|
Sahih İbn Hibban |
BİRR VE İHSAN |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
İbadet'e Güvenmeyecem Diye
İbadeti Terk Etme Riskine Dikkat Ve Her Tür'den İbadet İle Allah Rızasını Arama
ذكر
الزجر عن
الاغترار
بالفضائل
التي رويت للمرء
على الطاعات
ibadetlerin Rivayet
Edilen Faziletine Aldanmanın Kınanması
[ 360 ] أخبرنا
عبد الله بن
محمد بن سلم
قال حدثنا عبد
الرحمن بن
إبراهيم قال
حدثنا الوليد
قال حدثنا
الأوزاعي قال
حدثني يحيى بن
أبي كثير قال
حدثني محمد بن
إبراهيم
التيمي قال
حدثني شقيق بن
سلمة قال
حدثني حمران
مولى عثمان
قال رأيت عثمان
قاعدا في
المقاعد فدعا
بوضوء فتوضأ
ثم قال رأيت
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم في مقعدي
هذا توضأ مثل
وضوئي هذا ثم
قال رسول الله
صلى الله عليه
وسلم من توضأ
مثل وضوئي هذا
غفر له ما
تقدم من ذنبه
ثم قال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم ولا
تغتروا
360- Hz. Osman'ın
azatlısı Humran anlatıyor: Halkın oturma yerlerinde Hz. Osman'ı gördüm,
getirttiği suyla abdest aldıktan sonra şöyle dedi: "Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) burada güzelce abdest aldığını, sonra şöyle
buyurduğunu duydum: "Kim benim şu abdest alışım gibi abdest alırsa, geçmiş
günahları bağışlanır." Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"(Böyle yapmakla) günahlarınızın bağışlanacağını düşünerek amel yapmayı
terk etmeyin'' buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 94); Şuayb: İsnadı
Buhari'nin şartınca sahihtir. Ahmed 1/66; İbn Mace 285; Bak hadis no: 1041,
1058, 1060.
ذكر
الاستحباب
للمرء أن يكون
له من كل خير
حظ رجاء
التخلص في
العقبي بشيء
منها
Ahirette içlerinden
Birisi Sayesinde Kurtulma Ümidiyle Kişinin Her Türden Hayrı Yapmasının
Müstehaplığı
[ 361 ] أخبرنا
الحسن بن
سفيان
الشيباني
والحسين بن
عبد الله
القطان
بالرقة وابن
قتيبة واللفظ للحسن
قالوا حدثنا
إبراهيم بن
هشام بن يحيى
بن يحيى بن
الغساني قال
حدثنا أبي عن
جدي عن أبي
إدريس الخولاني
عن أبي ذر قال
دخلت المسجد
فإذا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
جالس وحده قال
يا أبا ذر إن
للمسجد تحية
وإن تحيته
ركعتان فقم فاركعهما
قال فقمت
فركعتهما ثم
عدت فجلست
إليه فقلت يا
رسول الله إنك
أمرتني
بالصلاة فما
الصلاة قال
خير موضوع
استكثر أو
استقل قال قلت
يا رسول الله
أي العمل أفضل
قال إيمان بالله
وجهاد في سبيل
الله قال قلت
يا رسول الله
فأي المؤمنين
أكمل إيمانا
قال أحسنهم
خلقا قلت يا
رسول الله فأي
المؤمين أسلم
قال من سلم الناس
من لسانه ويده
قال الصلاة
أفضل قال طول
القنوت قال
قلت يا رسول
الله فأي
الهجرة أفضل
قال من هجر
السيئات قال
قلت يا رسول
الله فما
الصيام قال
فرض مجزىء
وعند الله
أضعاف كثيرة
قال قلت يا
رسول الله فأي
الجهاد أفضل
قال من عقر
جواده وأهريق
دمه قال قلت
يا رسول الله
فأي الصدقة
أفضل قال جهد
المقل يسر إلى
فقير قلت يا
رسول الله فأي
ما أنزل الله
عليك أعظم قال
آية الكرسي ثم
قال يا أبا ذر
ما السماوات
السبع مع
الكرسي إلا
كحلقة ملقاة
بأرض فلاة
وفضل العرش
على الكرسي
كفضل الفلاة على
الحلقة قال
قلت يا رسول
الله كم
الأنبياء قال
مائة ألف
وعشرون ألفا
قلت يا رسول
الله كم الرسل
من ذلك قال
ثلاث مائة
وثلاثة عشر جما
غفيرا قال قلت
يا رسول الله
من كان أولهم قال
آدم قلت يا
رسول الله
أنبي مرسل قال
نعم خلقه الله
بيده ونفخ فيه
من روحه وكلمه
قبلا ثم قال
يا أبا ذر
أربعة
سريانيون آدم
وشيث وأخنوخ
وهو إدريس وهو
أول من خط
بالقلم ونوح
وأربعة من
العرب هود
وشعيب وصالح
ونبيك محمد
صلى الله عليه
وسلم قلت يا
رسول الله كم
كتابا أنزله
الله قال مائة
كتاب وأربعة
كتب أنزل على
شيث خمسون
صحيفة وأنزل
على أخنوخ
ثلاثون صحيفة
وأنزل على
إبراهيم عشر
صحائف وأنزل
على موسى قبل
التوراة عشر
صحائف وأنزل
التوراة
والإنجيل
والزبور
والقرآن قال
قلت يا رسول
الله ما كانت
صحيفة
إبراهيم قال
كانت أمثالا
كلها أيها
الملك المسلط
المبتلى
المغرور إني
لم أبعثك
لتجمع الدنيا
بعضها على بعض
ولكني بعثتك
لترد عني دعوة
المظلوم فإني
لا أردها ولو
كانت من كافر
وعلى العاقل
ما لم يكن مغلوبا
على عقله أن
تكون له ساعات
ساعة يناجي
فيها ربه
وساعة يحاسب
فيها نفسه
وساعة يتفكر
فيها في صنع
الله وساعة
يخلو فيها
لحاجته من
المطعم
والمشرب وعلى
العاقل أن لا
يكون ظاعنا
إلا لثلاث
تزود لمعاد أو
مرمة لمعاش أو
لذة في غير
محرم وعلى
العاقل أن
يكون بصيرا
بزمانه مقبلا
على شأنه
حافظا للسانه
ومن حسب كلامه
من عمله قل
كلامه إلا
فيما يعنيه
قلت يا رسول الله
فما كانت صحف
موسى قال كانت
عبرا كلها عجبت
لمن أيقن
بالموت ثم هو
يفرح وعجبت
لمن أيقن
بالنار ثم هو
يضحك وعجبت
لمن أيقن
بالقدر ثم هو
ينصب عجبت لمن
رأى الدنيا
وتقلبها بأهلها
ثم اطمأن
إليها وعجبت
لمن أيقن
بالحساب غدا
ثم لا يعمل
قلت يا رسول
الله أوصني
قال أوصيك
بتقوى الله
فإنه رأس
الأمر كله قلت
يا رسول الله
زدني قال عليك
بتلاوة
القرآن وذكر الله
فإنه نور لك
في الأرض وذخر
لك في السماء
قلت يا رسول
الله زدني قال
إياك وكثرة الضحك
فإنه يميت
القلب ويذهب
بنور الوجه
قلت يا رسول
الله زدني قال
عليك بالصمت
إلا من خير فإنه
مطردة
للشيطان عنك
وعون لك على
أمر دينك قلت
يا رسول الله
زدني قال عليك
بالجهاد فإنه
رهبانية أمتي
قلت يا رسول
الله زدني قال
أحب المساكين
وجالسهم قلت
يا رسول الله
زدني قال انظر
إلى من تحتك
ولا تنظر إلى
من فوقك فإنه
أجدر أن لا
تزدري نعمة
الله عندك قلت
يا رسول الله
زدني قال قل
الحق وإن كان
مرا قلت يا رسول
الله زدني قال
ليردك عن
الناس ما تعرف
من نفسك ولا
تجد عليهم
فيما تأتي
وكفى بك عيبا
أن تعرف من
الناس ما تجهل
من نفسك أو تجد
عليهم فيما
تأتي ثم ضرب
بيده على صدري
فقال يا أبا
ذر لا عقل
كالتدبير ولا
ورع كالكف ولا
حسب كحسن
الخلق
361- Ebu Zer anlatıyor:
(Bir gün) Mescid'e girmiştim. Bir de baktım ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) (Mescid'de) tek başına oturmakta. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Ey Ebu Zer! Mescid için tahiyye (selamlama) vardır. Mescidin
tahiyyesi / selamlaması, iki rekat namaz kılmaktır. Kalk ve iki rekat namaz
kıl'' buyurdu.
Bunun üzerine kalktım ve
iki rekat namaz kıldım. Sonra döndüm ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in yanına oturdum. Ona: "Ey Allah'ın Resulü! Doğrusu sen, namaz
kılmayı emrettin. Namaz nedir?" diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Namaz, en hayırlı ibadettir. ister çok kıl, ister az kıl''
buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Hangi amel daha faziletlidir?"
diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'a iman ve
Allah yolunda cihad" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Müminlerin hangisi iman bakımından daha mükemmeldir?" diye sordum.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onların ahlak bakımından en iyi
olanı" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Müminlerin hangisi daha güvenlidir?" dedim. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "insanların, dilinden ve elinden güvende olduğu
kimsedir" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Hangi namaz daha faziletlidir?" diye sordum.
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Kunutu (kıyamı) uzun olan namaz" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Hangi hicret daha faziletlidir?" diye sordum. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kötülüklerden hicret eden kimse(nin
hicreti)'' buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Oruç nedir?" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Yeterli / kurtarıcı bir farzdır. Allah katında kat kat fazlası
vardır" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Hangi cihad daha faziletlidir?"diye sordum. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "(Üzerinde savaştığı) atı (dahi) kesilen ve kanı
akıtılan kimse(nin yaptığı cihaddır)" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Hangi sadaka daha faziletlidir?" dedim. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Varlıksız olanın gücünün yettiğince verdiği ve fakire
gizlice verilen sadakadır" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Sana indirilen vahiy içerisinde hangisi daha büyüktür?" diye
sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ayete'I-Kürsl"
buyurdu.
Daha sonra Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ebu Zer! Kürsi ile birlikte yedi kat
gök, çöldeki bir yere atılmış bir halka gibidir. Arş'ın, Kürsi'ye olan
üstünlüğü; çölün halkaya olan üstünlüğü gibidir" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Nebilerin sayısı kaç tanedir?" diye sordum. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Yüz yirmi bin" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bunlardan resullerin sayısı kaç tanedir?" diye sordum. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Resullerin sayısı, 313'tür. Ki bu da,
büyük bir topluluktur" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bunların ilki kimdir)" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Adem" buyurdu.
Ben: "Adem,
gönderilmiş bir peygamber midir)" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Evet, Allah onu kendi eliyle yarattı. Ona kendi ruhundan üfledi.
Onunla vasıtasız olarak konuştu" buyurdu
Daha sonra Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ebu Zer! Dört kimse vardır ki, onlar,
Süryani'dir. Bunlar; Adem, Şıt, Uhnuh yani idrıs -ki o, kalemle (kum üzerinde)
çizgi çizen (remil atan) ilk kimsedir- ve Nuh. Dört kişi de vardır ki, bunlar
da Arap'tır. Bunlar; Hud, Şuayb, Salih ve peygamberin Muhammed (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)" buyurdu. -Allah'ın salat ve selamı onların hepsinin
üzerine olsun.-
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Allah'ın indirdiği kitap kaç tanedir)" dedim. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "100 sahife ve dört te kitap: Şıt'e 50
sahife indirildi. idrıs'e 30 sahife indirildi. ibrahim'e 10 sahife indirildi.
Musa'ya ise Tevrat'tan önce sahife indirildi. (Sonra da) Tevrat, incil, Zebur
ve Kur'an indirildi" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! ibrahim'in sahifeleri(nde mevcut olan şey) ne idi?" dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tamamı mesellerle dolu idi: Ey
güçlü, imtihan edilen mağrur hükümdar! Doğrusu ben, seni, kat kat dünya malını
toplaman için göndermedim. Fakat ben seni mazlumun duasını benden çevirmen için
gönderdim. Doğrusu ben, kafir bile olsa, mazlumun duasını geri çevirmem. Akıllı
kimseye gereken şey şudur: -Aklına galebe çalınmadığı müddetçe- kendisi için
bir çok saat / zaman anı vardır. Rabbine yalvaracağı saat / an, nefsini hesaba
çekeceği saat / an, Allah'ın işleri üzerinde düşüneceği saat / an, yeme-içme
(gibi) ihtiyaçlarına ayıracağı saat / an. Akıllı bir kimsenin şu üç şeyden
başkasına meyletmemesi gerekir: Ahireti için azık hazırlama; hayatını düzene
sokma ve haram olmayan bir lezzet / zevk (alma). Akıllı kişi zamanını iyi
görmeli, (zamanı hakkında basiret sahibi olmalı), işlerine yönelmeli ve dilini
(kötü sözlerden) korumalıdır. Sözünü, amelinden hesaplı tutan kişinin,
kendisini ilgilendiren hususlar dışında söyleyeceği sözü az olur buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Musa'nın sahifeleri(nde mevcut olan şey) ne idi?'' diye sordum.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tamamı ibretli sözlerden ibaret
idi: Ölümü hakkıyla bilip de sonra sevinene, kaderi kesinlikle bilip de sonra
kendisini yorana, dünyayı ve dünya halkıyla birlikte onun değişmesini görüp de
sonra onda huzur bulana, hesaba çekilmeyi kesinlikle bilip de sonra da amel
işlemeyene şaşarım" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana tavsiyede bulun" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Sana, Allah'tan korkmayı tavsiye ederim. Çünkü Allah'tan korkma
/ takva, bütün işlerinin başıdır / temelidir" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana daha fazla bilgi ver" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Kur'an okumaya ve Allah'ı zikretmeye sarıl. Çünkü o; yerde senin
için bir nur ve gökte ise senin için bir zikirdir" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana daha fazla bilgi ver" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Çok gülmekten sakın. Çünkü çok gülmek, kalbi(n inceliğini
öldürür ve yüzün nurunu giderir" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana daha fazla bilgi ver" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Hayır olan şey dışında susmaya sarıL. Çünkü susmak, şeytanı
kovucu ve dininle ilgili işlerde sana bir yardımcıdır" buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana daha fazla bilgi ver" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Cihada sarıL. Çünkü cihad, ümmetimin ruhbanlığıdır"
buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana daha fazla bilgi ver" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Düşkünleri / miskinleri sev ve onlarla birlikte otur"
buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana daha fazla bilgi ver" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Senden aşağı olana bak, senden yukarda (üstün) olana bakma. Sana
yakışan şey, Allah'ın senin üzerine olan nimetlerini küçümsememendir"
buyurdu.
Ben: "Ey Allah'ın
Resulü! Bana daha fazla bilgi ver" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "insanlara kendi düşüncenden bildiğin cevabı ver ve sevdiğin
hususlarda onlara kızma. Kendi düşüncenden bilmediğin şeyleri, insanlardan
bilmen ve sevdiğin hususlarda onlara kızman, sana ayıp olarak yeter"
buyurdu.
Daha sonra Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), eliyle göğsüme vurup: "Ey Ebu Zer! Tedbir
gibi akıl, (kötülükten kendini) sakınmak gibi takva ve güzel huy / ahlak gibi
soy-sop yoktur" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Çok zayıf (es-Silsiletu'd-daife 1910, 6090);
Şuayb: İsnadı çok zayıfhr. Ahmed 5/178,5/179,449.
قال
أبو حاتم رضى
الله تعالى
عنه أبو إدريس
الخولاني هذا
هو عائد الله
بن عبد الله
ولد عام حنين
في حياة رسول
الله صلى الله
عليه وسلم ومات
بالشام سنة
ثمانين ويحيى
بن يحيى
الغساني من
كندة من أهل
دمشق من فقهاء
أهل الشام
وقرائهم سمع
أبا إدريس الخولاني
وهو بن خمس
عشرة سنة
ومولده يوم
راهط في أيام
معاوية بن
يزيد سنة أربع
وستين وولاه
سليمان بن عبد
الملك قضاء
الموصل سمع
سعيد بن المسيب
وأهل الحجاز
فلم يزل على
القضاء بها
حتى ولي عمر
بن عبد العزيز
الخلافة
فأقره على
الحكم فلم يزل
عليها أيامه
وعمر حتى مات
بدمشق سنة
ثلاث وثلاثين
ومئة
Ebu Hatim der ki:
Buradaki Ebu İdris el-Havlani, Aizullah b. Abdillah'tır. Resülullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) zamanında Huneyn savaşının yapıldığı yıl doğmuş, hicri 80 yılında
Şam'da vefat etmiştir. Yahya b. Yahya el-Gassani, Şam ahalisinden, Kinde
kabilesindendir. Şamlıların fakihlerinden ve kurrasından biridir. 15
yaşındayken EbU İdris el-Havlani'den hadis işitmiştir. Hicri 64 yılında Muaviye
b. Yezid döneminde Rahit Savaşı zamanlarında doğmuştur. Süleyman b Abdilmelik
tarafından Musul kadısı olarak atanmıştır. Said b. el-Müseyyeb ve Hicaz
alimlerinden hadis işitmiştir. Ömer b. Abdilaziz halife olana kadar Musul
kadılığı yapmıştır. Ömer b. Abdilaziz onu kadılık görevinde bırakmıştır. Ömer
vefat edene kadar da Musul kadılığına devam etmiştir. Hicri 133 yılında
Dimaşk'ta vefat etmiştir.
ذكر
الإخبار عما
يجب على المرء
من لزوم العبادة
في السر
والعلانية
رجاء النجاة
في العقبي بها
Ahirette Kurtuluş
Ümidiyle Gizli ve Açık Halinde ibadete Devam Etmenin Gerekliliği
[ 362 ] أخبرنا
أبو يعلى قال
حدثنا هدبة بن
خالد قال
حدثنا همام بن
يحيى قال
حدثنا قتادة عن
أنس بن مالك
عن معاذ بن
جبل قال كنت
رديف النبي
صلى الله عليه
وسلم ما بيني
وبينه إلا مؤخرة
الرحل فقال يا
معاذ قلت لبيك
يا رسول الله وسعديك
قال ثم سار
ساعة ثم قال
يا معاذ قلت
لبيك يا رسول
الله وسعديك
قال هل تدري ما
حق الله على
العباد قلت
الله ورسوله
أعلم قال أن
يعبدوه ولا
يشركوا به
شيئا قال ثم
سار ساعة ثم
قال هل تدري
ما حق العباد
على الله إذا فعلوا
ذلك قلت الله
ورسوله أعلم
قال فإن حق العباد
على الله إذا
فعلوا ذلك أن
لا يعذبهم
362- Muaz b. Cebel der
ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bineğinin terkine binmiştim ve
aramızda bineğinin semerinin arka kenarından başka da bir şey yoktu. Bir ara
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Muaz!" diye seslenince,
ben: "Ey Allah'ın Resulü! Buyur, emrindeyim, mutluluklar senin
olsunı" karşılığını verdim. Bir süre daha yol aldıktan sonra Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine: "Ey Muaz!'' diye seslendi. Ben yine:
"Ey Allah'ın Resulü! Buyur, emrindeyim! Mutluluklar senin olsun"
karşılığını verdim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'ın,
kulları üzerindeki hakkı nedir biliyor musun?" diye sordu. Ben:
"Allah ve Resulü daha iyi bilir" dediğimde, Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı O'na ibadet
etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Bir süre daha yol
aldıktan sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunu
yapmaları halinde kulların, Allah üzerindeki hakkı nedir biliyor musun?"
diye sordu. Ben:
"Allah ve Resulü
daha iyi bilir" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Hakları, Allah'ın onlara azap etmemesidir" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahıh Ebı Davud 2307); Şuayb: İsnadı Buhari
ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 5/242; Buhari 5967; Müslim 30;
Tirmizi 2643; İbn Mace 4296.
Sonraki
sayfa için aşağıdaki link’i kullan:
Allah'ın Bir Kul'u
Sevdiği Şu Şekillerde Anlaşılabilir