m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Gazveler

 

Hendek Savaşı

 

37951. Hz. Aişe anlatıyor: Hendek günü, savaşan halkın ardından gittim.

Arkamdan bir ses geldiğini işittim. Dönüp bakınca, Sa'd b. Muaz ile kardeşinin oğlu Harise b. Evsli gördüm. Sa'd'ın elinde kalkan vardı. Ben olduğum yere çöktüm. Sa'd b. Muaz'ın sırtında dar bir zırh gömlek vardı. Kendisinin kolları zırhtan dışarı çıkmıştı ve ben onun kollarından vurulmasından korkuyordum. Sa'd b. Muaz haikın en iri yapılısı ve uzunu idi. Kendisi:

Biraz bekle, çarpışmaya katıl Ramel! Ölmek ne güzel, gelince ecel!

recezini söyleyerek geçip gitti.

 

2. Ben kendimi bir bahçeye attığımda aralarında Ömer b. el-Hattab'ın ve üzerinde bir miğfer bulunan bir adamın da bulunduğu bir grubun olduğunu gördüm. Hz. Ömer bana: "Allah iyiliğini versin! Neden geldin?, Allah iyiliğini versin! Neden geldin? Vallahi, sen gerçekten çok cüretlisin! Sen bir felakete uğramayacağından emin olabilir misin?" deyip beni o kadar kınadı ki yer yarılıp yerin dibine geçmeyi isterdim. Miğferli zat, miğferini yüzünden yukarı doğru kaldırınca onun Talha b. Ubeydillah olduğunu gördüm. Hz. Ömer'e: "Ey Ömer! Allah iyiliğini versin! Sen bugün ne kadar çok şey söylüyorsun! Doğru ve isabetli görüşlülük veya Yüce Allahla doğru kaçış nerede kaldı!" dedi.

 

3. Sa'd'ı Kureyş'ten, Hibban b. Arika adında bir kişi: "AI! Ben Arika'nın oğluyum" deyip akla kolundaki can damarından vurup damarı kesti. Sa'd, Allah'a dua ederek: "Allahım! Beni Kurayza'nın akıbetini görüp gözüm aydın oluncaya kadar öldürme" dedi. Beni Kurayza, Cahiliye döneminde Sa'd b. Muaz ile anlaşmalı ve dost idi. Böyle dedikten sonra kolundan akan kan kesildi ve Allah bir rüzgar gönderdi. Şu ayet bu olayı açıklar: "Bu şekilde Allah, müminlere savaşta kati geldi. Allah çok güçlüdür, çok üstündür." (Ahzab Sur. 25) Ebu Süfyan, Tihame kabilesine,

 

Uyeyne b. Bedr b. Hısn ve beraberindekiler ise Necd'lilere sığındı. Beni Kurayza ise dönüp kalelerine sığındılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye dönünce Sa'd için çadır kurulmasını emretti ve Mescid'de ona bir çadır kurup silahları bıraktılar.

 

4. Cibril, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip: "Silahı bıraktın mı?"

Vallahi Melekler silahlarını bırakmadılar. Beni Kurayza'nın üzerine git ve onlarla savaş" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yola çıkmaya hazırlanmalarını emredip silahını alarak çıktı ve Beni Ganm kabilesine uğradı. Bunlar Mescid'e yakındı. Onlara: "Size kim uğradı?" diye sorunca, onlar:

"Dihyetu'I-Kelbl uğradı" dediler. Dihye'nin sakalı ve yüzü Cibril'e benzerdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beni Kurayza'yı yirmi beş gün muhasara altında tuttu. Muhasara uzun sürüp Beni Kurayza zor durumda kalınca onlara: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hükmüne razı olun" denildi. Ebu Lübabe'ye danıştıklarında onlara: "Hakkınızda boğazlanma hükmü verilir" anlamında eliyle işaret etti. O zaman: "(Sa'd) İbn Müaz'ın hükmünü kabul ederiz" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman Sa'd b. Muaz'ın vereceği hükme razı olun" buyurdu ve Kurayza'lılar kalelerinden indiler

 

5. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sa'd'ı çağırdı. Onu üzerinde liften yapılmış palan bulunan bir merkeple getirdiler. Kavmi etrafına toplanıp: "Ey Ebu Amr! Bunlar senin anlaşmalıların, dostların ve kötü zamanlarında yardımcılarındı ki bunu iyi bilirsin!" demeye başladılar ancak Sa'd, onlara cevap vermedi. Yurduna yaklaşınca kavmine dönüp: "Sa'd'ın Allah yolunda kınayanın kınamasını önemsemeyeceği zaman gelmiştir" dedi.

 

6. Sa'd, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına vardığı zaman, -Ebu Said dedi ki:- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kalkıp efendinizi (merkebinden) indiriniz" buyurdu. Ömer: "Bizim efendimiz Allah'tır" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sa'd'ı indiriniz" dedi ve sahabe onu (merkebinden) indirdi.

 

7. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Sa'd'a: "Bunlar hakkında hüküm ver" deyince Sa'd şöyle dedi: "Ben onlar hakkında: Savaşçılarının öldürülmesi, hanımları ve çocuklarının esir edilmesi ve mallarının paylaştırılması hükmünü verdim."

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen onlar hakkında Allah'ın ve Resulünün hükmüyle hüküm verdin" buyurdu. Sonra Sa'd, Allah'a şöyle dua etti: "Allahım! Eğer Peygamberin ve Kureyşliler arasında yapılacak savaş kalmış ise beni hayatta bırak ki, onlarla senin yolunda cihad edeyim. Eğer aralarında savaşı kaldırmış isen beni huzuruna aL." Sa'd'ın, iyileşip sadece bir yüzük kadar kalan yarası açıldı.

 

8. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dönünce Sa'd da Mescid'de kendisi için yapılan çadırına döndü. (Hz. Aişe) der ki: "Vefat edeceği zaman, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer Sa'd'ı ziyaret ettiler. Nefsim elinde olana yemin ederim ki; ben odamdayken Ebu Bekr'in ağlamasını Ömer'in ağlamasından ayırt edebiliyordum. Onlar Yüce Allah'ın buyurduğu gibi:

"Birbirlerine karşı merhametlidirler." (Feth Sur. 29) Alkame der ki: Hz. Aişe'ye:

"Anneciğim! Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nasıl yapardı?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kimsenin ölümüne ağlamazdı, ama üzüldüğünde sakalını tutardı.''

 

 

 

37952. Asım b. Ömer b. Katade naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) akşam vakti uyuduğu zaman Cibrıl veya bir melek gelip: "Bu gece ümmetinden ölen kim ki; gök ehli onun ölümü (ile aralarına katılacağı) ile birbirini müjdeliyor?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu bilmiyorum, ama Said b. Muaz akşama pek zayıf olarak çıkmıştı" deyip sahabeye: "Sa'd ne yaptı?" diye sordu. "Ya Resulallah! Said ruhunu teslim etti. Kavmi gelip onu evlerine götürdüler" karşılığını verince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaata sabah namazını kıldırıp çıktı. insanlar da yürüyerek peşinden gittiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öyle süratli yürüdü ki peşinden gelenlerin ayakkabılarının bağları parçalanıp ayaklarından çıktı, gömlekleri omuzlarından düştü. Birisi: "Ya Resulallah! insanları yorup geride bıraktın!" deyince:

"Hanzala'nın cenazesini yıkamada bizi geçtikleri gibi yine meleklerin, Sa'd'ı da bizden evvel yıkamasından korktum" buyurdu.

 

2. Muhammed (b. Amr) bildiriyor: Eş'as b. ishak şöyle dedi: "Sa'd yıkanırken Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanlarına geldi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dizlerini tutup: "Bir melek girdi ve oturacağı yer olmadığından ona yer verdim" dedi. Annesi ise ağlayarak şöyle diyordu:

"Sa 'd'ın başına gelenlerden dolayı vay haline Sad'ın annesi! Ne kabiliyetler gösterdi, ne çabalar sarfetti

Cömertti ve asalet sahibiydi

Kendisine verilen görevleri de en iyi şekilde ifa etti. "

 

Resulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sa'd'ın annesi dışındaki bütün ağıtçı kadınlar yalan söylerler" buyurdu.

 

3. Muhammed (b. Amr) der ki: Arkadaşlarımızdan bazıları şöyle dediler:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sa'd'ın cenazesi için çıkınca münafıklardan bazıları: "Sa'd'ın tabutu -veya cenazesi- ne kadar hafif?" dediler. Sa'd b. ibrahim bana şöyle bildirdi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Sa'd'ın vefat ettiği gün: "O güne kadar yeryüzüne hiç inmemiş olan yetmiş bin melek Sa'd'ın cenazesine katıldılar" buyurdu.

 

4. Muhammed (b. Amr) der ki: Vakıd b. Amr b. Sa'd b. Muaz'ı defnederken çadırımıza girmiş olan ismail b. Muhammed b. Sa'd'ın şöyle dediğini duydum: Yaşlı olanlarımızın şöyle dediklerini duydum: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sa'd'ın vefat ettiği gün: "O güne kadar yeryüzüne hiç inmemiş olan yetmiş bin melek Sa'd'ın cenazesine katıldılar" buyurdu.

 

5. Muhammed, babasından, o da dedesi kanalıyla Hz. Aişe'den bildiriyor:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra iki arkadaşı (Ebu Bekir ile Ömer) dışında, vefatı Müslümanlara Said b. Muaz'ınkinden daha ağır gelen bir kimse yoktur."

 

6. Muhammed, Muhammed b. el-Münkedir'den, o da Muhammed b.

Şurahbil'den naklediyor: O gün, bir adam Sa'd'ın mezarından bir avuç toprak aldı. Daha sonra toprağı açıp baktığında onun misk olduğunu gördü.

 

7. Muhammed, -insanların en güzel yüzlülerinden ve uzun boylularından olanVakıd b. Amr b. Sa'd'dan şöyle nakleder: "Enes b. Malik'in yanına girdiğimde bana: "Sen kimsin?" diye sordu. Ben: "Vakıd b. Amr b. Sa'd b. Muaz'ım" karşılığını verince Enes: "Allah Sa'd'a rahmet etsin. Sen de Sa'd'a benziyorsun" deyip şöyle devam etti: "Allah Sa'd'a rahmet etsin. insanların en güzel yüzlülerinden ve uzun boylularındandı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Duma Ukeydir'ine bir heyet gönderince Duma Ukeydiri Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) altın işlemeli ipek bir cübbe gönderdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cübbeyi giyip minbere çıktı ve oturup konuşmadı. Halk cübbeye dokunup onun güzelliğine hayranlıkla bakarken Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunun güzelliğine hayret mi ediyorsunuz?" dedi. Sahabe: "Ya Resulallah! Bundan daha güzel giysi görmedik" karşılığını verince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Nefsim elinde olana yemin ederim ki; Sa'd b. Muaz'ın cennetteki mendilleri bu gördüğünüzden daha güzeldir" buyurdu.

 

 

 

37953. Bera bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir ipek bir elbise hediye edilince sahabe bu giysinin yumuşaklığına hayran kaldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sa'd'ın Cennetteki bir mendili bu gördüğünüzden daha yumuşaktır" buyurdu.

 

 

 

37954. Ebu ishak bildiriyor: Muhelleb b. Ebi Sufra'nın, Haricileri ve yaptıkları baskınları zikrettikten sonra şöyle dediğini işittim: "Resulullah'ın ashabı, (Hendek savaşı öncesinde) hendeğin kazılması sırasında, Ebu Süfyan'ın Müslümanlara baskın düzenlemesinden çekinen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şayet gece vakti baskına uğrarsanız, birbirinizi çağırmak için parolanız: ''Ha mim, La yunsarun'' olsun!" buyurduğunu bildirdiler.

 

 

 

37955. İbn Ömer der ki: "Sa'd b. Muaz'ın ölümüyle ona kavuşma sevinciyle Arş sarsıldı." -Ravi der ki: Burada Arşıtan kasdedilen tabuttur. Şu ayet buna işaret etmektedir: ''Ana babasını tahtın üzerine oturttu.'' (Yusuf Sur. 100) Sallanmaktan kasıt ta butun tahtalarının aralarının açılmasıdır.- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sa'd'ın kabrine girip bir müddet kaldı. Çıktığı zaman: "Ya Resulallah! Neden kabirde geciktin?" diye sorulunca, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sa'd kabirde sıkıştırıldı. Bu sıkıntıyı kendisinden gidermesi için Allah'a dua ettim" buyurdu.

 

 

 

37956. Cabir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sa'd b. Muaz'ın ölümü sebebiyle Arş sarsıldı.''

 

 

 

37957. Esma binti Yezid b. Seken bildiriyor: Said b. Muaz'ın cenazesi çıkarıldığı zaman annesi feryad edince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sa'd'ın annesine şöyle dedi: "Gözyaşın dinip hüznün son bulmayacak mı? Senin oğlun, Allah'ın kendisine güldüğü ilk kişidir. Arş ta onun ölümü dolayısıyla sarsılmıştır. ''

 

 

 

37958. Hz. Aişe bildiriyor: Hac veya umre için gittiğimizde (dönüşte) bizi Zu'l-Huleyfe denilen yerde karşıladılar. Ensar'ın çocukları ailelerini karşılamaya çıkarlardı. Useyd b. Hudayr'ı bulup hanımının vefat ettiğini söylediler. Bunun üzerine Useyd b. Hudayr başını örtüp ağlamaya başladı. Ben: "Allah sana mağfiret etsin. Sen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahabisisin ve geçmişin övülecek şeylerle dolu olduğu halde bir kadın için mi ağlıyorsun!" dedim. Useyd başını açtı ve: "Ömrüme yemin olsun ki doğru söyledin! Sa'd b. Muaz'dan sonra kimse için ağlamamam gerekir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun için söylediğini söylemiştir" dedi. Ben: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sa'd için ne dedi?" diye sorunca şöyle karşılık verdi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sa'd b. Muaz'ın ölümü sebebiyle Arş sarsıldı." Useyd b. Hudayr bunları söylerken benimle Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında yürüyordu.

 

 

 

37959. Ebu Said'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sa'd b. Muaz'ın ölümü sebebiyle Arş sarsıldı."

 

 

 

37960. Huzeyfe naklediyor: Sa'd b. Muaz vefat ettiği zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sa'd b. Muaz'ın ruhunu teslim etmesi sebebiyle Arş sarsıldı" buyurdu.

 

 

 

37961. Hz. Aişe der ki: Hendek günü Sa'd, kolundaki can damarından isabet aldı. Onu İbn Arike adında bir kişi okla vurmuştu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu Mescid'e gönderdi. Sonrasında onu ziyaret edip yakınında durmak için Mescid'de kendisine bir çadır kurdu.

 

 

 

37962. Hişam b. Urve, babasından naklediyor: Hz. Aişe: "Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti... " (Ahzab Sur. 10) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi: "Bu durum Hendek günü olmuştur."

 

 

 

37963. Urve naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hendek günü müşriklerle karşı karşıya gelince, Müslümanların daha önce karşılaşmadıkları kadar sıkıntılı bir gün yaşamışlardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında Hz. Ebu Bekr ile oturuyordu. O zaman hurmalar yetiştiği bir zamandı ve insanlar geçimlerini hurmadan sağladıkları için hurmanın yetiştiğini gördüklerinde çok sevinirlerdi. Hz. Ebu Bekr başını kaldırıp hurma yemişlerine baktı. Hz. Ebu Bekr'in gördüğü hurma yemişi, o yıl görülen ilk yemişti. Sonra eliyle işaret ederek sevinçli bir şekilde: "Ya Resulallah! Hurma yemişine bak!" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tebessüm ederek: "Allahım! Verdiğin güzel şeyleri bizden çekip alma" diye dua etti.

 

 

 

37964. Amr b. Şurahbil naklediyor: Sa'd b. Muaz, Hendek günü akla vurulunca kanı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine akmaya başladı. Ebu Bekr gelip: "Soyu kesildi (ölecek)!" demeye başlayınca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Sus) ey Ebu Bekr!" dedi. Hz. Ömer geldi ve: "Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve Ona döneceğiz" dedi.

 

 

 

37965. Hişam b. Urve, babasından naklediyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı arasında Mes'ud adında bir kişi vardı ve bu kişi laf taşıyan bir kovucuydu. Bu kişi, Hendek günü Beni Kurayza, Ebu Süfyan'a haber gönderip:

"Bize, bizimle beraber savaşmaları için adamlar gönder. Biz onlarla beraber Muhammed'e karşı Medine'nin bu tarafından, sen de Hendek tarafından savaş" dediler. iki taraftan saldırıya maruz kalacak olması Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ağırına gitti ve Mes'ud'a: "Ey Mes'ud! Biz, Beni Kurayza'ya, Ebu Süfyan'dan kendileriyle beraber savaşmaları için adam istemesini söyledik. Ebu Süfyan'ın adamları geldiği zaman Beni Kurayza onları öldürecek" dedi. Mes'ud, bunu Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) duyar duymaz zaman geçirmeden Ebu Süfyan'a bildirdi. Ebu Süfyan: "Vallahi! Muhammed doğru söylüyor. Daha önce hiç yalan söylemedi" dedi ve Beni Kurayza'ya kimseyi göndermedi.

 

 

 

37966. Cabir b. Abdillah bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabı üç gün hiç yemek yemeden hendek kazdılar. Sahabe Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! Burada bir kaya parçası var" dediler. Hz. peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kayanın üzerine su serpin" buyurdu. Onlar kayaya su serpince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve bir kazma veya çapa alıp: "Bismillah!" diyerek üç defa vurdu. Kaya parça parça oldu. Cabir dedi ki: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gözüm çarptığı zaman (açlıktan) karnına taş bağlamış olduğunu farkettim."

 

 

 

37967. Bera naklediyor: Hendek günü Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) toprak taşırken gördüm. Taşıdığı toprak göğsündeki kılları örtmüştü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) toprak taşırken Abdullah b. Revaha'nın şu şiirini okuyordu: Allahım! Sen olmasan hidayet yolunu bulamaz, Sadaka vermez, namaz kılamazdık.

Üzerimize bir huzur indir Karşılaştığımız zaman ayaklarımızı sabit kıl. Düşmanlar bize karşı azıp kudurdular Fakat kargaşa çıkarmak istedikleri zaman çekindik, katılmadık. 

 

 

 

37968. Enes bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) soğuk bir sabah

dışarıya çıktı, Muhacirler ve Ensar hendeği kazıyorlardı. Onlara bakınca şöyle dedi: Muhakkak ki gerçek hayat ahiret hayatıdır Allahım! Ensar ve Muhacirlere mağfiret et Sahabe, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle karşılık verdi:

 

Biz Muhammed'e biat edenleriz

Yaşadığımız sürece cihad etmek üzere

 

 

 

37969. Abdurrahman b. Ebi Said el-Hud rı, babasından naklediyor: Hendek günü, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazını kılmaktan, bize (Allah tarafından) yardım edilene kadar meşgul edilip alıkonduk. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur: "Allah müminlere savaş hakkında yetiverdi. Allah çok güçlüdür, üstündür." (Ahzab, 25) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkıp Bilal'e emretti ve kamet getirip daha önce kıldığı gibi öğle namazını kıldı(rdı). Sonra ikindi için kamet getirip, ikindiyi de daha önce kıldığı gibi kıldı. Sonra akşam için kamet getirdi ve yine daha önce kıldığı gibi akşamı kıldı. Sonra yatsı için kamet getirip daha önce kıldığı gibi yatsı namazını da kıldı. Bu şu ayet nazil olmadan önce meydana gelmişti: "Korkuyorsanız yürüyerek yahut hayvana binmiş olduğunuz halde kılın." (Bakara Sur. 239)

 

 

 

37970. Said der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hendek günü güneş batıncaya kadar öğle ve ikindiyi kılamadı."

 

 

 

37971. Ebu Ma'şer bildiriyor: Hendek savaşının olduğu yıl, Haris b. Avf ve Uyeyne b. Hısn gelip Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Medine (hurmalarının) mahsulunü bize vermen karşılığında Gatafan kabilesinin sana saldırmasını engelleriz" dediler. Sonunda mahsulün yarısının verilmesine razı oldular ve: "Aramızda bir sözleşme yaz" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kağıt isteyince oturmakta olan Sa'd b. Muaz ve Sa'd b. Ubade Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek: "Bunu yapmana sebep, bizim de karşı gelemeyeceğimiz Allah'tan olan bir şey mi?" diye sorduklarında: "Hayır! Fakat bunun yapmamdaki sebep, diğerleriyle daha rahat bir şekilde ilgilenmem için bunları benden uzaklaştırmaktı" karşılığını verince onlar şöyle dediler: "Araplar cahiliye döneminde bile bizden sadece paralarıyla veya misafirimiz oldukları zaman alabildilerdi." 

 

 

 

37972. Hz. Ali, Hendek günü, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Bizi ikindi namazını (zamanında) kılmaktan alıkoydular. Allah da onların evlerini ve mezarlarını ateşle doldursun."

 

 

 

37973. İbn Ömer der ki: "Henüz on dört yaşındayken Uhud savaşına katılacaklar arasında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni de kontrol etti ve savaşmama izin verdi." Fakat ifade İbn idris rivayetinde: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sunuldum" lafzıyla gelmiştir.

 

 

 

37974. Urve naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hendek günü: "Kim gidip bana Beni Kureyza'dan haber getirir?" diye sorunca, Zübeyr bineğine binip Beni Kureyza'dan haber getirdi. Daha sonra Hz. peygamber(Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç defa daha: "Kim gidip bana Beni Kureyza'dan haber getirir?" diye sorduğunda Zübeyr: "Ben getiririm" dedi.

(Ravi) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Zübeyr için, annesi ve babasını bir arada zikrederek: "Babam ve annem sana feda olsun" dedi. Yine Hz. peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zübeyr için: "Her peygamberin havarisi vardır. Zübeyr, benim havarim ve halamın oğludur" dedi.

 

 

 

37975. Bera b. Azib bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize Hendek kazmamızı emrettiği yerde, kazmanın işlemediği çok büyük ve sert bir kaya çıktı. Bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bildirdiğimizde, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip eline kazmayı aldı ve elbisesini çıkarıp: "Allahu Ekber" deyip sonra bir darbeyle üçte birini kırdı ve şöyle dedi: "Allahu Ekber! Bana Şam'ın anahtarları verildi. Vallahi şu an orasının kırmızı saraylarına bakıyorum." Sonra ikinci darbeyi vurdu, diğer üçte birini kırdıktan sonra: "Allahu Ekber! Bana Faris'in (İran'ın) anahtarları verildi. Vallahi şu an Medain şehrinin beyaz sarayına bakıyorum" dedi. Sonra üçüncü darbeyi vurup: "Bismillah!" dedi ve kayanın kalan kısmını parçalayıp: "Allahu Ekber! Bana Yemen'in anahtarları verildi. Vallahi şu an San'a'nın kapılarına bakıyorum" dedi.

 

 

 

37976. Abdullah (b. Mes’ud) bildiriyor: Hendek savaşı günü müşrikler Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört vaktin namazını kılmaktan meşgul edip alıkoydular: Bilal'e ezan okuması emredildi, sonra kamet getirdi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğle namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi've Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ikindi namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) akşam namazını kıldırdı. Sonra (Bilal) tekrar kamet getirdi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yatsı namazını kıldırdı.

 

 

 

37977. ikrime der ki: Hz. Safiyye, Hendek günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraberdi.

 

 

 

37978. ikrime bildiriyor: Hendek günü müşriklerden bir adam kalkıp: "Mübareze (düello) yapmak için kim karşıma çıkar?" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kalk ey Zübeyr" dedi. Safiyye: "Ya Resulallah! Bu benim tek oğlumdur" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kalk ey Zübeyr" buyurdu. Zübeyr kalkınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Hangisi üstün gelirse diğerini öldürür." Zübeyr üstün gelip adamı öldürdükten sonra adamın selebini (eşyalarını) getirince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onları kendisine ganimet olarak verdi.

 

 

 

37979. ikrime bildiriyor: Hendek günü, Nevfel veya İbn Nevfel'i atı üzerinden attı ve adam öldü. Ebu Süfyan Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem), adamın cesedinin verilmesi karşılığı yüz deve diyet vermeyi teklif edince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kabul etmeyip şöyle buyurdu: "Bunu alın! Zira onun diyeti de, cesedi de pistir.''

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Beni Kurayza (Savaşı) Hakkında