m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zühd

 

Hz. Süleyman b. Davud'un Sözleri

 

35407. Hayseme, Hz. Süleyman b. Davud'un şöyle dediğini nakleder: "Hayatın kolayı olsun, zoru olsun hepsini denedik ve en basit şekilde yaşamanın yeterli olduğunu gördük."

 

 

35408. Hayseme bildiriyor: Süleyman'ın dostu olan ölüm meleği kendisine geldiğinde, Süleyman (a.s.): "Neden bir eve gidip bütün sakinlerinin canını alıyor ve yanlarındaki evden hiç kimseye dokunmuyorsun?" diye sorunca, ölüm meleği şöyle dedi: "Ben hangisinin canını alacağımı bilmem. Arş'ın altındayken bana içinde isimler olan bir belge indirilir."

 

 

35409. Hayseme bildiriyor: Ölüm meleği Süleyman'ın (a.s.) yanına girdi ve Süleyman'ın (a.s.) yanında oturan bir adama uzun uzun baktı. Melek dışarıya çıkınca adam: "Bu kimdir?" diye sordu. Süleyman (a.s.): "Bu ölüm meleğidir" karşılığını verince adam: "Bana canımı almak istiyor gibi baktığını gördüm" dedi. Süleyman (a.s.): "Ne istiyorsun?" diye sorunca ise: ''Beni rüzgarla Hindistan'a yollamanı istiyorum" karşılığını verdi. Süleyman (a.s.) rüzgarı çağırdı ve rüzgar adamı alıp Hindistan'a götürdü. Sonra ölüm meleği gelince, Süleyman: "Benimle oturan bir kişiye neden uzun uzun baktın?" diye sordu. Melek: "Onun canını Hind diyarında almakla emrolundum; ama onu senin yanında görünce şaşırdım" cevabını verdi.

 

 

35410. Yahya b. Ebi Kesır, Süleyman'ın (a.s.), oğluna şöyle dediğini nakleder: "Evladım! Kazığın iki taş arasına girdiği gibi, günah ta alıcıyla satıcı arasına girer."

 

 

35411. Selaman b. Amir eş-Şa'banı naklediyor: Süleyman'ı (a.s.) ve ona verilen mülkü görüyor musunuz? Süleyman (aleyhisselom) Allah'tan korkusundan dolayı vefat edene kadar başını gökyüzüne kaldırmadı.

 

 

35412. İbn Abbas der ki: "Süleyman b. Davud'u kendisine olan saygıdan dolayı kimse konuşturamazdı. (Bir defasında) ikindi namazı vakti geçtiği halde kimse ona bunu söyleyemedi."

 

 

35413. Ebu'd-Derda bildiriyor: Hz. Süleyman b. Davud, oğlu öldüğünde o kadar üzüldü ki bu üzüntüsü hem kendi tavırlarında, hem de verdiği hükümlerde kendini gösterdi. Birgün iki melek davalaşmak için huzuruna çıktılar. Birisi: "Ben tohum attım, ekinim büyüyüp hasad edilecek duruma gelince bu ekine girip onu mahvetti" dedi. Süleyman (a.s.) diğer adama: "Ne diyorsun?" diye sorunca adam: "Doğru söylüyor. Yolda giderken önüme ekin çıktı. Sağa sola bakınca yolun ekinden geçtiğini gördüm ve ben de ekinin içinden geçtim" karşılığını verdi. Süleyman (a.s.) diğer adama: "Neden yola ekin ektin. insanların yoldan geçeceği ni bilmiyor musun?" diye sorunca adam: "Ey Süleyman! Kendinin de öleceğini ve insanların gidişinin ahirete olduğunu bildiğin halde neden oğlunun ölümüne üzülüyorsun?" cevabını verdi.

 

 

35414. Ebu's-Sıddık en-Naci bildiriyor: Hz. Süleyman b. Davud yağmur duası için insanlarla beraber çıktı. Giderlerken sırtüstü yatıp ayaklarını havaya dikmiş ve şöyle dua eden bir karıncayla karşılaştı: "Allahım! Biz de senin mahlukatındanız ve senin ihsanların olmadan da yapamayız. Dilersen bize yağmur gönderirsin ya da (susuz bırakıp) helak edersin." Bunun üzerine Süleyman yanındaki insanlara: "Geri dönün! Zira başkasının duasıyla size de yağmur gönderilecek" dedi.

 

 

35415. ismail b. Ebi Halid bildiriyor: Peygamberlerden birisinin şöyle dediği söylenir: "Allahım! Bana takdir etmediğin şeyi istememi nasib etme. Bana takdir ettiğin rızkı da Senden bir kolaylık ve afiyetle ver. Salih kimseleri ıslah ettiğinle beni de ıslah et. Muhakkak ki salihleri ıslah eden Sensin."

 

 

35416. Zeyd b. Eslem, peygamberlerden birisinin şöyle dediğini nakleder: "(Allahım) Arş'ının gölgesinde olan velilerin kimlerdir?" Yüce Allah ona şöyle cevap verdi: ''Onlar, elleri kötülüğe bulaşmamış, kalpleri temiz, benim Celalim için birbirlerini seven, onlardan bahsedildiğinde benim hatırlandığım, ben anıldığım zaman onların hatırlandığı kişilerdir. Onlar öyle kimselerdir ki, sıkıntılı vakitlerde abdestlerini güzelce alırlar ve kuşların yuvalarına uçtuğu gibi Benim zikrime koşarlar. Nasıl ki çocuk, insanların sevgisiyle doluysa onlar da Benim sevgimle doludurlar. Haramlarım helal edinildiği vakit kaplan birşeyden alıkonduğu zaman gazaplandığı gibi - veya çatışma anındaki gazabı gibi- öfkelenirler.''

 

 

35417. Hasan(-ı Basri), Hz. Davud'un (cıleyhisçelcım) şöyle dediğini nakleder:

"Allahım! Senden, 'unuttuğumda hatırlatacak, hatırladığımda yardımcı olacak, kardeşler, dostlar, komşular ve arkadaşlar istiyorum. Unuttuğumda hatırlatmayan, hatırladığımda bana yardımcı olmayan kardeş, dost komşu ve arkadaştan sana sığınırım."

 

 

35418. Hasan'ın bildirdiğine göre Davud (a.s.): "Allahım! Bana ne çok zahmet çektirecek hastalık, ne de Seni unutturacak sıhhat verme; bu ikisi arasında bir şey ver" dedi.

 

 

35419. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: Eyyab (a.s.) başına gelen her musibette şöyle derdi: "Allahım! Sen aldın ve Sen verdin. Beni yaşattığın sürece kendisiyle sınadığın nimetler için Sana hamd ederim."

 

 

35420. Sabit el-Bunanı bildiriyor: Davad (aleyhisselom) evlerinde, hanımları ve çocukları arasında namaz kılınacak vakitleri düzenledi. Gece veya gündüzün her saatinde Davud'un (a.s.) ailesinden birisi muhakkak namaz kılıyordu. (Bu sebeple) şu ayet kendilerini kapsadı: "Ey Davud hanedanı! Siz de şükrederek çalışın. Kullarımdan şükreden ise azdır." (Sebe Sur. 13)

 

 

35421. Hasan(-ı Basri), Hz. Davud'un (a.s.) şöyle dediğini nakleder:

"Allahım! Her saç telimin gece ve gündüz Seni tesbih eden iki dili olsaydı, bana verdiğin bir nimetin karşılığını veremezdik.''

 

 

35422. (a'd Ebu Osman bildiriyor: Davud (a.s.): "Allahım! Senden korkusundan dolayı gözyaşı dökenin mükafatı nedir?" diye sorunca, Yüce Allah şöyle buyurdu: "Mükafatı, büyük korkunun olacağı (kıyamet) gününde onu korkudan emin kılarım."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Hz. Musa'nın (a.s.) Sözleri