m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Ebu Hanife’ye Reddiye

 

(Bir çok farklı konuda 37202 – 37688)

 

*

Yahudi Erkek ve Kadının Taşlanması

 

37202. Cabir b. Abdillahı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir erkek ve kadını taşlattığını nakleder.

 

37203. Bera b. Azibı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir kişiyi recmettiğini bildirir.

 

37204. Cabir b. Abdillahı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir erkek ve kadını recmettiğini nakleder.

 

37205. İbn Ömer der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi olan iki kişiyi recmetti. Ben de taşlayanlar arasındaydım."

 

37206. Şa’bi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir erkek ve kadını recmettiğini nakleder.

 

Ebu Hanife'nin ise "Onlar recmedilmez" dediği bildirilir.

 

 

*

Develerin Çöktüğü Yerlerde Namaz Kılmak ve Deve Etinden Yiyenlerin Abdest Alması

 

37207. Bera b. Azib der ki: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Koyunların ağılında namaz kılabilir miyim?" diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet" buyurdu. Adam: "Onların etlerinden yediğim için abdest almam gerekir mi?" diye sorunca ise, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır" karşılığını verdi. Adam: "Develerin çöktüğü yerlerde namaz kılabilir miyim?" diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır" cevabını verdi. Adam:

"Onların etinden yediğim zaman abdest almam gerekir mi?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet" karşılığını verdi.

 

37208. Abdullah b. Muğaffel'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Koyunların ağıllarında namaz kılınız; fakat develerin çöktüğü yerlerde namaz kılmayınız. Çünkü onlar şeytanlardan yaratılmışlardır. ''

 

37209. Cabir b. Semura der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) deve eti yediğimiz zaman abdest almamızı emretti ve koyun eti yediğimizde ise abdest almamıza gerek olmadığını söyledi. Koyun ağıllarında namaz kılabileceğimizi, ama develerin çöktüğü yerlerde ise namaz kılmamamızı emretti.

 

37210. Eba Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Namaz kılmak için koyun ağılları ve develerin çöktüğü yerden başka bir yer bulamazsanız, koyun ağıllarında namaz kılınız; ama develerin çöktüğü yerlerde namaz kılmayınız.''

 

37211. Rabi b. Sebre, babasından Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Develerin çöktüğü yerlerde namaz kılmayınız.''

 

Ebu Hanife'nin ise "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Süvarinin ve Piyadenin Ganimetteki Payı

 

37212. İbn Ömer naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki, (kullanan) adama da bir pay verdi.''

 

37213. Mekhul der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki, binicisine ise bir hisse verdi."

 

37214. Mekhul' der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki, binicisine ise bir hisse verdi."

 

37215. İbn Abbas naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki, (kullanan) adama da bir pay verdi.''

 

37216. Salih b. Keysan naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber savaşı sonrası ikiyüz ata ganimetten ikişer hisse verdi."

 

EbU Hanife'nin ise "Ata bir hisse, binicisine bir hisse verilir" dediği nakledilir.

 

 

*

Yanında Mushafla Düşman Toprağına Gitmek

 

37217. İbn Ömer bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), düşmanın eline geçmemesi için, kişinin yanında Kur'an olduğu halde düşman toprağına yolculuk etmeyı yasakladı''

 

EbU Hanife'nin ise "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Bir Şey Verirken Çocuklara Eşit Davranmak

 

37218. Muhammed b. en-Nu'man naklediyor: Babam bana bir köle hediye etti ve bunda Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şahit tutmak için yanına gitti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Diğer çocuklarına da aynı şekilde birer köle verdin mi?" diye sorunca, babam: "Hayır!" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "O zaman köleyi geri al!" buyurdu.

 

37219. Şa’bi bildiriyor: Nu'man b. Beşir'in şöyle dediğini işittim: Babam bana bir bağışta bulundu. Ancak annem Amre binti Revaha, babama: "Gidip de bu konuda Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şahit tutmazsan kabul etmem!'' dedi. Bunun üzerine babam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gitti ve: "Va Resulallah! Amre'nin oğluna bir bağışta bulundum ve bu konuda seni şahit tutmamı istedi" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Peki aynı şekilde diğer çocuklarına da verdin mi?" diye sorunca, babam: "Hayır!" dedi. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'tan korkun ve çocuklarınıza eşit davranın" buyurdu.

 

37220. Nu'man b. Beşir bildiriyor: "Babam, bana yaptığı bağışa Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şahit tutmak isteyince) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir haksızlığa şahitlik yapmam!''

 

EbU Hanife'nin ise "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Müdebber Kölenin Satılması

 

37221. Cabir 'der ki: "Ensar'dan bir adam kölesini müdebber yaptı (yani ben öldükten sonra hürsün diyerek azat etti). Oysa ondan başka kölesi yoktu.

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu satılığa çıkardı, Kıptı olan bu köleyi ibnü'n-Nahham satın aldı. Bu köle, ibnü'z-Zübeyr'in emirliğinin ilk senesinde vefat etti.

 

37222. Cabir, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müdebber olan bir köleyi sattığını nakleder.

 

Ebu Hanife'nin ise "Müdebber köle satılamaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Ölü Gömüldükten Sonra Cenaze Namazının Kılınması

 

37223. İbn Abbas der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kişinin gömüldükten sonra cenaze namazını kıldı."

 

37224. Harice b. Zeyd, amcası Yezid b. Sabit'ten -Yezid, Zeyd'den daha yaşlıydı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kadının namazını defnedildikten sonra dört tekbir getirerek kıldığını nakleder.

 

37225. Ebu Umame b. Sehl, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine halkının hasta olan fakirlerini ziyaret eder ve vefat edenlerin cenazesine katılırdı. Medine'nin Avali bölgesinden bir kadın vefat edince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadının kabrine gidip dört tekbirle namazını kıldı.

 

37226. imran b. Husayn'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir kardeşiniz (Necaşı) vefat etti; onun cenaze namazını kılınız."

 

37227. Ebu Hureyre bildiriyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), dört tekbirle Necaşl"nin cenaze namazını kıldı.''

 

37228. İbn Abbas naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kişinin gömüldükten sonra cenaze namazını. kıldı."

 

37229. Cabir bildiriyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört tekbirle Ashama'nın (Necaşı'nin) cenaze namazını kıldı.''

 

Ebu Hanife'nin ise "Ölen kişinin namazı iki defa kılınmaz" dediği nakledilir .

 

 

*

Hedy Kurbanma Nişan Takmak

 

37230. İbn Abbas bildiriyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlığının sağ tarafına işaret koydu ve kurbanını kendi eliyle kesti.''

 

37231. Urve, Misver b. Mahrame ve Mervan'dan naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hudeybiye yılı yüz on küsur sahabeyle (hac) için yola çıktı. Zülhuleyfe'ye varınca kurbanlık devesine kolye takıp nişanladı ve ihrama girdi.

 

37232. Hz. Aişe, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlıklara işaret koyduğunu nakleder.

 

Ebu Hanife'nin ise "Kurbanlık deveye işaret koymak müsledir" dediği nakledilir.

 

 

*

Saffın Gerisinde Tek Başına Namaz Kılan

 

37233. Vabisa b. Ma'bed bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) saffın gerisinde tek başına namaz kılan birini görünce ona namazını iade etmesini eniretti.''

 

37234. -Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelen heyetler arasında olan-Ali b. Şeyban bildiriyor: Çıkıp Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldik ve kendisine biat ederek ardında namaz kıldık. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adamın saffın gerisinde tek başına namaz kıldığını görünce, adam namazını bitirinceye kadar başucunda bekledi ve: "Namazını iade et. Saffın gerisinde tek başına duranın namazı yoktur" buyurdu.

 

Ebü Hanife'nin ise "Namazı geçerlidir" dediği nakledilir.

 

 

*

Hamile Kadın ile (Doğumdan Önce) Lanetleşmek

 

37235. Abdullah (b. Mes'ud) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam ile hanımı arasında lanetleşme yaptırdı ve: "Olur ki, doğuracağı çocuk siyah ve kıvırcık saçlı olabilir" buyurdu. Çocuk doğduğunda siyah ve kıvırcık saçlıydı.

 

37236. İbn Abbas, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam ve hamile olan hanımı arasında lanetleşme yaptırdığını nakleder.

 

37237. Şa’bi, hanımının karnındaki çocuğun kendisinden olmadığını iddia eden biri için: "Hanımıyla lanetleşir" dedi.

 

Ebü Hanife'nin ise hamile kadın ile (doğumdan önce) lanetleşmenin yapılamayacağı görüşünde olduğu nakledilir.

 

 

*

Azad Edilecek Köleler Arasında Kura Çekmek

 

37238. imran b. Husayn naklediyor: Bir adam vefat edeceği zaman yanında olan altı kölesini azad etti. (Adamın başka malı olmadığı için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hepsinin azad edilmesini hoş karşılamadı ve) aralarında kura çekmek suretiyle ikisini azad edip dördünü köle olarak bıraktı.

 

37239. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer veya aynı rivayette bulundu.

 

Ebu Hanife'nin ise "Bu hadis delil teşkil etmez ve kura çekmeye gerek yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Zina Eden Cariyeyi, Efendisinin Kırbaçlaması

 

37240. Zeyd b. Halid, Şibl ve Ebu Hureyre şöyle naklederler: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken bir adam gelip, muhsan olmadan (evlenmeden) önce zina eden cariyenin hükmünü sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu kırbaçlayınız. Eğer bir daha zina ederse yine kırbaçlayınız" buyurup, üçüncü veya dördüncüsünde: "Bir urgan karşılığı bile olsa onu satınız" dedi.

 

37241. Hz. Ali, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Ellerinizin altında bulunanlara hadleri uygulayınız.''

 

37242. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Birinizin cariyesi zina ederse onu kırbaçlasın, fakat suçunu başına kakmasın. Sonra yine zina ederse aynı şekilde had uygulasın. Sonra üçüncü defa aynı şeyi yaparsa, artık efendisi onu kıldan bir ip bedeline bile olsa satsın."

 

37243. Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(ariye zina ederse onu kırbaçlayınız. Yine zina ederse yine kırbaçlayınız. Üçüncü defa zina ederse yine onu kırbaçlayınız. Dördüncü defa aynı şeyi yaptığında ise onu kırbaçlayınız ve bir urgan karşılığı bile olsa satınız.''

 

37244. Abbad b. Temim, Bedir savaşına katılmış olan amcasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cariye zina ederse onu kırbaçlayınız. Yine zina ederse yine kırbaçlayınız. Üçüncü defa zina ederse yine onu kırbaçlayınız ve bir urgan karşılığı bile olsa satınız.''

 

Ebu Hanife'nin ise "Efendisi onu kırbaçlayamaz" dediği nakledilir.

 

 

*

iki Kulle Miktarındaki Suyun Hükmü

 

37245. Ebu Said el-Hudri bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! Hayız bezlerinin, köpek leşlerinin ve kokmuş nesnelerin atıldığı bir kuyu olan Budaa kuyusundan abdest alabilir miyiz?" diye soruldu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Su temizdir, onu hiç bir şey pisletmez."

 

37246. İbn Abbas bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarından birisi bir kaptaki suyla yıkandı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip onunla yıkanmak veya abdest almak istediğinde hanımı: "Ya Resulallah! Ben cünüpken ondan yıkandım" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Su cünüp olmaz" buyurdu.

 

37247. Abdullah b. Abdillah b. Ömer, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: ''Su iki kulle olduğunda pislik taşımaz."

 

Ebu Hanife'nin ise "Bu miktardaki su necis olur" dediği nakledilir.

 

 

*

Kerahet Vakti Uyanan Kişinin Namazı

 

37248. Enes'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim bir namazıkılmayı unutur veya onu uyuyarak kaçırırsa, artık o namazın kefareti, hatırladığında onu kılmasıdır."

 

37249. Abdullah b. Mes'ud bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Hudeybiye'den gelirken düz ve kumsal bir yerde konakladık. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim (nöbet tutup da) bizi korur?" diye sorunca, Bilal: "Ben korurum" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman biz uyuyalım" buyurdu ve güneş doğuncaya kadar uyudular. Güneşin doğuşundan sonra aralarında Ömer b. el-Hattab'ın da bulunduğu falan ve filan kişiler uyandılar. Kendi kendimize: "Konuşun, ne yapalım?" dedik. Bu arada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de uyandı ve: "Daha önce yaptığınız (kıldığınız) gibi yapınız" buyurdu. Bunun üzerine normal vaktinde namazı kılar gibi sabah namazını kıldık, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Namaz konusunda) uyuyakalan veya unutan kişi böyle yapsın" buyurdu.

 

37250. Avn b. Ebi Cuhayfe, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Siz ölüydünüz, Allah ruhlarınızı size iade etti. Kim uyuyarak veya unutarak namazı kaçırırsa hatırladığı veya uyandığı zaman onu kılsın."

 

37251. Ebu Hureyre bildiriyor: Bir gece Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber geceledik ve güneş bizi rahatsız edinceye kadar uyanamadık. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizden her biriniz bineğinin başını tutup buradan uzaklaşsın" deyip su istedi ve abdest alarak iki rekat namaz kıldıktan sonra kamet getirildi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kaçırdığımız namazı kıldırdı.

 

Ebu Hanıfe'nin ise "Güneş doğarken veya batarken uyanan kişinin kaçırdığı namazı kılması caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Sarık Üzerine Meshetmek

 

37252. Bilal, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayakkabılarına ve sarığına mesh ettiğini nakleder.

 

37253. Zeyd b. Suhan'ın azatlısı Ebu Müslim bildiriyor: Selman ile beraberken, bir adamın abdest almak için ayakkabılarını çıkardığını görünce ona:

"Ayakkabılarına, sarığına ve başının ön tarafına mesh et. Ben Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayakkabılarına ve sarığına mesh ettiğini gördüm" dedi.

 

37254. Muğire b. Şu'be naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başının ön tarafına, ayakkabılarına mesh etti ve elini sarığının üzerine koyarak sarığa meshetti."

 

Ebu Hanife'nin ise "Sarığa ve ayakkabıya mesh etmek caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Yanlışlıkla Beşinci Rekata Kalkmanın Hükmü

 

37255. Abdullah (b. Mes'ud) naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz kılarken bir rekat eksik veya fazla kıldı. Selam verip yüzünü insanlara dönünce: "Ya Resulallah! Namazda (yeni bir durum mu) Msı! oldu?" diye sordular. "Bunu niye sordunuz?" deyince, "Şöyle şöyle kıldın" karşılığını verdiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hemen dizlerini bükerek iki adet sehiv secdesinde bulundu, sonra selam verdi ve yüzünü oradakilere çevirerek: "Şayet namazda yeni bir şey hasıl olsaydı bunu size haber verirdim. Ancak ben bir beşerim, sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Öyleyse bir şey unutursam bana hatırlatınız. Biriniz namazında şekke düşecek olursa doğruyu araştırsın ve onun üzerine, kalanı bina etsin, sonra da iki (sehiv) secdesi yapsın" dedi.

 

37256, Abdullah b. Mes’ud bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğle namazını beş rekat olarak kılınca, "Neden beş re kat kıldın?" diye soruldu, Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) selam verdikten sonra iki sehiv secdesi yaptı.

 

Ebu Hanife'nin ise "Eğer dördüncü rekatta oturmazsa namazı iade eder" dediği nakledilir.

 

 

*

ihramlıyken Özürden Dolayı Şalvar Giyenin Kan Akıtması

 

37257, İbn Hibbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İhramlı olan kişi izar bulamazsa şalvar giysin. Ayakkabı bulamazsa mest gıysın... ''

 

37258. Cabir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(İhramlı iken) nalın bulamayan ayakkabı, izar bulamayan ise şalvar giysin."

 

37259. İbn Ömer bildiriyor: Bir adam: "Ya Resulallah! ihramlı olan ne giyer? veya neyi giymez?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Ne gömlek, ne şalvar, ne sarık, ne de ayakkabı giyemez Ancak pabuç bulamadığı zaman hariç. Kim pabuç bulamazsa topuklarını örtmeyecek şekilde ayakkabı giyebilir."

 

Ebu Hanife'nin ise "Böyle yapması caiz değildir. Eğer giyecek olursa (kefaret olarak) kan akıtması gerekir" dediği nakledilir.

 

 

*

Yolculuktayken iki Namazı Cem Etmek

 

37260. İbn Abbas der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber yedi ve sekiz rek'at (öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazların)ı cemederek kıldım." (Amr b. Dinar der ki) Cabir'e: "Ey Ebu'ş-Şa'sa'! Zannederim, öğleyi te'hır, ikindiyi ta'cil, keza akşamı te'hir, yatsıyı da ta'cil etmiş olmalı?" deyince cevaben: "Bunu ben de böyle zannediyorum!" dedi.

 

37261. Salim, babasından (ibn Ömer'den) naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yolculuğa çıkacağı zaman akşam namazı ile yatsı namazını cemederdi.''

 

37262. Muaz b. Cebel bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuk gazvesinde öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazını cemederek kıldı.''

 

37263. Cabir der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuk gazvesinde öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazını cemetti.''

 

37264. Hafs b. Ubeydillah b. Enes bildiriyor: Enes ile Mekke'ye yolculuk yapardık. Bir yerde konaklamışken güneş tepe noktasından batıya kaydığında öğle namazını kılmadan yola koyulmazdı. Bu şekilde öğle namazını kıldıktan sonra yolculuk halindeyken ikindi vakti geldiğinde ikindiyi kılardı. Güneşin zevalinden (öğle vaktinden) önce yola koyulup da yoldayken öğle namazı vakti geldiğinde biz: "Haydi namazar' diye seslenirdik; ancak Enes: "Yolculuğa devam edin!'' derdi. Öğle vakti, bitip de ikindi vakti girdiği zaman Enes mola verip öğle ile ikindi namazını cemederek kılardı ve şöyle derdi: "Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem), güneşin tepeden batıya kaymadan önce yola çıktığı zamanlarda böyle yaptığını gördüm.''

 

37265. Amr b. Şu 'ayb, babasından, o da dedesinden naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beni Mustalik gazvesinde iki namazı cemederek kıldı."

 

Ebu Hanife'nin ise "Böyle yapması caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Vakıf

 

37266. İbn Ömer naklediyor: Hz. Ömer, Hayber'de (ganimetten) bir arazi sahibi olunca (bunu tasadduk etmesini emreden bir rüyayı üst üste üç gün görmesi üzerine) Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Ben Hayber'de bir tarlaya sahip oldum. Şimdiye kadar yanımda böylesine değerli bir arazim hiç olmadı. Bu tarla için bana ne emir buyurursunuz?" diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dilersen onun aslını (Allah için) elinde tut ve (gelirini) tasadduk et!" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer araziyi tasadduk etti ve aslının satılamayacağını ve hibe edilemeyeceğini ve varis olunamayacağını söyleyip bu araziyi fakirlere, akraba la ra, kölelere, Allah yolunda harcamalara, yolculara ve misafirlere bağışladı. Arazinin idaresini üzerine alanın bu malı kendi malı gibi kullanmadıkça ondan makul ölçüde yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir beis olmadığını söyledi.

 

37267. İbn Tavus, babasının şöyle dediğini nakleder: "Görmüyor musun, Hucr el-Mederı, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sadaka (sebil) olarak verilen bir maldan, bunu verenin ailesinin de aşırıya kaçmadan kati miktarda yiyebileceklerini buyurduğunu, bana bildirdi."

 

Ebu Hanife'nin: "Varisler eğer isterlerse vakfedilen bu malı geri alabilirler" dediği nakledilir.

 

 

*

Cahiliye Döneminde Yapılan Adaklar

 

37268. Hz. Ömer der ki: "Cahiliye döneminde yaptığım bir adağı Müslüman olduktan sonra yerine getirip getirmeyeceğimi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorunca adağımı yerine getirmemi emretti."

 

37269. Tavus, Cahiliye döneminde adak adayıp sonra Müslüman olan kişi için:

"Adağını yerine getirir" dedi.

 

Ebu Hanife'nin ise "Müslüman olunca bu konudaki yemini düşer" dediği nakledilir.

 

 

*

Veli Olmadan Yapılan Nikah

 

37270. Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Velisinin veya velilerin nikahlamadıkları kadının nikahı batıldır." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu üç defa tekrarladı ve devamla: "Eğer kocası gerdeğe girdiyse, kadının fercinden helal addetmiş olması sebebiyle madına mehir gerekir. Eğer (veliler) ihtilafa düşerlerse, sultan, veli si olmayanların velisidir" buyurdu.

 

37271. Ebu Burde'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Velisiz nikah olmaz.''

 

37272. Ebu Burde, babasından Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Velisiz nikah yoktur.''

 

Ebu Hanife'nin ise "Koca kadına denk olduğu takdirde nilcih caizdir" dediği nakledilir.

 

 

*

Ölünün Yerine Namaz Kılmak

 

37273. İbn Abbas bildiriyor: Sa'd b. Ubade, annesinin vefatından önce adayıp yerine getiremediği bir adak konusunda Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onun yerine adağı sen yerine getir" buyurdu.

 

 

37274. İbn Bureyde, babasından naklediyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında oturturken bir kadın gelip: "Annemin iki aylık oruç borcu vardı. Onun yerine ben oruç tutabilir miyim?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onun yerine oruç tut. Annene ait olan bir borcu sen ödeseydin o ödemiş gibi olmaz mıydı" diye sorunca kadın: "Evet" karşılığını verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onun yerine sen oruç tut" buyurdu.

 

37275. Sinan b. Abdillah el-Cüheni bildiriyor: (Sinan'ın) halası Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip: "Ya Resulallah! Annem vefat ettiğinde Kabe'ye yürüyerek gitmeyi adamıştı" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onun yerine sen yürüyebilir misin?" diye sordu. Kadın: "Evet" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Annenin yerine sen yürü" dedi. Kadın: "Bunu yapmam onun adağını yerine getirir mi?" diye sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Evet" karşılığını verip şöyle devam etti: "Annene ait olan bir borcu sen ödeseydin o ödemiş gibi olmaz mıydı?" Kadın: "Evet" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kendisine olan borcun ödenmesinde Yüce Allah daha çok hak sahibidir" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin ise "Bu caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Zina Eden Erkek ve Kadını Sürgün Etmek

 

37276. Ubeydullah naklediyor: Ebu Hureyre, Zeyd b. Halid ve Şibl, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken bir adam kalkıp: "Allah için aramızda Allah'ın Kitab'ıyla hükmetmeni istiyorum" dedi. Adamın hasmı -ondan daha anlayışlıydı"Aramızda Allah'ın Kitabıyla hükmet ve konuşmam için müsaade et" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Konuş" deyince adam: "Oğlum bunun yanında çalışan bir işçiydi ve onun hanımıyla zina etti. Buna karşılık ben yüz koyun ve bir hizmetçiyi fidye olarak verdim. ilim ehli olan kişilere sorduğumda ise oğluma yüz kırbaç vurulması ve bir yıl sürgüne gönderilmesine, bunun hanımının ise recmedilmesine hükmettiler" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Nefsim elinde olana yemin ederim ki; aranızda Allah'ın Kitabıyla hükmedeceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana geri verilecek, oğluna yüz kırbaç ve bir yıl sürgün cezası uygulanacak. Ey Uneys! Bunun hanımının yanına git, eğer zina ettiğini itiraf ederse onu recmet" buyurdu.

 

37277. Ubade b. es-Samit'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Benden alın. Allah onlar için bir çıkış yolu kılmıştır. Bekar, bekarla, (zina yaparsa ceza olarak) her birisine yüz kırbaç ve bir sene sürgüne yollamak, evli evliyle zina yaparsa onlara yüz kırbaç ve recmedilme cezası vardır.''

 

Ebu Hanife'nin ise "Sürgün edilmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Bebeğin idrarı

 

37278. Ümmü Kays binti Mihsan bildiriyor: Henüz yemek yemeyen (anne sütüyle beslenen) bir oğlumla Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girdiğimde bebek Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine idrarını yapınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) su isteyip idrarın üzerine serpti.

 

37279. Lübabe binti'I-Haris bildiriyor: Hüseyin b. Ali, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine idrarını yapınca ben: "Elbiseni bana ver ve başka bir elbise giy" dediğimde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Erkek çocuğun idrarına su serpilir. Kız çocuğun idrarı yıkanır" buyurdu.

 

37280. Hz. Aişe bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirilen bir çocuk üzerine bevledince idrarın üzerine su döktü ve giysiyi yıkamadı.

 

37281. Ebu Leyla bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında otururken Hüseyin b. Ali emekleyerek gelip Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) göğsünün üzerinde oturdu ve O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine işedi. Biri onu almak için davranınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Oğlum, oğlum!" dedi ve su isteyip idrarın üzerine su döktü.

 

Ebu Hanife'nin ise "Yıkanması gerekir" dediği nakledilir.

 

 

*

Lanetleşenlerin Lanetleştikten Sonra Evlenmeleri

 

37282. Sehl b. Sa'd bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında lanetleşen karı kocanın ayrılmalarına hüküm verilince adam: "Ya Resulallah! Ben onu yanımda tutarsam onun hakkında yalan söylemiş olurum" dedi,

 

37283. İbn Abbas, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lanetleşen karı kocayı birbirinden ayırdığını nakleder.

 

37284. İbn Ömer bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensar'dan bir adam ile hanımı arasında lian yaptı ve onları birbirinden ayırdı.

 

37285. İbn Ömer der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lian yaptığı karı kocayı birbirinden ayırdı."

 

37286. İbn Ömer bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lanetleşen iki kişiyi birbirinden ayırıp ta adam: "Ya Resulallah! Ya malım ne olacak!" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer doğru söylüyorsan onunla ilişki kurman karşılığı malın onun olur. Eğer yalan söylüyorsan o malı almada kadın senden daha fazla hak sahibidir" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin ise "Eğer koca yalan söylediğini itiraf ederse onunla bir daha evlenebilir" dediği nakledilir.

 

 

*

Oturarak Namaz Kılanın imamlığı

 

37287. Enes b. Malik bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) atından düşüp sağ tarafından yaralandı. Onu ziyaret ettiğimizde namaz vakti gelince oturarak bize namaz kıldırdı. Biz de ardında oturarak namaz kıldık. Namazı bitirince şöyle buyurdu: "İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız. Rükuya gittiği zaman, siz de rükuya gidiniz. Secde ettiği zaman, secde ediniz; secdeden başını kaldırınca siz de aynısını yapınız. İmam: ''Semiallahu limen hamideh'' dediğinde ''Allahümme Rabbena leke'l-hamd'' deyiniz. İmam oturarak namaz kılarsa siz de oturarak namaz kılınız."

 

37288. Hz. Aişe bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rahatsızlanınca, ashabından bazıları ziyaret etmek için yanına girdiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturarak namaz kılınca saha be ayakta namaz kılıp ona uydular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara oturmaları için işaret etti. Namazı bitirince: "İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı rükuya gittiği zaman, siz de rükuya gidiniz. Kalkınca kalkınız. Oturarak namaz kılarsa siz de oturarak kılınız" buyurdu.

 

37289. Cabir bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) atından bir hurma kütüğünün üzerine düştü ve ayağı incindi. Onu ziyaret ettiğimizde Hz. Aişe'ye ait bir odada oturarak namaz kılıyordu. Biz de ayakta durarak ona uyduk. Daha sonra oturarak namaz kılarken bir daha yanına girip ayakta durarak ona uyduğumuzda, bize oturmamızı işaret etti ve namazı bitirince şöyle buyurdu: "İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı ayakta durarak namaz kıldığında siz de ayakta durarak kılınız. Oturarak kıldığında ise siz de oturunuz. Farisilerin ileri gelenlerine yaptıkları gibi imam otururken siz ayakta durmayınız.''

 

37290, Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız ve okuduğu zaman da susunuz. ''Gayri'l-mağdubi aleyhim ve leddallin'' dediği zaman ''Amin'' deyiniz. Rüku'ya gittiği zaman, siz de rüku'ya gidiniz, ''Semiallahu limen hamideh'' dediği zaman, ''Allahümme Rabbena ve leke'l-hamd'' deyiniz. Secde ettiği zaman, secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz oturarak namaz kılınız."

 

Ebü Hanife'nin ise "İmam oturarak namaz kıldıramaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Emzirmede Şahitlik

 

37291. Ukbe b. el-Haris bildiriyor: Ebu ihab et-Temimı'nin kızıyla evlendim.

Evlendiğimizin birinci sabahı Mekke'lilere ait bir cariye gelip: "Ben sizi emzirdim" dedi. Ukbe bineğine binerek Medine'ye Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gidip olanları kendisine anlattı ve: "Cariyenin sahiplerine sorduğumda bunu inkar ettiler" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Emzirdiği) söylendiği halde nasıl olur!" deyip onları birbirinden ayırdı ve kadın başkasıyla evlendi.

 

37292. İbn Ömer bildiriyor: Emzirmede kaç şahidin olması gerekir?" diye sorulunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir erkek veya kadın" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin ise "Şahidlerin birden çok olması gerekir" dediği nakledilir.

 

 

*

Hanımından Sonra Müslüman Olan Kocanın Nikahını Yenilemesi

 

37293. İbn Abbas bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızı Zeyneb'i iki yıl sonra kocası Ebu'l-As'a iki yıl sonra eski nikahı ile geri verdi (ne nikah, ne mehir hiçbir şeyi yenilemedi.)

 

37294. Şa'bi naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu (Zeyneb'i kocasına) ilk nikahıyla gönderdi.

 

Ebu Hanife'nin ise "Nikahın yenilenmesi gerekir" dediği nakledilir.

 

 

*

Hac Menasikinin Bazılarını Bazılarından Sonraya Ertelemek Kurban Kesmeyi Gerektirir mi?

 

37295. Abdullah b. Amr bildiriyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip: "Kurban kesmeden önce tıraş oldum?" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kurbanını kes, mahzuru yok" buyurdu. Adam: "Taşları atmadan kurban kestim?" deyince ise: "Sakıncası yoktur, taşları at" karşılığını verdi.

 

37296. İbn Abbas bildiriyor: Bir kişi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Akşam olduktan sonra (şeytana) taşları attım" diye sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı yoktur" buyurdu. Adam: "Kurban kesmeden önce tıraş oldum" deyince ise Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı yoktur" karşılığını verdi.

 

37297. Hz. Ali naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam gelip: "Tıraş olmadan önce Arafat'tan indim" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Saçını tıraş et veya kısalt, zararı yoktur" buyurdu.

 

37298. Usame b. Şerık bildiriyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kurban kesmeden önce tıraş oldum" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı yoktur" karşılığını verdi.

 

37299. Cabir naklediyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kurban kesmeden önce tıraş oldum" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı yoktur" karşılığını verdi.

 

Ebu Hanife'nin ise "Kurban kesmesi gerekir" dediği nakledilir.

 

 

*

İçkiyi Sirkeye Dönüştürmek

 

37300. Enes b. Malik bildiriyor: Yetim olan bazılarına miras olarak içki kaldı. Ebu Talha bu içkinin sirke yapılıp yapılamayacağını sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır" karşılığını verdi.

 

Ebu Hanife'nin ise "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Mahrem Olan Birini Nikahlayanın Öldürülmesi

 

37301. Bera bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), analığıyla evlenen birisinin başını kesip getirmek üzere birini gönderdi."

 

37302. Bera b. Azib naklediyor: Dayımı, elinde bir sancakla gördüm. Ona:

"Nereye gidiyorsun?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Adamın biri babasının ölümünden sonra analığıyla evlenmiş. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de beni bu adamı öldürmek veya boynunu vurmak için gönderdi."

 

Ebu Hanife'nin ise "Bu kişiye sadece had uygulanır" dediği nakledilir.

 

 

*

Ceninin Kesilmesi

 

37303. Ebu Said'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Kesilen hayvanın karnındaki) ceninin kesimi eğer bu cenin (gelişmiş ve) tüylenmişse, annesinin kesimi ile gerçekleşir''

 

Ebu Hanife'nin ise "Annesinin kesilmesi, onun kesilmesi yerine geçmez" dediği nakledilir.

 

 

*

At Eti Yemek

 

37304. Esma binti Ebi Bekr bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında bir at kesti k ve etinden yedik (veya etinden biz de yedik)."

 

37305. Cabir b. Abdillah der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizlere at etinden yedirdi, ancak eşek etini bize yasakladı."

 

37306. Cabir der ki: "Hayber savaşı sırasında at eti yedik."

 

Ebu Hanife'nin ise "At eti yenmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Rehin Alınan Şeyden Faydalanmak

 

37307. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rehin bırakıldığında bineğe binilir, rehin bırakıldığında sütü içilir. Rehin malının nafakası (masrafı), ona binen ve sütünü içen kimseye aittir.''

 

37308. Ebu Hureyre: "Rehin bırakılan şey (hayvan) sağılıp binilebilir" dedi.

 

37309. Ebu Hureyre: "Rehin bırakılan şey sağılıp binilebilir" dedi.

 

Ebu Hanife'nin ise "Rehin bırakılan şeyden faydalanılmaz ve ona binilmez" dediği nakledilir.

 

 

*

(Alışverişte, Alıp Satanların) Birbirinden Ayrılmadıkça Muhayyer Olmaları

 

37310. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Yalnız (ayrıldıktan sonra da) muhayyerlik şartıyla yapılan satış müstesna.''

 

37311, Hakım b. Hizam'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça (vazgeçmekte) muhayyerdirler. ''

 

37312. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Yalnız (ayrıldıktan sonra da) muhayyerlik şartıyla yapılan satış müstesna."

 

37313. Ebu Berze'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler."

 

37314. Semura, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler."

 

Ebu Hanife'nin ise "Ayrılmasalar bile alışveriş geçerlidir" dediği nakledilir.

 

 

*

Konuştuktan Sonra Sehiv Secdesi Yapmak

 

37315. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) konuştuktan sonra iki sehiv secdesi yaptı.''

 

37316. Ebu Hureyre der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) konuştuktan sonra iki sehiv secdesi yaptı.''

 

37317. imran b. Husayn bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç rekat kılıp namazdan çıktı. Hirbak adında bir adam kalkıp: "Ya Resulallah! Namaz eksiltildi mi?" diye sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O nedir?" diye sorunca adam: "Üç rekat kıldın" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir rekat daha kılıp sonra selam verdi, sonra iki sehiv secdesi yapıp selam verdi.

 

Ebu Hanife'nin ise "Konuştuğu takdirde artık sehiv secdesi yapamaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Mehirin En Azı On Dirhemdir

 

37318. Abdullah b. Amir b. Rabia, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında bir adam iki ayakkabı mehirle evlendi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun nikahını geçerli saydı.

 

37319. Sehl b. Sa'd, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bir adama şöyle dediğini nakleder: "Git, seni onunla evlendirdim. (Mehir olarak) ona Kur'an'dan bir sure öğret."

 

37320. İbn Ebi Lebibe, dedesinden Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Kim bir dirhem karşılığı evlenirse onun bu nikahı caizdir."

 

37321. Abdurrahman b. el-Beylemanı bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hutbesinde: "Içinizdeki bekarları evlendirin ... " (Nur Sur. 32) deyince bir adam kalkıp: "Ya Resulallah! Aralarındaki mehir nedir?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Ailelerinin aralarında anlaştığıdır" karşılığını verdi.

 

37322. Enes bildiriyor: Abdurrahman b. Avf, üç dirhem ve bir dirhemin üçte birine karşılık gelenbir altın parçasını mehir vererek evlendi.

 

37323. Hasan(-ı Basri): "Koca ve kadının ittifak ettikleri miktarlşey mehirdir" dedi.

 

37324. İbn Avn bildiriyor: Hasan(-ı Basri)'ye: "Erkeğin evlenirken vereceği mehrin asgarisi nedir?" diye sorduğumda: "Bir nevat altın ağırlığıdır" karşılığını verdi.

 

37325. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Kadın bir kamçı karşılığı evlenmeyi kabul etse, bu bile mehir olur."

 

37326. Abdurrahman b. el-Beylemanı bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kadınlara mehirlerini cömertçe verin" (Nisa Sur. 4) deyince bir adam kalkıp: "Ya Resulallah! Aralarındaki mehir nedirr diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ailelerinin aralarında anlaştığıdır" karşılığını verdi.

 

Ebü Hanife'nin ise "On dirhem mehirden daha azıyla kadınla / kızla evlenemez" dediği nakledilir.

 

 

*

Azad Edilme Mehir Olarak Kabul Edilebilir Mi?

 

37327. Enes b. Malik der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Safiyye'yi azad edip onunla evlendi. Enes'e: "Bunun. mehri nedir?" diye sorulunca, Enes:

"Hürriyeti kendisidir. Yani Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hürriyetini ona mehir olarak vermiştir" dedi.

 

37328. Hz. Ali der ki: "Kişi eğer isterse üm mü veledini (kendisine çocuk doğuran cariyesini) azad eder ve hürriyetini mehir olarak sayar."

 

37329. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Kim cariyesini veya ümmü veledini azad edip bunu mehri olarak sayarsa; bunun caiz olduğu görüşündeyim.''

 

Ebu Hanife'nin ise "Onunla sadece mehirle evlenebilir" dediği nakledilir.

 

 

*

Nafile Kılanın Sabah Namazını Kılan imama Uyması

 

37330. Cabir b. el-Esved, babasından nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile hacda beraberdim. Sabah namazını Hayf mescidinde onunla birlikte kıldım. Namazı bitirip dönünce arka tarafta cemaatle namaz kılmayan iki kişi gördü ve: "O ikisini bana getirin" dedi. Adamlar getirildiğinde korkudan göğüsleri titriyordu, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bizimle namaz kılmanıza engel nedir?" deyince; "Ya Resulallah! Biz çadırlarımızda namazı kılmıştık" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Böyle yapmayın, çadınnızda namaz kılar sonra bir mescide gidip cemaate rastlarsanız onlarla birlikte tekrar namaz kılınız ki bu, sizin için nafile namaz olur" buyurdu. 

 

37331. Bişr- veya Busr- b. Mihcan ed-Dueli, babasından, o da Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer bir rivayette bulundu.

 

Ebu Hanife'nin ise "Sabah namazı tekrar kılınmaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Cemaatin Tekrarı

 

37332. Ebu Said der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz kıldıktan sonra bir adam geldi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim bunun sevabına ortak olur?" deyince oradakilerden bir adam kalkıp onunla birlikte namaz kıldı.

 

Ebu Hanife'nin ise "Namazı kılan, kılmayanla cemaat yapıp tekrar kılamaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Köleye Karşılık Hürün Öldürmesi

 

37333. Hasan(-ı Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim kölesini öldürürse, biz de onu öldürürüz. Kim de kölesini (burnunu, kulağını keserek) sakatlarsa, biz de onun (burnunu, kulağını keserek) sakatlarız."

 

Ebu Hanife'nin ise "Köleye karşılık hür öldürülmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Namaz Kılarken Güneşin Doğması

 

37334. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim güneşin batmasından önce ikindi namazının bir rekatını kılarsa ikindi namazına yetişmiş demektir. Kim sabah namazından bir rekatı güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir."

 

Ebü Hanife'nin ise "Sabah namazından bir rekat kılınca güneş doğacak olursa namazı caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Oruç Kefareti

 

37335. Ebu Hureyre bildiriyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip: "Helak oldum" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Seni helak eden nedir?" diye sordu. Adam: "Ramazanda hanımımla ilişki kurdum" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir köle azad et" buyurdu. Adam: "Buna gücüm yetmez" karşılığını verince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İki ay oruç tut" buyurdu. Adam: "Buna gücüm yetmez" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Altmış fakiri doyur" buyurdu. Adam: "Buna gücüm yetmez" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Otur" dedi. Adam oturdu, bu sırada hurma dolu bir zenbil getirildi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Git ve bunu sadaka olarak dağıt" buyurdu. Adam: "Seni hak olarak gönderene yemin ederim ki; Medine'nin şu iki kayalığı arasında buna benim ailemden daha muhtaç bir ev halkı yoktur" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) azı dişleri görülünceye kadar güldü. Sonra: "Git ve bunu çocuklarına yedir" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin ise "Oruç kefareti olarak fakire vermesi gereken bir şeyi ailesine yedirmesi caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Bayram Namazını ikinci Gün Kılmak

 

373360 Ebu Umeyr b. Enes der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından ve Ensar'dan olan halalarım şöyle demişlerdir: "Şevval ayının hilalini göremeyince oruçlu olarak sabahladık. Gündüzün sonunda bir kafile geldi. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda hilali dün gördüklerine şahitlik ettiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oruçlarını bozmalarını ve yarın için bayram namazına çıkmalarını emretti."

 

Ebu Hanife'nin ise "İkinci gün namaz kılamazlar" dediği nakledilir.

 

 

*

Sütü Memesinde Hapsedilmiş Hayvanın Satışı

 

37337. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilmiş bir koyunu sa alırsa bu satın aldığı hayvanı iade etmede muhayyerdir. Dilerse hayvanı . eder ve (sağdığı süte karşılık) sahibine bir sa hurma verir."

 

37338. Abdurrahman b. Ebi Leyla, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bir kişiden Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini naklede .. "Her kim sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilmiş bir koyunu satın alırsa bu satın aldığı hayvanı iade edip etmeme de muhayyerdir. Dilerse hayvanı iade eder ve (sağdığı süt e karşılık) sahibine bir sa hurma veya yem verir.''

 

Ebu Hanife'nin ise bunun tersini söylediği nakledilir.

 

 

*

Hurma Koruğu ile Hurmayı (Şıra Kurmakta) Karıştırmak

 

37339. Cabir der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma ile kuru üzümün karıştırılarak şıra yapılmasını, yine aynı şekilde hurma koruğu ile hurmanın karıştırılarak şıra yapılmasını yasakladı."

 

37340. İbn Abbas der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma ile kuru üzümün karıştırılarak şıra yapılmasını, yine aynı şekilde hurma koruğu ile kuru üzümün karıştırılarak şıra yapılmasını yasakladı. Curaş ahalisine de bu konuda bir ferman yazdırdı."

 

37341. Abdullah b. Ebi Katade, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Hurma ile kuru üzümü karıştırarak şıra yapmayın. Hurma koruğu ile hurmayı da karıştırarak şıra yapmayın. Bunun yerine her birini kendi başına şıra yapın.''

 

37342. Ebu Said der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma koruğu ile hurmayı, kuru üzüm ile hurmayı karıştırarak şıra yapmayı yasakladı."

 

Ebu Hanife'nin: "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Hulle Nikahı

 

37343. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hulle yapana da yaptırana da lanet etti."

 

37344. Hz. Ömer der ki: "Bana hulle yapan ve yaptıran getirilse ikisini de recmederim."

 

37345. İbn Ömer der ki: "Allah, hulle yapana da, yaptırana da lanet etsin."

 

37346. Hz. Ali, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Allah, hulle yapana da, yaptırana da lanet etsin."

 

37347. İbn Sirin der ki: "Allah, hulle yapana da, yaptırana da lanet etsin."

 

Ebü Hanife'nin: "Hulle niyetiyle evlenip onu bırakmak istemezse boşamamasında bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Yitik Malı ilan Etmek

 

37348. Zeyd b. Halid el-Cüheni bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bulunan bir şey hakkında sorulunca: "Onu (sahibini bulmak için) bir yıl ilan et. Sahibi gelirse malını kendisine ver, yoksa onu infak et" buyurdu.

 

37349. Süveyd b. Gafele bildiriyor: Ben, Zeyd b. Suhan ve Selman b. RabTa yürürken Uzeybe denilen yere gelince bir kamçı buldum. Onlar bana: "Onu yerine bırak" dediler, ama ben bırakmadım. Medine'ye gelince Ubey b. Ka'b'a gittim ve (ne yapmam gerektiğini) sordum. Ubey b. Ka'b: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında yüz dinar buldum ve bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) anlattığımda: "Onu bir yıl ilan et" dedi. Bir yıl ilan etmeme rağmen sahibi çıkmadı. Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gittiğimde: "Onu bir yıl ilan et. Eğer sahibini bulursan kendisine ver. Eğer sahibini bulamazsan paranın sayısını, kesesini ve ağız bağını muhafaza et! Eğer sahibi gelirse (kendisine teslim edersin); gelmezse, artık bu senin malın gibidir" dedi.

 

Ebu Hanife'nin: "Eğer sahibi gelirse malını kendisine öder" dediği nakledilir.

 

 

*

Meyveleri Olgunlaşmadan Satmak

 

37350. İbn Ömer der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar, ağaç üzerindeki meyvenin satışını yasakladı.''

 

37351. Cabir der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar, ağaç üzerindeki meyvenin satışını yasakladı."

 

37352. Zeyd b. Cübeyr bildiriyor: Bir adam İbn Ömer'e meyvenin alım satımını sorunca, İbn Ömer: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar, ağaç üzerindeki meyvenin satışını yasakladı" dedi.

 

37353. Ebu Hureyre, Muaviye'ye dedi ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), her türlü afetten etkilenmez hale gelmedikçe meyvelerin satışını yasakladı."

 

37354. Ebu Said der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar, ağaç üzerindeki meyvenin satışını yasakladı. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Meyvelerin olgunlaşmasının belirmesi nedir?" diye sorduklarında ise, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Meyvenin afete uğrayarak zarar görme tehlikesini atlatması ve olgunlaşmasıdır" buyurdu.

 

37355. Ebu'l-Bahterı bildiriyor: İbn Abbas'a hurma ağaçlarındaki meyvelerin satışını sorduğumda: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma ağacının meyvesini, sahibi yiyinceye yahud ondan yenilinceye ve tartılıncaya kadar satmaktan nehyetti" dedi. Ben: "Tartılacak nedir?" diye sorunca, İbn Abbas'ın yanında bulunan bir adam: "Korununcaya kadar" dedi.

 

37356. Enes der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), meyvelerin yenilecek hale kadar meyvelerin satışını yasakladı." Enes'e: "Olgunlaşması nasıldır?" diye sorulunca: "Kızarması veya sararmasıdır" karşılığını verdi.

 

37357. Ebu Umame: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar, meyvenin satışını yasakladı" dedi,

 

37358. Ebu Hureyre der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar, meyvenin satışını yasakladı."

 

Ebu Hanife'nin: "Meyveler henüz korukken satılmasında bir sakınca yoktur" dediği nakledilir. Bu da, bu konuda gelen rivayetlere muhalif olan bir görüştür.

 

 

*

Büluğ çağı

 

37359. Nafi, İbn Ömer'in şöyle dediğini nakleder: "Henüz ondört yaşındayken Uhud savaşına katılacaklar arasında Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sunuldum ancak benim yaşımı küçük görüp geri çevirdi. Ancak Hendek savaşında on beş yaşındayken sunulduğumda savaşa katılmama izin verdi." Nafi' der ki: "Halife iken Ömer b. Abdilazız'e bunu aktardığımda bana şöyle dedi: "Küçük ile büyük arasındaki yaş sınırı işte budur." Sonra da valilerine şöyle bir ferman yazdı: "On beş yaşına girenlere diğer askerler gibi maaş verilsin. Bundan daha küçük olanları ise çoluk çocuktan sayın."

 

Ebu Hanife'nin: "Kız çocuğunun on sekiz veya on yedi yaşına gelene kadar hiçbir mükellefiyeti yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Hurma Ağaçlarının Harsı (Ne Kadar Hurma Çıkacağının Tahminen Tesbiti)

 

37360. Said b. el-Müseyyeb bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Attab b. Useyd'i hurmada olduğu gibi üzüm asmaları üzerinde bulunan yaş üzümden tahminen ne kadar kuru üzüm çıkacağını tesbit etmesini ve zekatın hurmada olduğu gibi kuru üzüm olarak verilmesini emretti. Hurma ve üzümün zekatında Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünneti (uygulaması) bu şekildedir.

 

37361. Şa’bi bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Abdullah b. Revaha'yı hurmaların ne kadar olduğunu tahmin etmesi için Yemen'e gönderdi.''

 

37362. Abdurrahman b. Mes’ud bildiriyor: Sehl b. Ebi Hasme oturduğumuz meclise geldi ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini söyledi: "(Meyvelerin) miktarını tahmin ettiğinizde, (zekat olan kısmı) alınız ve (kalanını) bırakınız"

 

37363. Ebu'z-Zübeyr naklediyor: Cabir'in: "Abdullah b. Revaha, Hayber'in hurmalarını kırk bin vesk olarak takdir etti" dediğini işittim. Yine Cabir, İbn Revaha'nın onları (bu hesap üzerinden hurmayı toplayıp yarısını verme ile meyveleri tümden Müslümanlara verip hesap ettiği miktarın yarısını kendileri alma arasında) muhayyer bıraktığında, Yahudilerin meyveleri alıp yirmi bin vesk borçlandıklarını ileri sürdü.

 

37364. Buşeyr b. Yesar bildiriyor: "Hz. Ömer, Ebu Hayseme'yi hurmaların miktarını takdir etmesi için gönderirdi."

 

Ebu Hanife, hars'a cevaz vermezdi.

 

 

 *

Babanın, Oğlunun Malından Kendine Harcaması

 

37365. Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kişinin yediği en güzel şey kazancıdır ve şüphesiz kişinin evladı da onun kazancı arasındadır."

 

37366. Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizin yediğiniz en güzel şey, kendi kazancınızdır ve şüphesiz sizin çocuklarınız da kazancınız arasındadır."

 

37367. Şa’bi bildiriyor: Ensar'dan bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Ya Resulallah! Babam malımı gasbetti" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen de, malın da babanındır" buyurdu.

 

37368. Muhammed b. el-Münkedir naklediyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Ya Resulallah! Benim malım var, babamın da malı var (ama babam malımı almak istiyor)" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Sen de, malın da babanındır" buyurdu.

 

37369. Hz. Aişe der ki: "Kişi evladının malından dilediğini yer, evlat ise babasının malından ancak onun izniyle yiyebilir."

 

37370. Amr b. Şu'ayb, babasından, o da dedesinden naklediyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Babam malımı aldı" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen de, malın da babana aitsiniz" buyurdu.

 

Ebü Hanife'nin: "Ancak ihtiyaç halinde alır ve kendine harcar" dediği nakledilir.

 

 

*

Develerin idrarını içmek

 

37371. Enes b. Malik der ki: Medine'nin çevresinden bazı insanlar geldiler ve Medine'de rahatsızlandıklarından dolayı orada ikamet etmek istemediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Eğer arzu ederseniz sadaka develerinin bulunduğu yere giderek onların idrar ve sütlerinden içiniz" buyurdu.

 

37372. Ebu Kılabe bildiriyor: Enes b. Malik'in bana bildirdiğine göre Ukl kabilesinden sekiz kişilik bir grup Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip islam üzere ona biat ettiler. Ancak bölgenin (Medine'nin) iklimi onlara sağlıklı gelmediği için vücutlarında rahatsızlıklar çıkmaya başladı. Durumdan Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yakındıklarında, onlara: "Bizim çobanın yanında deve sürüsüyle beraber (otlağa) çıksanız olmaz mı? İdrarından ve sütünden içer (iyileşir)siniz" buyurunca, onlar da: "Çıkarız!'' dediler. Sonrasında çobanla birlikte çıktılar ve develerin idrarı ile sütünden içmeye başladılar ..''

 

Ebü Hanife, devenin idrarının içilmesinin mekruh olduğunu söyler.

 

 

*

Medine'nin Dokunulmazlığı

 

37373. Amir b. Sa'd, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Medine'nin iki kara taşlığı (Ayr ve Sevr tepeleri) arasını haremleştirdim. Onun otları biçilmez veya av yapılmaz." Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu; "Eğer bilselerdi Medine onlar için daha hayırlıdır."

 

37374. İbrahim et-Teymı, babasından naklediyor: Hz. Ali bize hutbe verdi ve şöyle dedi: "Her kim bizim yanımızda Allah'ın Kitabı ve bir de şu sahifeden başka bir şey bulunduğunu, onu okuduğumuzu iddia ederse bu kişi yalan söylemiştir. Bu sahifede diyet develerinin yaşları ile yaralamalara ait bazı şeylerin açıklaması vardır. Yine bu sahifede, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şu sözleri yer almaktadır: "Medine'nin Ayr'den Sevr'e kadar olan kısmı, haremdir."

 

37375. Sehl b. Huneyf der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eliyle Medine'ye işaret ederek: "Bu şehir emin beldedir" buyurdu.

 

37376. Said b. el-Müseyyeb, Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini nakleder:

"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'nin iki kara taşlığı (Ayr ve Sevr tepeleri) arasını harem ilan etti." Ebu Hureyre: "Ceylanların orada konakladığını görsem onları ürkütmezdim" dedi.

 

37377. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah benim dilimle Medine'nin iki kara taşlığı (Ayr ve Sevr tepeleri) arasını harem ilan etti.''

 

37378. Velid b. Kesır'in bildirdiğine göre Şurahbıl Ebu Sa'd, Medine'de Esvaf denilen yere girip orada bir kuş avladı. Kuş Şurahbil'deyken Zeyd b. Sabit yanına girdi ve kulağını büküp şöyle dedi: "Annesiz kalasıca! Kuşu serbest bırak. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'nin iki kara taşlığı arasını harem ilan ettiğini bilmiyor musun?''

 

37379. Abdurrahman, babası Ebu Said'den naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hz. İbrahim Mekke'yi haram kıldığı gibi, ben de Medine'nin iki kara taşlığı (Ayr ve Sevr tepeleri) arasını harem ilan ettim."

Ebu Said bizden birinde (yakalanmış) bir kuş gördüğünde onu bizden alıp bağını çözerek serbest bırakırdı.

 

37380. Asım el-Ahvel bildiriyor: Enes b. Malik'e: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'yi harem ilan etti mi?" diye sorduğumda: "Evet, Medine haremdirı onu Allah ve Resulü harem kılmıştır. Onun otu koparılmaz. Kim onun otunu koparacak olursa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun" dedi.

 

37381. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allahım! Senin Mekke'yi harem ilan ettiğin gibi ben de Medine'yi harem ilan ediyorum.''

 

Ebu Hanife'nin: "Medine harem bölgesi değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Köpeklerin (Satışı Karşılığında Alınan) Para

 

37382. Ebu Mes'ud bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) fahişenin mehrini (zina karşılığı aldığı ücreti) ve köpeğin satış bedelini almayı yasakladı.''

 

37383. Ebu Hureyre der ki: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) fahişenin mehrini (ücretini) ve köpeğin satış bedelini almayı yasakladı.''

 

37384. Muhammed b. Sirin der ki: ''Kazançların en pisi, köpeğin satış bedeli ve nefesli çalgılardan elde edilen kazançtır.''

 

37385. Cabir der ki: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) köpeğin ve kedinin satış bedelini almayı yasakladı.''

 

37386. Avn b. Ebi Cuhayfe, babasından naklediyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) köpeğin satış bedelini almayı yasakladı.''

 

37387. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Köpeğin satış bedeli; fahişenin mehri (ücreti) ve içkinin parası haramdır."

 

Ebu Hanife'nin köpeğin satış bedelini almaya ruhsat verdiği nakledilir.

 

 

*

Hırsızlıkta El Kesme Nisabı

 

37388. İbn Ömer der ki: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.''

 

37389. Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hırsızın eli, dörtte bir dinar ve fazlası olan bir meblağda kesilir."

 

37390. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: itResulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beş dirhem(lik bir şey) çalan birinin elini kestirdi.''

 

EbU Hanife'nin: "On dirhemden daha az olunca el kesilmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Eli Kaba Sokmadan Önce Yıkamak

 

37391. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biri gece uyandığında üç defa yıkamadan elini kaba sokmasın. Zira (uykuda iken) elini nerelere değdiğini bilemez.''

 

37392. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biri gece uyandığında (elini su kabına daldırmadan önce) kabından eline üç defa su döksün. Zira (uykuda iken) elinin nerede gecelediğini bilemez.''

 

37393. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biri gece uyandığında elini yıkamadan su kabına sokmasın. ''

 

37394. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi uykudan uyandığında elini yıkamadan su kabına sokmasın."

 

Ebü Hanife'nin: "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Köpeğin Dilini Kaba Sokması

 

37395. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Birinizin kabını köpek yaladığında zaman, o kabın temizliği, birincisi toprakla olmak şartıyla onu yedi defa yıkamasıdır."

 

37396. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Birinizin kabını köpek yaladığı zaman, o kabı yedi defa yıkasın.''

 

37397. İbn Muğaffel bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) köpeklerin öldürülmesini emretti ve: "Köpek kabı yaladığı zaman o kabı yedi defa yıkayın ve sekizincide toprakla ovun.''

 

Ebu Hanife'nin: "Bir defa yıkaması yeterlidir" dediği nakledilir.

 

 

*

Yaş Hurmayı Kuru Hurma Karşılığında Satmak

 

37398. Zeyd Ebu Ayyaş bildiriyor: Sa'd'a arpa mukabilinde öğütülüp ekmek yapılan bir bitkiyi satmanın hükmünü sorduğumda bunu kerih gördü ve: "Resu!ullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaş hurmayı kuru hurma karşılığında satmanın hükmü sorulduğunda: ''Taze hurma kuruyunca ağırlığını kaybeder mi?'' diye sordu. Biz: ''Evet'' deyince böyle yapmamızı yasakladı" dedi.

 

37399. ikrime naklediyor: İbn Abbas yaş hurmayı kuru hurma karşılığında satmayı kerih gördü ve: "Çünkü yaş hurma (hacim olarak daha fazla yer kapladığı için) ölçekte (veya kafizde) diğer hurma çeşitlerinden daha az çıkar" dedi.

 

37400. İbn Ömer naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaş üzümün aynı miktarda kuru üzüm karşılığı satılmasını yasakladı.''

 

37401. Tarık naklediyor: Said b. el-Müseyyeb yaş hurmanın aynı miktardaki kuru hurmayla değiştirilmesini kerih gördü ve: "Yaş hurma şişkin, kuru hurma ise buruşmuştur'' dedi.

 

Ebu Hanife'nin: "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Satılık Malları Yolda Karşılayıp Satın Alma

 

37402. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) satılık malları yolda karşılayıp satın almayı yasakladı."

 

37403. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Satılık malları yolda karşılayıp satın almayın ve (müşteriyi aldatmak için satacağınız hayvanın sütünü sağmayarak) hapsetmeyin."

 

37404. Nafi, İbn Ömer'in şöyle dediğini nakleder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) satılık malları yolda karşılayıp satın almayı yasakladı.''

 

Ebu Hanife'nin: "Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Vefat Eden ihramılnın Başının Örtülmesi

 

37405. İbn Abbas bildiriyor: Bir adam ihramlı bir şekilde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraberdi. Devesi onu üzerinden atınca adam öldü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu su ve sidr ile yıkayın ve iki ihramı içinde kefenleyiniz. Fakat başını örtmeyin. Çünkü Allah onu, Kıyamet gününde telbiye eder halde diriltecektir" buyurdu.

 

37406. İbn Abbas der ki: Bir adam devesinden düşerek ölünce Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu su ve sidr ile yıkayın ve iki ihramı içinde kefenleyiniz. Fakat başını örtmeyin. Çünkü Allah onu, Kıyamet gününde telbiye eder halde diriltecektir" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin: "Başı örtülür" dediği nakledilir.

 

 

*

(Mahrem) Bir Yeri, Gözetleyenin Gözünün Oyulması

 

37407. Sehl b. Sa'd der ki: Bir kişi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) odalarından birinin deliğinden baktı. Bu sırada Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elindeki kaşağıyla başını kaşıyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Eğer (delikten) baktığını bilseydim bununla gözünü oyardım! Muhakkak ki; içerdekiler görülmesin diye izin istenir!"

 

37408. Enes naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evindeyken bir adam kapı aralığından içeriye baktı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) deliği bir akla kapatınca adam geri çekildi.

 

37409. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bil;' kişi izinsiz olarak bir topluluğu gözederse onun gözünü oymaları helaldir."

 

37410. Huzeyl b. Şurahbıl'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir kişi izinsiz olarak bir delikten birilerinin evinin içine bakarsa ve onlar da bir hurma çekirdeğini atıp gözünü oyarlarsa bu kişinin gözü heder olur (hak taleb edemez.)"

 

Ebü Hanife'nin: "(Gözü oyan kişi) diyetini öder" dediği nakledilir.

 

 

*

Köpek Beslemek

 

37411. Huzeyl'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim av köpeği veya çoban köpeği haricinde bir köpek beslerse her gün onun sevabından iki kırat eksilir."

 

37412. Abdullah b. Dınar bildiriyor: İbn Ömer ile beraber Muaviye oğullarına gittiğimizde köpekler bize havlayınca İbn Ömer şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim bekçi köpeği veya koyun köpeği haricinde bir köpek beslerse her gün onun sevabından iki kırat eksilir."

 

37413. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim ziraat (tarlaya bekçilik eden) köpeği, av köpeği ile koyun köpeği haricinde bir köpek beslerse her gün onun sevabından bir kırat eksilir."

 

37414. Süfyan b. Ebi Züheyr naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Kim ekinini veya hayvanlarını korumak dışında bir maksatla köpek beslerse her gün onun sevabından bir kırat eksilir." Süfyan b. Ebi Züheyr'e: "Sen bunu Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) duydun mu?" diye sorulunca; "Bu Mescidin Rabbine yemin ederim ki evet duydum" karşılığını verdi.

 

37415. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Av köpeği veya çoban köpeği dışında köpek besleyenin sevabından her gün bir kırat eksilir.''

 

Ebü Hanife'nin: "Köpek beslemekte bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

iki Nisab Arasındaki Malın Zekatı

 

37416. İbn Ebi Leyla, Hakem'den naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı (Yemen'e) gönderdi ve her otuz (sığır)'dan bir tebia (erkek veya dişi buzağı), her kırk taneden ise bir musinne (üç yaşında dişleri çıkmış) almasını emretti. Yirmi ile kırk arasındaki sayılardan alınıp alınmayacağını sorduklarında ise Resulullah'", (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sormadan almayı kabul etmedi. O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorduğunda, Hz, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine: "Bu ikisi arasından bir şeyalma" buyurdu.

 

37417. Şa’bi der ki: "Bu iki rakam arasındakilere bir şey vermek gerekmez."

 

37418. Şa’bi der ki: Hakem'e: "Elli inek olduğu takdirde zekat olarak ne verilmesi gerekir?" diye sorduğumda; "Bir müsinne (üç yaşında dişleri çıkmış) bir sığır verilir" dedi.

 

37419. Hz. Ali der ki: "iki nisab arasındaki rakamdan bir şey vermek gerekmez.''

 

37420. Muaz der ki: "iki nisab arasındaki sayılardan dolayı bir şey vermek gerekmez."

 

Ebu Hanife'nin: "İki nisab arasındaki sayının zekatı yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Seferi Olanın Kurban Kesmesi Gerekir mi?

 

37421. Asım b. Kuleyb, babasından naklediyor: Savaştayken başımıza komutan olarak sadece Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından olanlar atanırdı. Faris bölgesindeydik ve başımızda Müzeyne'den olan bir sahabi vardı. O zamanlar musinne fiyatları o kadar arttı ki bir musinneyi ancak iki veya üç cezea karşılığı alabiliyorduk. Bunun üzerine içimizden bir adam kalkıp: "Biz buna benzer bir günü daha önce de yaşadık ve musinnenin fiyatları çok arttı. Öyle ki bir musinneyi ancak iki veya üç tane cezea karşılığı alabiliyorduk. O zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkıp: "Musinne ile ifa edilen şey seniyye ile de ifa edilebilir" buyurdu.

 

37422. Asım b. Kuleyb, babasından, Müzeyne kabilesinden bir adamın şöyle dediğini nakleder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yolculuktayken kurban kesti."

 

37423. Yunus bildiriyor: "Hasan(-ı Basri), yolculuğa çıkan birinin ailesine kendisinin yerine kurban kesmelerini vasiyet etmesinde sakınca görmezdi.''

 

Ebu Hanife'nin: "Seferi olanın kurban kesmesi gerekmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Umre Niyetiyle ihrama Girip Hayız Olan Kadın

 

37424. Hz. Aişe bildiriyor: Bizler Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Veda haccında onunla beraber Zilhicce hilaline doğru yola çıktık. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (mikatta): "Her kim umre niyetiyle ihrama girmek isterse öylece ihrama girip telbiye etsin. Hac niyetiyle ihrama girip telbiye etmek isteyen de hac niyetiyle ihrama girsin. Ben de eğer kurbanlık sevk etmemiş bulunsaydım, muhakkak umre niyetiyle ihrama girerdim" buyurdu. Bunun üzerine sahabılerden kimi umre niyetiyle ihrama girdi, kimi de hac niyetiyle ihrama girdi. Ben de umre niyetiyle ihrama girenlerdendim. Yola çıkıp Mekke'ye girmeden önce hayız oldum. Ben hayız iken Arefe günü gelip çattı ve ben hala umremi bitirmemiştim. Bu halimi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bildirince O: "Umreni bırak, başının saç örgülerini çöz, taran ve hac niyetiyle telbiye et" buyurdu. Ben de öyle yaptım. Nihayet haccı bitirdikten sonra Muhassab'da kaldığımız gece Hz. Peygamber, (kardeşim) Abdurrahman b. Ebi Bekr'i, beraberimde Ten'ım'e yolladı. Abdurrahman, beni bineğinin arka tarafına bindirip götürdü. Orada yeni bir umre niyetiyle ihrama girip telbiye ettim. Böylece Allah, haccımızı ve umremizi yerine getirmemizi nasib etti. Böylece bu umreden dolayı kefaret olarak ne kurban, ne sadaka, ne de oruç tutmak lazım geldi.

 

37425. İbn Ebi Necih bildiriyor: Mücahid ve Ata'ya, Mekke'ye umre niyetiyle gelip te hayız olup, haccı kaçırmaktan korkan kadının durumunu sorduğumda şöyle dediler: "Hac niyetiyle telbiye getirip devam eder."

 

Ebü Hanife'nin: "Hac için umreyi iptal etmiş olur ve bu sebeple bir kurban kesmesi ve umreyi kaza etmesi gerekir" dediği nakledilir.

 

 

*

(Namaz Esnasında Herhangi Bir Uyarıda Bulunmak için) Erkeklerin "Sübhanallah" Demesi

 

37426. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Tesbih erkeklere, el çırpma kadınlara mahsustur.''

 

37427. Ebu Hureyre anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün halka namaz kıldırmak için kalkınca, tekbir getirmeden önce şöyle dedi: "Eğer şeytan bana namazdan bir şeyi unutturacak olursa tesbih erkeklere, el çırpma kadınlara mahsustur."

 

37428. Sehl b. Sa'd'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Tesbih erkeklere, el çırpma kadınlara mahsustur."

 

37429. Cabir der ki: "Namazda (birini uyarmak için) erkekler tesbih getirir, kadınlar ise el çırparlar."

 

37430. Yezid der ki: Abdurrahman b. Ebi Leyla namaz kılarken yanına girmek için izin istedim, çocuğu uyarmak için tesbih getirdi ve çocuk bana kapıyı açtı.

 

37431. Hasan(-ı Basri) nakleder: Bir adam, Cabir b. Abdillah'ın yanına girmek için izin istedi. Namaz kılmakta olan Cabir b. Abdillah tesbih getirince adam girip Cabir namazını bitirinceye kadar oturdu.

 

Ebu Hanife'nin: "Böyle yapılmaz" dediği ve bunu kerih gördüğü nakledilir.

 

 

*

Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Söven Kişiyi Boğmak

 

37432. Şa’bi der ki: Müslümanlardan kör olan bir adam Yahudi bir kadının yanına giderdi ve bu kadın adama yedirir içirir ve iyi davranırdı. Bu kadın devamlı Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söverek adamı rahatsız ederdi. Bir gece yine Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sövdüğünü duyunca kalkıp onu boğarak öldürdü. Adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirilince kadının durumunu halka sordu. Adam kalkıp kadının Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söverek kendisini rahatsız ettiğini ve bu sebeple öldürdüğünü söyleyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadının kanını heder saydı.

 

37433. Husayn, bir ihtiyardan naklediyor: İbn Ömer, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söven bir rahibin üzerine kılıçla gidip: "Biz Peygamberimize sövesiniz diye sizinle barış yapmadık" dedi.

 

Ebu Hanife'nin: "Öldürülmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Başkasının Tabağını Kıranın Onun Yerine Başka Bir Tabak Vermesi

 

37434. Kays b. Vehb, Beni Suvaa'dan bir adamdan naklediyor: Hz. Aişe'ye:

"Bana Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ahlakını anlat" dediğimde şöyle dedi: Sen Kur'an okumuyor musun?: "Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir." (Kalem Sur. 4) Hz. Aişe devamla şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabıyla beraberken kendisine yemek yaptım, Hafsa da O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yemek yaptı ve benden önce onu davet etti. Ben cariyeye: "Git ve onun tabağını dök" dedim. Cariye tabağı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önüne koyarken tabağı devirdi. Tabak kırılıp yemek döküldü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tabağı ve içindeki yemeği topladı ve sonra yemeği yediler. Sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) benim tabağımı Hafsa'ya gönderdi ve: "Sizin kabınızın yerine bunu alınız ve içindekini yiyiniz" dedi.

 

37435. Enes bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarından birinin evindeyken başka bir hanımı O'na içinde tirit olan bir çanak hediye etti. (Hanımı) çanağa vurunca düşüp kırıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dökülen tiridi eliyle çanağa doldururken yanındakilere: "Yiyiniz! Anneniz kıskandı" dedi. Sonra sağlam bir çanağın getirilmesini bekledi ve çanak gelince onu çanağı kırılan hanımına verdi.

 

37436. (Kadı) Şureyh der ki: "Kim bir sopayı kırarsa onu kendisi alır ve onun gibi birini sahibine verir."

 

Ebu Hanife'nin: "Kırdığı şeyin parasını öder" dediği nakledilir.

 

 

*

Ariyenin (Ödüncün) Hükmü

 

37437. Zeyd b. Sabit, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ödünç almaya ruhsat verdiğini nakleder.

 

37438. Sehl b. Ebi Hasme ve Rafi b. Hadic şöyle dediler: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ekini belirip olgunlaşmadan satmayı ve ağaçta ki taze hurmayı kuru hurma karşılığında satmayı yasakladı. Ancak ağacı birine ödünç veren kişinin onun yaş meyvelerini bu kişiden kurusu karşılığında satın almasına izin verdi.

 

Ebu Hanife'nin: "Bu caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Müslüman Olduktan Sonra Yanında Bulunan Dörtten Çok Hanımlar Arasından Dördünü Seçmek

 

37439. İbn Ömer der ki: Gaylan b. Seleme Müslüman olduğu zaman sekiz hanımı vardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kendisine bunlardan dört tanesini seçmesini emretti.

 

Ebu Hanife'nin: "İlk dördü kalır, diğerleri boş olur" dediği nakledilir.

 

 

*

Vela Hakkının Yalnız Azad Edene Mahsus Olmasının Şart Koşulması

 

37440. Hz. Aişe der ki: Sahipleri, Berıre'yi satmak istediklerinde velası kendilerinde kalması şartını koydular. Bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söylediğimde: "Onu satın al ve azad et. Çünkü vda hakkı ancak azad edene aittir" buyurdu.

 

37441. İbn Abbas der ki: "(Berire'nin) sahipleri onu sattıklarında vela hakkını şart koşmuşlardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vela hakkının azad edende olduğuna hükmetti.''

 

37442. İbn Ömer bildiriyor: Hz. Aişe, Berıre'yi satın almak istediği zaman sahipleri: "Biz bu cariyeyi velası bizim olmak şartiyle sana satarız" dediler. Bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bildirdiğinde O (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu, sana mani değildir. Çünkü vela hakkı ancak azad edene aittir" buyurdu.

 

Ebü Hanife'nin: "Böyle bir satış fasittir ve caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Teyemmümde, Ellerin Toğrağa Bir veya iki Defa Vurulması

 

37443. Ammar'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Teyemmüm, yüz ve eller için bir defa (elleri toprağa) vurmaktır."

 

37444. Ebu Hureyre bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) küçük abdest bozduktan sonra eliyle yere vurdu ve yüzüyle ellerini meshetti''

 

37445. İbn Ebza anlatıyor: Hz. Ömer, Ammar'a: "Hatırlıyor musun; falan yerdeydik ve cünüp olmuş, su da bulamamıştık. O zaman toprakta yuvarlanmıştık ve Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldiğimizde kendisine anlattığımızda: "Şüphesiz sana (şu) yeterdi" buyurdu ve ellerini yere vurdu, sonra ellerine üfledi ve elleri ile yüzünü iki eliyle meshetti.

 

Ebü Hanife'nin: "Elleri toprağa iki defa vurmak gerekir. Bir defa yeterli değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Satın Almada Vekalet

 

37446. Şebib b. Garkade anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kendisine bir oğlak alması için Urve el-Barikı'ye bir dinar verdi. Urve bir dinarla iki oğlak aldı ve bir tanesini bir dinara satıp bir dinar ve bir oğlakla Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona alışverişinde bereket için dua etti. Ondan sonra Urve toprak alsa ondan kar eder oldu.

 

37447. Ebu Hasın, bir adamdan naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hakım b. Hizam'a kendisine bir kurbanlık alması için bir dinar verdi. Hakım b. Hizam kurbanlığı aldı ve sonra iki dinara sattı. Bir dinara bir oğlak aldı ve bir dinarı Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona bereket için dua etti ve bir dinarı sadaka olarak vermesini söyledi. 

 

Ebü Hanife'nin: "Vekalet verenin izni olmadan böyle bir şey yapıp zarar ederse zararı karşılar" dediği nakledilir.

 

 

*

Namazda itminan ve Tadil-i Erkan

 

37448. Ebu Mes’ud'un bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biri, rüku ve secdelerde belini (tam olarak) doğrultmadıkça namazı yeterli olmaz."

 

37449. Ali b. Yahya b. Hallad, babasından, o da -Bedir savaşına katılmış olandedesinden naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber otururken bir adam namaz kılmak için girip rüku ve secdelerini tam yapmadan kısa iki rekat kıldı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu gözetliyordu ve adam bunun farkında değildi. Adam namaz kıldıktan sonra gelip Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) selam verdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın selamını alıp: "Git tekrar kıl, çünkü sen namaz kılmadın" buyurdu. Adam üç defa aynı şekilde namaz kıldı ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) her defasında: "Git tekrar kıl, çünkü sen namaz kılmadın" dedi.

 

37450. Ali b. Zeyd anlatıyor: Misver b. Mahrame, rüku ve secdeleri tam yapmadan namaz kılan bir adamı görünce: "Tekrar namaz kıl" dedi ve adamı, namazını tekrar kılmadan bırakmadı.

 

Ebu Hanife'nin: "Bu kişinin namazı caiz olur, ama kötü bir şey yapmış olur" dediği nakledilir.

 

 

*

Başkasının Toprağını Eken Kişi

 

37451. Rafi b. Hadle'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim bir topluluğun tarlasını izinleri olmadan ekerse, masrafı kendisine iade edilir ve ektiği şeyden bir şeyalamaz.''

 

37452. Ebu Cafer el-Hatmı bildiriyor: Amcam, beni ve bir çocuğu Said b. el-Müseyyeb'e: "Kişinin, başkasının tarlasını ekmesi konusunda ne dersin?" diye sormamız için gönderdi. Said b. el-Müseyyeb sorumuza şöyle karşılık verdi: "ibn Ömer şu hadis kendisine anlatılana kadar bunda bir sakınca görmezdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Harise oğullarına gittiğinde Züheyr'in tarlasında ekin gördü. Yanındakiler: "Bu ekin Züheyr'in değildir" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tarla Züheyr'in değil mi?" diye sordu. Yanındakiler: "Evet, ama bunu falan kişi ekti" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Adama masrafını veriniz ve ekininizi alınız" buyurdu. Rafi dedi ki: "Bunun üzerine biz tarlamızdaki ekini aldık ve eken kişiye masrafını verdik.''

 

Ebu Hanife'nin: "Ekilen şey sökülür" dediği nakledilir.

 

 

*

Hayvanların Gece Telef Ettiği Şeyler

 

37453. Said ve Haram b. Sa'd anlatıyorlar: Bera b. Azib'in bir devesi bir bahçeye girip bahçedeki ekinlere zarar verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gündüz vakti bahçenin korunmasının bahçe sahiplerine ait olduğuna, gece vakti sürünün verdiği zarardan da sürü sahiplerinin sorumlu olduğuna hükmetti.

 

37454. Haram b. Muhayyisa naklediyor: Bera'nın ailesine ait bir deve bir şeye zarar verince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gündüz vakti malın korunmasının mal sahiplerine ait olduğuna, gece vakti sürünün verdiği zarardan da sürü sahiplerinin sorumlu olduğuna hükmetti. 

 

37455. Şa'bi naklediyor: Bir keçi gündüz vakti hamur yiyince -diğer ravi keçinin yediği şeyin eğrilmiş ip olduğunu söyledi- hamurun sahibi zararın ödenmesini taleb ederek: "Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı:

Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti" (Enbiya Sur. 78) ayetini okudu. (Ravi) İbn Ebi Halid:

"Keçi hamuru gece vakti yemişti" dedi.

 

37456. Tarık, Şa'bi'den naklediyor: Bir keçi dokumacının yanına girip iplerine zarar verdi. Şa’bi keçinin gündüz vakti vermiş olduğu bu zararı sahibinin ödemesine hükmetmedi.

 

Ebu Hanife'nin: "Gündüz de olsa hayvan sahibi zararı öder" dediği nakledilir.

 

 

*

Akika

 

37457. Ümmü Kurz'un bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Doğan erkek çocuğuna iki koyun, kız çocuğuna ise bir koyun kesilmelidir. Kesilen koyunun erkek ve dişi olması fark etmez."

 

37458. Ümmü Kurz'un bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Erkek çocuğu doğduğunda birbirine benzeyen iki koyun, kız çocuğunda ise bir koyun kurban olarak kesilir."

 

37459. Cabir, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için akıka kurbanı kestiğini nakleder.

 

37460. Semura'nın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her doğan çocuk kesilen kurbanına rehindir. Doğumun yedinci günü bu akika kurbanı kesilir, başı tıraş edilir ve ismi konulur.''

 

Ebu Hanife'nin: "Eğer akika kurbanı kesmezse bundan dolayı bir sorumluluğu olmaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Ahşap Direği Komşunun Duvarına Yerleştirmek

 

37461. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kardeşinizin, (evinin) direğini duvarınıza koymasına engel olmayınız." Ebu Hureyre sonra şöyle dedi: "Neden bu sözden yüz çevirdiğinizi görüyorum? Vallahi ben evin duvarına konulacak hatıl başını sizin omuzlarınız arasına koyarım, emin olun.''

 

Ebu Hanife'nin: "Buna hakkı yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

istincada Taş ve Suyu Bir Arada Kullanmak (=istitabe)

 

37462. Huzeyme b. Sabit, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) istitabe hakkında şöyle buyurduğunu nakleder: ''(İstinca) içinde kurumuş hayvan tezeği olmayan üç taşla yapılır"

 

37463. Abdurrahman b. Yezid naklediyor: Bazı müşrikler Selman ile alay ederek: ''Dostunuz (yani Resulullah), tuvalete çıkmak dahil size her şeyi öğretiyor'' deyince, Selman şu karşılığı verdi: ''Evet tuvalet ihtiyacımızı giderirken kıbleye dönmemizi, sağ elimizle istinca etmemizi, abdest bazduktan sonra istinca ederken tezek veya kemiği kullanmamızı da yasakladı ve üç taştan azıyla istinca etmememizi söyledi.''

 

37464. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyaç gidermek için gidince: "Bana üç taş bul" dedi. Kendisine iki taş ve kurumuş hayvan tezeğini götürdüğümde taşları alıp tezeği attı ve: "Bu, pistir" dedi.

 

Ebu Hanife'nin: "Taşlarla sildikten sonra bir dirhem büyüklüğünde necaset kaldığı takdirde su ile temizlik yapmadıkça taşla silmesi yeterli değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Nikahtan Önce Boşamak

 

37465. Amr b. Şu'ayb, babasından, o da dedesinden, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Nikahtan önce boşama olmaz. Temellükten önce de azadlık yoktur.''

 

37466. Hz. Aişe der ki: "Nikahtan önce boşama yoktur.''

 

37467. Tavus der ki: "Nikahtan önce boşama yoktur.''

 

37468. Hz. Ali der ki: "Nikahtan önce boşama yoktur."

 

Ebu Hanife'nin: "Eğer onu boşayacağına dair yemin edip evlenirse boşanmış olur" dediği nakledilir.

 

 

*

Yemin ve Bir Şahitle Hüküm Vermek

 

37469. Cafer b. Muhammed, babasından naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yemin ve bir şahide dayanarak hüküm verdi." Ravi dedi ki: "Hz. Ali de aranızda aynı şekilde hüküm verdi."

 

37470. İbn Abbas, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yemin ve bir şahide dayanarak hüküm verdiğini söyledi.

 

37471. Sevvar bildiriyor: Rabia'ya: "Şahidin şahitliği ve hak sahibinin yemini ile ilgili sorduğumda: "Bu, Sa'd'ın kitaplarında mevcuttur" dedi.

 

37472. Ebu'z-Zinad der ki: Ömer b. Abdilazız, Abdulhamıd'e şahitle beraber yeminle de hükmetmesini yazdı.

Ebu'z-Zinad dedi ki: Onların ihtiyarlarından veya ileri gelenlerinden öğrendiğime göre Şureyh de aynı şekilde hüküm verdi.

 

37473. Husayn der ki: Abdullah b. Utbe, benimle ilgili bir davada, bir şahidin şahitliği ve hak sahibinin yeminiyle aleyhime hüküm verdi.

 

Ebu Hanife'nin: "Bu caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Satış Anında, Kölenin Malı

 

37474. Salim, babasından (ibn Ömer'den), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim malı olan bir köleyi satarsa, satın alan şart koşmadıkça mal satanındır" dediğini nakleder.

 

37475. Cabir b. Abdillah'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim malı olan bir köleyi satarsa, satın alan şart koşmadıkça mal satanındır."

 

37476. Hz. Ali der ki: "Kim malı olan bir köleyi satarsa satın alan şart koşmadıkça mal satanındır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de bu yonde hukum vermiştir.''

 

37477. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim malı olan bir köleyi satarsa, satın alan şart koşmadıkça malı efendisinindir. "

 

37478. Ata ve İbn Ebi Müleyke'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim malı olan bir köleyi satarsa. satın alan: ''Onu malıyla beraber satın alıyorum'' diye şart koşmadıkça mal satanındır.''

 

Ebu Hanife'nin: "Eğer kölenin malı fiyatından daha fazlaysa bu caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Muhayyerliğin Şartı

 

37479. Ukbe b. Amir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Satılan) kölenin uhdesi (yani alıcısının muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu müddet) üç gündür."

 

37480. Hasan(-ı Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Satılan köle için) dört günden fazla uhde (muhayyerlik) yoktur.''

       )., .. "     , "

37481. Muhammed b. Yahya b. Habban bildiriyor: ibnu'z-Zübeyr (satılan) kölenin uhdesini, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Munkiz b. Amr'a söylediği şu söze dayanarak üç gün yaptı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Munkiz b. Amr'a: "Aldatma yoktur de. (Eğer böyle dersen) Sen sattığında (iade etme konusunda) üç gün muhayyersin" buyurdu. 

 

37482. Abdullah b. Ebi Bekr bildiriyor: Eban b. Osman ve Hişam b. ismall, humma ve karın ağrısı gibi kusurlardan dolayı kölelerde muhayyerliğin üç gün, delilik ve cüzam gibi hastalıklarda ise bir yılolduğunu söylerlerdi.

 

Ebu Hanife'nin: "Ayrıldıkları takdirde (müşteri) köleyi ancak o anda olan bir kusur sebebiyle iade edebilir" dediği nakledilir.

 

 

*

(Mekke'de Kesilecek) Hedy Kurbanına Binmek

 

37483. Cabir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Mekke'de kesilmek üzere yola çıkarılan) hedy kurbanına iyilikle (incitmeden) binin. Bir başka sırt (binek) bulunca da inin."

 

37484. Ebu Hureyre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlık bir deveyi süren birini görünce: "Ona binsene" dedi. Adam: "Bu kurbanlıktır" karşılığını verince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kurbanlık olsa da ona bin" buyurdu.

 

37485. Enes bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlık bir deveyi süren birini görünce: "Ona binsene" dedi. Adam: "Bu kurbanlıktır" karşılığını verince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ona bin" buyurdu.

 

37486. ikrime der ki: Bir adam İbn Abbas'a: "Kurbanlığa binilir mi?" diye sorunca, İbn Abbas: "Fazla yük yüklemeden binilebilir" cevabını verdi. Adam: "Peki sütü sağılabilir mi?" diye sorunca ise: "Bütün sütü sağmamak şartıyla sağılabilir" karşılığını verdi.

 

37487. İbn Cüreyc, kendisine anlatan birinden naklediyor: Enes, (kurbanlık bir deveyi süren birini görünce): "Ona binsene" dedi. Adam: "Bu kurbanlıktır" karşılığını verince Enes: "Yine de ona bin" dedi.

 

37488. Hz. Ali der ki: "Kurbanlığına (binecek olan), ona güzellikle (incitip yormadan) binsin."

 

Ebu Hanife'nin: "Sahibi yorgun düşmedikçe binemez" dediği nakledilir.

 

 

*

Hedy Kurbanından Yemek

 

37489. Sinan b. Seleme'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nafile olan hedy (yani Mekke'de kesilecek kurban) hakkında şöyle buyurdu: "Etinden yiyemez. Eğer yerse bedelini öder."

 

37490. Hz. Ömer der ki: "Kim Kabe'ye hedy (kurban) gönderir de onu harem dışında keserse, ondan yiyemez. Eğer yiyecek olursa bedelini öder.''

 

37491. İbn Abbas bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adamla birlikte (hacda kurban edilmek üzere) on sekiz deve yolladı ve adamın emrine de birkaç kişiyi daha verdi. Adam develerle birlikte yola koyulduktan sonra geri dönüp: "Bu develerin içinden rahatsızlanıp da yürüyemeyecek durumda olanlar konusunda ne dersin?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Böylesi durumda olanı kes, sonra (işaret olarak boynuna asılan) terlikleri kanına bulayıp hörgüç tarafına o kanla işaret koy. Onun etinden ne sen ye, ne de seninle bulunan arkadaşlarından kimse yesin!''

 

37492. Naciye el-Huzai bildiriyor: Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! Bu kurbanlık develerden yolda hastalananları ne yapalım?" diye sorduğumda şöyle buyurdu: "Onu kes ve (işaret olarak boynuna asılan) terlikleri kanına bula. Sonra bırak insanlar onu etini yesinler."

 

Ebu Hanife'nin: "Hedy'in sahibiyle beraber olan kişiler ondan yiyemez" dediği nakledilir.

 

 

*

Çalınan Şeyin Hırsıza Bağışlanması

 

37493. Mücahid bildiriyor: Safvan b. Ümeyye, Mekke'nin fethi sırasında müslüman olanlardandı. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip devesini çökertti ve abasını üzerine koyup abdest bozmak için uzaklaştı. Bu sırada bir adam gelip abasını çaldı. Safvan adamı alıp Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürdü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın elinin kesilmesini emredince Safvan: "Ya Resulallah! Bir aba sebebiyle adamın elini mi keseceksin? Ben bu abamı ona bağışladım" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Neden adamı bana getirmeden önce bağışlamadın!" buyurdu.

 

37494. Tavus bildiriyor: Mekke'nin yükseklerindeyken Safvan b. Ümeyye'ye:

"Hicret etmeyenin dini yoktur" denince; "Vallahi Medine'ye gitmedikçe ailemin yanına varmayacağım" deyip Medine'ye giderek Hz. Abbas'ın evine misafir oldu. Sonra mescide gidip abasını başının altına koyarak uzanınca bir hırsız gelip başının altından abayı çaldı. Safvan adamı Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürüp: "Bu hırsızdır" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın elini kestirdi. Safvan: "Aba onun olsun" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Neden adamı bana getirmeden önce bağışlamadın!" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin: "Mal sahibi çalınan şeyi bağışladığı takdirde hırsıza had uygulanmaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Binek Üzerinde Vitir Namazı Kılmak

 

37495. Nafi naklediyor: İbn Ömer bineğinin üzerinde vitir namazını kıldı ve:

"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle yapardı" dedi.

 

37496. ikrime der ki: İbn Abbas, vitir namazı kıldı ve: "Binek üzerinde vitir kılınabilir" dedi.

 

37497. Suveyr, babasının şöyle dediğini nakleder: "Hz. Ali, bineği üzerinde vitir namazı kılardı.''

 

37498. Eş'as der ki: "Hasan(-ı Basri), kişinin bineği üzerinde vitir namazı kılmasında sakınca görmezdi."

 

37499. Ömer b. Nafi, babasının deve üzerinde vitir namazı kıldığını söyler.

 

37500. Musa b. Ukbe bildiriyor: Salim ile yolculuk yaparken yolda gerisinde kaldım. Salim: "Neden geride kaldın?" diye sorunca, ben: "Vitir namazını kıldım" cevabını verdim. Salim: "Neden bineğinin üzerinde kılmadın?" dedi.

 

Ebü Hanife'nin: "Binek üzerinde vitir namazı kılınması caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Kedinin Artığı

 

37501. Humeyde binti Ubeyd b. Rafi, Ebu Katade'nin oğullarından birinin hanımı olan Kebşe binti Ka'b'dan naklediyor: Ebu Katade'ye abdest alması için su hazırlamıştım, bir kedi geldi ve ondan içti. Ebu Katade, kabı eğmek sureti ile kedinin içmesine yardım etti. Ebu Katade kendisine hayretle baktığımı görünce şöyle dedi: "Ey kardeşimin kızı, hayret mi ediyorsun? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştu: "Kedi pis bir hayvan değildir, onlar çevrenizde dolaşan evcil hayvanlardandır."

 

37502. ikrime der ki: "Ebu Katade kedinin içmesi için su kabını ona yaklaştırır ve artan suyla abdest alırdı."

 

37503. ikrime'nin bildirdiğine göre İbn Abbas: "Kedi, evin bir parçasıdır" dedi.2

 

37504. Safiyye binti Dab bildiriyor: Hüseyin b. Ali'ye kedinin hükmünü sorduğumda: "Kedi, ev halkındandır" dedi.

 

37505, Cüreyrı der ki: "Bir kedi Ebu'I-Ala'nın abdest aldığı kaptan içti ve Ebu'lAla artan suyla abdest aldı.''

 

Ebu Hanıfe'nin, kedi artığını kullanmayı mekruh gördüğü nakledilir.

 

 

*

Çoraplara Meshetmek

 

37506. Muğire b. Şu'be bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) küçük abdest bozduktan sonra abdest aldı, çorapları ve ayakkabılarına meshetti."

 

37507. Ebu Zabyan der ki: "Hz. Ali'nin ayakta küçük abdest bozduğunu ve abdest alırken ayakkabılarına meshettiğini gördüm."

 

37508. Zeyd, Hz. Ali'nin küçük abdest bozduğunu ve abdest alırken ayakkabılarına meshettiğini nakleder.

 

37509. Süveyd b. Gafele bildiriyor: "Hz. Ali küçük abdest bozdu ve abdest alırken ayakkabılarına meshetti."

 

37510. Evs b. Ebi Evs, babasından naklediyor: "Babamla beraberken bedevilerin sularından birine gidip abdest aldı ve ayakkabılarına meshetti. Kendisine bu konuyu sorduğumda: "Yaptığımı gördüğün şey, benim Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaptığını gördüğümden fazla değildir" dedi.

 

37511. Said b. Abdillah b. Dırar bildiriyor: "Enes b. Malik abdest aldı ve tiftikten yapılmış çoraplarına meshetti."

 

37512. Hilas der ki: "Hz. Ali'nin Rahbe denilen yerde küçük abdest bozduğu nu ve abdest alırken çoraplarına ve ayakkabılarına meshettiğini gördüm.''

 

Ebu Hanife'nin, tabanları deri olmadıkça, çoraplara ve ayakkabılara meshetmeyi mekruh gördüğü nakledilir.

 

 

*

Vitir Namazının Vacip Olması

 

37513. İbn Muhayrız el-Kuraşı bildiriyor: Şam'da Ensar'dan, künyesi Ebu Muhammed olan ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sohbetinde bulunan bir adam, Kinane kabilesinden olan Muhdec1"ye vitir namazının farz olduğunu söyledi. Muhdec1' bunun üzerine Ubade b. es-$amit'e gidip bu kişinin söylediğini ona nakletti. Ubade: "Ebu Muhammed yanılıyor. Ben Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini duydum: "Allah'ın kullar üzerine yazıp farz kıldığı beş namaz mevcuttur. Kim onları eda eder, herhangi bir eksikliğe meydan vermeden tam yaparsa Allah indinde ona kendisini Cennete koyacağına dair verilmiş bir söz vardır. Onları kılmayana ise Allah'ın bir vaadi yoktur. Dilerse azab eder, dilerse cennete sokar.''

 

37514. Abdulkays'ın azatlısı Müslim naklediyor: Bir adam İbn Ömer'e: "Sence vitir namazı sünnet mi?" diye sorunca, İbn Ömer: "Ne sünneti! Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılınca Müslümanlar da kıldılar" dedi. Adam: "Hayır ben onu sormuyorum. Sünnet olup olmadığını soruyorum" deyince İbn Ömer: "Sormayı bırak! Anlamıyor musun? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılınca Müslümanlar da kıldılar (diyorum)" karşılığını verdi.

 

37515. Asım b. Damra anlatıyor: Hz. Ali'ye: "Vitir namazı farz mı?" diye sorulunca; "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılınca Müslümanlar da kılmaya devam ettiler" karşılığını verdi.

 

37516. Hz. Ali dedi ki: "Vitir, beş vakit farz namaz gibi değildir."3

 

37517. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan bayramı namazı ve kurban bayramı namazını emrettiği gibi vitir namazını da sünnet olarak emretti.''

 

37518. Mücahid der ki: "Vitir namazı sünnettir."s

 

37519. Mutarrif bildiriyor: Şa’bi'ye vitir namazını kılmayı unutan bir adamın durumu sorulunca: "Zararı yok. Sanki farz namazımı unuttun ki!" karşılığını verdi.

 

37520. Amr der ki: "Hasan(-ı Basri), vitir namazını farz kabul etmezdi."z

 

37521. Cabir, Ata (b. Ebi Rabah) ile Muhammed b. Ali'nin: "Kurban ve vitir sünnettir" dediğini nakleder.

 

Ebu Hanife'nin: "Vitir namazı farzdır (vaciptir)" dediği nakledilir.

 

 

*

Cuma Hutbesinde iki Defa Oturmak

 

37522. Cabir b. Semure der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), iki hutbesi vardı. Aralarında oturur; Kur'an okur ve cemaate hatırlatma yapardı."

 

37523. Cafer, babasının şöyle dediğini nakleder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halka ayakta hutbe verir sonra oturur, sonra kalkıp iki hutbe verirdi."

 

37524. Tev'eme'nin azatlısı Salih bildiriyor: "Mervan, Ebu Hureyre'yi Medine'ye idareci olarak bıraktı. Ebu Hureyre bize Cuma namazını kıldım, iki hutbe verir ve iki defa otururdu."l

 

Ebu Hanife'nin: "Hutbede sadece bir defa oturulur" dediği nakledilir.

 

 

*

Sabah Namazının Sünnetini Farzından Sonra Kaza Etmek

 

37525. Kays b. Amr anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sabah namazından sonra iki rekat namaz kılan bir adamı görünce: "Sabah namazını iki defa mı kılıyorsun?" diye sordu. Adam: "Önce kılmam gereken sünneti kılmamıştım, şimdi kıldım" karşılığını verince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama bir şey demeyip sustu.

 

37526. Ata (b. Ebi Rabah) bildiriyor: Bir adam Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber sabah namazını kıldı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı bitirince adam iki rekat kıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Bu iki rekat nedir?" diye sorunca adam. "Ya Resulallah! Sen namazdayken geldim ve farzdan önceki sünneti kılmamıştım. Sen namaz kılarken onları kılmak istemedim. Sen namazı bitirince kalkıp onları kıldım" karşılığını verdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama ne kılmasını emretti, ne de kılmamasını söyledi.

 

37527. Misma' b. Sabit der ki: "Ata (b. Ebi Rabah)'ın da aynı şekilde yaptığını (sabahın farzından sonra sünneti kıldığını) gördüm.''

 

37528. Şa’bi der ki: "Kişi sabahın sünnetini kaçırdığı zaman onu farzdan sonra kılar."

 

37529. Yahya b. Ebi Kesır, Kasım'ın: "Farzdan önce onları kılamazsam, güneşin doğuşundan sonra kılarım" dediğini nakleder.

 

37530. Nafi anlatıyor: "ibn Ömer, sabah namazının sünnetini kuşluktan sonra kıldı."

 

Ebü Hanife'nin: "Onları kaza etmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Mezarlar Arasında Namaz Kılmak

 

37531. Hasan(-ı Basri) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mezarlar arasında namaz kılmayı yasakladı."

 

37532. Enes der ki: Ben bir kabre doğru namaz kılarken Hz. Ömer beni gördü ve: "Ey Enes! Mezar (var!)" demeye başladı. Bunun üzerine ben başımı kaldırıp Ay'a - mezara- bakmaya başladım.

 

37533. Abdullah b. Amr der ki: "Mezara doğru namaz kılınmaz.''

 

37534. Ala, babasının ve Hayseme'nin şöyle dediğini nakleder: "Hamamın duvarına doğru ve mezarlığın içinde namaz kılınmaz.''

 

37535. Hasan el-Ureni der ki: "Mezarlık, hamam ve he la dışında yeryüzünün her tarafı mescittir."

 

37536. İbn Sirin der ki: "Enes, cenaze namazının mezarlıkta kılınmasını kerih görürdü."6

 

37537. İbrahim(-i Nehai) der ki: Onlar (Sahabe ve Tabiun), mezarlıkta namaz kılmayı mekruh görürlerdi.

 

Ebü Hanife'nin: "Kişi, mezarlıkta namaz kılarsa bu namazı caizdir" dediği nakledilir.

 

 

*

At ve Kölenin Zekatı

 

37538. Hz. Ali'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "At ve kölenin zekatını sizden kaldırdım."

 

37539. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Müslümana, ne kölesi, ne de atı için zekat mükellefiyeti yoktur.

 

37540. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Mümine, ne kölesi, ne de atı için zekat mükellefiyeti yoktur.

 

37541. Cahiliye dönemine yetişen Şubeyl b. Avf bildiriyor: Ömer b. el-Hattab zekat verilmesini emredince halk: "Ey müminlerin emiri! Atlarımız ve kölelerimiz de var. Bunların her biri için de onar dirhem vermekle bizi yükümlü kıll" dediler. Ancak Ömer: "Öylesi bir yükümlülüğü ben size veremem!" karşılığını verdi.

 

37542. İbn Abbas der ki: "Allah yolunda savaşan kişinin, atı için zekat verme mükellefiyeti yoktur."

 

35743. Abdullah b. Dinar bildiriyor: Said b. el-Müseyyeb'e: "Savaş için kullanılan atın zekatı var mı?" diye sorulunca; "Niye atın zekatı varmış ki?" karşılığını verdi.

 

37544. Ömer b. Abdilazız der ki: "Atın zekatı yoktur.''

 

37545. Mekhul der ki: "At ve kölenin, köle için ödenen fıtır sadakası dışında zekatı ödenmez."

 

Ebu Hanife'nin: "Adar, dişi ve erkek olup neslini çoğaltmak için besleniyorsa bunların zekatı verilir" dediği nakledilir.

 

 

*

imamın (Fatiha'dan Sonra) "Amin" Derken Sesini Yükseltmesi

 

37546. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İmam, ''Amin'' dediği zaman, siz de ''Amin'' deyiniz. Çünkü kimin ''Amin'' demesi, meleklerin, ''Amin'' demesine rastlarsa, o kişinin geçmiş günahları bağışlanır." 

 

37547. Abdulcebbar b. Vail, babasının şöyle dediğini nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kıldım; Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Gayri'l-mağdabi aleyhim vele'd-dallin" deyince "Amin" dedi.

 

37548. Vail b. Hucr der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Vele'd-dallın" dedikten sonra yüksek sesle "Amin" dediğini duydum.

 

Ebu Hanife'nin: "İmam ''Amin'' derken sesini yükseltmez ve ardındakiler ''Amin'' derler" dediği nakledilir.

 

 

*

Gece Namazı ve Vitrin ilk iki Rekatını Üçüncüsünden Ayırmak

 

37549. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Gece namazı ikişer rekattır. Vitir namazı ise tan ağarmasından önce, bir rekat ve iki secdedir. 

 

37550. İbn Ömer, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Gece namazı ikişer rekattır. Eğer sabahın yaklaşmasından korkarsan bir rekat kıl"

 

37551. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Gece namazı ikişer rekattır. Sabahın yaklaşmasından korkarsan, tek rekat daha kıl, bu sana kıldığın namazların tek olmasını sağlar.''

 

37552. Ebu Seleme der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gece namazında her iki re katta bir selam verirdi."

 

37553. Kabısa b. Zueyb der ki: Namaz kılarken Ebu Hureyre bana uğradı ve:

"Aralarını ayır" dedi. Ben ne dediğini anlamadım. Namazı bitirip: "Neyi ayıracağım?" diye sorunca: "Gece namazıyla gündüz namazının arasını ayır" dedi.

 

37554. Said b. Cübeyr der ki: "(Gece namazında) iki rekatta bir selam verilir."

 

37555. ikrime der ki: "(Gece namazında) iki rekatta bir selam verilir.''

 

37556. Salim der ki: "Gece namazı, ikişer rekattır.''

 

37557. Muhammed (b. Sirin) der ki: "Gece namazı, ikişer rekattır. Vitir namazı ise gecenin sonunda bir rekattır."

 

Ebu Hanife'nin: "Eğer istersen iki, istersen dört, ister altı re katı aralarını ayırmadan tek selamla kılabilirsin" dediği nakledilir.

 

 

*

Vitri Bir Rekat Kılmak

 

37558. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Vitir namazı, bir rekattır."

 

37559. Salim, babasından (ibn Ömer'den), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Sabahın yaklaşmasından korkarsan bir rekat kıl.''

 

35760. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: Muaviye vitir namazını bir rekat kılınca bu hareketi garip karşılanıp kendisine sorulunca, İbn Abbas: "Sünnete uygun hareket etti" dedi.

 

37561. Mus'ab b. Sa'd bildiriyor: Babam vitir namazını bir rekat kılardı.

Kendisine: "Neden böyle yaptın?" diye sorulunca: "Vitir namazını kısa tuttum" dedi.

 

37562. Cerir b. Hazım der ki: Ata'ya: "Vitir namazını bir rekat kılayım mı?" diye sorduğumda; "Eğer istersen kılabilirsin" dedi.

 

37563. İbn Sirin bildiriyor: İbn Mes’ud ve Huzeyfe, Velid b. Ukbe'nin yanına gece vakti sohbete gittiler. Yanından çıktıktan sonra da gece ibadeti yaptılar. Sabah olunca her biri birer rekat namaz (vitir) kıldılar.

 

37564. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Gece namazı ikişer rekattır. Eğer sabahın yaklaşmasından korkarsan bir rekat kıl"

 

37565. Leys der ki: "Hz. Ebu Bekr vitri bir rekat kılardı ve daha önce kıldığı iki rekat ile son kıldığı bir rekat arasında konuşurdu.''

 

37566. Muhammed (b. Sirin) der ki: "Vitir, gecenin sonunda kılınan bir rekattır."

 

37567. Ata, İbn Abbas'ın vitir namazını bir rekat k"dığını söyler.

 

37568. Şa’bi der ki: "Said'ın ve Abdullah'ın ailesi vitrin iki rekatında selam verirler ve sonra bir rekat daha kılarlardı.''

 

37569. Said ile Nafi şöyle derler: "Muaz el-Karı'nin vitir namazının ikinci rekatında selam verdiğini gördük."

 

37570. İbn Avn der ki: "Hasan(-ı Basri), vitir namazının ikinci rekatında selam verirdi.

 

Ebu Hanife'nin: "Vitir namazını bir rekat kılması caiz değildir" dediği nakledilir.

 

 

*

Yırtıcı Hayvanların Postunun Üzerine Oturmak

 

37571. Ebu'I-Melih, babasının şöyle dediğini nakleder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yırtıcı hayvanların derisinin kullanılmasını yasakladı." Yezid (b. Harun) der ki: "Burada kastedilen bunların yaygı olarak kullanılmasıdır."

 

37572. İbn Sirin der ki: İbn Mes’ud bir bineği ödünç aldı, bineği getirdiklerinde eyerin üzerinde kaplan derisi vardı. Onu söküp attı ve bineğe öyle bindi.

 

37573. Ali b. el-Hakem bildiriyor: "Hakem (b. Uteybe)'ye, kaplan derisinin hükmünü sorduğumda: "Yırtıcı hayvanların derisini kullanmak mekruhtur" dedi.

 

37574. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Hz. Ömer, Şam halkına, üzerine yırtıcı hayvan derileri konulmuş bineklere binmelerini yasaklayan bir mektup yazdı."

 

37575. Ebu'l-Melih der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yırtıcı hayvanların derisinin yaygı olarak kullanılmasını yasakladı."

 

37576. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: "Hz. Ali tilki derisinin üzerinde namaz kılmayı kerih gördü."

 

Ebu Hanife'nin: "Yırtıcı hayvanların postunun üzerinde oturmanın bir sakıncası

yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

İmamın Hutbe Esnasında (Biriyle) Konuşması

 

37577. Ata (b. Ebi Rabah) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halka hutbe verirken: "Oturunuz" deyince, kapıda olan Abdullah b. Mes’ud onu duydu ve olduğu yerde oturdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Abdullah! İçeriye gir" buyurdu.

 

37578. Kays bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbe verirken babam gelip Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşısında güneşte durunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun gölgeye gitmesini emretti.

 

37579. Amir(-i Şa’bi) der ki: "imam hutbe verirken kendisine selam verirlerse, imam selama karşılık verir."

 

37580. İbn Sirin der ki: Daha önce imam minberdeyken (çıkmak için) kendisinden izin alırlardı. Ziyad zamanında izin isteyenler çoğalınca, "Kim elini burnuna koyarsa" bu kişi izin istiyor demektir (gidebilir)" dedi.

 

37581. Cabir bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma günü hutbe verirken Suleyk el-Gatafanı gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "(Tahiyyetu'l-Mescid) namaz (ını) kıldın mı?" diye sordu. Suleyk: "Hayır" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman iki rekat kıl ve kısa tut" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin: "İmam, hutbe esnasında kimseyle konuşmaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Yağmur Duasında Hutbe Okunur mu?

 

37582. Hişam b. ishak b. Abdillah b. Kinane, babasından naklediyor: Valilerden birisi beni İbn Abbas'a yağmur duası için gönderdi. İbn Abbas şöyle dedi: "Neden kendisi bana sormadı?" Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) alçak gönüllü, eski elbiseyle, huşO ve tezarru içinde (yalvararak) ve ağrıbaşlı bir şekilde yağmur duasına çıktı. Hutbesi sizin yaptığınız bu hutbe gibi değildi.''

 

37583. Ebu ishak der ki: ''Abdullah b. Yezid el-Ensarı ile yağmur duasına çıktık, ardında duran Yezid b. Erkam ile iki rekat namaz kıldı.''

 

37584. Muhammed b. Hilal naklediyor: Ömer b. Abdilazız yağmur duasında hutbeden önce namaz kıldı ve cübbesini ters giyerek dua etti.''

 

37585. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından olan Abdullah b. Zeyd naklediyor: ''Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yağmur duasında sırtını halka dönüp kıbleye yönelerek dua etti. Sonra cübbesini ters çevirdi. Sonra kıraatini açıktan yaptığı iki rekat namaz kıldı.''

 

Ebü Hanife'nin: "İstiska namazı cemaatle kılınmaz ve hutbe de verilmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Yatsı Namazının Vakti

 

37586. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cibril (a.s.) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincisinde aydınlık (şafak) kaybolunca yatsıyı kıldırdı. İkinci gün ise gecenin üçte biri geçince kıldı ve: ''Bu vakit senden önceki peygamberlerin vaktidir. Namaz vakti bu iki zaman arasında kalan vakittir'' dedi.''

 

37587. Ebu Bekr b. Ebi Musa, babasından naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kişi gelip namaz vakitlerini sorunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona hiçbir şey demedi. Sonra Bilal'e ezan okumasını emretti ve yatsı namazını aydınlık kaybolunca kıldı. ikinci gün de gecenin üçte biri geçince yatsı namazını kıldıktan sonra: "Namaz vaktini soran kişi nerede? Namaz vakti bu iki zaman arasında kalan vakittir" buyurdu.

 

37588. Hüseyin b. Beşir b. Selman, babasından naklediyor: Ben ve Muhammed b. Ali, Cabir b. Abdillah'ın yanına girdik ve: "Bize Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile namazın nasılolduğunu anlat" dedik. Cabir şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aydınlık kaybolunca bize yatsı namazını kıldırdı. ikinci gün de yatsı namazını gecenin üçte birinden sonra kıldırdı."

 

37589. Safiyye binti Ebi Ubeyd şöyle anlatır: Ömer b. el-Hattab, ordu komutanlarına namaz vakitlerini bildiren şöyle bir mektup yazdı: "Yatsıyı aydınlık kaybolduğu zaman kılınız. Eğer bu vakitte kılamazsanız gecenin üçte biri geçince önce kılınız ve namazı ihmal etmeyiniz." (Sonra) şu sözü üç defa tekrarladı: "Kim bu vakitten sonra ihmal edip kılmadan uyursa, Allah bu kişinin gözünü uyutmasın.''

 

37590. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Yatsı namazının vakti, gecenin dörtte birine kadar olan zam'andır.''

 

Ebu Hanife'nin: "Yatsı namazının vakti gece yarısına kadardır" dediği nakledilir.

 

 

*

Kasame (Yemini)

 

37591. Said (b. el-Müseyyeb) bildiriyor: Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kasameyi cahiliye devrindeki şekliyle takrir edip kabul ederek, Ensar'dan bir kişinin Yahudilerin kuyusunda ölü bulunması alayında uyguladı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudilerin (bu adamı öldürmediklerine dair) yemin etmesini teklif edince onlar: "Yemin etmeyiz" deyip reddettiler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensar'a: "Siz yemin eder misiniz?" deyince ise Ensar da: "Yemin etmeyiz" dediler. Adam Yahudilerin arasında öldürüldüğü için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diyeti Yahudilerin ödemesine hükmetti.

 

37592. Zühri der ki: Ömer b. Abdilaziz beni çağırıp kasameyle ilgili sorup: "Ben kasameyi kabul etmemeyi düşünüyorum. Bedevi biri gelip şahitlik ediyor, olayı görmeyen gaib biri gelip şahitlik ediyor" deyince, ben: "Ey müminlerin emiri! Sen bunu kaldıramazsın. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ondan sonra gelen halifeler bununla hüküm verdiler" dedim.

 

37593. Sehl b. Ebi Hasme anlatıyor: (Sehl'in) kabilesinin büyüklerinden bir grup Hayber'e gittiler. Orada aralarından birinin öldürülmüş olduğunu gördüler. Ölüyü yanlarında buldukları kişilere: "Arkadaşımızı öldürdünüz" dediler. Onlar: "Biz, ne onu öldürdük, ne de öldüren kişiyi biliyoruz" dediler. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip: "Ya Resulallah! Hayber'e gittik ve aramızdan birinin (orada) öldürülmüş bulduk" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Söz hakkını büyüğe ver, büyüğün konuşsun" deyip: "Öldüren kişiyle ilgili bir delil getirebilir misiniz?" diye sordu. Onlar: "Delilimiz yoktur" cevabını verince Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman onlar öldürmedilderine dair size yemin ederler" buyurdu. Onlar: "Biz Yahudilerin yeminini kabul etmeyiz" karşılığını verince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın kanının heder olmaması için onlara sadaka develerinden yüz deve verdi.

 

37594. Amr b. Şu'ayb, babasından, o da dedesinden naklediyor: Mes'ud'un çocukları Huvayyisa ve Muhayyisa ile Falanın oğlu Abdullah ve Abdurrahman ailelerinin ihtiyacını almak için Hayber'e gittiklerinde Abdullah'a saldırilıp öldürüldü. Bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) anlattıklarında Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunların öldürdüğüne dair elli defa yemin edip diyeti almaya hak kazanmak ister misiniz?" dedi. Onlar: "Ya Resulallah! Olaya şahid olmadığımız halde nasıl yemin ederiz?" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Yahudiler sizin iddianızı red için yemin etsinler mi?" dedi. Onlar: "Ya Resulallah! O zaman Yahudiler (yemin ederek kurtulabileceklerini düşünüp) bizi öldürürler" karşılığını verince Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) maktulün diyetini kendi yanından vermeyi kabul etti.

 

37595. Süleyman b. Yesar der ki: Kasame haktır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kasa me yoluyla hüküm vermiştir. Şöyle ki Ensar, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken aralarından biri çıkıp gitti. Sonra onlar da Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanından ayrılınca kanlar içinde yatan arkadaşlarıyla karşılaştılar ve O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına dönerek: "Yahudiler bizi öldürdü" deyip delilleri olmadığı halde Yahudilerden bir adamın adını verdiler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Öldüren hakkında sizin dışınızda iki şahit bulun, katili ipiyle teslim edeyim" buyurdu, ama dedikleri adamın öldürdüğüne dair delilleri yoktu. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunun öldürdüğüne dair elli defa yemin edin, katili ipiyle teslim edeyim" buyurunca onlar: "Ya Resulallah! Biz görmediğimiz bir şey hakkında yemin etmeyi kerih görürüz" dediler. O zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendilerinin öldürmediğine dair Yahudilerden yemin etmelerini teklif edince Ensar: "Ya Resulallah! Yahudiler yemin etmekten çekinmezler. Biz onların yeminini kabul edersen bizden kimseyi bırakmamacasına öldürürler (ve yemin edip öldürmediklerini söylerler)" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) maktulün diyetini kendi yanından vermeyi kabul etti.

 

Ebu Hanife'nin: "Maktul tarafının yemini kabul edilmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Sabah Namazından Sonra Tavaf Namazı Kılmak

 

37596. Cübeyr b. Mut'im, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Ey Abdumenaf oğulları! Gece veya gündüz hangi saatte olursa olsun Kabe'yi tavaf edip namaz kılan hiç kimseye engel olmayınız." 

 

37597. Ata der ki: "ibn Ömer'in, sabahtan sonra Kabe'yi tavaf edip güneşin doğuşundan önce iki rekat namaz kıldığını gördüm."

 

37598. Ata der ki: "ibn Ömer ile İbn Abbas'ın, ikindiden sonra Kabe'yi tavaf edip namaz kıldıklarını gördüm.''

 

37599. Ebu Şu'be der ki: "Hz. Hasan ile Hüseyin, ikindiden sonra Mekke'ye geldiler ve Kabe'yi tavaf edip namaz kıldılar.''

 

37600. Velid b. Cumey' der ki: "Ebu't-Tufeyl ikindiden sonra tavaf yapar ve güneş sararana kadar namaz kılardı."

 

37601. Ata der ki: "ibn Ömer ile ibnu'z-Zübeyr'in sabah namazından önce Kabe'yi tavaf ettiklerini ve güneş doğmadan iki rekat namaz kıldıklarını gördüm.''

 

Ebu Hanife'nin: "Güneş tam olarak batmadan veya tam olarak doğmadan namaz kılınmaz. Doğduktan veya battıktan sonra ise (nafile) namaz kılınabilir" dediği nakledilir.

 

 

*

Değerli Şeylerle Süslenmiş Kılıcı Süslendiği Şeyin Cinsinden Karşılığını Vererek Satın Almak

 

37602. Fadala b. Ubeyd bildiriyor: Hayber günü Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adamın yedi veya dokuz dinara satın aldığı içinde incileri altından ipe dizilmiş bir kolye getirildi. Kolyenin satın alınış şekli Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bahsedilince: "Altın ile incinin her birinin ayrı ayrı değeri belirlenmeden bu satış olmaz!" buyurdu. Satın alan adam: "Ben bunu alırken incilerinin fiyatını vererek aldım" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine: "Altın ile incinin her birinin ayrı ayrı değeri belirlenmeden bu satış olmaz!" buyurdu ve adamı gönderip altın ve incilerin değerini belirlemesini sağladı.

 

37603. Enes der ki: Biz Faris yurdundayken Hz, Ömer'in şöyle yazan bir mektubu bize geldi: "Gümüş halkası olan kılıçları dirhem karşılığı satmayınız.''

 

37604. Şa’bi bildiriyor: (Kadı) Şureyh'e içinde kıymetli taşlar bulunan altın bir kolyenin satışı sorulunca: "Kıymetli taşlar çıkarılır ve altın ağırlığınca altınla satılır" dedi.

 

37605. Eyyub der ki: "Muhammed (b. Sirin) gümüşle süslenen kılıcın, süsün de bedelini vermeden satın alınmasını mekruh görürdü.''

 

37606. Ma'mer der ki: "Zühri, (altınla) süslenmiş kılıcın gümüş parayla satın alınmasını kerih görürdü ve: "Üzerindeki altın ağırlığında altın vererek elden ele teslim olmak üzere satın al" derdi.

 

Ebu Hanife'nin: "Onu dirhemlerle satın almasında bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Öğle Namazının ilk Dört Sünnetini Kaza Etmek

 

37607. Abdurrahman b. Ebi Leyla der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğle namazının ilk dört sünnetini kaçırınca onları farzdan sonra kılardı.''

 

37608. Mansur der ki: "İbrahim(-i Nehai), öğle namazının ilk dört sünnetini kaçırınca onları farzdan sonra kılardı."

 

37609. Amr b. Meymun der ki: ''Kim öğle namazının ilk dört rekatını kaçırırsa, onları farzdan sonra kıldığı iki rekattan sonra kılsın.''

 

Ebu Hanife'nin: "Kaçırdığı takdirde onları artık kılmaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Şehidin Namazını Kılmak

 

37610. Cabir b. Abdillah naklediyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Uhud şehitlerinden her iki kişiyi bir mezara konup giysileriyle defnedilmelerini ve namazlarının kılınmamasını ve yıkanmamalarını emretti.''

 

37611. Enes bildiriyor: Uhud günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) burnu kesilen ve kendisine müsle yapılan Hz. Hamza'ya rastladı ve şöyle dedi: "Eğer Safiyye üzülmeyecek olsaydı, Allah onu yırtıcı hayvanların ve kuşların karnından (kıyamet gününde) dirilteceği vakte kadar bırakırdım." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şehitlerin hiç birinin namazını kılmadı ve: "Ben bugün sizin için şahidim" buyurdu.

 

EbU Hanife'nin: "Şehidin namazı kılınır" dediği nakledilir.

 

 

*

Sakalı Hilallemek

 

37612. Hassan b. Bilal der ki: Ammar b. Yasir'in abdest alırken sakalını hilallediğini görünce kendisine sebebini sorduğumda: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle yaptığını gördüm" dedi.

 

37613. Ebu Vail der ki: Hz. Osman'ı abdest alırken gördüm. Sakalını üç defa hilalledikten sonra: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle yaptığını gördüm" dedi.

 

37614. Nafı der ki: "ibn Ömer, sakalını hilallerdi.''

 

37615. Ebu Hamza der ki: "ibn Abbas'ın sakalını hilallediğini gördüm."

 

37616. Ebu Ma'n der ki: "Enes'in sakalını hilallediğini gördüm."

 

37617. Nafi der ki: "ibn Ömer sakalını hilallerdi."

 

37618. Ebu Galib bildiriyor: Ebu Umame abdest azalarını üçer defa yıkayarak abdest aldı ve sakalını hilalledi ve: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle yaptığını gördüm" dedi.

 

37619. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sakalını hilallediğini nakleder.

 

37620. Enes'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cibril (a.s.) bana gelip ''Abdest aldığın zaman sakalını hilalle'' dedi."

 

Ebu Hanife'nin: "Sakalın hilallenmesine gerek yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Vitir Namazında Kıraat

 

37621. Said b. Abdirrahman b. Ebza, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), vitir namazında A'la, Kafirun ve ihlas surelerini okurdu.

 

37622. Ubey b. Ka'b der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem-) vitir namazında A'la, KafirAn ve ihlas sArelerini okurdu.''

 

37623. İbn Abbas bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç rekat vitir namazı kılar ve A'la, KafirAn ve ihlas sArelerini okurdu."

 

37624. imran b. Husayn bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazını A'la suresini okuyarak kıldı."

 

Ebu Hanife'nin vitir namazında okunmak üzere bir surenin tahsis edilmesini

kerih gördüğü nakledilir.

 

 

*

Cuma ve Bayram Namazlarında Kıraat

 

37625. Ubeydullah b. Ebi Rafi naklediyor: Mervan, Medine'de yerine Ebu Hureyre'yi bırakıp Mekke'ye gittiğinde, Ebu Hureyre bize Cuma namazını kıldırdı ve birinci rekatta Cuma, ikinci rekatta Münafikun suresini okudu. Namazdan çıkınca Ebu Hureyre'ye yetişip: "Namazda Hz. Ali'nin Kufe'de okuduğu iki sureyi okudun" deyince; "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Cuma namazında) bu sureleri okuduğunu duydum" karşılığını verdi.

 

37626. Ebu Cafer der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma namazında, Cuma Suresi ile Münafikun suresini okurdu. Cuma suresiyle müminleri müjdeler ve teşvik eder, MünafikOn suresiyle ise münafıkları ümitsizliğe düşürüp azarlardı."

 

37627. Nu'man b. Beşir der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram namazlarında ve Cuma namazında A'la ve Gaşiye surelerini okur. Cuma ve bayram aynı güne rastladığı zaman her iki namazda da aynı sureleri okurdu.''

 

37628. Başka bir kanalla Nu'man b. Beşir, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yukarıdaki hadisin aynısını rivayette bulundu.

 

37629. Semure der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Cuma namazında A'la ve Gaşiye surelerini okurdu.

 

37630. Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe bildiriyor: Hz. Ömer bir bayram günü çıkıp Ebu Vi3kıd el-Leysi'ye: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu günde hangi sureleri okurdu?" diye sorunca Ebu Vi3kıd: "Kaf Suresi ile Kamer Suresini okurdu" karşılığını verdi.

 

Ebü Hanife'nin Cuma ve bayram namazında okunmak üzere bir surenin tahsis edilmesini kerih gördüğü nakledilir.

 

 

*

Mezi ve ihtilam Olanın Elbisesindeki (Meni) izi

 

37631. Sehl b. Huneyf der ki: Ben mezıden dolayı çok zorluk çekiyordum ve mezınin çıkmasından dolayı çokça yıkanıyordum. Bunun hakkında Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorduğumda: "Bu durumdan dolayı abdest, senin için yeterlidir" buyurdu. Ben: "Ya Resulallah! Öyleyse elbiseme bulaşan mezıyi nasıl yapayım?" diye sorunca, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir avuç su alırsın ve onunla mezınin elbisene bulaştığını zannettiğin yerin üzerine serpersin" buyurdu.

 

37632. İbn Abbas der ki: "Kişi cünüb olup elbisesinde meni izi görürse onu yıkasın. Eğer izini görmezse o bölgeye su serpsin."

 

37633. Ebu ishak bildiriyor: Topluluktan bir adam Ebu Meysere'ye: "Elbisem üzerimdeyken cünüp oluyorum ve meni izini giysimde göremiyorum" deyince, Ebu Meysere: "Banyo yapıp üzerin yaş iken elbiseye sarılman elbisenin temizlenmesi için yeterlidir" karşılığını verdi.

 

37634. İbrahim(-i Nehai), elbisesini giymişken ihtilam olup meninin nerede olduğunu bilmeyen kişi için: "Giysisinin üzerine su serper" dedi.

 

37635. Malik b. Habıb naklediyor: Bir adam Salim'e: "Elbisem üzerimdeyken cünüp oluyorum" deyince, Salim: "Meni değen yeri yıka" karşılığını verdi. Adam: "Elbisedeki meniyi göremiyorum" deyince ise: "Üzerine su se rp" karşılığını verdi.

 

37636. Züyeyd b. Salt der ki: "Hz. Ömer, ihtilam olup elbisesinde meniyi göremeyince su serpti."

 

37637. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Eğer meninin yerini bulamazsan su serp."

 

Ebu Hanife'nin: "Üzerine su serpilmez, serpilen su meninin sadece daha fazla dağılmasına yarar" dediği nakledilir.

 

 

*

Hutbe Verilirken Namaz Kılmak

 

37638. Cabir bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma günü hutbe verirken Suleyk el-Gatafani gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "(Tahiyyetu'l-Mescid) namaz (ını) kıldın mı?" diye sordu. Suleyk: "Hayır" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''O zaman iki rekat kıl ve kısa tut" buyurdu.

 

37639. Ebu Miclez der ki: "Cuma günü imam hutbe verirken mescide geldiğinde dilersen iki rekat namaz kılarsın, dilersen oturursun.''

 

37640. İbn Avn der ki: "Hasan(-ı Basri), imam hutbe verirken gelir ve iki re kat namaz kılardı."

 

37641. Hasan(-ı Basri) naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma günü hutbe verirken Suleyk el-Gatafanı gelip iki rekat (Tahiyyetu'I-Mescid namazı) kılmayınca Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona iki rekat namaz kılmasını ve kısa tutmasını emretti.

 

Ebu Hanife'nin: "İmam hutbe verirken namaz kılınmaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Hakimin Yalancı Şahitlerin Şahitliğiyle Hüküm Vermesi

 

37642. Ümmü Seleme, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Bana gelip davalaşıyorsunuz. Bazılarınız delillerini karşı taraftan daha güzel bir şekilde ortaya koyabilir. Ben de sizden duyduklarıma göre hüküm veriyorum. Her kime bu şekilde kardeşinin hakkından bir şey vermişsem sakın onu almasın! Zira o ayırdığım ateşten bir parçadır ve kıyamet gününde o ateşle huzura çıkar."

 

37643. Ümmü Seleme bildiriyor: Ensar'dan iki adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip aralarında geçen bir miras anlaşmazlığı sebebiyle davalaştı. Aralarındaki davada ikisinin de delilleri olmayınca Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bana gelip davalaşıyorsunuz. Ben de bir beşerim. Bazılarınız delillerini karşı taraftan daha güzel bir şekilde ortaya koyabilir. Ben de sizden duyduklarıma göre hüküm veriyorum. Her kime bu şekilde kardeşinin hakkından bir şey vermişsem sakın onu almasın! Zira o ayırdığım ateşten bir parçadır ve kıyamet gününde o ateşle huzura çıkar." Adamların ikisi de ağlayıp: "Ya Resulallah! Ben hakkımı kardeşime bağışlıyorum" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Böyle yaptıysanız gidiniz kardeşçe ve hakça taksim edip sonra kura çekerek hisselerinizi belirleyiniz. Sonra her biriniz diğeriyle helalleşsin" buyurdu.

 

37644. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben bir beşerim. Bazılarınız delillerini karşı taraftan daha güzel bir şekilde ortaya koyabilir. Bu şekilde kime kardeşinin hakkını verirsem, ona ancak ateşten bir parça ayırmış olurum."

 

Ebu Hanife'nin: "Eğer iki yalancı şahit hakimin huzurunda birinin hanımını boşadığına şahittik ederse, hakim onların şahittiğiyle aralarını ayırınca, şahiderden herhangi birinin o kadınla evlenmesinde bir sakınca yoktur" dediği nakledilir .

 

 

*

irtidad Eden Kadın Öldürülür mü?

 

37645. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Dinini değiştireni öldürünüz."

 

37646. Abdullah (b. Mes’ud), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in de O'nun Resulü olduğuna şahitlik eden kişinin kanı şu üç şey dışında haramdır: Evli iken zinadan, adam öldürmekten ve dinini terk edip cemaatten ayrılmaktan."

 

37647. Hişam bildiriyor: Hasan(-ı Basri), dinden dönen kadın için: "Tövbe etmesi istenir, eğer tövbe etmezse öldürülür" dedi.

 

37648. Ubeyde der ki: "İbrahim(-i Nehai) irtidad eden kadın için: "Öldürülür" dedi.

 

37649. Hammad b. Seleme bildiriyor: Hammad (b. Ebi Süleyman), irtidad eden kadın için: "Öldürülür" dedi.

 

Ebü Hanife'nin: "İrtidad eden kadın öldürülmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Ay Tutulduğu Zaman Kılman Namaz

 

37650. Ebu Bekre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında Güneş veya Ay tutulduğunda Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şüphesiz Güneş ve Ay Allah'ın (kudretini yansıtan) delillerden iki delildir. Herhangi bir kimsenin ölümü için tutulmazlar. O halde (Güneş ve Ay'ın) tutuluşunu gördüğünüz zaman içinde bulunduğunuz durum ortadan kalkıncaya dek namaz kılınız."

 

37651. Abdurrahman b. Ebi Leyla, ismini verdiği bir kişi kanalıyla Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Şüphesiz Güneş'in tutulması Allah'ın (kudretini yansıtan) delillerden bir delildir.

 

37652. Hz. Aişe der ki: "Güneş ve Ay tutulması namazı, altı rüku ve dört secde yaparak kılınır.''

 

37653. Alkame der ki: "Gökyüzünde (Güneş ve Ay tutulması gibi) olan bir (semavi) şeyden korktuğunuz zaman namaza sığının.''

 

37654. Nu'man b. Beşir der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ay tutulduğu zaman sizin namazınız gibi rüku ve secde yaparak namaz kıldı."

 

Ebu Hanife'nin: "Ay tutulduğu zaman namaz kılınmaz" dediği nakledilir.

 

 

*

Kaza Namazı Kılarken Ezan Okumak ve Kamet Getirmek

 

37655. Abdullah (b. Mes’ud) bildiriyor: Hendek savaşı günü müşrikler Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört vaktin namazını kılmaktan meşgul edip alıkoydular: Bilal'e ezan okuması emredildi, sonra kamet getirdi ve Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğle namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ikindi namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi ve Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) akşam namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yatsı namazını kıldırdı.

 

37656. Abdurrahman b. Ebi Said el-Hud rı, babasından naklediyor: Hendek günü, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazını kılmaktan, bize (Allah tarafından) yardım edilene kadar meşgul edilip alıkonduk. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur: "Allah müminlere savaş hakkında yetiverdi. Allah çok güçlüdür, üstündür." (Ahzab Sur. 25) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkıp Bilal'e emretti ve kamet getirip daha önce kıldığı gibi öğle namazını kıldı. Sonra ikindi için kamet getirip, ikindiyi de daha önce kıldığı gibi kıldı. Sonra akşam için kamet getirdi ve yine daha önce kıldığı gibi akşamı kıldı. Sonra yatsı için kamet getirip daha önce kıldığı gibi yatsı namazını da kıldı. Bu, şu ayet nazil olmadan önce meydana gelmişti: "Korkuyorsanız yürüyerek yahut hayvana binmiş olduğunuz halde kılın." (Bakara Sur. 239)

 

Ebu Hanife'nin: "Kaza namazı için ezan okunup kamet getirilmez" dediği nakledilir.

 

 

*

Buğdayı Aynı Miktarda Buğdayla Karşılıklı Aynı Anda Alıp Verme

 

37657. Hz. Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Buğday ile buğdayı, arpa ile arpayı aynı anda karşılıklı olmadan değiştirmek faizdir."

 

37658. Ubade b. es-Samit'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Arpa ile eşit miktarda arpayı aynı anda karşılıklı değiştirmek caizdir."

 

37659. Ebu Said el-Hudri'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Buğday ile eşit miktardaki buğdayı, arpa ile eşit miktarda arpayı aynı anda karşılıklı değiştirmek cazidir."

 

Ebü Hanife'nin: "Mevcut olmayan buğdayla o anda mevcut olan buğdayı değiştirmekte bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.

 

 

*

Kazanmaya Muktedir Olana Sadaka Vermek Caiz midir?

 

37660. Habeşı b. Cünade, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Sadaka, ne zengine, ne de sakadığı olmayan güçlüye helal değildir.''

 

37661. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sadaka, ne zengine, ne de sakadığı olmayan güçlüye helal değildir."

 

37662. Abdullah b. Amr, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Sadaka, ne zengine, ne de sakadığı olmayan güçlüye helal değildir."

 

Ebu Hanife'nin çalışacak gücü olan fakire zekat verilmesine ruhsat verdiği ve: ''Caizdir'' dediği nakledilir.

 

 

*

Satışta Şart Koşmanın Yasaklanması

 

37663. Cıbir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Deveni dört dinara satın alıyorum. Medine'ye kadar ona binme hakkı da senindir. ''

 

37664. Cabir der ki: Devemi aileme yetişene kadar binmem şartıyla Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir ukiyye karşılığı sattım. Medine'ye vardığımda yanına gidince bana para verdi ve: "Seninle deveni ve malını almak için pazarlık yaptığımı mı zannettin? Onlar senindir" buyurdu.

 

Ebu Hanife'nin ise bu görüşte olmadığı rivayet edilir.

 

 

*

Malını iflas Eden Birinin Yanında Bulan Kişi

 

37665. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Malını iflas eden birinin yanında bulan kişi, onu almakta başkasından daha çok hak sahibidir.''

 

Ebu Hanife'nin bu görüşte olmadığı rivayet edilir.

 

 

*

(Tarlayı) kara Vermek

 

37666. İbn Ömer der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber arazisinden çıkacak meyveden, ekinden her mahsulün yarısı Hayber ahalisine ait olmak üzere akid yaptı.''

 

37667. İbn Ömer der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber ahalisiyle mahsulün yarısı kendilerine ait olmak üzere anlaşma yaptı.''

 

37668. Zeyd b. Sabit der ki: "Allah, Rafi b. Hadle'e rahmet etsin! Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına kavga eden iki kişi gelince, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer böyle kavga edecekseniz tarlalarınızı kiraya vermeyiniz" dedi.

 

37669. Musa b. Talha der ki: "iki komşumun da (Abdullah ile Saldı tarlalarını üçte bir, dörtte bir karşılığı kiraya verdiğini gördüm."

 

37670. Tavus der ki: "Biz tarlalarımızı mahsulün üçte biri ve yarısı karşılığı kiraya verirken yanımıza Muaz geldi ve bundan dolayı bizi ayıplamadı.''

 

37671. Hz. Ali der ki: "Mahsulun yarısı karşılığı tarlayı kiraya vermekte bir sakınca yoktur.''

 

Ebu Hanife'nin bunu kerih gördüğü nakledilir.

 

 

*

Şehirlinin Köylüye Simsarlık Yapmasının Yasaklanması

 

37672. Cabir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın.''

 

37673. Cabirı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın."

 

37674. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın.''

 

37675. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın."

 

37676. Enes der ki: Şehirli alanımızın, aynı anne babadan olan kardeşi olsa bile köylü adına onun malını satması yasaklandı.

 

37677. Ebu Hureyre ve İbn Ömer'den biri: "Bunu yapmamız yasaklandı" dedi.

Diğeri ise: "Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın'' dedi.

 

Ebü Hanife'nin buna ruhsat verdiği rivayet edilir.

 

 

*

Hz. Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ailesine Sadaka Vermek

 

37678. Ebu Hureyre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hasan b. Ali'nin zekat hurmalarından birini ağzına alıp çiğnediğini görünce: "Çıkar, çıkar! Sadaka bizim için helal değildir" buyurdu.

 

37679. İbn Ebi Rafi bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mahzum oğullarından bir kişiyi zekat toplamak için gönderince Ebu Rafi de onunla gitmek istedi, bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söyleyince Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sadakanın bize helal olmadığını bilmiyor musun? Bir kavmin azatlıları da onlardandır" buyurdu.

 

37680. Ebu Leyla bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken, kalkıp sadakaların bulunduğu odaya girdi, onunla beraber bir çocuk -Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin- girdi ve bir hurma alıp ağzına koydu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurmayı çocuğun ağzından çıkarıp: "Sadaka bizim için helal değildir" buyurdu.

 

37681. Ebu Amıre Ruşeyd b. Malik naklediyor: Bir gün, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında otururken bir adam içi hurma dolu bir tabak getirdi. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu nedir? Sadaka mı, yoksa hediye mi?" diye sordu. Adam: "Sadakadır" karşılığını verince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tabağı oradakilere ikram etti. Hasan da Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önünde bulunuyordu. Hz. Hasan bir hurmayı alıp ağzına atınca Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona bakıp elini Hasan'ın ağzına sokarak hurmayı çıkardı ve: "Biz Muhammed'in ailesi sadaka (zekat) yemeyiz" buyurdu.

 

37682. İbn Ebi Muleyke bildiriyor: Halid b. Said b. el-As, Hz. Aişe'ye bir inek gönderince, Hz. Aişe onu geri çevirdi ve: "Biz Muhammed'in ailesi sadaka yemeyiz" dedi.

 

37683. Abdullah b. Bureyde, babasından nakleder: Selman Medine'ye geldiği zaman Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir tabak hediye götürüp önüne koydu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu nedir" diye sordu ... -Ravi devamla bunu uzun bir şekilde aktardı-.

 

37684. Enes bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hurma bulunca: "Eğer bu sadaka hurması olmasaydı onu yerdim" dedi.

 

Ebu Hanife'nin: "Sadaka, Haşimoğullarının ve başkalarının azatlılarına helaldir" dediği nakledilir.

 

 

*

Namazdayken işaretle Selama Karşılık Vermek

 

37685. İbn Ömer bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz kılmak için Amr b. Avf oğullarının mescidine girdi. Aralarında Suheyb'in de bulunduğu Ensar'dan bazıları Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girdiler. Suheyb'e: ''peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine selam verildiği zaman ne yapardı?" diye sorduğumda: ''Eliyle işarette bulunurdu" dedi.

 

Ebu Hanife'nin: "Namazdayken selama karşılık vermez" dediği nakledilir.

 

 

*

Beş Vesk'ten Daha Az Olan Hububatın Zekatı Var mıdır?

 

37686. Ebu Said'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Beş vesk mikdarının altındaki (hurma, üzüm ve hububat) mahsullerde zekat yoktur.''

 

37687. Ebu Said el-Hudri'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Beş vesk mikdarının altındaki hurmada zekat yoktur.''

 

37688. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Beş vesk mikdarının altındaki (hurma, üzüm ve hububat) mahsullerde zekat yoktur.''

 

Ebu Hanife'nin: "Mahsulün azında da, çoğunda da zekat vardır" dediği nakledilir.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Fil Olayı ve Ebu Yeksum Hakkında Anlatılanlar