|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Zühd |
Selman'ın Sözleri
35800. Selman der ki:
"Yüce Allah Adem'i (a.s.) yarattığı zaman buyurdu ki: (Sana üç haslet
veriyorum) biri benim, diğeri senin için, üçüncüsü ikimiz arasındadır. Benim olan;
bana ibadet etmen ve hiçbirşeyi ortak koşmamandır. Senin olan (amelindir)
yaptığın her şeyin karşılığını sana veririm. Benimle senin aranda olan ise;
senin istemen ve dua etmen; benim ise icabet etmemdir."
35801. Selman der ki:
"Firavunun hanımı, Güneşin altında bırakılarak kendisine işkence
ediliyordu. Ona işkence edenler yanından uzaklaştıkları zaman melekler ona
kanatlarıyla gölge ediyorlardı. Firavunun hanımı Cennetteki köşkünü
görüyordu.''
35802. Said b.
el-Müseyyeb naklediyor: Selman ve Abdullah b. Selam karşılaştığında biri
diğerine "Eğer sen benden önce ölürsen öldükten sonra benimle buluş ve
Allah tarafından karşılaştığın şeyleri bana anlat. Eğer ben senden önce ölürsem
seninle buluşup Allah tarafından karşılaştığım şeyleri sana haber veririm"
dedi. Biri vefat edince, diğeri vefat edeni rüyasında gördü. Vefat eden
diğerine üç defa: "Tevekkül et ve sevin. (Burada) tevekkül gibisini
görmedim" dedi.
35803. Zeyd b. Suhan
bildiriyor: Selman sabah namazından önce iki rekat namaz kılınca bunun sebebini
kendisine sorduğumda: "Uyanıkken nefsine sahip ol ki Allah da, sen
uykudayken onu korusun."
35804. Selman der ki:
"Kıyamet günü günahı en fazla olanlar, Allah'a isyan olan şeyleri en fazla
konuşanlarıdır."
35805. Ubade b. Nusey, Selman'ın
abadan yapılmış bir çadırı olduğunu nakleder.
35806. Bureyde,
Selman'ın kendi kazandığı parayla yemek yaptığını ve cüzzam hastalarını davet
edip onlarla yediğini söyler.
35807. Nu'man b. Humeyd
bildiriyor: Dayım olan Abbad ile Selman'ın yanına girdim. Selman, dayımı
görünce onunla tokalaştı. Baktığımızda Selman'ın saçının ön kısmını (perçemini)
uzatmış, hurma yaprağından birşeyler ördüğünü gördük. Selman şöyle dedi:
"Bu hurma yaprakları bana bir dirheme satın alındı. Ben bunu işleyip üç dirheme
satıyorum. Bir dirhemini sadaka veriyorum, bir dirhemiyle yine hurma yaprağı
alıyorum, kalan bir dirhemi de harcıyorum. Eğer Ömer bunu yapmamı yasaklasa
bile buna devam ederim.''
35808. Cerir naklediyor:
Sifah dağlarında konakladığımızda güneşin kendisine yetişmek üzere olduğu bir
adamın ağacın gölgesinde yatmakta olduğunu gördük. Ben hizmetçiye: "Git şu
yaygıyla adama gölge yap" dedim. Biraz sonra adam uyandı, bir de baktım ki
Selman-ı Farisı! Yanına vardım ve selam verdim. Bana: "Ey Cerir! Allah
için mütevazı ol! Çünkü kim Allah için bu dünyada mütevazı olursa, yarın
kıyamet günü Allah onun derecesini yüceltir. Ey Cerir! Kıyamet günü nelerin
karanlıklara sebep olacağını biliyor musun?" dedi. Ben, "Hayır"
karşılığını verince, Selman: "insanların dünyada aralarında yaptıkları
zulüm ve haksızlıklardır'' dedi. Sonra yerden bir çöp parçası aldı; o kadar
küçüktü ki zor görüyordum. Bana: "Ey Cerir! Şayet cennette böyle bir çöp
parçası aramaya kalksan bulamazsın" dedi. Ben: "Ey Ebu Abdillah!
Hurma ağaçları ve öbür ağaçlar nerede?" diye sorunca, şöyle dedi:
"Onların kökleri altın ve inci, dalları ise meyvelerle doludur."
35809. Selman der ki:
"Kul, Yüce Allah'ı zor günlerinde zikreder, bolluk anında hamdeder,
musibet zamanında da dua ederse melekler: ''Zayıf bir kişinin tanıdık sesi''
deyip ona şefaatçi olurlar. Eğer kul zor günlerinde Allah'ı zikretmez, bolluk
anında hamdetmez, kendisine bir musibet verdiğinde Allah'a dua ederse melekler:
''Bu ses tanıdık bir ses değil'' deyip kendisine şefaatçi olmazlar.''
35810. Husayn b. Ukbe,
Selman'ın şöyle dediğini nakleder: "Başkasına anlatılmayan ilim,
kendisinden infakta bulunulmayan hazine gibidir."
35811. Selman'ın,
Ebu'd-Derda'ya şöyle bir mektup yazdığı nakledilir: Arş'ın gölgesinde
gölgelenecek kişiler şunlardır: Adaletle davranan yönetici, sağ elinin
verdiğini sol eli bilmeyecek kadar verdiği sadakayı gizleyen kimse, mevki ve
asalet sahibi güzel bir kadın kendisini davet ettiğinde: "Ben Alemlerin
Rabbinden korkarım" diyerek, ona icabet etmeyen kimse. Sıhhatini,
gençliğini ve malını Allah'ın sevdiği ve razı olduğu işlerde harcayan kimse;
gönlündeki sevgisinden dolayı kalbi mescitlere bağlı olan kimse; Allah',
zikredip te, Allah korkusundan gözleri dolup ağlayan ve birbiriyle
karşılaştıklarında birinin diğerine: "Seni Allah için seviyorum 1"
diyen iki kişi.
Selman mektupta şöyle
devam etti: "ilim pınarlar gibidir. Yüce Allah ondan dilediğini
faydalandırır. Kimseye anlatılmayan hikmet, canı olmayan vücut gibidir.
Kendisiyle amel edilmeyen ilim kendisinden infakta bulunulmayan hazine gibidir.
Alim yolda kandil tutan adam gibidir. Herkes onun ışığıyla aydınlanır ve ona
dua eder."
35812. Abdulhamıd b.
Cafer, babasından naklediyor: Selman şöyle derdi: "insanlardan bazıları hastalık,
bazıları şifa taşır. Bazıları hayrın, bazıları ise şerrin anahtarıdır."
35813. Şehr b. Havşeb
bildiriyor: Selman, Ebu'd-Derda'ya gelip onu bulamayınca Ümmü'd-Derda'ya selam
verip: "Kardeşim nerede?" diye sordu. Ümmü'd-Derda:
"Mescid'de" cevabını verdi. Selman'ın üzerinde pamuktan yapılmış bir
aba vardı. Ümmü'd-Derda ona bir yastık verdi. Selman yastığa oturmayıp abasını
yere atarak üzerine oturdu. Ebu'd-Derda bir dirheme satın aldığı etle geldi.
Ümmü'd-Derda kalkıp eti pişirip ekmek yaptıktan sonra yemeği getirdi.
Ebu'd-Derda ise oruçluydu. Selman: "Benimle kim yiyecek?" deyince,
Ebu'd-Derda: "Ümmü'd-Derda seninle yer" dedi. Selman ısrar edip
Ebu'dDerda'nın orucunu bozdurdu. Selman, Ümmü'd'Derda'nın görünüşünün kötü
olduğunu görüp: "Neyin var?" diye sorunca, Ümmü'd'Derda:
"Kardeşin kadın istemiyor. Gündüzü oruçla geceyi ise ibadetle
geçiriyor" dedi. Selman, Ebu'dDerda'nın yanında geceledi ve Ebu'd-Derda
ibadet için kalkmak istedikçe onu engelledi. Sabaha yakın kalkıp abdest alarak
iki rekat kıldı. Ebu'd-Derda: "Beni namazdan alıkoydun!" deyince,
Selman: "Bazen namaz kıl, bazen uyu. Bazen oruç tut, bazen tutma. Ailenin
senin üzerinde hakkı vardır ve çocuklarının da senin üzerinde hakkı
vardır" dedi.
35814. Selman ve
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bazıları şöyle dediler:
"Kıyamet günü kişi onlarla kurtulmayı umduğu amellerle gelir. Dünyada
kendisine zulmettiği kişiler gelip şikayetçi olarak onun sevaplarını alır.
Adamın hiçbir sevabı kalmayıncaya kadar bu böyle devam eder. Yine hak sahibi -
gelip şikayette bulununca bu sefer şikayetçi olanın günahlarından alınıp
kendisinin günahlarına eklenir ve Cehenneme dökülür veya atılır."
35815. Selman der ki:
"Adamın biri gece boyu durmadan beyaz tenli köleler azad etse, birisi de geceyi
Kur'an okuyarak veya Yüce Allah'ı zikrederek geçirse, Yüce Allah', zikreden
kişinin diğerinden daha üstün olduğunu göreceksin."
35816. Zeyd b. Suhan,
Selman'ın gece uyandığı zaman: "Peygamberlerin Rabbi ve Resullerin ilahını
noksanlıklardan tenzih ederim" diye dua ettiğini nakleder.
35817. Abdullah b.
Seleme bildiriyor: Selman, ganimetten bir oğlak aldığında onu keser ve etini
kurutur, derisini su tulumu ve yününü ip yapardı. Atı için ipe ihtiyacı olan
birini gördüğünde ipi ona verir, tuluma ihtiyacı olan birini gördüğünde de
tulumu ona verirdi.
35818. Ebu'l-Bahterl
bildiriyor: Selman, Abs kabilesinden bir kişiyle yolculuk yaptı. Dicle nehrine
yetişince Selman: ''Su iç!" dedi. Adam içince Selman, bir daha:
''iç!" dedi. Adam yine içince Selman üçüncü defa: ''iç!" dedi. Adam
yine içti; sonra Selman şöyle dedi: ''Ey Absoğullarının kardeşi! Sence içtiğin
su Dicle'den birşey eksiltti mi? ilim de böyledir eksilmez. ilimden sana
faydası olanını taleb et."
Sonra Den ırmağına
uğradı ve orada tahıl ve ekinlerin savrulduğunu gördü ve şöyle dedi: "Ey
Absoğullarının kardeşi! Buraların hazinelerini şu an elinde bulunduran,
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hayatta iken de bunları ellerinde
tutuyordu. Oysa o zamanlar Müslümanlar geceleyip sabahlarlar ve hiçbirinin
elinde bir kafız dahi buğday bulunmazdı."
Sonra Selman adama,
Celala'nın fethedilmesini ve bu fetihle Yüce Allah'ın müslümanlara ihsan ettiği
nimetleri anlattıktan sonra: "Ey Absoğullarının kardeşi! Yüce Allah
sizlere bunu verdi ve ihsan etti. Yüce Allah Muhammed (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) hayattayken de bunlar verebilirdi" dedi.
35819. Nafi b. Cübeyr b.
Mut'im naklediyor: Huzeyfe ile Selman, Acem bir kadına: "Burada namaz
kılabileceğimiz temiz bir yer var mı?" diye sordular. Kadın:
"Kalbini temiz tut
ve dilediğin yerde namaz kıl" karşılığını verince içlerinden biri:
"(Ne demek istediğini) anladım" dedi.
35820. Ebu Osman,
Selman-ı Farisi'nin kendisine şöyle dediğini nakleder:
"Çarşı, şeytanın
folluğu ve yuvasıdır. Eğer yapabilirsen, çarşıya ilk giren ve son çıkan sen
olma."
35821. Evs b. Dam'ac
bildiriyor: Selman'a: "Ey Ebu Abdillah! Bize birşeyler anlatmayacak
mısın?" deyince; "Allah'ı zikretmek en büyük (ameldir). (Size) yemek
yedirmeyi, selamı yaymayı ve insanlar uyurken namaz kılmayı tavsiye
ederim" karşılığını verdi.
35822. Selman dedi ki:
"Yüce Allah, ellerini açıp kendisinden hayır dileyen kulun isteğini geri
çevirmekten haya eder."
35823. Tarık b. Şihab
naklediyor: Künyesi Ebu Gazre olan bir ağabeyim vardı ve Selman'dan çok
bahsederdi. Ağabeyim kendisinden çok bahsettiği için ben de Selman ile
buluşmayı istiyordum. Bir gün ağabeyim bana: "Ebu Abdullah'ı hala görmek
istiyor musun? Kadisiyye'ye geldi" dedi. Selman cihaddan dönünce Kadisiyye'de
konaklar, hacdan döndüğünde ise cihad için Medain'e giderdi. Ağabeyime:
"Evet" dedim ve gidip Kadisiyye'de Selman'ın bulunduğu eve
girdiğimizde oturmuş ve önünde bir bez parçası, bir dağarcık diktiğini veya
deri tabakladığını gördük. Selam verip oturduğumuzda bana: "Yeğenim!
Yaşantında itidalli ol. Bu senin (hedefine ulaşman) için daha yararlıdır"
dedi.
35824. Amr b. Ebi Kurra
el-Kindı naklediyor: Babam, Selman'a kızkardeşiyle evlenmesini teklif etti.
Selman kabul etmeyince Selman'ı ismi Bukayra olan bir azatlısıyla evlendirdi.
Daha sonra Ebu Kurra (babam), Huzeyfe ile Selman arasında bir sorun olduğunu
öğrenince Selman'ın yanına gitti. Selman'a, Ebu Kurra'nın, yanına doğru geldiği
haberi verilince o da onu karşılamak üzere çıktı. Onunla karşılaştığında Ebu
Kurra'nın, içi sebze dolu bir zenbilin kulakçıklarına asasını geçirmiş ve onu
omuzuna atmış olduğunu gördü.
35825. Ebu Osman'ın
bildirdiğine göre Selman şöyle dedi: "Kıyamet günü, güneşe on yıllık sıcaklığı
verilir, sonra insanların beyinlerine yayın iki ucundaki aralık kadar
yaklaştırılır. insanlar o kadar terler ki yerde bir adam boyu ter olur. Sonra
yine ter yükselir ve kişi (terden nefes alamadığı için) can çekişir."
Selman ekledi: "Hatta kişi ''Gır gır'' diye ses çıkarır.''
35826. Abdullah b.
Hubeyre, Ebu'd-Derda'nın, Selman'a şöyle yazdığını nakleder: "Derim ki;
seni mukaddas topraklara ve cihad yurduna davet ediyorum." Selman mektuba
şöyle karşılık yazdı: "Derim ki; beni mukaddes topraklara ve ci had
yurduna davet eden bir mektup yazdın. Ömrüme yemin ederim ki toprak,
sakinlerini mukaddes yapmaz; ama kişiyi ameli mukaddes yapar."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |