Sahih

İbn Hibban

 

BİRR VE İHSAN

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

İbadet Duygusuyla İyilik Yapmak ve İyi kimdir. Müslümana: Güleryüz, Sıkıntı giderme, Yol gösterme, İyiliğe Aracılık, Kolaylaştırma, Su verme, Hayvan'a iyilik ... yapma

 

فصل من البر والإحسان

Fasıl: İyilik ve İhsan

 

[ 521 ] أخبرنا بكر بن أحمد بن سعيد الطاحي العابد بالبصرة حدثنا نصر بن علي بن نصر أخبرنا أبي عن شعبة عن قرة بن خالد عن قرة بن موسى الهجيمي عن سليم بن جابر الهجيمي قال انتهيت إلى النبي صلى الله عليه وسلم وهو محتب في بردة له وإن هدبها لعلي قدميه فقلت يا رسول الله أوصني قال عليك باتقاء الله ولا تحقرن من المعروف شيئا ولو أن تفرغ من دلوك في إناء المستقي وتكلم أخاك ووجهك إليه منبسط وإياك وإسبال الإزار فإنها من المخيلة ولا يحبها الله وإن امرؤ عيرك بشيء يعلمه فيك فلا تعيره بشيء تعلمه منه دعه يكون وباله عليه وأجره لك ولا تسبن شيئا قال فما سببت بعده دابة ولا إنسانا

 

521- Süleym b. Cabir el-Huceymi anlatıyor: Ben, (bir gün) Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına varmıştım. Bir peştamala bürünüp dizlerini öne dikerek ellerini önden kavuşturmuş bir halde oturuyordu. Peştamalının saçakları da, ayaklarının üzerine düşüyordu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Bana tavsiyede bulun!" dedim. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'tan kork! Kendi kabından su isteyenin kabına su boşaltman da olsa ve (din) kardeşinle güler yüzle konuşman da olsa (yapılan) hiçbir iyiliği asla hor görme! Ridanı (yere kadar) sarkıtmaktan sakın. Çünkü bu, büyüklenme alametidir. Yüce Allah ise büyüklenmeyi sevmez. Eğer bir kimse sende (olduğunu) bildiği bir şeyden dolayı seni ayıplarsa sen de onda (olduğunu) bildiğin bir şeyden dolayı onu ayıplama. Onu bırak ki, vebali kendi üzerine olsun ve sevabı da senin olsun. Hiçbir şeye asla sövmeyesin!" buyurdu.

(Süleyman der ki): Bundan sonra ne bir hayvana, ne de insana asla sövmedim. 

 

[Tahric:] Elbatlı: Sahih liğayrihi (es-Silsiletu's-sahiha 1352); Şuayb: Hadis sahihtir. Ahmed 5/64; Ebu Davud 4084; Bak hadis no: 522.

 

قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه قوله صلى الله عليه وسلم عليك باتقاء الله أمر فرض على المخاطبين كلهم أن يتقوا الله في كل الأحوال وإفراغ المرء الدلو في إناء المستسقي من إنائه وبسطه وجهه عند مكالمة أخيه المسلم فعلان قصد بالأمر بهما الندب والإرشاد قصدا لطلب الثواب

 

Ebu Hatim der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'tan kork!" sözü, muhatapların hepsine farz olan bir emirdir. Zira müslümanların her durumda Allah'tan korkmaları gerekmektedir. Kişinin su isteyen birinin kabına su doldurması ile müslüman kardeşiyle konuşurken güler yüzlü olmasına yönelik emir mendubiyet bildiren ve doğru olanı gösteren iki emirdir. Bu iki emir sevap kazanmaya yönelik teşvik babındandır.

 

 

[ 522 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى قال حدثنا أبو خيثمة قال حدثنا يزيد بن هارون قال أخبرنا سلام بن مسكين عن عقيل بن طلحة قال حدثني أبو جري الهجيمي قال أتيت رسول الله صلى الله عليه وسلم فقلت يا رسول الله إنا قوم من أهل البادية فعلمنا شيئا ينفعنا الله به فقال لا تحقرن من المعروف شيئا ولو أن تفرغ من دلوك في إناء المستسقي ولو أن تكلم أخاك ووجهك إليه منبسط وإياك وإسبال الإزار فإنه من المخيلة ولا يحبها الله وإن امرؤ شتمك بما يعلم فيك فلا تشتمه بما تعلم فيه فإن أجره لك ووباله على من قاله

 

522- Ebu Cureyy el-Huceymı anlatıyor: Ben bir gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına vardım ve O'na: "Ey Allah'ın Resulü! Biz çölde yaşayan bir topluluğuz, Bize öyle bir şey öğret ki Allah onunla bize yarar sağlasını" dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kendi kabından su isteyenin kabına su boşaltman da olsa ve (din) kardeşinle güler yüzle konuşman da olsa (yapılan) hiçbir iyiliği asla hor görme! izarını (yere kadar) sarkıtmaktan sakın. Çünkü bu, büyüklenme alametidir. Allah ise büyüklenmeyi sevmez. Eğer bir kimse sende (olduğunu) bildiğin bir şeyden dolayı sana söverse, sen de onda (olduğunu) bildiğin bir şeyden dolayı ona sövme. Bu durumda onun sevabı sanadır ve vebali de onu söyleyene aittir!" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1352); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 5/63; Bak Hadis no: 521.

 

قال أبو حاتم الأمر بترك استحقار المعروف أمر قصد به الإرشاد والزجر عن إسبال الإزار زجر حتم لعلة معلومة وهي الخيلاء فمتى عدمت الخيلاء لم يكن بإسبال الإزار بأس والزجر عن الشتيمة إذا شوتم المرء زجر عنه في ذلك الوقت وقبله وبعده وإن لم يشتم

 

Ebu Hatim der ki: "Hiçbir iyiliği hor ve küçük görmemeye yönelik emir doğruya irşad babında bir emirdir. İzarı yere kadar sarkıtmanın kınanma sebebi, böbürlenmeye yol açmasıdır. Şayet bu sebep ortadan kalkarsa izarı yere kadar sarkıtmanın bir sakıncası olmaz. Sövmenin kınanması da ağız dalaşı sırasında gerekleşen sövmedir. Kişi ağız dalaşı sırasında, öncesi veya sonrasında, kendisine sövülse de, sövülmese de kişinin karşı tarafa övmesi kınanmıştır."

 

 

ذكر البيان بأن طلاقة وجه المرء للمسلمين من المعروف

Kişinin Müslümanlara Güleryüz Göstermesinin iyilik Sayılması

 

[ 523 ] أخبرنا محمد بن يعقوب الخطيب بالأهواز قال حدثنا عبد الملك بن هوذة بن خليفة قال حدثنا عثمان بن عمر قال حدثنا صالح بن رستم عن أبي عمران الجوني عن عبد الله بن الصامت عن أبي ذر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لا تحقرن من المعروف شيئا ولو أن تلقى أخاك بوجه طلق فإذا صنعت مرقة فأكثر ماءها واغرف لجيرانك منها

 

523- Ebu Zer der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Yapılacak hiçbir iyiliği değersiz görme. Elinden iyilik yapmak gelmiyorsa kardeşini güler yüzle karşıla. Çorba pişirdiğin zaman suyunu biraz fazla koy ve o kaptan komşularına da ver."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: Hadis sahihtir. Müslim 2626; Tirmizi 1833; İbn Mace 3362; Bak hadis no: 315, 468, 514.

 

 

ذكر الإخبار بأن على المرء تعقيب الإساءة بالإحسان ما قدر عليه في أسبابه

Kişinin Elinden Geldiği Kadarıyla Kötülük Sonrası iyilik Yapmasının Gerekliliği

 

[ 524 ] أخبرنا محمد بن الحسن بن قتيبة قال حدثنا يزيد بن موهب قال حدثنا بن وهب عن حرملة بن عمران التجيبي أن سعيد بن أبي سعيد المقبري حدثه عن أبيه عن عبد الله بن عمرو بن العاص أن معاذ بن جبل أراد سفرا فقال يا نبي الله أوصني قال اعبد الله لا تشرك به شيئا قال يا نبي الله زدني قال إذا أسأت فأحسن قال يا رسول الله زدني قال استقم وليحسن خلقك

 

524- Abdullah b. Amr b. el-As der ki: Muaz b. Cebel bir sefere gideceği zaman: "Ey Allah'ın Resulü! Bana nasihatte bulun" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'a kulluk et ve Ona hiçbir şeyi ortak koşma" buyurdu. Muaz: ''Ey Allah'ın Resulü! Bana yine nasihatte bulun" deyince: "Kötülük yaparsan hemen arkasından iyilik yap" buyurdu. Muaz yine de: "Ey Allah'ın Resulü! bana yine nasihatte bulun" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Doğru ol ve ahlakın güzel olsun" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Hasen (es-Silsiletu's-sahiha 1228);

 

 

ذكر العلامة التي يستدل المرء بها على إحسانه

Kişinin İyi Biri Olduğuna Delalet Eden Gösterge

 

[ 525 ] أخبرنا محمد بن أحمد بن أبي عون قال حدثنا أبو قديد عبيد الله بن فضالة قال حدثنا عبد الرزاق عن معمر عن منصور عن أبي وائل عن عبد الله قال قال رجل يا رسول الله متى أكون محسنا قال إذا قال جيرانك أنت محسن فأنت محسن وإذا قالوا إنك مسيء فأنت مسيء

 

525- Abdullah (b. Mes'ud) der ki: Adamın biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne zaman (muhsun) iyi(liksever) olurum?" diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer komşuların (senin için) ‘‘iyisin’‘ derlerse sen (muhsin) iyi, ‘‘kötüsün’‘ derlerse sen kötüsün demektir" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1327); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 1/402; İbn Mace 4223; Bak hadis no: 526.

 

 

ذكر الإخبار عما يستدل به المرء على إحسانه ومساوئه

Kişinin iyi ya da Kötü Biri Sayıldığına Delalet Eden Şey

 

[ 526 ] أخبرنا بكر بن محمد بن عبد الوهاب القزاز بالبصرة قال حدثنا محمد بن عبد الأعلى قال حدثنا عبد الرزاق قال أخبرنا معمر عن منصور عن أبي وائل عن عبد الله قال قال رجل للنبي صلى الله عليه وسلم كيف لي أن أعلم إذا أحسنت وإذا أسأت قال إذا سمعت جيرانك يقولون قد أحسنت فقد أحسنت وإذا سمعتهم يقولون قد أسأت فقد أسأت

 

526- Abdullah (b. Mes'ud) der ki: Adamın biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "iyi veya kötü yaptığımı nereden bileceğim?" diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer komşularının ‘‘iyi ettin’‘ dediklerini duyarsan iyi, ‘‘kötü ettin’‘ dediklerini duyarsan da kötü etmiş olursun'' buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1327); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Bak hadis no: 527.

 

 

ذكر البيان بأن من خير الناس من رجي خيره وأمن شره

insanlardan Hayrı Umulan ve Kötülüğünden Emin Olunan Kimsenin Hayırlı Olarak Addedilmesi

 

[ 527 ] أخبرنا الفضل بن الحباب قال حدثنا القعنبي قال حدثنا عبد العزيز بن محمد عن العلاء عن أبيه عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال ألا أخبركم بخيركم من شركم فقال رجل بلى يا رسول الله قال خيركم من يرجى خيره ويؤمن شره وشركم من لا يرجى خيره ولا يؤمن شره

 

527- Ebu Hureyre bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "En iyileriniz ile en kötülerinizin kimler olduğunu söyleyeyim mi?" diye sordu. Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Tabi ki söyle" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "En iyiniz, kendisinden iyilik umulan ve kötülüğünden emin olunan kişidir. En kötünüz ise kendisinden iyilik beklenmeyen ve kötülüğünden emin olunmayan kişidir" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Mişkat 4993); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/378; Tirmizi 2263; Bak hadis no: 528.

 

 

ذكر الإخبار عن خير الناس وشرهم لنفسه ولغيره

Hem Kendine, Hem Başkalarına Karşı insanların En Hayırlısı ya da En Kötüsü

 

[ 528 ] أخبرنا أبو خليفة قال حدثنا القعنبي قال حدثنا عبد العزيز بن محمد عن العلاء عن أبيه عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم وقف على ناس جلوس فقال ألا أخبركم بخيركم من شركم قال فسكتوا قال ذلك ثلاث مرات فقال رجل بلى يا رسول الله أخبرنا بخيرنا من شرنا قال خيركم من يرجى خيره ويؤمن شره وشركم من لا يرجى خيره ولا يؤمن شره

 

528- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturan bir grubun yanında durup: "Size iyilerinizi ve kötülerinizi haber vereyim mi?" buyurunca, orada bulunanlar sustular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu üç defa tekrarlayınca adamın biri: "Evet ey Allah'ın Resulü! Bize iyimizi ve kötümüzü haber ver" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizin iyileriniz hayrı umud edilip te şerrinden emin olunan kimselerdir. Kötüleriniz ise hayrı umud edilmeyen ve şerrinden emin olunmayan kimselerdir" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Mişkat 4993); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Bak hadis no: 527.

 

 

ذكر بيان الصدقة للمرء بإرشاد الضال وهداية غير البصير

Yolunu Kaybetmiş Birine Yolu Gösterme ve Görmeyen Birine Yardımcı Olmanın Kişi için Sadaka Sayılması

 

[ 529 ] أخبرنا محمد بن نصر بن نوفل بمرو بقرية سنج حدثنا أبو داود السنجي حدثنا النضر بن محمد حدثنا عكرمة بن عمار حدثنا أبو زميل عن مالك بن مرثد عن أبيه عن أبي ذر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم تبسمك في وجه أخيك صدقة لك وأمرك بالمعروف ونهيك عن المنكر صدقة وإرشادك الرجل في أرض الضلالة لك صدقة وبصرك للرجل الرديء البصر لك صدقة وإماطتك الحجر والشوكة والعظم عن الطريق لك صدقة وإفراغك من دلوك في دلو أخيك لك صدقة

 

529- Ebu Zer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: "Din kardeşinin yüzüne tebessüm etmen, senin için bir sadakadır. iyiliği emretmen ve kötülüğü yasaklaman, bir sadakadır. Yolunu kaybetmiş bir yerde giden adama yolu göstermen, senin için bir sadakadır. Gözü rahatsız olan bir adama bakman l yardımcı olman, senin için bir sadakadır. Taş, diken ve kemik (gibi insanlara zarar verici şeyleri) yoldan kaldırıp atman, senin için bir sadakadır. Kovandan (ihtiyacı olan) din kardeşinin kovasına (bir şeyler) boşaitman, senin için bir sadakadır.''

 

[Tahric:] Elbani: Hasen (es-Silsiletu's-sanıha 572); Şuayb: Hadis sahihtir. Bak hadis no: 474,

 

 

ذكر إجازة الله جل وعلا على الصراط من كان وصلة لأخيه المسلم إلى ذي سلطان في تفريج كربة

Yöneticinin Yanında Bir Kardeşinin Sıkıntısının Giderilmesine Vesilen Olan Kişiyi Yüce Allah'ın Sırat'tan Geçirmesi

 

[ 530 ] أخبرنا الحسين بن عبد الله بن يزيد القطان بالرقة ومحمد بن الحسن بن قتيبة بعسقلان وجماعة قالوا حدثنا إبراهيم بن هشام الغساني قال حدثنا أبي عن عروة بن رويم اللخمي عن هشام بن عروة عن أبيه عن عائشة قالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم من كان وصلة لأخيه المسلم إلى ذي سلطان في مبلغ بر أو تيسير عسر أجازه الله على الصراط يوم القيامة عند دحض الأقدام لفظ الخبر لابن قتيبة قاله الشيخ

 

530- Hz. Aişe, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: Kim müslüman kardeşinin önünde bir makam sahibi ile olan olumlu bir işinde veya zor işinde ona yardımcı olursa, Allah onun kıyamet gününde sırat köprüsünde ayakların kaydığı yerden geçerken yardımcısı olur.''

 

Ebu Hatim der ki: "Hadisin lafzı, İbn Kuteybe'ye aittir."

 

[Tahric:] Elbani: Çok zayıftır (es-Silsileru'd-daife 5771); Şuayb: İsnadı çok zayıftır.

 

 

ذكر الأمر للمرء بالتشفع إلى من بيده الحل والعقد في قضاء حوائج الناس

Çözümü Elinde Bulunduran Kişilerin Yanında insanların ihtiyaçlarının Karşılanması için Aracı Olmak

 

[ 531 ] أخبرنا بكر بن محمد بن عبد الوهاب القزاز أبو عمرو حدثنا أحمد بن عبدة الضبي حدثنا عمر بن علي المقدمي حدثنا الثوري عن بن أبي بردة عن أبيه عن أبي موسى قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إني أوتى فأسأل ويطلب إلي الحاجة وأنتم عندي فاشفعوا فلتؤجروا ويقضي الله على لسان نبيه ما أحب أو ما شاء قال الشيخ بن أبي بردة في هذا الخبر أراد به بن بن أبي بردة قال أبو حاتم وهو بريد بن عبد الله بن أبي بردة بن أبي موسى الأشعري

 

531- Ebu Musa'nın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Bana geliniyor ve benden isteniyor. ihtiyaçlar taleb ediliyor. Bana ulaşmak isteyenlere aracı olun ki, hem siz sevabını alın, hem de Allah, Peygamber'inin diliyle sevdiği veya dilediği hükmü versin."

 

Ebu Hatim der ki: "Buradaki İbn Ebi Burde, Bureyd b. AbdiHalı b. Ebi Burde b. Ebi Musa el-Eş'ari'dir."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1464); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 4/40'0; Buhari 6027; Müslim 2627; Ebu Davud 5131; Tirmizi 2672; Nesai 6/77, 5/78.

 

 

ذكر الإخبار عما يستحب للمرء من بذل المجهود في قضاء حوائج المسلمين

Kişinin Müslümanların ihtiyaçları için Çaba Sarfetmesinin Müstehaplığı

 

[ 532 ] أخبرنا عبد الله بن أحمد بن موسى بعسكر مكرم قال حدثنا محمد بن معمر قال حدثنا أبو عاصم عن بن جريج قال أخبرني أبو الزبير أنه سمع جابر بن عبد الله يقول لدغت رجلا منا عقرب ونحن مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال رجل يا رسول الله أرقيه فقال صلى الله عليه وسلم من استطاع منكم أن ينفع أخاه فليفعل

 

532- Cabir b. Abdillah der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte oturmuşken birini akrep soktu. Adamın biri: "Ey Allah'ın Resulü! Ona rukye yapayım me" diye sorunca, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Biriniz, kardeşine bir şeyle faydalı olacaksa bundan geri durmasın" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 472); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 3/283; Müslim 2199/62.

 

 

ذكر قضاء الله جل وعلا حوائج من كان يقضي حوائج المسلمين في الدنيا

Yüce Allah'ın, Dünyada iken Müslümanların ihtiyaçlarını Giderenlerin ihtiyaçlarını Görmesi

 

[ 533 ] أخبرنا الحسن بن سفيان قال حدثنا قتيبة بن سعيد قال حدثنا ليث عن عقيل عن الزهري عن سالم عن أبيه أن رسول الله قال المسلم أخو المسلم لا يظلمه ولا يسلمه من كان في حاجة أخيه كان الله في حاجته ومن فرج عن مسلم كربة فرج الله بها عنه كربة من كرب يوم القيامة ومن ستر مسلما ستره الله يوم القيامة

 

533- Ebu Hureyre der ki: Adamın biri Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve: "Ey Muhammed! Cennetin genişliğinin yer ve gök kadar olduğunu gördüyse ateş (cehennem) nerededir?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şu gecenin olduğunu görüyor musun? Sonra yok oluyor. Peki, gece nereye gidiyor?" deyince, adam: "Allah bilir" cevabını verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah ta dilediğini yapar" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 504); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 2/91; Buhari 2442; Müslim 2580; Ebu Davud 4893; Tirmizi 1426.

 

 

ذكر تفريج الله جل وعلا الكرب يوم القيامة عمن كان يفرج الكرب في الدنيا عن المسلمين

Yüce Allah'ın, Dünyada Müslümanları Sıkıntıdan Kurtaran Kimsenin Kıyamet Günündeki Sıkıntılardan Kurtarması

 

[ 534 ] أخبرنا محمد بن صالح بن ذريح بعكبرا قال حدثنا عبد الأعلى بن حماد قال حدثنا حماد بن سلمة عن محمد بن واسع وأبي سورة عن الأعمش عن أبي صالح عن أبي هريرة أن النبي صلى الله عليه وسلم قال من ستر أخاه المسلم ستره الله في الدنيا والآخرة ومن فرج عن مسلم كربة فرج الله عنه كربة من كرب يوم القيامة والله في عون العبد ما كان العبد في عون أخيه

 

534- Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim dünyada iken müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah dünyada ve ahirette onun ayıbını örter. Kim bir müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah onun kıyamet gününde bir sıkıntısını giderir. Kul, din kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da o kulunun yardımcısıdır" buyurduğunu bildirir.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 2341); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/252; Müslim 2699; Ebu Davud 4946; Tirmizi 1425; İbn Mace 225.

 

 

ذكر ما يستحب للمرء الإقبال على الضعفاء والقيام بأمورهم وإن كان استعمال مثله موجودا منه في غيرهم

Kişinin Başkalarına Aynısını Yapıyor Olsa da Özellikle Güçsüz Olanla İlgilenip Yardımcı Olmasının Müstehablığı

 

[ 535 ] أخبرنا الحسن بن سفيان قال حدثنا عبد الله بن عمر الجعفي قال حدثنا عبد الرحيم بن سليمان عن هشام بن عروة عن أبيه عن عائشة قالت أنزلت عبس وتولى في بن أم مكتوم الأعمى قالت أتى النبي صلى الله عليه وسلم فجعل يقول يا نبي الله أرشدني قالت وعند النبي صلى الله عليه وسلم رجل من عظماء المشركين فجعل النبي صلى الله عليه وسلم يعرض عنه ويقبل على الآخر فقال النبي صلى الله عليه وسلم يا فلان أترى بما أقول بأسا فيقول لا فنزلت عبس وتولى

 

535- Hz. Aişe der ki: "(Peygamber), yüzünü ekşitti ve geri döndü" (Abese 1) suresi kör olan ibn Ümmi Mektum hakkında indi. Bu kişi Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gelip: "Ey Allah'ın Resulü! Bana irşadda bulun" dedi. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında da müşriklerin ileri gelenlerinden biri vardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ibn Ümmü Mektum'a sırt çevirip müşrike: "Ey filan! Söylediğimde bir sorun görüyor musun?" diye sordu. Adam: "Hayır" dedi. Bunun üzerine: "(Peygamber), yüzünü ekşitti ve geri döndü" (Abese 1) ayeti nazil oldu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Tirmizi 3566); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Muvatta 1/207; Tirmizi3331.

 

 

ذكر رجاء الغفران لمن نحى الأذى عن طريق المسلمين

Müslümanların Yolundan Onları Rahatsız Eden Bir Şeyi Oradan Kaldıranın Bağışlanmasının Umulması

 

[ 536 ] أخبرنا عمر بن سعيد بن سنان قال أخبرنا أحمد بن أبي بكر عن مالك عن سمي عن أبي صالح عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال بينما رجل يمشي بطريق وجد غصن شوك على الطريق فأخذه فشكر الله له فغفر له قال أ

 

536- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Adamın biri yolda yürürken dikenli bir dal gördü. Onu yoldan kaldırınca Allah da teşekkür babından onu bağışladı.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Muvatta 1/131; Ahmed 2/533; Buhari 652; Müslim 1914; Tirmizi 1958; İbn Mace 3682; Bak hadis no: 537, 538, 539, 540.

 

بو حاتم الله جل وعلا أجل من أن يشكر عبيده إذ هو البادىء بالإحسان إليهم والمتفضل بإتمامها عليهم ولكن رضا الله جل وعلا بعمل العبد عنه يكون شكرا من الله جل وعلا على ذلك الفعل

 

Ebu Hatim der ki: "Yüce Allah, kullarına teşekkür etmekten yücedir. Zira onlara ihsanda bulunan ve bu ihsanlarını tamamlayan kendisidir. Fakat kulun yaptığı bir şeye Allah'ın razı olması bu yapılana teşekkür etmesi babından sayılır.''

 

 

ذكر رجاء مغفرة الله جل وعلا لمن نحى الأذى عن طريق المسلمين

Müslümanların Yolundan Onları Rahatsız Eden Bir Şeyi Oradan Kaldıranı Allah'ın Mağfiret Etmesinin Umulması

 

[ 537 ] أخبرنا عمر بن سعيد بن سنان أخبرنا أحمد بن أبي بكر عن مالك عن سمي عن أبي صالح عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال بينما رجل يمشي بطريق وجد غصن شوك على الطريق فأخره فشكر الله له فغفر له

 

537- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Adamın biri yolda yürürken dikenli bir dal gördü. Onu yoldan kaldırınca Allah da buna karşılık onu bağışladı.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih Bak hadis no: 536.

 

 

ذكر البيان بأن هذا الرجل الذي نحى غصن الشوك عن الطريق لم يعمل خيرا غيره

Zikredilen Kimsenin, Yoldaki Dikeni Oradan Kaldırmaktan Başka iyiliği Olmayan Biri Olması

 

[ 538 ] أخبرنا عبد الرحمن بن زياد الكتاني بالأبلة حدثنا الحسن بن محمد بن الصباح حدثنا أبو معاوية عن هشام بن عروة عن أبيه عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم حوسب رجل ممن كان قبلكم فلم يوجد له من الخير إلا غصن شوك كان على الطريق كان يؤذي الناس فعزله فغفر له

 

538- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Sizden önce yaşayan kavimlerden bir adam (öldükten sonra) hesaba çekildi ve iyilik namına yolda yürürken gördüğü ve gelen geçeni rahatsız eden dikenli bir dalı kaldırmaktan başka bir hayrı bulunamadı. Allah da onu bağışladı,''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağib 4/36); Şuayb: İsnadı Buhari'nin şartınca sahihtir. Ahmed 2/286, 2/439; Bak hadis no: 536.

 

 

ذكر البيان بأن هذا الرجل غفر له ذنبه ما تقدم وما تأخر لذلك الفعل

Bu Fiili işleyen Adamın Geçmiş ve Gelecek Günahlarının Bağışlanması

 

[ 539 ] أخبرنا بن قتيبة حدثنا بحر بن نصر أخبرنا بن وهب أخبرني عمرو بن الحارث أن دراجا أبا السمح حدثه عن بن حجيرة عن أبي هريرة عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال غفر لرجل أخذ غصن شوك عن طريق الناس ذنبه ما تقدم من ذنبه وما تأخر

 

539- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "insanların yürüdüğü yolda bulduğu dikenli bir dalı kaldır(ıp attı). Bu sebeple onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlandı."

 

[Tahric:] Elbani: İsnadı hasendir (es-Silsiletu's-sahiha 3350); Şuayb: İsnadı hasendir. Bak hadis no: 536.

 

 

ذكر رجاء الغفران لمن أماط الأذى عن الأشجار والحيطان إذا تأذى المسلمون به

Müslümanlara Zararı Dokunan Bir Şeyi Ağaçlardan ya da Bahçelerden Kaldıran Kişinin Bağışlanmasının Umulması

 

[ 540 ] أخبرنا إسماعيل بن داود بن وردان قال أخبرنا عيسى بن حماد قال أخبرنا الليث عن بن عجلان عن زيد بن أسلم عن أبي صالح عن أبي هريرة عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال نزع رجل لم يعمل خيرا قط غصن شوك عن الطريق إما كان في شجرة فقطعه فألقاه وإما كان موضوعا فأماطه فشكر الله له بها فأدخله الجنة قال أبو حاتم معنى قوله لم يعمل خيرا قط يريد به سوى الإسلام

 

540- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hiçbir hayırlı ameli olmayan bir kimse yoldan dikenli bir dalı kesip bir kenara attı veya ağacın yola konulan o dikenli dalını oradan kaldırdı. Buna karşılık olarak Allah, onu cennetine koydu."

 

Ebu Hatim der ki: "Hiçbir hayırlı ameli olmayan" sözüyle İslam'dan başkasını

kasdetmiştir.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağib 4/36); Şuayb: İsnadı hasendir. Ebu Davud 5245; Bak hadis no: 536.

 

 

ذكر استحباب المرء أن يميط الأذى عن طريق المسلمين إذ هو من الإيمان

İmandan Sayıldığı için Kişinin Müslümanların Yolundan Gelen Geçeni Rahatsız Eden Bir Şeyi Gidermesinin Müstehaplığı

 

[ 541 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى قال حدثنا أبو بكر بن أبي شيبة قال حدثنا وكيع عن أبان بن صمعة عن أبي الوازع عن أبي برزة قال قلت يا رسول الله دلني على عمل أنتفع به قال نح الأذى عن طريق المسلمين

 

541- Ebu Berze bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ın Resulü! Bana faydalanacağım bir amel göster" dediğimde şöyle buyurdu: "Müslümanların yolundaki eziyet veren şeyleri kaldır.''

 

[Tahric:] Elbani: Hasen (es-Silsiletu's-sahiha 2373); Şuayb: Ravileri güvenilir kimselerdir. Müslim 2618/131; İbn Mace 3681.

 

قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه أبان بن صمعة هذا والد عتبة الغلام وأبو الوازع اسمه جابر بن عمرو وأبو برزة اسمه نضلة بن عبيد

 

Ebu Hatim der ki: "Eban b. Sam'a, Utbetu'l-Gulam'ın babasıdır. Ebu'l-Vazi' Cabir b. Amr'dır. Ebu Berze, Nadle b. Ubeyd'dir."

 

 

ذكر إعطاء الله جل وعلا الأجر لمن سقى كل ذات كبد حرى

Yüce Allah'ın Her Susuz Kalan Canlıya Su içiren Kimseye Sevap Vermesi

 

[ 542 ] أخبرنا بن قتيبة قال حدثنا حرملة قال حدثنا بن وهب قال أخبرنا يونس عن بن شهاب عن محمود بن الربيع أن سراقة بن جعشم قال يا رسول الله الضالة ترد على حوضي فهل فيها أجر إن سقيتها قال اسقها فإن في كل ذات كبد حرى أجر

 

542- Mahmud b. er-Rebi' bildiriyor: Süraka b. Cu'şum: ''Ey Allah'ın Resulü! (Kendi develerim için onarıp sıvadığım) havuzumun başına gelen yitik develer var. Eğer onları sularsam bu hususta (benim için) bir sevap var mıdır?'' diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Evet) onları da sula. Çünkü ciğer taşıyan her canlıya (su vermek)de bir sevap vardır" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 2152); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 4/175; İbn Mace 3686.

 

 

ذكر رجاء دخول الجنان لمن سقى ذوات الأربع إذا كانت عطشى

Susuz Kalmış Dört Ayaklı Hayvanlara Su Veren Kimsenin Cennetlere Girmesinin Umulması

 

[ 543 ] أخبرنا إسماعيل بن داود بن وردان بالفسطاط قال حدثنا عيسى بن حماد قال حدثنا الليث عن بن عجلان عن القعقاع بن حكيم وزيد عن أبي صالح عن أبي هريرة عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال دنا رجل إلى بئر فنزل فشرب منها وعلى البئر كلب يلهث فرحمه فنزع إحدى خفيه فغرف له فسقاه فشكر الله له فأدخله الجنة

 

543- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: "Bir kimse (yolda yürürken) bir kuyuya varıp onun içine indi ve onun suyundan içti, (kuyudan çıktığında) kuyunun başında (susuzluktan) dilini sarkıtmış soluyan bir köpekle karşılaştı. Adam köpeğe acıdı. Hemen (kuyuya inip) ayakkabılarının birisiyle su çıkardı ve köpeğe suyu içirdi. Bu yaptığından dolayı Allah ona teşekkür etti ve cennete soktu.''

 

[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (et-Ta'lıku'r-rağıb 3/160); Şuayb: İsnadı hasendir. Buhari 173.

 

 

ذكر الخبر الدال على أن الإحسان إلى ذوات الأربع قد يرجى به تكفير الخطايا في العقبي

Dört Ayaklı Hayvanlara iyilikte Bulunmanın Ahirette Günahlara Kefaret Olacağına Delalet Eden Haber

 

[ 544 ] أخبرنا عمر بن سعيد بن سنان الطائي بمنبج والحسين بن إدريس الأنصاري قالا أخبرنا أحمد بن أبي بكر عن مالك عن سمي عن أبي صالح عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال بينما رجل يمشي بطريق اشتد عليه العطش فوجد بئرا فنزل فيها فشرب ثم خرج فإذا كلب يلهث يأكل الثرى من العطش فقال الرجل لقد بلغ هذا الكلب من العطش مثل الذي بلغ بي فنزل البئر فملأ خفه ماء ثم أمسكه بفيه حتى رقي فسقى الكلب فشكر الله له فغفر له فقالوا يا رسول الله إن لنا في البهائم لأجرا فقال صلى الله عليه وسلم في كل ذات كبد رطبة أجر

 

544- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Adamın biri yolda giderken çok susadı. Bir kuyuya rastlayınca inip su içti ve geri çıktı. Çıktığında susuzluktan dili dışarıda çamuru yalayan bir köpekle karşılaştı. Kendi kendine: ‘‘Bu köpek de benim gibi susamış’‘ dedi. Kuyuya inip ayakkabısına su doldurdu, ayakkabıyı ağzında tutarak geri çıktı ve köpeğe su içirdi. Allah da bu yaptığına karşılık onun günahlarını bağışladı." Ashab: "Ey Allah'ın Resulü! Hayvanlara iyilik yapıp sevap kazanabilir miyiz?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Canlı her varlık için (yapılan iyilikte) sevap vardır!" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 2298); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Muvatta 3/113; Ahmed 2/375, 2/517; Buhari 2363; Müslim 2244; Ebu Davud 2550.

 

 

ذكر الزجر عن ترك تعاهد المرء ذوات الأربع بالإحسان إليها

Kişinin Dört Ayaklı Hayvanlara iyilik Yapmaktan Geri Durmasının Yasaklanışı

 

[ 545 ] أخبرنا الفضل بن الحباب قال حدثنا علي بن المديني قال حدثنا الوليد بن مسلم قال حدثني عبد الرحمن بن يزيد بن جابر قال حدثني ربيعة بن يزيد قال حدثني أبو كبشة السلولي أنه سمع سهل بن الحنظلية الأنصاري أن عيينة والأقرع سألا رسول الله صلى الله عليه وسلم شيئا فأمر معاوية أن يكتب به لهما ففعل وختمه رسول الله صلى الله عليه وسلم وأمره بدفعه إليهما فأما عيينة فقال ما فيه فقال فيه ما أمرت به فقبله وعقده في عمامته وأما الأقرع فقال أحمل صحيفة لا أدري ما فيها كصحيفة المتلمس فأخبر معاوية رسول الله صلى الله عليه وسلم بقولهما فخرج رسول الله صلى الله عليه وسلم في حاجته فمر ببعير مناخ على الباب المسجد من أول النهار ثم مر به من آخر النهار وهو على حاله فقال أين صاحب هذا البعير فابتغى فلم يوجد فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم اتقوا الله في هذه البهائم اركبوها صحاحا وكلوها سمانا كالمتسخط آنفا إنه من سأل وعنده ما يغنيه فإنما يستكثر من جمر جهنم قال يا رسول الله وما يغنيه قال ما يغديه ويعشيه

 

545- Sehl b. el-Hanzaliyye el-Ensari'nin bildirdiğine göre Uyeyne ile Akra', Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e (gelip O'ndan) bir şeyler istediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Muaviye'ye; onlara istedikleri şeylerin verilmesi (için oturdukları yerlerin zekat memurlarına) mektup yazmasını emretti. O da denileni yaptı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), mektubu mühürledi ve o mektubu onlara vermesini (Muaviye'ye) emretti.

 

Uyeyne'ye gelince o: "O mektubun içerisindeki nedir?" diye sordu.

Muaviye: "O mektubun içerisinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrettiği şeyler var" dedi. Bunun üzerine Uyeyne mektubu öptü ve sarığının içine iliştirdi.

 

Akra'ya gelince o: "Benim, Mütelemmis'in sayfasıl (mektubu) gibi içinde ne olduğunu bilmediğim bir mektubu (kavmime mi) götüreceğim?" dedi. Bunun üzerine Muaviye, her ikisinin bu sözünü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e haber verdi.

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bir ihtiyacını gidermek için çıktı. Derken gündüzün başında Mescid'in kapısında yere çöktürülmüş dişi bir deveye rastladı. Sonra günün sonunda o deveye (Mescid'in kapısında) yine rastladı. O halen yerinde durmaktaydı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu devenin sahibi nerede?" diye sordu. Bunun üzerine devenin sahibi arandı, fakat bulunamadı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu hayvanlar hususunda Allah'tan korkunuz. Onlara sağlıklı olduklarında bininiz. Semiz olduklarında da yiyiniz. Az önce -Akra'yı kastederek- öfkesi kabaran kimse gibi, kimin yanında kendisine yetecek malı olduğu halde bir şeyler isterse, o kişi ancak kendisini cehennemin kor ateşine götürecek şeyi çoğaitmış olur" buyurdu. Sahabiler: liKişiye yetecek malın miktarı nedir?'' diye sordular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sabah ve akşam doyuracak miktardır" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbilm: Sahih (Sahıh Ebu Davud 1441; es-Silsiletu's-sahiha 23); Şuayb: İsnadı Buhari'nin şartınca sahihtir. Ahmed 4/180; Ebu Davud 1629; Bak hadis no: 3385.

 

قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه قوله صلى الله عليه وسلم يغديه ويعشيه أراد به على دائم الأوقات وفي قوله صلى الله عليه وسلم اركبوها صحاحا كالدليل على أن الناقة العجفاء الضعيفة يجب أن ينتكب ركوبها إلى أن تصح وفي قوله صلى الله عليه وسلم وكلوها سمانا دليل على أن الناقة المهزولة التي لا نقي لها يستحب ترك نحرها إلى أن تسمن

 

Ebu Hatim der ki: "Sabah ve akşam doyuracak miktardan kasıt, aç bırakmayacak kadarıdır. Develere sağlıklı iken binilmesinin söylenmesi, zayıf ve hasta olan develere güçleninceye ve iyileşinceye kadar binmekten kaçınılması gerektiğini göstermektedir. Semiz olduklarında yenilmelerinin söylenmesi semizlemeyene kadar zayıf olan develerin kesilmesinden uzak durmanın müstehab olduğuna işaret etmektedir."

 

 

ذكر استحباب الإحسان إلى ذوات الأربع رجاء النجاة في العقبي به

Ahirette Kurtuluş Vesilesi Olma Ümidiyle Dört Ayaklı Hayvanlara iyilik Yapmanın Müstehaplığı

 

[ 546 ] أخبرنا علي بن أحمد الجرجاني بحلب حدثنا نصر بن علي الجهضمي حدثنا عبد الأعلى حدثنا عبيد الله بن عمر عن نافع عن بن عمر أن النبي صلى الله عليه وسلم قال عذبت امرأة في هرة ربطتها فلم تطعمها ولم تدعها تأكل من خشاش الأرض أخبرناه علي بن أحمد في عقبه حدثنا نصر بن علي حدثنا عبد الأعلى حدثنا عبيد الله عن سعيد المقبري عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم بمثله

 

546- ibn Ömer'in bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir kadın kedi sebebiyle cehenneme girmiştir. Onu bağlamış ve yerdeki haşerelerden yemesi için serbest bırakmıştır."

 

Bu hadis, Ebu Hureyre vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den de nakledilmiştir.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 28; el-İrva' 2182); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 2/261; Buhari 3318; Müslim 2242; İbn Mace 4256; Darimi 2/330.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Bab: Nezaket