|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Gazveler |
isra Vakti Vuku Bulan
Mirac Hadisesi
37725. Enes'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Bana,
Burak getirildi. O beyaz, uzunca, eşekten daha yüksek, katırdan daha alçak boylu,
ön ayaklarını gözünün gördüğü son noktaya koyan bir binektir. Ona bindim ve
nihayet Beytü'l-Makdis'e vardım. Onu, peygamberlerin bineklerini bağladığı
halkaya bağladım. Sonra, Beytu'l-Makdis'e girdim, orada iki rek'at namaz
kıldım. Daha sonra çıktım. Cibril (a.s.) bana, birisi şarap, diğeri süt dolu
iki kap getirdi. Ben, süt bulunan kabı tercih ettim. Cibril bana: "Fıtratı
tercih ettin" dedi.
2- Sonra semaya dünya
semasına yükseldik. Cibril, kapının açılmasını istedi. "Bu kim?" diye
sorulunca o, "Cibril" dedi. "Beraberinde kim var?" diye
sorduklarında ise o, "Muhammed" karşılığını verdi. "Peki, ona
risalet verildi mi?" sorusuna ise o, "Verildi" karşılığını
verdi. Kapı bize açılınca Hz. Adem ile karşılaşttm. Bana hoş geldin deyip hayır
dua etti. Sonra ikinci kat semaya yükseldik. Cibril, kapının açılmasını istedi.
"Bu kim?" diye sorulunca o, "Cibril" dedi.
"Beraberinde kim var?" diye sorduklarında ise o, "Muhammed"
karşılığını verdi. "Peki, ona risalet verildi mi?" sorusuna ise o,
"Verildi" karşılığını verdi. Kapı bize açılınca teyze çocukları olan
Yahya ile isa (a.s.) ile karşılaştım. Bana hoş geldin deyip hayır dua ettiler.
3- Sonra üçüncü semaya
çıkarıldık. Cibril, kapının açılmasını istedi. "Bu kim?" diye
sorulunca o, "Cibril" dedi. "Beraberinde kim var?" diye
sorduklarında ise o, "Muhammed" karşılığını verdi. "Peki, ona
risalet verildi mi?" sorusuna ise o, "Verildi" karşılığını
verdi. Kapı bize açılınca Yusuf (a.s.) ile karşılaştım. Ona güzelliğin yarısı
verilmişti. Bana hoş geldin deyip hayır dua etti. Sonra dördüncü semaya
çıkarıldık. Cibril, kapının açılmasını istedi. "Bu kim?" diye
sorulunca o, "Cibril" dedi. "Beraberinde kim var?" diye
sorduklarında ise o, "Muhammed" karşılığını verdi. "Peki, ona
risalet verildi mi?" sorusuna ise o, "Verildi" karşılığını
verdi. Kapı bize açılınca İdris (a.s.) ile karşılaştım. Bana hoş geldin deyip
hayır dua etti Yüce Allah onun hakkında: "Onu Yüce bir makama
çıkardık" (Meryem Sur. 57) buyurdu.
4- Sonra beşinci semaya
çıkarıldık. Cibril, kapının açılmasını istedi. "Bu kim?" diye
sorulunca o, "Cibril" dedi. "Beraberinde kim var?" diye
sorduklarında ise o, "Muhammed" karşılığını verdi. "Peki, ona
risalet verildi mi?" sorusuna ise o, "Verildi" karşılığını
verdi. Kapı bize açılınca Harun (a.s.) ile karşılaştım. Bana hoş geldin deyip
hayır dua etti. Sonra altıncı semaya çıkarıldık. Cibril, kapının açılmasını
istedi. "Bu kim?" diye sorulunca o, "Cibril" dedi.
"Beraberinde kim var?" diye sorduklarında ise o, "Muhammed"
karşılığını verdi. "Peki, ona risalet verildi mi?" sorusuna ise o,
"Verildi" karşılığını verdi. Kapı bize açılınca Musa (a.s.) ile
karşılaştım. Bana hoş geldin deyip hayır dua etti.
5- Sonra yedinci semaya
çıkarıldık. Cibril, kapının açılmasını istedi. "Bu kim?" diye
sorulunca o, "Cibril" dedi. "Beraberinde kim var?" diye
sorduklarında ise o, "Muhammed" karşılığını verdi. "Peki, ona
risalet verildi mi?" sorusuna ise o, "Verildi" karşılığını
verdi. Kapı bize açılınca İbrahim (a.s.) ile karşılaştım. Kendisi sırtını Beyt-i
Mamur'a dayanmıştı. Beyt-i Mamur'a her gün yetmiş bin melek girer, girenler de
bir daha geri dönmezdi.
6- Sonra
Sidretu'l-Münteha'ya götürüldü k. Onun (gölge yapan) yaprakları fillerin
kulakları gibiydi. Meyveleri ise küpler kadardı. Sonra Yüce Allah'ın yüceliği
orayı kuşatınca başka şeylere dönüştüler ki, Allah'ın yarattıklarından hiçbiri,
onun güzelliğini vasfedemezdi. Orada Yüce Allah bana vahyettiklerini vahyetti
ve her gece ve gündüzde elli vakit namazı farz kıldı.
7- Geri inip Musa'nın
(a.s.) yanına yetişince bana: "Rabbin Ümmetine neyi farz kıldı?" diye
sordu. Ben: "Her gece ve gündüz elli vakit namaz" karşılığını verince
Musa (a.s.): "Rabbine geri dön ve ondan bunu hafifletmesini iste. Senin
ümmetinin buna gücü yetmez. Ben İsrail oğullarını imtihana tabi tuttum ve
onları tecrübe ettim" dedi. Ben Rabbime dönüp: "Ey Rabbim! Ümmetim
üzerine hafiflet", diye niyaz ettim. Benden beş vakti indirdi. Musa'ya
(a.s.) döndüğümde: "Ne yaptın?" diye sordu. Ben: "Benden beş
namazı indirdi" karşılığını verince; "Muhakkak ümmetin buna güç
yetiremez. Rabbine geri dön ve hafifletmesini iste" dedi. Böylece Rabbim
ile Musa (a.s.). arasında gidip gelmeye devam ettim ve her gidişte beş vakit
indirdi. Nihayet (Rabbim bana) şöyle buyurdu: "Ey Muhammed! Onlar her
gündüz ve gece içinde beş namazdır. Her bir namaz için on (vakit sevabı)
vardır. İşte böylece elli namaz olur. Her kim bir iyilik yapmaya niyetlenir de
yapamazsa, onun lehine bir iyilik yazılır. Eğer yaparsa on iyilik yazılır. Her
kim bir kötülük yapmaya niyetlenir de yapmazsa onun aleyhine hiç bir şey
yazılmaz. Eğer yaparsa, bir tek kötülük yazılır."
8- Sonra inip Musa'nın
(a.s.): yanına vardım ve olanları kendisine haber verince; "Rabbine dön ve
ümmetin için ondan hafifletmesini iste" dedi. Allah Resulü (a.s.): "Rabbime
o kadar çok döndüm ki artık bir daha dönmeye utandım" dedi.
37726. Enes b. Malik,
Malik b. Sa'sa'a'dan, o da Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yukarıdakinin aynısını rivayette bulundu.
37727. İbn Abbas
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İsra
gecesi sonrası Mekke'de sabahladığımda, gece yaşadıklarım gözümde büyüdü ve bu
konuda insanların beni yalanlayacaklarını da anladım." İbn Abbas şöyle
devam eder: "Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tek
başına bir yerde üzüntülü bir şekilde oturdu. Ebu Cehil oradan geçerken gelip
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına oturdu. Onunla alay
edercesine: "Yeni bir şey var mı?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Evet!" karşılığını verdi. Ebu Cehil: "Ne
oldu?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dün
gece alınıp götürüldüm!" buyurdu. Ebu Cehil: "Nereye?" diye
sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Beytu'l-Makdis'e"
karşılığını verdi. Ebu Cehil: "(Oraya gittin) sabah da içimize geri döndün
öyle mi?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Evet!" karşılığını verdi. Ebu Cehil hemen onu yalanlamak
istemiyordu. Zira kavmi yanına geldiğinde, olayı inkar etmesinden korkuyordu.
Sonra Ebu Cehil: "Şayet kavmini buraya çağırırsam bana anlattıklarını
onlara da anlatır mısın?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Anlatırım!" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ebu Cehil:
"Toplanın ey Ka'b b. Lüey oğulları!'' diye seslendi. Başka yerlere
oturanlar bırakıp hemen orada toplandılar ve oturdular. Ebu Cehil, Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Bana anlattığını kavmine de anlat!'' dedi.
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) onlara: "Dün gece alınıp götürüldüm" buyurdu.
Oradakiler: "Nereye?" diye sorduklarında, Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Beytu'l-Makdis'e" karşılığını verdi. "(Gece
gittin) ve sabah vakti içimize geri döndün, öyle mi?'' diye sorduklarında,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet!" karşılığını verdi.
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) -kendilerine yalan gelen- bu sözü üzerine
içlerinden bazıları şaşkınlıktan el çırptı, bazıları da ellerini başlarına
götürdü. Sonra: "Peki oradaki mescidin nasıl bir şeyolduğunu bize
anlatabilir misin?" dediler. Zira içlerinden bazıları oraya gitmiş ve
mescidi görmüştü.
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) olayı şöyle anlattı: "Bunun üzerine ben de mescidin
özelliklerini onlara anlatmaya başladım. Bir ara bazı özelliklerinde takılacak
gibi oldum, ama Yüce Allah tarafından Mescid(-i Aksa) getirildi ve Akıl'in
(veya İkal'in) evinin yanına konuldu. Ben de onu seyrediyordum. Ona bakarak
mescidin tüm özelliklerini bir bir anlattım." İbn Abbas der ki:
"Bunun üzerine oradakiler: "Vallahi doğru bir şekilde mescidin
(tapınağın) özelliklerini anlattı!'' dediler.
37728. Huzeyfe
bildiriyor: "(isra gecesinde) Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
binmesi için Burak getirildi. Burak beyaz ve uzunca bir binektir. Adımını
gözünün görebildiği yere kadar atar. Beytu'l-Makdis'e ulaşana kadar Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Burak'ın sırtında kaldı. Daha sonra
semanın kapıları kendisine açıldı. Orada Cennet ile Cehennemi gördü."
Huzeyfe der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Beytu'I-Makdis'te namaz kılmadı. Zir der ki: Ben, ''Bilakis kıldı'' dedim.
Bunun üzerine Huzeyfe: "Senin adın nedir ey kafası kel? Ben seni sima
olarak tanıdım, ama adını bilmiyorum" deyince ben: "Zir b.
Hubeyş'im" cevabını verdim. Huzeyfe: "Kılmadığını nereden biliyorsun?
Sence kıldı mı?" deyince ben: "Yüce Allah: "Kulunu geceleyin
Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren
münezzehtir. Ona, ayetlerimizden bazısını gösterelim diye. Şüphesiz ki O,
Işitendir, görendir'' (isra Sur. l) buyuruyor" dedim. Huzeyfe: "Sence
kıldı mı? Eğer Mescid-i Aksa'da namaz kıldıysa biz de onunla tıpkı Mescid-i
Haram'da namaz kıldığımız gibi orada da namaz kılarız" dedi. Huzeyfe'ye:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bineğini, peygamberlerin
bineklerini bağladıkları halkaya bağladı mı?" denince Huzeyfe:
"Niye Allah
kendisine bineği gönderdiği halde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o
bineğin kaçmasından mı korkuyordu?" dedi.
37729. Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Yürütüldüğüm gece yedinci kat göğe ulaşınca yukarıya baktığımda, gök
gürültüsü, şimşek ve yıldırımları gördüm. Sonra bir kavme uğradım ki, karınları
evler gibi iri idi. Bu karınların içi yılanlarla dolu idi ve yılanlar dışarıdan
gözüküyorlardı. Ben: ''Ey Cibril bunlar kimlerdir?'' diye sordum. ''Bunlar faiz
yiyenler!'' dedi. Dünya semasına indiğim zaman en aşağıya baktığımda toz, duman
ve gürültüler gördüm. ''Ey Cibril bunlar kimlerdir?'' diye sorduğumda; ''Bunlar
şeytanlardır. İnsanların yerin ve göğün yaratılışını düşünmemeleri için
dikkatlerini başka yöne çekiyorlar. Eğer şeytanlar böyle yapmasaydı, insanlar
hayrete düşecekleri çok şey görürlerdi'' dedi."
37730. Enes'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"İsra'ya çıkarıldığım gece kırmızı bir tepe üzerinde olan Hz. Musa'ya
(a.s.) rastladım. Kabrinde, kalkmış (ayakta) namaz kılıyordu.''
37731. Enes b. Malik, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "İsra'ya
çıkarıldığım gece, dudakları ateşten makaslarla kesilen birtakım kimselerin
yanından geçtim. ''Bunlar kimlerdir?'' diye sorduğumda şöyle denildi:
"Bunlar dünya ehlinden olan hatiplerdir. İnsanlara iyiliği emrettikleri ve
Kitab'ı okudukları halde bizzat kendilerini unutanlardır. Bunlar hiç akıl
etmezler mi?"
37732. Abdullah b.
Şeddad bildiriyor: isra gecesinde Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
binmesi için bir binek getirildi. Katırdan küçük, merkepten ise büyüktü.
Adımını gözünün görebildiği yere kadar atabiliyordu ve adı Burak'tı. Yolda
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşriklerin kervanına rastlayınca
kervandakiler ürküp kaçmaya başladılar. Birbirlerine: "Bu da ne?"
diye sorduklarında yine içlerinden birileri: "Bir şey göremiyoruz, bir
rüzgar olsa gerek!" karşılığını verdiler. Nihayeti nde Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beytu'l-Makdis'e getirildi. Orada Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) birinin içinde şarap, diğerinde ise süt bulunan
iki kap getirildi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) içinde süt olan
kabı alınca, Cebrail ona: "Doğru yolu buldun! Ümmetin de doğru yolda
olacaktır!" dedi. Sonra Mısır'a doğru gitti.
37733. Enes, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Sidretu'l-Münteha'ya yükseltildiğimde (oradaki sedir ağacının)
yapraklarının fillerin kulakları gibi, yemişlerinin ise testiler kadar olduğunu
gördüm. Sonra Yüce Allah'ın yüceliği orayı kuşatınca başka şeylere dönüştüler
ki oradan yakutu hatırlıyorum.''
37734. Seleme b. Kuheyl,
Gazvan'ın şöyle dediğini nakleder: "Sidretü'l-Münteha" (Necm Sur. 14)
Cennetin ortasıdır."
37735. Huzeyl b.
Şurahbil naklediyor: Abdullah (b. Mes’ud), "Sidretü'l-Münteha" (Necm
Sur. 14) hakkında: "Cennetin orta yeridir. Üzerinde işlemeli ipekler ve
atlaslar vardır" dedi.
37736. Ka'b(u'I-Ahbar),
Sidretü'I-Münteha hakkında der ki: "Melekler ve peygamberler oraya kadar
ulaşır ve orada dururlar."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kendini Arap Kabilelerine Arz Etmesi