m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Dualar

 

Ebu Bekr, Ömer, Ali Ve Bazı Sahabe'nin Yaptığı Dular

 

Ebu Bekr ve Ömer b. el-Hattab'ın Ettikleri Dualar

 

30124. Muttalib b. Abdillah bildiriyor: Hz. Ebu Bekr şöyle dua ederdi: "Allahım!

En hayırlı anımı ömrümün sonu kıL. En hayırlı amelimi son amelim, en hayırlı günlerimi de sana kavuşacağım gün kıl!" Hz. Ömer de şöyle dua ederdi: "Allahım! Beni senin ipine sıkısıkıya tutunanlardan kıL. Kereminden bana da ihsanlarda bulun ve beni emirlerine riayet edenlerden eyle."

 

30125. Cami' b. Şeddad, babasından bildiriyor: (Hilafete geldiğinde) Hz. Ömer'in ilk söylediği şey şuydu: "Allahım! Zayıfım bana güç ver. Katıyım beni yumuşat. Cimriyim beni cömert kıl!"

 

30126. Hassan b. Faid bildiriyor: Hz. Ömer şöyle dua ederdi: "Allahım!

Zenginliğimi gönlümde kıl, arzumu senin katındakilere yönelt. Bana verdiğin rızıkları bereketli kıl ve beni haram kıldığın şeylerden uzak tut!"

mescittir ve 30120. hadiste zikri geçmişti.

 

30127. Rükeyn, babasından nakleder: Hz. Ömer şöyle dua ederdi: "Allahım!

Günahlarımdan dolayı senden bağışlanma dilerim! işimde en doğrusunu yapmam için senden hidayet dilerim! Sana tövbe ediyorum, tövbemi kabul et! Sen ki benim Rabbimsin.''

 

30128. ibrahim et-Tey mı bildiriyor: Hz. Ömer, adamın birini "Allahım! Beni ''az olanlardan'' eyle" diye dua ederken işitti. Adama: "Bu ettiğin dua da ne?" diye sorunca, adam şöyle karşılık verdi: "Yüce Allah'ın ''Kullarımdan şükredenler pek azdır''2 buyurduğunu işittim. Beni işte o az olan sınıftan biri kılması için dua ediyorum." Bunun üzerine Ömer: "Bütün insanlar Ömer'de daha bilginmiş!" dedi.

 

30129. Ebu'l-Aliye bildiriyor: Hz. Ömer'in şöyle dua ettiğini işittim: "Allahım!

Bizlere afiyet ver ve bizi affet."

 

30130. Tu'me b. Abdillah, Horasan ahalisinden Mıkail adında bir ihtiyardan bildiriyor: Hz. Ömer gece namazına kalktığı zaman şöyle dua ederdi: "Allahım! Konumumu ve ihtiyacımı biliyorsun. Beni, katından ihtiyacım giderilmiş olarak, kurtulmuş ve başarmış olarak, duası kabul görmüş ve kendisine icabet edilmiş olarak, bağışlanmış ve merhametine ermiş olarak döndür."

Namazını bitirdiği zaman da şöyle dua ederdi: ''Allahım! Dünyada daim olan, durumu hep kaim olan bir şey görmüyorum. Allahım! Beni, dünyada ilimle konuşan, bilgece susan biri kıl. Allahım! Bana dünyalıkları çoğaltıp da azdırma, az verip de seni unutturma. Zira dünyada az ve yeterli olan, çok olan ve oyalayandan daha hayırlıdır."

 

30131. Süleym b. Hanzala bildiriyor: Hz. Ömer şöyle dua ederdi: "Allahım!

Aldanmış olarak canımı almandan veya beni gaflet içinde bırakmandan veya beni gafillerden biri kılmandan sana sığınırım."

 

 

 

Ali b. Ebi Talib'in Dualarından

 

30132. Abdullah b. Seleme bildiriyor: Hz. Ali şöyle dua ederdi: "Allahım! Rızana uygun ve Kitab'ına dayanmış olarak bizi adalet kelimesi üzerinde sabit kıL. Bizleri hidayete eren ve hidayete rehber olan kullarından eyle. Bizleri sapıklığa düşen ve saptıran kullarından eyleme."

 

30133. Velid b. Ebi'I-Velid, kendisinden aktaran kişiden, o da Hz. Ali'den bildiriyor: Hz. Ali duasında şöyle derdi: "Allahım! Her yeri kuşatan rahmetin adına, her şeye galip gelen kudretin adına, her şeye üstün gelen yüceliğin adına, her şeyi kapsayan kuvvetin adına, kendisine asla karşı konulamayan gücün adına, her şeyi aydınlatan nurun adına, her şeyi kuşatan ilmin adına, her şeyin başlangıcı olan ismin adına, her şeyin yok olup gitmesinden sonra baki kalan yüzün adına! Ey Nur! Ey Kuddus! Ey Nur! Ey Kuddus! Ey Nur! Ey Kuddus! Ey ilk gelenlerin ilki, sonra gelenlerin sonuncusu! Ey Allah! Ey Rahman! Ey Rahım! Benden intikamını gerektiren günahlarımı bağışla. Yerilmeme sebep olan günahlarımı bağışla. Kısmetime engel olan günahlarımı bağışla. Nimetlerimin değişmesine sebep olan günahlarımı bağışla! Gökten belayı celbeden günahlarımı bağışla. Düşmanları üzerime çeken günahlarımı bağışla. Gökteki yağmurun inmesine engelolan günahlarımı bağışla. Yok olmayı hızlandıran, nefislere zulüm olan, duaları geri çevirten günahlarımı bağışla. Kusurlarımı açığa vuran günahlarımı bağışla."

 

30134. Abdullah el-Esedı, bir adamdan bildiriyor: Hz. Ali şöyle dua ederdi: ''Ey yerleri yayan, ey gökleri ayakta tutan, ey dağları yerlere diken! Ey mutlu veya bedbaht olsun tüm kalpleri fıtratları üzerine tekrar düzelten. Ey rahmetini tüm muttakilerin üzerine yayan. En değerli salavatlarını, en bol bereketlerini, şefkat ve merhamet dolu esenlik ve merhametlerini kulun ve Resulün Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine kıl. O ki, ilahi inayetlerin kapısını açan ve son peygamber olarak gönderilerek peygamberliğin kapısını kapatandır. Hakka hakla yardım eden ve görevlendirildiği gibi batılolan her şeyi yok edendir. Rızandan güç alıp buyruklarını gözeterek, bir an bile geri adım atmadan, azminden bir şey kaybetmeden, vaadine sadık kalarak buyruklarını yerine getirmiştir. Kendisinden bir şeyler öğrenmek isteyenlere ilmini göstermiş, onun vasıtasıyla Yüce Allah'ın nimetleri sahiplerine ulaşmıştır. Kalpler kendisiyle hidayet bulmuştur. insanlar fitnelere ve günahlara bulaşmışken, kalpleri onunla, açıkça gönderdiğin işaretlerle, islam'ın ışık saçan buyrukları ve aydınlatan hükümleriyle tekrar hidayete erdirdin. O, senin güvenilen sırdaşın, kıyamet gününde şahidin ve alemlere rahmet olarak gönderdiğin elçindir. Allahım! Katında ona da bir yer aç. Kurtuluşa erdiren sevabından ve arzulanan o büyük ihsanından ona da bahşederek rıza üstüne rıza ver. Allahım! Onu, şefaati geçerli kabul edilen, hakka şahitlik eden, sözü kabul gören, adaleti söyleyen, gerçekleri anlatan, güçlü delil ve kanıtlarla konuşan biri olarak gönderdin. Ona verdiğin sözü tamamına erdir. Allahım! Bizleri işitip de itaat eden, birbirine samimi, şefkatli birer dost ve yoldaş kıl. Allahım! Selamımızı ona bildir ve ondan da selamı bizlere ilet."

 

30135. Ebu Cafer Muhammed el-Basri, Salim adında bir adamdan bildiriyor: Hz.

Ali'nin dualarından biri de şöyleydi: "Allahım! Beni, amelleri makbul, ümitleri kısa, ömrünü uzattığın, ölümden sonra diriltip de güzel rızıklar verdiğin kişilerden eyle. Allahım! Senden bitmeyen bir nimet, ardı gelmeyen bir mutluluk, ebedi Cennetin en yüksek yerinde Peygamberlerin Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ibrahim'le beraber kılmanı diliyorum. Allahım! Kalbimi titreten, gözümden yaşları akıtan, tenimi ürperten, bedenimi uykusuz bırakan ve kalbimde faydasını gördüğüm bir sevgi ver. Allahım! Kalbimi nifaktan, gönlümü nefretten, amellerimi riyadan, gözümü ihanetten, dilimi yalandan temizle. işitmemi ve kalbimi mubarek kıL. Tövbemi kabul et ki, sen tövbeleri kabul eden ve çok merhamet gösterensin. Allahım! Yedi semayı ışığa boğan, karanlıkları aydınlatan, önceki ve sonrakilerin işlerini ıslah eden kerim olan yüzün hürmetine, öfkene maruz kalmaktan, gazabına uğramaktan, senin yolundan çıkıp kendi nefsime uymaktan veya kafirler için, ''Müminlerden daha doğru yoldalar'' demekten sana sığınırım. Allahım! Bana karşı iyilikle, şefkatle, merhametle muamelede bulun ve ihtiyacımı senden isterken beni hoş karşıla. Allahım! Beni bağışla ki sen bağışlayansın. Tövbemi kabul et ki sen tövbeleri kabul edensin. Bana merhamet et ki sen merhametlisin. Beni affet ki sen hilm sahibisin. Allahım! Beni, ibadette zahit ve gayretli biri kıl. Müjdesi acısından, mutluluğu korkusundan önce gelen bir şehadeti bana nasip et. Rabbim! Ölüm anımda bana bir nur, bir neşe, bir rahatlık ve bir huzur ihsan et. Allahım! Kabrimde bana, doğru ve kararlı sözler söylemeyi, huzur veren şeyleri görmeyi ve genişçe bir yerde olmayı bahşet. Allahım! Kıyamet günü için yüzümü aydın kılacak, doğru ve kazançlı sözler söyletecek, içime huzur verecek, beklentilerime uygun bir yere yerleştirecek ameller nasip et. En yüksek makamda, Yüce Dost'un huzurunda saygınlığımı tamamlayacak şekilde bana nazar et. Zira senin ihsanınla tüm iyi şeyler kemale erer. Allahım! Ben zayıf birisiyim. Beni zayıf olarak yarattın ve zayıf biri olarak da geri döneceğim. Sen dilemeseydin bizler asla bir şey dileyemezdik. Doğru yolda olmamı dile!"

 

30136. MansAr b. el-Mu'temir bildiriyor: Rib'ı b. Hiraş'ın Hz. Ali'den şöyle naklettiğini işittim: "Yüce Allah'ın, kuldan söylemesini en çok sevdiği kelimelerden bazıları şunlardır: "Allahım! Senden başka ilah yoktur. Allahım! Senden başkasına kulluk etmem. Allahım! Sana hiçbir şeyi ortak koşmam. Allahım! Ben kendime zulmettim, günahlarımı bağışla. Zira günahları ancak sen bağışlayabilirsin."

 

 

 

Abdullah b. Mes'ud'un Dualarından

 

30137. Esved ve Alkame bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud) dedi ki: "iki ayetvardır ki, kul bir günah işlediğinde bunları okur sonra da Yüce Allah'tan bağışlanma dilerse, mutlaka bağışlanır. Bunlar şu ayetlerdir: "Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah'tan başka bağışlayan kim vardır? Onlar, yaptıklarında bile bile direnmezler."l "Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur."

 

30138. Şakık bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud)'un dualarından biri de şöyleydi:

"Allahım! Aramızı düzelt, bizi islam'ın yollarına yönelt. Bizleri karanlıklardan aydınlığa çıkart ve görünen görünmeyen tüm çirkinlikleri bizden uzaklaştır. işitmemizi, görmemizi, kalplerimizi, eşlerimizi ve neslimizi bereketli kıL. Tövbemizi kabul et ki tövbeleri kabul edip merhamet eden ancak sensin. Bizleri nimetlerine şükredenlerden, nimetlerinden dolayı seni övenlerden, bu nimetleri itiraf edenlerden kıl ve nimetlerini bizlere tamamla.''

 

30139. Ebu Vail bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud) şöyle dua ederdi: "Allahım!

Aramızı düzelt.'' Ravi daha sonra A'meş'ten gelen bir önceki rivayetin aynısını aktarır.

 

30140. Esved b. Yezid bildiriyor: Abdullah (b. Mes'ud): "(Kıyamet gününde) Yüce Allah: ''Her kimin bende bir ahdi varsa kalksın'' buyurur" deyince, oradakiler: "Ey Ebu Abdirrahman! Bize de (bunu) öğret" dediler. Abdullah şöyle karşılık verdi: "Şöyle deyin: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gizli ile aşikar olanı tümüyle bilen Allahım! Dünya hayatımda senden bir ahit alıyorum. Şayet beni kendi kendime bırakırsan beni kötülüğe yaklaştırmış, hayırlardan da uzaklaştırmış olursun. Bense ancak senin merhametine güveniyorum. Bunu, karşılığını bana kıyamet gününde vereceğin bir ahit olarak kabul et. Sen ki sözünden asla caymazsın.''

 

30141. Ebu'l-Ahvas bildiriyor: Abdullah b. Mes'ud, öğrencileri için dua ettiği zaman şöyle derdi: "Allahım! Bizlere hidayet ver ve hidayeti bize kolaylaştır. Allahım! Bizi kolaylıklara yönelt, zorluklardan uzak tut ve bizi idrak sahibi olanlardan eyle. Allahım! Bizlere sevinç ve mutluluk ver. Bizlere (Cennette) ipek işlemeli elbiseleri giydir ve bileziklerle güzelleştir. Ey hak ilah olan Allahım! Bizleri nimetlerine şükredenlerden, nimetlerinden dolayı seni övenlerden, nimetlerini ikrar edenlerden eyle. Tövbelerimizi kabul et, sen ki tövbeleri kabul eden merhamet sahibisin.''

 

30142. Abdullah (b. Mes’ud) dedi ki: "Yüce Allah, kulunun en çok şunları söylemesinden hoşlanır: "Allahım! Bana verdiğin nimetleri ikrar, günahlarımı da itiraf ediyorum. Beni bağışla; zira günahları senden başka kimse bağışlayamaz."

 

30143. Ma'n bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud)'un dualarından biri de şöyleydi:

"Allahım! Dünyanın dertlerine, zamanın felaketlerine ve günlerin getirdiği musibetlere karşı bana yardım et. Yeryüzünde zalimlerin işlediklerinden beni uzak tut. Allahım! Yolculuğumda bana yoldaş, geride kalanlara sen mukayyet ol. Senin man için beni insanlara sevdir ve onların gözünde beni saygın kıL. Kendin beni an, ama beni sana karşı zelil kıL. Mahlukatın kötülüklerine karşı beni uzak tut. Ey Rahman! Beni kimlerin ellerine bırakacaksın? Rabbim sensin. Bana kötü davranan bir yabancıya mı? Yoksa beni tasarrufuna bıraktığın yakın birine mi?"

 

30144. Ebu Ubeyde bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud) dua edeceği zaman şöyle derdi: "Allahım! Bana lutfettiğin ihsanın, bana imtihan vesilesi kıldığın o güzel belaların ve bana verdiğin o nimetlerin adına beni Cennetine sok. Allahım! Rahmetin, mağfiretin ve kereminle beni Cennetine al.''

 

30145. Kasım b. Abdirrahman, Abdullah b. Mes’ud'un şöyle dediğini nakleder:

"Hangi kul şu kelimelerle dua etse Yüce Allah mutlaka onun hayatını kolaylaştırır:

"Ey ihsanlar sahibi! Hiç kimse sana bir ihsanda bulunamaz. Ey Celal ve ikram sahibi! Ey bol nimetler veren! Senden başka ilah yoktur. Sen ki sana sığınanların dayanağı, sana güvenenlerin koruyucusu ve korkanların sığınağısın. Şayet beni, yanındaki Ümmü'l-Kitab'ta bedbahtlardan biri olarak yazdıysan, bedbaht olan ismimi sil ve yerine beni mutlu olanlardan, hayırlara erenlerden yaz. Zira Kitab'ında şöyle buyurmaktasın: ''Allah dilediğini siler, dilediğini bırakır. Ana Kitap O'nun katındadır.'' "

 

30146. Ebu Ubeyde bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud)'a: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sana: "Dile ki dilediğin sana verilecektir!'' buyurduğu gece ne dua etmiştin?" diye sorulduğunda, Abdullah şu karşılığı verdi: "Şöyle dua ettim:

"Allahım! Senden şüphe bırakmayan bir iman, ardı kesilmeyen bir nimet ve ebedi Cennette, en yüksek makamda peygamberin Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni arkadaş kılmanı diliyorum.''

 

30147. Ebu'l-Yakzan Husayn b. Yezid es-Sa'lebl bildiriyor: Abdullah b. Mes’ud namazını bitirdikten sonra şöyle dua ederdi: "Allahım! Rahmetini gerektiren, mağfiretini celbeden vesileleri, her türlü iyilikten faydalanmayı ve bütün kötülüklerden uzak durmayı bana ihsan et. Allahım! Cennete erenlerden olmayı, ateşten kurtulmayı bana nasip et. Allahım! Bende bağışlanmadık günah, gidermediğin sıkıntı ve karşılanmadık biri ihtiyaç bırakma."

 

30148. Ebu'I-Ahvas bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud) şöyle dua ederdi: "Allahım!

Bizlere takva elbisesi giydir. Her dem takvalı olmayı nasip et. Bizleri idrak sahibi olanlardan eyle ve bizden razı olduğun bir anda canımızı aL. Bizleri o güvenli Cennetine sok. Bizleri iyilik yapan, takva sahibi olan, en güzel sözü doğrulayan, nefse uymaktan alıkoyan kimselerden eyle. Bizleri, işlerini kolaylaştırdığın ve zorluklardan uzak tuttuğun kimselerden kıL. Bizleri öğüt alıp da bundan faydalananlardan eyle. Allahım! Çabalarımızı karşılıksız bırakma, günahlarımızı bağışla, bizlere sevinç ve mutluluk ver. Bizlere (Cennette) işlemeli ipek giysilerinden giydir. Bizleri altından, inciden ve ipekten süslerle donat.''

 

 

 

Abdullah b. Ömer'in Dualarından

 

30149. Atiyye bildiriyor: İbn Ömer: "Allahım! Bizleri bağışla. Bizlere merhamet et ve afiyet ver. Hidayete erdir ve rızıklar ihsan et" diye dua edince, kendisine: "Daha fazla dua etseydin" dediler. Bunun üzerine İbn Ömer: "Aşırıya gidip uzatanlardan olmaktan Allah'a sığınırım" karşılığını verdi.

 

30150. Yahya b. Raşid bildiriyor: Haccı ifa edip de farzları yerine getirdikten sonra kendi kendimize: "ibn Ömer'e gidelim de bizlere hadis aktarsın" dedik. Kendisine gittiğimizde yanımıza çıkıp oturdu. O, bizim ona soru sormamız için sustu, biz de, bize hadis aktarsın diye sustuk. Suskunluğumuz uzun sürünce bize şöyle dedi: "Neyiniz var, konuşmuyorsunuz? Neden şöyle demiyorsunuz: ''Yüce Allah'ı tenzih eder, ona hamdederiz. Allah'tan başka ilah yoktur ve o büyükler büyüğüdür. Ona dayanmayan hiçbir güç ve kudret yoktur.'' Bilin ki bir iyiliğe karşılık on katıyla sevap verilir ve bu, yedi yüz kata kadar yükselir. Daha fazlasını yaparsanız da Yüce Allah sizlere daha fazla sevap verir."

 

30151. Nafi' bildiriyor: İbn Ömer şöyle dua ederdi: "Allahım! imanı, bana verdiğin gibi geri benden söküp alma."

 

30152. Said b. Ebi Burde, babasından bildiriyor: İbn Ömer'in şöyle dua ettiğini işittim: "Allahım! Bana verdiğin nimetlere karşı asla suçluların yardımcısı olmayacağım." Namazını kılarken de rüku'da şöyle dua etti: "Kıldığım her namazda, bu namazın sonraki günahlarıma kefaret olmasını diliyorum."

 

30153. Muhammed (b. Sirin), Ebu Musa'dan bildiriyor: Kendisi şöyle dua ederdi:

''Allahım! Dilemem gerektiği kadarıyla senden tüm hayırları diliyorum. Sığınmam gerektiği kadar da tüm kötülüklerden sana sığınıyorum.''

 

30154. Said b. Cübeyr, İbn Abbas'tan bildiriyor: Kendisi şöyle dua ederdi:

"Allahım! Gökleri ve yeri aydınlatan yüzünün nuru aşkına beni gözetiminde, himayende, korumanda ve gölgenin altında kılmanı diliyorum.''

 

 

 

Abdurrahman b. Avf ve Ebu'd-Derda'nın Dualarından

 

30155. Ebu Hiyac el-Esedı bildiriyor: Bir ihtiyarın Kabe'nin ardında: ''Allahım! Nefsimin cimriliğinden beni koru I" diye dua ederken tavaf ettiğini gördüm. Ancak kim olduğunu bilemedim. Tavafını bitirip gidince ben de peşinden gittim ve birilerine kim olduğunu sordum. Bana onun Abdurrahman b. Avf olduğunu söylediler.

 

30156. Sümame b. Hazn bildiriyor: Bir ihtiyarın: "Allahım! Kötülükten başka hiçbir şeyi içinde barındırmayan kötülüklerden sana sığınırım" diye dua ettiğini işittim. "Bu ihtiyar kim?" diye sorduğumda, bana: "Ebu'd-Derda" dediler.

 

30157. Urve b. Amir bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uğur inancı sorulduğunda şöyle buyurdu: "En iyisi bir şeye iyi tarafından bakmaktır. Zira bir şeyi uğursuz saymak, müslümanı yapması gerekenden geri çevirmez. Biriniz hoşlanmadığı ve uğursuz saydığı bir şeyle karşılaştığı zaman: ''Allahım! Güzel şeyleri ancak sen verebilirsin! Kötü şeyleri de ancak sen defedebilirsin. Güç ve kuvvet de ancak Allah'tandır'' desin."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Kişinin Hoşlanmadığı Bir Şey Gördüğünde