Sahih

İbn Hibban

 

İMAN

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

باب ما جاء في الصفات

Bab: Yüce Allah'ın Sıfatları

 

[ 265 ] أخبرنا محمد بن إسحاق بن خزيمة حدثنا محمد بن يحيى الذهلي حدثنا المقرىء حدثنا حرملة بن عمران التجيبي عن أبي يونس مولى أبي هريرة واسمه سليم بن جبير عن أبي هريرة أنه قال في هذه الآية { إن الله يأمركم أن تؤدوا الأمانات إلى أهلها } إلى قوله { إن الله كان سميعا بصيرا } رأيت النبي صلى الله عليه وسلم يضع إبهامه على أذنه وأصبعه الدعاء على عينه قال أبو حاتم أراد صلى الله عليه وسلم بوضعه أصبعه على أذنه وعينه تعريف الناس أن الله جل وعلا لا يسمع بالأذن التي لها سماخ والتواء ولا يبصر بالعين التي لها أشفار وحدق وبياض جل ربنا وتعالى عن أن يشبه بخلقه في شيء من الأشياء بل يسمع ويبصر بلا آلة كيف يشاء

 

265- Ebu Hureyre der ki: Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür''[Nisa, 58] ayetini okuduktan sonra son kısmını söylerken başparmağını kulağına, işaret parmağını da gözüne koyduğunu gördüm.

 

Ebu Hatim der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) parmaklarından birini kulağına, diğerini de gözlerine koyarak Yüce Allah'ın işitmesinin bildiğimiz mananada deliği ve kıvrımları olan kulakla, görmesinin de bildiğimiz manada kirpikleri, göz bebeği ve beyazlığı olan gözle olmadığını anlatmak istemiştir. Rabbimiz herhangi bir konuda mahlukatına benzemekten münezzehtir. Vasıta olmadan dilediği şekilde işitir ve görür."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 3081); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ebu Davud 4728.

 

[ 266 ] أخبرنا محمد بن إسحاق بن خزيمة قال حدثنا يوسف بن موسى قال حدثنا جرير عن العلاء بن المسيب عن عمرو بن مرة عن أبي عبيدة بن عبد الله عن أبي موسى قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إن الله لا ينام ولا ينبغي له أن ينام يخفض القسط ويرفعه يرفع إليه عمل النهار قبل الليل وعمل الليل قبل النهار حجابه النور لو كشف طبقها أحرق سبحات وجهه كل شيء أدركه بصره واضع يده لمسيء الليل ليتوب بالنهار ولمسيء النهار ليتوب بالليل حتى تطلع الشمس من مغربها

 

266- Ebu Musa der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah uyumaz, uyumak da ona yaraşmaz. Mızan elindedir ve dilediği şekilde onu (amelleri) hafif veya ağır kılar. Gündüz yapılan ameller gece yapılan amellerden önce, gece yapılan ameller de gündüz yapılan amellerden önce kendisine arz edilir. Önündeki perde de nurdandır ki bu perdeyi kaldıracak olsa mahlukatından gördüğü her şeyi yüzünün nuruyla yakardı. Yüce Allah, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için, gece elini açar. Gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için de, gündüz elini açar. Bu güneş batıdan doğuncaya kadar böyle devam eder ''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Zilalu'l-cenne 614); Şuayb: Buhari'nin şartınca sahih. Ahmed 4/395; Müslim 179; İbn Mace 195.

 

 

ذكر الخبر الدال على أن كل صفة إذا وجدت في المخلوقين كان لهم بها النقص غير جائز إضافة مثلها إلى الباري جل وعلا

Mahlukatta Bulunan ve Eksikliğe Delalet Eden Herhangi Bir Vasfın Yüce Allah'a Nispet Edilmesinin Caiz Olmaması

 

[ 267 ] أخبرنا محمد بن إسحاق بن إبراهيم مولى ثقيف قال حدثنا محمد بن رافع قال حدثنا شبابة قال حدثنا ورقاء عن أبي الزناد عن الأعرج عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال قال الله تبارك وتعالى كذبني بن آدم ولم يكن له أن يكذبني ويشتمني بن آدم ولم يكن ينبغي له أن يشتمني فأما تكذيبه إياي فقوله لن يعيدني كما بدأني أو ليس أول خلق بأهون علي من إعادته وأما شتمه إياي فقوله اتخذ الله ولدا وأنا الله الأحد الصمد لم ألد ولم أولد ولم يكن لي كفوا أحد قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه في قوله صلى الله عليه وسلم أوليس أول خلق بأهون علي من إعادته فيه البيان الواضح أن الصفات التي توقع النقص على من وجدت فيه غير جائز إضافة مثلها إلى الله جل وعلا إذ القياس كان يوجب أن يطلق بدل هذه اللفظة بأهون علي بأصعب علي فتنكب لفظة التصعيب إذ هي من ألفاظ النقص وأبدلت بلفظ التهوين الذي لا يشوبه ذلك

 

267- Ebu Hureyre, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şu sözünü nakleder: "Yüce Allah buyurdu ki: insanoğlu hakkı olmadığı halde beni yalanladı. Hakkı olmadığı halde de bana dil uzattı. Beni yalanlaması: ‘‘Beni yarattığı gibi geri diriltemeyecek!’‘ demesidir. Oysa onu ilk yaratmam onu tekrar diriltmemden daha kolay değildir. Bana dil uzatması da: ‘‘Allah çocuk edindi’‘ demesidir. Oysa ben, Allah'ım, bir olanım, hiç bir şeye muhtaç olmayan Samed'im. Doğurmadım ve doğrulmadım. Benim hiçbir dengim de yoktur."

 

Ebu Hatim der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Oysa onu ilk yaratmam onu tekrar diriltmemden daha kolay değildir" sözü, kişide bulunan ve eksikliğe delalet edebilen bir vasfın Yüce Allah'a nisbet edilmesinin caiz olmadığını açık bir şekilde göstermektedir. Zira mantıken "daha kolay değildir" yerine "daha zor değildir" ifadesi kullanılmalı, cümle "Oysa onu tekrar diriltmem onu ilk yaratmamdan daha zor değildir" şeklinde olmalıydı. Ancak "zor" ifadesi eksikliğe delillet eden bir lafız olduğundan onun yerine eksiklik içermeyen "kolay" lafzı kullanılmıştır.

 

 

[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (Sahihu'n-Nesai 1965); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 2/393; Buhari 3193; Nesai 4/112.

 

 

ذكر خبر شنع به أهل البدع على أئمتنا حيث حرموا التوفيق لإدراك معناه

Manasını idrakten Mahrum Kalan Bidatçilerin Hacalarımızı Tenkit Etmesine Sebep Olan Haber

 

[ 268 ] أخبرنا الحسن بن سفيان قال حدثنا القواريري قال حدثنا حرمي بن عمارة قال حدثنا شعبة عن قتادة عن أنس بن مالك عن النبي صلى الله عليه وسلم قال يلقى في النار فتقول هل من مزيد حتى يضع الرب جل وعلا قدمه فيها فتقول قط قط قال أبو حاتم هذا الخبر من الأحبار التي أطلقت بتمثيل المجاورة وذلك أن يوم القيامة يلقى في النار من الأمم والأمكنة التي عصي الله عليها فلا تزال تستزيد حتى يضع الرب جل وعلا موضعا من الكفار والأمكنة في النار فتمتلىء فتقول قط قط تريد حسبي حسبي لأن العرب تطلق في لغتها اسم القدم على الموضع قال الله جل وعلا لهم قدم صدق عند ربهم يريد موضع صدق لا أن الله جل وعلا يضع قدمه في النار جل ربنا وتعالى عن مثل هذا وأشباهه

 

268- Enes'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Cehenneme ahalisi atıldıkça, cehennem: ‘‘Daha var mı?’‘ der. Sonunda Yüce Rab ayağını içine koyunca: ‘‘Yeter! Yeter!’‘ demeye başlar."

 

Ebu Hatim der ki: Bu ve benzeri hadislerdeki ifadeler benzetme üzerinden gelen ifadelerdir. Kıyamet gününde Allah'a isyan eden topluluklar ile üzerinde Allah'a isyan edilen yerler cehennem ateşine atılır. İçine atıldıkça da cehennem ateşi daha fazlasını ister. Sonunda Yüce Allah kafirlerden bir topluluk ile onlara ait olan bir yeri ateşin içine koyunca cehennem "Yeter! Yeter!" demeye başlar. Araplar yer ve mekan için de "ayak (kadem)" ifadesini kullanırlar. Yüce Allah da:

''Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı (kadem) bulunduğunu müjdele" (Yunus 2) buyurur. Yoksa hadisten kasıt, Yüce Allah'ın ayağını cehennem ateşinin içine koyacağı değildir. Yüce Allah bu ve benzeri şeylerden münezzehtir.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Zilalu'l-cenne 525); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre Sahihtir. Ahmed 3/134; Buhari 4848; Müslim 2848; Tirmizi 3272.

 

 

ذكر الخبر الدال على أن هذه الألفاظ من هذا النوع أطلقت بألفاظ التمثيل والتشبيه على حسب ما يتعارفه الناس فيما بينهم دون الحكم على ظواهرها

Böylesi ifadelerin Zahiri Anlamıyla Değil insanların Günlük Konuşmalarında Yaptığı Gibi Benzetme ve Temsil Babından Kullanılması

 

[ 269 ] أخبرنا محمد بن عمر بن محمد بن يوسف بنسا قال حدثنا الحسن بن محمد بن الصباح قال حدثنا عفان قال حدثنا حماد بن سلمة قال أخبرنا ثابت عن أبي رافع عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال يقول الله جل وعلا للعبد يوم القيامة يا بن آدم مرضت فلم تعدني فيقول يا رب وكيف أعودك وأنت رب العالمين فيقول أما علمت أن عبدي فلانا مرض فلم تعده أما علمت أنك لو عدته لوجدتني ويقول يا بن آدم استسقيتك فلم تسقني فيقول يا رب كيف أسقيك وأنت رب العالمين فيقول أما علمت أنك لو سقيته لوجدت ذلك عندي يا بن آدم استطعمتك فلم تطعمني فيقول يا رب وكيف أطعمك وأنت رب العالمين فيقول ألم تعلم أن عبدي فلانا استطعمك فلم تطعمه أما إنك لو أطعمته وجدت ذلك عندي

 

269- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah kıyamet gününde kula: ‘‘Ey Ademoğlu! Hasta olduğumda neden beni ziyarete gelmedin?’‘ buyurur. Kul: ‘‘Rabbim! Sen ki alemlerin Rabbisin! Seni nasıl ziyaret edebilirim?’‘ deyince, Yüce Allah: ‘‘Bilmiyor musun, Filan kulum hasta düştüğünde onu ziyarete gitmemiştin. Oysa onu ziyarete gitseydin beni de onun yanında bulacaktın’‘ buyurur.

 

Sonra: ‘‘Ey Ademoğlu! Su istediğimde neden bana su vermedin?’‘ buyurur.

Kul: ‘‘Rabbim! Sen ki alemlerin Rabbisin! Sana nasıl su vereyim?’‘ deyince, Yüce Allah: ‘‘Bilmiyor musun, Filan kulum sana gelip su isteyince sen vermemiştin. Oysa ona su verseydin bunun karşılığını benim yanımda görecektin’‘ buyurur."

 

Sonra: ‘‘Ey Ademoğlu! Yemek istediğimde neden bana yemek vermedin?'' buyurur. Kul: ‘‘Rabbim! Sen ki alemlerin Rabbisin! Sana nasıl yemek vereyim?’‘ deyince, Yüce Allah: ‘‘ Bilmiyor musun, Filan kulum sana gelip yemek isteyince sen vermedin. Oysa ona yemek verseydin bunun karşılığını benim yanımda görecektin’‘ buyurur."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (et- Ta'liku'r-rağib 4/48); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Müslim 2569.

 

 

ذكر الخبر الدال على أن هذه الأخبار أطلقت بألفاظ التمثيل والتشبيه على حسب ما يتعارفه الناس بينهم دون كيفيتها أو وجود حقائقها

Böylesi ifadelerin Hakiki ve Gerçek Anlamıyla Değil insanların Günlük Konuşmalarında Yaptığı Gibi Benzetme ve Temsil Babından Kullanılması

 

[ 270 ] أخبرنا الفضل بن الحباب الجمحي قال حدثنا إبراهيم بن بشار قال حدثنا سفيان عن بن عجلان عن سعيد بن يسار أبي الحباب عن أبي هريرة قال قال أبو القاسم صلى الله عليه وسلم ما تصدق عبد بصدقة من كسب طيب ولا يقبل الله إلا طيبا ولا يصعد إلى السماء إلا طيب إلا كأنما يضعها في يد الرحمن فيربيها له كما يربي أحدكم فلوه وفصيله حتى إن اللقمة أو التمرة لتأتي يوم القيامة مثل الجبل العظيم قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه قوله صلى الله عليه وسلم إلا كأنما يضعها في يد الرحمن يبين لك أن هذه الأخبار أطلقت بألفاظ التمثيل دون وجود حقائقها أو الوقوف على كيفيتها إذ لم يتهيأ معرفة المخاطب بهذه إلا بالألفاظ التي أطلقت بها

 

270- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Helal kazancından tasaddukta bulunan müslüman -ki Yüce Allah ancak helal olan kazancı kabul eder ve semaya ancak helal olan kazanç yükselir- o sadakayı Rahman olan Allah'ın avucuna koymuş gibidir. Allah onu sizden birinin tayını -veya sütten kesilmiş devesini- büyüttüğü gibi büyütür. Hatta o (sadaka olarak verilen) hurma ya da lokma, büyük bir dağ kadar olur."

 

Ebu Hatim der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Rahman olan Allah'ın av ucuna koymuş gibidir" sözü, böylesi ifadelerin hakiki ve söylendiği manada değil, benzetme ve temsil babından kullanıldığını göstermektedir. Zira muhatabın zihninde anlatılan şeye yönelik bir anlamın oluşabilmesi içinde bu tür lafızların kullanılması gerekmektedir.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağib 2/18); Şuayb: İsnadı sahihtir. Muvatta 2/995; Ahmed 2/418; Müslim 1014; Tirmizi 661; Nesai 5/57; İbn Mace 1842; Darimi 1/395.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Doğruluk ve iyiliği Emredip Kötülükten Nehyetmek