m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Siyer

 

Eman Nedir? Nasıl Olur?

 

34082. Atiyye bildiriyor: Hz. Ömer, Küfe ahalisine şöyle bir mektup yazdı: "Bana bahsedildiğine göre Farsça'da "Metteres'', güvence anlamına gelmektedir. Şayet dilinizi bilmeyen birine bu kelimeyi söylerseniz o kişiye eman verilmiş olur.''

 

2/1146: 19) müelliften rivayet etmiştir. Başka kanallardan da Ahmed (2/398) tam metniyle, kısa bir şekilde de Ebu Davud (5073) ve yine Müslim (470) rivayet etmişlerdir.

 

34083. Ebu Ferkad anlatıyor: Ehvaz çarşısını fethettiğimiz gün Ebu Musa elEş'ari'nin komutasında idik. Müşriklerden birisi kaçmaya başlayınca iki Müslüman peşinde koşmaya başladı. Üçü de bu şekilde koşarlarken Müslümanlardan biri ona:

"Metteres!" diye seslendi. Bunun üzerine kaçan müşrik durdu. Müslümanlar onu alıp, esirlerin boyunlarını vuran Ebu Musa'nın yanına getirdiler. Boyun vurulma sırası adama gelince, o iki müslümandan biri: "Bu adama eman verilmişti" dedi. Ebu Musa: "Buna nasıl bir eman verildi ki?" diye sorunca, aynı kişi şöyle dedi:

"Arazide koşup kaçarken ona: ''Metteres!" diye seslendim ve durdu." Ebu Musa:

"Metteres de ne?" diye sorunca, bunu diyen Müslüman: "Korkma, anlamındadır" karşılığını verdi. Ebu Musa: "Bu eman sayılır, onu serbest bırakın" deyince de adamı serbest bıraktık.

 

34084. Enes anlatıyor: Tuster'i kuşattığımızda Hürmüzan, Hz. Ömer'in vereceği hükme razı olarak teslim oldu. Ebu Musa onu benimle beraber Ömer'e gönderdi. Ömer'in yanına geldiğimizde Hürmüzan sustu ve hiç konuşmadı. Ömer ona:

"Konuş!" deyince, Hürmüzan: "Diri kelamıyla mı, ölü kelamıyla mı konuşayım" dedi. Ömer de: "istediğin gibi konuş, sana bir şey yapmayacağım" karşılığını verdi. Bunun üzerine Hürmüzan şöyle dedi: "Allah bizleri ve siz Arapları kendi halimize hiç bırakmadı. Biz sizleri öldürür ve karşı koyardık. Ancak ne zaman Allah sizlerle beraber oldu, artık size gücümüz yetmez oldu."

Ömer, bana: "Ey Enes! Sen ne dersin?" diye sorunca: "Ey müminlerin emiri!

Gelirken geride büyük bir güç ve kalabalık bir topluluk bıraktım. Şayet sen bunu öldürürsen bundan geriye kalanlar hayattan ümitlerini kesecek ve ölümüne bir karşılık koyacaklardır. Ancak hayatta bırakırsan geride kalanları da buna tamah ederler'' dedim. Fakat Ömer bana: "Ey Enes! Bera b. Malik ile Meczee'nin katilini mi hayatta bırakayım?" dedi. Onu öldüreceğini anladığım zaman da: "Onu öldüremezsin!'' dedim. Bana: "Neden? Sana bir şeyler mi verdi? Ondan bir şeyler mi aldın?'' diye sordu. Ben de şu karşılığı verdim: "Hayır! Bu olmadı, ama sen ona: ''istediğin gibi konuş, sana bir şey yapmayacağım'' dedin." Bunun üzerine Ömer bana: "Ya bunun böyle (eman anlamında) olduğuna şahit getirirsin ya da cezaya senden başlarım!" dedi. Yanından çıktığımda Zübeyr b. el-Avvam'la karşılaştım ki o da benim bildiğimi biliyordu. Zübeyr, Ömer'in yanında buna şahitlik edince de Hürmüzan'ı serbest bıraktı. Daha sonra Hürmüzan Müslüman oldu ve ona da maaş bağlandı.

 

34085. Ebu Vail naklediyor: Bizler Hanikin'de seferdeyken Hz. Ömer'den şöyle bir mektup geldi: "Kişi diğerine: ''La tehdel (korkma)'' dediği zaman o kişiye eman verilmiş demektir. Yine: ''Korkma!'' dediği zaman eman vermiş demektir. Yine: ''Metteres'' dediği zaman da ona eman verilmiş demektir. Zira Yüce Allah bütün dilleri bilmektedir.''

 

34086. Hz. Ömer der ki: "Müslümanlardan biri düşmana işaret ederek: ''Şayet bulunduğun yerden inersen seni öldüreceğim'' derse ve düşman bunu eman olarak anlayıp inerse, emanda olur."

 

34087. Talha b. Ubeydillah b. Kerız bildiriyor: Hz. Ömer ordu komutanlarına şöyle bir ferman yazdı: ''Müslümanlardan biri düşmana işaret ederek: ''Şayet bulunduğun yerden inersen seni öldüreceğim'' derse ve düşman bunu eman olarak anlayıp inerse, emanda olur."

 

 

*

Eman Verirken Allah Adına Güvence Verilmesini Kerih Görenler

 

34088. Süleyman b. Bureyde, babasından naklediyor: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir orduya komutan atadığı veya bir müfreze gönderdiği zaman onlara şöyle tavsiyede bulunurdu: "Bir kale ahalisini kuşatma altına aldığınız zaman şayet sizden Allah ile Resulünün adına güvence isterlerse onlara ne Yüce Allah'ın, ne de Resulünün adına güvence vermeyin. Ancak kendi adınız ile babalarınızın adına güvence verebilirsiniz. Zira kendiniz ile babalarınızın adına verdiğiniz güvenceyi ihlal etmeniz, Allah ve Resulü adına verdiğiniz güvenceyi ihlal etmenizden daha ehvendir."

Süfyan, Alkame'den nakleder: Süleyman b. Bureyde'nin bu hadisini Mukatil b.

Hayyan'a zikrettiğimde bana şöyle dedi: ''Müslim b. Heysam el-Abdı, Nu'man b. Mukarrin el-Müzeni vasıtasıyla Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aynısını bize nakletti.''

 

34089. Ebu Vail anlatıyor: Bizler Hanikin'de seferdeyken Hz. Ömer'den şöyle bir mektup geldi: "Bir kaleyi kuşatıp da kaledekiler Yüce Allah'ın hükmü üzere inip teslim olmak isterlerse bunu kabul etmeyin. Zira Yüce Allah'ın hükmü konusunda isabet edip edemeyeceğinizi bilemezsiniz. Ancak kendi hükmünüz doğrultusunda onların teslim olmalarını kabul edebilirsiniz. Ondan sonra onlar hakkında dilediğiniz hükmü verin."

 

 

*

Verilen Emana ihanet Etme

 

34090. Süleym b. Amir bildiriyor: Muaviye ile Rumlardan bir topluluk arasında

anlaşma vardı. Muaviye, anlaşmayı bozsunlar ve ardından da onlara saidırsin diye çıktı ve Rum topraklarında yol almaya başladı. Bunun üzerine adamın biri kalktı ve askeri karargaha doğru: "ihanet etmeyin! Vefa gösterin! ihanet etmeyin! Vefa gösterin!" diye seslenmeye başladı. Baktıklarında bu kişinin Amr b. Abese olduğunu gördüler. Amr şöyle devam etti: "Resulullah'ın: ''Kimin bir toplulukla anlaşması varsa, anlaşma süresi bitmedikçe veya vaktinden önce anlaşmayı bozduklarını karşılıklı birbirlerine bildirmedikçe bu anlaşmayı ne değiştirsin, ne de feshetsin!'' buyurduğunu işittim.

 

34091. İbn Ömer, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kıyamet gününde Yüce Allah önceki ve sonraki tüm toplulukları bir araya getirdiği zaman ihanet eden her kişi için bir bayrak dikilir ve her biri için: ''İşte bu filan oğlu filan kişinin ihanetidir'' denilir."

 

34092. İbn Ömer, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kıyamet gününde her ihanet eden kişiye sayesinde tanınacağı bir bayrak dikilir. ''

 

34093. Abdullah (b. Mes’ud), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kıyamet gününde her ihanet eden kişiye sayesinde tanınacağı bir bayrak dikilir ve: ''Bu, filan kişinin ihanetidir'' denilir."

 

34094. Başka bir kanalla Abdullah (b. Mes’ud), Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aynısını nakleder.

 

34095. Ebu Said, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğu nu nakleder: "Kıyamet gününde ihanet eden her kişi için bir sancak dikilecektir ki ihanetini gösteren bu sancak hemen ardında olacaktır.''

 

34096. Ebu Said, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kıyamet gününde ihanet eden her kişinin (bu ihanetini gösteren) bir sancağı olacaktır.''

 

34097. Hz. Ali der ki: "Kıyamet gününde ihanet eden her kişinin (bu ihanetini gösteren) bir sancağı olacaktır."

 

34098. Mis'ar bildiriyor: "Illa külle hattarfn kefur"4 ayeti hakkında Katade'nin şöyle dediğini işittim: "Verdiği söze ihanet eden kişidir."

 

34099. Enes, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: ''Kıyamet gününde her ihanet eden kişiye kendisiyle tanınacağı bir bayrak dikilir."

 

 

*

Çocukların Verdiği Eman Hakkında

 

34100. Mücahid naklediyor: Ebu Süfyan (Mekke'nin fethi sırasında), henüz küçük yaşlarda olan Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'e, kendisine eman vermeleri için başvurmuştur." Süfyan da der ki: "Küçüklerin verdiği eman geçerli değildir."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Harb'e Girerken