m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Rüya

 

Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yaptığı Rüya Yorumları

 

31116. Ebu Hureyre, Resulullah'ın şöyle buyurduğu nu nakleder: "Rüyamda kollarımda iki altın bilezik olduğunu ve onlara üflediğimi gördüm. Bilezikleri iki yalancı (peygamber) olan Müseyleme ile el-Ansı'ye yorumladım."

 

Tahric: İbn Mace (3922) yazardan, Ahmed (l/263, 2/319, 338, 344), Müslim (4/1780, 1781: 21, 22), Buhad (3621, 4374), Tirmizi (2292) ve Nesai (7648)

 

 

 

31117. Hasan(-ı Basri), Resulullah'ın şöyle buyurduğunu nakleder: "Rüyamda kollarımda iki altın bilezik olduğunu gördüm. Ancak bu durum hoşuma gitmedi, onlara üfleyince de yok oldular. Bilezikleri Kisra ve Kayser olarak yorumladım. ''

 

31118. Müslim bildiriyor: Adamın biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve şöyle dedi: "Ya Resulallah! Rüyamda, yerden çıkan bir adam gördüm, Onun da başında elinde demirden çubukla bir adam duruyordu. Yerdeki adam ne zaman başını yerden çıkarmak istese, yukardaki adam elindeki çubukla onun başına vurup tekrar yerin altına geçiriyordu. O da başka bir yerden çıkıyor, ancak öteki yine elindeki çubukla başına vuruyordu." Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"İşte o (yere batan) kişi Ebu Cehil b. Hişam'dır ve kıyamet gününe dek ona böyle yapılır."

 

31119. Abdurrahman b. Ebi Leyla bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Bekr'e: "Rüyamda siyah koyunların peşimden geldiğini onları da alaca renkte koyunların takip ettiğini gördüm" buyurdu. Ebu Bekr: "Bunlar sana tabi olan Araplardır. Peşlerinden de Acemler gelecektir" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Melek de bunu öyle yorumladı" buyurdu.

 

Tahric: Hadisi Hakim (4/395, Zehebi hadis hakkında susmuştur), yakın metinle Ahmed (5/455) ve Abdurrezzak (19924) rivayet etmişlerdir.

 

 

 

31120. Hur b. es-Sayyah bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Ebu Bekr'in bu yorumuna karşılık) şöyle buyurdu: "Seher vakti melek de bunu böyle yorumladı."

 

31121. İbn Abbas bildiriyor: Adamın biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve dedi ki: "Bu gece rüyamda bir bulut gördüm. içinden yağ ve bal akıyordu. insanlar da kimi az kimi çok, o bal ve yağdan alıyorlardı. O esnada gökten yere doğru uzanmış bir ip gördüm. Sen o ipten tutup yukarıya doğru çıktın. Yüce Allah da seni yukarıya doğru yükseltti. Sonra başka bir adam ipe tutunup yukarıya tırmandı. Yüce Allah onu da yükseltti. ikinizin ardından bir adam daha ipe tutunup tırmandı. Yüce Allah onu da yükseltti. Sonra da üçünüzün ardından bir adam gelip ipi tuttu, ancak ip koptu. Ancak daha sonra ip tekrar bağlandı ve adam ipten tırmandı. Yüce Allah onu da yükseltti."

Ebu Bekr: "Ya Resulallah! Bana izin ver de bu rüyayı yorumlayayım" deyince, Resulullah ona izin verdi. Ebu Bekr şöyle yorumladı: "Gördüğü bulut islam dinidir. içinden akan bal ile yağ ise Kur'an'dır. ip ise senin üzerinde olduğun hakikattır. Sen ona tutununca Yüce Allah seni yükseltiyor. Senden sonra senin yolundan giden birisi gelip tırmanınca Yüce Allah onu da yükseltiyor. ikinizin ardından yolunuzdan giden birisi gelip ona tutunuyor ve Yüce Allah onu da yükseltiyor. Üçünüzden sonra, yolunuzdan giden birisi gelip ipe tutununca ip kopuyor. Sonra onun için ip tekrar bağlanıp tırmanıyor, Yüce Allah onu da yükseltiyor." Ebu Bekr daha sonra: "Doğru mu yorumladım?" diye sorunca, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bazı yerlerde doğru, bazı yerlerde de yanlış yorumladın" buyurdu. Ebu Bekr: "Ya Resulallah! Yemin olsun ki yanıldığım yerleri bana söyleyeceksin!" deyince de, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Yemin etme!" buyurdu.

 

Tahric: Ahmed (1/236) müellifin isnadının aynısıyla, Buhari (7000, 7046), Müslim (4/1777:17), Tirmizi (2293), Nesai (7640), İbn Mace (3918), Darimi (2156) ve Ebu Davud (3262, 3263)

 

 

 

31122. Abdurrahman b. Ebi Bekre, babasından bildiriyor: Ziyad'la birlikte bir heyet olarak Muaviye'ye gittik. Bizim gelişimize sevindiği kadar hiç bir heyetin gelişine öyle sevinmedi. Sonra bana: "Ey Ebu Bekre! Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işittiğin şeylerden bize bahsefI dedi. Şöyle dedim: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) görülen güzel rüyaların yorumlarının kendisine sorulmasından hoşlanırdI. Bir defasında Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Rüyamda semadan bir terazinin indiğini gördüm. Benle Ebu Bekr karşılıklı tartıldığımızda Ebu Bekr'den ağır bastım. Ebu Bekr ile Ömer tartıldıklarında ise Ebu Bekr daha ağır bastı. Sonra Ömer ile Osman tartıldılar. Ömer, Osman'dan daha ağır bastı. Sonra da terazi geri göğe çekildi." Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bu nübüvvet ile hilafettir. Sonrasında ise Yüce Allah mülkü (saltanatı) dilediğine verir" buyurdu." Ebu Bekre der ki: "Ancak bunu dememden dolayı Muaviye'nin yanından dövülerek çıkartıldık."

 

31123. Musa b. Ukbe bildiriyor: Salim, Abdullah b. Ömer'den naklen Hz.

Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'deki veba konusunda gördüğü bir rüyayı şöyle aktardı: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rüyamda saçları dağınık siyah bir kadının Medine'den çıkıp Cuhfe'ye (Mehye'a) gittiğini gördüm. Bunu, Medine'deki vebanın Cuhfe'ye taşınacağına yordum."

 

31124. İbn Ömer bildiriyor: Bir sabah Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanımıza çıktı ve şöyle anlattı: "Az önce rüyamda bana anahtarların ve terazilerin verildiğini gördüm. Anahtarlar şu bildiğiniz anahtarlardır. Sonra ben terazinin bir kefesine, ümmetim de bir kefeye konulduk, ben ümmetime ağır bastım. Sonra Ebu Bekr getirilip bir kefeye kondu, ancak o da (ümmetime) ağır bastı. Sonra Ömer getirildi, o da (ümmetime) ağır bastı. Sonra Osman getirildi. O da (ümmetime) ağır bastı. Sonra da anahtar ve teraziler göğe çekildi." Adamın biri: "Peki biz neredeyiz?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Siz kendinizi nereye koyuyorsanız oradasınız" buyurdu.

 

31125. Salim b. Abdillah, babasından bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rüyamda, bir kuyudan ucunda ip bulunan kovayla su çektiğimi gördüm. Sonra Ebu Bekr geldi, zorlanarak bir veya iki kova su çekti. Yüce Allah kendisini bağışlayacaktır. Sonra Ömer b. el-Hattab geldi ve su çekmeye başladı. Ancak elindeki kova kocaman bir kaba dönüştü. İnsanlar arasında onun yaptığı işi yapabilecek bir usta göremedim. Sonunda insanlar suya kandılar ve develerini ağıllarına sürdüler.''

 

31126. Semure b. Cundub bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabına: "İçinizde rüya gören oldu mu?" diye sorar ve Yüce Allah'ın dilediği kadarı ile rüya görenlerin bu rüyalarını yorumlardı. Bir sabah bizlere şöyle buyurdu: "Dün gece bana iki kişi geldi ve: "Bizimle beraber yürü!" dediler. Ben de onlarla beraber yürüdüm. Uzanmış uyuyan bir adamın yanına geldik. Onun da başucunda elinde taş olan bir adam durmuştu. Taşı uyuyan adamın kafasına atıyor, adamın başı yarılıyordu. Taş sağa sola yuvarlanıyordu. Taşı alıp geri geldiğinde uyuyan adamın kafası eskisi gibi iyileşmiş oluyordu. Taşı getiren adam da tekrar uyuyan adamın yanına geliyor ve ilkinde yaptığının aynısını tekrar ediyordu. Yanımdakilere: "Sübhanallah! Bunlar ne yapıyor?" diye sorduğumda, bana: "Devam et! Yürü!" dediler.

Yolumuza devam ettik ve sırtüstü yatmış olan bir adamın yanına geldik.

Yanında elinde kancasıyla başka biri daha vardı. Elinde kanca olan adam yatan adamın yüzünün bir tarafına eğilip ağzından başlayıp yanağını ensesine kadar parçalıyordu. Sonra burnundan başlayıp ensesine kadar etini parçalıyordu. Sonra yüzünün öbür tarafına yöneliyor ve o tarafa da bir öncekinin aynısını yapıyordu. Yüzünün bir tarafını öyle parçalayıncaya kadar öbür taraf iyileşip eski haline geliyordu. Elinde kancası olan adam tekrar yeni baştan ilk yaptığı gibi parçalamaya başlıyordu. Yanımdakilere: "Sübhanallah! Bunlar ne yapıyor?" diye sorduğumda, bana: "Yürü! Yürü!" dediler.

Yolumuza devam ettik ve tandır gibi bir yere geldik." -Ravi der ki: "Sanırım Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Tandırın içinden bağrışma sesleri duyduk" buyurdu ve şöyle devam etti- "Tandırın içine baktığımızda çıplak erkek ve kadınların olduğunu gördük. Altlarından alevler geliyordu. Her alev geldiğinde de bağrışıyorlardı. Yanımdakilere: ''Bunlar kim?" diye sordum, bana: "Yürü! Yürü!" dediler.

Yola devam edip bir ırmağın kenarına geldik." -Ravi der ki: Sanırım Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Kan gibi kırmızı bir ırmak" dedi.- "Irmakta yüzen bir adam gördük. ırmağın kenarında da yanında taş yığını olan bir adam vardı. Irmaktaki adam yüzüp yüzüp onun yanına geliyor ve ağzını açıyordu. Kenardaki adam da yüzen adamın ağzına bir taş koyup yutturuyor. Sonra adam tekrar yüzmeye devam ediyordu. Yine yüzdükten sonra kenara gelip ağzını açıyor. Kenardaki adam da onun ağzına taş koyuyordu. Yanımdakilere: "Bunlar ne yapıyor?" diye sordum. Bana yine: ''Yürü! Yürü!" dediler.

Yola devam ettik ve hiç böylesini göremeyeceğin kadar çirkin bir adamla karşılaştık. Yanında bir ateş vardı. Hem ateşi körüklüyor, hem de etrafında dönüyordu. Yanımdakilere: ''Bu ne yapıyor?" diye sordum; ancak yine: "Yürü! Yürü!" dediler.

Yola devam ettik. Bol bitkili bir bahçeye vardık. Bahçede baharın her renginden bir renk mevcuttu. Bahçenin önünde de uzun boylu bir adam vardı. O kadar uzundu ki göğe kadar uzanan başını çok zor göre biliyordum. Adamın etrafında da daha önce hiç bu kadarını ve güzelini görmediğim kalabalıkta çocuklar vardı. Yanımdakilere: "Bu adamla bu çocuklar kim?" diye sordum. Bana: "Yürü! Yürü!" dediler.

Yola devam edip, daha önce bu kadar büyüğünü ve güzelini göremediğim bir bahçeye vardık. Yanımdakiler bana: "Bahçenin içinde ilerIe!'' dediler. Bahçenin içinde ilerlediğimizde altından ve gümüşten tuğlalarla inşa edilmiş bir şehre vardık. Şehrin kapısına gelip kapıyı açmalarını istedik. Kapı açıldı ve içeriye girdik. Bizi orada öyle adamlar karşıladı ki, vücudarının yarısı görebileceğin en güzel bir yapıda iken diğer yarısı da görebileceğin en çirkin bir yapıdaydı. Yanımdakiler, o adamlara: "Gidin ve oradaki ırmağa girip yıkanın!" dediler. Irmağa baktığımda çok geniş ve süt kadar beyaz olduğunu gördüm. Adamlar gidip ırmağa daldılar, sonra da yanımıza geldiler. Yıkandıktan sonra bedenlerindeki o çirkin görünüşleri de gitmiş en güzel bir surete bürünmüşlerdi.

Yanımdakiler bana: "İşte burası Adn cennetidir, evin de işte oradakidir" dediler. Yukarılara doğru baktığımda beyaz bir bulutu andıran bir köşk gördüm. Yanımdakiler bana: "İşte evin orası!" dediler. Onlara: "Yüce Allah sizlere bereketler ihsan etsin! Bana izin verin de içine gireyim" dedim, fakat: "Şimdi değil, ancak ileride oraya gireceksin!" karşılığını verdiler.

 

Onlara: "Gece boyu pek şaşırtıcı şeylerle karşılaştım. O gördüklerim neydi?" diye sorduğumda şöyle karşılık verdiler: "Sana onları anlatalım: İlk gördüğün ve başı taşla yarılan adam Kuran'ı alıyor, ancak kılması gereken farz namazını kılmayıp uyuyordu. Yanakları, burnu ve gözleri ensesine kadar yarılan adama gelince, o adam sabahtan öyle bir yalan ortaya atıyordu ki bu yalanı dört bir tarafa yayılıyordu. Tandır gibi bir yerde bulunan çıplak erkek ve kadınlar ise, zina eden erkek ve kadınlardı. Irmakta yüzen ve ikide bir ağzına taş konulan adam da faiz yiyen kişidir. Ateşin yanında bulunan çirkin adam ise Cehennem bekçilerinden olan Malik'ti. Bahçenin önünde bulunan uzun boylu adam ise İbrahim peygamberdi. Etrafında olan çocuklar da fıtrat üzerine (baliğ olamadan) ölen çocuklardı."

 

Bazı Müslümanlar: ''Ya Resulallah! Peki ya müşriklerin çocukları da içlerinde mi?'' diye sorduklarında, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Onlar da içlerinde" buyurdu ve şöyle devam etti: "Yarısı görebileceğin en güzel bir şekilde, diğer yarısı da görebileceğin en çirkin şekilde olan adamlar ise hem kötü, hem de iyi amellerde bulunan ancak Yüce Allah'ın sonradan affettiği bir topluluktu."

 

Tahric: Ahmed (5/8-9, 14-15), Buhari (1386, 7047, diğer bölümlerini de 845), Nesai (7658, 11226), İbn Huzeyme (942), İbn Hibban (655), Müslim (4/1781:23) ve Tirmizi (2294)

 

 

 

31127. Hareşe b. el-Hur bildiriyor: Medine'ye gelip, Mescid'de Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından yaşlı olan bir grubun yanına oturdum. O esnada asasına dayanmış bir ihtiyar geldi. Oradakiler: "Cennet ahalisinden olan bir adamı seyretmek isteyen bu ihtiyara baksın!" dediler. Gelen ihtiyar bir sütunun ardına geçip iki rekat namaz kıldı. Sonra kalkıp yanına gittim ve ona: "(Sen geldiğinde hakkında) bazıları şöyle şöyle dediler" dedim. Şöyle karşılık verdi: "Cennet Yüce Allah'ındır ve oraya dilediğini sokar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında bir rüya görmüştüm. Rüyamda adamın biri yanıma geldi ve: "Yürü!" dedi. Onunla beraber gittim. Beni büyük bir yola düşürdü. Sonra sol tarafımda bir yol gözüktü. O yoldan gitmek istediğimde bana: "Sen bu yolun yolcularından değilsin!" dendi. Daha sonra sağ tarafımda bir yol belirdi. O yolu tuttum ve nihayet kaygan bir dağa vardım. Yanımdaki adam elimden tutup yukarıya doğru götürdü ve kendimi dağın zirvesinde buldum. Ancak orada ne durabiliyor, ne de bir şeye tutunabiliyordum. O esnada ucunda altından bir halka bulunan demirden bir direk gördüm. Elimden tutup yukarıya doğru itince tepesindeki halkaya tutundum. Bana:

"Tutundun mu?" diye sorunca, ben: "Evet!" dedim. Sonra direğe ayağıyla vurunca ben halkaya asılı kaldım. Bu rüyamı Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) anlatınca şöyle buyurdu: "Hayırlı bir rüya gördün. Girdiğin o büyük yol mahşerdi. Sol tarafında beliren yol ise Cehennemliklerin yoluydu ki sen Cehennemliklerden biri değilsin. Sağ tarafında beliren yol ise Cennetliklerin yoluydu. Kaygan dağ da şehitlerin makamıdır. Tutunduğun halka ise İslam'ın halkası idi. O halkayı ölünceye kadar da bırakma." işte ben de Cennet ahalisinden olmayı umuyorum."

Daha sonra bu zatın Abdullah b. Selam olduğunu öğrendim.

 

31128. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Rüyamda kendimi Ukbe b. Rafi'nin evinde gördüm. Orada bize İbn Tab'ın hurmalarından hurma getirildi. Ben bunu dünyadayken yükselmeye, ahirette de iyi bir akıbete, dinimizin de kemale erdiğine yordum.''

 

31129. Cabir, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Rüyamda çok sağlam bir zırhın içinde olduğumu ve boğazlanmış bir inek gördüm. Zırhı Medine'ye, ineği ise (savaşan) erlere yordum."

 

31130. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

"Rüyamda bir koçun ardına bindiğimi ve kılıcımın köreldiğini gördüm. Bunu da (müşriklerden) birliğin komutanını öldüreceğime yordum." Ravi Affan der ki:

"Bunun ardında (söylenmiş) bir şey daha vardı ancak ne olduğunu bilmiyorum."

 

31131. Semure b. Cundub bildiriyor: Adamın biri Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Rüyamda gökten bir kovanın aşağıya sarkıtıldığını gördüm. Ebu Bekr gelip kovayı ağzına dayadı ve içti. Ancak onda bir zayıflık vardı. Sonra Ömer geldi, ağzını kovaya dayadı ve kanana kadar içti. Sonra Osman geldi ağzını kovaya dayadı ve O da kanana kadar içti.''

 

31132. İbn Ömer bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Rüyamda suyun tırnağımın" veya: "Tırnaklanmın altından aktığını gördüm" buyurdu. Ashab: "Bunu neye yordun?" diye sorduklarında, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İlme" karşılığını verdi.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Hoşlanmadığı Bir Rüya Gören Kişinin istiaze Etmesi Gerektiğini Söyleyenler