|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Zühd |
İbrahim et-Teymi
Yahya b. Ca'de b.
Hubeyre
Ubeyd b. Umeyr
Hayseme b. Abdirrahman
*
İbrahim et-Teymi
36117. İbrahim et-Teymı
der ki: "Ne zaman sözümle amelimi karşılaştırsam, amelimin sözümü yalanlamasından
korktum."
36118. İbrahim et-Tey
mı: "Allahım! Biz zayıfız. Bizi zayıf olarak yarattın ve sonunda yine
zayıf olacağız. Senin dilediğin olsun bizim değiL. Bizim doğru yolda olmamızı
murad et" dedi.
36119. İbrahim et-Tey mı
şöyle derdi: "Kişi için, Yüce Allah'ın kendisine verdiği kölesinin,
kıyamet günü Allah katında kendisinden daha üstün olmasından daha büyük üzüntü
var mıdır? Yüce Allah'ın kendisine dünyada mal verip, mirasçısı bu malı Allah
yolunda kullanırken, malın günahının-kendisine, sevabının ise başkasına ait
olmasından daha büyük üzüntü var mıdır! Kişi için, dünyadayken kör olan
kölesinin kıyamet gününde Allah tarafından onun gözlerinin açılması, kendisinin
ise kör olmasından daha büyük bir üzüntü var mıdır?" Sonra şöyle devam ederdi:
"Sizden
öncekilerden bazıları dünyadan yüz çevirdikleri halde dünya (nimetleri) onların
peşlerinden koşardı ve çok iyi bir durumda idiler. Size gelince ise, dünya
sırtını size dönmüş olmasına rağmen onun peşinden koşuyorsunuz ve yine de bir
çok sıkıntılar içindesiniz. Artık kendi durumunuzla onların durumunu bir
karşılaştırın."
36120. Avvam b. Havşeb,
İbrahim et-Teymi'nin "Her taraftan ona ölüm geldiği halde
ölemeyecektir" (İbrahim Sur. 17) ayetiyle ilgili: "Hatta ölüm ona
saçlarının dibinden gelir" dediğini nakleder.
36121. Avvam b. Havşeb,
İbrahim et-Teymı'nin "Biz Sana yöneldik" (A'raf Sur. 156) ayetiyle
ilgili: "Hudna (yöneldik) kelimesi tövbe ettik manasına gelir"
dediğini nakleder.
36122. İbrahim et-Tey mı
bildiriyor: "Babam ridasını giydiği zaman arkadan ancak kalçasına, önden
ise göğüs hizasına kadar ulaşırdı. Ona: "Babacığım! Bu ridadan daha
büyüğünü kullansan" deyince, babası şöyle karşılık verdi: "Evladım!
Böyle deme! Vallahi yeryüzünde ne zaman ağzıma güzel bir lokma attıysam, onun
en fazla nefret ettiğim kişinin ağzında olmasını temenni ettim."
36123. ibrahim et-Teymi
naklediyor: Babam Basra'ya gidip dört bin dirheme köle satın aldı. Babamın
evini inşa ettikten sonra onları dört bin dirhem karla sattı. Ben:
"Babacığım! Basra'ya gidip yine köle alıp kar etsen" deyince babam:
"Bana bunu deme! Vallahi kar ettiğim zaman ne sevindim, ne de dönüp aynı
şekilde kar etmeyi aklımdan geçirdim" dedi.
36124. Yezid b. Şecera
der ki: "Ölen hiç kimse yoktur ki; ölüm anında dünyada beraber oldukları
kendisine gösterilmesin. Beraber olduğu kimseler eğer heva ehlinden ise
kendisine gösterilenler heva ehlinden, zikir ehlindense zikir ehlindendir.''
36125. İbn Şecere der
ki: "Kabir kafire veya facire der ki: "Benim karanlığımı,
yalnızlığımı, darlığımı ve üzüntümü hatırlamadınmı?"
36126. Mücahid der ki:
"ibn Şecere kıssa anlatırdı ve davranışları (yaşantısı) sözlerini
dbğrulardı.''
36127. Abdullah b.
idrıs, amcasından naklediyor: Kurdus sabah akşam bize kıssalar anlatır ve şöyle
derdi: "Cennet, ancak amelle elde edilir. Ümitle korkuyu birleştiriniz,
devamlı salih amel yapınız ve salim kalple ve salih ameller yaparak Allah'tan
sakınınız." Şu cümleyi de çok söylerdi: "Korkan geceden yola
koyulur.''
36128. Ebu'd-Dihkan
bildiriyor: Bir genç Ahnef'le yürürken, Ahnef: "Yeğenim!
Hak sana sunulduğu zaman
ona yönel ve başka şeyi bırak" dedi.
*
Yahya b. Ca'de b.
Hubeyre
36129. Yahya b. Ca'de
der ki: "istekli olduğun zamanlarda amel yap ve henüz amel yapma isteğin
varken bırak. Az yaptığın salih ameli devamlı yapabilirsin."
36130. Yahya b. Ca'de:
"Kişi secdeye vardığı zaman -ıbn Mehdi rivayetinde ise:
"Kişi alnını
secdeye koyduğu zaman"- kibirden kurtulur" dedi.
36131. A'meş bildiriyor:
Şureyh göç etmeye hazırlanan komşularını görünce:
"Ne yapıyorsunuz?"
diye sordu. Onlar: "Burada işimiz bitti" karşılığını verince Şureyh:
"işi biten kişinin bunu yapması emredilmiştir" dedi.
36132. Abdullah b. Ubeyd
b. Umeyr şöyle dedi: "ibadetin en kolayı, giyim ve yürüyüştür (bunlarda
mütevazı olmaktır.)"
36133. Ebu Sinan
bildiriyor: Bir gün Abdullah b. Ebi'l-Huzeyl günahlarından yakınınca bir adam:
"Ey Ebu'l-Muğire! Sen günahlardan sakınan birisi değil misin?" diye
sordu. Abdullah: "Allahım! Bu kulun bana yaklaşmak istedi. Benim bu adamı
sevmediğime Seni şahit tutuyorum" dedi.
36134. Rib'ı b. Hiraş
anlatıyor: Bana gelinip: "Kardeşin vefat etti" dendi. Ben hızlı bir
şekilde yanına varınca onun üzerine giysisinin örtüldüğünü gördüm. Kardeşimin
başucuna oturup onun için istiğfar ederken, yüzünü örten giysi açıldı ve:
"Es-selamu aleyküm" dedi. Biz: "Ve aleykesselam!
Sübhanallah" karşılığını verince kardeşim şöyle dedi; "Sübhanallah!
Ben sizden önce Allah'a kavuştum, sevinçlerle, güzelliklerle ve bana öfkeli
olmayan Rabbimle karşılaştım. Bana ipek ve atlastan yapılmış yeşil kıyafetler
giydirdi. Ben işin zannettiğinizden daha kolay olduğunu gördüm. Tevekkül edip
ameli bırakmayınız. Bunları size haber vermek ve müjdelemek için Rabbimden izin
aldım. Beni Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürünüz. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana yanına varana kadar kızmamamı söyledi."
Sonra olduğu yere eğildi yerden bir taş alıp fırlattı. Vallahi o mu önce ruhunu
teslim etti, yoksa taş mı o ruhunu teslim etmeden yere düştü bilmiyorum.
36135. Ebu Avn der ki:
"Takva ehli karşılaştıkları zaman birbirlerine üç şeyi tavsiye ederlerdi.
Ayrı düştükleri zaman ise birbirlerine şu üç şeyi birbirlerine yazarlardı:
"Kim ahireti için amel yaparsa, Allah onu dünyaya karşı ona kifayet eder.
Allah'ın rızasını ararsa insanların sıkıntısına karşı Allah kifayet eder. Kim
gizlice yaptıklarını ıslah ederse Allah açıktan yaptıklarını ıslah eder."
36136. A'meş naklediyor:
Abdullah b. Sinan rüyasında bir dostunu gördü ve: "Vefat ettiğin zaman
hangi şeyin daha üstün olduğunu gördün?" diye sorunca, dostu:
"Mescitteki secdeleri" cevabını verdi.
36137. Abdullah b. isa
anlatıyor: Sizden öncekilerden bir adam, Yüce Allah'a karada kırk yıl ibadet
ettikten sonra: ''Ey Rabbim! Sana denizde ibadet etmeyi özledim'' dedi.
(Denizci olan) Bir topluluğa gidip kendisini yanlarında götürmelerini istedi.
Onu da beraberlerinde aldılar ve gemi bir müddet gittikten sonra suyun bir
tarafında bir ağacın yanında durdu: Adam: ''Beni bu ağacın üzerine bırakın''
dedi. Onlar: ''Bunun üzerinde nasıl yaşayacaksın?'' diye sorunca: liSizinle
beraber beni de götürmenizi ben istemiştim; beni istediğim yerde bırakın"
dedi. Onu bırakıp yollarına devam ettiler. Bir melek göğe çıkmak istedi, ama
çıkmak için söylemesi gereken sözü söylediği halde göğe yükselemeyince bunun
yapmış olduğu bir hatadan dolayı olduğunu anladı ve ağacın yanındaki adama
gidip kendisi için Allah katında şefaatçi olmasını istedi. Adam namaz kılıp
melek için dua etti ve ölümünün daha kolayolması için canını ölüm meleğinin
değil de kendisinin almasını istedi. Eceli geldiği zaman melek adamın yanına
gidip: liSenin, Allah katında benim için şefaatçi olduğun gibi, ben de sana
şefaatçi olmayı ve senin canını ben almayı istedim. Canını hangi şekilde
istersen öyle alayım'' dedi. Adam secdeye kapandı, gözünden bir yaş damladı ve
ruhunu teslim etti.
*
Ubeyd b. Umeyr
36138. Ubeyd b. Umeyr
şöyle derdi: ''Ey Kur'an ehli! Kış geldiği zaman namaz kılmanız için geceler
uzar, oruç tutmanız içinse gündüzler kısalır. Bunu iyi değerlendiriniz."
36139. Ubeyd b. Umeyr:
liSizden bugün müctehid olanlar, geçmişte ancak çelik çomak oynayanların
derecesinde olabilir" dedi.
36140. Ubeyd b. Umeyr
der ki: ''Kabir ehli, (kimin öldüğünden) haberdar olurlar. Ölen kişi yanlarına gelmediği
zaman: ''inna lillahi ve inna ileyhi raciun'' bizim yolumuzdan başka bir yola
götürüldü'' derler."
36141. Ubeyd b. Umeyr:
''Kıyamet günü iri ve uzun boylu biri getirilip Mizan'a konsa bir sivrisinek
kanadı kadar bile ağırlığı olmazlı dedi ve şu ayeti okudu:
"Kıyamet günü Biz
onlara değer vermeyeceğiz." (Kehf Sur. 105)
36142. Ubeyd b. Umeyr;
"Daima tövbe ile Allah'a dönen, O'nun buyruklarını koruyan" (Kaf Sur.
35) ayetinde kastedilen kişilerin, bir mecliste oturup sonra kalkınca muhakkak
Allah'a istiğfar eden kişi olduğunu söyledi.
36143. Ubeyd b. Umeyr
der ki: Ilimanın doğruluğunun ve iyiliğinin alameti, sıkıntılı anlarda abdest
almaktır. Yine imanın doğruluğunun ve iyiliğinin alameti, güzel bir kadınla tek
başına kalan bir kişinin ona sadece Allah ması için yaklaşmamasıdır."
36144. Ubeyd b. Umeyr;
"Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı" (Kalem Sur. 13) ayetiyle
ilgili der ki: ''Bu kişi; çok yiyip içen ve güçlü olan kişidir. Bu kişi
tartıldığı zaman bir arpa kadar bile gelmez. Melek onlardan bir defada yetmiş
bin kişiyi Cehenneme iter."
36145. Ubeyd b. Umeyr,
"Daima tövbe ile Allah'a dönen, O'nun buyruklarını koruyan" (Kaf Sur.
35) ayetiyle ilgili olarak der ki: "Bu ayette kastedilen yalnızken
günahlarını hatırlayıp istiğfar eden kişidir."
36146. Ubeyd b. Umeyr;
"O her an kainata tasarruf etmektedir" (Rahman Sur. 29) ayetiyle
ilgili olarak: "Tasarrufla sözüyle kastedilen, esir olanı esaretten
kurtarmak, dua edenin duasına icabet etmek, hastaya şifa vermek veya isteyenin
isteğini yerine getirmektir" dedi.
36147. Ubeyd b. Umeyr:
"isimlerinizle, simanızla oturduğunuz meclislerle ve söylediğiniz sözlerle
Allah katında yazılmışsınız" dedi.
36148. Ubeyd b. Umeyr;
"Onların başına öyle ezici sıkıntılar, kımıldatmaz zaruretler geldi ve
öylesine sarsıldılar ki" (Bakara Sur. 214) ayetiyle ilgili der ki:
"Besa, sıkıntı,
darra ise zorluklardır. Serra; rahatlık, darra ise geçim darlığıdır."
36149. Ubeyd b. Umeyr
bildiriyor: Bir adamın, birisi kendisine daha yakın olan üç arkadaşı vardı.
Başına bir musibet geldiği zaman kendisine en yakın olan kişiyi bulup: "Ey
falan! Başıma şöyle bir şey geldi ve bana yardım etmeni istiyorum" dedi.
Arkadaşı: "Ben sana yardım edemem" dedi. Bunun üzerine adam bundan
sonra yakın olana gidip: "Ey falan! Başıma şöyle bir şey geldi ve bana
yardım etmeni istiyorum" dedi. Arkadaşı: "istediğin yere yetişene
kadar seninle beraber olurum. Oraya yetişince seni bırakır dönerim" dedi.
Adam üç arkadaşından en değer vermediği kişisine gitti ve: "Ey falan!
Başıma şöyle bir şey geldi ve bana yardım etmeni istiyorum" dedi.
Arkadaşı: "Sen nereye gidersen, ben de seninle gelirim, nereye girersen
ben de seninle girerim" dedi. ilk arkadaşı malıdır. Onu ailesine bıraktı
ve malından hiçbir şey kendisiyle gelmedi. ikinci arkadaşı ise ailesi ve
aşiretidir. Onunla mezarına kadar gittiler sonra da bırakıp döndüler. Üçüncüsü
ise amelidir. Kendisi nereye gitse ve nereye girse ameli de onu takip eder.
36150. Ubeyd b. Umeyr;
"Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün ... " (En'am Sur. 158) ayetiyle
ilgili der ki: "O gün; Güneş'in batıdan doğduğu gündür."
36151. Ubeyd b. Umeyr
der ki: "Muhakkak Allah, helal ve harama dair hükümler indirmiştir. Helal
kıldığı şeyi siz de helal biliniz. Haram kıldığı şeylerden uzak durunuz. Bunlar
arasında da bazı şeyleri helal ya da haram kılmaksızın bırakmıştır. Bu da
Allah'tan bir af tır (Hükmü açıklanmadan bırakılmış olan şeylerdir)." İbn
Umeyr daha sonra şu ayeti okudu: "Ey inananlar! Size açıklanınca hoşunuza
gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilirken onları sorarsanız size
açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah
Bağışlayan'dır, Halim'dir." (Maide Sur. 101)
36152. Ubeyd b. Umeyr
der ki: ''Kulun, Yüce Allah'a ihtiyacı olduğu müddetçe, Yüce Allah'ın da kuldan
istekleri olacaktır."
36153. Ubeyd b. Umeyr
der ki: Kabir ehli, yolcunun karşılanıp sorulduğu gibi yanlarına gelen ölüye de
dünyadan haber sorarlar. Eğer ölmüş birini kastederek: liFalan kişi ne
yaptı?" diye sorarlar da yeni gelen ölü: lIYanınıza gelmedi mi?" diye
karşılık verirse; ''İnna lillah ve inna ileyhi raciun. Demek ki anavatanı olan
Haviye cehennemine götürülmüş!" derler.
36154. Abdullah b. Ubeyd
b. Umeyr, babasının şöyle dediğini nakleder: ''Kabir der ki: ''Ey Ademoğlu!
Benim için ne hazırladın? Benim gurbet ve yalnızlık yurdu, bedeninin çürüyeceği
ve kurtlarla dolu bir yer olduğumu bilmiyor musun?"
36155. Ubeyd b. Umeyr
der ki: Hz. Nuh'u (a.s.) kavminden birisi bulup bayılıp yere düşene kadar
boğazını sıktı. Ayıldığında ise: "Allahım! Kavmimi affet. Çünkü onlar
bilmiyorlar" diyerek ayıldı.
36156. Ubeyd b. Umeyr
der ki: Nuh (a.s.) kavmi tufana maruz kaldıkları zaman yanında oğlu olan bir
kadın vardı. (Su yükselince) kadın çocuğu böğrüne doğru kaldırdı. Su çocuğa
yetişince onu göğsüne yükseltti. Su göğsüne kadar yükselince ise çocuğu
göğsünden daha yukarıya yükseltti. Yüce Allah: "Eğer Nuh (a.s.) kavminden
birisine merhamet edecek olsaydım, çocuğa olan merhametinden dolayı bu kadına
merhamet ederdim" buyurdu.
36157. Ubeyd b. Umeyr
der ki: "Yüce Allah hayır dilediği kişiyi dinde fakih kılar ve yürüyeceği
doğru yolu ona gösterir."
36158. Ubeyd b. Umeyr
der ki: Kıyamet günü İbrahim'e (a.s.): "Cennete dilediğin kapısından
gir" denir. o: "Ey Rabbim! Babam (ne olacak)" deyince: "O
senden değildir" denir. Babasıyla cennete girmek için ısrar edince:
"Baban arkanda" denir. Dönüp baktığında onun bir sırtlan olduğunu
görür ve: "O beni ilgilendirmiyor" diyerek ondan vazgeçer. İbrahim
(a.s.) Cennete, babası ise Cehenneme götürülür.
36159. Ubeyd b. Umeyr
bildiriyor: Kıyamet günü fakir muhacirler kılıçları ve mızraklarından kan
damlar bir şekilde getirilirler ve: "Hesaba çekilene kadar böyle
kalacaksınız" denir. Onlar: "Bize hesaba çekilecek bir şey verdiniz
mi ki?" deyince bakılır ve hicret ederken eşyalarını koydukları
bineklerinden başka bir şeyleri olmadığını görürler. Bunun üzerine
fakirmuhacirler diğer insanlardan yüz elli yıl önce Cennete girerler.
36160. Ubeyd b. Umeyr;
"Allah, kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır"
(En'am Sur. 158) ayetiyle ilgili der ki: "Evvdb; yalnızken günahlarını
hatırlayıp istiğfar edendir."
36161. Ubeyd b. Umeyr
bildiriyor: Yüce Allah, Fil ashabını helak etmek istediği zaman, onlara
denizden çıkan kırlangıca benzer kuşlar gönderdi. Her kuş göz boncuğu gibi üç
tane taş taşıyordu. Bu taşların ikisi ayaklarında, bir tanesi ise gagasındaydı.
Kuşlar gelip ordunun üzerinde havada sıraya dizildiler. Sonra bağırıp
gagalarında ve pençelerinde bulunan taşları askerlerin üzerine bıraktılar. Bu
taşlar, isabet ettikleri adamların başlarından girip altlarından çıkıyordu.
Bedenlerinin bir yerine değince mutlaka öbür yanından çıkıyordu. Allah,
şiddetli bir kasırga gönderdi, taşlar daha da hızlandılar ve hepsini helak
ettiler.
*
Hayseme b. Abdirrahman
36162. Hayseme
bildiriyor: Şöyle denirdi: Şeytan: "Ademoğlu beni ne kadar mağlup ederse
etsin; hakkı olmayan malı alması, vermesi gereken yere vermemesi veya
harcamaması gereken yere harcaması durumunda beni yenemez" dedi.
36163. Hayseme
bildiriyor: Şöyle denirdi: Şeytan: "Razı olduğu zaman gelip kalbine
girdiğim, kızdığı zaman ise uçup başında durduğum halde Ademoğlu beni nasıl
yener!" dedi.
36164. İsmail b. Ebi
Halid, Hayseme'nin: "Gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?"
(Müzzemmil, l7) ayetiyle ilgili olarak şöyle dediğini nakleder:
"Kıyamet günü bir
münadi seslenir ve her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu olan Cehennemlikler
çıkarlar. Bundan dolayı gençler ihtiyarlarlar."
36165. A'meş bildiriyor:
Hayseme beni çağırdı. Yanına geldiğimde, at üzerinde sarıklar ve şallar
giyinmiş kimseler gördüm. Onlar karşısında kendimi küçük gördüğüm için de geri
döndüm. Hayseme daha sonra beni görünce: "Neden gelmedin?" diye
sordu. Ben: "Geldim ama at üzerinde sarıklı, şallı kimseleri görünce
kendimi küçük gördüm ve geri döndüm" dedim. Hayseme: "Vallahi! Ben
seni onlardan daha çok seviyorum" dedi. Hayseme'nin yanına girdiğimiz
zaman divanın altından sepeti çıkarır ve: "Yiyiniz. Vallahi benim canım
bunu yemek istemiyor. Ben bunu sadece sizin için yaptım" derdi.
36166. A'meş bildiriyor:
Kavmi Hayseme'ye eziyet ediyordu. Hayseme: "Bunlar bana eziyet ediyorlar.
Vallahi bunlardan kim benden bir yardım talebinde bulunduysa mutlaka ihtiyacını
giderdim. Hiçbirine de bir eziyetim olmadı. Buna rağmen kara köpekten daha
fazla benden nefret diyorlar. Vallahi bunu yapmalarının tek sebebi, bir
münafığın bir mümini asla sevemeyeceğidir."
36167. Hayseme der ki:
Melekler: "Ey Rabbimiz! Dünyayı mümin kulundan uzaklaştırıp belaya maruz
bırakıyorsun" deyince, Yüce Allah görevli meleklere:
"Onlara, mümin
kulumun sevaplarını gösterin" buyurur. Melekler mümine verilen sevabı
görünce: "Ey Rabbimiz! Dünyada maruz kaldığı şeylerin ona bir zararı
olmaz" derler. Yine: "Ey Rabbim! Kafirden belayı uzaklaştırıp dünyayı
ona sunuyorsun" deyince, Yüce Allah görevli meleklere: "Onlara,
kafirin sevabını gösteriniz" buyurur. Kafirin sevaplarını gördüklerinde
de: "Ey Rabbimiz! Dünyada elde ettikleri buna hiçbir fayda sağlamaz"
derler.
36168. Hayseme der ki:
"Yüce Allah, salih bir kişi sebebiyle şeytanı o adamın bulunduğu evden
uzaklaştırır."
36169. Süfyan, bir
adamdan, Hayseme'nin, kavminin fakirlerinin bulunduğu bir mezarlığa
defnedilmesini vasiyet ettiğini nakleder.
36170. Hayseme der ki:
"Ben, yılda iki defa ölümü isteyen bir kişinin yerini biliyorum" Ravi
der ki: "Hayseme kendini kastediyordu."
36171. Hayseme der ki:
"Mümine ne mutlu! Ölümünden sonra bile kendi zürriyeti tarafından nasıl da
korunur."
36172. Hayseme der ki:
"Kur'an'da okuduğunuz: ''Ey iman edenler!'' hitabı Tevrat'ta: "Ey
miskinler!" şeklindedir.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |