|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Zühd |
Allah Korkusundan
Ağlamak Hakkında
36671. Ebu Reca der ki:
"Bu mekan, İbn Abbas'ın ağlarken sicim gibi gözlerinden yaş akıttığı
yerdir."
36672. Muğire b. Sa'd b.
el-Ahram bildiriyor: "Abdullah (b. Mes'ud), ne zaman çarşıya çıkıp
demircilerin, ateşten kor haline gelmiş demirleri çıkardıklarını görse
gözyaşları akmaya başlardı."
36673. Ebu Salih
naklediyor: Hz. Ebu Bekr zamanında gelen Yemen'liler Kur'an'ı duyunca ağlamaya
başlayınca, Hz. Ebu Bekr: "Biz de böyleydik. Sonra kalpler katılaştı"
dedi.
36674. Ebu Useyd'in
azatlısı Ebu Said bildiriyor: Hz. Ömer namazdan sonra bizi içerde tutar, diğer
insanları Mescid'den çıkarırdı. (Bir defasında) arkadaşlarını görünce kamçısını
bırakıp oturdu ve: "Dua ediniz" dedi. Onlar da tek tek dua etmeye
başladılar. Sıra bana gelince ben de dua ettim, ama dilim tutuldu. Hz. Ömer'in
dua edip çocuğunu kaybeden kadının bile ağlamayacağı şekilde ağladığını görünce
kendi kendime: "Bu kişi; ne kadar da katı dediğiniz kişidir" dedim.
36675. Ubey b. Ka'b der
ki: "Doğru yol ve sünnet üzere olmaya bakınız. Doğru yolda ve sünnet üzere
olup Allah'ı zikrederek O'nun korkusuyla teni ürperen hiçbir ku la ateş
dokunmaz. Yine doğru yol ve sünnet üzere olup Allah'ı zikrederek O'nun
korkusuyla ürperen kişi, yaprakları kuruyup rüzgar esince yapraklarını döken
ağaca benzer. Yaprakların ağaçtan döküldüğü gibi onun da günahları dökülür.
Sünnette ve doğru bir yolda mutedil davranmak, sünnet dışı ve doğru olmayan bir
yolda gösterilen fazla çabadan daha hayırlıdır. Şimdi kendi amellerinize bakın.
Şayet hem mutedil, hem de bir çaba içinde olacaksanız peygamberlerin metodu ve
sünneti üzerinde bunu yapmaya dikkat edin.''
36676. Abdullah b.
Şeddad bildiriyor: Ben Hz. Ömer'in ardında son safta namaz kılıyordum. Hz.
Ömer: "Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah katından, sizin
bilmediklerinizi bilirim" (YusufSur. 86) ayetini okuyordu, ben en arka
safta olduğum halde hıçkırıklarını duyuyordum.
36677. Salim b. Abdillah
bildiriyor: İbn Ömer: "Içinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah
sizi onunla hesaba çeker" (Bakara Sur. 284) ayetini okuyunca gözleri
yaşardı. İbn Ömer'in ağladığı, İbn Abbas'a ulaşınca: "Allah Ebu
Abdirrahman'a rahmet etsin. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ashabınıh, ayet nazil olduğu zaman yaptığını yaptı. Bu ayeti daha sonraki:
" ... kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. .. "
(Bakara Sur. 286) ayet neshetmiştir."
36678. Hz. Ebu Bekr der
ki: "Ağlayınız; eğer ağlamazsanız ağlamaklı olunuz."
36679. Alkame b. Vakkas
bildiriyor: Hz. Ömer yatsı namazında Yusuf Suresinden okuyordu. Ben ise son
safta olmama rağmen Hz. Yusuf'tan ("leyhissel"m) bahseden ayete
gelince Hz. Ömer'in hıçkırık sesini duyuyordum."
36680. Şakık b. Seleme
der ki: Ölüm hastalığında Habbab'ın yanına girdik. O şöyle dedi: "Burada
80 bin dirhem var. Vallahi şimdiye kadar onları saklamadım. isteyen hiç kimseye
de vermezlik etmedim." Biz: "Niçin ağlıyorsun?" diye sorunca
şöyle cevap verdi: "Ağlıyorum, çünkü benim arkadaşlarım dünyalıklara
bulaşmadan ölüp gittiler. Biz ise elimizdeki dünyalıklarla kalakaldık ki
bunları da ancak öldüğümüzde elimizden bırakacağız."
36681. Abdullah b.
Ubeyde bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımı Safiyye
bir topluluğun secde ayetini okuyup secde ettiklerini görünce onlara: "Bu
yaptığınız secde ve duadır, peki ağlamak nerede?" diye seslendi.
36682. Bahteri b. Zeyd
b. Harice bildiriyor: "Kendini ibadete veren bir adam yanmakta olan
demirci ocağına uğradı ve bir müddet ocağı seyrettikten sonra bir çığlık atıp
öldü.''
36683. İbn Ebi Müleyke
naklediyor: Abdullah b. Amr'ı ağlarken gördüm, kendisine baktığımı görünce:
"Allah korkusuyla ağlamama şaşıyor musun? Eğer ağlamazsanız ağlamaklı
olunuz. Hatta: ''Ah! Ah!'' deyiniz. Şu Ay (dahi) Allah korkusuyla
ağlamaktadır" dedi.
36684. İbn Bureyde der
ki: "Yeryüzü halkıyla Hz. Davud'un ağlaması karşılaştırılsaydı, insanların
ağlaması Hz. Davud'un ağlamasına yetişmezdi. Hz. Davud ve yeryüzü halkının ağlaması
Hz. Adem'in yeryüzüne indirildiği zamanki ağlamasıyla karşılaştırılsaydı, Hz.
Davud ve yeryüzü halkının ağlaması Hz. Adem'in ağlamasına yetişmezdi."
36685. A'meş der ki:
"Ebu Salih bize imamlık yapardı ve kıraatte sesi o kadar titrerdi ki ne okuduğu
anlaşılmazdı.''
36686. Ali b. el-Akmer
naklediyor: Falan: "Rabia'nın yanına gittim; namaz kılarken
ağlıyordu" dedi.
36687. Abdullah b. Rabah
bildiriyor: Safvan b. Muhriz: "Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla
yıkılacaklarını anlayacaklardır" (Şu'ara Sur. 227) ayetini okuduğu zaman o
kadar ağlardı ki göğüs kemiklerinin kırılacak gibi olduğunu görürdüm.
36688. Ya'la b. Ata'nın,
Abdullah b. Amr'a sürme öğüten annesi der ki: "ibn Amr, kandili söndürüp
ağlardı. Sonunda ağlamaktan göz kapakları birbirine yapıştı."
36689. Abdullah (b.
Mes'ud) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana:
"Bana Kur'an
oku!" buyurdu. Ona: "Kur'an sana indirilmişken ben mi onu sana
okuyayım?" dediğimde, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Onu başkasından dinlemek istiyorum" buyurdu. Bunun üzerine Nisa
suresini okumaya başladım. "Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de
onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hali nice
olacak!" ayetine ulaştığımda, başımı kaldırdım veya oradakilerden biri
bana işaret edip başımı kaldırdım. Ona baktığımda gözlerinden yaş akıyordu.
36690. Ebu Hayyan da
Abdullah'tan, A'meş'in hadisinin aynısını nakleder.
36691. ibrahim et-Teymi
bildiriyor: Bizim bu Mescidimizde, Abdullah'ın arkadaşlarından altmış kişiye
ulaştım. En küçükleri Haris b. Süveyd idi. Onu, Zilzal saresini okurken
işittim. "Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür" (Zilzal Sur. 7)
ayetine geldiğinde ağlamaya başladı ve: "Bu pek çetin bir hesap olacaktır!"
dedi.
36692. Hasan bildiriyor:
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bir kişi, bir ayeti
tekrar tekrar okuyup ağlayan birisinin yanından geçerken şöyle dedi:
"Sizler yüce
Allah'ın; "Kur'an'ı da tane tane, anlaşılır surette oku" (Müzzemmil Sur.
4) buyruğunu hiç duymadınız mı? işte tane tane okumak (tertı'I) budur."
36693. Ka'b(u'I-Ahbar)
der ki: "Allah korkusuyla ağlayıp gözyaşlarımın yanaklarıma akması, benim
için ağırlığımca altın tasadduk etmemden daha sevimlidir. Ka'b'ın canı elinde olana
yemin ederim ki; Allah korkusuyla ağlayıp gözyaşından bir damlası yere düşen
kişiye, yere düşen yağmur damlası geldiği yere dönmedikçe ki bir daha dönmez,
(cehennem) ateş(i) o kişiye değmez."
36694. Mehdi b. Meymun,
Muhammed'in şöyle dediğini nakleder: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ashabı, üç gün geçtiği halde yiyecek bir şey bulamazdı. Sonunda bir
deri parçası bulursa onu pişirir ve onunla yetinirdi. Hiç bir şey bulamazsa bir
taş alıp karnına bağlardı."
36695. Vehb b. Münebbih
bildiriyor: İsrailoğulları içinde genç yaşta olanlar vardı ve İsrailoğulları
bunlarla gururlanıyorlardı. Bunlar kutsal Kitabı okumuş ve ilim öğrenmişler ve
ilimleriyle makam ve mal elde etmek istemişlerdi. Bunun için bidatler çıkarıp
bunlarla dünyada dalalete düşerek ve halkı da düşürerek makam ve mal elde
ettiler.
36696. Muaviye b. Kurra,
Ebu'd-Derda'nın şöyle dediğini nakleder: "Kalp, demirin paslandığı gibi
paslanır. " Ebu'd-Derda'ya: "Onun cilası nedir?" diye sorulunca:
"Allah'ın zikredilmesi" cevabını verdi.
36697. Abdullah b. Ubeyd
b. Umeyr bildiriyor: Hz. Eyyub'un (a.s.) iki kardeşi vardı. Bir gün yanına
geldiler ve kokudan dolayı yanına yaklaşamadılar. Birisi, diğerine: "Eğer
Allah Eyyub'un hayırlı olduğunu görseydi bu duruma düşmezdi" dedi. Hz.
Eyyub onların bu sözünden dolayı başka bir şeye üzülmediği kadar çok üzüldü ve:
"Allahım! Aç olan bir kişinin yerini bildiğim halde hiçbir geceyi tok
geçirmediğimi biliyorsan beni tasdik et" dedi. Allah onu kardeşlerinin
duyacağı şekilde tasdik etti. Sonra: "Allahım! Elbisesi olmayan birinin
yerini bildiğim halde, benim gömlek giymediğimi biliyorsan beni tasdik et"
dedi. Allah onu kardeşlerinin duyacağı şekilde tasdik etti. Sonra Eyyub (a.s.)
secdeye kapandı ve:
"Allahım! Bana şifa
vermeden başımı kaldırmayacağım" dedi. Henüz başını kaldırmadan Yüce Allah
onun hastalığını giderdi.
36698. isa b. Meryem
(a.s.) şöyle derdi: "Biriniz tasaddukta bulunduğu zaman, sağ eliyle versin
ve bunu sol elinden gizlesin. Sizden biri oruç tuttuğu zaman, kendisine bakanın
oruçlu olduğunu anlamaması için dudaklarına yağ sürsün. Evinde namaz kılacağı
zaman bunu gösterişten uzak yapsın; zira' Allah rızıkları ihsan ettiği gibi
kişinin övülmesini de ihsan eder."
36699. Bekr b. Maiz naklediyor:
Abdullah (b. Mes’ud), Rabi b. Huseym ile karşılaşınca şöyle derdi: "Itaat
eden alçak gönüllü kimseleri müjdele!" (Hac Sur. 34) Vallahi! Eğer
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) seni görseydi severdi."
36700. Bekr b. Maiz
bildiriyor: Rabı b. Huseym'in arkadaşları yanındayken kızı geldi ve:
"Babacığım! Gidip oynayacağım" dedi. Rabi: "Hayır gitme!"
deyince arkadaşları: "Ey Ebu Yezid! Bırak oynasın" dediler. o:
"Benim sayfamda ona git oyna sözcüğü bulunmamaktadır. Benim ona dediğim,
git hayır söyle ve hayır işle" sözüdür.
36701. Bekr bildiriyor:
Rabi şöyle derdi: "Ey Bekr b. Maiz! Lehinde olup aleyhinde olmayan sözler
dışında, diline sahip ol; çünkü ben (dilime sahip olamadığım için) insanlara
dinim hususunda ithamda bulundum. Bildiğin konularda Allah'a itaat et,
bilmediğin şeyi ise bilen birine sor. Ben sizin için; yanlışlıkla işlediğiniz
günahtan çok bilerek işlediğiniz günahlardan korkarım. Bu gün hayırlılarınız
hayırla üstün olmamışlardır. Bilakis şerden kaçınmak sayesinde hayırlıdırlar.
Yoksa gereği gibi hayra tabi olmuyor, şerden de gereği gibi kaçınmıyorsunuz.
Siz, Yüce Allah'ın, Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gönderdiği her
şeyi idrak etmiş, her okuduğunuzu da anlamış değilsiniz. insanlara gizli kalan
günahlar Allah'a ayandır. Bu günahların devasını arayınız." Sonra Rabi b.
Huseym kendi kendine: "Bunun devası, tövbe etmen ve o günaha bir daha
dönmemenden başka bir şey değildir" dedi.
36702. Bekr bildiriyor:
Rabı b. Huseym, kavminin mescidine gidince: "Ey Rabl!
Bugün bize birşeyler
anlatmak için otursan" dediler. Rabı oturunca bir yerden gelen bir taş
kendisine isabet etti ve başını yardı. Bunun üzerine Rabı: "Kime
Rabb'inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir
... " (Bakara Sur. 275) ayetini okudu.
36703. Rabı b. Huseym
der ki: "Şu dokuz şey dışında konuşmayı azaltınız: Tehlıl (La ilahe
illallah), Tesbıh (Sübhanallah), Tekbır, Tahmıd (Elhamdu lillah), hayır duada
bulunmak ve şerden Allah'a sığınmak, iyiliği emretmek, kötülüğü nehyetmek ve Kur'an
okumak."
36704. Bekr bildiriyor:
Rabı b. Huseym'e: "Ey Ebu Yezid! Nasıl sabahladın?" diye sorulu.nca;
"Zayıf, günahkar olarak, rızıklarımızı yiyip ecelimizi bekliyoruz"
derdi.
36705. Bekr naklediyor:
ibnu'I-Kevva, Rabi b. Huseym'e: "Kimseyi ne kötülediğini, ne de
ayıpladığını görmüyoruz" deyince, Rabi: "Yazıklar olsun sana ey
ibnu'I-Kevva! Ben nefsimden razı değilim ki, kendimi bırakıp başkalarını
kınayayım. insanlar kendi günahlarından emin oldular. Fakat başkalarının
günahlarının telaşına düştüler" dedi.
36706. Rabi b. Huseym
şöyle derdi: "insanlar iki kısımdır; mü'min ve cahil, mü'mine eziyet etme,
cahili de hor görme."
36707. Bekr bildiriyor:
Rabi b. Huseym'e: "Tedavi olmayacak mısın?" diye sorulduğunda:
"Tedavi olmak istedim; ama sonra Ad, Semud, Res halkı ve bunlar arasındaki
bir çok kavmi hatırladım. Bunların da hastalıkları ve doktorları vardı; Fakat
tedavi eden de, tedavi edilen de öldü. Bunun üzerine vazgeçtim" dedi.
36708. Rabı b. Huseym,
sabah kalkınca şöyle derdi: "Hayır işleyin, hayır amel yapın ve iyi işlere
devam edin. Kötülük yaptığınız zaman tövbe edin. iyilik yaptığınız zaman bu
iyiliğinizi arttırın. Bildiğinizle amel edin, şüpheye düştüğünüz şeyi Allah'a
havale edin. Mümine eziyet etmeyin. Cahili hor görmeyin. Uzun emelli olmayın,
yoksa kalbiniz katılaşır. "Işitmedikleri halde işittik diyenler gibi
olmayın." (Enfal Sur. 21)
36709. Rabı şöyle derdi:
"Daha önce onun gibisini tatmadığınız şu ölümü çokça hatırlayınız."
36710. Umeyr b. ishak
der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından
kendilerine yetiştiklerim yetişmediklerimden çoktur. Yaşamları onlar kadar
basit olan ve onlar kadar yaşamı zorlaştırmayan bir topluluk görmedim."
36711. Hz. Ali der ki:
''Gölgeler batmaya doğru meyledince ve rüzgar esmeye başlayınca Allah'tan
ihtiyaçlarınızı isteyiniz. Çünkü bu saat O'na yönelenlerin saatidir." Hz.
Ali, daha sonra şu ayeti okudu: "Şüphesiz ki O, kendine dönenleri
gerçekten bağışlayıcıdır." (isra Sur. 25)
36712. Ukeyl bildiriyor:
Kabilelerden bir adamla Abdurrahman b. Yezid arasında bir sorun vardı. Alkame:
"Eğer ben sana sövseydim, sen bana sövecek miydin?" diye sorunca, o:
"Hayır" cevabını verdi. Alkame: "Bu adam benden daha hayırlıdır,
çünkü kendine hakim biridir" dedi.
36713. Asım b. Behdele
bildiriyor: Ebu Vail'in bir kendisinin, bir de bineğinin barındığı bir kamıştan
yapılmış bir evi vardı. Savaşa çıkacağı zaman evi yıkar, dönünce tekrar
yapardı.
36714. Amr b. Malik
naklediyor: Ebu'I-Cevza: "Şüphesiz, cehennem bir gözetleme yeri
olmuştur" (Nebe Sur. 21) ayetindeki "olmuştur" sözcüğünü
"(Gözetleme yerine) dönüşmüştür" şeklinde yorumladı.
36715. Ebu Hayyan,
babasından naklediyor: Hasta olan Süveyd b. Mes'abe'nin yanına girdik ve:
"Kendini nasıl hissediyorsun?" diye sorduk. Suveyd: "Rabbimden
afiyet üzereyim" cevabını verdi.
36716. Abdullah b.
el-Haris der ki: "Küçük olsun büyük olsun hiçbir ağaç, kuru olsun yaş
olsun bir iğne ucu bir dal bile yoktur ki ona görevli bir melek olmasın. Bu
melek bunların yaş ise yaşlığıyla, kuru ise kuruluğuyla ne yaptığını Yüce
Allah'a bildirir."
36717. İbrahim et-Teymı
der ki: Toplumdan bir kişi gelip Haris b. Süveyd'e sövecek olursa, İbn Süveyd
adama cevap vermezdi. Adam susunca da İbn Süveyd kalkıp ridasını silkeler ve
(evine) girerdi.
36718. Vehb b. Münebbih
bildiriyor: Yüce Allah veli kullarından birine şöyle vahyetti: "Ben bir
aileden, bir ev veya bir köyahalisinden razı olduğum zaman, bunlar benim
rızamdan çıkıp öfkeme yönelmedikleri sürece asla rızamı onların üzerinden
çekmem. Yine bir aileye, bir eve veya bir köye ahalisine öfkelendiğim zaman,
bunlar benim öfkemden çıkıp rızama yönelmedikleri sürece öfkemi onların
üzerinden asla çekmem."
36719. Abdurrahman b.
Ebi Leyla der ki: "Neden sizden biri iki arkadaşıyla yalnız kaldığında:
''Allah size rahmet etsin! Beni dinleyin'' deyip sonra onlara hayır söz
söylemez."
36720. İsmail
naklediyor: Hasan(-ı Basri): "Çoğalma yarışı sizi oyaladı" (Tekasür
Sur. 1) ayetini okuyunca mal ve evlat çoğaltma yarışı, "Mezarlıkları bile
ziyaret ettiniz. Hayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz" (Tekasür Sur.
2-3) ayeti hakkında ise: "Bu tehdit üstüne tehdittir" dedi.
36721. İsmail
naklediyor: Hasan(- Basri): "Allah müminlerden, mallarını ve canlarını,
kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır..." (Tevbe Sur.
111) ayetini okuyunca şöyle dedi: "Nefisleri O yarattı ve rızıkları da O
verdi." (Buna rağmen mükafat vaad etti) " ... öldürürler, ölürler.
(Bu), Tevrat'ta, ıncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir ....
" (Tevbe Sur. 111)
36722. Rabı b. Huseym:
"Ey insan! Ihsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?" (infitar
Sur. 6) ayetiyle ilgili olarak: "Aldatan şey cahilliktir" dedi.
36723. Fudayl b. Gazvan
bildiriyor: Ebu Cafer Muhammed b. Abdirrahman b.
Yezid hizmetçisiyle
çarşıya giderken ona Kur'an'ı ayet ayet okuyarak öğretirdi. Ayrıca gece
ibadetine kalktığı zaman ona Kur'an'dan ayetler öğretirdi."
36724. Avn b. Abdillah
şöyle derdi: "Şunu bilin ki; haya, hilm, dilin tutuk olması -kalbin değil-
ve fıkıh / anlayış imandandır. Bunlar dünya malını eksiltir, ahiret sevabını
ise arttırır. Ahirette arttırdıkları dünyadan eksilttiklerinden fazladır. Şunu
bilin ki; çirkin davranış ve söz ile etkili ifade kabiliyetine sahip olmak,
nifaktandır. Bunlar dünyalığı arttırır, ahiret sevabını ise azaltır. Ahiretten
eksilttikleri ise dünyada arttırdıklarından fazladır."
36725. Münzir es-Sevr!
naklediyor: Rabi b. Huseym: "Gebe develer salıverildiğinde" (Tekvir
Sur. 4) ayeti hakkında şöyle dedi: "Sahipleri (içinde bulundukları durumun
şiddetinden) develerini ne sağar, ne de bağlarlar; kendi haline
bırakırlar."
36726. Tarif der ki:
"Rabi b. Huseym'in, halasının evine bir küfeyi taşıdığını gördüm."
36727. Rabi b. Huseym
der ki: "Allah ması için olmayan şey, yok olmaya mahkumdur."
36728. Said b. Cübeyr
bildiriyor: İbn Ömer başına musibet geldiği zaman: "Ardımdan, dünyada
kendisi için üzüleceğim, susuz yolculara verdiğim su ve namaz için yürümemden
başka bir şey bırakmadım" dedi.
36729. Adem b. Ali
bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müezzini Bilal'ın
kardeşinin şöyle dediğini duydum: "insanlar üç kısımdır: Selamette olan,
kazançlı olan ve helak olan. Selamette olan diline sahip alandır. Kazançta olan
hayrı emredip kötülükten alıkoyandır. Bu kişinin bunları yapması Allah'ın ona
bir ihsanıdır. Helak olan ise müstehcen sözlerle konuşan ve zulme yardımcı
alandır."
36730. Rabı b. Ebi Raşid
bildiriyor: Halef b. Havşeb'i çok beğenen babama:
"Babacığım! Bu
adamı (neden) çok beğeniyorsun" deyince babam şöyle dedi:
"Evladım! Gençken
güzel bir şekilde yetişti ve bu hal üzere kaldı. Daha önce künyesi Ebu Merzuk
idi. Rabı: ''Bu künyeyi değiştir'' deyince o: ''Sen bana bir künye ver o
halde'' dedi. Rabi: ''Sen Ebu Abdirrahman'sın'' diyerek ona bu künyeyi verdi."
36731. Hasan(- Basri)
der ki: "islam! islam nedir? islam, gizlide olsun açıkta olsun kalbini
Allah'a teslim etmen, her müslümanın ve ahid verilmiş kişinin (zimminin) senden
emin olmasıdır."
36732. Hasan b. el-Hur
der ki: "Öğrendiğime göre Kadir gecesinin gündüzü yapılan amel, o gece
yapılan amel gibidir."
36733. Hayseme, Hz. isa
b. Meryem'in (a.s.) şöyle dediğini nakleder: "Bu günün rızkını yarına
saklamayınız. Bu gün rızkını veren, yarın da verecektir. Eğer:
"Bu
nasılolacak?" dersen kuşlara bak. Onlar ne sürer, ne ekerler. Sabah akşam
Allah'ın mkından yerler. Eğer: ''Kuşun yediği ne ki?'' dersen yaban eşeklerine
ve yaban ineklerine bak; sabah aç bir şekilde giderek Allah'ın mkından yerler
ve akşam tok dönerler.''
36734. Abdullah b.
Mes’ud der ki: ''Kur'an ehli, insanlar uyudukları vakit gecenin kıymetini, yine
insanlar yiyip içtikleri zaman gündüzün değerini, halk sevinç içerisindeyken,
hüznün anlamını, onlar gülerken, ağlamanın manasını, insanlar hata işlerken
susmayı, insanlar aldanırken huşO içerisinde olmayı bilmelidir. Kur'an ehline,
gözü yaşlı, hüzünlü, halim, hikmet sahibi ve az konuşan olmak yakışır. Kur'an
ehline -Müellif dedi ki: "Hatırlamadığım bir kelime söylendi
ve"bağırıp çağırmak ve kızgınlık yakışmaz."
36735. Amr b. Murra
bildiriyor: Ebu Vail, hasta olan Rabı b. Huseym'i ziyaret etti ve: ''Yanına şu
ağlayan kadının sesini duydum da öyle geldim'' deyince Rabı:
''Bir aydır sadece yüz
elli defa namaz kılabildim'' dedi.
36736. Ebu Cafer
el-Hatmı, dedesi Umeyr b. Habıb'in gece kalkıp şöyle dediğini nakleder:
"Ey insanlar! Yola koyulun. Sizden önce suya vardılar. Acele ediniz, Suya
ilk yetişemeyen susuz kalır. Kim güneşe yenilirse (güneş doğarken uykuda
olursa) onun sıcaklığına maruz kalır. Yolculuğa hazırlanınız."
36737. Ebu Cafer
el-Hatmı naklediyor: Umeyr b. Habıb'in, çocuklarına Kur'an ve yazıyı öğreten
bir azatlısı vardı. Bu azatlı, çocuklara kadınlardan ve dünyadan bahsetmeye
başlayınca Umeyr b. Habıb: "Ey Ziyad! Çocuklarıma şeytanın çadırıyla gölge
yaptın. Bu örtüyü kaldır."
36738. İbn Avn, Müslim
b. Yesar'ın şöyle dediğini nakleder: "Yüce Allah ile ilgili bir şey
söylemek istersen önce sus, söyleyeceğin şeyin öncesi ve sonrasını iyice
öğrendikten sonra söyle.''
36739. Asım der ki:
Hasan(- Basri)'nin genellikle söylediği söz: "Sübhanallahi ve bihamdihi,
Sübhanallahi'l-azim" sözüydü.
36740. Mutarrif b.
Abdillah b. eş-Şıhhır der ki: "Kim ihlaslı olursa, ona karşı da ihlaslı
olunur, kim karışıklık çıkarır bozgunculuk yaparsa, ona karşı da bozgunculuk
çıkarılır."
36741. Abdulmelik b.
Umeyr bildiriyor: Bir kişi, oğluna şöyle tavsiyede bulundu:
"Eyoğul! insanların
elindeki şeylerden ümidini kes ki, bunu yapman zenginliktir. ihtiyaçlarını
(başkalarından) istemekten de sakın. Zira bu, (ihtiyacın karşılansa bile) seni fakir
durumuna sokar. Sonrasında özür dilemek zorunda kalacağın şeyleri söylemekten
sakın. Namaz kılacağın zaman (hayata) veda edip dönmeyecek kişi gibi namaz kıL.
Eğer bu gününün dünden, yarının da bu günden daha hayırlı olmasını
sağlayabilirsen yap."
36742. Yunus b. Habbab
bildiriyor: Mücahid, bana: "Sana tövbe edip bu tövbesine sadık olan kişiyi
bildireyim mi?" deyince, ben: "Evet" dedim. Mücahid:
"Yalnız kaldığında günahını hatırlayıp Allah'a istiğfar eden kişidir"
dedi.
36743. Ebu ishak
el-Hemdanı der ki: "Hasan el-Basri, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ashabına benzetilirdi."
36744. Humeyd ve Yunus
b. Ubeyd şöyle dediler: "Fakihleri gördük, Hasan gibi sağlam olanını
görmedik."
36745. Halid b. Rabah naklediyor:
Enes b. Malik'e bir mesele sorulunca: "Mevlamız Hasan'a sorunuz"
dedi. Onlar: "Ey Ebu Hamza! Biz sana soruyoruz; sen ise: ''Mevlamız
Hasan'a sorunuz'' diyorsun" karşılığını verince Enes şöyle dedi: "O
da duydu biz de duyduk, biz unuttuk, o ise unutmadı."
36746. Talha b. Abdillah
şöyle dedi: "Zadan, hiçbir ücret almadan ilim öğretiyordu."
36747. Esed b. Vedaa
bildiriyor: Şeddad b. Evs yatağı na girdiği zaman tavada kavrulan buğday tanesi
gibi kıvranır, sonra: "Allahım! Cehennem (korkusu) beni uykumdan
ediyor" deyip namaza kalkardı.
36748. Ömer b. el-Hattab
der ki: "insanların en cömerdi, kendisinden iyilik beklemediği kişiye
karşı cömert davranandır. insanların en halimi ise intikama muktedir iken
affedendir. insanların en cimrisi selam vermede cimri olandır. insanların en
acizi, Allah'a dua etmekten aciz olan kimsedir."
36749. Hasan(- Basri) de
ki: Kul secdedeyken uyursa, Yüce Allah onunla meleklere karşı övünür ve:
"Kuluma bakınız! Ruhu yanımdayken Bana ibadet ediyor" buyurur.
36750. Mutarrif der ki:
"ilmin fazileti, benim için ibadetin faziletinden daha sevimlidir.
Dininizin temeli ise vera'dır (günah işleme korkusudur)."
36751. İbn Mes’ud der
ki: "Kıyamet günü, bela ehli kimseler (karşılaştıkları sevabı görünce),
dünyada iken derilerinin makaslarla kesilmiş olmasını temenni edecekler."
36752. Urve bildiriyor:
Hz. Osman hilafete getirildiği zaman, (sahabenin) giysileri izar (peştemal),
abaları ise yü nden yapılmış siyah beyaz renkte elbiseden ibaretti.
Birbirlerine: "Benim izarımın kumaşı senin izarının kumaşından daha
güzeldir" derlerdi.
36753. Ebu Katade
el-Adevı der ki: "Bu ihtiyara -Hasan'a- dikkat ediniz. Görüşü onun kadar
Ömer b. el-Hattab'ın görüşüne benzeyenini görmedim."
36754. Mutarrif b.
Abdillah der ki: "Hasan(- Basri) dışında, hiç kimsenin duasına duymadan
önce ''Amin'' demem."
36755. Sabit bildiriyor:
Ebu Berze kılığına dikkat etmeyen biriydi. Aiz b. Amr el-Müzenİ ise güzel
giyinen biriydi. Bunlardan birine bir adam geldi ve: "Kardeşinin nasıl
giyindiğini ve senin giyinmene rağbet etmediğini görmüyor musun?" deyince,
şöyle dedi: "Kim onun gibi olabilir ki! Onun şöyle şöyle faziletleri
vardır" deyip onun faziletlerini saydı. Adam diğerine de gidip aynı şeyi
söyleyince, ondan da aynı karşılığı aldı.
36756. Esma binti Yezid
bildiriyor: Yüce Allah'ın ism-i Azam'ı iki ayetin içerisindedir. Biri:
"Ilahınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. O, Rahman'dır,
Rahım'dir" ayetinde, diğeri de AI-i imran suresinin girişi olan:
"Elif. Lam. Mim. Hayy ve Kayyum olan Allah'tan başka ilah yoktur"
ayetindedir."
36757. Abdullah b.
Bureyde, babasından bildiriyor: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir
adamın: "Allahım! Senden başka ilah olmadığına ve tek olduğuna, hiç
kimseye muhtaç olmadığına ancak herkesin sana muhtaç olduğuna, doğurmadığına ve
doğrulmadığına, eşin ve dengin olmadığına dayanarak senden (hayırlar)
diliyorum" şeklinde dua ettiğini işitince şöyle buyurdu: "Bu adam
Yüce Allah'a, kendisiyle dua edildiğinde kabul gören, kendisiyle bir şey
istenildiğinde veren İsm-i A'zam'ıyla dua etti.''
36758. Enes b. Malik
bildiriyor: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adamın:
"Allahım! Hamd sana olduğu için, senden başka ilah olmadığı için, tek
olduğun için, her şeyden bolca verdiğin için, gökleri ve yeri yaratan sen
olduğun için, Celal ve ikram sahibi olduğun için (ihtiyaçlarımı) senden
diliyorum!" şeklinde dua ettiğini işitti. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bu adam Yüce Allah'a, kendisiyle
dua edildiğinde kabul gören, kendisiyle bir şey istenildiğinde veren İsm-i
A'zam'ıyla dua etti.''
36759. İbn Sabıt
bildiriyor: Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) döneminde birisi:
"Allahım! Senin isminle (hayırlar) diliyorum ki, senden başka ilah yoktur,
Rahman ve Rahım olan sensin! Gökleri ve yeri yaratansın! Bir şey istediğin
zaman: ''OL!'' buyurursun ve o iş olur!" diye dua edince, Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Rabbim!) Büyük olan İsm-i A'zam'ınla dua
etmesine ramak kalmıştı" buyurdu.
36760. Hişam b. Ebi
Rukye bildiriyor. Ebu'd-Derda ile İbn Abbas: "Yüce Allah'ın en büyük ismi
''Rabbi! Rabbi'dir'' derlerdi."
26761. Abdulmelik b.
Umeyr bildiriyor: Adamın biri Bakara ile Al-i İmran sürelerini okuyunca, Ka'b:
"Öyle iki süre okudu ki bu iki sure içinde, kendisiyle dua edildiği zaman
icabet edilen isim (i A'zam) bulunmaktadır" dedi.
36762. Cabir b. Zeyd der
ki: "Yüce Allah'ın ism-i Azam', ''Allah''tır.''
36763. Mis'ar, Şa'bi'den
işiten birisinden naklediyor: Şa'bi: "Allah'ın ism-i A'zam'ı
''Allah''tır" dedi. Sonra da: "O, yaratan, var eden, şekil veren
Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını
yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir" ayetini (Haşr. Sur. 24)
okudu veya ben ona okudum.
36764. Damra bildiriyor:
Ebü Reyhane, Humus'a uğradığında oradakilerin bölgeyi aralarında
paylaştıklarını gördü. Aralarında bir bağrışmanın çıktığını görünce de:
"Bu bağrışma da ne?" diye sordu. "Sahipleri bölgeyi aralarında
paylaşıyorlar" karşılığını verince Ebü Reyhane: "Allahım! Humus'u
onlar için fitne vesilesi yapma I" dedi. Bunu o kadar tekrar etti ki ne
zaman sustuğu anlaşılamadı.
36765. Damra naklediyor:
Ebu Reyhane, Cezıre'nin Meyyafarikın sınır bölgesinde komutanlık yaptı. Nabat'lı
birinden bir miktar parayla bir yular aldı. Geri döndüğünde Resten'de
konaklayınca atından inip hizmetçisine: "Nabat'lıya parasını ödedin
mi?" diye sordu. Hizmetçi: "Hayır" deyince kendi nafakasından
bir miktar çıkarıp hizmetçiye verdi ve arkadaşlarına: "Ailemin yanına
ulaşıncaya kadar buna hayvanların bakımında yardımcı olunuz" dedi.
Arkadaşları: "Ey Ebu Reyhane! Ne yapacaksın?" diye sorunca:
"Borçlu olduğum kişiye gidip borcumu vereceğim" dedi ve
Meyyafarikın'e gidip borcunu ödedi ve ondan sonra ailesine döndü.
36766. Ebu'I-Eşheb
naklediyor: Hasan(- Basri): "Hayır! Aslında onlar ahiretten
korkmuyorlar" (Müddessir Sur. 53) ayeti hakkında: "Onları rezil eden
de budur" dedi.
36767, Malik b. Dınar
bildiriyor: ikrime'ye: "ikiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde
bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse ... " (Ahzab Sur.
60) ayetinde bahsedilen kalplerinde hastalık olanları sorduğumda: "Bunlar
zina edenlerdir" dedi.
36768. Yunus naklediyor:
Hasan(- Basri): "O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz
annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi
bilendir" (Necm Sur. 32) ayetiyle ilgili olarak: "Yüce Allah, her
nefsin hangi ameli, hangi işi yaptığını ve sonunun ne olacağını bilir"
dedi.
36769. Hz. Ömer der ki:
"Ahiret işleri dışında her işte ağır davranmak hayırlıdır."
36770. Haris b. Kays der
ki: "Dünya işlerinden birini yapacağın zaman acele et.
Ahiret ile ilgili bir
şey yaparken ise elinden geldiği bu işi uzun tut. Namaz kılarken şeytan sana
gelip: ''Sen gösteriş yapıyorsun'' derse namazı daha fazla uzat."
36771. Rabı b. Huseym'e
bir dilenci gelince: "Buna şeker yediriniz" dedi. Ailesi:
"Bu adam şekeri ne
yapacak?" deyince Rabı: "Ama ben şekerle bir şey yapıyorum"
dedi.
36772. Meymun b. Ebi Cerir
bildiriyor: İbn Ömer'in oğullarından biri: "Benim giysim eskimiş"
diyerek İbn Ömer'den bir giysi istedi. İbn Ömer adama: "izarı kesip ters
çevir ve öyle giy" dedi. izar isteyen genç adam bunu beğenmeyince, İbn
Ömer ona: "Yazıklar olsun sana! Yüce Allah'ın kendilerine verdiği rızkı
sadece yemek ve giyme k için harcayanlardan olmamaya bak" dedi.
36773. Ebu'd-Derda der
ki: "Bilmeyen kişiye yazıklar olsun. Bildiğiyle amel etmeyene ise altı
defa yazıklar olsun."
36774. Vehb b. Münebbih
der ki: Yüce Allah'ın kutsal kitabında şöyle yazıldığını gördük: Bazıları
ibadet etmeden dindar görünmek istiyorlar. Ahiret ameliyle dünyalık elde etmeye
çalışıyorlar. Bunlar insanlara karşı yumuşaklık bakımından koyun postuna
bürünüyorlar, ama kalbleri ise kurtların kalbi gibidir. Dilleri şekerden daha
tatlı, nefisleri ise sarısabır bitkisinden daha acıdır. Bana karşı mı
(rahmetime güvenerek boşu boşuna) aldanıyorlar ve Beni mi kandırıyorlar. Yemin
ederim ki; onlara öyle bir fitne göndereceğim ki içlerinden halim olanlar dahi
şaşırıp kalacak."
36775. Meymun der ki:
''Kişi, kişinin ortağını, yediğinin içtiğinin ve giydiğinin nereden geldiğini
öğrenmek için, en ince ayrıntısına kadar hesaba çektiği gibi kendi nefsini
hesaba çekmedikçe takva sahibi olamaz."
36776. Musa b. Abdillah
b. Yezid, babasının insanların en fazla namaz kılanı olduğunu ve sadece Aşura
günü oruç tuttuğunu söyler.
36777. Seleme b. Nubayt
der ki: ''Ey oğul! Seher vakti kalkıp namaz kıL. Eğer bunu yapamazsan, (hiç
olmazsa) sabah namazının iki rekatını (sünnetini) terk etme."
36778. Yezid b. Hayyan
der ki: ''Anbes b. Ukbe et-Teymı secdede o kadar uzun süre kalırdı ki kuşlar
onu bir duvar kalıntısı zannedip üzerine konarlardı."
36779. Rabı b. Huseym:
"Her kim de Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu sağlar"
(Talak Sur. 2) ayetiyle ilgili olarak: "insanlara zor gelen her işten Yüce
Allah ona bir çıkış yolu gösterir" dedi.
36780. Cafer naklediyor:
Said b. Cübeyr: "Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken ve
ahiretten çekinen ... " (Zümer Sur. 9) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi:
"Ahiret azabından korkan."
36781. Said b. Cübeyr
naklediyor: Hasan(-I Basri): "En büyük korku bile onları üzmez ... "
(Enbiya Sur. 103) ayetiyle ilgili: "Ateş üzerlerine kapatıldığı zamanlı
dedi.
36782. Ebu Bekr
ez-Zübeydı, babasından nakleder. "Sevriler ve Ureniler kadar mescitte uzun
süre oturan bir topluluk görmedim."
36783. Hasan(-ı Basri)
şöyle dedi: "Ey Ademoğlu! Kardeşinin gözündeki çöpü görüyorsun da, kendi
gözündeki merteği fark etmiyorsun.''
36784. Hasan(-ı Basri)
bildiriyor: Şöyle derlerdi: "Bilge olanın dili kalbinin ardındadır. Bir
şey söylemek istediği zaman kalbine bakar; eğer lehineyse söyler, aleyhine ise
söylemez. Cahilin kalbi ise dilinin kenarındadır. Bu kişi konuşurken kalbine
bakmaz ve diline geleni konuşur."
36785. Ebu'd-Derda :
"insanlarda gördüğü her şeyi kendisi de isteyen kişinin üzüntüsü artar ve
kini bitmez" dedi.
36786. Ebu Hamza
bildiriyor: İbrahim(-i Nehai)'ye: "Ferkad es-Sebahı et yemiyor, falan şeyi
yemiyor" deyince, "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) as ha
bı ondan daha hayırlıydı. Onlar eti de, yağı da falan şeyi de yerdi"
cevabını verdi.
36787. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Ey Ademoğlu! Sadece kasıtlı olarak yaptıklarından dolayı
kınanacaksin."
36788. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Yüce Allah bir topluluğa bol rızık verdi. Öyle bir duruma
geldiler ki ekmekle istinca etmeye başladılar. Yüce Allah onlara öyle bir açlık
gönderdi ki dışkılarını yiyecek duruma düştüler."
36789. Hasan(-ı Basri)
bildiriyor: Bir adam Hz. Ömer'in kapısına çok gelirdi. Hz.
Ömer adama: "Git
Allah'ın Kitab'ını öğren" dedi. Adam gitti ve bir müddet Hz. Ömer onu
görmedi. Sonra karşılaştığında (çoktandır görünmediğinden) onu kınayınca adam:
"Allah'ın Kitab'ında beni Ömer'in kapısından kurtaran şeyi buldum"
dedi.
36790. Hasan(-ı Basri) :
"Kişi, kalbini ve aklını bozacak büyük günah işlemedikçe hayır
üzeredir" dedi. Yine Hasan: "Bilin ki herşey imandan ibarettir! Kim
iman etmişse Allah katında ona şefaat edecekler ve kendisinin de şefaat edeceği
kimseler vardır" dedi.
36791. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Kim güzel söz söyler ve güzel amel yaparsa bu sözünü dinleyip
alınız. Kim güzel söz söyler ve kötü amel yaparsa onun sözüne itibar
etmeyiniz."
36792. Hasan(-ı Basri):
"Nifağın bir şekli de dilin ve kalbin, gizlinin ve açığın, giriş ve
çıkışların birbirine uymamasıdır" dedi.
36793. Abdullah b. Ebi
Muleyke bildiriyor: Hz. Ömer'in "Ey Ka'b! Bize ölümden bahset"
deyince şu karşılığı verdi: "Olur ey müminlerin emiri! Dikeni çok olan bir
dal, bir adamın karnına saplandı ve her diken bir damarını aldı. Sonra güçlü
bir adam dalı çekip aldı ve bu dal çıkarken adamın karnından aldığını aldı,
bıraktığını da bıraktı"
36794. Hassan b. Atiyye
der ki: "Bize ulaştığına gore Yüce Allah kıyamet günü şöyle buyuracak:
"Ey Ademoğlu! Yarattığımız zamandan bu güne kadar sizi dinledik. Şimdi siz
bizi dinleyin de size amellerinizi okuyalım. Kim hayır bulursa Allah'a hamd
etsin. Kim kötülük bulursa kendinden başka kimseyi kınamasın. Çünkü bu size
iade ettiğimiz amellerinizdir."
36795. Damra bildiriyor:
Ebu Reyhane, ailesinin yanına gitmek için bulunduğu askeri birlikten izin
isteyince, (komutan): "Ey Ebu Reyhane! Ne kadar izin vermemi
istiyorsun?" diye sordu. Ebu Reyhane: "Bir gece" dedi. Geldiği
zaman mescide gidip sabaha kadar namaz kıldı. Sonra atını getirmelerini söyledi
ve ata binip birliğine gitmek için hareket edince: "Ey Ebu Reyhane! Sen
ailene gitmek için izin almamış mıydın?" diye sordular. Ebu Reyhane:
"Komutanım bana bir gecelik izin verdi. Ben verilen süreyi aşamam"
dedi ve ailesine uğramadan birliğine döndü. Ebu Reyhane'nin kaldığı yer
Beytu'l-Makdis (yani Kudüs) idi."
36796. Yahya b. Ebi
Kesır bildiriyor: Abdullah b. Selam, hizmetçisine bir tokat attıktan sonra
ağlayıp: "Sen de bana vur!" demeye başladı, hizmetçi ise: "Ey
efendim! Ben sana kısas uygulamam'' diyordu. İbn Selam ise: ''Allah her günahı
affeder; ama yüze vurulan tokadı affetmez" dedi.
36797. Ka'b(u'I-Ahbar)
dedi ki: "Her kulun başında bir gem vardır. Kişi eğer tevazu gösterirse
Allah onu yükseltir, büyüklenirse alçaltır."
36798. Asım naklediyor:
Hasan(-ı Basri): "Kim fenalık yaparsa cezasını görür ... " (Nisa Sur.
123) ayetiyle ilgili olarak: "Bu, Yüce Allah'ın zelil etmek istediği kişi
için geçerlidir. Aziz kılmak istediğinin ise cennetlikler arasında
kötülüklerini affeder: " ... (Bu) kendilerine verilmiş gerçek bir
sözdür" (AhkafSur. 16) dedi.
36799. Ebu Salih
el-Ukayli bildiriyor: "Ebu'I-Ala Yezid b. Abdillah b. eş-Şıhhır, kendinden
geçinceye kadar mushafı okurdu."
36800. Said el-Cureyrı
bildiriyor: Ebu'l-Ala mushaf okur, Mutarrif ise bazen ona: "Günün kalan
kısmında artık bize Kur'an okuma" derdi.
36801. Harun b. Antere,
babasından naklediyor: İbn Abbas'a: "Hangi amel daha faziletlidir?"
diye sorduğumda: "Allah', zikretmek en büyük ibadettir. Kimi ameli geri
bırakırsa onu nesebi ileri götüremez."
36802. Abdullah b.
Ebi'l-Hüseyin'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Size dünya ve ahiret halkının en güzel ahlaklısını
söyleyeyim mi? Kendisine zulmedeni affeden, kendisini mahrum edene veren,
kendisiyle alakayı keseni ziyaret edendir. Ömrünün uzatılmasını ve malının
çoğaltılmasını isteyen Allah'tan korksun ve akrabasını ziyaret etsin."
36803. Amr b. Malik
naklediyor: Ebu'I-Cevza: "O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri
gündür" (Zariyat Sur. 13) ayetinde 'Yuftenim" kelimesinin
anlamının "Azab
görürler" olduğunu söyledi.
36804. Amr b. Malik
naklediyor: Ebu'I-Cevza: " ... kötü hesaptan ürkerler" (Ra'd Sur. 21)
ayetiyle ilgili olarak: "Kötü hesap, hesaba çekilirken bütün inceliklere
varıncaya kadar inceden inceye hesaba çekilmek demektir"dedi.
36805. Ebu'l-Cevza der
ki: "Taş taşımak münafık için Kur'an okumaktan daha kolaydır," (Ravi)
Said ise: "Daha hafiftir" diye ekledi.
36806. Amr b. Malik
naklediyor: Ebu'I-Cevza: "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk
etsinler diye yarattım. Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da
istemiyorum" (Zariyat Sur. 56- 57) ayetinin manasıyla ilgili olarak şöyle
dedi: "Onlara ben rızık veriyorum ve yediriyorum. Onları sadece bana
ibadet etsinler diye yarattım."
36807. Amr b. Malik'in
bildirdiğine göre Ebu'l-Cevza şöyle dedi: "Onlar için kuru bir darı'den
başka yiyecek de yoktur." (Gaşiye Sur. 6) ayetinde "dari"
kelimesi dikenli ağaç
demektir, Diken yiyen nasıl beslenebilir ki?"
36808. İbrahim b.
Meysere bildiriyor: Ebu Eyyub, Kostantiniyye (istanbul) şehrine savaşa gittiği
zaman şöyle diyen bir kıssacıya rastladı: "Kişi günün başlangıcında bir
amel yaparsa, bu ameli aynı günün sonunda ahiretteki tanıdıklarına arzedilir.
Günün sonunda yaptığı amel ise ahiretteki tanıdıklarına (öbür) günün
başlangıcında arzedilir." Ebu Eyyub, adama: "Ne dediğine dikkat
et" deyince adam: "Vallahi size dediğim gibidir" karşılığını
verdi. Ebu Eyyub: "Allahım! Beni Ubade b. es-Samit ve Sa'd b. Ubade'den
sonra yaptıklarımdan dolayı onların yanında rezil etmekten sana sığınırım"
deyince kıssacı: "Vallahi! Allah kimi veli kullarından sayarsa, onun
ayıplarını örter ve en güzel amelleriyle över" dedi.
36809. Müslim b. Yesar
der ki: "(Cehennemde) insanların onlara doğru yöneldiği tahmin dahi
edilemeyecek kadar derin ve geniş iki vadi vardır. Amel yap; bildiğin gibi seni
sadece salih amel kurtarır. Ayrıca kendisine Allah'ın yazdığından başkasının
başına gelemeyeceğini bilen kişinin tevekkülü gibi tevekkül et."
36810. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Hiçbir şehir yoktur ki, içinde onlar sebebiyle birçok belanın
defedildiği kimseler olmasın. Ebu Vail'in de onlardan biri olmasını
umarım."
36811. Ebu Şerraa
naklediyor: Yahya b. el-Cezzar: "Elleri boyunlarına bağlanarak, dar bir
yerden atıldıkları zaman .. ," (Furkan Sur. 13) ayetiyle ilgili olarak
şöyle dedi: "Mızrağın dibindeki demir nasıl onun sapı üzerinde dar geliyor
(onu sıkıyor) ise cehennem de kafir üzerinde öylece daraltılacaktır."
36812. Müslim b. Yesar
der ki: "Bir kralın huzurunda ondan bir şey istiyor olsaydın, ona boyun
eğmek seni memnun ederdi."
36813. Ala b. Ziyad
el-Adevı bildiriyor: Rüyamda yaşlı bir kadın gördüm. Kadının bir gözü kör,
diğer gözü de neredeyse yerinden çıkacak gibiydi. Kadının üzerinde şaşılacak
düzeyde zeberced taşları ve takılar vardı. Ona: "Sen kimsin?" diye
sorduğumda, bana: "Ben dünyayım" karşılığını verdi. Ona: "Senin
şerrinden Allah'a sığınırım!" dediğimde ise, bana: "Yüce Allah'ın
seni benden korumasını istiyorsan dirhemden (paradan) uzak dur!"
karşılığını verdi.
36814. Amr b. Dinar der
ki: "Cabir b. Zeyd paraya önem vermeyen bir müslümandı."
36815. Abdirabbih
naklediyor: Ebu iyad: "Biz onları sağa ve sola döndürürdük ... "
(Kehf Sur. lS) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi: "Her yıl iki defa
döndürülürlerdi."
36816. Sa'd b. Ma'bed,
Esma binti Umeys'ten naklediyor: Habeşistan'dayken, Cafer ağlayarak Esma'nın
yanına geldi: "Neyin var?" diye sorunca Cafer şöyle dedi:
Habeşlilerin ileri gelenlerinden iri vücutlu bir gencin, bir kadının yanına
gidip yanındaki unu döktüğünü ve rüzgarın da unu savurduğunu gördüm. Kadın:
"Seni, Melik'in (Yüce Allah'ın) Kürsüye oturup, mazlum un hakkını zalimden
alacağı güne havale ediyorum" dedi.
36817. Abdurrahman b.
el-Esved: "Reyhanı kokladığım zaman Cenneti hatırlıyorum" dedi.
36818. Malik b. Miğvel
bildiriyor: Bir adam Şa'bi'ye: "Bize fetva ver ey alim!" deyince,
Şa'b'1: "Alim, Allah'tan korkan kişidir" karşılığını verdi.
36819. Amr b. Kays der
ki: "Öncekiler, miskinin ve yetimin görüp te ailesinden aynı şeyi
istememesi için kişinin oğluna (açıktan) çıkarıp bir şey vermesini kerih
görürlerdi."
36820. Süfyan der ki:
"Kul, belayı nimet, gevşekliği ise musibet olarak görmedikçe fakih
olamaz."
36821. Süfyan der ki:
"Öncekiler kendilerini sevindirecek şeyler yapmaktan hoşlanırlardı."
36822. Malik b. Dinar
der ki: "içinde hüzün olmayan kalp, harabe ev gibidir."
36823. Budeyl b. Meysere
el-Ukaylı veya Matar el-Varrak şöyle dedi: "Rabbini bilen kişi onu sever.
Dünyaya bakan kişi onda zahid olur. Mümin kişi gaflete düşüp boş şeylerle
uğraşmaz ve tefekkür ettiği zaman hüzünlenir."
36824. Ebu Husayn der
ki: "Yetimin hakkını çalıp, dul kadınlara giysi bağışlayan, haram yoldan
kazanıp haram yolda harcayan gibidir."
36825. Amr b. Kays der
ki: "Yüce Allah yeryüzü halkına azab edilmesini emredince melekler: '' Ey
Rabbim! Yeryüzünde çocuklar var!'' derler."
36826. Sabit
(el-"Bünani) der ki: Şöyle denirdi: "Ölümü çokça hatırlayan kişinin
bu durum, muhakkak amelinde görülür."
36827. Sabit şöyle
derdi: "Allahım! Eğer herhangi birine kabrinde namazı verdiysen, bana da
kabrimde namaz ver (kılmamı nasib et.)"
36828. Humeyd anlatıyor:
Yanımızda Sabit ile Enes'e giderdik. Hangi mescide uğrasak orada namaz kılardı
(bu yüzden Enes'in yanına ondan önce varırdık). Enes'in yanına gittiğimiz
zaman: "Sabit nerede, Sabit nerede! Bu hayvancığı seviyorum" derdi.
36829. Enes dedi ki:
"Her şeyin bir anahtarı vardır. Sabit (el-Bünanl), hayrın
anahtarıdır."
36830. İsmail b. Ebi
Halid bildiriyor: isralloğullarına açlık isabet edince, bir kişi birine
uğrayıp: "Şu kumsalın un olup benim olmasını ve onu isralloğullarına
yedirmeyi isterdim" dedi. Adama niyetine göre verildi.
36831. Said b. Ebi Burde
bildiriyor: Şöyle denirdi: "Hikmet müminin kayıbıdır; onu bulduğu zaman
alır."
36832. Ebu Halid
el-Ahmar naklediyor: İbn Cüreyc: "Insanların hesap görme zamanı yaklaştı
... " (Enbiya Sur. l) ayetiyle ilgili: "Kendilerine vaad edilen hesap
günü yaklaştı" dedi.
36833. Ebu Halid
el-Ahmar, Süfyan'ın şöyle dediğini bildirir: Dünyada zahidlik, kısa emelli
olmakla olur, yün elbise giymekle olmaz." Denildiğine göre Evzai şöyle
derdi: "Dünyada zahidlik, başkası tarafından övülmeyi beklememen, yani bir
işi yaptığın zaman halkın sana teşekkür etmesini beklememendir."
Denildiğine göre Zühri: "Dünyada zahid olmak, haramın sabrına, helalin de
şükrüne galip gelmemesidir" derdi.
36834. Eyyub der ki:
"Alimin, Allah için olan tevazusu sebebiyle başına toprak koyması
gerekirdı.''
36835, Sabit (el-Bünanl)
der ki: "Bildiğim öyle ruhsatlar vardır ki; size onlardan bahsetsem onlara
güvenip ameli bırakırdınız."
36836. Sabit (el-Bünanl)
dedi ki: "Beni Adiy kabilesinden kendilerine yetiştiğim biri kişi o kadar
namaz kılardı ki yatağına emekleyerek gidecek duruma gelirdi.''
36837. Ebu Sinan'ın
bildirdiğine göre Abdullah b. Malik şöyle dedi: "Allah'ın yeryüzünde,
sadece sağlam, yumuşak ve arı olanını kabul ettiği bir kabı (kalbi)
vardır." Abdullah b. Malik (devamla) dedi ki: "Allah'a itaatte
sağlam, Allah'ı zikirde yumuşak, pisliklerden arınmış (olanını kabul eder.)"
36838. Osman b. Abdillah
b. Evs bildiriyor: Peygamberlerden birisi şöyle dua ederdi: "Allahım!
çocuğu koruduğun şeyle beni koru.'' Ravi der ki: "Onun bu duası beni
ağlattı.''
36839. Ebu Eyyub dedi
ki: "Kim hilminin büyümesini ve ilminin çoğalmasını isterse aşiretinin
meclisinden başka meclislerde otursun."
36840. A'meş der ki:
"Cenazede hazır bulunurduk ve oradakilerin hüznünden kime taziyede
bulunacağımızı bilemezdik."
36841. Sabit el-Bünanı
dedi ki: "Cenazenin peşinden giderdik ve tabutun etrafında sadece başını
örtmüş ağlayanları veya sanki başlarında kuş varmış gibi tefekkür edenleri
görürdük."
36842. Ebu Kılabe der
ki: Çarşıda bir adam vefat ettiğinde bir kişi arkadaşına:
"Ey kardeşim! Gel
insanlar gafilken Allah'a dua edip istiğfar edelim ki belki bizi affeder"
dedi. Dua edip istiğfar ettiler ve birinin eceli gelip sabahtan önce vefat etti
ve rüyasında öbürüne görünüp: "Ey kardeşim! Çarşıda karşılaştığımız gece
Allah'ın bizi affettiğini farkettin mi?" dedi.
36843. Ebu Zeyneb dedi
ki: "Kim çarşıya sadece Allah'ı zikretmek için giderse, oradaki insanlar
sayısınca günahı affedilir."
36844. Malik b. Dinar
bildiriyor: Haccac(-I Zalim), şu mescidinizde hutbe verirken beni ağlattı. Zira
hutbesinde: "Nefsi için (iyi şeylerle) azık hazırlayan kişi, nefsine
nasihatte bulunan kişi, kendini yine kendi nefsine bırakmaya güvenmeyen kişi,
nefsinin iyiliği için yine nefsini bazı şeylerden alıkoyan kişi, dilini ve
kalbini Yüce Allah'ın istediği yönde ıslah eden kişi ... " diyerek
(yaptığı konuşmasında) beni ağlattı.
36845. Şam halkından,
künyesi Ebu Abdillah 'olan bir kişi bildiriyor: Tavus'un yanına gidip girmek
için izin istedim. Yanıma Tavus olduğunu zannettiğim bir ihtiyar çıktı. Ben:
"Sen Tavus musun?" diye sorduğumda: "Hayır ben oğluyum"
dedi. Eğer sen oğluysan, baban bunamıştır" dedim. Adam: "Babam,
alimin bunamayacağını söylüyor" dedi. Ben: "Babanın yanına girmem
için bana izin al" deyince izin aldı. Girdiğimde Tavus: "Soracağın
şeyi sor, ama kısa olsun" dedi. Ben: "Eğer sen uzatmazsan ben de
uzatmam" dedim. Tavus şöyle dedi: "Sen sorma. Ben sana bu oturumunda
Kur'an'ı, Tevrat'ı ve incil'i öğreteceğim: Allah'tan, hiç kimseden korkmadığın
gibi kork. Onun rahmetinden umudun, korkundan daha fazla olsun. Kendin için
istediğin şeyi insanlar için de iste."
36846. Ebu Hurra der ki:
"Hasan(-ı Basri), bir amele devam etmeyi severdi" Muhammed dedi ki:
"Bir gece ibadet edip diğer gece tembellik edip yapmasa bunda bir sakınca
görmezdi."
36847. Zeyd b. Erkam der
ki: "Allah'a, onu görüyormuş gibi ibadet et. Eğer sen onu görmüyorsan, o
seni görüyor. Kendini ölülerden say ve mazlumun bedduasından sakın. Çünkü onun
duasına icabet edilir."
36848. Ebu Müslim
el-Havlanı der ki: "Alimler üç sınıftır: ilmi, hem kendisine, hem de
insanlara faydalı olan; ilmi kendisine faydası olan, insanlara faydası olmayan;
ilmi herkese faydası olan, fakat kendine faydası olmayıp kendini helak
eden."
36849. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Ey Ademoğlu! Ayağını yere koy ve biraz sonra orasının senin
mezarın olacağını bil."
36850. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Ey Ademoğlu! Ameline bakıp, iyisini ve kötüsünü tart. Küçük te
olsa hayırdan hiçbir şeyi basit görme. Onu gördüğün zaman onun varlığı seni
memnun eder. Şerden de hiçbir şeyi basit görme. Çünkü onu gördüğün zaman
mevcudiyeti seni rahatsız eder. Allah, temiz şeyler kazanıp ölçülü bir şekilde
infak eden ve fazlasını veren kişiye Allah rahmet etsin. Nafakanızdan artakalan
mallarınızı Allah'ın infak edilmesini istediği ve emrettiği yerlere harcayın.
Sizden öncekiler, ellerindeki malların fazlasıyla nefislerini Yüce Allah'tan
satın alırlardı. Bu ölüm de dünyaya zarar verdi ve onu rezil etti. Vallahi
ondan sonra akıl sahibi hiçbir kişinin sevindiği görülmedi."
36851. Eba'l-Ubeydeyn
der ki: "Oklavayla üzerine saldırdıkları zaman ekmeğini alıp derenin
kenarına git ve kendi dinine sahip çık."
36852. Hz. Ali der ki:
"Nereye gideceğini bilmeden bu dünyayı terk etmesi, her nefis için
haramdır."
36853. Adiy b. Ertaa
bildiriyor: Bu ümmetin ileri gelenlerinden biri kendisini methettiklerini
duyduğunda: "Allahım! Bunların söylediği şey sebebiyle beni kınama ve
hakkımda bilmedikleri şeyler için bana mağfiret et" derdi.
36854. Muhammed b. Ali
b. el-Hanefiyye der ki: "Halkla iyi geçinemeyen kişi bilge olamaz. Kendisi
iyi geçindiği halde'"buna karşılık almayan kişiye Yüce Allah muhakkak bir
çıkış yolu bulur."
36855. Muhammed b.
Lebid'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Allah bir kulu severse, sizden birinin hastasını sudan koruduğu
gibi onu dünyadan korur."
36856. Hilal b. Yesaf
der ki: "Mümini, hiçbirşey yalnız kalmaktan daha fazla sevindirmez."
36857. Abdullah (b.
Mes'ud): "Dünya, yurdu olmayanın yurdu, malı olmayanların malıdır. Dünya
için de ancak aklı olmayan çalışır" dedi.
36858. Ubeydullah b.
Said el-Cu'fi, Hz. isa b. Meryem'in (a.s.) şöyle dediğini nakleder: "Benim
mescidim evim, helal rızkım su, katığım açlık, şiarım korku, bineğim ayaklarım,
kış için yakıtım yazın sıcak günleri, gece kandilim Ay, arkadaşlarım hastalar
ve miskinlerdir. Hiçbir şeyim olmadan akşamlarım ve hiçbir şeyim olmadan hayır
üzere sabahlarım. Kim benden daha zengindir ki!"
36859. Habıb b. Ebi
Sabit bildiriyor: Sahabeden bazıları: "Ya Resulallah! Biz gizlice bazı
ameller yapıyoruz, ama insanların o amellerimizi zikredip bizi hayırla
andıklarını görüyoruz" dediklerinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Size iki sevap vardır. Ameli gizlice yapma ve açıktan yapma
sevabı" buyurdu.
36860. Hasan bildiriyor:
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından iki kişiden biri
öbüründen bir hafta önce vefat etti. Sahabe önce ölenin, sonra ölenden daha
üstün olduğunu söylediler. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bundan
bahsedilince şöyle buyurdu: "Öbürü, ilkinden sonra bir hafta yaşayarak şu
kadar daha namaz kılmadı mı?" deyip sonra öleni daha üstün tutar gibi
oldu.
36861. Muhammed b. Halid
ed-Dabbı, bir ihtiyardan naklediyor: Ebu'd-Derda: "içinde nifak olan
huşudan Allah'a sığının" deyince, kendisine: "Ey Ebu'd-Derda! içinde
nifak olan huşu nedir?" diye soruldu. Ebu'd-Derda: "Bedenin huşu
içinde görünmesi, ama kalpte huşunun olmamasıdır" dedi.
36862. Zeyd el-Ammi
bildiriyor: Hz. Davud'a (a.s.): "Affedildin" denilince; "Peki o
(ölen) adamla olan durumum ne olacak?" dedi. Bunun üzerine ona:
"Ondan seni affetmesini isteriz. O da seni bizlere bağışlar ki böylesi bir
bağışlanmanın dünyada iken istenmesi daha uygundur" karşılığı verildi.
36863. Süheyl b. Hanzala
el-Abşemi der ki: "Bir topluluk Yüce Allah'ı zikretmek üzere bir araya
gelseler gökten bir münadi onlara şöyle seslenir: "Bağışlanmış bir şekilde
kalkın! Kötülükleriniz de iyilik olarak değiştirildi."
36864. Abdullah b. Ubeyd
b. Umeyr bildiriyor: Şöyle denirdi: "ilim müminin yitiğidir. Onu elde
etmek için uğraşır ve bir şeyelde ettiğinde ise hemen alır."
36865. Abdulazız b. Ebi
Revvad bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabın ın fazla
şaka yapıp gülmesi üzerine şu ayet nazil oldu: "İnananların gönüllerinin
Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi?
Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi' olmasınlar; onların
üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış
kimselerdir." (Hadid Sur. 16)'
36866. İbn Ebi Revvad
bildiriyor: Bir topluluk Ömer b. Abdilazız ile beraber oturdu. Ömer b.
Abdilazız onlara şöyle dedi: "Tek olan ve ortağı olmayan Allah'tan
sakınmaya bakınız. Şakalaşmaktan uzak durunuz; çünkü o, kötülüğü getirir ve
insanda nefret oluşmasını sağlar. Kur'an okumak için oturup onu müzakere
ediniz. Eğer bu size ağır gelirse büyüklerin sözlerinden bahsediniz. Allah'ın
adıyla yolunuza gidiniz."
36867. Urve bildiriyor:
Hz. Aişe, Muaviye'ye bir mektup yazdı: "Sana Allah'tan sakınmanı tavsiye
ederim. Eğer sen Allah'tan sakınırsan, o seni insanlardan müstağni kılar. Eğer
insanlardan sakınırsan onlar Allah'a karşı sana hiçbirşey yapamazlar. Bu
sebeple Allah'tan sakın. Gelelim asıl meseleye ... "
36868. Abdullah b. Ömer
dedi ki: "Kişinin Allah için cesur davranması, Allah katında Allah için
cesaretini gizleyen kişiden daha üstündür.''
36869. Süleyman b. Musa
der ki: "Dünyalık için bir şey öğretme ve gösteriş için ilim öğrenme.
Gülünmeyecek yerde gülenlerden ve başıboş dolaşanlardan olma."
36870. İbn Ebi Müleyke
bildiriyor: Mekke'den Medine'ye kadar İbn Abbas ile beraber yolculuk yaptım.
Bir yerde konakladığı zaman gecenin bir bölümünde kalkıp hıçkırarak ağlardı.
-(Ravi Salih) der ki: "ibn Ebi Müleyke'ye: ''Neşte nedir?'' diye sordum,
"Feryad ederek ağlamak" dedi- ve şu ayeti okurdu: "Ölüm
sarhoşluğu gerçekten gelir; ey insan! Işte bu, senin öteden beri korkup kaçtığın
şeydir." (Kaf Sur. 19)
36871. Hayseme
naklediyor: Hz. İsa ile Hz. Yahya (a.s.) teyze çocuklarıydı. Hz. isa yünden
yapılmış elbise giyer, Hz. Yahya ise deve tüyünden yapılmış giysi giyerdi ve
ikisinin de bir dinar parası, bir kölesi, cariyesi veya sığınacağı bir sığınağı
bile olmazdı. Gece olduğunda oldukları yerde kalırlardı. Birbirlerinden
ayrılmak istedikleri zaman Hz. Yahya, "Bana nasihatte bulun" dedi.
isa: "Öfkelenme" deyince, Yahya (a.s.): "Bunu yapamam"
karşılığını verdi. isa (A.S.): "Dünya malına meyletme" deyince ise,
"Belki bunu yapabilirim" karşılığını verdi.
36872. Ebu Hilal
naklediyor: Katade: "Main çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve
kadehlerle" (Vakıa Sur. 18) ayetiyle ilgili dedi ki: "Bunlar, akan
şarap nehirlerinden doldurulmuş kadehlerdir."
36873. Ebu'l-Ala
bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından birinin
vefat anı geldiği zaman: "Eyvah! Eyvah I" demeye başladı. Kendisine:
"Neden eyvah
diyorsun?" diye sorulunca şöyle dedi: "Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): ''Bana dünyadan ne kadarı yeter?'' diye sorduğumda: ''Bir
hizmetçi ve bir binek yeterlidir'' karşılığını vermişti. Ancak bu konuda ona ne
soru sormaktan geri durdum, ne de bana söylediklerini yaptım. Dünyalık elde
etmek için çalıştım ve elimde bir sürü mal varken işte ölüm de gelip çattı.''
36874. Mücahid der ki:
"Bu ümmet hakkında "De ki: "Size bunlardan daha hayırlısını
haber veriyim mi?" (Al-i İmran Sur. 15) ayeti nazil olduğu zaman Hz; Ömer:
"Şimdi mi (bize dünya nimetlerini güzel gösterdikten sonra mı) ey
Rabbim!'' dedi.
36875. Muhammed b. Vasi
bildiriyor: Mekke'ye geldiğim zaman çukur üzerinde büyük bir köprünün olduğunu
gördüm. Beni alıp Mervan b. Muhelleb'e götürdüler. O zaman Mervanı Basra valisi
idi. Benimle selamlaştıktan sonra: "Ne istiyorsun? Ey Ebu Abdillah"
dedi. Ben: "isteğimı eğer gücüm yeterse beni de Beni Adiy'in kardeşinin
dediği gibi olmamdır" dedim. Mervan: "Beni Adiy'in kardeşi
kimdir?" diye sorunca ben: "Ala b. Ziyad" dedim ve şöyle devam
ettim: "Onun bir dostu bir defasında bir iş için görevlendirildiğinde, Ala
ona şöyle yazdı:
"Derim ki: eğer
yükün az, karnın aç ve elin Müslümanların kanından arınmış bir şekilde
sabahlayabilirsen o zaman senin aleyhine bir durum yoktur: "Ancak
insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır
... " (Şura Sur, 42) Mervan: "Vallahi! Doğru söyledi ve nasihat
etti" deyip: "Ne istiyorsun ey Ebu Abdillah?" diye sordu. Ben:
"Beni aileme göndermendir" karşılığını verince: "Olur"
dedi.
36876. İbn Sabıt der ki:
"Cennette öyle bir ağaç var ki, Yüce Allah'ın yarattığı ne kadar güzel ses
varsa hepsi bu ağacın kökünden çıkar ve dinleyenlere zevk verip onları
rahatlatır."
36877. Hasan(-ı Basri)
bildiriyor: Üç alim bir araya gelip aralarından birine:
"Senin emelin
nedir?" diye sordular. o: "Hiçbir ay geçmedi ki, o ayda öleceğimi
zannetmiş olmayayım" dedi. Onlar: "Bu uzun emeldir" dedi.
Diğerine: "Senin emelin nedir?" diye sorunca ise: "Hiçbir hafta
geçmedi ki, o haftada öleceğimi zannetmiş olmayayım" karşılığını verdi.
Üçüncüye: "Senin emelin nedir?" diye sordular. Üçüncü alim:
"Canı başkasının elinde olanın ne emeli olabilir ki!" karşılığını
verdi.
36878. Hasan(-ı Basri)
der ki: Ademoğlu, şuna benzetilirdi: Bir adamın vefat anı geldiği zaman ailesi
ve ameli yanına geldiler. Ailesine: "Ölmemi engelleyiniz" deyince
ailesi: "Biz seni dünyadan gelecek zararlardan korurduk, ama bundan
koruyamayız" dediler. Bunun üzerine adam malına: "Sen beni korur
musun?" dedi. Malı: "Ben seni güzelleştirirken dünyada güzelleştirmiştim.
Ama seni ölümden koruyamam" dedi. Ameli kalkıp: "Ben, seninle kabre
girecek ve nereye gitsen seninle olacak dostunum" dedi. Adam:
"Vallahi! Eğer farkında olsaydım seni öbürlerine tercih ederdim"
dedi. Hasan ekledi: "O halde sizler amelinizi başka şeylere tercih
ediniz."
36879. KurdAs es-Sa'lebl
der ki: Tevrat'ta şöyle yazılıdır: "Sakınasın ki korunasın. Takva
(günahlardan) sakınmakla olur. Merhamet ediniz ki size de merhamet edilsin.
Tövbe edin ki affedilesiniz."
36880. Ebu Nadra bildiriyor:
Bir adam cennete girince kölesinin yıldızlar gibi kendisinden daha yüksek
derecelerde olduğunu görür ve: "Vallahi ey Rabbim! Bu dünyadayken benim
kölemdi. Bunu bu dereceye getiren nedir" der. Yüce Allah: "Bunun
ameli, senin amelinden daha güzeldi" buyurur.
36881. Malik b. Miğvel,
Ebu Hasın'in şöyle dediğini nakleder: "(Öyle topluluklara yetiştik ki)
eğer benim gördüğümü görseydin onlar için ciğerin yanardı." İbrahim(-i
Nehai) ise dedi ki: "Onu (Abdullah b. Mes'ud'u) o kadar görmek isterdim ki
sabahın olmasını sabırsızlıkla beklerdim ve gece bitmek bilmezdi."
36882, Ebu Musa
et-Temimı anlatıyor: Ferezdak'ın hanımı Nevar vefat edince, cenazesine
Basra'nın ileri gelenleri ve Hasan(-ı Basri) katıldı. Hasan, Ferezdak'a:
"Bugün için ne hazırladın ey Ebu Firas?" deyince, Ferezdak:
"Seksen yıldır söylediğim kelime-i şehadeti hazırladım" dedi. Nevar
defnedilince mezarının başında durdu ve şu şiiri okudu: "Beni affetmezse
korkum çok derin, Daracık mezardan büyük ve çetin Mahşer günü cebbar bir güçlü
gelip, Ferezdak'a sert davranıp götürür kesin. Darim Oğullarından yürüyen heba
olur, Zincirli tasmalarla ateşe hazin hazin. ''
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |