m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Resulullah’ın (s.a.v.) Hükümleri

 

Ebu Bekr (bin Ebi Şeybe) Der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Verdiği ve Verilmesini Caiz Gördüğü Hükümlerden Ezberimde Olanlar

 

29650. Hz. Ömer der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çocuğun, yatağında doğduğu kişiye ait olduğuna hükmetti."

 

29651. Cabir der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), taksim edilmemiş olan her ortaklıkta mesken veya bahçe olsun şüfaya hükmetti. Kişinin ortağından izin almadan satış yapması helal değildir. Ortağından izin almalı, ortağı da artık ister alır, isterse de almaz. Ama eğer ondan izin almadan satarsa (bilsin ki) ortağı onu almaya daha fazla hak sahibidir.

 

Tahric: Müslim (3/1229: 134,135) müelliften aynı isnadla rivayet etmiştir.

 

 

 

29652. Hakem, Hz. Ali ile Abdullah (b. Mes’ud)'dan bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), komşuluktan dolayı şüf'a hakkının bulunduğuna hükmetti."

 

29653. İbn Abbas bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), (bir davada) davalının yemin etmesi gerektiğine hükmetti.''

 

29654. Mesruk bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud)'a, bir kadınla evlenmiş; ancak henüz onunla gerdeğe girmeden ve ona belirli bir mehir tayin etmeden ölen kişinin (hanımının) durumu sorulduğunda, Abdullah: "Kadına mehri verilir, ölen kocasına da mirasçı olur. Kadının da iddet beklemesi gerekir" dedi. Ma'kil b. Sinan der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Rev'a binti Vaşik hakkında da aynı hükmü verdiğine şahit oldum."

 

29655. Temim b. Tarafe der ki: iki adam bir deve için Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda davalaştılar. Her biri devenin kendisine olduğuna dair Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki de şahit getirince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) deveyi ikisi arasında bölüştürdü. 

 

29656. Seleme b. Kuheyl bildiriyor: (Kadı) Şureyh'in yanında otururken, bir topluluk geldi. Birine, hayatta olduğu sürece bir arazi hibe edilmiş ve bu konuda ayrılığa düşmüşlerdi. Şureyh: "Arazi hem hayatında, hem de ölümünde o kişiye aittir" dedi. Aleyhinde hüküm verilen kişi Şureyh'e gelip de bu konuda sitemler edince, Şureyh: "Bu adam, hükmünü Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) verdiği bir konuda beni kınıyor" dedi.

 

29657. Misver bildiriyor: Müslümanları (karnındaki) çocuğu düşürülen kadın hakkında Hz. Ömer'e danıştılar. Orada bulunan Muğire b. Şu'be: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konuda diyet olarak bir köle veya cariyeye hükmettiğine şahit oldum" dedi. Ömer ona: "Buna şahitlik edecek birini getirmen lazım!" deyince de bu konuda Muğire'ye Muhammed b. Mesleme şahit oldu.

 

29658. Muğire b. Şu'be der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diyetin katil kadının ailesi tarafından ödenmesine, ceninin diyetinin de bir köle veya cariye olduğuna hükmetti."

 

29659. Hüzeyl b. Şurahbil bildiriyor: Adamın biri Ebu Musa ile Selman b. Rabia'nın yanına geldi ve onlara (ölünün geride bıraktığı) kız, oğlun kızı ve ana-baba bir kız kardeşin mirasını sordu. Onlar da: "Mirasın yarısı kıza, geriye kalan ise kız kardeşe düşer. İbn Mes'ud'a da aynı şeyi sor, bizim dediğimizi diyecektir" dediler. Bunun üzerine adam İbn Mes'ud'un yanına gelip aynı şeyi sordu ve Ebu Musa ile Selman'ın dediklerini de ona aktardı. İbn Mes'ud dedi ki: "Onlar gibi fetva verecek olsam haktan sapmış ve doğru yoldan ayrılmış olurum. Oysa ben Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hükmettiği gibi hüküm veririm. Kıza mirasın yarısı, oğlun kızına üçte ikinin tamamlayıcısı olarak da altıda bir, geriye kalan da kız kardeşindir."

 

Tahric: Ahmed (1/389, 428, 440, 463, 464), Nesai (6328, 6329, 6330), İbn Mace (2721), Buhari (6736, 7642), Ebu Davud (2882), Tirmizi (2093), Darimi (2890) yazarın isnadının benzeriyle rivayet etmişlerdir.

 

 

 

29660. Zeyd b. Halid, Şibl ve Eba Hureyre bildiriyor: Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken adamın biri kalkıp: "Yüce Allah'ın aşkına aramızda Allah'ın Kitab'ıyla hükmetmeni istiyoruz" dedi. Ondan daha anlayışlı olan hasmı da kalkıp:

 

"Aramızda Yüce Allah'ın Kitab'ıyla hükmet, ama bana izin ver de konuşayım'' deyince Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Söyle!" buyurdu. Adam dedi ki: "Oğlum bu adamın yanında işçiydi ve karısıyla zina etti. Bunun için adama yüz koyun ve bir hizmetçi verdim. Ancak ilim erbabından birkaç kişiye de sorduğumda, bundan dolayı oğluma yüz değnek ile bir yıl boyunca sürgün cezası, kadının ise recmedilmesi gerektiğini söylediler." Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Canım kudret elinde olana yemin olsun Id aranızda Yüce Allah'ın Kitab'ıyla hüküm vereceğim! Ödediğin yüz koyun ile hizmetçi sana iade edilecek, oğluna yüz değnek vurulup bir yıl da sürgün edilecek!" buyurdu ve şöyle devam etti: "Ey Uneys! Sen de bu adamın karısına git, eğer zina ettiğini itiraf ederse onu recmet!''

 

29661. İbn Abbas bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yemin ve bir şahide dayanarak hüküm verdi.''

 

29662. Hz. Ali der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), vasiyetten önce borcun ödenmesine hükmetti. " ... Ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra ... " (Nisa Sur. 12) ayetini okuyorsunuz zaten. Yine, babadan bir olan kardeşlerin değil, anne baba bir olan kardeşlerin birbirlerine mirasçı olmalarına hükmetti.

 

29663. Hz. Osman bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), çocuğun, yatağında doğduğu kişiye ait olduğuna hükmetti."

 

29664. Şeybe b. Musavir bildiriyor: Ömer b. Abdilazız bir mektup yazdı. Mektubu bize de okundu ve içinde şöyle yazıyordu: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kemiğe kadar ulaşan yaralamalarda diyetin beş deve olduğuna hükmetti. Bundan daha hafif olan yaralamalarda ise herhangi bir hüküm vermedi''

 

29665. Ebu Malik b. Sa'lebe, babası Sa'lebe b. Ebi Malik'ten bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kurayza oğullarına ait Mehzur vadisindeki suyun ancak topuk hizasına kadar tutulmasına, bunun üstündeki suyun ise tutulmaması ve alt taraftakiler için salınmasına hükmetti."

 

29666. Tavus bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kırılan dişin diyetinin beş deve olduğuna hükmetti."

 

29667. Said (b. el-Müseyyeb) ile Hizam b. Sa'd bildiriyor: Bera'ya ait bir deve birilerinin bahçesine girdi ve bahçedeki ekinlere zarar verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gündüz vakti bahçenin korunmasının bahçe sahiplerine ait olduğuna, gece vakti sürünün verdiği zarardan da sürü sahiplerinin sorumlu olduğuna hükmetti.

 

29668. Ebu Musa el-Eş'arı bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) parmak kesilmesinde, diyet olarak on deve verilmesine hükmetti.''

 

29669. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden bildiriyor: "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kesilen her bir parmağa diyet olarak onar deve verilmesine hükmetti.''

 

29670. Abdulhamıd b. Seleme, babasından, o da dedesinden naklediyor: Babam ile annem (boşanırlarken) kimde kalacağıma dair Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda davalaştılar. Biri kafir, biri de müslümandı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni ikisinden birine gitmem için serbest bırakınca kafir olana doğru yöneldim. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allahım! Onu doğru olana yönelt!" diye dua edince Müslüman olana yöneldim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Müslüman olanda kalmama hükmetti.

 

29671. Ebu Hureyre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ceninin diyetinin bir köle veya bir cariye olduğuna hükmetti. Aleyhinde hüküm verilen kişi: "Henüz yemek yememiş, bir şey içmemiş, sesi çıkmamış ve görünmemiş biri için diyet mi ödeyeceğiz! Oysa böylesiler heder sayılır!" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bu adam şairler gibi laflar ediyor! Ceninin diyeti bir köle veya cariyedir!" karşılığını verdi.

 

29672. Avf bildiriyor: Ömer b. Abdilazız'in mektubu bizlere okundu. içinde şöyle yazıyordu: "Her kim iflas eder de alacaklılarından biri kendi malını onun yanında görürse o malı almaya diğer alacaklılardan daha fazla hak sahibidir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konuda bu hükmü vermiştir.''

 

29673. ikrime der ki: "Hul' yoluyla (bir bedel karşılığında) boşanan kadının iddeti bir hayızlık dönemdir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu hükmü Cemile binti Selul hakkında vermişti.''

 

29674. Ebu Said el-A'sem anlatıyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) köle ile efendisi hakkında (ki bir konuda) iki hüküm verdi: Şayet köle efendisinden önce daru'l-harpten çıkarsa özgür olur. Efendisi sonradan çıktığı zaman köle artık ona iade edilmez. Ancak efendi, köleden önce daru'l-harpten çıkarsa, ardından da köle çıkarsa, köle efendisine iade edilir''

 

29675. İbn Abbas bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lian yapmış karı kocayı ayırdı. Ortada bir talak veya ölüm olmadan ayrıldıkları için de erkeğin, kadına ev veya nafaka vermesi gerekmediğine hükmetti. Yine çocuğun baba adı ile anılmamasına, kadının zinacı, çocuğunun da veledi zina diye çağrılmamasına, kadını veya çocuğunu bu şekilde çağırana da had uygulanacağına hükmetti."

 

29676. Hz. Ali dedi ki: "Her kim malı bulunan bir köleyi satarsa kölenin malı, satıcı bu konuda şart koşmadığı müddetçe, alana aittir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konuda böyle hüküm vermiştir."

 

29677. Damra b. Habıb bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evin içindeki işlerin kızı Hz. Fatıma tarafından, evin dışındaki işlerin de Hz. Ali tarafından yapılmasına hükmetti.''

 

29678. Abdulazız b. Rufey', İbn Ebi Müleyke'den bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arazi, ev, cariye ve binek hayvanı gibi bütün şeylerde şuf'a hakkının olduğuna hükmetti." Ravi der ki: Ata, İbn Ebi Müleyke'ye: "Şuf'a ancak arazi ve ev konusunda olur" deyince, İbn Ebi Müleyke ona: "Beni dinlemiyor musun anasız kalasıca! Ben sana, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu diyorum, sense böyledir diyorsun!" karşılığını verdi.

 

29679. ikrime bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Adiy oğullarının azatlısı tarafından öldürülen Ensar'dan bir adamın diyetinin on iki bin olduğuna hükmetti. " ... ve sırf Allah ve Resulü kendi lütuflarından onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar ... " (Tevbe Sur. 74) ayeti de onlar hakkında nazil olmuştur.

 

29680. Alkame bildiriyor: Adamın biri İbn Mes’ud'a geldi ve: "Bizden biri bir kadınla evlendi. Ancak henüz mehrini tayin etmeden ve kadınla gerdeğe girmeden öldü" dedi. İbn Mes’ud da: "Hz. Peygamber'in vefatından beri bunun kadar çetin bir soruyla karşılaşmadım" karşılığını verdi. İbn Mes’ud bunu bir ay boyunca düşündü ve sonra şöyle dedi: "Buna kendi görüşüme göre cevap vereceğim. Şayet doğru bir cevap olursa bu Allah'tandır. Yok, yanlış bir cevap olursa bu benden ve şeytandan olur. Bana göre, kadına, kendi değerinde olan diğer kadınlara verilen mehir ne ise eksiltmeden ve azaltmadan aynısı verilir. Kadın, kocası ölmüş kadınlar gibi iddet bekler ve mirastan da payına düşeni alır." Bunun üzerine oradakiler: "Şehadet ederiz ki Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizim kabileden olan ve Rev'a binti Vaşık olarak anılan kadın hakkında senin verdiğin hükmün aynısını verdi" dediler. Bundan dolayı İbn Mes’ud'un o günkü gibi sevindiğini hiç görmedim.

 

29681. Cabir b. Abdillah anlatıyor: Bizden biri annesine, hayatta olduğu sürece kullanmak üzere hurmalık bağışlamıştı. Annesi ölünce de: "Bu hurmalıkta diğerlerinden daha fazla hak sahibiyim" dedi; ancak Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu hurmalığın ölenin miras malından sayılmasına hükmetti.

 

29682. Muhammed b. Ebi Hezar bildiriyor: iki adam Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda davalaştılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise birinin aleyhine hükmünü verdi. Ancak aleyhine hüküm verilen kişi bunu kabul etmedi ve kendisinin haklı olduğunu söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ben de bir insanım ve bana sunulan delillere dayanarak hüküm veririm. Onun için her kime hakkı olmadığı halde kardeşindeki bir şeyin onun olduğuna hükmetmişsem sakın onu almasın!" buyurdu.

 

29683. Hz. Aişe der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kölenin ödediği verginin (kazancının), sorumluluğu altında bulunduğu kişiye ait olduğuna hükmetti."

 

29684. Ümmü Seleme, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Bana gelip davalaşıyorsunuz; ama bilin ki ben de bir insanım. Bazılarınız delillerini karşı taraftan daha güzel bir şekilde ortaya koyabilir. Ben de sizden duyduklarıma göre hüküm veriyorum. Her kime bu şekilde kardeşinin hakkından bir şey vermişsem sakın onu almasın! Zira o aldığı ateşten bir parçadır ve kıyamet gününde o ateşle huzura çıkar.''

 

29685. Ebu Musa bildiriyor: "Her biri hayvanın kendisine olduğunu iddia eden, ama bu konuda ikisinin de delilleri olmayan iki adam geldi. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hayvanı(n mülkiyetini) ikisi arasında bölüştürdü."

 

23429. hadiste Ebu Hureyre'den gelen rivayette zikredilmişti.

 

29686. Zühri bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kişinin tenasül uzvunun kökünden veya baş kısmının kesilmesi durumunda tam diyet olan yüz deve verilmesine hükmetti.''

 

29687. Zühri bildiriyor: Ömer b. Abdilazlı beni çağırdı, kasame hakkında bana danıştı ve: "Kasameyi kabul etmemeyi düşünüyorum; çünkü bedevi de gelip bu şekilde (yeminle) şahitlik ediyor, olayda hazır olmayan başka biri de gelip aynı şekilde şahitlik edebiliyor!" dedi. Bunun üzerine ona: "Ey müminlerin emiri! Bunu reddedemezsin; zira Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ondan sonraki halifeler de buna dayanarak hüküm verdiler" karşılığını verdim.

 

29688. Cabir b. Abdillah der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birine hibe edilen arazinin kesin bir şekilde bu kişiye ve ondan sonra da çocuklarına ait olduğuna, hibe eden kişinin bu konuda şart koşma veya istisnalar koyma gibi bir hakkının olmadığına hükmetti.''

 

29689. Ebu Cafer (el-Bakır) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hamza'nın kızının, Cafer'de kalmasına hükmetti ve: "Zira kızın teyzesi, Cafer'in hanımıdır. Teyze de anne gibidir" buyurdu.

 

29690. Mekhul bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kemiğe ulaşan ve üstü olan yaralamalarda diyetin olduğuna hükmetti. Buna göre kemiğe ulaşan yaralamada beş deve, kemikleri yerlerinden oynatan yaralamalarda on beş deve, beyin zarına ulaşan yaralamalar ile kafayı ve karnı delecek şekilde olan yaralamalarda ise diyetin üçte birinin verilmesine hükmetti.''

 

29691. Zühri der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bel için tam diyete hükmetti.''

 

29692. Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr bildiriyor: Zurayk oğullarından bir kardeşimiz bana bir mektup yazıp: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lian sonucu ayrılmış ana babanın çocuğunun hangisinde kalmasına hükmetti?" diye sordu. Ben de ona cevap olarak: "çocuğun annede kalmasına hükmetti. Zira anne, çocuğun hem baba, hem de annesi konumundadır'' diye yazdım.

 

29693. Hz. Ali der ki: Müşrikler Hacer-i Esved'i yerine koymak istedikleri zaman kimin koyacağı konusunda ayrılığa düştüler. Sonuç olarak: "Bu sokaktan ilk çıkan kişi bu konuda aramızda hükmetsin" dediler. O sokaktan ilk çıkan kişi de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oldu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hacer-i Esved'i (yünden) bir kumaş parçasının üzerine konmasına ve tüm kabilelerin onu tutup yerine kaldırmasına hükmetti.

 

29694. İbn Halde el-Ensari bildiriyor: iflas etmiş bir arkadaşımız Ebu Hureyre'nin yanına getirildi. Ebu Hureyre şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böylesi bir durumda olan biri için şöyle hüküm verdi: "Alacaklı kişi, ölen veya iflas eden borçlusunun yanında malını gördüğü zaman o malı almada diğerlerinden daha fazla hak sahibidir. Ancak borçlu, o malın karşılığı olacak bir bedel bırakmışsa alamaz."

 

Tahric: Ebu Davud (3518), İbn Mace (2360), Darakutni (3/29:107), Beyhaki (6/46) ve Hakim (2/50,51, "sahili", Zehebi'nin onayıyla)

 

 

 

29695. Şa’bi der ki "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) komşuluktan dolayı şuf'a hakkının olduğuna hükmetti.''

 

29696. Said b. el-Müseyyeb bildiriyor: "Nadra b. Eksum hamile bir kadınla evlenince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onları ayırdı ve kadına mehrinin verilmesine hükmetti.''

 

29697. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: Hz. Ömer: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mirastan dedenin payına ne verdiğini kim biliyor?" diye sorunca, Ma'kil b. Yesar el-Müzeni: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konuda bize hüküm vermişti" dedi. Ömer: "Ne kadar olduğuna hükmetti?" diye sorunca, Ma'kil: "Altıda bir" dedi. Ömer:  "Yanında (diğer varislerden) kim varsa altıda bir alır?" diye sorunca, Ma'kil: "Bilmiyorum i" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Hay bilmeyesice! O zaman bize ne faydan olacak!" karşılığını verdi.

 

29698. Tavus bildiriyor: "Kuma olan iki kadından biri diğerinevurunca kadın düşük yaptı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diyet olarak bir köle veya cariye veya at verilmesine hükmetti.''

 

29699. Nevfel oğullarının azatlısı Ebu'I-Hasan bildirir: Benle karım iki köleydik.

Karımı iki talakla da boşadım. Daha sonra azat edildiğimizde karımı geri döndürmek istedim ve nasıl geri döndürebileceğimi sormak üzere İbn Abbas'a gittim. İbn Abbas şöyle dedi: "Şayet onu geri döndürürsen, yanında bir talaklık hakkın kalır. Zira ikisi önceden gerçekleşmişti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu şekilde hüküm verdi.''

 

29700. Asım b. Kuleyb, babasından bildiriyor: Hz. Ömer'in çadırının yanına geldim. Hac mevsimiydi ve Ömer çadırının içindeydi. Ona: "Ben Cermı kabilesinden filan oğlu filanım. Kız kardeşimizin bir oğlu filan oğullarının yanında esir alındı. Ona Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu yöndeki hükmünü arzettik, ancak kabul etmedi" dedim. Ömer, çadırın kenarını açıp bana: "Onu tanıyor musun?" diye sordu. Ben: "Evet! işte oradaki" dedim. Bunun üzerine Ömer yanındakilere: "Onu alıp yanına götürün ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konudaki hükmünü icra edin!" dedi. Biz o zamanlar bunun diyetinin dört deve olduğunu konuşuyorduk.

 

29701. Şa’bi bildiriyor: Kadının biri diğer bir kadına vurdu ve onu öldürdü. Ölen kadın da bunun yüzünden çocuğunu düşürdü ve o da öldü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diyeti ödemeyi katil kadının ailesinin üzerine yükledi ve kadının kocası ile oğluna herhangi bir sorumluluk vermedi. Ölen kadının diyetini de kocası ve oğluna verdi, bu diyetten kadının baba tarafından akrabalarına bir şey vermedi.''

 

29702. Mücahid bildiriyor: "iki kadın Hami b. Malik en-Nabiğa hakkında kıskançlığa girince biri diğerine çadır direğiyle vurdu. Vurulan kadın karnındaki çocuğu da düşürdükten sonra öldü. Dava Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) intikal edince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katil kadının ailesinin maktulün diyetini ödemesine, ayrıca düşen cenine karşılık da bir köle veya bir cariye verilmesine hükmetti. Katil kadının babası veya amcası: "Henüz yemek yememiş, bir şey içmemiş, sesi çıkmamış ve görünmemiş biri için mi diyet ödeyelim! Oysa bu gibileri heder sayılır!" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bu adam şairler gibi sözler söylüyor! Evet! Cenin karşılığı ya bir köle ya da bir cariye verilecek!" karşılığını verdi.

 

29703. Cafer, babasından naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir şahit ve bir yemine dayanarak hükmetti." Ebu Cafer şöyle devam etti: "Hz. Ali de aranızda bunlara dayanarak hüküm vermişti."

 

29704. ismail b. Umeyye bildiriyor: "Adamın birini, biri tutup biri öldüren iki kişi hakkında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öldüren kişinin öldürülmesi, tutan kişinin ise hapsedilmesi hükmünü verdi."

 

29705. Abdurrahman b. Hurmuz el-A'rec bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sanığın, düşmanlığı olanın ve delinin şehadetinin geçerli olamayacağına hükmetti."

 

29706. Haneş b. el-Mu'temir anlatıyor: Yemen'de aslan yakalamak için bir çukur kazdım. Aslan da bu çukura düştü. Ancak insanlar (seyretmek için) gelip kuyunun başında itişirlerken biri kuyuya düştü, düşerken de birine tutundu. Tutunduğu kişi de düşerken birine tutundu. Bu şekilde birbirlerine tutunarak kuyuya dört kişi düşüp öldü. insanlar da bu ölümler karşısında ne yapacaklarını şaşırdılar. Bunun üzerine Hz. Ali geldi ve: "isterseniz aranızda bir hüküm vereyim, gidip bunu Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem) soruncaya kadar da aranızda geçerli olsun" dedi ve diyeti ödemeyi kuyuyu açan kişiye yükledi. Kuyuya ilk düşene bir diyetin dörtte birini, ikinci düşene bir diyetin üçte birini, üçüncü olarak düşene bir diyetin yarısını, son olarak düşene de bir tam diyet ödenmesine hükmetti. Hz. Ali'nin verdiği bu hükme de razı oldular. Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip de Hz. Ali'nin verdiği hükmü söylediklerinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu hükmü geçerli saydı.

 

29707. Hz. Ali der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İki kişi yanında davalaştığı zaman diğerinin de söyleyeceklerini dinlemeden ilk yanına gelenin dediğine dayanarak hükmü verme! Bu şekilde nasıl hüküm vermen gerektiğini öğreneceksin!" Ali: "O günden beri hala kadılık yapıyorum" dedi.

 

29708. Ebu'l-Bahterl, Hz. Ali'den bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni Yemen'e insanlara kadı olarak gönderdi. "Ya Resulallah! Kadılık konusunda bir bilgim yok!" dediğimde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eliyle göğsüme vurdu ve: "Allahım! Kalbini doğru yola ilet, dilini de bu yönde yeterli kıl!" diye dua etti. Hz. Ali ekledi: "işte bu mekanıma oturana kadar iki kişi arasında hüküm verirken asla bir tereddüde düşmedim."

 

29709. Ubeyd b. Nadle, Muğire b. Şu'be'den bildiriyor: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konuda diyet olarak bir köle veya cariyeye hükmettiğine şahit oldum" dediğimde Hz. Ali bana: ''Böyle olduğuna dair seninle birlikte şahitlik yapacak birini getireceksin!'' karşılığını verdi." Ubeyd der ki: "Bunun üzerine Muğire'ye, Muhammed b. Mesleme şahitlik etti."

 

29710. Haris b. Amr el-Huzeli, Muaz b. Cebel'in öğrencilerinden olan Humus ahalisinden bir adamdan (o da Muaz'dan) bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı (Yemen'e kadı olarak) göndermek istediği zaman ona: "Ne ile hüküm vereceksin?" diye sordu. Muaz: "Yüce Allah'ın Kitab'ıyla hüküm veririm" cevabını verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Yüce Allah'ın Kitab'ında ona dair bir hüküm bulamazsan?" diye sorunca, Muaz: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünnetine göre hüküm veririm" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Resulullah'ın sünnetinde ona dair bir hüküm bulamazsan?" diye sorduğunda ise Muaz: "Kendi ictihadımla hüküm veririm" cevabını verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Resulullah'ın elçisini Resulullah'la mutabık kılan Yüce Allah'a hamdolsun!" buyurdu.

 

29711. İbn Şeddad'ın ana bir kız kardeşi olan Hamza'nın kızı der ki: "Efendim öldüğünde geriye bir kızı kaldı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) malının yarısını bana, yarısını da kızına vermek suretiyle efendimin malını ikimizin arasında paylaştırdı."

 

29712. İbn Abbas der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) definelerde beşte bir zekat olduğuna hükmetti.''

 

29713. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diyetin baba tarafından akrabalarca ödenmesine ve diyetin de miras malı olabileceğine hükmetti.''

 

29714. Abdulazlı b. Rufey', İbn Ebi Müleyke'den bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arazi, ev, cariye binek hayvanı olmak üzere bütün şeylerde şuf'a hakkının olduğuna hükmetti."

Ravi der ki: Ata, İbn Ebi Müleyke'ye: "Şuf'a, ancak arazi ve ev konusunda olur" deyince, İbn Ebi Müleyke ona: "Beni dinlemiyor musun anasız kalasıca! Ben sana, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, diyorum, sense böyledir diyorsun!" karşılığını verdi.

 

29715. Süleyman b. Yesar anlatıyor: Kasame (bir konuda elli kişinin yemini) haktır ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna dayanarak hüküm vermiştir. Ensar'dan bir grup Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındaydı. içlerinden biri oradan ayrıldı. Grup da daha sonra Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanından çıktıklarında ilk çıkan arkadaşlarını kanlar içinde ölü buldular. Bunun üzerine Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geri döndüler ve Yahudilerden birinin adını vererek: "Yahudiler bizi öldürüyorlar!" dediler. Ancak bu konuda ellerinde delilleri yoktu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Söylediğiniz kişinin arkadaşınızı öldürdüğüne dair sizden başka iki şahit getirin de katili size teslim edeyim" buyurdu. Ancak şahitleri de yoktu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Kasame yapın da size katili teslim edeyim" buyurunca, Ensar: "Görmediğimiz bir konuda yemin etmek istemeyiz" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudilerden elli kişiden, Ensarlı olan kişiyi öldürmediklerine dair yemin almayı teklif etti; ancak Ensar: "Ya Resulallah! Yahudiler yemini önemsemezler. Onlardan öyle bir yemini kabul edecek olsak bizleri tüketirler" dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ölen kişinin diyetini kendi yanından ödedi.

 

29716. Şa’bi bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bazen bir konuda hüküm verir; ancak ardından verdiği hükmün aksi istikametinde bir ayet nazil olurdu da, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) verdiği hükmü iptal etmez ve onu istisnai bir durum olarak sayardı."

 

29717. Necranı bildiriyor: Abdullah b. Ömer'e: "Hurmalarım henüz yetişmeden selem (parayı peşin verip malı daha sonra teslim almak) üzere satış yapayım mı?" diye sorduğumda, İbn Ömer: "Hayır!" dedi. Ona: "Neden?" diye sorduğumda ise şöyle cevap verdi:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) döneminde adamın biri henüz yetişmeden bahçesindeki hurmayı bu şekilde selem yoluyla satmıştı ve o yıl mahsulolmamıştı. Müşteri: "Bahçe mahsul verdiğinde hurmalar benim olur!" dedi; ancak satıcı: "Ben sana hurmayı bu sene için sattım i" karşılığını verdi. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda davalaştıklarında, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) satıcıya:

"Senin hurmalardan bir şeyaldı mı?" diye sordu. Adam: "Hayır!" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O zaman parasını neye dayanarak kendine helal sayıyorsun! Ondan aldığını geri iade et! Olgunlaşma belirtileri görünmeden de (bir daha) veresiye sakın satış yapmayın!" buyurdu.

 

29718. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: Adamın biri, birinin elini ısırdı. Adam elini diğerinin ağzından çekince ısıran kişinin önden iki dişi düştü. Dişleri dökülen adam şikayet için Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gitti. Ancak Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Adam, elini yemen için seni bırakacak değildi!" karşılığını verdi ve bunun için herhangi bir diyete hükmetmedi.

 

29719. Muğire b. Şu'be bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öldürülen kadın hakkında şöyle hüküm verdi: "Kadına oğlu mirasçı olur ve katil kadının yerine diyeti kadının baba tarafından akrabaları öder."

 

29720. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kasıtlı veya hataen velisini öldüren kişinin onun diyetine mirasçı olamayacağı hükmünü verdi."

 

29721. Zühri naklediyor: "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kasame'de, davalının yemin etmesi gerektiğine hükmetti."

 

29722. Said b. el-Müseyyeb der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaptığı şahitliği değiştiren kişi için: "İlk şehadeti geçerli kabul edilir" buyurdu.

 

29723. Ebu Ma'şer bildiriyor: Önce çocuğun kendisinden olduğunu kabul eden, sonra da onu reddeden adam hakkında İbrahim(-i Nehai) şöyle dedi: "Yüce Allah'ın Kitabı üzerine (karısıyla) lian yapar. Sonra da Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hükmüne göre çocuk kendisinde kalır."

 

29724. ikrime, İbn Abbas'tan bildiriyor: Berıre'nin kocası Muğıs adında zenci bir köleydi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Berıre hakkında dört hüküm vermiştir. Eski efendileri onu satarken vela hakkını istediklerinde, vela hakkının bedelini verip onu alana ait olduğuna hükmetti. ikincisi, azat edildikten sonra kocasına dönüp dönmemekte onu muhayyer bıraktı. Üçüncüsü, iddet beklemesini emretti. Son olarak da kendisine sadaka olarak bir şey verilmiş; o da birazını Hz. Aişe'ye vermişti. Hz. Aişe bunu Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söylediğinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bu, Berire için bir sadaka, bizim içinse hediyedir" buyurdu.

 

29725. Ebu Hureyre der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Lehyan oğullarından düşürülerek öldürülen bir kadının cenini için diyet olarak bir köle veya bir cariyeye hükmetti. Diyeti ödemesi gereken katil kadının ölmesi üzerine, mirasının oğlu ve kocasına olacağına ve diyetin de kadının babadan akrabaları tarafından ödenmesine hükmetti."

 

29726. Cabir bildiriyor: Ensar'dan bir adam annesine bir hurma bahçesi vermişti. Kadın öldüğünde çocuk: "Ben bu bahçeyi ona hayatta olduğu sürece onun olsun diye verdim" dedi. Adamın kardeşleri de vardı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bahçe hayattayken de, ölüyken de onundur" buyurdu. Adam: "Bahçeyi ona ben bağışlamıştım" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O zaman bahçeyi hiç alamazsın!'' buyurdu.

 

29727. İbn Ebi Müleyke ve Amr b. Dinar derler ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) firar eden ve Harem bölgesi dışında yakalanan kölenin bir dinar veya on dirhem ödemesi gerektiğine hükmettiğini hala işitiriz."

 

29728. Muhammed (b. Sirin) bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çocuğun İbn Zem'a'ya ait olduğuna hükmedince, Sevde'ye: "Ona karşı örtün" buyurdu ve şöyle devam etti: "Şayet bunu yapmasaydım, isteyen adam başkasına ait olan çocuğun kendisinin olduğunu iddia ederdi.''

 

29729. Said b. Ebi Burde, babasından, o da dedesinden (Ebu Musa'dan) bildiriyor: iki adam bir deve üzerinde hak iddia ettiler ve her biri de devenin kendisine ait olduğuna dair iki tane şahit getirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) deveyi aralarında bölüştürdü.

 

29730. Mısır ahalisinden bir adam, Surrak'tan bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir şahit ve bir yemine dayanarak hüküm verdi.''

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Dualar / Özlü Dualar