|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Ebu Hanife’ye Reddiye |
(Bir çok farklı konuda
37202 – 37688)
*
Yahudi Erkek ve Kadının
Taşlanması
37202. Cabir b.
Abdillahı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir erkek ve
kadını taşlattığını nakleder.
37203. Bera b. Azibı
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir kişiyi recmettiğini
bildirir.
37204. Cabir b.
Abdillahı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir erkek ve
kadını recmettiğini nakleder.
37205. İbn Ömer der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi olan iki kişiyi recmetti.
Ben de taşlayanlar arasındaydım."
37206. Şa’bi,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudi bir erkek ve kadını
recmettiğini nakleder.
Ebu Hanife'nin ise
"Onlar recmedilmez" dediği bildirilir.
*
Develerin Çöktüğü
Yerlerde Namaz Kılmak ve Deve Etinden Yiyenlerin Abdest Alması
37207. Bera b. Azib der
ki: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek:
"Koyunların ağılında namaz kılabilir miyim?" diye sorunca, Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet" buyurdu. Adam:
"Onların etlerinden yediğim için abdest almam gerekir mi?" diye
sorunca ise, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır"
karşılığını verdi. Adam: "Develerin çöktüğü yerlerde namaz kılabilir
miyim?" diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Hayır" cevabını verdi. Adam:
"Onların etinden
yediğim zaman abdest almam gerekir mi?" diye sorunca, Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet" karşılığını verdi.
37208. Abdullah b.
Muğaffel'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Koyunların ağıllarında namaz kılınız; fakat develerin çöktüğü
yerlerde namaz kılmayınız. Çünkü onlar şeytanlardan yaratılmışlardır. ''
37209. Cabir b. Semura
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) deve eti yediğimiz zaman
abdest almamızı emretti ve koyun eti yediğimizde ise abdest almamıza gerek
olmadığını söyledi. Koyun ağıllarında namaz kılabileceğimizi, ama develerin
çöktüğü yerlerde ise namaz kılmamamızı emretti.
37210. Eba Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Namaz kılmak için koyun ağılları ve develerin çöktüğü yerden başka bir
yer bulamazsanız, koyun ağıllarında namaz kılınız; ama develerin çöktüğü
yerlerde namaz kılmayınız.''
37211. Rabi b. Sebre,
babasından Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Develerin çöktüğü yerlerde namaz kılmayınız.''
Ebu Hanife'nin ise
"Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Süvarinin ve Piyadenin
Ganimetteki Payı
37212. İbn Ömer
naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki,
(kullanan) adama da bir pay verdi.''
37213. Mekhul der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki, binicisine
ise bir hisse verdi."
37214. Mekhul' der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki, binicisine
ise bir hisse verdi."
37215. İbn Abbas
naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten ata iki,
(kullanan) adama da bir pay verdi.''
37216. Salih b. Keysan
naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber savaşı
sonrası ikiyüz ata ganimetten ikişer hisse verdi."
EbU Hanife'nin ise
"Ata bir hisse, binicisine bir hisse verilir" dediği nakledilir.
*
Yanında Mushafla Düşman
Toprağına Gitmek
37217. İbn Ömer
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), düşmanın eline
geçmemesi için, kişinin yanında Kur'an olduğu halde düşman toprağına yolculuk
etmeyı yasakladı''
EbU Hanife'nin ise
"Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Bir Şey Verirken
Çocuklara Eşit Davranmak
37218. Muhammed b.
en-Nu'man naklediyor: Babam bana bir köle hediye etti ve bunda Resulullah'ı
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şahit tutmak için yanına gitti. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Diğer çocuklarına da aynı şekilde
birer köle verdin mi?" diye sorunca, babam: "Hayır!" dedi. Bunun
üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "O zaman köleyi geri
al!" buyurdu.
37219. Şa’bi bildiriyor:
Nu'man b. Beşir'in şöyle dediğini işittim: Babam bana bir bağışta bulundu.
Ancak annem Amre binti Revaha, babama: "Gidip de bu konuda Resulullah'ı
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şahit tutmazsan kabul etmem!'' dedi. Bunun
üzerine babam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gitti ve: "Va
Resulallah! Amre'nin oğluna bir bağışta bulundum ve bu konuda seni şahit
tutmamı istedi" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona:
"Peki aynı şekilde diğer çocuklarına da verdin mi?" diye sorunca,
babam: "Hayır!" dedi. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allah'tan korkun ve çocuklarınıza eşit davranın" buyurdu.
37220. Nu'man b. Beşir
bildiriyor: "Babam, bana yaptığı bağışa Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şahit tutmak isteyince) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Bir haksızlığa şahitlik yapmam!''
EbU Hanife'nin ise
"Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Müdebber Kölenin
Satılması
37221. Cabir 'der ki:
"Ensar'dan bir adam kölesini müdebber yaptı (yani ben öldükten sonra
hürsün diyerek azat etti). Oysa ondan başka kölesi yoktu.
Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu satılığa çıkardı, Kıptı olan bu köleyi
ibnü'n-Nahham satın aldı. Bu köle, ibnü'z-Zübeyr'in emirliğinin ilk senesinde
vefat etti.
37222. Cabir,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müdebber olan bir köleyi sattığını
nakleder.
Ebu Hanife'nin ise
"Müdebber köle satılamaz" dediği nakledilir.
*
Ölü Gömüldükten Sonra
Cenaze Namazının Kılınması
37223. İbn Abbas der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kişinin gömüldükten sonra
cenaze namazını kıldı."
37224. Harice b. Zeyd,
amcası Yezid b. Sabit'ten -Yezid, Zeyd'den daha yaşlıydı Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kadının namazını defnedildikten sonra dört
tekbir getirerek kıldığını nakleder.
37225. Ebu Umame b.
Sehl, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine
halkının hasta olan fakirlerini ziyaret eder ve vefat edenlerin cenazesine
katılırdı. Medine'nin Avali bölgesinden bir kadın vefat edince Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadının kabrine gidip dört tekbirle namazını
kıldı.
37226. imran b.
Husayn'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Bir kardeşiniz (Necaşı) vefat etti; onun cenaze namazını
kılınız."
37227. Ebu Hureyre
bildiriyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), dört tekbirle
Necaşl"nin cenaze namazını kıldı.''
37228. İbn Abbas
naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kişinin gömüldükten
sonra cenaze namazını. kıldı."
37229. Cabir bildiriyor:
''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört tekbirle Ashama'nın
(Necaşı'nin) cenaze namazını kıldı.''
Ebu Hanife'nin ise
"Ölen kişinin namazı iki defa kılınmaz" dediği nakledilir .
*
Hedy Kurbanma Nişan
Takmak
37230. İbn Abbas
bildiriyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlığının sağ
tarafına işaret koydu ve kurbanını kendi eliyle kesti.''
37231. Urve, Misver b.
Mahrame ve Mervan'dan naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hudeybiye yılı yüz on küsur sahabeyle (hac) için yola çıktı. Zülhuleyfe'ye
varınca kurbanlık devesine kolye takıp nişanladı ve ihrama girdi.
37232. Hz. Aişe,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlıklara işaret koyduğunu
nakleder.
Ebu Hanife'nin ise
"Kurbanlık deveye işaret koymak müsledir" dediği nakledilir.
*
Saffın Gerisinde Tek
Başına Namaz Kılan
37233. Vabisa b. Ma'bed
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) saffın gerisinde tek
başına namaz kılan birini görünce ona namazını iade etmesini eniretti.''
37234. -Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelen heyetler arasında olan-Ali b. Şeyban
bildiriyor: Çıkıp Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldik ve
kendisine biat ederek ardında namaz kıldık. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bir adamın saffın gerisinde tek başına namaz kıldığını görünce, adam
namazını bitirinceye kadar başucunda bekledi ve: "Namazını iade et. Saffın
gerisinde tek başına duranın namazı yoktur" buyurdu.
Ebü Hanife'nin ise
"Namazı geçerlidir" dediği nakledilir.
*
Hamile Kadın ile
(Doğumdan Önce) Lanetleşmek
37235. Abdullah (b.
Mes'ud) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam ile
hanımı arasında lanetleşme yaptırdı ve: "Olur ki, doğuracağı çocuk siyah
ve kıvırcık saçlı olabilir" buyurdu. Çocuk doğduğunda siyah ve kıvırcık
saçlıydı.
37236. İbn Abbas,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam ve hamile olan hanımı
arasında lanetleşme yaptırdığını nakleder.
37237. Şa’bi, hanımının
karnındaki çocuğun kendisinden olmadığını iddia eden biri için: "Hanımıyla
lanetleşir" dedi.
Ebü Hanife'nin ise
hamile kadın ile (doğumdan önce) lanetleşmenin yapılamayacağı görüşünde olduğu
nakledilir.
*
Azad Edilecek Köleler
Arasında Kura Çekmek
37238. imran b. Husayn
naklediyor: Bir adam vefat edeceği zaman yanında olan altı kölesini azad etti.
(Adamın başka malı olmadığı için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
hepsinin azad edilmesini hoş karşılamadı ve) aralarında kura çekmek suretiyle
ikisini azad edip dördünü köle olarak bıraktı.
37239. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer veya
aynı rivayette bulundu.
Ebu Hanife'nin ise
"Bu hadis delil teşkil etmez ve kura çekmeye gerek yoktur" dediği
nakledilir.
*
Zina Eden Cariyeyi,
Efendisinin Kırbaçlaması
37240. Zeyd b. Halid,
Şibl ve Ebu Hureyre şöyle naklederler: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) yanındayken bir adam gelip, muhsan olmadan (evlenmeden) önce zina eden
cariyenin hükmünü sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu
kırbaçlayınız. Eğer bir daha zina ederse yine kırbaçlayınız" buyurup,
üçüncü veya dördüncüsünde: "Bir urgan karşılığı bile olsa onu
satınız" dedi.
37241. Hz. Ali,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Ellerinizin altında bulunanlara hadleri uygulayınız.''
37242. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Birinizin
cariyesi zina ederse onu kırbaçlasın, fakat suçunu başına kakmasın. Sonra yine
zina ederse aynı şekilde had uygulasın. Sonra üçüncü defa aynı şeyi yaparsa,
artık efendisi onu kıldan bir ip bedeline bile olsa satsın."
37243. Hz. Aişe'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"(ariye zina ederse onu kırbaçlayınız. Yine zina ederse yine
kırbaçlayınız. Üçüncü defa zina ederse yine onu kırbaçlayınız. Dördüncü defa
aynı şeyi yaptığında ise onu kırbaçlayınız ve bir urgan karşılığı bile olsa
satınız.''
37244. Abbad b. Temim,
Bedir savaşına katılmış olan amcasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cariye zina ederse onu kırbaçlayınız.
Yine zina ederse yine kırbaçlayınız. Üçüncü defa zina ederse yine onu
kırbaçlayınız ve bir urgan karşılığı bile olsa satınız.''
Ebu Hanife'nin ise
"Efendisi onu kırbaçlayamaz" dediği nakledilir.
*
iki Kulle Miktarındaki Suyun
Hükmü
37245. Ebu Said el-Hudri
bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah!
Hayız bezlerinin, köpek leşlerinin ve kokmuş nesnelerin atıldığı bir kuyu olan
Budaa kuyusundan abdest alabilir miyiz?" diye soruldu. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Su temizdir, onu hiç bir şey
pisletmez."
37246. İbn Abbas
bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarından birisi
bir kaptaki suyla yıkandı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip
onunla yıkanmak veya abdest almak istediğinde hanımı: "Ya Resulallah! Ben
cünüpken ondan yıkandım" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Su cünüp olmaz" buyurdu.
37247. Abdullah b.
Abdillah b. Ömer, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
dediğini nakleder: ''Su iki kulle olduğunda pislik taşımaz."
Ebu Hanife'nin ise
"Bu miktardaki su necis olur" dediği nakledilir.
*
Kerahet Vakti Uyanan
Kişinin Namazı
37248. Enes'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Her kim bir namazıkılmayı unutur veya onu uyuyarak kaçırırsa, artık o
namazın kefareti, hatırladığında onu kılmasıdır."
37249. Abdullah b.
Mes'ud bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber
Hudeybiye'den gelirken düz ve kumsal bir yerde konakladık. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim (nöbet tutup da) bizi korur?"
diye sorunca, Bilal: "Ben korurum" dedi. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "O zaman biz uyuyalım" buyurdu ve güneş doğuncaya
kadar uyudular. Güneşin doğuşundan sonra aralarında Ömer b. el-Hattab'ın da
bulunduğu falan ve filan kişiler uyandılar. Kendi kendimize: "Konuşun, ne
yapalım?" dedik. Bu arada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de
uyandı ve: "Daha önce yaptığınız (kıldığınız) gibi yapınız" buyurdu.
Bunun üzerine normal vaktinde namazı kılar gibi sabah namazını kıldık, Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Namaz konusunda) uyuyakalan
veya unutan kişi böyle yapsın" buyurdu.
37250. Avn b. Ebi
Cuhayfe, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini
nakleder: "Siz ölüydünüz, Allah ruhlarınızı size iade etti. Kim uyuyarak
veya unutarak namazı kaçırırsa hatırladığı veya uyandığı zaman onu
kılsın."
37251. Ebu Hureyre
bildiriyor: Bir gece Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber
geceledik ve güneş bizi rahatsız edinceye kadar uyanamadık. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizden her biriniz bineğinin başını tutup
buradan uzaklaşsın" deyip su istedi ve abdest alarak iki rekat namaz
kıldıktan sonra kamet getirildi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
kaçırdığımız namazı kıldırdı.
Ebu Hanıfe'nin ise
"Güneş doğarken veya batarken uyanan kişinin kaçırdığı namazı kılması caiz
değildir" dediği nakledilir.
*
Sarık Üzerine Meshetmek
37252. Bilal,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayakkabılarına ve sarığına mesh
ettiğini nakleder.
37253. Zeyd b. Suhan'ın
azatlısı Ebu Müslim bildiriyor: Selman ile beraberken, bir adamın abdest almak
için ayakkabılarını çıkardığını görünce ona:
"Ayakkabılarına,
sarığına ve başının ön tarafına mesh et. Ben Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ayakkabılarına ve sarığına mesh ettiğini gördüm" dedi.
37254. Muğire b. Şu'be
naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başının ön tarafına,
ayakkabılarına mesh etti ve elini sarığının üzerine koyarak sarığa
meshetti."
Ebu Hanife'nin ise
"Sarığa ve ayakkabıya mesh etmek caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Yanlışlıkla Beşinci
Rekata Kalkmanın Hükmü
37255. Abdullah (b.
Mes'ud) naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz kılarken bir
rekat eksik veya fazla kıldı. Selam verip yüzünü insanlara dönünce: "Ya
Resulallah! Namazda (yeni bir durum mu) Msı! oldu?" diye sordular.
"Bunu niye sordunuz?" deyince, "Şöyle şöyle kıldın"
karşılığını verdiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hemen
dizlerini bükerek iki adet sehiv secdesinde bulundu, sonra selam verdi ve
yüzünü oradakilere çevirerek: "Şayet namazda yeni bir şey hasıl olsaydı
bunu size haber verirdim. Ancak ben bir beşerim, sizin unuttuğunuz gibi ben de
unuturum. Öyleyse bir şey unutursam bana hatırlatınız. Biriniz namazında şekke
düşecek olursa doğruyu araştırsın ve onun üzerine, kalanı bina etsin, sonra da
iki (sehiv) secdesi yapsın" dedi.
37256, Abdullah b.
Mes’ud bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğle namazını beş
rekat olarak kılınca, "Neden beş re kat kıldın?" diye soruldu, Bunun
üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) selam verdikten sonra iki sehiv
secdesi yaptı.
Ebu Hanife'nin ise
"Eğer dördüncü rekatta oturmazsa namazı iade eder" dediği nakledilir.
*
ihramlıyken Özürden
Dolayı Şalvar Giyenin Kan Akıtması
37257, İbn Hibbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"İhramlı olan kişi izar bulamazsa şalvar giysin. Ayakkabı bulamazsa mest
gıysın... ''
37258. Cabir'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"(İhramlı iken) nalın bulamayan ayakkabı, izar bulamayan ise şalvar giysin."
37259. İbn Ömer
bildiriyor: Bir adam: "Ya Resulallah! ihramlı olan ne giyer? veya neyi
giymez?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu:
"Ne gömlek, ne
şalvar, ne sarık, ne de ayakkabı giyemez Ancak pabuç bulamadığı zaman hariç.
Kim pabuç bulamazsa topuklarını örtmeyecek şekilde ayakkabı giyebilir."
Ebu Hanife'nin ise
"Böyle yapması caiz değildir. Eğer giyecek olursa (kefaret olarak) kan
akıtması gerekir" dediği nakledilir.
*
Yolculuktayken iki
Namazı Cem Etmek
37260. İbn Abbas der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber yedi ve sekiz rek'at
(öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazların)ı cemederek kıldım." (Amr b.
Dinar der ki) Cabir'e: "Ey Ebu'ş-Şa'sa'! Zannederim, öğleyi te'hır,
ikindiyi ta'cil, keza akşamı te'hir, yatsıyı da ta'cil etmiş olmalı?"
deyince cevaben: "Bunu ben de böyle zannediyorum!" dedi.
37261. Salim, babasından
(ibn Ömer'den) naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yolculuğa çıkacağı zaman akşam namazı ile yatsı namazını cemederdi.''
37262. Muaz b. Cebel
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuk gazvesinde
öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazını cemederek kıldı.''
37263. Cabir der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuk gazvesinde öğle ile ikindi
ve akşam ile yatsı namazını cemetti.''
37264. Hafs b.
Ubeydillah b. Enes bildiriyor: Enes ile Mekke'ye yolculuk yapardık. Bir yerde
konaklamışken güneş tepe noktasından batıya kaydığında öğle namazını kılmadan
yola koyulmazdı. Bu şekilde öğle namazını kıldıktan sonra yolculuk halindeyken
ikindi vakti geldiğinde ikindiyi kılardı. Güneşin zevalinden (öğle vaktinden)
önce yola koyulup da yoldayken öğle namazı vakti geldiğinde biz: "Haydi
namazar' diye seslenirdik; ancak Enes: "Yolculuğa devam edin!'' derdi.
Öğle vakti, bitip de ikindi vakti girdiği zaman Enes mola verip öğle ile ikindi
namazını cemederek kılardı ve şöyle derdi: "Peygamberimizin (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), güneşin tepeden batıya kaymadan önce yola çıktığı zamanlarda
böyle yaptığını gördüm.''
37265. Amr b. Şu 'ayb,
babasından, o da dedesinden naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Beni Mustalik gazvesinde iki namazı cemederek kıldı."
Ebu Hanife'nin ise
"Böyle yapması caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Vakıf
37266. İbn Ömer
naklediyor: Hz. Ömer, Hayber'de (ganimetten) bir arazi sahibi olunca (bunu
tasadduk etmesini emreden bir rüyayı üst üste üç gün görmesi üzerine)
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Ben Hayber'de bir
tarlaya sahip oldum. Şimdiye kadar yanımda böylesine değerli bir arazim hiç
olmadı. Bu tarla için bana ne emir buyurursunuz?" diye sordu. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dilersen onun aslını (Allah için)
elinde tut ve (gelirini) tasadduk et!" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer
araziyi tasadduk etti ve aslının satılamayacağını ve hibe edilemeyeceğini ve
varis olunamayacağını söyleyip bu araziyi fakirlere, akraba la ra, kölelere,
Allah yolunda harcamalara, yolculara ve misafirlere bağışladı. Arazinin
idaresini üzerine alanın bu malı kendi malı gibi kullanmadıkça ondan makul
ölçüde yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir beis olmadığını söyledi.
37267. İbn Tavus,
babasının şöyle dediğini nakleder: "Görmüyor musun, Hucr el-Mederı,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sadaka (sebil) olarak verilen bir
maldan, bunu verenin ailesinin de aşırıya kaçmadan kati miktarda
yiyebileceklerini buyurduğunu, bana bildirdi."
Ebu Hanife'nin:
"Varisler eğer isterlerse vakfedilen bu malı geri alabilirler" dediği
nakledilir.
*
Cahiliye Döneminde
Yapılan Adaklar
37268. Hz. Ömer der ki:
"Cahiliye döneminde yaptığım bir adağı Müslüman olduktan sonra yerine
getirip getirmeyeceğimi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorunca
adağımı yerine getirmemi emretti."
37269. Tavus, Cahiliye
döneminde adak adayıp sonra Müslüman olan kişi için:
"Adağını yerine
getirir" dedi.
Ebu Hanife'nin ise
"Müslüman olunca bu konudaki yemini düşer" dediği nakledilir.
*
Veli Olmadan Yapılan
Nikah
37270. Hz. Aişe'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Velisinin veya velilerin nikahlamadıkları kadının nikahı batıldır."
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu üç defa tekrarladı ve devamla:
"Eğer kocası gerdeğe girdiyse, kadının fercinden helal addetmiş olması
sebebiyle madına mehir gerekir. Eğer (veliler) ihtilafa düşerlerse, sultan,
veli si olmayanların velisidir" buyurdu.
37271. Ebu Burde'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Velisiz nikah olmaz.''
37272. Ebu Burde,
babasından Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Velisiz nikah yoktur.''
Ebu Hanife'nin ise
"Koca kadına denk olduğu takdirde nilcih caizdir" dediği nakledilir.
*
Ölünün Yerine Namaz
Kılmak
37273. İbn Abbas
bildiriyor: Sa'd b. Ubade, annesinin vefatından önce adayıp yerine getiremediği
bir adak konusunda Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorunca
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onun yerine adağı sen yerine
getir" buyurdu.
37274. İbn Bureyde,
babasından naklediyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında
oturturken bir kadın gelip: "Annemin iki aylık oruç borcu vardı. Onun
yerine ben oruç tutabilir miyim?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Onun yerine oruç tut. Annene ait olan bir borcu sen
ödeseydin o ödemiş gibi olmaz mıydı" diye sorunca kadın: "Evet"
karşılığını verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onun yerine
sen oruç tut" buyurdu.
37275. Sinan b. Abdillah
el-Cüheni bildiriyor: (Sinan'ın) halası Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) gidip: "Ya Resulallah! Annem vefat ettiğinde Kabe'ye yürüyerek
gitmeyi adamıştı" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Onun yerine sen yürüyebilir misin?" diye sordu. Kadın:
"Evet" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Annenin yerine sen yürü" dedi. Kadın: "Bunu yapmam onun adağını
yerine getirir mi?" diye sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Evet"
karşılığını verip şöyle devam etti: "Annene ait olan bir borcu sen
ödeseydin o ödemiş gibi olmaz mıydı?" Kadın: "Evet" deyince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kendisine olan borcun
ödenmesinde Yüce Allah daha çok hak sahibidir" buyurdu.
Ebu Hanife'nin ise
"Bu caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Zina Eden Erkek ve
Kadını Sürgün Etmek
37276. Ubeydullah
naklediyor: Ebu Hureyre, Zeyd b. Halid ve Şibl, Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yanındayken bir adam kalkıp: "Allah için aramızda
Allah'ın Kitab'ıyla hükmetmeni istiyorum" dedi. Adamın hasmı -ondan daha
anlayışlıydı"Aramızda Allah'ın Kitabıyla hükmet ve konuşmam için müsaade
et" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Konuş"
deyince adam: "Oğlum bunun yanında çalışan bir işçiydi ve onun hanımıyla
zina etti. Buna karşılık ben yüz koyun ve bir hizmetçiyi fidye olarak verdim.
ilim ehli olan kişilere sorduğumda ise oğluma yüz kırbaç vurulması ve bir yıl
sürgüne gönderilmesine, bunun hanımının ise recmedilmesine hükmettiler"
dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Nefsim elinde olana yemin
ederim ki; aranızda Allah'ın Kitabıyla hükmedeceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana
geri verilecek, oğluna yüz kırbaç ve bir yıl sürgün cezası uygulanacak. Ey Uneys!
Bunun hanımının yanına git, eğer zina ettiğini itiraf ederse onu recmet"
buyurdu.
37277. Ubade b.
es-Samit'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Benden alın. Allah onlar için bir çıkış yolu kılmıştır. Bekar, bekarla,
(zina yaparsa ceza olarak) her birisine yüz kırbaç ve bir sene sürgüne
yollamak, evli evliyle zina yaparsa onlara yüz kırbaç ve recmedilme cezası
vardır.''
Ebu Hanife'nin ise
"Sürgün edilmez" dediği nakledilir.
*
Bebeğin idrarı
37278. Ümmü Kays binti
Mihsan bildiriyor: Henüz yemek yemeyen (anne sütüyle beslenen) bir oğlumla
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girdiğimde bebek
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine idrarını yapınca Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) su isteyip idrarın üzerine serpti.
37279. Lübabe
binti'I-Haris bildiriyor: Hüseyin b. Ali, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) üzerine idrarını yapınca ben: "Elbiseni bana ver ve başka bir
elbise giy" dediğimde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Erkek çocuğun idrarına su serpilir. Kız çocuğun idrarı yıkanır"
buyurdu.
37280. Hz. Aişe
bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirilen bir çocuk
üzerine bevledince idrarın üzerine su döktü ve giysiyi yıkamadı.
37281. Ebu Leyla
bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında otururken
Hüseyin b. Ali emekleyerek gelip Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
göğsünün üzerinde oturdu ve O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine işedi.
Biri onu almak için davranınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Oğlum, oğlum!" dedi ve su isteyip idrarın üzerine su döktü.
Ebu Hanife'nin ise
"Yıkanması gerekir" dediği nakledilir.
*
Lanetleşenlerin
Lanetleştikten Sonra Evlenmeleri
37282. Sehl b. Sa'd
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında lanetleşen karı
kocanın ayrılmalarına hüküm verilince adam: "Ya Resulallah! Ben onu
yanımda tutarsam onun hakkında yalan söylemiş olurum" dedi,
37283. İbn Abbas,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lanetleşen karı kocayı birbirinden
ayırdığını nakleder.
37284. İbn Ömer
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensar'dan bir adam ile
hanımı arasında lian yaptı ve onları birbirinden ayırdı.
37285. İbn Ömer der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lian yaptığı karı kocayı
birbirinden ayırdı."
37286. İbn Ömer
bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) lanetleşen iki kişiyi
birbirinden ayırıp ta adam: "Ya Resulallah! Ya malım ne olacak!"
deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer doğru söylüyorsan
onunla ilişki kurman karşılığı malın onun olur. Eğer yalan söylüyorsan o malı
almada kadın senden daha fazla hak sahibidir" buyurdu.
Ebu Hanife'nin ise
"Eğer koca yalan söylediğini itiraf ederse onunla bir daha
evlenebilir" dediği nakledilir.
*
Oturarak Namaz Kılanın
imamlığı
37287. Enes b. Malik
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) atından düşüp sağ
tarafından yaralandı. Onu ziyaret ettiğimizde namaz vakti gelince oturarak bize
namaz kıldırdı. Biz de ardında oturarak namaz kıldık. Namazı bitirince şöyle
buyurdu: "İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı
imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız. Rükuya gittiği zaman, siz de
rükuya gidiniz. Secde ettiği zaman, secde ediniz; secdeden başını kaldırınca
siz de aynısını yapınız. İmam: ''Semiallahu limen hamideh'' dediğinde
''Allahümme Rabbena leke'l-hamd'' deyiniz. İmam oturarak namaz kılarsa siz de
oturarak namaz kılınız."
37288. Hz. Aişe bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rahatsızlanınca, ashabından bazıları
ziyaret etmek için yanına girdiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
oturarak namaz kılınca saha be ayakta namaz kılıp ona uydular. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara oturmaları için işaret etti. Namazı
bitirince: "İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı
rükuya gittiği zaman, siz de rükuya gidiniz. Kalkınca kalkınız. Oturarak namaz
kılarsa siz de oturarak kılınız" buyurdu.
37289. Cabir bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) atından bir hurma kütüğünün üzerine
düştü ve ayağı incindi. Onu ziyaret ettiğimizde Hz. Aişe'ye ait bir odada
oturarak namaz kılıyordu. Biz de ayakta durarak ona uyduk. Daha sonra oturarak namaz
kılarken bir daha yanına girip ayakta durarak ona uyduğumuzda, bize oturmamızı
işaret etti ve namazı bitirince şöyle buyurdu: "İmam, kendisine uyulsun
diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı ayakta durarak namaz kıldığında siz de
ayakta durarak kılınız. Oturarak kıldığında ise siz de oturunuz. Farisilerin
ileri gelenlerine yaptıkları gibi imam otururken siz ayakta durmayınız.''
37290, Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı imam tekbir
aldığı zaman siz de tekbir alınız ve okuduğu zaman da susunuz.
''Gayri'l-mağdubi aleyhim ve leddallin'' dediği zaman ''Amin'' deyiniz. Rüku'ya
gittiği zaman, siz de rüku'ya gidiniz, ''Semiallahu limen hamideh'' dediği
zaman, ''Allahümme Rabbena ve leke'l-hamd'' deyiniz. Secde ettiği zaman, secde
ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz oturarak namaz kılınız."
Ebü Hanife'nin ise
"İmam oturarak namaz kıldıramaz" dediği nakledilir.
*
Emzirmede Şahitlik
37291. Ukbe b. el-Haris
bildiriyor: Ebu ihab et-Temimı'nin kızıyla evlendim.
Evlendiğimizin birinci
sabahı Mekke'lilere ait bir cariye gelip: "Ben sizi emzirdim" dedi.
Ukbe bineğine binerek Medine'ye Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanına gidip olanları kendisine anlattı ve: "Cariyenin sahiplerine
sorduğumda bunu inkar ettiler" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "(Emzirdiği) söylendiği halde nasıl olur!" deyip onları
birbirinden ayırdı ve kadın başkasıyla evlendi.
37292. İbn Ömer
bildiriyor: Emzirmede kaç şahidin olması gerekir?" diye sorulunca
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir erkek veya kadın"
buyurdu.
Ebu Hanife'nin ise
"Şahidlerin birden çok olması gerekir" dediği nakledilir.
*
Hanımından Sonra
Müslüman Olan Kocanın Nikahını Yenilemesi
37293. İbn Abbas
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızı Zeyneb'i iki yıl
sonra kocası Ebu'l-As'a iki yıl sonra eski nikahı ile geri verdi (ne nikah, ne
mehir hiçbir şeyi yenilemedi.)
37294. Şa'bi naklediyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu (Zeyneb'i kocasına) ilk nikahıyla
gönderdi.
Ebu Hanife'nin ise
"Nikahın yenilenmesi gerekir" dediği nakledilir.
*
Hac Menasikinin
Bazılarını Bazılarından Sonraya Ertelemek Kurban Kesmeyi Gerektirir mi?
37295. Abdullah b. Amr
bildiriyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip:
"Kurban kesmeden önce tıraş oldum?" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Kurbanını kes, mahzuru yok" buyurdu. Adam:
"Taşları atmadan kurban kestim?" deyince ise: "Sakıncası yoktur,
taşları at" karşılığını verdi.
37296. İbn Abbas
bildiriyor: Bir kişi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Akşam
olduktan sonra (şeytana) taşları attım" diye sorunca Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı yoktur" buyurdu. Adam:
"Kurban kesmeden önce tıraş oldum" deyince ise Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı yoktur" karşılığını verdi.
37297. Hz. Ali
naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam gelip:
"Tıraş olmadan önce Arafat'tan indim" deyince Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Saçını tıraş et veya kısalt, zararı
yoktur" buyurdu.
37298. Usame b. Şerık
bildiriyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kurban
kesmeden önce tıraş oldum" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Zararı yoktur" karşılığını verdi.
37299. Cabir naklediyor:
Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kurban kesmeden önce
tıraş oldum" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı
yoktur" karşılığını verdi.
Ebu Hanife'nin ise
"Kurban kesmesi gerekir" dediği nakledilir.
*
İçkiyi Sirkeye
Dönüştürmek
37300. Enes b. Malik
bildiriyor: Yetim olan bazılarına miras olarak içki kaldı. Ebu Talha bu içkinin
sirke yapılıp yapılamayacağını sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Hayır" karşılığını verdi.
Ebu Hanife'nin ise
"Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Mahrem Olan Birini
Nikahlayanın Öldürülmesi
37301. Bera bildiriyor:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), analığıyla evlenen birisinin
başını kesip getirmek üzere birini gönderdi."
37302. Bera b. Azib
naklediyor: Dayımı, elinde bir sancakla gördüm. Ona:
"Nereye
gidiyorsun?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Adamın biri babasının ölümünden
sonra analığıyla evlenmiş. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de beni bu
adamı öldürmek veya boynunu vurmak için gönderdi."
Ebu Hanife'nin ise
"Bu kişiye sadece had uygulanır" dediği nakledilir.
*
Ceninin Kesilmesi
37303. Ebu Said'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"(Kesilen hayvanın karnındaki) ceninin kesimi eğer bu cenin (gelişmiş ve)
tüylenmişse, annesinin kesimi ile gerçekleşir''
Ebu Hanife'nin ise
"Annesinin kesilmesi, onun kesilmesi yerine geçmez" dediği
nakledilir.
*
At Eti Yemek
37304. Esma binti Ebi
Bekr bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında bir
at kesti k ve etinden yedik (veya etinden biz de yedik)."
37305. Cabir b. Abdillah
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizlere at etinden
yedirdi, ancak eşek etini bize yasakladı."
37306. Cabir der ki:
"Hayber savaşı sırasında at eti yedik."
Ebu Hanife'nin ise
"At eti yenmez" dediği nakledilir.
*
Rehin Alınan Şeyden
Faydalanmak
37307. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Rehin bırakıldığında bineğe binilir, rehin bırakıldığında sütü içilir.
Rehin malının nafakası (masrafı), ona binen ve sütünü içen kimseye aittir.''
37308. Ebu Hureyre:
"Rehin bırakılan şey (hayvan) sağılıp binilebilir" dedi.
37309. Ebu Hureyre:
"Rehin bırakılan şey sağılıp binilebilir" dedi.
Ebu Hanife'nin ise
"Rehin bırakılan şeyden faydalanılmaz ve ona binilmez" dediği
nakledilir.
*
(Alışverişte, Alıp
Satanların) Birbirinden Ayrılmadıkça Muhayyer Olmaları
37310. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Yalnız
(ayrıldıktan sonra da) muhayyerlik şartıyla yapılan satış müstesna.''
37311, Hakım b. Hizam'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça (vazgeçmekte) muhayyerdirler.
''
37312. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Yalnız
(ayrıldıktan sonra da) muhayyerlik şartıyla yapılan satış müstesna."
37313. Ebu Berze'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler."
37314. Semura,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Alıp-satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler."
Ebu Hanife'nin ise
"Ayrılmasalar bile alışveriş geçerlidir" dediği nakledilir.
*
Konuştuktan Sonra Sehiv
Secdesi Yapmak
37315. Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) konuştuktan
sonra iki sehiv secdesi yaptı.''
37316. Ebu Hureyre der
ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) konuştuktan sonra iki sehiv
secdesi yaptı.''
37317. imran b. Husayn
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç rekat kılıp namazdan
çıktı. Hirbak adında bir adam kalkıp: "Ya Resulallah! Namaz eksiltildi
mi?" diye sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O
nedir?" diye sorunca adam: "Üç rekat kıldın" dedi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir rekat daha kılıp sonra selam verdi, sonra iki
sehiv secdesi yapıp selam verdi.
Ebu Hanife'nin ise
"Konuştuğu takdirde artık sehiv secdesi yapamaz" dediği nakledilir.
*
Mehirin En Azı On
Dirhemdir
37318. Abdullah b. Amir
b. Rabia, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
zamanında bir adam iki ayakkabı mehirle evlendi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) onun nikahını geçerli saydı.
37319. Sehl b. Sa'd,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bir adama şöyle dediğini nakleder:
"Git, seni onunla evlendirdim. (Mehir olarak) ona Kur'an'dan bir sure öğret."
37320. İbn Ebi Lebibe,
dedesinden Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Kim bir dirhem karşılığı evlenirse onun bu nikahı caizdir."
37321. Abdurrahman b.
el-Beylemanı bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir
hutbesinde: "Içinizdeki bekarları evlendirin ... " (Nur Sur. 32)
deyince bir adam kalkıp: "Ya Resulallah! Aralarındaki mehir nedir?"
diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Ailelerinin aralarında
anlaştığıdır" karşılığını verdi.
37322. Enes bildiriyor:
Abdurrahman b. Avf, üç dirhem ve bir dirhemin üçte birine karşılık gelenbir
altın parçasını mehir vererek evlendi.
37323. Hasan(-ı Basri):
"Koca ve kadının ittifak ettikleri miktarlşey mehirdir" dedi.
37324. İbn Avn bildiriyor:
Hasan(-ı Basri)'ye: "Erkeğin evlenirken vereceği mehrin asgarisi
nedir?" diye sorduğumda: "Bir nevat altın ağırlığıdır"
karşılığını verdi.
37325. Said b.
el-Müseyyeb der ki: "Kadın bir kamçı karşılığı evlenmeyi kabul etse, bu
bile mehir olur."
37326. Abdurrahman b.
el-Beylemanı bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kadınlara mehirlerini cömertçe verin" (Nisa Sur. 4) deyince bir adam
kalkıp: "Ya Resulallah! Aralarındaki mehir nedirr diye sordu. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ailelerinin aralarında
anlaştığıdır" karşılığını verdi.
Ebü Hanife'nin ise
"On dirhem mehirden daha azıyla kadınla / kızla evlenemez" dediği
nakledilir.
*
Azad Edilme Mehir Olarak
Kabul Edilebilir Mi?
37327. Enes b. Malik der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Safiyye'yi azad edip onunla
evlendi. Enes'e: "Bunun. mehri nedir?" diye sorulunca, Enes:
"Hürriyeti
kendisidir. Yani Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hürriyetini ona mehir
olarak vermiştir" dedi.
37328. Hz. Ali der ki:
"Kişi eğer isterse üm mü veledini (kendisine çocuk doğuran cariyesini)
azad eder ve hürriyetini mehir olarak sayar."
37329. Said b.
el-Müseyyeb der ki: "Kim cariyesini veya ümmü veledini azad edip bunu
mehri olarak sayarsa; bunun caiz olduğu görüşündeyim.''
Ebu Hanife'nin ise
"Onunla sadece mehirle evlenebilir" dediği nakledilir.
*
Nafile Kılanın Sabah
Namazını Kılan imama Uyması
37330. Cabir b.
el-Esved, babasından nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
hacda beraberdim. Sabah namazını Hayf mescidinde onunla birlikte kıldım. Namazı
bitirip dönünce arka tarafta cemaatle namaz kılmayan iki kişi gördü ve: "O
ikisini bana getirin" dedi. Adamlar getirildiğinde korkudan göğüsleri
titriyordu, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bizimle namaz
kılmanıza engel nedir?" deyince; "Ya Resulallah! Biz çadırlarımızda
namazı kılmıştık" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Böyle yapmayın, çadınnızda namaz kılar sonra bir mescide
gidip cemaate rastlarsanız onlarla birlikte tekrar namaz kılınız ki bu, sizin
için nafile namaz olur" buyurdu.
37331. Bişr- veya Busr-
b. Mihcan ed-Dueli, babasından, o da Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) buna benzer bir rivayette bulundu.
Ebu Hanife'nin ise
"Sabah namazı tekrar kılınmaz" dediği nakledilir.
*
Cemaatin Tekrarı
37332. Ebu Said der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz kıldıktan sonra bir adam geldi.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim bunun sevabına ortak olur?"
deyince oradakilerden bir adam kalkıp onunla birlikte namaz kıldı.
Ebu Hanife'nin ise
"Namazı kılan, kılmayanla cemaat yapıp tekrar kılamaz" dediği
nakledilir.
*
Köleye Karşılık Hürün
Öldürmesi
37333. Hasan(-ı
Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Kim kölesini öldürürse, biz de onu öldürürüz. Kim de kölesini
(burnunu, kulağını keserek) sakatlarsa, biz de onun (burnunu, kulağını keserek)
sakatlarız."
Ebu Hanife'nin ise
"Köleye karşılık hür öldürülmez" dediği nakledilir.
*
Namaz Kılarken Güneşin
Doğması
37334. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Kim güneşin batmasından önce ikindi namazının bir rekatını kılarsa ikindi
namazına yetişmiş demektir. Kim sabah namazından bir rekatı güneş doğmazdan
önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir."
Ebü Hanife'nin ise
"Sabah namazından bir rekat kılınca güneş doğacak olursa namazı caiz
değildir" dediği nakledilir.
*
Oruç Kefareti
37335. Ebu Hureyre
bildiriyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip:
"Helak oldum" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Seni helak eden nedir?" diye sordu. Adam: "Ramazanda hanımımla
ilişki kurdum" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Bir köle azad et" buyurdu. Adam: "Buna gücüm yetmez"
karşılığını verince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İki ay oruç
tut" buyurdu. Adam: "Buna gücüm yetmez" deyince Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Altmış fakiri doyur" buyurdu. Adam:
"Buna gücüm yetmez" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Otur" dedi. Adam oturdu, bu sırada hurma dolu bir zenbil getirildi.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Git ve bunu sadaka
olarak dağıt" buyurdu. Adam: "Seni hak olarak gönderene yemin ederim
ki; Medine'nin şu iki kayalığı arasında buna benim ailemden daha muhtaç bir ev
halkı yoktur" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) azı dişleri
görülünceye kadar güldü. Sonra: "Git ve bunu çocuklarına yedir"
buyurdu.
Ebu Hanife'nin ise
"Oruç kefareti olarak fakire vermesi gereken bir şeyi ailesine yedirmesi
caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Bayram Namazını ikinci
Gün Kılmak
373360 Ebu Umeyr b. Enes
der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından ve Ensar'dan
olan halalarım şöyle demişlerdir: "Şevval ayının hilalini göremeyince
oruçlu olarak sabahladık. Gündüzün sonunda bir kafile geldi. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda hilali dün gördüklerine şahitlik
ettiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oruçlarını
bozmalarını ve yarın için bayram namazına çıkmalarını emretti."
Ebu Hanife'nin ise
"İkinci gün namaz kılamazlar" dediği nakledilir.
*
Sütü Memesinde
Hapsedilmiş Hayvanın Satışı
37337. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Her kim sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilmiş bir koyunu sa alırsa bu
satın aldığı hayvanı iade etmede muhayyerdir. Dilerse hayvanı . eder ve
(sağdığı süte karşılık) sahibine bir sa hurma verir."
37338. Abdurrahman b.
Ebi Leyla, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bir kişiden
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini naklede .. "Her
kim sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilmiş bir koyunu satın alırsa bu satın
aldığı hayvanı iade edip etmeme de muhayyerdir. Dilerse hayvanı iade eder ve
(sağdığı süt e karşılık) sahibine bir sa hurma veya yem verir.''
Ebu Hanife'nin ise bunun
tersini söylediği nakledilir.
*
Hurma Koruğu ile Hurmayı
(Şıra Kurmakta) Karıştırmak
37339. Cabir der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma ile kuru üzümün
karıştırılarak şıra yapılmasını, yine aynı şekilde hurma koruğu ile hurmanın
karıştırılarak şıra yapılmasını yasakladı."
37340. İbn Abbas der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma ile kuru üzümün
karıştırılarak şıra yapılmasını, yine aynı şekilde hurma koruğu ile kuru üzümün
karıştırılarak şıra yapılmasını yasakladı. Curaş ahalisine de bu konuda bir
ferman yazdırdı."
37341. Abdullah b. Ebi
Katade, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurduğunu nakleder: "Hurma ile kuru üzümü karıştırarak şıra yapmayın.
Hurma koruğu ile hurmayı da karıştırarak şıra yapmayın. Bunun yerine her birini
kendi başına şıra yapın.''
37342. Ebu Said der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma koruğu ile hurmayı, kuru
üzüm ile hurmayı karıştırarak şıra yapmayı yasakladı."
Ebu Hanife'nin: "Bunda
bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Hulle Nikahı
37343. Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hulle yapana da
yaptırana da lanet etti."
37344. Hz. Ömer der ki:
"Bana hulle yapan ve yaptıran getirilse ikisini de recmederim."
37345. İbn Ömer der ki:
"Allah, hulle yapana da, yaptırana da lanet etsin."
37346. Hz. Ali,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Allah, hulle yapana da, yaptırana da lanet etsin."
37347. İbn Sirin der ki:
"Allah, hulle yapana da, yaptırana da lanet etsin."
Ebü Hanife'nin:
"Hulle niyetiyle evlenip onu bırakmak istemezse boşamamasında bir sakınca
yoktur" dediği nakledilir.
*
Yitik Malı ilan Etmek
37348. Zeyd b. Halid
el-Cüheni bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bulunan bir
şey hakkında sorulunca: "Onu (sahibini bulmak için) bir yıl ilan et.
Sahibi gelirse malını kendisine ver, yoksa onu infak et" buyurdu.
37349. Süveyd b. Gafele
bildiriyor: Ben, Zeyd b. Suhan ve Selman b. RabTa yürürken Uzeybe denilen yere
gelince bir kamçı buldum. Onlar bana: "Onu yerine bırak" dediler, ama
ben bırakmadım. Medine'ye gelince Ubey b. Ka'b'a gittim ve (ne yapmam
gerektiğini) sordum. Ubey b. Ka'b: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) zamanında yüz dinar buldum ve bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) anlattığımda: "Onu bir yıl ilan et" dedi. Bir yıl ilan etmeme
rağmen sahibi çıkmadı. Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gittiğimde: "Onu bir yıl ilan et. Eğer sahibini bulursan kendisine ver.
Eğer sahibini bulamazsan paranın sayısını, kesesini ve ağız bağını muhafaza et!
Eğer sahibi gelirse (kendisine teslim edersin); gelmezse, artık bu senin malın
gibidir" dedi.
Ebu Hanife'nin:
"Eğer sahibi gelirse malını kendisine öder" dediği nakledilir.
*
Meyveleri Olgunlaşmadan
Satmak
37350. İbn Ömer der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar,
ağaç üzerindeki meyvenin satışını yasakladı.''
37351. Cabir der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar,
ağaç üzerindeki meyvenin satışını yasakladı."
37352. Zeyd b. Cübeyr
bildiriyor: Bir adam İbn Ömer'e meyvenin alım satımını sorunca, İbn Ömer:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar,
ağaç üzerindeki meyvenin satışını yasakladı" dedi.
37353. Ebu Hureyre,
Muaviye'ye dedi ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), her türlü
afetten etkilenmez hale gelmedikçe meyvelerin satışını yasakladı."
37354. Ebu Said der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar, ağaç
üzerindeki meyvenin satışını yasakladı. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Meyvelerin olgunlaşmasının belirmesi nedir?" diye
sorduklarında ise, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Meyvenin
afete uğrayarak zarar görme tehlikesini atlatması ve olgunlaşmasıdır"
buyurdu.
37355. Ebu'l-Bahterı
bildiriyor: İbn Abbas'a hurma ağaçlarındaki meyvelerin satışını sorduğumda:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma ağacının meyvesini, sahibi
yiyinceye yahud ondan yenilinceye ve tartılıncaya kadar satmaktan
nehyetti" dedi. Ben: "Tartılacak nedir?" diye sorunca, İbn
Abbas'ın yanında bulunan bir adam: "Korununcaya kadar" dedi.
37356. Enes der ki: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), meyvelerin yenilecek hale kadar meyvelerin
satışını yasakladı." Enes'e: "Olgunlaşması nasıldır?" diye
sorulunca: "Kızarması veya sararmasıdır" karşılığını verdi.
37357. Ebu Umame:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye kadar,
meyvenin satışını yasakladı" dedi,
37358. Ebu Hureyre der
ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olgunlaşması belirinceye
kadar, meyvenin satışını yasakladı."
Ebu Hanife'nin:
"Meyveler henüz korukken satılmasında bir sakınca yoktur" dediği
nakledilir. Bu da, bu konuda gelen rivayetlere muhalif olan bir görüştür.
*
Büluğ çağı
37359. Nafi, İbn Ömer'in
şöyle dediğini nakleder: "Henüz ondört yaşındayken Uhud savaşına
katılacaklar arasında Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sunuldum ancak
benim yaşımı küçük görüp geri çevirdi. Ancak Hendek savaşında on beş
yaşındayken sunulduğumda savaşa katılmama izin verdi." Nafi' der ki:
"Halife iken Ömer b. Abdilazız'e bunu aktardığımda bana şöyle dedi:
"Küçük ile büyük arasındaki yaş sınırı işte budur." Sonra da
valilerine şöyle bir ferman yazdı: "On beş yaşına girenlere diğer askerler
gibi maaş verilsin. Bundan daha küçük olanları ise çoluk çocuktan sayın."
Ebu Hanife'nin: "Kız
çocuğunun on sekiz veya on yedi yaşına gelene kadar hiçbir mükellefiyeti
yoktur" dediği nakledilir.
*
Hurma Ağaçlarının Harsı
(Ne Kadar Hurma Çıkacağının Tahminen Tesbiti)
37360. Said b.
el-Müseyyeb bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Attab b.
Useyd'i hurmada olduğu gibi üzüm asmaları üzerinde bulunan yaş üzümden tahminen
ne kadar kuru üzüm çıkacağını tesbit etmesini ve zekatın hurmada olduğu gibi
kuru üzüm olarak verilmesini emretti. Hurma ve üzümün zekatında Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünneti (uygulaması) bu şekildedir.
37361. Şa’bi bildiriyor:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Abdullah b. Revaha'yı hurmaların
ne kadar olduğunu tahmin etmesi için Yemen'e gönderdi.''
37362. Abdurrahman b.
Mes’ud bildiriyor: Sehl b. Ebi Hasme oturduğumuz meclise geldi ve Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini söyledi: "(Meyvelerin)
miktarını tahmin ettiğinizde, (zekat olan kısmı) alınız ve (kalanını)
bırakınız"
37363. Ebu'z-Zübeyr
naklediyor: Cabir'in: "Abdullah b. Revaha, Hayber'in hurmalarını kırk bin
vesk olarak takdir etti" dediğini işittim. Yine Cabir, İbn Revaha'nın
onları (bu hesap üzerinden hurmayı toplayıp yarısını verme ile meyveleri tümden
Müslümanlara verip hesap ettiği miktarın yarısını kendileri alma arasında)
muhayyer bıraktığında, Yahudilerin meyveleri alıp yirmi bin vesk
borçlandıklarını ileri sürdü.
37364. Buşeyr b. Yesar
bildiriyor: "Hz. Ömer, Ebu Hayseme'yi hurmaların miktarını takdir etmesi
için gönderirdi."
Ebu Hanife, hars'a cevaz
vermezdi.
*
Babanın, Oğlunun
Malından Kendine Harcaması
37365. Hz. Aişe'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Kişinin yediği en güzel şey kazancıdır ve şüphesiz kişinin evladı da onun
kazancı arasındadır."
37366. Hz. Aişe'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Sizin yediğiniz en güzel şey, kendi kazancınızdır ve şüphesiz sizin
çocuklarınız da kazancınız arasındadır."
37367. Şa’bi bildiriyor:
Ensar'dan bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Ya
Resulallah! Babam malımı gasbetti" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Sen de, malın da babanındır" buyurdu.
37368. Muhammed b. el-Münkedir
naklediyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek:
"Ya Resulallah! Benim malım var, babamın da malı var (ama babam malımı
almak istiyor)" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Sen
de, malın da babanındır" buyurdu.
37369. Hz. Aişe der ki:
"Kişi evladının malından dilediğini yer, evlat ise babasının malından
ancak onun izniyle yiyebilir."
37370. Amr b. Şu'ayb,
babasından, o da dedesinden naklediyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) gelerek: "Babam malımı aldı" deyince Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen de, malın da babana aitsiniz"
buyurdu.
Ebü Hanife'nin:
"Ancak ihtiyaç halinde alır ve kendine harcar" dediği nakledilir.
*
Develerin idrarını içmek
37371. Enes b. Malik der
ki: Medine'nin çevresinden bazı insanlar geldiler ve Medine'de
rahatsızlandıklarından dolayı orada ikamet etmek istemediler. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Eğer arzu ederseniz sadaka
develerinin bulunduğu yere giderek onların idrar ve sütlerinden içiniz"
buyurdu.
37372. Ebu Kılabe
bildiriyor: Enes b. Malik'in bana bildirdiğine göre Ukl kabilesinden sekiz
kişilik bir grup Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip islam üzere
ona biat ettiler. Ancak bölgenin (Medine'nin) iklimi onlara sağlıklı gelmediği
için vücutlarında rahatsızlıklar çıkmaya başladı. Durumdan Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yakındıklarında, onlara: "Bizim çobanın
yanında deve sürüsüyle beraber (otlağa) çıksanız olmaz mı? İdrarından ve sütünden
içer (iyileşir)siniz" buyurunca, onlar da: "Çıkarız!'' dediler.
Sonrasında çobanla birlikte çıktılar ve develerin idrarı ile sütünden içmeye
başladılar ..''
Ebü Hanife, devenin
idrarının içilmesinin mekruh olduğunu söyler.
*
Medine'nin
Dokunulmazlığı
37373. Amir b. Sa'd,
babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu
nakleder: "Medine'nin iki kara taşlığı (Ayr ve Sevr tepeleri) arasını
haremleştirdim. Onun otları biçilmez veya av yapılmaz." Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu; "Eğer bilselerdi Medine onlar
için daha hayırlıdır."
37374. İbrahim et-Teymı,
babasından naklediyor: Hz. Ali bize hutbe verdi ve şöyle dedi: "Her kim
bizim yanımızda Allah'ın Kitabı ve bir de şu sahifeden başka bir şey
bulunduğunu, onu okuduğumuzu iddia ederse bu kişi yalan söylemiştir. Bu
sahifede diyet develerinin yaşları ile yaralamalara ait bazı şeylerin
açıklaması vardır. Yine bu sahifede, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şu sözleri yer almaktadır: "Medine'nin Ayr'den Sevr'e kadar olan
kısmı, haremdir."
37375. Sehl b. Huneyf
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eliyle Medine'ye işaret
ederek: "Bu şehir emin beldedir" buyurdu.
37376. Said b.
el-Müseyyeb, Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini nakleder:
"Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'nin iki kara taşlığı (Ayr ve Sevr
tepeleri) arasını harem ilan etti." Ebu Hureyre: "Ceylanların orada
konakladığını görsem onları ürkütmezdim" dedi.
37377. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Yüce Allah benim dilimle Medine'nin iki kara taşlığı (Ayr ve Sevr
tepeleri) arasını harem ilan etti.''
37378. Velid b. Kesır'in
bildirdiğine göre Şurahbıl Ebu Sa'd, Medine'de Esvaf denilen yere girip orada
bir kuş avladı. Kuş Şurahbil'deyken Zeyd b. Sabit yanına girdi ve kulağını
büküp şöyle dedi: "Annesiz kalasıca! Kuşu serbest bırak. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'nin iki kara taşlığı arasını harem ilan
ettiğini bilmiyor musun?''
37379. Abdurrahman,
babası Ebu Said'den naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Hz. İbrahim Mekke'yi haram kıldığı gibi, ben de Medine'nin iki
kara taşlığı (Ayr ve Sevr tepeleri) arasını harem ilan ettim."
Ebu Said bizden birinde
(yakalanmış) bir kuş gördüğünde onu bizden alıp bağını çözerek serbest
bırakırdı.
37380. Asım el-Ahvel
bildiriyor: Enes b. Malik'e: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Medine'yi harem ilan etti mi?" diye sorduğumda: "Evet, Medine
haremdirı onu Allah ve Resulü harem kılmıştır. Onun otu koparılmaz. Kim onun
otunu koparacak olursa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun
üzerine olsun" dedi.
37381. İbn Abbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Allahım! Senin Mekke'yi harem ilan ettiğin gibi ben de Medine'yi harem
ilan ediyorum.''
Ebu Hanife'nin:
"Medine harem bölgesi değildir" dediği nakledilir.
*
Köpeklerin (Satışı
Karşılığında Alınan) Para
37382. Ebu Mes'ud
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) fahişenin mehrini
(zina karşılığı aldığı ücreti) ve köpeğin satış bedelini almayı yasakladı.''
37383. Ebu Hureyre der
ki: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) fahişenin mehrini (ücretini) ve
köpeğin satış bedelini almayı yasakladı.''
37384. Muhammed b. Sirin
der ki: ''Kazançların en pisi, köpeğin satış bedeli ve nefesli çalgılardan elde
edilen kazançtır.''
37385. Cabir der ki:
''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) köpeğin ve kedinin satış bedelini
almayı yasakladı.''
37386. Avn b. Ebi
Cuhayfe, babasından naklediyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
köpeğin satış bedelini almayı yasakladı.''
37387. İbn Abbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Köpeğin satış bedeli; fahişenin mehri (ücreti) ve içkinin parası
haramdır."
Ebu Hanife'nin köpeğin
satış bedelini almaya ruhsat verdiği nakledilir.
*
Hırsızlıkta El Kesme
Nisabı
37388. İbn Ömer der ki:
''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç dirhem değerindeki bir kalkanı
çalan kimsenin elini kesmişti.''
37389. Hz. Aişe'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Hırsızın eli, dörtte bir dinar ve fazlası olan bir meblağda
kesilir."
37390. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: itResulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beş dirhem(lik bir
şey) çalan birinin elini kestirdi.''
EbU Hanife'nin: "On
dirhemden daha az olunca el kesilmez" dediği nakledilir.
*
Eli Kaba Sokmadan Önce
Yıkamak
37391. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Sizden biri gece uyandığında üç defa yıkamadan elini kaba sokmasın. Zira
(uykuda iken) elini nerelere değdiğini bilemez.''
37392. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Sizden biri gece uyandığında (elini su kabına daldırmadan önce) kabından
eline üç defa su döksün. Zira (uykuda iken) elinin nerede gecelediğini
bilemez.''
37393. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Sizden biri gece uyandığında elini yıkamadan su kabına sokmasın. ''
37394. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Kişi uykudan uyandığında elini yıkamadan su kabına
sokmasın."
Ebü Hanife'nin:
"Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Köpeğin Dilini Kaba
Sokması
37395. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Birinizin kabını köpek yaladığında zaman, o kabın temizliği, birincisi toprakla
olmak şartıyla onu yedi defa yıkamasıdır."
37396. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Birinizin kabını köpek yaladığı zaman, o kabı yedi defa yıkasın.''
37397. İbn Muğaffel
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) köpeklerin öldürülmesini
emretti ve: "Köpek kabı yaladığı zaman o kabı yedi defa yıkayın ve
sekizincide toprakla ovun.''
Ebu Hanife'nin:
"Bir defa yıkaması yeterlidir" dediği nakledilir.
*
Yaş Hurmayı Kuru Hurma Karşılığında
Satmak
37398. Zeyd Ebu Ayyaş
bildiriyor: Sa'd'a arpa mukabilinde öğütülüp ekmek yapılan bir bitkiyi satmanın
hükmünü sorduğumda bunu kerih gördü ve: "Resu!ullah'a (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) yaş hurmayı kuru hurma karşılığında satmanın hükmü sorulduğunda:
''Taze hurma kuruyunca ağırlığını kaybeder mi?'' diye sordu. Biz: ''Evet''
deyince böyle yapmamızı yasakladı" dedi.
37399. ikrime
naklediyor: İbn Abbas yaş hurmayı kuru hurma karşılığında satmayı kerih gördü
ve: "Çünkü yaş hurma (hacim olarak daha fazla yer kapladığı için) ölçekte
(veya kafizde) diğer hurma çeşitlerinden daha az çıkar" dedi.
37400. İbn Ömer
naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaş üzümün aynı
miktarda kuru üzüm karşılığı satılmasını yasakladı.''
37401. Tarık naklediyor:
Said b. el-Müseyyeb yaş hurmanın aynı miktardaki kuru hurmayla değiştirilmesini
kerih gördü ve: "Yaş hurma şişkin, kuru hurma ise buruşmuştur'' dedi.
Ebu Hanife'nin:
"Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Satılık Malları Yolda
Karşılayıp Satın Alma
37402. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) satılık malları
yolda karşılayıp satın almayı yasakladı."
37403. İbn Abbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Satılık malları yolda karşılayıp satın almayın ve (müşteriyi aldatmak
için satacağınız hayvanın sütünü sağmayarak) hapsetmeyin."
37404. Nafi, İbn Ömer'in
şöyle dediğini nakleder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) satılık
malları yolda karşılayıp satın almayı yasakladı.''
Ebu Hanife'nin:
"Bunda bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Vefat Eden ihramılnın
Başının Örtülmesi
37405. İbn Abbas
bildiriyor: Bir adam ihramlı bir şekilde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ile beraberdi. Devesi onu üzerinden atınca adam öldü. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Onu su ve sidr ile yıkayın ve iki ihramı içinde
kefenleyiniz. Fakat başını örtmeyin. Çünkü Allah onu, Kıyamet gününde telbiye
eder halde diriltecektir" buyurdu.
37406. İbn Abbas der ki:
Bir adam devesinden düşerek ölünce Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Onu su ve sidr ile yıkayın ve iki ihramı içinde kefenleyiniz. Fakat
başını örtmeyin. Çünkü Allah onu, Kıyamet gününde telbiye eder halde diriltecektir"
buyurdu.
Ebu Hanife'nin:
"Başı örtülür" dediği nakledilir.
*
(Mahrem) Bir Yeri,
Gözetleyenin Gözünün Oyulması
37407. Sehl b. Sa'd der
ki: Bir kişi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) odalarından birinin
deliğinden baktı. Bu sırada Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
elindeki kaşağıyla başını kaşıyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Eğer (delikten) baktığını bilseydim bununla gözünü
oyardım! Muhakkak ki; içerdekiler görülmesin diye izin istenir!"
37408. Enes naklediyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evindeyken bir adam kapı aralığından
içeriye baktı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) deliği bir akla
kapatınca adam geri çekildi.
37409. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Bil;' kişi izinsiz olarak bir topluluğu gözederse onun gözünü oymaları
helaldir."
37410. Huzeyl b.
Şurahbıl'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Bir kişi izinsiz olarak bir delikten birilerinin evinin içine
bakarsa ve onlar da bir hurma çekirdeğini atıp gözünü oyarlarsa bu kişinin gözü
heder olur (hak taleb edemez.)"
Ebü Hanife'nin:
"(Gözü oyan kişi) diyetini öder" dediği nakledilir.
*
Köpek Beslemek
37411. Huzeyl'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Her kim av köpeği veya çoban köpeği haricinde bir köpek beslerse her gün
onun sevabından iki kırat eksilir."
37412. Abdullah b. Dınar
bildiriyor: İbn Ömer ile beraber Muaviye oğullarına gittiğimizde köpekler bize
havlayınca İbn Ömer şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Her kim bekçi köpeği veya koyun köpeği haricinde bir köpek
beslerse her gün onun sevabından iki kırat eksilir."
37413. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Her kim ziraat (tarlaya bekçilik eden) köpeği, av köpeği ile koyun köpeği
haricinde bir köpek beslerse her gün onun sevabından bir kırat eksilir."
37414. Süfyan b. Ebi
Züheyr naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:
"Kim ekinini veya hayvanlarını korumak dışında bir maksatla köpek beslerse
her gün onun sevabından bir kırat eksilir." Süfyan b. Ebi Züheyr'e:
"Sen bunu Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) duydun mu?"
diye sorulunca; "Bu Mescidin Rabbine yemin ederim ki evet duydum"
karşılığını verdi.
37415. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Av köpeği veya çoban köpeği dışında köpek besleyenin
sevabından her gün bir kırat eksilir.''
Ebü Hanife'nin:
"Köpek beslemekte bir sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
iki Nisab Arasındaki
Malın Zekatı
37416. İbn Ebi Leyla,
Hakem'den naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı (Yemen'e)
gönderdi ve her otuz (sığır)'dan bir tebia (erkek veya dişi buzağı), her kırk
taneden ise bir musinne (üç yaşında dişleri çıkmış) almasını emretti. Yirmi ile
kırk arasındaki sayılardan alınıp alınmayacağını sorduklarında ise
Resulullah'", (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sormadan almayı kabul etmedi.
O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorduğunda, Hz, Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) kendisine: "Bu ikisi arasından bir şeyalma" buyurdu.
37417. Şa’bi der ki:
"Bu iki rakam arasındakilere bir şey vermek gerekmez."
37418. Şa’bi der ki: Hakem'e:
"Elli inek olduğu takdirde zekat olarak ne verilmesi gerekir?" diye
sorduğumda; "Bir müsinne (üç yaşında dişleri çıkmış) bir sığır
verilir" dedi.
37419. Hz. Ali der ki:
"iki nisab arasındaki rakamdan bir şey vermek gerekmez.''
37420. Muaz der ki:
"iki nisab arasındaki sayılardan dolayı bir şey vermek gerekmez."
Ebu Hanife'nin:
"İki nisab arasındaki sayının zekatı yoktur" dediği nakledilir.
*
Seferi Olanın Kurban
Kesmesi Gerekir mi?
37421. Asım b. Kuleyb,
babasından naklediyor: Savaştayken başımıza komutan olarak sadece Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından olanlar atanırdı. Faris bölgesindeydik
ve başımızda Müzeyne'den olan bir sahabi vardı. O zamanlar musinne fiyatları o
kadar arttı ki bir musinneyi ancak iki veya üç cezea karşılığı alabiliyorduk.
Bunun üzerine içimizden bir adam kalkıp: "Biz buna benzer bir günü daha
önce de yaşadık ve musinnenin fiyatları çok arttı. Öyle ki bir musinneyi ancak
iki veya üç tane cezea karşılığı alabiliyorduk. O zaman Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) kalkıp: "Musinne ile ifa edilen şey seniyye ile de ifa
edilebilir" buyurdu.
37422. Asım b. Kuleyb,
babasından, Müzeyne kabilesinden bir adamın şöyle dediğini nakleder:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yolculuktayken kurban kesti."
37423. Yunus bildiriyor:
"Hasan(-ı Basri), yolculuğa çıkan birinin ailesine kendisinin yerine
kurban kesmelerini vasiyet etmesinde sakınca görmezdi.''
Ebu Hanife'nin:
"Seferi olanın kurban kesmesi gerekmez" dediği nakledilir.
*
Umre Niyetiyle ihrama
Girip Hayız Olan Kadın
37424. Hz. Aişe
bildiriyor: Bizler Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Veda haccında
onunla beraber Zilhicce hilaline doğru yola çıktık. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) (mikatta): "Her kim umre niyetiyle ihrama girmek isterse
öylece ihrama girip telbiye etsin. Hac niyetiyle ihrama girip telbiye etmek
isteyen de hac niyetiyle ihrama girsin. Ben de eğer kurbanlık sevk etmemiş
bulunsaydım, muhakkak umre niyetiyle ihrama girerdim" buyurdu. Bunun
üzerine sahabılerden kimi umre niyetiyle ihrama girdi, kimi de hac niyetiyle
ihrama girdi. Ben de umre niyetiyle ihrama girenlerdendim. Yola çıkıp Mekke'ye
girmeden önce hayız oldum. Ben hayız iken Arefe günü gelip çattı ve ben hala
umremi bitirmemiştim. Bu halimi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bildirince O: "Umreni bırak, başının saç örgülerini çöz, taran ve hac
niyetiyle telbiye et" buyurdu. Ben de öyle yaptım. Nihayet haccı
bitirdikten sonra Muhassab'da kaldığımız gece Hz. Peygamber, (kardeşim) Abdurrahman
b. Ebi Bekr'i, beraberimde Ten'ım'e yolladı. Abdurrahman, beni bineğinin arka
tarafına bindirip götürdü. Orada yeni bir umre niyetiyle ihrama girip telbiye
ettim. Böylece Allah, haccımızı ve umremizi yerine getirmemizi nasib etti.
Böylece bu umreden dolayı kefaret olarak ne kurban, ne sadaka, ne de oruç
tutmak lazım geldi.
37425. İbn Ebi Necih
bildiriyor: Mücahid ve Ata'ya, Mekke'ye umre niyetiyle gelip te hayız olup,
haccı kaçırmaktan korkan kadının durumunu sorduğumda şöyle dediler: "Hac
niyetiyle telbiye getirip devam eder."
Ebü Hanife'nin:
"Hac için umreyi iptal etmiş olur ve bu sebeple bir kurban kesmesi ve
umreyi kaza etmesi gerekir" dediği nakledilir.
*
(Namaz Esnasında
Herhangi Bir Uyarıda Bulunmak için) Erkeklerin "Sübhanallah" Demesi
37426. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Tesbih erkeklere, el çırpma kadınlara mahsustur.''
37427. Ebu Hureyre
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün halka namaz
kıldırmak için kalkınca, tekbir getirmeden önce şöyle dedi: "Eğer şeytan
bana namazdan bir şeyi unutturacak olursa tesbih erkeklere, el çırpma kadınlara
mahsustur."
37428. Sehl b. Sa'd'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Tesbih erkeklere, el çırpma kadınlara mahsustur."
37429. Cabir der ki:
"Namazda (birini uyarmak için) erkekler tesbih getirir, kadınlar ise el
çırparlar."
37430. Yezid der ki:
Abdurrahman b. Ebi Leyla namaz kılarken yanına girmek için izin istedim, çocuğu
uyarmak için tesbih getirdi ve çocuk bana kapıyı açtı.
37431. Hasan(-ı Basri)
nakleder: Bir adam, Cabir b. Abdillah'ın yanına girmek için izin istedi. Namaz
kılmakta olan Cabir b. Abdillah tesbih getirince adam girip Cabir namazını
bitirinceye kadar oturdu.
Ebu Hanife'nin:
"Böyle yapılmaz" dediği ve bunu kerih gördüğü nakledilir.
*
Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Söven Kişiyi Boğmak
37432. Şa’bi der ki:
Müslümanlardan kör olan bir adam Yahudi bir kadının yanına giderdi ve bu kadın
adama yedirir içirir ve iyi davranırdı. Bu kadın devamlı Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) söverek adamı rahatsız ederdi. Bir gece yine Hz.
Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sövdüğünü duyunca kalkıp onu boğarak
öldürdü. Adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirilince kadının
durumunu halka sordu. Adam kalkıp kadının Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) söverek kendisini rahatsız ettiğini ve bu sebeple öldürdüğünü
söyleyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadının kanını heder saydı.
37433. Husayn, bir
ihtiyardan naklediyor: İbn Ömer, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
söven bir rahibin üzerine kılıçla gidip: "Biz Peygamberimize sövesiniz
diye sizinle barış yapmadık" dedi.
Ebu Hanife'nin:
"Öldürülmez" dediği nakledilir.
*
Başkasının Tabağını
Kıranın Onun Yerine Başka Bir Tabak Vermesi
37434. Kays b. Vehb,
Beni Suvaa'dan bir adamdan naklediyor: Hz. Aişe'ye:
"Bana Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ahlakını anlat" dediğimde şöyle dedi: Sen Kur'an
okumuyor musun?: "Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir." (Kalem
Sur. 4) Hz. Aişe devamla şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ashabıyla beraberken kendisine yemek yaptım, Hafsa da O'na (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yemek yaptı ve benden önce onu davet etti. Ben cariyeye:
"Git ve onun tabağını dök" dedim. Cariye tabağı Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) önüne koyarken tabağı devirdi. Tabak kırılıp
yemek döküldü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tabağı ve içindeki
yemeği topladı ve sonra yemeği yediler. Sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) benim tabağımı Hafsa'ya gönderdi ve: "Sizin kabınızın yerine
bunu alınız ve içindekini yiyiniz" dedi.
37435. Enes bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarından birinin evindeyken başka
bir hanımı O'na içinde tirit olan bir çanak hediye etti. (Hanımı) çanağa
vurunca düşüp kırıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dökülen tiridi
eliyle çanağa doldururken yanındakilere: "Yiyiniz! Anneniz kıskandı"
dedi. Sonra sağlam bir çanağın getirilmesini bekledi ve çanak gelince onu
çanağı kırılan hanımına verdi.
37436. (Kadı) Şureyh der
ki: "Kim bir sopayı kırarsa onu kendisi alır ve onun gibi birini sahibine
verir."
Ebu Hanife'nin:
"Kırdığı şeyin parasını öder" dediği nakledilir.
*
Ariyenin (Ödüncün) Hükmü
37437. Zeyd b. Sabit,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ödünç almaya ruhsat verdiğini
nakleder.
37438. Sehl b. Ebi Hasme
ve Rafi b. Hadic şöyle dediler: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ekini
belirip olgunlaşmadan satmayı ve ağaçta ki taze hurmayı kuru hurma karşılığında
satmayı yasakladı. Ancak ağacı birine ödünç veren kişinin onun yaş meyvelerini
bu kişiden kurusu karşılığında satın almasına izin verdi.
Ebu Hanife'nin: "Bu
caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Müslüman Olduktan Sonra
Yanında Bulunan Dörtten Çok Hanımlar Arasından Dördünü Seçmek
37439. İbn Ömer der ki:
Gaylan b. Seleme Müslüman olduğu zaman sekiz hanımı vardı. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), kendisine bunlardan dört tanesini seçmesini
emretti.
Ebu Hanife'nin:
"İlk dördü kalır, diğerleri boş olur" dediği nakledilir.
*
Vela Hakkının Yalnız
Azad Edene Mahsus Olmasının Şart Koşulması
37440. Hz. Aişe der ki: Sahipleri,
Berıre'yi satmak istediklerinde velası kendilerinde kalması şartını koydular.
Bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söylediğimde: "Onu satın
al ve azad et. Çünkü vda hakkı ancak azad edene aittir" buyurdu.
37441. İbn Abbas der ki:
"(Berire'nin) sahipleri onu sattıklarında vela hakkını şart koşmuşlardı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vela hakkının azad edende olduğuna
hükmetti.''
37442. İbn Ömer
bildiriyor: Hz. Aişe, Berıre'yi satın almak istediği zaman sahipleri: "Biz
bu cariyeyi velası bizim olmak şartiyle sana satarız" dediler. Bunu
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bildirdiğinde O (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Bu, sana mani değildir. Çünkü vela hakkı ancak azad edene
aittir" buyurdu.
Ebü Hanife'nin:
"Böyle bir satış fasittir ve caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Teyemmümde, Ellerin
Toğrağa Bir veya iki Defa Vurulması
37443. Ammar'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Teyemmüm, yüz ve eller için bir defa (elleri toprağa) vurmaktır."
37444. Ebu Hureyre
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) küçük abdest
bozduktan sonra eliyle yere vurdu ve yüzüyle ellerini meshetti''
37445. İbn Ebza
anlatıyor: Hz. Ömer, Ammar'a: "Hatırlıyor musun; falan yerdeydik ve cünüp
olmuş, su da bulamamıştık. O zaman toprakta yuvarlanmıştık ve Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldiğimizde kendisine anlattığımızda:
"Şüphesiz sana (şu) yeterdi" buyurdu ve ellerini yere vurdu, sonra
ellerine üfledi ve elleri ile yüzünü iki eliyle meshetti.
Ebü Hanife'nin:
"Elleri toprağa iki defa vurmak gerekir. Bir defa yeterli değildir"
dediği nakledilir.
*
Satın Almada Vekalet
37446. Şebib b. Garkade
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kendisine bir oğlak alması
için Urve el-Barikı'ye bir dinar verdi. Urve bir dinarla iki oğlak aldı ve bir
tanesini bir dinara satıp bir dinar ve bir oğlakla Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) geldi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona
alışverişinde bereket için dua etti. Ondan sonra Urve toprak alsa ondan kar
eder oldu.
37447. Ebu Hasın, bir
adamdan naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hakım b. Hizam'a
kendisine bir kurbanlık alması için bir dinar verdi. Hakım b. Hizam kurbanlığı
aldı ve sonra iki dinara sattı. Bir dinara bir oğlak aldı ve bir dinarı
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirdi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ona bereket için dua etti ve bir dinarı sadaka olarak
vermesini söyledi.
Ebü Hanife'nin:
"Vekalet verenin izni olmadan böyle bir şey yapıp zarar ederse zararı
karşılar" dediği nakledilir.
*
Namazda itminan ve
Tadil-i Erkan
37448. Ebu Mes’ud'un
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Sizden biri, rüku ve secdelerde belini (tam olarak) doğrultmadıkça namazı
yeterli olmaz."
37449. Ali b. Yahya b.
Hallad, babasından, o da -Bedir savaşına katılmış olandedesinden naklediyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber otururken bir adam namaz
kılmak için girip rüku ve secdelerini tam yapmadan kısa iki rekat kıldı. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu gözetliyordu ve adam bunun farkında
değildi. Adam namaz kıldıktan sonra gelip Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) selam verdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın
selamını alıp: "Git tekrar kıl, çünkü sen namaz kılmadın" buyurdu.
Adam üç defa aynı şekilde namaz kıldı ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) her defasında: "Git tekrar kıl, çünkü sen namaz kılmadın"
dedi.
37450. Ali b. Zeyd
anlatıyor: Misver b. Mahrame, rüku ve secdeleri tam yapmadan namaz kılan bir
adamı görünce: "Tekrar namaz kıl" dedi ve adamı, namazını tekrar
kılmadan bırakmadı.
Ebu Hanife'nin: "Bu
kişinin namazı caiz olur, ama kötü bir şey yapmış olur" dediği nakledilir.
*
Başkasının Toprağını
Eken Kişi
37451. Rafi b. Hadle'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Kim bir topluluğun tarlasını izinleri olmadan ekerse, masrafı kendisine
iade edilir ve ektiği şeyden bir şeyalamaz.''
37452. Ebu Cafer
el-Hatmı bildiriyor: Amcam, beni ve bir çocuğu Said b. el-Müseyyeb'e:
"Kişinin, başkasının tarlasını ekmesi konusunda ne dersin?" diye
sormamız için gönderdi. Said b. el-Müseyyeb sorumuza şöyle karşılık verdi:
"ibn Ömer şu hadis kendisine anlatılana kadar bunda bir sakınca görmezdi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Harise oğullarına gittiğinde Züheyr'in
tarlasında ekin gördü. Yanındakiler: "Bu ekin Züheyr'in değildir"
deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tarla Züheyr'in değil
mi?" diye sordu. Yanındakiler: "Evet, ama bunu falan kişi ekti"
dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Adama masrafını
veriniz ve ekininizi alınız" buyurdu. Rafi dedi ki: "Bunun üzerine
biz tarlamızdaki ekini aldık ve eken kişiye masrafını verdik.''
Ebu Hanife'nin:
"Ekilen şey sökülür" dediği nakledilir.
*
Hayvanların Gece Telef
Ettiği Şeyler
37453. Said ve Haram b.
Sa'd anlatıyorlar: Bera b. Azib'in bir devesi bir bahçeye girip bahçedeki
ekinlere zarar verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gündüz vakti
bahçenin korunmasının bahçe sahiplerine ait olduğuna, gece vakti sürünün
verdiği zarardan da sürü sahiplerinin sorumlu olduğuna hükmetti.
37454. Haram b.
Muhayyisa naklediyor: Bera'nın ailesine ait bir deve bir şeye zarar verince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gündüz vakti malın korunmasının mal
sahiplerine ait olduğuna, gece vakti sürünün verdiği zarardan da sürü
sahiplerinin sorumlu olduğuna hükmetti.
37455. Şa'bi naklediyor:
Bir keçi gündüz vakti hamur yiyince -diğer ravi keçinin yediği şeyin eğrilmiş
ip olduğunu söyledi- hamurun sahibi zararın ödenmesini taleb ederek: "Bir
zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı:
Bir grup insanın koyun
sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan
vermişti" (Enbiya Sur. 78) ayetini okudu. (Ravi) İbn Ebi Halid:
"Keçi hamuru gece
vakti yemişti" dedi.
37456. Tarık, Şa'bi'den
naklediyor: Bir keçi dokumacının yanına girip iplerine zarar verdi. Şa’bi
keçinin gündüz vakti vermiş olduğu bu zararı sahibinin ödemesine hükmetmedi.
Ebu Hanife'nin:
"Gündüz de olsa hayvan sahibi zararı öder" dediği nakledilir.
*
Akika
37457. Ümmü Kurz'un bildirdiğine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Doğan erkek
çocuğuna iki koyun, kız çocuğuna ise bir koyun kesilmelidir. Kesilen koyunun
erkek ve dişi olması fark etmez."
37458. Ümmü Kurz'un
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Erkek çocuğu doğduğunda birbirine benzeyen iki koyun, kız çocuğunda ise
bir koyun kurban olarak kesilir."
37459. Cabir,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için akıka
kurbanı kestiğini nakleder.
37460. Semura'nın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Her doğan çocuk kesilen kurbanına rehindir. Doğumun yedinci günü bu akika
kurbanı kesilir, başı tıraş edilir ve ismi konulur.''
Ebu Hanife'nin:
"Eğer akika kurbanı kesmezse bundan dolayı bir sorumluluğu olmaz"
dediği nakledilir.
*
Ahşap Direği Komşunun
Duvarına Yerleştirmek
37461. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Kardeşinizin, (evinin) direğini duvarınıza koymasına engel
olmayınız." Ebu Hureyre sonra şöyle dedi: "Neden bu sözden yüz
çevirdiğinizi görüyorum? Vallahi ben evin duvarına konulacak hatıl başını sizin
omuzlarınız arasına koyarım, emin olun.''
Ebu Hanife'nin:
"Buna hakkı yoktur" dediği nakledilir.
*
istincada Taş ve Suyu
Bir Arada Kullanmak (=istitabe)
37462. Huzeyme b. Sabit,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) istitabe hakkında şöyle buyurduğunu
nakleder: ''(İstinca) içinde kurumuş hayvan tezeği olmayan üç taşla
yapılır"
37463. Abdurrahman b.
Yezid naklediyor: Bazı müşrikler Selman ile alay ederek: ''Dostunuz (yani
Resulullah), tuvalete çıkmak dahil size her şeyi öğretiyor'' deyince, Selman şu
karşılığı verdi: ''Evet tuvalet ihtiyacımızı giderirken kıbleye dönmemizi, sağ
elimizle istinca etmemizi, abdest bazduktan sonra istinca ederken tezek veya
kemiği kullanmamızı da yasakladı ve üç taştan azıyla istinca etmememizi
söyledi.''
37464. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyaç gidermek için
gidince: "Bana üç taş bul" dedi. Kendisine iki taş ve kurumuş hayvan
tezeğini götürdüğümde taşları alıp tezeği attı ve: "Bu, pistir" dedi.
Ebu Hanife'nin:
"Taşlarla sildikten sonra bir dirhem büyüklüğünde necaset kaldığı takdirde
su ile temizlik yapmadıkça taşla silmesi yeterli değildir" dediği
nakledilir.
*
Nikahtan Önce Boşamak
37465. Amr b. Şu'ayb,
babasından, o da dedesinden, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurduğunu nakleder: "Nikahtan önce boşama olmaz. Temellükten önce de
azadlık yoktur.''
37466. Hz. Aişe der ki:
"Nikahtan önce boşama yoktur.''
37467. Tavus der ki:
"Nikahtan önce boşama yoktur.''
37468. Hz. Ali der ki:
"Nikahtan önce boşama yoktur."
Ebu Hanife'nin:
"Eğer onu boşayacağına dair yemin edip evlenirse boşanmış olur"
dediği nakledilir.
*
Yemin ve Bir Şahitle
Hüküm Vermek
37469. Cafer b.
Muhammed, babasından naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yemin ve bir şahide dayanarak hüküm verdi." Ravi dedi ki: "Hz. Ali de
aranızda aynı şekilde hüküm verdi."
37470. İbn Abbas,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yemin ve bir şahide dayanarak hüküm
verdiğini söyledi.
37471. Sevvar
bildiriyor: Rabia'ya: "Şahidin şahitliği ve hak sahibinin yemini ile
ilgili sorduğumda: "Bu, Sa'd'ın kitaplarında mevcuttur" dedi.
37472. Ebu'z-Zinad der
ki: Ömer b. Abdilazız, Abdulhamıd'e şahitle beraber yeminle de hükmetmesini
yazdı.
Ebu'z-Zinad dedi ki:
Onların ihtiyarlarından veya ileri gelenlerinden öğrendiğime göre Şureyh de
aynı şekilde hüküm verdi.
37473. Husayn der ki:
Abdullah b. Utbe, benimle ilgili bir davada, bir şahidin şahitliği ve hak
sahibinin yeminiyle aleyhime hüküm verdi.
Ebu Hanife'nin: "Bu
caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Satış Anında, Kölenin
Malı
37474. Salim, babasından
(ibn Ömer'den), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim malı
olan bir köleyi satarsa, satın alan şart koşmadıkça mal satanındır"
dediğini nakleder.
37475. Cabir b.
Abdillah'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Kim malı olan bir köleyi satarsa, satın alan şart koşmadıkça mal
satanındır."
37476. Hz. Ali der ki:
"Kim malı olan bir köleyi satarsa satın alan şart koşmadıkça mal
satanındır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de bu yonde hukum
vermiştir.''
37477. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Kim malı olan bir köleyi satarsa, satın alan şart koşmadıkça malı
efendisinindir. "
37478. Ata ve İbn Ebi
Müleyke'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Kim malı olan bir köleyi satarsa. satın alan: ''Onu malıyla
beraber satın alıyorum'' diye şart koşmadıkça mal satanındır.''
Ebu Hanife'nin:
"Eğer kölenin malı fiyatından daha fazlaysa bu caiz değildir" dediği
nakledilir.
*
Muhayyerliğin Şartı
37479. Ukbe b. Amir'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"(Satılan) kölenin uhdesi (yani alıcısının muhayyerliği veya satıcısının
zimmetinde olduğu müddet) üç gündür."
37480. Hasan(-ı
Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "(Satılan köle için) dört günden fazla uhde (muhayyerlik)
yoktur.''
)., .. " ,
"
37481. Muhammed b. Yahya
b. Habban bildiriyor: ibnu'z-Zübeyr (satılan) kölenin uhdesini, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Munkiz b. Amr'a söylediği şu söze dayanarak üç
gün yaptı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Munkiz b. Amr'a:
"Aldatma yoktur de. (Eğer böyle dersen) Sen sattığında (iade etme
konusunda) üç gün muhayyersin" buyurdu.
37482. Abdullah b. Ebi
Bekr bildiriyor: Eban b. Osman ve Hişam b. ismall, humma ve karın ağrısı gibi
kusurlardan dolayı kölelerde muhayyerliğin üç gün, delilik ve cüzam gibi
hastalıklarda ise bir yılolduğunu söylerlerdi.
Ebu Hanife'nin:
"Ayrıldıkları takdirde (müşteri) köleyi ancak o anda olan bir kusur
sebebiyle iade edebilir" dediği nakledilir.
*
(Mekke'de Kesilecek)
Hedy Kurbanına Binmek
37483. Cabir'in bildirdiğine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Mekke'de
kesilmek üzere yola çıkarılan) hedy kurbanına iyilikle (incitmeden) binin. Bir
başka sırt (binek) bulunca da inin."
37484. Ebu Hureyre
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlık bir deveyi süren
birini görünce: "Ona binsene" dedi. Adam: "Bu kurbanlıktır"
karşılığını verince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kurbanlık olsa da ona bin" buyurdu.
37485. Enes bildiriyor: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) kurbanlık bir deveyi süren birini görünce:
"Ona binsene" dedi. Adam: "Bu kurbanlıktır" karşılığını
verince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ona bin"
buyurdu.
37486. ikrime der ki:
Bir adam İbn Abbas'a: "Kurbanlığa binilir mi?" diye sorunca, İbn
Abbas: "Fazla yük yüklemeden binilebilir" cevabını verdi. Adam:
"Peki sütü sağılabilir mi?" diye sorunca ise: "Bütün sütü
sağmamak şartıyla sağılabilir" karşılığını verdi.
37487. İbn Cüreyc,
kendisine anlatan birinden naklediyor: Enes, (kurbanlık bir deveyi süren birini
görünce): "Ona binsene" dedi. Adam: "Bu kurbanlıktır"
karşılığını verince Enes: "Yine de ona bin" dedi.
37488. Hz. Ali der ki:
"Kurbanlığına (binecek olan), ona güzellikle (incitip yormadan) binsin."
Ebu Hanife'nin:
"Sahibi yorgun düşmedikçe binemez" dediği nakledilir.
*
Hedy Kurbanından Yemek
37489. Sinan b.
Seleme'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nafile
olan hedy (yani Mekke'de kesilecek kurban) hakkında şöyle buyurdu:
"Etinden yiyemez. Eğer yerse bedelini öder."
37490. Hz. Ömer der ki:
"Kim Kabe'ye hedy (kurban) gönderir de onu harem dışında keserse, ondan
yiyemez. Eğer yiyecek olursa bedelini öder.''
37491. İbn Abbas
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adamla birlikte (hacda
kurban edilmek üzere) on sekiz deve yolladı ve adamın emrine de birkaç kişiyi
daha verdi. Adam develerle birlikte yola koyulduktan sonra geri dönüp: "Bu
develerin içinden rahatsızlanıp da yürüyemeyecek durumda olanlar konusunda ne
dersin?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Böylesi durumda olanı kes, sonra (işaret olarak boynuna asılan)
terlikleri kanına bulayıp hörgüç tarafına o kanla işaret koy. Onun etinden ne
sen ye, ne de seninle bulunan arkadaşlarından kimse yesin!''
37492. Naciye el-Huzai
bildiriyor: Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah!
Bu kurbanlık develerden yolda hastalananları ne yapalım?" diye sorduğumda
şöyle buyurdu: "Onu kes ve (işaret olarak boynuna asılan) terlikleri
kanına bula. Sonra bırak insanlar onu etini yesinler."
Ebu Hanife'nin:
"Hedy'in sahibiyle beraber olan kişiler ondan yiyemez" dediği
nakledilir.
*
Çalınan Şeyin Hırsıza
Bağışlanması
37493. Mücahid
bildiriyor: Safvan b. Ümeyye, Mekke'nin fethi sırasında müslüman olanlardandı.
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip devesini çökertti ve abasını
üzerine koyup abdest bozmak için uzaklaştı. Bu sırada bir adam gelip abasını
çaldı. Safvan adamı alıp Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürdü.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın elinin kesilmesini emredince
Safvan: "Ya Resulallah! Bir aba sebebiyle adamın elini mi keseceksin? Ben
bu abamı ona bağışladım" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Neden adamı bana getirmeden önce bağışlamadın!" buyurdu.
37494. Tavus bildiriyor:
Mekke'nin yükseklerindeyken Safvan b. Ümeyye'ye:
"Hicret etmeyenin
dini yoktur" denince; "Vallahi Medine'ye gitmedikçe ailemin yanına
varmayacağım" deyip Medine'ye giderek Hz. Abbas'ın evine misafir oldu.
Sonra mescide gidip abasını başının altına koyarak uzanınca bir hırsız gelip
başının altından abayı çaldı. Safvan adamı Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) götürüp: "Bu hırsızdır" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) adamın elini kestirdi. Safvan: "Aba onun olsun" deyince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Neden adamı bana getirmeden
önce bağışlamadın!" buyurdu.
Ebu Hanife'nin:
"Mal sahibi çalınan şeyi bağışladığı takdirde hırsıza had uygulanmaz"
dediği nakledilir.
*
Binek Üzerinde Vitir
Namazı Kılmak
37495. Nafi naklediyor:
İbn Ömer bineğinin üzerinde vitir namazını kıldı ve:
"Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle yapardı" dedi.
37496. ikrime der ki: İbn
Abbas, vitir namazı kıldı ve: "Binek üzerinde vitir kılınabilir"
dedi.
37497. Suveyr, babasının
şöyle dediğini nakleder: "Hz. Ali, bineği üzerinde vitir namazı kılardı.''
37498. Eş'as der ki:
"Hasan(-ı Basri), kişinin bineği üzerinde vitir namazı kılmasında sakınca
görmezdi."
37499. Ömer b. Nafi,
babasının deve üzerinde vitir namazı kıldığını söyler.
37500. Musa b. Ukbe
bildiriyor: Salim ile yolculuk yaparken yolda gerisinde kaldım. Salim:
"Neden geride kaldın?" diye sorunca, ben: "Vitir namazını kıldım"
cevabını verdim. Salim: "Neden bineğinin üzerinde kılmadın?" dedi.
Ebü Hanife'nin:
"Binek üzerinde vitir namazı kılınması caiz değildir" dediği
nakledilir.
*
Kedinin Artığı
37501. Humeyde binti
Ubeyd b. Rafi, Ebu Katade'nin oğullarından birinin hanımı olan Kebşe binti
Ka'b'dan naklediyor: Ebu Katade'ye abdest alması için su hazırlamıştım, bir
kedi geldi ve ondan içti. Ebu Katade, kabı eğmek sureti ile kedinin içmesine
yardım etti. Ebu Katade kendisine hayretle baktığımı görünce şöyle dedi:
"Ey kardeşimin kızı, hayret mi ediyorsun? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurmuştu: "Kedi pis bir hayvan değildir, onlar çevrenizde
dolaşan evcil hayvanlardandır."
37502. ikrime der ki:
"Ebu Katade kedinin içmesi için su kabını ona yaklaştırır ve artan suyla
abdest alırdı."
37503. ikrime'nin
bildirdiğine göre İbn Abbas: "Kedi, evin bir parçasıdır" dedi.2
37504. Safiyye binti Dab
bildiriyor: Hüseyin b. Ali'ye kedinin hükmünü sorduğumda: "Kedi, ev halkındandır"
dedi.
37505, Cüreyrı der ki:
"Bir kedi Ebu'I-Ala'nın abdest aldığı kaptan içti ve Ebu'lAla artan suyla
abdest aldı.''
Ebu Hanıfe'nin, kedi
artığını kullanmayı mekruh gördüğü nakledilir.
*
Çoraplara Meshetmek
37506. Muğire b. Şu'be
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) küçük abdest
bozduktan sonra abdest aldı, çorapları ve ayakkabılarına meshetti."
37507. Ebu Zabyan der
ki: "Hz. Ali'nin ayakta küçük abdest bozduğunu ve abdest alırken
ayakkabılarına meshettiğini gördüm."
37508. Zeyd, Hz. Ali'nin
küçük abdest bozduğunu ve abdest alırken ayakkabılarına meshettiğini nakleder.
37509. Süveyd b. Gafele
bildiriyor: "Hz. Ali küçük abdest bozdu ve abdest alırken ayakkabılarına
meshetti."
37510. Evs b. Ebi Evs,
babasından naklediyor: "Babamla beraberken bedevilerin sularından birine
gidip abdest aldı ve ayakkabılarına meshetti. Kendisine bu konuyu sorduğumda:
"Yaptığımı gördüğün şey, benim Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yaptığını gördüğümden fazla değildir" dedi.
37511. Said b. Abdillah
b. Dırar bildiriyor: "Enes b. Malik abdest aldı ve tiftikten yapılmış
çoraplarına meshetti."
37512. Hilas der ki:
"Hz. Ali'nin Rahbe denilen yerde küçük abdest bozduğu nu ve abdest alırken
çoraplarına ve ayakkabılarına meshettiğini gördüm.''
Ebu Hanife'nin,
tabanları deri olmadıkça, çoraplara ve ayakkabılara meshetmeyi mekruh gördüğü
nakledilir.
*
Vitir Namazının Vacip
Olması
37513. İbn Muhayrız
el-Kuraşı bildiriyor: Şam'da Ensar'dan, künyesi Ebu Muhammed olan ve
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sohbetinde bulunan bir adam, Kinane
kabilesinden olan Muhdec1"ye vitir namazının farz olduğunu söyledi.
Muhdec1' bunun üzerine Ubade b. es-$amit'e gidip bu kişinin söylediğini ona nakletti.
Ubade: "Ebu Muhammed yanılıyor. Ben Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle dediğini duydum: "Allah'ın kullar üzerine yazıp farz kıldığı
beş namaz mevcuttur. Kim onları eda eder, herhangi bir eksikliğe meydan
vermeden tam yaparsa Allah indinde ona kendisini Cennete koyacağına dair
verilmiş bir söz vardır. Onları kılmayana ise Allah'ın bir vaadi yoktur.
Dilerse azab eder, dilerse cennete sokar.''
37514. Abdulkays'ın
azatlısı Müslim naklediyor: Bir adam İbn Ömer'e: "Sence vitir namazı
sünnet mi?" diye sorunca, İbn Ömer: "Ne sünneti! Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılınca Müslümanlar da
kıldılar" dedi. Adam: "Hayır ben onu sormuyorum. Sünnet olup
olmadığını soruyorum" deyince İbn Ömer: "Sormayı bırak! Anlamıyor
musun? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılınca
Müslümanlar da kıldılar (diyorum)" karşılığını verdi.
37515. Asım b. Damra
anlatıyor: Hz. Ali'ye: "Vitir namazı farz mı?" diye sorulunca;
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılınca Müslümanlar
da kılmaya devam ettiler" karşılığını verdi.
37516. Hz. Ali dedi ki:
"Vitir, beş vakit farz namaz gibi değildir."3
37517. Said b.
el-Müseyyeb der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan
bayramı namazı ve kurban bayramı namazını emrettiği gibi vitir namazını da
sünnet olarak emretti.''
37518. Mücahid der ki:
"Vitir namazı sünnettir."s
37519. Mutarrif
bildiriyor: Şa’bi'ye vitir namazını kılmayı unutan bir adamın durumu sorulunca:
"Zararı yok. Sanki farz namazımı unuttun ki!" karşılığını verdi.
37520. Amr der ki:
"Hasan(-ı Basri), vitir namazını farz kabul etmezdi."z
37521. Cabir, Ata (b.
Ebi Rabah) ile Muhammed b. Ali'nin: "Kurban ve vitir sünnettir"
dediğini nakleder.
Ebu Hanife'nin:
"Vitir namazı farzdır (vaciptir)" dediği nakledilir.
*
Cuma Hutbesinde iki Defa
Oturmak
37522. Cabir b. Semure
der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), iki hutbesi vardı.
Aralarında oturur; Kur'an okur ve cemaate hatırlatma yapardı."
37523. Cafer, babasının
şöyle dediğini nakleder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halka
ayakta hutbe verir sonra oturur, sonra kalkıp iki hutbe verirdi."
37524. Tev'eme'nin
azatlısı Salih bildiriyor: "Mervan, Ebu Hureyre'yi Medine'ye idareci
olarak bıraktı. Ebu Hureyre bize Cuma namazını kıldım, iki hutbe verir ve iki
defa otururdu."l
Ebu Hanife'nin:
"Hutbede sadece bir defa oturulur" dediği nakledilir.
*
Sabah Namazının
Sünnetini Farzından Sonra Kaza Etmek
37525. Kays b. Amr
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sabah namazından sonra iki
rekat namaz kılan bir adamı görünce: "Sabah namazını iki defa mı
kılıyorsun?" diye sordu. Adam: "Önce kılmam gereken sünneti
kılmamıştım, şimdi kıldım" karşılığını verince Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) adama bir şey demeyip sustu.
37526. Ata (b. Ebi
Rabah) bildiriyor: Bir adam Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
beraber sabah namazını kıldı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
namazı bitirince adam iki rekat kıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
adama: "Bu iki rekat nedir?" diye sorunca adam. "Ya Resulallah!
Sen namazdayken geldim ve farzdan önceki sünneti kılmamıştım. Sen namaz
kılarken onları kılmak istemedim. Sen namazı bitirince kalkıp onları
kıldım" karşılığını verdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
adama ne kılmasını emretti, ne de kılmamasını söyledi.
37527. Misma' b. Sabit
der ki: "Ata (b. Ebi Rabah)'ın da aynı şekilde yaptığını (sabahın
farzından sonra sünneti kıldığını) gördüm.''
37528. Şa’bi der ki:
"Kişi sabahın sünnetini kaçırdığı zaman onu farzdan sonra kılar."
37529. Yahya b. Ebi
Kesır, Kasım'ın: "Farzdan önce onları kılamazsam, güneşin doğuşundan sonra
kılarım" dediğini nakleder.
37530. Nafi anlatıyor:
"ibn Ömer, sabah namazının sünnetini kuşluktan sonra kıldı."
Ebü Hanife'nin:
"Onları kaza etmez" dediği nakledilir.
*
Mezarlar Arasında Namaz
Kılmak
37531. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mezarlar arasında namaz
kılmayı yasakladı."
37532. Enes der ki: Ben
bir kabre doğru namaz kılarken Hz. Ömer beni gördü ve: "Ey Enes! Mezar
(var!)" demeye başladı. Bunun üzerine ben başımı kaldırıp Ay'a - mezara-
bakmaya başladım.
37533. Abdullah b. Amr
der ki: "Mezara doğru namaz kılınmaz.''
37534. Ala, babasının ve
Hayseme'nin şöyle dediğini nakleder: "Hamamın duvarına doğru ve mezarlığın
içinde namaz kılınmaz.''
37535. Hasan el-Ureni
der ki: "Mezarlık, hamam ve he la dışında yeryüzünün her tarafı
mescittir."
37536. İbn Sirin der ki:
"Enes, cenaze namazının mezarlıkta kılınmasını kerih görürdü."6
37537. İbrahim(-i Nehai)
der ki: Onlar (Sahabe ve Tabiun), mezarlıkta namaz kılmayı mekruh görürlerdi.
Ebü Hanife'nin:
"Kişi, mezarlıkta namaz kılarsa bu namazı caizdir" dediği nakledilir.
*
At ve Kölenin Zekatı
37538. Hz. Ali'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"At ve kölenin zekatını sizden kaldırdım."
37539. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Müslümana, ne kölesi, ne de atı için zekat mükellefiyeti yoktur.
37540. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Mümine, ne kölesi, ne de atı için zekat mükellefiyeti yoktur.
37541. Cahiliye dönemine
yetişen Şubeyl b. Avf bildiriyor: Ömer b. el-Hattab zekat verilmesini emredince
halk: "Ey müminlerin emiri! Atlarımız ve kölelerimiz de var. Bunların her
biri için de onar dirhem vermekle bizi yükümlü kıll" dediler. Ancak Ömer:
"Öylesi bir yükümlülüğü ben size veremem!" karşılığını verdi.
37542. İbn Abbas der ki:
"Allah yolunda savaşan kişinin, atı için zekat verme mükellefiyeti
yoktur."
35743. Abdullah b. Dinar
bildiriyor: Said b. el-Müseyyeb'e: "Savaş için kullanılan atın zekatı var
mı?" diye sorulunca; "Niye atın zekatı varmış ki?" karşılığını
verdi.
37544. Ömer b. Abdilazız
der ki: "Atın zekatı yoktur.''
37545. Mekhul der ki:
"At ve kölenin, köle için ödenen fıtır sadakası dışında zekatı
ödenmez."
Ebu Hanife'nin:
"Adar, dişi ve erkek olup neslini çoğaltmak için besleniyorsa bunların
zekatı verilir" dediği nakledilir.
*
imamın (Fatiha'dan
Sonra) "Amin" Derken Sesini Yükseltmesi
37546. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"İmam, ''Amin'' dediği zaman, siz de ''Amin'' deyiniz. Çünkü kimin
''Amin'' demesi, meleklerin, ''Amin'' demesine rastlarsa, o kişinin geçmiş
günahları bağışlanır."
37547. Abdulcebbar b.
Vail, babasının şöyle dediğini nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ile beraber namaz kıldım; Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Gayri'l-mağdabi aleyhim vele'd-dallin" deyince "Amin"
dedi.
37548. Vail b. Hucr der
ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Vele'd-dallın"
dedikten sonra yüksek sesle "Amin" dediğini duydum.
Ebu Hanife'nin:
"İmam ''Amin'' derken sesini yükseltmez ve ardındakiler ''Amin''
derler" dediği nakledilir.
*
Gece Namazı ve Vitrin
ilk iki Rekatını Üçüncüsünden Ayırmak
37549. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Gece namazı ikişer rekattır. Vitir namazı ise tan ağarmasından önce, bir
rekat ve iki secdedir.
37550. İbn Ömer,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Gece
namazı ikişer rekattır. Eğer sabahın yaklaşmasından korkarsan bir rekat
kıl"
37551. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Gece namazı ikişer rekattır. Sabahın yaklaşmasından korkarsan, tek rekat
daha kıl, bu sana kıldığın namazların tek olmasını sağlar.''
37552. Ebu Seleme der
ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gece namazında her iki re
katta bir selam verirdi."
37553. Kabısa b. Zueyb
der ki: Namaz kılarken Ebu Hureyre bana uğradı ve:
"Aralarını
ayır" dedi. Ben ne dediğini anlamadım. Namazı bitirip: "Neyi
ayıracağım?" diye sorunca: "Gece namazıyla gündüz namazının arasını
ayır" dedi.
37554. Said b. Cübeyr
der ki: "(Gece namazında) iki rekatta bir selam verilir."
37555. ikrime der ki:
"(Gece namazında) iki rekatta bir selam verilir.''
37556. Salim der ki:
"Gece namazı, ikişer rekattır.''
37557. Muhammed (b.
Sirin) der ki: "Gece namazı, ikişer rekattır. Vitir namazı ise gecenin
sonunda bir rekattır."
Ebu Hanife'nin:
"Eğer istersen iki, istersen dört, ister altı re katı aralarını ayırmadan
tek selamla kılabilirsin" dediği nakledilir.
*
Vitri Bir Rekat Kılmak
37558. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Vitir namazı, bir rekattır."
37559. Salim, babasından
(ibn Ömer'den), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini
nakleder: "Sabahın yaklaşmasından korkarsan bir rekat kıl.''
35760. Ata (b. Ebi
Rabah) der ki: Muaviye vitir namazını bir rekat kılınca bu hareketi garip karşılanıp
kendisine sorulunca, İbn Abbas: "Sünnete uygun hareket etti" dedi.
37561. Mus'ab b. Sa'd
bildiriyor: Babam vitir namazını bir rekat kılardı.
Kendisine: "Neden
böyle yaptın?" diye sorulunca: "Vitir namazını kısa tuttum"
dedi.
37562. Cerir b. Hazım
der ki: Ata'ya: "Vitir namazını bir rekat kılayım mı?" diye
sorduğumda; "Eğer istersen kılabilirsin" dedi.
37563. İbn Sirin
bildiriyor: İbn Mes’ud ve Huzeyfe, Velid b. Ukbe'nin yanına gece vakti sohbete
gittiler. Yanından çıktıktan sonra da gece ibadeti yaptılar. Sabah olunca her
biri birer rekat namaz (vitir) kıldılar.
37564. İbn Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Gece namazı ikişer rekattır. Eğer sabahın yaklaşmasından korkarsan bir
rekat kıl"
37565. Leys der ki:
"Hz. Ebu Bekr vitri bir rekat kılardı ve daha önce kıldığı iki rekat ile
son kıldığı bir rekat arasında konuşurdu.''
37566. Muhammed (b.
Sirin) der ki: "Vitir, gecenin sonunda kılınan bir rekattır."
37567. Ata, İbn Abbas'ın
vitir namazını bir rekat k"dığını söyler.
37568. Şa’bi der ki:
"Said'ın ve Abdullah'ın ailesi vitrin iki rekatında selam verirler ve
sonra bir rekat daha kılarlardı.''
37569. Said ile Nafi
şöyle derler: "Muaz el-Karı'nin vitir namazının ikinci rekatında selam
verdiğini gördük."
37570. İbn Avn der ki:
"Hasan(-ı Basri), vitir namazının ikinci rekatında selam verirdi.
Ebu Hanife'nin:
"Vitir namazını bir rekat kılması caiz değildir" dediği nakledilir.
*
Yırtıcı Hayvanların
Postunun Üzerine Oturmak
37571. Ebu'I-Melih,
babasının şöyle dediğini nakleder: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) yırtıcı hayvanların derisinin kullanılmasını yasakladı." Yezid (b.
Harun) der ki: "Burada kastedilen bunların yaygı olarak kullanılmasıdır."
37572. İbn Sirin der ki:
İbn Mes’ud bir bineği ödünç aldı, bineği getirdiklerinde eyerin üzerinde kaplan
derisi vardı. Onu söküp attı ve bineğe öyle bindi.
37573. Ali b. el-Hakem
bildiriyor: "Hakem (b. Uteybe)'ye, kaplan derisinin hükmünü sorduğumda:
"Yırtıcı hayvanların derisini kullanmak mekruhtur" dedi.
37574. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Hz. Ömer, Şam halkına, üzerine yırtıcı hayvan derileri konulmuş
bineklere binmelerini yasaklayan bir mektup yazdı."
37575. Ebu'l-Melih der
ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yırtıcı hayvanların
derisinin yaygı olarak kullanılmasını yasakladı."
37576. Hasan(-ı Basri)
bildiriyor: "Hz. Ali tilki derisinin üzerinde namaz kılmayı kerih
gördü."
Ebu Hanife'nin:
"Yırtıcı hayvanların postunun üzerinde oturmanın bir sakıncası
yoktur" dediği
nakledilir.
*
İmamın Hutbe Esnasında
(Biriyle) Konuşması
37577. Ata (b. Ebi
Rabah) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halka hutbe
verirken: "Oturunuz" deyince, kapıda olan Abdullah b. Mes’ud onu
duydu ve olduğu yerde oturdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Ey Abdullah! İçeriye gir" buyurdu.
37578. Kays bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbe verirken babam gelip
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşısında güneşte durunca Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun gölgeye gitmesini emretti.
37579. Amir(-i Şa’bi)
der ki: "imam hutbe verirken kendisine selam verirlerse, imam selama
karşılık verir."
37580. İbn Sirin der ki:
Daha önce imam minberdeyken (çıkmak için) kendisinden izin alırlardı. Ziyad
zamanında izin isteyenler çoğalınca, "Kim elini burnuna koyarsa" bu
kişi izin istiyor demektir (gidebilir)" dedi.
37581. Cabir bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma günü hutbe verirken Suleyk el-Gatafanı
gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona:
"(Tahiyyetu'l-Mescid) namaz (ını) kıldın mı?" diye sordu. Suleyk:
"Hayır" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O
zaman iki rekat kıl ve kısa tut" buyurdu.
Ebu Hanife'nin: "İmam,
hutbe esnasında kimseyle konuşmaz" dediği nakledilir.
*
Yağmur Duasında Hutbe
Okunur mu?
37582. Hişam b. ishak b.
Abdillah b. Kinane, babasından naklediyor: Valilerden birisi beni İbn Abbas'a
yağmur duası için gönderdi. İbn Abbas şöyle dedi: "Neden kendisi bana
sormadı?" Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) alçak gönüllü, eski
elbiseyle, huşO ve tezarru içinde (yalvararak) ve ağrıbaşlı bir şekilde yağmur
duasına çıktı. Hutbesi sizin yaptığınız bu hutbe gibi değildi.''
37583. Ebu ishak der ki:
''Abdullah b. Yezid el-Ensarı ile yağmur duasına çıktık, ardında duran Yezid b.
Erkam ile iki rekat namaz kıldı.''
37584. Muhammed b. Hilal
naklediyor: Ömer b. Abdilazız yağmur duasında hutbeden önce namaz kıldı ve
cübbesini ters giyerek dua etti.''
37585. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından olan Abdullah b. Zeyd naklediyor:
''Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yağmur duasında sırtını halka
dönüp kıbleye yönelerek dua etti. Sonra cübbesini ters çevirdi. Sonra kıraatini
açıktan yaptığı iki rekat namaz kıldı.''
Ebü Hanife'nin:
"İstiska namazı cemaatle kılınmaz ve hutbe de verilmez" dediği
nakledilir.
*
Yatsı Namazının Vakti
37586. İbn Abbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Cibril (a.s.) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı.
Bunlardan birincisinde aydınlık (şafak) kaybolunca yatsıyı kıldırdı. İkinci gün
ise gecenin üçte biri geçince kıldı ve: ''Bu vakit senden önceki peygamberlerin
vaktidir. Namaz vakti bu iki zaman arasında kalan vakittir'' dedi.''
37587. Ebu Bekr b. Ebi
Musa, babasından naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir
kişi gelip namaz vakitlerini sorunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ona hiçbir şey demedi. Sonra Bilal'e ezan okumasını emretti ve yatsı
namazını aydınlık kaybolunca kıldı. ikinci gün de gecenin üçte biri geçince
yatsı namazını kıldıktan sonra: "Namaz vaktini soran kişi nerede? Namaz
vakti bu iki zaman arasında kalan vakittir" buyurdu.
37588. Hüseyin b. Beşir
b. Selman, babasından naklediyor: Ben ve Muhammed b. Ali, Cabir b. Abdillah'ın
yanına girdik ve: "Bize Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
namazın nasılolduğunu anlat" dedik. Cabir şöyle dedi: "Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) aydınlık kaybolunca bize yatsı namazını kıldırdı.
ikinci gün de yatsı namazını gecenin üçte birinden sonra kıldırdı."
37589. Safiyye binti Ebi
Ubeyd şöyle anlatır: Ömer b. el-Hattab, ordu komutanlarına namaz vakitlerini
bildiren şöyle bir mektup yazdı: "Yatsıyı aydınlık kaybolduğu zaman
kılınız. Eğer bu vakitte kılamazsanız gecenin üçte biri geçince önce kılınız ve
namazı ihmal etmeyiniz." (Sonra) şu sözü üç defa tekrarladı: "Kim bu
vakitten sonra ihmal edip kılmadan uyursa, Allah bu kişinin gözünü uyutmasın.''
37590. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Yatsı namazının vakti, gecenin dörtte birine kadar olan
zam'andır.''
Ebu Hanife'nin:
"Yatsı namazının vakti gece yarısına kadardır" dediği nakledilir.
*
Kasame (Yemini)
37591. Said (b. el-Müseyyeb)
bildiriyor: Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kasameyi cahiliye
devrindeki şekliyle takrir edip kabul ederek, Ensar'dan bir kişinin Yahudilerin
kuyusunda ölü bulunması alayında uyguladı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Yahudilerin (bu adamı öldürmediklerine dair) yemin etmesini teklif
edince onlar: "Yemin etmeyiz" deyip reddettiler. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensar'a: "Siz yemin eder misiniz?"
deyince ise Ensar da: "Yemin etmeyiz" dediler. Adam Yahudilerin
arasında öldürüldüğü için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diyeti
Yahudilerin ödemesine hükmetti.
37592. Zühri der ki:
Ömer b. Abdilaziz beni çağırıp kasameyle ilgili sorup: "Ben kasameyi kabul
etmemeyi düşünüyorum. Bedevi biri gelip şahitlik ediyor, olayı görmeyen gaib
biri gelip şahitlik ediyor" deyince, ben: "Ey müminlerin emiri! Sen
bunu kaldıramazsın. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ondan sonra
gelen halifeler bununla hüküm verdiler" dedim.
37593. Sehl b. Ebi Hasme
anlatıyor: (Sehl'in) kabilesinin büyüklerinden bir grup Hayber'e gittiler.
Orada aralarından birinin öldürülmüş olduğunu gördüler. Ölüyü yanlarında
buldukları kişilere: "Arkadaşımızı öldürdünüz" dediler. Onlar:
"Biz, ne onu öldürdük, ne de öldüren kişiyi biliyoruz" dediler. Peygamber'e
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip: "Ya Resulallah! Hayber'e gittik ve
aramızdan birinin (orada) öldürülmüş bulduk" dediler. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Söz hakkını büyüğe ver, büyüğün
konuşsun" deyip: "Öldüren kişiyle ilgili bir delil getirebilir
misiniz?" diye sordu. Onlar: "Delilimiz yoktur" cevabını verince
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman onlar öldürmedilderine
dair size yemin ederler" buyurdu. Onlar: "Biz Yahudilerin yeminini kabul
etmeyiz" karşılığını verince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
adamın kanının heder olmaması için onlara sadaka develerinden yüz deve verdi.
37594. Amr b. Şu'ayb,
babasından, o da dedesinden naklediyor: Mes'ud'un çocukları Huvayyisa ve
Muhayyisa ile Falanın oğlu Abdullah ve Abdurrahman ailelerinin ihtiyacını almak
için Hayber'e gittiklerinde Abdullah'a saldırilıp öldürüldü. Bunu Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) anlattıklarında Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Bunların öldürdüğüne dair elli defa yemin edip diyeti almaya hak
kazanmak ister misiniz?" dedi. Onlar: "Ya Resulallah! Olaya şahid
olmadığımız halde nasıl yemin ederiz?" deyince Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem):
"Yahudiler sizin
iddianızı red için yemin etsinler mi?" dedi. Onlar: "Ya Resulallah! O
zaman Yahudiler (yemin ederek kurtulabileceklerini düşünüp) bizi
öldürürler" karşılığını verince Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
maktulün diyetini kendi yanından vermeyi kabul etti.
37595. Süleyman b. Yesar
der ki: Kasame haktır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kasa me yoluyla
hüküm vermiştir. Şöyle ki Ensar, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanındayken aralarından biri çıkıp gitti. Sonra onlar da Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanından ayrılınca kanlar içinde yatan
arkadaşlarıyla karşılaştılar ve O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına
dönerek: "Yahudiler bizi öldürdü" deyip delilleri olmadığı halde
Yahudilerden bir adamın adını verdiler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) onlara: "Öldüren hakkında sizin dışınızda iki şahit bulun, katili
ipiyle teslim edeyim" buyurdu, ama dedikleri adamın öldürdüğüne dair
delilleri yoktu. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunun
öldürdüğüne dair elli defa yemin edin, katili ipiyle teslim edeyim"
buyurunca onlar: "Ya Resulallah! Biz görmediğimiz bir şey hakkında yemin
etmeyi kerih görürüz" dediler. O zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kendilerinin öldürmediğine dair Yahudilerden yemin etmelerini teklif
edince Ensar: "Ya Resulallah! Yahudiler yemin etmekten çekinmezler. Biz
onların yeminini kabul edersen bizden kimseyi bırakmamacasına öldürürler (ve
yemin edip öldürmediklerini söylerler)" deyince Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) maktulün diyetini kendi yanından vermeyi kabul etti.
Ebu Hanife'nin:
"Maktul tarafının yemini kabul edilmez" dediği nakledilir.
*
Sabah Namazından Sonra
Tavaf Namazı Kılmak
37596. Cübeyr b. Mut'im,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Ey Abdumenaf oğulları! Gece veya gündüz hangi saatte olursa olsun Kabe'yi
tavaf edip namaz kılan hiç kimseye engel olmayınız."
37597. Ata der ki:
"ibn Ömer'in, sabahtan sonra Kabe'yi tavaf edip güneşin doğuşundan önce
iki rekat namaz kıldığını gördüm."
37598. Ata der ki:
"ibn Ömer ile İbn Abbas'ın, ikindiden sonra Kabe'yi tavaf edip namaz
kıldıklarını gördüm.''
37599. Ebu Şu'be der ki:
"Hz. Hasan ile Hüseyin, ikindiden sonra Mekke'ye geldiler ve Kabe'yi tavaf
edip namaz kıldılar.''
37600. Velid b. Cumey'
der ki: "Ebu't-Tufeyl ikindiden sonra tavaf yapar ve güneş sararana kadar
namaz kılardı."
37601. Ata der ki:
"ibn Ömer ile ibnu'z-Zübeyr'in sabah namazından önce Kabe'yi tavaf
ettiklerini ve güneş doğmadan iki rekat namaz kıldıklarını gördüm.''
Ebu Hanife'nin:
"Güneş tam olarak batmadan veya tam olarak doğmadan namaz kılınmaz.
Doğduktan veya battıktan sonra ise (nafile) namaz kılınabilir" dediği
nakledilir.
*
Değerli Şeylerle
Süslenmiş Kılıcı Süslendiği Şeyin Cinsinden Karşılığını Vererek Satın Almak
37602. Fadala b. Ubeyd
bildiriyor: Hayber günü Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adamın
yedi veya dokuz dinara satın aldığı içinde incileri altından ipe dizilmiş bir
kolye getirildi. Kolyenin satın alınış şekli Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bahsedilince: "Altın ile incinin her birinin ayrı ayrı değeri
belirlenmeden bu satış olmaz!" buyurdu. Satın alan adam: "Ben bunu
alırken incilerinin fiyatını vererek aldım" deyince Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yine: "Altın ile incinin her birinin ayrı ayrı değeri
belirlenmeden bu satış olmaz!" buyurdu ve adamı gönderip altın ve
incilerin değerini belirlemesini sağladı.
37603. Enes der ki: Biz
Faris yurdundayken Hz, Ömer'in şöyle yazan bir mektubu bize geldi: "Gümüş
halkası olan kılıçları dirhem karşılığı satmayınız.''
37604. Şa’bi bildiriyor:
(Kadı) Şureyh'e içinde kıymetli taşlar bulunan altın bir kolyenin satışı
sorulunca: "Kıymetli taşlar çıkarılır ve altın ağırlığınca altınla
satılır" dedi.
37605. Eyyub der ki:
"Muhammed (b. Sirin) gümüşle süslenen kılıcın, süsün de bedelini vermeden
satın alınmasını mekruh görürdü.''
37606. Ma'mer der ki:
"Zühri, (altınla) süslenmiş kılıcın gümüş parayla satın alınmasını kerih
görürdü ve: "Üzerindeki altın ağırlığında altın vererek elden ele teslim olmak
üzere satın al" derdi.
Ebu Hanife'nin:
"Onu dirhemlerle satın almasında bir sakınca yoktur" dediği
nakledilir.
*
Öğle Namazının ilk Dört
Sünnetini Kaza Etmek
37607. Abdurrahman b.
Ebi Leyla der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğle namazının
ilk dört sünnetini kaçırınca onları farzdan sonra kılardı.''
37608. Mansur der ki:
"İbrahim(-i Nehai), öğle namazının ilk dört sünnetini kaçırınca onları
farzdan sonra kılardı."
37609. Amr b. Meymun der
ki: ''Kim öğle namazının ilk dört rekatını kaçırırsa, onları farzdan sonra
kıldığı iki rekattan sonra kılsın.''
Ebu Hanife'nin:
"Kaçırdığı takdirde onları artık kılmaz" dediği nakledilir.
*
Şehidin Namazını Kılmak
37610. Cabir b. Abdillah
naklediyor: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Uhud şehitlerinden her
iki kişiyi bir mezara konup giysileriyle defnedilmelerini ve namazlarının
kılınmamasını ve yıkanmamalarını emretti.''
37611. Enes bildiriyor:
Uhud günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) burnu kesilen ve kendisine
müsle yapılan Hz. Hamza'ya rastladı ve şöyle dedi: "Eğer Safiyye
üzülmeyecek olsaydı, Allah onu yırtıcı hayvanların ve kuşların karnından
(kıyamet gününde) dirilteceği vakte kadar bırakırdım." Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şehitlerin hiç birinin namazını kılmadı ve: "Ben bugün
sizin için şahidim" buyurdu.
EbU Hanife'nin:
"Şehidin namazı kılınır" dediği nakledilir.
*
Sakalı Hilallemek
37612. Hassan b. Bilal
der ki: Ammar b. Yasir'in abdest alırken sakalını hilallediğini görünce
kendisine sebebini sorduğumda: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) böyle yaptığını gördüm" dedi.
37613. Ebu Vail der ki:
Hz. Osman'ı abdest alırken gördüm. Sakalını üç defa hilalledikten sonra:
"Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle yaptığını gördüm"
dedi.
37614. Nafı der ki:
"ibn Ömer, sakalını hilallerdi.''
37615. Ebu Hamza der ki:
"ibn Abbas'ın sakalını hilallediğini gördüm."
37616. Ebu Ma'n der ki:
"Enes'in sakalını hilallediğini gördüm."
37617. Nafi der ki:
"ibn Ömer sakalını hilallerdi."
37618. Ebu Galib
bildiriyor: Ebu Umame abdest azalarını üçer defa yıkayarak abdest aldı ve
sakalını hilalledi ve: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle
yaptığını gördüm" dedi.
37619. Enes,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sakalını hilallediğini nakleder.
37620. Enes'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Cibril (a.s.) bana gelip ''Abdest aldığın zaman sakalını hilalle''
dedi."
Ebu Hanife'nin:
"Sakalın hilallenmesine gerek yoktur" dediği nakledilir.
*
Vitir Namazında Kıraat
37621. Said b.
Abdirrahman b. Ebza, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), vitir namazında A'la, Kafirun ve ihlas surelerini okurdu.
37622. Ubey b. Ka'b der
ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem-) vitir namazında A'la,
KafirAn ve ihlas sArelerini okurdu.''
37623. İbn Abbas
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç rekat vitir
namazı kılar ve A'la, KafirAn ve ihlas sArelerini okurdu."
37624. imran b. Husayn
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vitir namazını A'la
suresini okuyarak kıldı."
Ebu Hanife'nin vitir
namazında okunmak üzere bir surenin tahsis edilmesini
kerih gördüğü
nakledilir.
*
Cuma ve Bayram
Namazlarında Kıraat
37625. Ubeydullah b. Ebi
Rafi naklediyor: Mervan, Medine'de yerine Ebu Hureyre'yi bırakıp Mekke'ye
gittiğinde, Ebu Hureyre bize Cuma namazını kıldırdı ve birinci rekatta Cuma,
ikinci rekatta Münafikun suresini okudu. Namazdan çıkınca Ebu Hureyre'ye
yetişip: "Namazda Hz. Ali'nin Kufe'de okuduğu iki sureyi okudun"
deyince; "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Cuma namazında) bu
sureleri okuduğunu duydum" karşılığını verdi.
37626. Ebu Cafer der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma namazında, Cuma Suresi ile
Münafikun suresini okurdu. Cuma suresiyle müminleri müjdeler ve teşvik eder,
MünafikOn suresiyle ise münafıkları ümitsizliğe düşürüp azarlardı."
37627. Nu'man b. Beşir
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram namazlarında ve
Cuma namazında A'la ve Gaşiye surelerini okur. Cuma ve bayram aynı güne
rastladığı zaman her iki namazda da aynı sureleri okurdu.''
37628. Başka bir kanalla
Nu'man b. Beşir, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yukarıdaki
hadisin aynısını rivayette bulundu.
37629. Semure der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Cuma namazında A'la ve Gaşiye
surelerini okurdu.
37630. Ubeydullah b.
Abdillah b. Utbe bildiriyor: Hz. Ömer bir bayram günü çıkıp Ebu Vi3kıd
el-Leysi'ye: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu günde hangi
sureleri okurdu?" diye sorunca Ebu Vi3kıd: "Kaf Suresi ile Kamer
Suresini okurdu" karşılığını verdi.
Ebü Hanife'nin Cuma ve
bayram namazında okunmak üzere bir surenin tahsis edilmesini kerih gördüğü
nakledilir.
*
Mezi ve ihtilam Olanın
Elbisesindeki (Meni) izi
37631. Sehl b. Huneyf
der ki: Ben mezıden dolayı çok zorluk çekiyordum ve mezınin çıkmasından dolayı
çokça yıkanıyordum. Bunun hakkında Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
sorduğumda: "Bu durumdan dolayı abdest, senin için yeterlidir"
buyurdu. Ben: "Ya Resulallah! Öyleyse elbiseme bulaşan mezıyi nasıl
yapayım?" diye sorunca, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir
avuç su alırsın ve onunla mezınin elbisene bulaştığını zannettiğin yerin
üzerine serpersin" buyurdu.
37632. İbn Abbas der ki:
"Kişi cünüb olup elbisesinde meni izi görürse onu yıkasın. Eğer izini
görmezse o bölgeye su serpsin."
37633. Ebu ishak
bildiriyor: Topluluktan bir adam Ebu Meysere'ye: "Elbisem üzerimdeyken
cünüp oluyorum ve meni izini giysimde göremiyorum" deyince, Ebu Meysere:
"Banyo yapıp üzerin yaş iken elbiseye sarılman elbisenin temizlenmesi için
yeterlidir" karşılığını verdi.
37634. İbrahim(-i
Nehai), elbisesini giymişken ihtilam olup meninin nerede olduğunu bilmeyen kişi
için: "Giysisinin üzerine su serper" dedi.
37635. Malik b. Habıb
naklediyor: Bir adam Salim'e: "Elbisem üzerimdeyken cünüp oluyorum"
deyince, Salim: "Meni değen yeri yıka" karşılığını verdi. Adam:
"Elbisedeki meniyi göremiyorum" deyince ise: "Üzerine su se
rp" karşılığını verdi.
37636. Züyeyd b. Salt
der ki: "Hz. Ömer, ihtilam olup elbisesinde meniyi göremeyince su
serpti."
37637. Said b.
el-Müseyyeb der ki: "Eğer meninin yerini bulamazsan su serp."
Ebu Hanife'nin:
"Üzerine su serpilmez, serpilen su meninin sadece daha fazla dağılmasına
yarar" dediği nakledilir.
*
Hutbe Verilirken Namaz
Kılmak
37638. Cabir bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma günü hutbe verirken Suleyk
el-Gatafani gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona:
"(Tahiyyetu'l-Mescid) namaz (ını) kıldın mı?" diye sordu. Suleyk:
"Hayır" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''O zaman
iki rekat kıl ve kısa tut" buyurdu.
37639. Ebu Miclez der
ki: "Cuma günü imam hutbe verirken mescide geldiğinde dilersen iki rekat
namaz kılarsın, dilersen oturursun.''
37640. İbn Avn der ki:
"Hasan(-ı Basri), imam hutbe verirken gelir ve iki re kat namaz
kılardı."
37641. Hasan(-ı Basri)
naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cuma günü hutbe verirken
Suleyk el-Gatafanı gelip iki rekat (Tahiyyetu'I-Mescid namazı) kılmayınca
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona iki rekat namaz kılmasını ve kısa
tutmasını emretti.
Ebu Hanife'nin:
"İmam hutbe verirken namaz kılınmaz" dediği nakledilir.
*
Hakimin Yalancı
Şahitlerin Şahitliğiyle Hüküm Vermesi
37642. Ümmü Seleme,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Bana gelip davalaşıyorsunuz. Bazılarınız delillerini karşı taraftan daha
güzel bir şekilde ortaya koyabilir. Ben de sizden duyduklarıma göre hüküm
veriyorum. Her kime bu şekilde kardeşinin hakkından bir şey vermişsem sakın onu
almasın! Zira o ayırdığım ateşten bir parçadır ve kıyamet gününde o ateşle
huzura çıkar."
37643. Ümmü Seleme
bildiriyor: Ensar'dan iki adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip
aralarında geçen bir miras anlaşmazlığı sebebiyle davalaştı. Aralarındaki
davada ikisinin de delilleri olmayınca Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Bana gelip davalaşıyorsunuz. Ben de bir beşerim.
Bazılarınız delillerini karşı taraftan daha güzel bir şekilde ortaya koyabilir.
Ben de sizden duyduklarıma göre hüküm veriyorum. Her kime bu şekilde kardeşinin
hakkından bir şey vermişsem sakın onu almasın! Zira o ayırdığım ateşten bir
parçadır ve kıyamet gününde o ateşle huzura çıkar." Adamların ikisi de
ağlayıp: "Ya Resulallah! Ben hakkımı kardeşime bağışlıyorum" deyince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Böyle yaptıysanız gidiniz
kardeşçe ve hakça taksim edip sonra kura çekerek hisselerinizi belirleyiniz.
Sonra her biriniz diğeriyle helalleşsin" buyurdu.
37644. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Ben bir beşerim. Bazılarınız delillerini karşı taraftan daha güzel bir
şekilde ortaya koyabilir. Bu şekilde kime kardeşinin hakkını verirsem, ona
ancak ateşten bir parça ayırmış olurum."
Ebu Hanife'nin:
"Eğer iki yalancı şahit hakimin huzurunda birinin hanımını boşadığına
şahittik ederse, hakim onların şahittiğiyle aralarını ayırınca, şahiderden
herhangi birinin o kadınla evlenmesinde bir sakınca yoktur" dediği
nakledilir .
*
irtidad Eden Kadın
Öldürülür mü?
37645. İbn Abbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Dinini değiştireni öldürünüz."
37646. Abdullah (b.
Mes’ud), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in de O'nun Resulü olduğuna
şahitlik eden kişinin kanı şu üç şey dışında haramdır: Evli iken zinadan, adam
öldürmekten ve dinini terk edip cemaatten ayrılmaktan."
37647. Hişam bildiriyor:
Hasan(-ı Basri), dinden dönen kadın için: "Tövbe etmesi istenir, eğer
tövbe etmezse öldürülür" dedi.
37648. Ubeyde der ki:
"İbrahim(-i Nehai) irtidad eden kadın için: "Öldürülür" dedi.
37649. Hammad b. Seleme
bildiriyor: Hammad (b. Ebi Süleyman), irtidad eden kadın için:
"Öldürülür" dedi.
Ebü Hanife'nin:
"İrtidad eden kadın öldürülmez" dediği nakledilir.
*
Ay Tutulduğu Zaman
Kılman Namaz
37650. Ebu Bekre
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında Güneş veya Ay
tutulduğunda Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şüphesiz Güneş ve
Ay Allah'ın (kudretini yansıtan) delillerden iki delildir. Herhangi bir
kimsenin ölümü için tutulmazlar. O halde (Güneş ve Ay'ın) tutuluşunu gördüğünüz
zaman içinde bulunduğunuz durum ortadan kalkıncaya dek namaz kılınız."
37651. Abdurrahman b. Ebi
Leyla, ismini verdiği bir kişi kanalıyla Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Şüphesiz Güneş'in tutulması Allah'ın
(kudretini yansıtan) delillerden bir delildir.
37652. Hz. Aişe der ki:
"Güneş ve Ay tutulması namazı, altı rüku ve dört secde yaparak kılınır.''
37653. Alkame der ki:
"Gökyüzünde (Güneş ve Ay tutulması gibi) olan bir (semavi) şeyden
korktuğunuz zaman namaza sığının.''
37654. Nu'man b. Beşir
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ay tutulduğu zaman sizin
namazınız gibi rüku ve secde yaparak namaz kıldı."
Ebu Hanife'nin: "Ay
tutulduğu zaman namaz kılınmaz" dediği nakledilir.
*
Kaza Namazı Kılarken
Ezan Okumak ve Kamet Getirmek
37655. Abdullah (b.
Mes’ud) bildiriyor: Hendek savaşı günü müşrikler Resulullah'ı (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) dört vaktin namazını kılmaktan meşgul edip alıkoydular:
Bilal'e ezan okuması emredildi, sonra kamet getirdi ve Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) öğle namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi ve
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ikindi namazını kıldırdı. Sonra
(Bilal) tekrar kamet getirdi ve Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) akşam
namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi ve Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yatsı namazını kıldırdı.
37656. Abdurrahman b.
Ebi Said el-Hud rı, babasından naklediyor: Hendek günü, öğle, ikindi, akşam ve
yatsı namazını kılmaktan, bize (Allah tarafından) yardım edilene kadar meşgul
edilip alıkonduk. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur: "Allah müminlere
savaş hakkında yetiverdi. Allah çok güçlüdür, üstündür." (Ahzab Sur. 25)
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkıp Bilal'e emretti ve kamet
getirip daha önce kıldığı gibi öğle namazını kıldı. Sonra ikindi için kamet
getirip, ikindiyi de daha önce kıldığı gibi kıldı. Sonra akşam için kamet
getirdi ve yine daha önce kıldığı gibi akşamı kıldı. Sonra yatsı için kamet
getirip daha önce kıldığı gibi yatsı namazını da kıldı. Bu, şu ayet nazil
olmadan önce meydana gelmişti: "Korkuyorsanız yürüyerek yahut hayvana
binmiş olduğunuz halde kılın." (Bakara Sur. 239)
Ebu Hanife'nin:
"Kaza namazı için ezan okunup kamet getirilmez" dediği nakledilir.
*
Buğdayı Aynı Miktarda
Buğdayla Karşılıklı Aynı Anda Alıp Verme
37657. Hz. Ömer'in bildirdiğine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Buğday ile
buğdayı, arpa ile arpayı aynı anda karşılıklı olmadan değiştirmek
faizdir."
37658. Ubade b.
es-Samit'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Arpa ile eşit miktarda arpayı aynı anda karşılıklı değiştirmek
caizdir."
37659. Ebu Said
el-Hudri'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Buğday ile eşit miktardaki buğdayı, arpa ile eşit miktarda
arpayı aynı anda karşılıklı değiştirmek cazidir."
Ebü Hanife'nin:
"Mevcut olmayan buğdayla o anda mevcut olan buğdayı değiştirmekte bir
sakınca yoktur" dediği nakledilir.
*
Kazanmaya Muktedir Olana
Sadaka Vermek Caiz midir?
37660. Habeşı b. Cünade,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Sadaka, ne zengine, ne de sakadığı olmayan güçlüye helal değildir.''
37661. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Sadaka, ne zengine, ne de sakadığı olmayan güçlüye helal değildir."
37662. Abdullah b. Amr,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Sadaka, ne zengine, ne de sakadığı olmayan güçlüye helal değildir."
Ebu Hanife'nin çalışacak
gücü olan fakire zekat verilmesine ruhsat verdiği ve: ''Caizdir'' dediği
nakledilir.
*
Satışta Şart Koşmanın
Yasaklanması
37663. Cıbir'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Deveni dört dinara satın alıyorum. Medine'ye kadar ona binme hakkı da
senindir. ''
37664. Cabir der ki:
Devemi aileme yetişene kadar binmem şartıyla Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bir ukiyye karşılığı sattım. Medine'ye vardığımda yanına gidince bana
para verdi ve: "Seninle deveni ve malını almak için pazarlık yaptığımı mı
zannettin? Onlar senindir" buyurdu.
Ebu Hanife'nin ise bu
görüşte olmadığı rivayet edilir.
*
Malını iflas Eden
Birinin Yanında Bulan Kişi
37665. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Malını iflas eden birinin yanında bulan kişi, onu almakta başkasından
daha çok hak sahibidir.''
Ebu Hanife'nin bu
görüşte olmadığı rivayet edilir.
*
(Tarlayı) kara Vermek
37666. İbn Ömer der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber arazisinden çıkacak
meyveden, ekinden her mahsulün yarısı Hayber ahalisine ait olmak üzere akid
yaptı.''
37667. İbn Ömer der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber ahalisiyle mahsulün
yarısı kendilerine ait olmak üzere anlaşma yaptı.''
37668. Zeyd b. Sabit der
ki: "Allah, Rafi b. Hadle'e rahmet etsin! Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) yanına kavga eden iki kişi gelince, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Eğer böyle kavga edecekseniz tarlalarınızı kiraya
vermeyiniz" dedi.
37669. Musa b. Talha der
ki: "iki komşumun da (Abdullah ile Saldı tarlalarını üçte bir, dörtte bir
karşılığı kiraya verdiğini gördüm."
37670. Tavus der ki:
"Biz tarlalarımızı mahsulün üçte biri ve yarısı karşılığı kiraya verirken
yanımıza Muaz geldi ve bundan dolayı bizi ayıplamadı.''
37671. Hz. Ali der ki:
"Mahsulun yarısı karşılığı tarlayı kiraya vermekte bir sakınca yoktur.''
Ebu Hanife'nin bunu
kerih gördüğü nakledilir.
*
Şehirlinin Köylüye
Simsarlık Yapmasının Yasaklanması
37672. Cabir'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın.''
37673. Cabirı
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:
"Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın."
37674. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Hiçbir şehirli, köylünün malını onun adına satmasın.''
37675. Ebu Hureyre, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Hiçbir şehirli,
köylünün malını onun adına satmasın."
37676. Enes der ki:
Şehirli alanımızın, aynı anne babadan olan kardeşi olsa bile köylü adına onun
malını satması yasaklandı.
37677. Ebu Hureyre ve
İbn Ömer'den biri: "Bunu yapmamız yasaklandı" dedi.
Diğeri ise: "Hiçbir
şehirli, köylünün malını onun adına satmasın'' dedi.
Ebü Hanife'nin buna
ruhsat verdiği rivayet edilir.
*
Hz. Muhammed'in
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ailesine Sadaka Vermek
37678. Ebu Hureyre
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hasan b. Ali'nin zekat
hurmalarından birini ağzına alıp çiğnediğini görünce: "Çıkar, çıkar!
Sadaka bizim için helal değildir" buyurdu.
37679. İbn Ebi Rafi
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mahzum oğullarından bir
kişiyi zekat toplamak için gönderince Ebu Rafi de onunla gitmek istedi, bunu
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söyleyince Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Sadakanın bize helal olmadığını bilmiyor musun? Bir
kavmin azatlıları da onlardandır" buyurdu.
37680. Ebu Leyla
bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken, kalkıp
sadakaların bulunduğu odaya girdi, onunla beraber bir çocuk -Hz. Hasan veya Hz.
Hüseyin- girdi ve bir hurma alıp ağzına koydu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) hurmayı çocuğun ağzından çıkarıp: "Sadaka bizim için helal
değildir" buyurdu.
37681. Ebu Amıre Ruşeyd
b. Malik naklediyor: Bir gün, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanında otururken bir adam içi hurma dolu bir tabak getirdi. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu nedir? Sadaka mı, yoksa hediye
mi?" diye sordu. Adam: "Sadakadır" karşılığını verince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tabağı oradakilere ikram etti. Hasan
da Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önünde bulunuyordu. Hz. Hasan
bir hurmayı alıp ağzına atınca Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona
bakıp elini Hasan'ın ağzına sokarak hurmayı çıkardı ve: "Biz Muhammed'in ailesi
sadaka (zekat) yemeyiz" buyurdu.
37682. İbn Ebi Muleyke
bildiriyor: Halid b. Said b. el-As, Hz. Aişe'ye bir inek gönderince, Hz. Aişe
onu geri çevirdi ve: "Biz Muhammed'in ailesi sadaka yemeyiz" dedi.
37683. Abdullah b.
Bureyde, babasından nakleder: Selman Medine'ye geldiği zaman Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir tabak hediye götürüp önüne koydu. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu nedir" diye sordu ... -Ravi
devamla bunu uzun bir şekilde aktardı-.
37684. Enes bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hurma bulunca: "Eğer bu
sadaka hurması olmasaydı onu yerdim" dedi.
Ebu Hanife'nin:
"Sadaka, Haşimoğullarının ve başkalarının azatlılarına helaldir"
dediği nakledilir.
*
Namazdayken işaretle
Selama Karşılık Vermek
37685. İbn Ömer
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz kılmak için Amr b.
Avf oğullarının mescidine girdi. Aralarında Suheyb'in de bulunduğu Ensar'dan
bazıları Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girdiler. Suheyb'e:
''peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine selam verildiği zaman ne
yapardı?" diye sorduğumda: ''Eliyle işarette bulunurdu" dedi.
Ebu Hanife'nin:
"Namazdayken selama karşılık vermez" dediği nakledilir.
*
Beş Vesk'ten Daha Az
Olan Hububatın Zekatı Var mıdır?
37686. Ebu Said'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Beş vesk mikdarının altındaki (hurma, üzüm ve hububat) mahsullerde zekat
yoktur.''
37687. Ebu Said
el-Hudri'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: ''Beş vesk mikdarının altındaki hurmada zekat yoktur.''
37688. Ebu Hureyre,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Beş
vesk mikdarının altındaki (hurma, üzüm ve hububat) mahsullerde zekat yoktur.''
Ebu Hanife'nin:
"Mahsulün azında da, çoğunda da zekat vardır" dediği nakledilir.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Fil Olayı ve Ebu Yeksum Hakkında
Anlatılanlar