|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Zühd |
Ebu Rezin'in Sözleri
36066. Ebu Rezın:
"Elbiselerini de temizle" (Müddessir Sur. 4) ayetiyle ilgili şöyle
dedi: "Amelini ıslah et, demektedir. Kişinin ameli güzel ise ''filan
kişinin elbisesi temizdir'' derler."
36067. Mücahid ve Ebu
Rezın: "Hepsi toplu olarak gidiyorlardı." (Nemi Sur. 17) ayetiyle
ilgili şöyle dediler: "Ordunun baş tarafıyla sonu arasında bir kopukluk
yoktu."
36068. Ebu Rezın:
"Artık onlar kazandıklarının bir cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar"
(Tevbe Sur. 82) ayetiyle ilgili dedi ki: "Yüce Allah şöyle buyurur:
"Dünya azdır. Onda diledikleri gibi gülsünler. Ahirete göçtükleri zaman
hiç kesilmeyecek bir ağlamayla ağlayacaklar" sözünün manası budur.
36069. Ebu Rezın:
"Kuşkusuz o Sekar (=cehennem), büyük belalardan biridir" (Müddessir
Sur. 35) ayetiyle ilgili: "Bu, Cehennemdir" "Insanlar için
uyarıcıdır" (Müddessir Sur. 36) ayetiyle ilgili ise: "Yüce Allah:
''Cehenneme karşı sizi uyaran Ben'im'' buyurdu" dedi.
36070. Ebu Rezın:
"Insanın derisini kavururIf (Müddessir Sur. 29) ayetiyle ilgili:
"Derisini o kadar
kavurur ki, gece karanlığından daha kara olur" dedi.
36071. Ebu Rezın,
"Cassak'ın cehennemliklerden akan irin olduğunu söyledi."
36072. A'meş der ki:
"Abdurrahman b. Yezid hangi işi yaptıysa sadece Allah rızası için
yaptı" dediklerini duydum.
36073. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Abdurrahman b. Yezid, Kur'an'ı yedi günde hatmederdi."
36074. Ziyad b. Hudayr
der ki: "Takva sahibi olmayan topluluk fakih (dinde derin anlayış sahibi)
olamaz."
36075. Ziyad b. Hudayr
der ki: "ihtiyaçlarımı giderecek şeylerle, kimseyle konuşmadığım ve
kimsenin beni konuşturmadığı demirden yapılmış dar bir yerde olmayı
isterdim."
36076. Haris b. Kays
şöyle dedi: "Dünya işlerinden birini yapacağın zaman acele et. Ahiret ile
ilgili bir şey yaparken ise elinden geldiğince bu işi uzun tut. Namaz kılarken
şeytan sana gelip: "Sen gösteriş yapıyorsun" derse namazı daha fazla
uzat."
36077. A'meş,
Hayseme'nin kendisine şöyle dediğini nakleder: "Sen ve İbrahim mescitte
oturuyorsunuz ve halk etrafınızda toplanıyor. Ben, Haris p. Kays'ın başında iki
adam toplansa kalkarak onları bırakıp gittiğini gördüm."
36078. Ebu'l-Ahvas der
ki: "Kişi bir çadıra girse onların (öncekilerin; yaptıkları zikirden
dolayı) arı vızıltısı gibi ses çıkardıklarını görürdü. Şunlara ne oluyor ki;
onların korktukları konularda kendilerini güvende hissediyorlar."
36079. Abdullah b. Rabia
naklediyor: Utbe b. Ferkad, Abdullah b. Rabia'ya: "Ey Abdullah! Yeğenine (oğluma)
karşı bana yardım etmeyecek misin?" diye sorunca, Abdullah: "Ne
yapmasını istiyorsun?" karşılığını verdi. Utbe: "Yaptığım işlerde
bana yardımcı olsun" deyince ise Abdullah: "Ey Amr! Babana itaat
et" dedi ve oturmakta olan Mi'dad'a baktı. Mi'dad: "Onlara itaat
etme" deyip "Secde et ve Rabbine yaklaş!" (Alak Sur. 19) ayetini
okuyunca, Amr (Utbe'nin oğlu): "Ey babacığım! Ben borcumu ödemek için
çalışıyorum" dedi. Utbe ağlayarak: "Eyoğul! Ben seni iki sevgiyle
seviyorum: Allah için ve bir babanın oğluna olan sevgisi" deyince Amr:
"Babacığım! Bana yetmiş bin dirheme yetişen bir meblağ vermiştin. Eğer onu
benden istiyorsan, işte para buradadır, onu aL. Yoksa beni bırak ta onu
dağıtayım" dedi. Utbe: "Onu dağıt" deyince Amr hiçbir dirhem
kalmayıncaya kadar parayı dağıttı.
36080. Umara bildiriyor:
Şureyh b. Hani'nin ailesinden biriyle Mekke'ye gitmek için çıktık ve kendisi de
bizi uğurlamak için çıktı. O zaman bize söyledikleri arasında şu sözler de
vardı: ''Hızlı gidiniz. Allah katında binekleriniz size hiçbir faydası olmaz,
Kişi dünyalık olarak kendi nefsinden daha değersiz bir şeyi kaybemeyi
önemsemez." Umara dedi ki: ''Hatırladığım her sözünün bana faydası
oldu."
36081. Muhammed b.
Fudayl, babasından, Mahan'ın şöyle dediğini nakleder: ''Sizden biri, bindiği
bineğinin ve giydiği elbisenin Allah'ı kendisinden daha çok zikretmesinden
utanmıyor mu?" Mahan, tekbir ve tehlil getirmekten usanmazdı.
36082. Beni Hanıfe'nin
müezzini İbrahim bildiriyor: (Meşhur Zalim lakaplı vali) Haccac, kapısında
çarmıha gerilmesini emrettiğinde Mahan'ı gördüm. Baktığımda, bir direkte
tesbih, tekbir, tehlil ve tahmid etmekteydi. Tesbih sayısı yirmi dokuza
yetişince eliyle yirmidokuz işareti yaptı. Haccac da onu o haliyle öldürdü. Bir
ay sonra Mahan'ı gördüğümde hala elinde o yirmidokuz işaretini görmüştüm. Gece
vakti de etrafında ışıklar görülürdü.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |