m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zühd

 

Ebu'd-Derda'nın Sözleri

 

35722. Ebu'd-Derda der ki: "Allah'a Onu görüyormuş gibi ibadet ediniz, kendinizi ölülerden sayınız ve biliniz ki size yeten az şey, sizi meşgul eden çok şeyden daha hayırlıdır ve yine bilin ki, iyilik asla yok olmaz, günah ise asla unutulmaz."

 

 

 

35723. Reca b. Hayve bildiriyor: Ebu'd-Derda, Şam halkını topladı ve şöyle dedi:

"Size nasihat eden şu kardeşinizi dinleyiniz. Yiyemeyeceğiniz şeyleri mi topluyorsunuz? Elde edemeyeceğiniz şeyleri umuyorsunuz, oturamayacağınız binalar inşa ediyorsunuz. Sizden öncekiler nerede? Onlar çok mal topladılar, uzun emelli oldular, sağlam binalar inşa ettiler, ama bütün topladıkları yok oldu. Emelleri boşa çıktı. Evleri mezar oldu."

 

 

 

35724. Ebu'd-Derda hangi köye gitse: "Ehlin (sahiplerin) nerede?" deyip sonra "Gittiler ve (geride) ameller kaldı" derdi.

 

 

 

35725. Ebu'd-Derda der ki: "Ölümü çok hatırlayanın kıskançlığı ve sevinci azalır."

 

 

 

35726. Ebu'd-Derda: "Allah'ı razı etmek için (gerektiğinde) insanlara buğzetmedikçe, sonra da nefsine dönüp ona insanlara buğzundan daha fazla buğzetmedikçe fıkhı (dinde derin anlayış sahibi olmayı) tam anlamıyla kavrayamazsın" dedi.

 

 

 

35727. Ebu'd-Derda dedi ki: "Hayır, malının ve çocuklarının çok olması değildir.

Hilminin büyük, amelinin çok olması, insanlardan uzak Allah'a ibadet etmen, iyilik yapınca Allah'a hamd etmen ve kötülük yapınca da istiğfar etmendir."

 

 

 

35728. Ümmü'd-Derda'nın bildirdiğine göre Ebu'd-Derda: "Bir saat tefekkür, bir geceyi ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır" dedi.

 

 

 

35729. Salim b. Ebi'I-Ca'd bildiriyor: Ümmü'd-Derda'ya, Eba'd-Derda'nın en faziletli amelinin ne olduğu sorulunca: "Tefekkür etmesiydi" dedi.

 

 

 

35730. Ebu'd-Derda der ki: "Dilleri devamlı Allah'ı zikredenler, gülerek Cennete girerler."

 

 

 

35731. Ebu'd-Derda: "Geceleyip de sabah kalktığımda şayet insanlar beni bir musibetle karşı karşıya bırakmamışlarsa bilirim ki bu, Allah'ın o günde bana bir ihsanıdır" derdi.

 

 

 

35732. Ümmü'd-Derda, Ebu'd-Derda'ya: "ihtiyar gelip namaz kılıyor; genç ise kılmıyor (bunların sevabı aynı mı?)" diye sorunca Ebu'd-Derda: "Herkes yapmış olduğu sevabın karşılığı olarak hazırlanan nimet içinde bulunur" cevabını verdi.

 

 

 

35733. Kesır b. Murra el-Hadrami'nin bildirdiğine göre Ebu'd-Derda: "Size amellerinizin, Rabbiniz katında en sevimlisi, derecenizi en fazla yükselteni, düşmanınıza hücum edip boyunlarınızı vurmalarından veya sizin, onların boyunlarını vurmanızdan, sadaka olarak dinar ve dirhem vermekten daha üstününü bildireyim mi?" dedi. Yanındakiler: "Bu amel nedir ey Ebu'd-Derda?" diye sorunca; "Allah'ı zikretmek. Allah'ı zikretmek, en büyük ameldir" karşılığını verdi.

 

 

 

35734. Ebu'd-Derda der ki: "Size, benim yapmadığım ama yaptırmakla sevabını umduğum bir şeyi yapmanızı istiyorum. Benim için en çok nefret ettiğim şey, bana karşı sadece Allah'tan yardım dileyecek olan kişiye yapacağım haksızlıktır."

 

 

 

35735. Bilal b. Sa'd el-Kindı, babasından naklediyor: Ebu'd-Derda'nın yanında dünyadan bahsedilince: "Dünya ve içindekiler lanetlenmiştir" derdi.

 

 

 

35736. Muaviye b. Kurra bildiriyor: Ebu'd-Derda hastalanınca onu ziyaret ettiler ve: "Neden dert yanıyorsun?" diye sordular. Ebu'd-Derda: "Günahlarımdan" karşılığını verince "Ne arzuluyorsun?" diye soruldu. Ebu'd-Derda: "Cenneti" karşılığını verdi. "Öyleyse sana bir doktor çağıralım mı?" dediklerinde ise: "Beni bu hale getiren odur" cevabını verdi.

 

 

 

35737. Ebu'd-Derda şöyle dedi: "Ömrünüz boyunca hayrı isteyiniz ve Allah'ın rahmetinin esintilerine maruz kalınız. Allah'ın öyle (rahmet) esintileri vardır ki, kullarından dillediğini ona maruz bırakır. Allah'tan, ayıplarınızı örtmesini ve sizi korktuğunuzdan emin kılmasını isteyiniz."

 

 

 

35738. Ebu'd-Derda der ki: "Kişinin en güzel ibadethanesi evidir. Orada dilini ve gözünü haramdan korur. çarşıya çıkmaktan sakın. Çünkü çarşılar insanı azdırır ve oyalar."

 

 

 

35739. Avn b. Abdillah, Ebu'd-Derda'nın şöyle dediğini nakleder: "Arayan kişi aranır. Acı olaylar karşısında sabredemeyen acze düşer. Sen insanlara söversen insanlar da sana söver ve sen bıraksan da artık onlar seni bırakmazlar.'' Ravi der ki:

"Bana ne emredersin?'' diye sorunca: "Muhtaç olacağın gün (ahiret) için (başkasına hakkını helal ederek) ödünç yolla.''

 

 

 

35740. Ebu'l-Bahterl naklediyor: Ebu'd-Derda tenceresinin altını yakarken Selman da yanındaydı, tencereden gelen bir ses duydu. Sonra tencereden ağlayan çocuk sesi gibi ses yükseldi. Sonra tencere dökülüp devrildi. Sonra içinden hiçbir şeyeksilmemiş bir şekilde yerine gelince Ebu'd-Derda: "Ey Selman! Şu şaşılacak şeye, daha önce ne senin ne de babanın görmediği şeye bak'' deyince Selman:

"Eğer sussaydın (tencereden) Allah'ın yüce ayetlerini duyardın'' karşılığını verdi.

 

 

 

35741. Ebu'd-Derda dedi ki: "En çok korktuğum şey, hesap için durduğumda bana: ''Sen biliyordun. Bildiğin şeyle ne amel ettin!?'' denilmesidir."

 

 

 

35742. Salim b. Ebi'I-Ca'd bildiriyor: Çalışan iki tane öküz Ebu'd-Derda'nın yanından geçtiler. Biri durunca diğeri de durdu. Bunun üzerine Ebu'd-Derda:

"Bunların şu yaptıklarında ibretlik bir şey vardır" dedi.

 

 

 

35743. Ya'la b. el-Velid naklediyor: Ebu'd-Derda ile yürürken: "Ey Ebu'd-Derda!

Sevdiğin birisi için ne hoşuna gider?" diye sordum. Ebu'd-Derda: "Ölüm" cevabını verince ben: "Peki ya ölmezse?" dedim. Ebu'd-Derda: "Malının ve çocuklarının az olmasını isterim" karşılığını verdi.

 

 

 

35744. Abdullah b. Yezid b. Rabia ed-Dimaşki der ki: Ebu'd-Derda şöyle dedi:

"Bir akşam vakti Mescid'e gittim. içeri girdiğimde secdede iken şöyle diyen bir adamla karşılaştım: ''Allahım! Ben korkuyor ve himayene sığınıyorum! Beni azabından koru! Yoksul bir dilenciyim! Kereminden bana da ihsan et! Mazeret sunan bir günahkar veya galip gelecek olan güçlü biri değilim. Aksine bağışlanma dileyen bir günahkarım!''" Abdullah ekledi: "Ebu'd-Derda da ondan sonra kendi öğrencilerine çok beğendiği bu sözleri öğretmeye başlamıştı."

 

 

 

35745. Ebu'd-Derda der ki: "Eğer bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız ve kurtulup kurtulmayacağınızı bilmediğiniz için ağlayıp (yollara) çıkardınız."

 

 

 

35746. Ebu'd-Derda: "Eğer isterseniz size yeminle söyleyebilirim ki, Allah'ın kullarından O'na en sevimli olanlar, Allah'ı sevenler ve Allah'ı kullarına sevdirmek için çalışanlar, Allah'ı zikretmek (namaz vakitlerini iyi takib edebilmek) için Güneş'i, Ay'ı yıldızları ve gölgeleri daima gözetleyenlerdir" dedi.

 

 

 

35747. İbn Ebi Leyla naklediyor: Ebu'd-Derda, Basra valisi olan Mesleme b.

Muhalled'e şöyle yazdı: "Derim ki; kişi Allah'a itaat ettiği zaman, Allah onu sever. Allah onu sevdiği vakit, mahlukatna da sevdirir. Allah kula buğz ettiği vakit ise, mahlukatına da ona buğz ettirir."

 

 

 

35748. Ebu'd-Derda der ki: "Neden alimlerinizin gittiğini, cahillerinizin ise hiçbirşey öğrenmediğini görüyorum. ilim aranızdan çekilip alınmadan önce öğreniniz. Alimlerin gitmesi, ilmin alınması demektir. Allah'ın sizin için tekeffül ettiklerine yöneliyor; ama size emredileni yapmıyorsunuz. Ben, sizin kötülerinizi, nalbantın atları bilmesinden daha iyi biliyorum. Onlar namazları vakit geçtikten sonra kılanlar, Kur'an'ı dinleyip emirlerine uymayanlar ve daha önce köle iken azad edildiği halde, köle azad etmeyenlerdir."

 

 

 

35749. Salim bildiriyor: Bir adam, evının damında oturup tahıl taneleri seçmekte olan Ebu'd-Derda'nın yanına çıktı. Ancak ondan utanır gibi oldu ve geri dönmek istedi. Onu gören Ebu'd-Derda: "Gel buraya! Bil ki kişinin geçimi için çalışması da onun bilgili oluşundandır" dedi.

 

 

 

35750. ismail b. Ubeydillah, Ümmü'd-Derda'dan naklediyor: "Baygın olan Ebu'd-Derda kendine gelip oğlu Bilal'ı yanında görünce: "Kalk ve yanımdan çık" deyip şöyle devam etti: "Kim benim gibi yatağa düşeceği zaman için amel yapmaktadır, kim benim şu anda bulunduğum duruma düşeceği zaman için amel yapmaktadır? Kim gelecek olan şu an için amel yapmaktadır: "Onların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız." (En'am Sur. 110) Ümmü'd-Derda der ki: "Bunları söyledikten sonra kendinden geçer bir müddet sonra ayılıp aynı şeyleri söylerdi. Bu durum vefat edene kadar devam etti.

 

 

 

35751. Temim b. Gaylan b. Seleme bildiriyor: Ebu'd-Derda hastayken yanına bir adam gelip: "Ey Ebu'd-Derda! Sen dünyayı terketmek üzeresin. Bana Yüce Allah'ın, beni faydalandıracağı ve seni onunla hatırlayacağım bir şey tavsiye et" deyince Ebu'd-Derda şöyle dedi:

"Sen afiyette olan bir topluluktansın. Namazı kıl, eğer malın varsa zekat ver, Ramazan orucunu tut ve fuhşiyattan sakın ve sonra müjdelen." Adam sözlerini tekrarlayınca Ebu'd-Derda aynı şeyi söyledi. Adam cübbesini silkeleyip sonra:

"Indirdiğimiz açık delilleri ve hidayet yolunu -kitapta onu insanlara apaçık göstermemizden sonra- gizleyenler yok mu, işte onlara hem Allah, hem de bütün lanet ediciler lanet eder" (Bakara Sur. 159) ayetini okuyunca Ebu'd-Derda:

"Bana adamı getirin!" dedi. Adam gelince Ebu'd-Derda: "Ne dedin?" diye sordu. Adam: "Ben senden bilmediğim bir şeyi senden öğrenip, Allah'ın ondan beni faydalandırmasını istiyordum, sen ise bana sadece bir söz söyledin" deyince Ebu'dDerda şu karşılığı verdi:

"Otur da sonra sana diyeceğimi iyi anla. Yeryüzünden sadece iki arşın genişliğinde, dört arşın boyunda bir yerin olduğunda, senden ayrılmayı istemeyen ailen, seninle beraber olan dostların ve kardeşlerin gelip itinayla mezarını yapıp üzerine çokça toprak attıkları ve seni tek başına bıraktıkları, isimleri Münker ve Nekir olan simsiyah, mavi gözlü ve iri cüsseli iki melek gelip seni oturttuktan sonra: ''Sen nesin ve dünyadayken hangi din üzereydin? Bu adam (Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakkında ne dersin?'' diye sorduklarında eğer: ''Bilmiyorum, insanların peygamber dediklerini duydum ben de aynen öyle söyledim'' dersen halin ne olacak? Vallahi! Eğer böyle dersen (cehenneme) yuvarlanıp gittin demektir. Yok eğer: ''Muhammed Allah'ın Resulü'dür. Yüce Allah ona Kitabını indirdi. Ben de ona ve getirdiklerine iman ettim'' dersen kurtuldun ve doğru yola iletildin demektir. Bunu da, göreceğin zorluk ve korku sebebiyle ancak Allah'ın seni sabit kı lmasıyla yapabilirsin. Sonra sen, sadece ayağının bastığı yer kadar bir yerinin olduğu, süresinin ise elli bin yılolduğu, halkın da Alemlerin Rabbinin huzurunda ayakta durduğu, sadece O'nun Arş'ının gölgesinin bulunduğu, Güneşin yaklaştığı gün halin ne olacak? Eğer gölgelenecek kişiler arasındaysan kurtuldun ve doğru yola iletildin demektir. Eğer güneşin altında kalacak olanlardan isen Vallahi yuvarlanıp gittin demektir. Sonra sen iki ufuk arasını kapatmış olan Cehennemin getirileceği ve sana: ''Ateşe dalmadan Cennete girmeyeceksin'' dendiği zaman halin ne olacak? Eğer sende nur (ışık) varsa sırat senin için dosdoğru olur ve Vallahi kurtulmuş ve Doğru yola iletilmiş olursun. Eğer yanında nur olmaz da Cehennemin bazı çengelleri veya bukağıları ya da örümcekleri yakana yapışırlarsa Vallahi yuvarlanıp gittin demektir. Ebu'd-Derda'nın Rabbine yemin ederim ki; söylediğim şeyler haktır. Söylediklerimi iyice anla."

 

 

 

25752. Ebu'd-Derda der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gönderilmeden önce tüccardım. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peygamberlik gönderilince hem ticaret ve hem de ibadete yöneldim, fakat ikisi bir arada olmadı. Ben de ticareti terkedip tamamen ibadete meylettim."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Mescitlere Devam Etmek Hakkında Gelen Rivayetler