaranın kesilip açılmasını kerih görürdü."
24103. İbn Avn der ki:
Hasan(-ı Basri), cerahat dolu yaranın kesilip açılmasını kerih görür ve:
"Bunun yerine üzerine ilaç konulsun" derdi.
Bademciklerin Alınması
24104. İbn Avn der ki:
"Muhammed (b. Sirin) bademciklerin alınmasını kerih görürdü. Ancak bunu
kerih görmesinin dını bir sebepten dolayı olduğunu düşünmüyorum."
24105. Abdullah b. Utbe
bildiriyor: Süt annemizin kocası, bademcikleri iltihaplanan oğlunu Abdullah'a
getirdi. Oradakiler çocuğun bademciklerini almak istediler; ancak İbn Mes’ud:
"Almayın! Şayet eceli gelmemişse iyileşir. Yok eğer ölürse de
bademciklerini boşuna almış olursunuz" diyerek karşı çıktı.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
(Tedavi için) Eşek
Sütünün içilmesine Ruhsat Verenler ile Kerih Görenler