|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Siyer |
Vali, Herhangi Bir
Yeri Ikta Olarak Verebilir mi?
33695. Hişam b. Urve,
babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beni Nadır'e
ait içinde hurma ve ağaç olan bir tarlayı ıkta olarak (birine) verdi. Hz. Ebu
Bekr ve Hz. Ömer de aynı şeyi yaptı.
33696. Hişam b. Urve,
babasından naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beni
Nadir'e ait içinde hurma ağaçları olan bir tarlayı ıkta olarak Zübeyr'e verdi.
Hz. Ebu Bekr de Curf denilen yeri ıkta olarak Zübeyr'e verdi. Hz. Ömer de Akık
denilen yerin hepsini ıkta olarak ona verdi.
33697. Urve der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zübeyr'e içinde hurma olan bir
tarlayı ikta olarak verdi.''
33698. İbrahim b.
el-Muhacir der ki: Musa b. Talha'ya sorduğumda, Hz.
Osman'ın Habbab'a bir
tarlayı, Abdullah'a bir tarlayı, Sa'd'a bir tarlayı ve Suheyb'e bir tarlayı
ikta olarak verdiğini söyledi.
33699. Musa b. Talha
naklediyor: "Hz. Osman, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ashabından beş kişiye ıkta olarak arazi verdi: İbn Mes’ud, Sa'd, Zübeyr, Habbab
ve Usame b. Zeyd."
33700. Cafer(-i Sadık),
babasından bildiriyor: "Hz. Ömer, Hz. Ali'ye YenbO denilen yeri ve onunla
birlikte başka bir yeri ıkta olarak verdi."
33701. Muhammed b.
Ubeydillah es-Sekafı bildiriyor: Basra'da ıssız bir araziyi işleyen ve Sakıf
kabilesinden ismi Nafi Ebu Abdillah olan biri Hz. Ömer'e giderek şöyle dedi:
"Ey müminlerin emiri! Basra'da arazimizin karşısında haraç arazisinden
olmayan ve Müslümanlardan kimseye bir zararı dokunmayan bir arazi var. Şayet
uygun görürsen atlarıma ot elde etmek için orayı bana ıkta olarak ver."
Bunun üzerine Hz. Ömer, Ebu Musa'ya şöyle bir yazı yazdı: "Şayet o arazi
adamın dediği gibiyse ıkta olarak ona ver."
33702. İbn Avn, Beni
Zureyk'ten bir adamın kendisine şöyle anlattığını nakleder: Hz. Ebu Bekr,
Talha'ya bir tarlayı ıkta olarak verdi ve bu konuda kendisine bir mektup
yazarak aralarında Hz. Ömer'in de bulunduğu kişileri şahit tuttu. Talha mektubu
alıp Hz. Ömer'e giderek: "Buna mühür vur" dedi. Hz. Ömer:
"Ben buna mühür
vurmam. Bu halktan ayrı olarak sadece sana mı verildi?" dedi. Talha oradan
kızgın bir şekilde ayrılıp Hz. Ebu Bekr'e giderek: "Vallahi sen mi
halifesin, yoksa Ömer mi bilmiyorum?" deyince, Hz. Ebu Bekr: "Hayır
halife Ömer'dir, ama o bunu kabul etmedi" karşılığını verdi.
33703. Hasan b. Salih,
Cafer'den bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ali'ye
Fakırin denilen mıntıkayı, Kays kuyusunu ve Şecere denilen araziyi ıkta olarak
verdi."
33704. Ebyad b. Hammal
bildiriyor: Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Me'rib'te bulunan tuz
madenini bana ıkta olarak vermesini istedim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) önce burayı bana vermek istedi, ancak adamın biri Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu ardı kesilmeyen su gibidir"
deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bundan vazgeçti.
33705. Amir(-i Şa'bi)
bildiriyor: Ne Hz. Ebu Bekr, ne Hz. Ömer, ne de Hz. Ali ıkta olarak kimseye
arazi vermediler. Ikta olarak veren ilk kişi Hz. Osman'dır. Hz. Osman'ın
hilafeti zamanında (devlete ait bazı) araziler de satılmıştır.
33706. Abıde
(es-Selmanl) der ki: "Hz. Ebu Bekr, Akra' b. Habis ve Uyeyne b.
Husayn'a bir tarlayı
ıkta olarak verdi ve bu konuda onlara bir yazı yazdı."
*
Bir Araziyi Başka
Yerlere Tercih Etmek ve Bunu Yapanlar
33707. Abdulmelik b. Ebi
Harra, babasından naklediyor: Ömer b. el-Hattab Sevad (Irak) arazilerinden on
yeri diğer yerlere tercih etti. Bu arazılerden yedi tanesini aklımda tuttum,
ama üçünü unuttum: Acam, Mağıdu'l-Ma, Kisra'nın arazisi, Kisra'nın ailesinin
arazisi, Deyru'l-Berıd, savaşta öldürülenlerin arazisi ve kaçanların arazisi.
Haccac divanı (kayıt defterini) yakana kadar bu böyle devam etti. Haccac divanı
yakınca her topluluk kendi arazisini aldı.
*
Müşrikler Müslümanları
Yapmamaları Gereken Bir Şeye Zorladıklarında Onların isteği Yerine Getirilir
mi?
33708, Hasan bildiriyor:
Müseylime'nin gözcüleri Müslümanlardan iki kişiyi yakalayıp Müseylime'ye
götürdüler, Müseylime onlardan birine: ''Muhammed'in, Allah'ın Resulü olduğuna
şahitlik eder misin?'' diye sorunca, adam: "Evet'' cevabını verdi.
Müseylime bir daha: ''Muhammed'in, Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik eder
misin?'' diye sordu. Adam yine: ''Evet" deyince Müseylime: ''Benim,
Allah'ın Resulü olduğuma şahitlik eder misin?'' diye sordu. Adam eliyle
kulağını işaret ederek:
''Ben sağırım"
dedi. Müseylime: liSana ne oluyor? Benim, ''Allah'ın Resulü olduğunma şahitlik
eder misin?'' diye sorunca, ''Ben sağırım'' diyorsun" deyip öldürülmesini
emretti ve diğer adama: ''Muhammed'in, Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik eder
misin?" diye sordu. Adam: ''Evet" deyince Müseylime: "Benim,
Allah'ın Resulü olduğuma şahitlik eder misin?" diye sordu. Adam:
"Evet" deyince Müseylime onu serbest bıraktı.
Adam Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gelerek: "Ya Resulallah! Ben helak
oldum" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Neyin
var?" diye sorunca kendisinin ve arkadaşının başından geçenleri anlattı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Arkadaşın imanıyla vefat etti.
Sen ise sana verilen ruhsat! kullandın" buyurdu.
33709. Tarık b. Şihab,
Selman'ın şöyle dediğini nakleder: "Bir adam bir sinek sebebiyle Cennete
girdi. Başka bir adam da yine bir sinek sebebiyle Cehenneme girdi: iki adam
kendilerine ait puta ibadet eden bir topluluğa uğradılar. Onlara: "Bu gün
yanımıza kim uğradıysa (putumuza) bir kurban takdim etti" deyip birine:
"Bir kurban takdim et" dediler. Adam kabul etmeyince öldürüldü. Diğer
adama: "Bir kurban takdim et" dediklerinde adam: "Yanımda takdim
edecek bir şey yoktur"" karşılığını verdi. Onlar: "Bir sinek
bile olsa takdim et" dediler. Adam kendi kendine:
"Bir sinekten ne
olur ki!" diyerek putlarına bir sinek takdim etti ve bu sebeple Cehenneme
girdi." Selman dedi ki: "Bu (ilk adam) bir sinek sebebiyle (takdim
etmeyi reddettiği için) Cennete, diğeri de bir sinek sebebiyle Cehenneme
girdi."
33710. Ata (b. Ebi
Rebah), düşman tarafından yakalanıp, içki içmek ve domuz eti yemek için
zorlanan bir adam hakkında: "Eğer domuz etini yiyip içki içerse bu kişi
ruhsatı kullanmış olur, eğer öldürülürse hayırlar elde etmiş olur" dedi.
33711. Mekhul der ki:
"içki içme konusunda ruhsat yoktur, çünkü susuzluğu gidermez."
33712. Ebu Cafer der ki:
"Takiyye ancak zor duruma düşenin ölü eti yemesindeki şartlarda (hayati
tehlike söz konusu olduğunda) caiz olur."
33713. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Takiyye, mümin için kıyamet gününe kadar caizdir. Ancak birisini
öldürme konusunda olursa bu caiz değildir."
33714. İbn Abbas der ki:
"Takiyye ancak dille yapılır. Elle yapılmaz."
33715. Ebu'l-Aliye:
" ... ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır" (AI-i imran Sur.
28) ayetinden kasıt amelle değil, dille takiyye yapmaktır" dedi.
33716. ibnu'I-Hanefiyye
der ki: "Takiyyesi olmayanın imanı da yoktur."
33717. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Sultanın önünde konuştuğum zaman benden bir veya iki
kırbacı savacak hiçbir söz yoktur ki, onu söylememiş olmayayım,"
33718. Ebu Cafer
(el-Bakır) der ki: "Takiyye yer ile gök arasından daha geniştir."
33719. Hasan(-ı Basri)
der ki: ''Takiyye ruhsattır. Fazilet, Allah'ın emrini yerine getirmektir."
33720. Huzeyfe der ki:
''Ben, hepsinin gitmesinden korktuğum için dinimin bir kısmını diğer kısmıyla
satın alıyorum.''
33721. Nezzal b. Sebre
bildiriyor: İbn Mes’ud ve Huzeyfe, Hz. Osman'ın yanına girdiler. Hz. Osman,
Huzeyfe'ye: "Senin şöyle şöyle dediğini duydum" deyince Huzeyfe:
''Hayır Vallahi söylemedim" dedi. Hz. Osman'ın yanından çıkınca İbn
Mes’ud: liSana sorduğunda, benim senden duyduğum şeyi ikrar etmedin"
deyince, Huzeyfe: ''Ben, hepsinin gitmesinden korktuğum için dinimin bir
kısmını diğer kısmıyla satın alıyorum" dedi.
*
Bekarm Savaşa Gönderilip
Evli Olanın Bırakılması Hakkında Söylenenler
33722. Ebu Miclez der
ki: ''Hz. Ömer savaşa bekarları gönderir, mukimin atını alıp yolculuğa çıkana
verirdi.''
*
Savaş için Kullanılan
Hayvanları işaretlemek Hakkında
337230 Muhammed b.
Ubeydillah es-Sekafı bildiriyor: Hz. Ömer'in, Allah yolunda kullanılmak üzere
Küfe'de bulunan ahırlarda, bacaklarından işaretlenmiş dört bin atı vardı.
Kişiye maaşı verileceği veya ihtiyaç duyduğu zaman ona atı verir, sonra şöyle
derdi: "Eğer bunu koşturup yorarsan veya yemini az verip ihmal edersen bil
ki bunu telafi etmek senin üzerine düşer. Eğer savaşır da at veya sen isabet
alırsan herhangi bir sorumluluğun yoktur."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Onlarla Savaşmadan
Önce Müşrikleri islam'a Davet Etmek