|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Cennet ve Cehennem |
Yüce Allah'ın
Cehennemliklere Hazırladığı Cezalar ve Bunların Şiddeti Hakkındaki Rivayetler
35254. Şakık b. Seleme
naklediyor: "O gün cehennem getirilir ... "[Fecr, 23] ayeti hakkında İbn
Mes'ud şöyle dedi: "Kıyamet gününde Cehennem, yetmişbin bağla bağlanmış
bir halde getirilecek ve yanında her bir bağından kendisini çekip sürükleyen
yetmişbin melek olacaktır.''
35255. Ka'b(u'I-Ahbar)
der ki: "Kıyamet gününde Cehennem öyle bir nefes verir ki Mukarreb tüm
melekler ile bütün peygamberler diz çöker ve: "Rabbim! Beni koru! Beni
koru!" demeye başlar."
35256. Muğıs b. Sumey
der ki: "Cehennem her gün iki defa nefes alıp verir ki azap etmek ve
hesaba çekmekle görevli olanlar hariç bu nefesi hissetmeyen hiç kimse
kalmaz."
35257. Ebu Zabyan
naklediyor: Selman: "Cehennem ateşi koyu bir karanlık gibidir. içindeki
korların ışığı yoktur, alevleri de asla dinmez'' dedi ve şu ayeti okudu:
"Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya
geri çevrilirler: ''Yakıcı azabı tadın'' denir."
35258. İbn Ebi'l-Huzeyl
der ki: "Cehennem ateşi onları öyle bir yalar ki kemiklerinin üzerinde ne
kadar et varsa hepsini yere döker."
35259. Abdullah b. Amr
der ki: Cehennemlikler: "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi
bitirsin!''[Zuhruf, 77] diye seslenirler. Malik de onları kırk yıl boyunca
bıraktıktan sonra: "Siz böyle kalacaksınız!''[Zuhruf, 77] karşılığını
verir. Sonra: "Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek,
artık belli ki biz zalim insanlarız"[Mu'minun, 106] diye seslendiklerinde,
onlara: "Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın
artık..."[Mu'minun, 107] denilir. Bundan sonrasında ise artık tek kelime
dahi etmezler. Artık sadece iç çeker ve feryat ederler.
35260. Muğıs b. Sumey
der ki: Kişi Cehenneme getirildiğinde ona: "Bekle ki seni zayıf
düşürsün!" denilir. Sonra büyük yılanların zehriyle dolu olan bir kase
getirilir. Kişi bunu ağzına götürdüğü zaman etlerini bir tarafa, kemiklerini de
bir tarafa atar.
35261. ismail b. Sumey'
naklediyor: "insanın derisini kavurur"[Müddessir, 29] ayeti hakkında
Ebu Rezın: "Derisini öyle bir değiştirir ki gece karanlığından daha kara
yapar" dedi.
35262. Hayseme
naklediyor: "Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar ...
"[Nisa, 145] ayeti hakkında Abdullah (b. Mes’ud) şöyle dedi: "Kapalı
olan tabutlar içinde olacaklardır.''
35263. Hz. Ali der ki:
"Cehennem kapıları üst üstedir. ilk önce alttan başlanıp doldurulur ki
işte münafıklar da en aşağıda olacaklardır. Üstte, onlardan sonra gelenler, bir
üste de onlardan sonra gelenler olmak üzere dolana kadar böyle devam eder.''
35264. Hittan b.
Abdillah bildiriyor: Hz. Ali: ''Cehennem kapılarının nasılolduğunu biliyor
musunuz?" diye sorunca, oradakiler: ''Evet! Bizim bu kapılara
benzerler" karşılığını verdiler. Bunun üzerine Hz. Ali: ''Hayır! Aksine şu
şekildedir'' dedi ve bunların üst üste tabakalar halinde olduklarını onlara
göstererek anlattı.
35265. Yahya b.
Abdirrahman b. Hatib, babasından bildiriyor: Mescid'de Ka'bu'lAhbar'ın yanında
oturduk. Bir şeyler anlatıyordu. Ömer gelip topluluğun bir kenarında oturdu ve:
''Vay sana ey Ka'b! Bizi biraz korkutsana!" diye seslendi. Ka'b da şöyle
anlattı: ''Nefsim elinde olana yemin olsun ki kıyamet gününde nefesi ve iç
çekmesi bulunan Cehennem (insanlara) yaklaştırılır. Yaklaştırılıp da insanlara
yakın bir yere geldiği zaman bir nefes alır ki Yüce Allah'ın yarattığı ne kadar
peygamber, sıddik ve şehit varsa dizüstü yere çökerler. Öyle ki her bir
peygamber, sıddik ve şehit: ''Allahım! Bugün huzurunda sadece kendimden
sorumluyum!'' demeye başlar. Sen de ey Hattab'ın oğlu! Yetmiş peygamberin
amelini işlemiş olsan dahi ondan kurtulacağını zannetmiyorum!" Bunun
üzerine Ömer de: ''Vallahi durum pek çetinmiş!" dedi.
35266. Ebu'd-Derda der
ki: "Cehennemliklere, azaplarına denk düşecek oranda açlık verilir. Yardım
istediklerinde ise yiyecek olarak darı' denilen, ne besleyen ne de açlığı
gideren kuru diken verilir. Bir daha yemekistediklerinde onlara boğazlarından
geçmeyen yiyecek verilir. Dünyadayken boğazlarında duran yiyecekleri su ile
geçirdiklerini hatırlayıp bu kez su isterler. Bunun üzerine demir kancalarla
onlara kaynar sular ikram edilir. Bu su yüzlerine yaklaştığı zaman yüzlerini
kızartır. Karınlarına girdiğinde içerde ne varsa hepsini parçalar. Bunun
üzerine: "Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı
hafifletsin"[Mümin, 49 ] diye seslenirler. (Bekçiler) kendilerine:
"Size
peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi?" derler. Onlar da:
"Getirdiler"
cevabını verirler. (Bekçiler de): "O halde kendiniz yalvarın" derler.
Inkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır."[Mümin, 50] Sonrasında:
"Bir melek çağıralım" derler ve: "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi
bitirsin!"[Zuhruf, 77] diye seslenirler. Malik de onlara: "Siz böyle
kalacaksınız!"[Zuhruf, 77] karşılığını verir. Sonrasında: "Rabbinize
yalvarın, zira size Rabbinizden başka kimse merhamet etmez" derler ve:
"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş
oluruz"[Müminun, 106] diye seslenirler. Ancak Yüce Allah onlara:
"Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık ... "[Müminun,
107] karşılığını verir. işte o zaman artık kendilerine karşı yapılabilecek her
türlü hayırdan ümitlerini keserler ve pişmanlıklar, yazıklanmalar içinde feryat
etmeye başlarlar."
35267. Enes,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cehennemdekilere bir ağlama gönderilir ve gözyaşları bitene kadar
ağlarlar. Sonrasında kan ağlamaya başlarlar ki ağlamaktan yüzlerinde kanallar
açılır. Öyle ki bu kanallara gemiler kon sa yol alırlar."
35268. Ebu Musa der ki:
"Cehennem ahalisi öyle ağlarlar ki göşyaşları üzerine gemiler konsa
yürürler. Gözyaşlarından sonra da kan ağlamaya başlarlar. Zira içinde
bulundukları durum ağlanacak bir durumdur."
35269. Nu'man b. Beşir,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cehennem ahalisinden azabı en hafif olan kişi ayakkabıları ve bağları
ateşten olan kişidir ki bunlardan dolayı, kazanın kaynaması gibi beyni
fokurdar. Bu kişi kendisinden daha fazla azap çekenin olmadığını sanır, oysa
Cehennemlikler içinde azabı en hafif olanıdır."
35270. Ubeyd b. Umeyr,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cehennem ahalisi içinde azabı en hafif olan kişi ateşten ayakkabı
giydirilen kişidir ki bunlardan dolayı beyni fokurdar. Kulakları ve dişleri kor
gibi, kirpikleri de ateş alevi gibidir. İç organları iki tarafından ayaklarının
dibine akar. Diğer organları da bol su içinde kaynayan az sayıda taneler gibi
fokurdar."
35271. Ebu Said el-Hud
rı, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cehennem ahalisi içinde azabı en hafif olan kişi, ateşten ayakkabı
giydirilen kişidir ki bunların hararetinden dolayı beyni fokurdar."
35272. İbn Abbas,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cehennem ahalisi içinde en hafif azabı görecek olan kişi Ebu Talib'tir ki
ayaklarına ateşten bir çift ayakkabı giydirilecektir."
35273. Nu'man b. Beşir
bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) minberin üzerinde şöyle
buyurduğunu işittim: "Sizleri Cehennem ateşine karşı uyarıyorum!"
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizleri Cehennem ateşine karşı
uyarıyorum!" diye diye ridasının bir ucu omuzundan düştü. Şayet benim
durduğum yerde durmuş olsaydı çarşıdakilere veya Allah'ın dilediği birçok
kimseye bunu duyurabilirdi."
35274. Ebu Hureyre,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cehennem ateşi, Rabbine: ''Rabbim! Kendi kendimi yiyorum'' diye yakınınca
Yüce Allah ona, biri yazın, biri de kışın olmak üzere (yılda) iki nefes
almasına izin verdi. İşte sizin burada hissettiğiniz zemheri soğuklar ile
kavurucu sıcaklar bundan dolayıdır."
35275. Mesruk
naklediyor: "Inkar eden, Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuklarına
karşılık azap üstüne azap veririz"[Nahl, 88] ayeti hakkında Abdullah (b.
Mes'ud): "Üzerlerine daha fazla, kuyrukları uzun hurma ağaçları gibi olan
akrebler salınır" dedi.
35276. Humeyd b. Hilal
der ki: Ka'b'ın şöyle dediği bana bildirildi: "Cehennemde, birinizin
burada mızrağının yerde açtığı delikler büyüklüğünde dar fırınlar bulunur. Bu
fırınlar, amellerine göre insanların üzerine kapanıp sıkar."
35277. Ebu Hureyre, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennet ile
Cehennem aralarında çekişirler. Cehennem: ''Büyüklenenler, zenginler ve ileri
gelenler içimdeler'' derken, Cennet: ''Neden bana sadece zayıf olanlar ve
yoksunlar giriyor?'' der. Bunun üzerine Yüce Allah Cennete: ''Sen benim
rahmetimsin ve dilediğimi içine sokarım'', Cehenneme de: ''Sen de benim
azabımsın. Seninle dilediğim kişilere azab ederim! Ancak her ikiniz de
dolacaksınız!'' buyurur.''
35278. Ebu Said,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Kıyamet gününde Cehennem ateşinden konuşabilen bir alev çıkıp şöyle der:
"Üç zümreden sorumlu tutuldum. Yüce Allah'ın yanında başka ilahlarlar
edinenler, inatçı zorbalar -Ravi der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) burada başka bir zümreden daha bahsetti-." Sonra ateş bu üç
zümrenin üzerine kapanır ve onları Cehennemin diplerine doğru çeker."
35279. Mücahid der ki:
"Cehennemin öyle kuyuları vardır ki içinde deve boyunlarına benzeyen yılanlar
ile siyah katırlara benzeyen akrebler mevcuttur. Cehennem ahalisi ateşten, bu
kuyulara kaçarlar. Ancak kuyuların içindeki yılan ile akrebler onları yakalayıp
baştan ayak tırnaklarına kadar ısırmaya başlarlar. Bunlardan kurtulmak için de
ateşe doğru kaçmaktan başka çareleri yoktur."
35280. Mücahid der ki:
"Cehennem ahalisi üzerine uyuzluk salınır ve kemikleri ortaya çıkana kadar
kaşınırlar. ''Rabbim! Buna neden dolayı maruz kaldık?'' diye sorduklarında,
onlara: ''Müminlere verdiğiniz eziyetten dolayı'' karşılığı verilir."
35281. İbn Abbas der ki:
"Şayet Cehennemdeki zakkumdan bir damla dahi dünya alemine damlatılacak
olsa dünya ahalisinin hayatını altüst ederdi."3
35282. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Cehennemdeki (içirilecek olan) irinden şayet bir kova dünyaya
uzatılacak olsa kokusundan dolayı tüm insanların hayatını altüst ederdi."
35283. Mücahid der ki:
"Sizin bu ateşiniz, Cehennemdeki ateşin karşısında Yüce Allah'a
sığınır."
35284. Enes,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Şayet yedi gebe deve ağırlındaki bir taş Cehennemin kenarından aşağıya
atılacak olsa dibine ulaşması için yetmiş yıl inmesi gerekirdi."
35285. Enes b. Malik
bildiriyor: Günün birinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gürültü
işitti. "Ey Cebrail! Bu ne?" diye sorduğunda, Cebrail: "Bu,
yetmiş yıl önce Cehennemin kenarından aşağıya atılmış olan bir taştt. Henüz
şimdi dibine ulaştı" dedi.
35286. Ebu Nadra
bildiriyor: Ebu Said el-Hudri'nin şöyle dediğini işittim: Bir gün Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında oturuyorduk ki onu keyifsiz gördük.
Oradakilerden biri: "Ya Resulallah! Anam babam sana feda olsun! Neden seni
öyle keyifsizsin?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle karşılık verdi: "Daha önce benzerini hiç duymadığım bir çökme sesi
işittim. Cebrail yanıma geldiğinde, bunun ne olduğunu sordum. Bana: ''Yetmiş
yıl önce Cehenneme atılan bir kayaydı. Henüz bugün dibe ulaştı'' karşılığını
verdi." Ebu Said ekledi: "Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
canını alana yemin olsun ki o günden sonra vefat edene dek Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) güldüğünü görmedim.''
35287. Haris b. Ukayş,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Ümmetimden
öyle kişiler olacak ki Cehennem için büyük gelecek ve bir köşesini tümden
kaplayacaktır. Yine ümmetimden öyle kişiler olacak ki kendisinin şefaatiyle
Mudar kabilesinden daha kalabalık bir topluluğu Cennete sokacaktır.''
35288. Hişam naklediyor:
"Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler
vereceğiz"[Nisa, 56] ayeti hakkında Hasan(-ı Basri): ''Bana bildirilene
göre Cehennemdekilerden herbiri günde yetmiş bin defa (bu şekilde)
yakılacaktır" dedi.2
35289. Ebu Hureyre der ki:
''Cehennemdekiler öyle bir büyütülürler ki dudakları göbeklerine kadar iner.
Çirkin bir suretle ve şaşkınlık içinde ateşin içinde debelenirler.''
35290. İbn Ömer,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cehennem ahalisi öyle bir büyütülürler ki birinin büyüklüğü şu şu kadar
(yolculuk) mesafesinde olur. Bunlardan birinin dişi bile Uhud dağı kadar
olur.''
35291. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: ''Cehennemde kafirin dişi, Uhud dağı kadar olur."
35292. Zeyd b. Erkam der
ki: "Cehennemde kafirin dişi, Uhud dağı kadar olur.''
35293. Ebu Salih
naklediyor: Abdullah b. Mes'ud, Ebu Hureyre'ye: "(Cehennemde) kafirin deri
kalınlığının ne kadar olacağını biliyor musun?" diye sordu. Ebu Hureyre:
"Hayır!" karşılığını verince de Abdullah: "Kafirin derisi
kırkiki arşın kalınlığında olacaktır" dedi.
35294. Ebu'l-Aliye der
ki: "(Cehennemde) kafirin derisi kırk arşın kalınlığında olacaktır.''
35295. Hasan(-ı Basri)
bildiriyor: Hz. Ömer şöyle derdi: "Cehennemi çokça hatırlayın; zira
sıcaklığı çetin, dibi derin ve çengelleri de demirdendir."
35296. Mücahid der ki:
Cehennemde içinde deve boyunlarına benzer yılanlar ile kara katırlara benzeyen
akrepler bulunan kuyular vardır. Cehennemdekiler ateşten bu kuyulara kaçarlar.
Ancak yılanlar ve akrebler onları karşılayıp dudaklarından ve gözlerinden
ısırmaya başlarlar. Bunlardan da ancak tekrar ateşe dönerek kurtulabilirler.
Cehennem ahalisi içinde azabı en hafifi olan kişi de ayağında ateşten bir
ayakkabı bulunan kişidir ki bundan dolayı beyni kaynar. Bu kişinin kirpikleri
ve dişleri de ateştir. Cehennemdeki diğer kişiler de (kaynayan) bol suyun
içindeki taneler gibi titreşip dururlar."
35297. Abdullah b.
el-Haris bildiriyor: Abbas b. Abdilmuttalib, Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Amcan Ebu Talib sana kanat gerip senin için
öfkeleniyordu" dediği zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
karşılık verdi: "O az bir ateşin içinde olacaktır. Şayet ben olmasaydım
Cehennemim el alt tabakasında olurdu. ''
35298. Muhammed b. Vasi'
anlatıyor: Bilal b. Ebi Burde'nin yanına girdim ve şöyle dedim: "Ey Bilal!
Baban bana babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurduğunu bildirdi: "Cehennemde, Yüce Allah'ın, içine zorbaları
yerleştireceği adına ''Hebheb'' denilen bir vadi vardır." Ey Bilal! Sakın
sen de orada yerleşeceklerden biri olma!"
35299. Huzeyl der ki:
"Firavun ailesinin ruhları, kara kuşların içinde alınıp Cehenneme
götürülürler. Onların Cehenneme gidişi bu şekilde olur.''
35300. Muhammed b.
Abdirrahman b. Yezid der ki: "Bana ulaşana göre ellerinde uzun kırbaçlar
bulunan ve insanlara merhamet etmeyen bazı insanlar varmış. işte (kıyamet
gününde) onlara: ''Kırbaçlarınızı bırakın ve ateşe girin!'' denilecektir.''
35301. Amr b. Kays bildiriyor:
Bana ulaşana göre Hz. Ömer, Ka'b'a: "Ey Ka'b! Bizleri korkut!" dedi.
Ka'b da şöyle dedi: "Peki! Yüce Allah tüm insanları, herkesin görebileceği
ve söyleneni duyabilecekleri tek bir yerde topladıktan sonra Cehennem
getirilir. Cehennemin o gün üç nefesi olacaktır. ilk nefesinde, kan gelene
kadar gözlerdeki tüm yaşlar akacaktır. ikinci nefeste herkes dizüstü yere
düşecek ve: ''Rabbim! Beni koru! Beni koru!'' diyecektir. Bunu Yüce Allah'ın
dostu olan ibrahim bile diyecektir. Üçüncü nefesine gelince ise bil ki ey Ömer,
yetmiş peygamber ameli kadar amelin olsa dahi bu son nefeste hangi tarafta
olacağından yana endişeye kapılırdın."
35302. Cuveybir
naklediyor: "Ve lehum mekamiu min hadıd''[Hac, 21] ayetini Dahhak şöyle
açıkladı: "Onlar için demirden çekiçler de vardır."
35303. Ebu Sinan der ki:
Abdullah b. el-Haris'in: "Cehennem zebanilerinin başları gökte, ayakları
ise yerdedir" dediğini işittim.
35304. Ebu Hureyre der
ki: "Cehennem bin yıl boyunca yakıldı ve kırmızılaştı. Sonra bir daha bin
yıl boyunca yakılınca beyazlaştı. Bir bin yıl daha yakılınca da siyahlaştı.
Şimdi Cehennem ateşi karanlık bir gece gibidir."
35305. Zir naklediyor:
"O gün cehennem getirilir"[Fecr, 23] ayeti hakkında Abdullah şöyle
dedi: "Cehennem, yetmişbin bağla bağlanmış bir halde getirilecek ve her
bir bağı da yetmişbin melek tutmuş olacacaktır.''
35306. Ebu Reca
naklediyor: "Ve o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da
vardır"[Sad, 58] ayeti hakkında Hasan(-ı Basri): "Azabın değişik
şekillerini tadacaklardır" dedi.
35307. Enes b. Malik,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğu nu nakleder:
"Cehennemde ateşten bir giysi giydirilecek ilk kişi İblis olacaktır. Bu
giysiyi omuzuna koyup ardında sürükleyecektir. Onun zürriyeti de peşinde öyle
gideceklerdir. Kendisi: ''Yok olayım!'' diye bağırırken, onlar da: ''Yok
olalım!'' diye bağıracaklardır. Ancak onlara: ''Bir kere yok olmayı değil,
birçok defa yok olmayı isteyin'' denir."
35308. ismail
naklediyor: "Nezza'aten li'ş-şeva"[Mearic, 16] ayetinin açıklamasını
Ebu Salih şöyle yapmıştır: "Bacaklarının etlerini kavurup soyar."
35309. A'meş naklediyor:
"Nezza'aten li'ş-şeVa''[Mearic, 16] ayeti hakkında Mücahid şöyle demiştir:
"Şeva: Kişinin (kol, bacak gibi) uzuvlarıdır."
35310. ismail
naklediyor: "Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda
vermez"[Leyl,11] ayeti hakkında Ebu Salih şöyle demiştir: "Yani ateşe
düştüğü zaman."
35311. Ebu'l-Avvam der
ki: Ka'b: "Içinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur"[Meryem,
71] ne demek biliyor musunuz?" diye sorunca, oradakiler: "Bizim
gördüğümüz, burada uğramak, içine girmek anlamındadır" karşılığını
verdiler. Bunun üzerine Ka'b şöyle dedi: "Hayır! Doğrusu o günü Cehennem
gelip insanların önünde kızarmış yağ gibi uzanır. iyisiyle kötüsüyle tüm
insanların tam ayaklarının dibine geldiği zaman birisi ona: "Bana
gelecekleri bırak ve sana girecek olanları all" diye seslenir. Cehennem o
gün kişileri, babanın oğlunu tanımasından daha iyi bir şekilde tanıdığı için
içine girecekleri alacak, tertemiz olan müminler ise ondan kurtulacaklardır.
iki omuz arası bir yıllık yolculuk mesafesi bulunan Cehennem bekçilerinden
herbirinin elinde demirden ve çatal şeklinde bir sütun olacaktır. Sütunu
insanlara doğru bir defa sürdüğü zaman ateşe yediyüz bin veya Yüce Allah'ın
dilediği kadar kişiyi ateşe dökecektir."
35312. Ata b. es-Saib
naklediyor: "Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir
kaçış yoktur"[Sebe, 51] ayeti hakkında İbn Ma'kil: "Onları korkuttuğu
için hiçbir yere kaçamamışlardır" dedi.
35313. Amr naklediyor:
Ubeyd b. Umeyr: "Kıyamet gününde iriyarı ve uzun boylu biri getirilir ve
teraziye konulur. Yüce Allah'ın huzurunda bir sinek kanadı kadar ağırlığı
olmaz" dedi ve şu ayeti okudu: " ... Artık kıyamet günü onlar için hiçbir
ölçü tutturmayız.''[Kehf,105]
35314. Uyeyne b. el-Gusn
bildiriyor: Hasan(-ı Basri): "Cehennem ahalisinin boyunlarına halkaların
takılması, Yüce Allah'ı acze düşürmelerinden dolayı değildir. Aksine alevler
onlara doğru geldiğinde ateşin içine batırmasın diyedir" dedikten sonra da
yere düşüp kendinden geçti.
35315. Ebu Abdillah
el-Cedeli der ki: Beytu'l-Makdis'e geldiğimde Ubade b. esSamit, Abdullah b. Amr
ve Ka'bu'l-Ahbar orada sohbet ediyorlardı. Ubade şöyle dedi:
"Kıyamet gününde
Yüce Allah tüm insanları, herkesin görebileceği, seslenenin sesini
duyurabileceği tek bir yerde toplar ve şöyle buyurur: "Bu, ayırım günüdür.
Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik. Bir hileniz varsa, gösterin bana
hilenizi!"[Mürselat, 38, 39] Bugün benden ne bir inatçı zorba, ne de asi
bir şeytan kurtulabilir."
Abdullah b. Amr ise dedi
ki: "Kitapta şunların olduğunu görüyoruz: O günü ateşin içinden bir alev
parçası çıkar ve hızlıca insanların olduğu yere gelir. insanların önüne
ulaştığı zaman şöyle seslenir: ''Ey insanlar! Üç zümre için buraya gönderildim
ve onların kim olduklarını, babanın oğlunu tanımasından da daha biliyorum! Bana
karşı onlara kimse yardımcı olamaz ve benden hiçbir yere saklanamazlar! Bunlar,
Yüce Allah'la beraber başka ilahlar edinenler, inatçı zorbalar ve isyan eden
her şeytandır.'' Sonra onların üzerine abanıp hesaptan kırk -ravi Husayn der
ki: Ya kırk yıl ya da kırk gün- önce onları ateşe atar. Sonrasında bir topluluk
aceleyle Cennete doğru gitmek ister. Melekler onlara: ''Hesap için bekleyin!''
dediklerinde onlar: ''Vallahi ne mallarımız vardı, ne de yöneticilik yaptık!''
karşılığını verirler. Yüce Allah da: ''Kullarım doğru söylüyor! Verilen bir
sözü en iyi ben ifa ederim! Cennete girin!'' buyurur. Bu şekilde hesaptan kırk
yıl (veya gün) önce Cennete girerler,"
35316. Cuveybir
naklediyor: ''... Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır.
Oraya en önde gidip
kalacaklardır''[Nahl, 62] ayeti hakkında Dahhak şöyle demiştir: "Ateşte
unutulacaklardır."
35317. Süfyan b. Hüseyn
naklediyor: "Ve nesuku'l-mucrimine ila cehenneme virden"[Meryem, 86]
ayetin açıklamasında el-Havdı şöyle demiştir: "Günahkarları da susuz
olarak cehenneme süreceğiz."
35318. Cuveybir
naklediyor: "Ve nesuku'l-mucrimine ila cehenneme virdenı''[Meryem, 86] ayetinin
açıklamasında Dahhak: "Günahkarları da susuz olarak cehenneme
süreceğiz" dedi.
35319. Semure b. Cundub,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Ateş onlardan kiminin ayak bileklerine kadar, kiminin dizlerine kadar,
kiminin beline kadar, kiminin de boğazına kadar yetişir."
35320. Muhammed
er-RasibT (Bişr b. Asım'dan) bildiriyor: Ömer b. el-Hattab, Bişr b. Asım'ı vali
olarak atadığına dair bir ahitname yazınca, Bişr b. Asım buna şöyle karşılık
verdi: "Böylesi bir göreve ihtiyacım yok. Zira Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Kıyamet günü idareciler
getirilip Cehennemin kıyısında durdurulurlar. Yüce Allah'ın emirlerine uygun
hareket edenini Yüce Allah sağına alıp kurtarır. Yüce Allah'a karşı gelmiş
kişiye gelince ise, Cehennemin kenarı yana doğru yatar ve onu cayır cayır yanan
vadinin içine atar." Bunun üzerine Ömer, Selman ile Ebu Zer'i yanına
çağırttı ve Ebu Zer'e: "Sen bu hadisi Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) işittin mi?" diye sordu. Ebu Zer de: "Evet! işittim! Hatta o
vadiden sonra aynı şekilde başka bir vadi daha bulunuyor" karşılığını
verdi. Ömer, Selman'a da aynı soruyu sordu; ancak Selman bu konuda ona bir şey
söylemedi. Ömer: "Peki buna rağmen bu vazifeyi kim üstlenebilir?"
diye sorunca, Ebu Zer: "Yüce Allah'ın, burnunu koparıp gözlerini oyduğu ve
zelil kıldığı kişiler üstlenir" karşılığını verdi.
35321. Ebu Salih der ki:
"Kıyamet gününde, kendilerine peygamber gönderilen ümmetler hesaba
çekilirler. Yüce Allah onlardan kendisine itaat edenleri Cennete, kendisine
isyan edenleri de Cehenneme sokar. Geride çocuklardan, hiçbir peygamberin
bulunmadığı dönemlerde ölenlerden ve aklı olmayanlardan oluşan bir topluluk
kalır. Yüce Allah onlara da şöyle buyurur: ''Gördüğünüz gibi bana itaat
edenleri Cennete, bana karşı gelenleri de Cehenneme koydum. Şimdi size de ateşe
girmenizi emrediyorum!'' Onlar için de Cehennemden bir alev parçası çıkar. Bu
alev parçası, emre itaat edip ona girenlerin kurtuluşu olurken, geri durup o
ateşe girmeyenleri de helak eder."
35322. Ebu Salih
bildiriyor: Ebu Talib hastalandığı zaman kendisine: "Şu yeğenine haber
gönder de Cennetinden bir salkım getirsin, belki şifan olur" dediler. Ebu
Bekr, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken Ebu Talib
tarafından gönderilen elçi geldi. Ancak Ebu Bekr: "Allah bunları kafirlere
haram kılmıştır" dedi.
35323, Ezrak b. Kays der
ki: Temim oğullarından bir adam bana şöyle anlattı: Ebu'lAvvam'ın yanında
otururken: "Üzerinde ondokuz vardır"[Müddessir, 30] ayetini okudu ve:
"Bu konuda ne dersiniz? Sizce bu, ondokuz bin melek mi? Yoksa ondokuz
melek mi?" diye sordu. Ben: "Ondokuz bin değil, ondokuz
melektir!" karşılığını verdim. Bana: "Bunu nerden biliyorsun?'' diye
sorunca, ona: Çünkü Yüce Allah: "Onların sayısını da inkarcılar için
sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık''[Müddessir, 31] buyuruyor, dedim. Bunun
üzerine bana şöyle dedi: "Doğru söyledin! Bu meleklerin herbirinin elinde
de demirden ve çatal şeklinde olan bir sopa vardır. Herbir sopayı da her
birinin omuz genişliği şu şu kadar yolculuk mesafesinde olan yetmişbin melek
sallar."
35324. Humeyd b. Hilal
der ki: "Bana ulaşana göre Cehennem ahalisi içinde en hafif aza bı görecek
kişinin ateşten bir ayakkabısı olacaktır ki bundan dolayı bile beyni
kaynayacaktır. Buna rağmen bu kişinin kalbi, kendi çektiği azabtan daha
şiddetlisini kimsenin çekmediğini haykıracaktır.''
35325. Seleme
naklediyor: " ... Sa'ir halkına yazıklar olsun!''[Mülk, 11] ayeti hakkında
Said b. Cübeyr şöyle demiştir: "(Sa'ır) Cehennemde bir vadidir"
35326. Ebu'I-Ahvas
naklediyor: "Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp
kalır"[Müminun, 104] ayeti hakkında Abdullah (b. Mes’ud) şöyle demiştir:
"(Kafaları) et satıcısının yanındaki kızarmış hayvan kellelerine benzer.''
35327. Ebu Said
el-Hudri, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
nakleder: "Kafir birine mezarında doksandokuz ejderha musaHat edilir ve
kıyamet gününe dek bunlar onu ısırıp parçalarlar. Şayet bu ejderhalardan biri
dahi yeryüzüne üfleyecek olsa yerde artık hiçbir bitki yetişmez."
35328. Ebu'l-Eşheb
naklediyor: "Onlar: ''Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir;
gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borçtur'' derler"[Furkan, 65]
ayeti hakkında Hasan(-ı Basri) şöyle demiştir: "Cehenneme olan borç hariç,
her borçlunun alacaklısından ayrıldığını artık öğrenmişlerdir."
35329. Süfyan b. Hüseyn
naklediyor: " ... Nihayet onların arasına, içinde rahmet, dışında azap
bulunan kapılı bir sur çekilir''[Hadıd,13] ayeti hakkında Hasan(-ı Basri) şöyle
demiştir: "içindeki rahmet Cennet, dışındaki azap ise Cehennemdir."5
35330. Said b. Cübeyr
der ki: "Musa ile Harun, kurban etmeleri için Harun'un iki oğluna bir
kurban verip gönderdiler. Ancak Harun'un iki oğlu yalan söyleyerek: ''Kurbanı
kurtlar yedi'' dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bir ateş gönderdi ve bu ateş
Harun'un iki oğlunu yedi. Sonra da onlara şöyle vahyetti: ''Ben dostlarıma bile
böyle yaparken, düşmanlarıma ne yapmam?''"
35331. Hasan naklediyor:
Herim b. Hayyan şöyle derdi: "Cehennem gibi, kendisinden kaçanın, Cennet
gibi de, kendisini isteyenin gaflet içinde olduğu başka bir şey bilmiyorum.''
35332. Leys oğullarından
biri olan ve Ebu Said el-Hudri'nin yanında kalan Süleyman b. Amr b. Ubeyd
el-Utvarı, Ebu Said el-Hudri'den naklediyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Sırat köprüsü Cehennemin üzerine
kurulur. Üzerinde de Sa'dan denilen dikenlere benzeyen kılçıklar da bulunur. Sonrasında
insanlar bunun üzerinden geçmeye başlarlar. Bunlardan kimisi sağ salim, kimisi
yüzü tırmalanmış bir şekilde karşıya geçerken kimisi de tepe taklak aşağıya
düşer.
Yüce Allah kullarının
hesap işlerini bitirdikten sonra müminler dünyadayken kendileri gibi namaz
kılan, zekat veren, oruç tutan, hacceden ve gazvelere katılan bazılarının
yanlarında olmadığını görürler. ''Rabbimiz! Dünyadayken bizimle beraber olan,
bizim gibi namaz kılan, bizim gibi zekatını veren, bizim gibi oruçlarını tutan
ve bizim gibi savaşlara katılan bazı kullarını neden burada göremiyoruz?'' diye
sorduklarında Yüce Allah: ''Cehenneme gidin ve onlardan bulduklarınızı oradan
çıkartın'' buyurur. Gittiklerinde o kişilerin amelleri oranınca ateşin içinde
olduklarını görürler. Ateş kiminin ayaklarına, kiminin kaval kemiklerine,
kiminin dizlerine, kiminin göbeğine, kiminin göğsüne, kiminin de boğazına kadar
yetişmiş ancak yüzüne vurmamıştır. Onları alıp Hayat Suyu'na atarlar."
Ebu Said dedi ki:
Oradakiler: "Ya Resulallah! Hayat Suyu nedir ki?" diye sorduklarında,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cennet ahalisinin yıkandığı
sudur" buyurdu ve şöyle devam etti: "Bunlar o suda yıkandıktan sonra
selin taşıdığı tohumların bitmesi gibi yeniden biterler. Daha sonra peygamberler,
Allah'tan başka ilah olmadığına samimi bir şekilde şehadet eden herkese
şefaatte bulunurlar. Daha sonra Yüce Allah, rahmetiyle Cehennemdekilere şefkat
eder ve içinde ufacık da dahi olsa iman bulunanları oradan çıkarır."
35333. Ukbe b. Suhban,
Ebu Bekre'den, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
nakleder: "Kıyamet günü insanlar Sırat köprüsüne doğru sürülürler.
Kelebeklerin ateşe üşüşmesi gibi de insanlar köprünün her iki tarafından ateşe
düşmeye başlarlar. Ancak Yüce Allah rahmetiyle onlara şefkat eder. Bundan
dolayı da meleklerin, peygamberlerin ve şehitlerin şefaat etmelerine izin
verir. Onlar da şefaat eder, Cehennemden insanları çıkarırlar. Bir daha şefaat
eder, çıkarırlar. Zerre miktarı dahi olsa kalbinde iman bulunan herkese şefaat
ederek Cehennemden çıkarırlar."
35334. ikrime der ki:
"Sırat, Cehennemin kenarına kurulu olan ve insanların üzerinden
geçecekleri bir köprüdür.''
35335. Selman el-Farisı
der ki: "Usturadan bile daha keskin olan Sırat köprüsü (Cehennemin
üzerine) kurulur. Melekler: ''Rabbimiz! Bunun üzerinden karşıya kim geçebilir
ki?'' diye sorduklarında, Yüce Allah: ''Dilediğimi geçireceğim!''
buyurur."
35336. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Kıyamet gününde insanlar mizanın yanına getirildiklerinde
çok şiddetli bir şekilde birbirleriyle çekişmeye başlarlar.''
35337. Ebu'd-Derda der
ki: "Dört bir yanı kaplayan Cehennem getirilip de sana: ''Cehenneme
dalmadan Cennete giremezsin!'' denildiği zaman ne yapacaksın? Şayet sende nur varsa
Sırat sana dümdüz olur ve Vallahi kurtulur, doğru yolu bulmuş olursun. Ancak
şayet nurun yoksa Cehennemin çengelleri veya kancaları veya demirleri seni
almaya çalışacaklardır ki Vallahi işte o zaman aşağı düşüp kaybolacaksın.''
35338. Ubeyd b. Umeyr
der ki: "Sırat son derece kaygan ve her iki tarafı da kılıç gibi
keskindir. (Aşağıdaki) meleklerin de ellerinde kancalar vardır. Peygamberler
ise Sırat'ın etrafında durmuş ve: ''Rabbimiz! Selamet ver! Selamet ver!''
derler. Artık kimisi tırmalanmış bir şekilde karşıya ulaşır, kimisi tepetaklak
ateşe düşer, kimisi de sağ salim karşıya geçer.''
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |