m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Ordular ve Müfrezeler

 

Hz. Ömer'in Şam'a Gelişi

 

34532. Zeyd b. Eslem, babasından bildiriyor: Ebu Ubeyde, Şam'a geldiği zaman yanındakilerle birlikte kuşatma altına alındı. Bu kuşatma sonucu büyük sıkıntılara maruz kaldılar. Bunun üzerine Ömer ona şöyle bir mektup yazdı: "Allah'ın selamı üzerine olsun. Sonrasına gelince, şüphesiz ne zaman bir sıkıntı olsa Yüce Allah sonunda bundan kurtuluşu da ihsan eder. Bir zorluk da iki kolaylığa (zafer ve şehadet) galip gelecek değildir." Yine mektupta: "Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz"[Al-i İmran, 200] ayetini yazdı. Ebu Ubeyde de buna karşılık şöyle bir cevap yazdı: "Allah'ın selamı üzerine olsun. Sonrasına gelince, Yüce Allah şöyle buyurur: "Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir."[Hadid, 20] Ömer, Ebu Ubeyde'den gelen bu mektubu alıp dışarı çıktı ve mektubu insanlara okuyarak şöyle dedi: "Ey Medine ahalisi! Ebu Ubeyde sizleri cihada teşvik edip, harekete geçmeniz yönünde bir mektup yazmış."

Ben çarşıdayken tepeden beyaz giysiler içinde bir topluluğun geldiğini gördüm. içlerinde Huzeyfe b. el-Yeman da vardı ve zaferi müjdeliyorlardı. Koşarak Ömer'in yanına gittim ve: "Ey müminlerin emiri! Müjdeler olsun! Yüce Allah zafer ve fetih ihsan etti!" dedi. Ömer de şu karşılığı verdi: "Allahu Ekber! Oysa çoğu kişi: ''Keşke (orada) Halid b. el-Velid olsaydı'' diyordu."

 

 

34533. Azre b. Kays el-Beceli naklediyor: Ömer b. el-Hattab, Halid b. el-Velid'i Şam valiliğinden azledip yerine Ebu Ubeyde'yi tayin edince, Halid kalkıp Müslümanlara bir konuşma yaptı. Yüce Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle dedi:

"Müminlerin emiri beni Şam valisi olarak tayin etmişti. Şam'da işler rayına oturup durumlar da düzelince beni azledip yerime başka birini tercih etti." Orada bulunanlardan biri kalkıp: "Ey vali! Sabret! Zira bu bir fitneye sebep olur" deyince, Halid: "Ömer b. el-Hattab henüz hayatta iken asla fitne olmaz. Ancak insanlar başıboş olarak fırkalara ayrıldıklarında o zaman fitne olacaktır. Zira o zamanlar kişi başka topraklara gidip kendi topraklarında bulamadığı şeyleri arayacak, ancak yine bulamayacaktır" karşılığını verdi.

 

 

34534. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: Halid b. el-Velid'in söz konusu sözü Ömer'e ulaştığında: "Hem Halid'i, hem de Müsenna'yı azledeceğim ki dini onların değil Yüce Allah'ın muzaffer kıldığını bilsinler!" dedi.

 

 

34535. Ömer'in azatlısı Eslem bildiriyor: Hz. Ömer'le birlikte Şam'a geldiğimiz zaman, Ömer devesini çöktürüp hacetini görmek üzere ayrıldı. Ben de kendi postumu devesinin üzerine attım. Ömer döndüğünde bu postun üzerine oturdu. Şam'a yetiştiğimizde Ömer'i karşılamaya çıkan insanlarla karşılaştık. Onlar bizi görünce durup bakmaya başladılar. Ben de onlara Ömer'i işaret ediyordum. Onların bu şaşkınlığını gören Ömer şöyle dedi: "Gözleri alçak olanların (Acemlerin) bineklerini görmek istiyor! (arıyor)"

 

 

34536. Kays (b. Ebi Hazım) bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman insanlar onu karşılamaya çıktılar. Onu devesi üzerinde gördüklerinde: "Ey müminlerini emiri! Keşke bir ata binseydin; zira büyük insanlar ve liderler seni karşılayacak" dediler. Ömer de:

"Sizi bir daha burada görmeyeyim I" dedi ve eliyle semaya işaret ederek şöyle devam etti: "(Benim böyle davranmam için) emir buradan gelmektedir."

 

 

34537. Kays (b. Ebi Hazım) bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'da iken yanına Bilal geldi.

Ömer'in yanında ordu komutanları oturuyordu. Bilal: "Ey Ömer!" diye seslenince, Ömer: "Ömer benim ve buradayım!" karşılığını verdi. Bilal: "Sen ki şu etrafındakiler ile Yüce Allah arasındasın. Oysa Allah ile aranda kimseler yoktur. Sağına, soluna, önüne ve arkana bak! Vallahi şu etrafındakiler kuş etiyle besleniyorlar" deyince, Ömer şöyle karşılık verdi: "Doğru söylüyorsun! Vallahi burada oturanlar her müslümana iki müd yiyecek ile sirke ve yağdan paylarını vermeyi taahhüt etmedikten sonra bu meclisimden ayrılmayacağım!" Etrafındakiler: "Ey müminlerin emiri! Bunu yapmayı üzerimize alıyoruz. Zira Yüce Allah bizlere bol ve bereketli mıklar ihsan etmiş" dediklerinde, Ömer: "Çok güzel" karşılığını verdi.

 

 

34538. Ömer'in azatlısı Eslem bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman Şam'ın önde gelenlerinden biri yanına geldi ve: "Yemek yaptırdım, yanıma yemeğe gelmeni dilerim ki benim orada yaşayanlar, sana olan bu ikramım ile yanındaki değerimi görsünler" veya buna benzer bir şey söyledi. Bunun üzerine Ömer adama: "Biz içinde resimler bulunan şu kilise ve sinagoglara girmeyizıt karşılığını verdi.

 

 

34539. Tarık b. Şihab bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman ordu onu karşılamaya çıktı. Üzerinde izarı, terlikleri ve başında da sarığı vardı. Devesinin yularında tutmuş suyu geçmeye çalışıyordu. Ona: "Ey müminlerin emiri! Ordu komutanları ile patrikler seni karşılayacaklar, sense bu haldesin!" dediklerinde, Ömer: "Yüce Allah bizleri islam'la aziz kıldı. Bunun için izzeti başkasında arayacak değiliz!" karşılığını verdi.

 

 

34540. Abdullah b. Ömer bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman yanına gittim. Onu çadırında uyurken buldum. Uyanıncaya kadar da çadırda bekledim. Yatağında hareket edince şöyle dediğini işittim: "Allahım! Serğ savaşından geri döndüğüm için beni bağışla!" Ömer bununla vebadan dolayı geri dönüşünü kastediyordu.

 

 

34541. Useyr b. Amr bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman kendisine bir at getirildi ve ona bindi. Ancak at oynamaya başlayınca üzerinden indi ve: "Allah senin de, sana bunu öğretenin de belasını versin!" dedi.

 

 

34542. Tarık b. Şihab bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiğinde halka bir konuşma yaptı ve: "insanlar içindeyken birinizin, atının yularını uzun tuttuğunu sakın görmeyeyim I" dedi. Daha sonra birinin atı tarafından tepilen bir gencin taşındığını gördü. Atın sahibine: "Dünkü konuşmamı duymadın mı?" diye sorunca, adam:

"Duydum, ey müminlerin emiri!" dedi. Ömer: "Peki neden öyle yaptın?" diye sorunca, adam: "Yolun tenha olduğunu gördüm" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ömer:

"Gördüğüm kadarıyla geçerli bir mazeretin bulunmuyor" dedi ve mescidin içinde bulunanlara: "Bu adamı tutup döve döve mescitten çıkaracak iki kişi yok mu?" diye seslendi. Ancak içerdekiler susmuş, kimseden ses çıkmıyordu. Ömer aynı sözü bir daha tekrar edince, Ebu Ubeyde ona: "Ey müminlerin emiri! Arkadaşlarının rezil olmaması için insanların bunu istemediklerini görmüyor musun?" diye söze girdi. Bunun üzerine Ömer, gencin ailesine: "Bunu alıp tedavi edin!" dedi ve atın sahibine dönerek şöyle devam etti: "Vallahi şayet bu gence bir şeyolacak olursa ibret olsun diye seni cezalandıracağım!" Ancak genç iyileşti ve Yüce Allah onu sağlığa kavuşturdu.

 

 

 

34543. İbn Avn naklediyor: Muhammed (b. Sirin)'e, Hz. Ömer'in Şam'da veba olduğunu öğrenmesi üzerine geri döndüğü söylediğinde bunu kabul etmedi ve şöyle dedi: "Ömer, bu yıl Saife'nin olmayacağını öğrendiği için geri dönmüştür."

 

 

34544. Urve b. Ruveym bildiriyor: Hz. Ömer, Ebu Ubeyde'ye bir mektup yazdı ve bu mektubu Cabiye'de insanlara okudu. Şöyle yazıyordu: "Allah'ın kulu ve müminlerin emiri Ömer'den, Ebu Ubeyde'ye! Allah'ın selamı üzerine olsun. Sonrasına gelince, insanlar içinde Yüce Allah'ın emirlerini ancak aklı selim ve iradeli olanlar ikame eder.

 

insanlar bu kişilerde kusur bulmazlar, kendisi de tebaasına karşı kin tutmaz ve Yüce Allah yolunda kimsenin kınamasından korkmaz. Selam üzerine olsun.''

 

 

34545. Hişam, babasından naklediyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman gömleği arka taraftan yırtılmıştı. Gömleği Rum yapımı kalın kumaşlı bir gömlekti. Bunun üzerine gömleği dikmesi için Ezraat'lı veya Eyle'li birine gönderdi. O da gömleği yıkayıp yırtık yerlerine yama dikti. Yine ona beyaz ketenden bir gömlek daha dikti. Sonra her iki gömleği de alıp Ömer'e geldi. Önce ona diktiği keten gömleği verdi. Ömer gömleği alıp dokundu: ''Bu yumuşakmış!'' dedi ve onu yere attı. Sonra da: ''Bana kendi gömleğimi ver, zira o teri daha fazla çekip kurutur'' dedi.

 

 

34546. Ebu Meryem bildiriyor: ''Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman, Davud peygamberin mihrabına gelip namaz kıldı. Namazda Sad suresini okudu ve secde ayetinde secdeye gitti.''

 

 

34547. Ebu'l-Cuveyriyye el-Cermı bildiriyor: Hazir savaşında Şamlılara karşı savaşanlar arasındaydım. Karşılaştığımızda rüzgar onların üzerine esmiş ve geri çekilmişlerdi. Akşam başladığımız savaş gece boyu sabaha kadar sürdü. Sabah vakti Eşter'in oğlu İbrahim: "Dün gece birini öldürdüm, ama ondan çok güzel bir kokunun yayıldığını gördüm. Sanırım İbn Mercane idi. (Onu ikiye böldüm) Ayakları doğuya (bir yana) başı ise batıya (veya: Başı doğuya, ayakları ise batıya) düştü" dedi. Gidip baktığımda Vallahi onun bizzat kendisi (Ubeydullah b. Ziyad) olduğunu gördüm.

 

 

34548. İbn Vail veya Vail b. Alkame naklediyor: Kerbela'da Hz. Hüseyin'le beraberdim. Adamın biri gelip: "Hüseyin aranızda mı?" diye sordu. Hz. Hüseyin ona:

"Sen kimsin?" dediğinde, adam: "Cehennem sana kutlu olsun!" karşılığını verdi. Bunun üzerine Hz. Hüseyin ona: "Aksine Rabim bağışlayıcıdır, kendisine itaat edenleri bağışlar" dedi ve: "Sen kimsin?" diye sordu. Adam: "ibn Huveyze'yim" deyince, Hz. Hüseyin: "Allahım! Onu Cehennemde yak!" karşılığını verdi. Adam dönüp giderken atı diz üstü çöküp kendisini üzerinden öyle bir fırlattı ki adam paramparça oldu. Geriye sadece üzengiye asılı olan bir ayağı kaldı.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Tarih