m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Gazveler

 

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Nübüvvetten Önce Gördükleri

 

37695. Amir(-i Şa’bi) bildiriyor: Hz. Ömer Yahudilere gidip: "Hz. Musa'ya (a.s.) Tevrat'ı gönderen Allah için söylemenizi istiyorum! Siz Kitaplarınızda Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve Sellem) görüyor musunuz?" diye sorunca onlar: "Evet" karşılığını verdiler. Hz. Ömer: "Neden ona tabi olmuyorsunuz?" diye sorunca ise:

"Allah hangi peygamberi gönderdiyse beraberinde vahiy getiren birini gönderdi. Cibril de Muhammed'e vahiy getiren melektir ve melekler içindeki düşmanımızdır. Mıkail ise dostumuzdur. Eğer ona gelen melek Mıkail olsaydı ona iman ederdik" dediler. Hz. Ömer:. "Hz. Musa'ya (a.s.) Tevrat'ı gönderen Allah için söylemenizi istiyorum! Allah katında bu meleklerin yeri nedir?" diye sorunca onlar şu karşılığı verdiler: "Cibrıl sağında, Mıkail ise solundadır." Bunun üzerine Hz. Ömer onlara şöyle dedi: "Ben onların ancak Allah'ın izniyle gönderildiklerine şahitlik ederim. Mıkail, Cibrıl'in düşmanlarına dost olmaz. Cibrıl de Mıkail'e düşman olana dost olmaz."

 

Hz. Ömer, Yahudilerin yanındayken Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi, Yahudiler: "Ey Hattab'ın oğlu! Arkadaşın geldi" dediler. Hz. Ömer kalkıp Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gittiğinde Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şu ayetler nazil olmuştu: "De ki: Cebraille kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah'ın izniyle Kurlanlı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir. Allahla, meleklerine, peygamberlerine, Cebraille ve Mikaille düşman olan kimse inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düşmanıdır," (Bakara Sur. 97- 98)

 

 

 

37696. Ebu Bekr b. Ebi Musa, babasından naklediyor: Ebu Talib ticaret için Şam'a doğru çıktı. Yanında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Kureyş'in ileri gelenlerinden bazıları da vardı. Rahib'in olduğu mekana vardıklarında konakladılar ve yüklerini indirmeye başladılar. Rahip yanlarına geldi ki, daha önce de oradan geçerlerdi ve rahip hiç yanlarına gelmez ve dönüp de bakmazdı. Onlar yüklerini indirirken rahip de yanlarına yaklaştı. Sonra gelip Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elini tuttu ve: "Bu, alemlerin efendisidir. Bu, alemlerin Rabbinin elçisidir. Yüce Allah bunu alemlere rahmet olarak gönderecektir" demeye başladı. Kureyşli ihtiyarlar ona: "Bu konuda ne biliyorsun?" diye sorduklarında, rahip: "Bu patika yola girdiğiniz zaman ne kadar ağaç ve taş varsa hepsi de ona secdeye kapandılar ki bunlar peygamberden başkasına secde etmezler. Ben onun omuz küreğinin altındaki elma gibi olan nübüvvet mühründen tanırım" karşılığını verdi.

 

2. Sonra rahip geri dönüp onlara yemek yaptı. Yemeği Kureyş'lilere götürdüğü zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) develere bakan kişiler arasındaydı. Rahip: "Onu çağırınız" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerinde kendisine gölge yapan bir bulutla onlara doğru gelince rahip: "Ona bakınız, üzerinde kendisine gölge yapan bir bulut var" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanlarına yaklaşınca onların daha önceden ağacın gölgesinde oturmuş olduklarını gördü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturunca ağacın gölgesi üzerine doğru geldi. Bunun üzerine rahip: "Bakınız; ağacın gölgesi kendisine doğru meyletti" dedi.

 

3. Rahip yanlarında durmuş Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bizans topraklarına götürmemeleri için ısrar ederken ve Rumlar onu görürse tanıyıp öldüreceklerini anlatırken dönüp baktığında Rum diyarından gelen dokuz kişiyi gördü ve onları karşıladı ve: "Neden geldiniz?" dedi. Onlar da "Geliş sebebimiz şudur: Bu peygamberin bu ayda çıktığı haberini aldık. Aramaları için bütün yollara adamlar gönderdik. Bu peygamberin senin yörene geldiğini duyduk. Onun için buraya geldik" dediler. Rahip: "Arkada bıraktıklarınız arasında sizden daha hayırlı bir kimse var mı?" diye sorunca onlar; "Hayır. Bu peygamberin senin tarafa gelmiş olduğunu duyduk" dediler. Bunun üzerine rahip şöyle dedi: "Bakın, size bir şey sorayım. Allah bir şey yapmak isteyince, insanlardan herhangi biri onun iradesine engelolabilir mi?" Onlar: "Hayır" cevabını verince onlara: "Öyleyse bu peygambere biat edin ve beraberinde bulunun" dedi.

 

4. Rahip, Kureyş'lilere giderek: "Allah aşkına söyleyin. Bu çocuğun velisi kimdir?" diye sorması üzerine, Ebu Talib: "Benim" dedi. Rahip, Ebu Talib'in Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Bekr ve Bilal ile beraber Mekke'ye geri gönderene kadar kendisine ısrarda bulundu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geri dönerken rahip kendisine yol azığı olarak çörek ve yağ verdi.

 

 

 

37697. İbn Abbas bildiriyor: Cinlerden hiçbir topluluk yoktu ki, (semadan) haber dinlemek maksadı ile oturulmaya uygun olan yerleri olmasın. Vahiy indiği zaman melekler bir kayanın üzerine atılan demirin çıkardığı ses gibi bir ses duyarlardı. Melekler bu sesi duyduklarında secdeye kapanır ve vahyin inişi tamamlanana kadar başlarını secdeden kaldırmazlardı. Vahiy inince birbirlerine:

"Rabbiniz ne buyurdu?" derlerdi. Eğer gökteki göklerle ilgili ise: "Doğrusu Allah Yücedir ve büyüktür" derlerdi. Gayb işleri, ölüm veya yeryüzündeki herhangi bir şeyle ilgiliyse bu vahiy hakkında konuşurlar ve: "Şöyle şöyle olacak" derlerdi. Şeytanlar da bunları duyarlar ve bu haberi yeryüzündeki dostlarına söylerlerdi.

Allah, Hz. Muhammed'i gönderdiği zaman şeytanlar yıldızlarla (meteorlar ile taşlanarak) kovuldular (ve bu haberleri duymaları engellendi). Bunu ilk öğrenen Sakif kabilesidir. Bunlardan koyun sahipleri (yıldız kayması korkusundan) her gün koyunlarının yanına gidip bir koyun keserdi. Deve sahipleri ise her gün bir deve keserdi. Halk (yıldızların kendilerine zarar vermemesi için) mallarını bu yolda tüketiyorlardı. (Sonunda) birbirlerine: "Yapmayınız (hayvanlarınızı kesmeyiniz)! Eğer bu kayan yıldızlar gecenin karanlığında kendilerine bakarak yolumuzu bulduğumuz yıldızlar ise kesmeye devam ederiz. Ancak o yıldızlar yerinde duruyorsa diğerlerinin kayması (kurbanı kesmeyi gerektirmeyecek olan) normal bir durumdur" dediler. Gözlediklerinde de kendileriyle yol buldukları yıldızların yerinde durduğunu ve hiçbirinin düşmediğini gördüler. Ardından kurban kesmekten vazgeçtiler. Yüce Allah cinleri de semadan uzaklaştırdı. Ancak Kur'an'ın inişi sırasında vahyi duydukları zaman birbirlerine: "Susup dinleyiniz" dediler. Daha sonra şeytanlar iblis'e gidip bu olanları ona bildirdiklerinde, iblis: "Bu, yeryüzünde meydana gelmiş olan büyük olayın işaretidir. Bana yeryüzünün her yerinden biraz toprak getirin!" dedi. Şeytanlar iblis'e Tihame'nin (Mekke) toprağından getirdiklerinde iblis: "Olay burada olmuştur" dedi.

 

 

 

37698. Safvan b. Assal bildiriyor: Yahudinin biri arkadaşına: "Bizi şu peygamberin yanına götür" deyince, arkadaşı: "Onun için peygamber deme! Seni duyabilir, çünkü onun dört gözü vardır" diye çıkıştı. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip (Allah'ın bildirdiği) dokuz ayetle (emirle) ilgili sordular, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'a ortak koşmayınız, zina etmeyiniz, hırsızlık yapmayınız, Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyiniz, suçsuz birini öldürtmek için güç sahibi birinin yanına gitmeyiniz, sihir yapmayınız, faiz yemeyiniz, iffetli kadınlara iftira atmayınız, savaş anında savaş meydanından kaçmayınız. Bir de, Yahudiler için önemi olan Cumartesi yasakları konusunda haddi aşmayınız." Adamlar Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elini ve ayağını öpüp: "Senin hak peygamber olduğuna şahadet ediyoruz" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana tabi olmanıza engel olan nedir?" diye sorunca ise onlar: "Hz. Davud, zürriyetinden her zaman bir peygamberin olması için dua etmişti. Bu yüzden (sana tabi olmakla) Yahudilerin bizi öldürmesinden korkuyoruz" karşılığını verdiler.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kaç Yaşında Peygamberlik Geldi?