|
Sahih İbn Hibban |
TAHARE |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
Abdestli Kalma Ve Abdest'in
Faziletleri
ذكر
إثبات
الإيمان
للمحافظ على
الوضوء
Abdestli Kalmaya
Çalışanın Mümin Sayılması
[ 1037 ] أخبرنا
أبو يعلى
حدثنا سريج بن
يونس وأبو خيثمة
حدثنا الوليد
بن مسلم حدثنا
بن ثوبان حدثني
حسان بن عطية
أن أبا كبشة
السلولي حدثه
أنه سمع ثوبان
يقول قال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
سددوا وقاربوا
واعلموا أن
خير أعمالكم
الصلاة ولا
يحافظ على
الوضوء إلا
مؤمن
1037- Sevban'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:
"(Amellerinizde) orta yolu takip edin, (en faziletlisini yapamıyorsanız o
zaman ona) yaklaşın. (O halde) biliniz ki sizin en hayırlı ameliniz, namazdır.
(Kamil) müminden başkası abdestli kalmaya çalışmaz.''
[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (es-Silsiletu's-sahıha
115; er-Ravdu'n-nadir 177); Şuayb: Hadis sahihtir. İsnadı hasendir. Muvatta
1/34; Ahmed 5/282; İbn Mace 277; Darimi 1/168.
قال
أبو حاتم هذه
اللفظة مما
ذكرنا في
كتبنا أن
العرب تطلق
الاسم
بالكلية على
جزء من أجزاء شيء
يطلق اسم ذلك
الشيء على جزء
من أجزائه فقوله
صلى الله عليه
وسلم لا يحافظ
على الوضوء إلا
مؤمن أطلق اسم
الإيمان على
المحافظ على
الوضوء
والوضوء من أجزاء
الإيمان كذلك
اسم الإيمان
على المفرد العمل
به لأنه جزء
من أجزاء
الإيمان على
حسب ما ذكرناه
وخبر سالم بن
أبي الجعد عن
ثوبان خبر
منقطع فلذلك
تنكبناه
Ebu Hatim der ki:
Kitaplarımızda zikrettiğimiz gibi Araplar bazen bölüm için bütünün ismini de
kullanırlar. Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Müminden başkası
abdestli kalmaya çalışmaz" sözünde de abdestli kalmaya çalışan kişi için
mümin ismini kullanılmıştır. Oysa abdest imanın bölümlerinden sadece biridir.
Zikrettiğimiz gibi imanın bölümlerinden biri olduğu için de abdestli kişi için
mümin ismi kullanılmıştır.
Salim b. Ebi'l-Ca'd'ın
Sevban'dan olan rivayetinde kopukluk olduğu için burada yer vermekten kaçındık.
باب فضل
الوضوء
Bab: Abdestin Fazileti
ذكر حط
الخطايا ورفع
الدرجات
بإسباغ الوضوء
على المكاره
Güç Durumlarda Güzelce
Abdest Almanın Günahları Silip Dereceleri Yükseltmesi
[ 1038 ] أخبرنا
الفضل بن
الحباب
الجمحي
بالبصرة حدثنا
القعنبي عن
مالك عن
العلاء بن عبد
الرحمن عن
أبيه عن أبي
هريرة أن رسول
الله صلى الله
عليه وسلم قال
ألا أخبركم
بما يمحو الله
به الخطايا
ويرفع به
الدرجات
إسباغ الوضوء
على المكاره
وكثرة الخطا
إلى المساجد
وانتظار
الصلاة بعد
الصلاة فذلكم
الرباط فذلكم
الرباط فذلكم
الرباط قال
أبو حاتم
معناه الرباط
من الذنوب لأن
الوضوء يكفر
الذنوب
1038- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Size, Yüce
Allah'ın günahları sileceği ve derecelerinizi yükselteceği şeyi bildireyim mi?
Güç ve zor zamanlarda bile olsa abdesti tam ve mükemmel almak, mescide gitmek
için atılan adımlar, namazdan sonra ikinci bir namazı beklemektir. işte ribat
(abdest ve namaza bağlılık) budur, işte ribat budur, işte ribat budur.''
Ebu Hatim der ki:
"Günahlar için ribat sayılması, abdestin günahlara kefaret olmasından
dolayıdır."
[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağıb 1/97);
Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Muvatta 1/176; Ahmed 2/277,3/303; Müslim 251;
Tirmizi 51; Nesai 1/89.
ذكر
الخبر المدحض
قول من زعم أن
هذا الخبر تفرد
به عبد الرحمن
بن يعقوب عن
أبي هريرة
Bu Hadisi Ebu
Hureyre'den Rivayette Abdurrahman b. Yakub'un Tek Kaldığını iddia Edenin
Kavlini çürüten Haber
[ 1039 ] أخبرنا
أبو عروبة
بحران حدثنا
هوبر بن معاذ
الكلبي حدثنا
محمد بن سلمة
عن أبي عبد
الرحيم عن زيد
بن أبي أنيسة
عن شرحبيل بن
سعد عن جابر
بن عبد الله
قال قال النبي
صلى الله عليه
وسلم ألا
أدلكم على ما
يمحو الله به
الخطايا
ويكفر به
الذنوب قالوا
بلى يا رسول
الله قال
إسباغ الوضوء على
المكروهات
وكثرة الخطا
إلى المساجد
وانتظار
الصلاة بعد
الصلاة فذلك
الرباط
1039- Cabir b. Abdillah
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Size, Allah'ın,
günahları neyle yok ettiğini ve günahları neyle kaldırdığını göstermeyeyim
mi?" buyurdu. Sahabiler: "Bilakis (göster), ey Allah'ın Resulü!"
dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Güçlüklere rağmen
abdesti tam almak, mescitlere doğru çok adım atmak ve namazdan sonra (diğer)
namazı beklemektir. işte bu, sizin beklemeniz gereken şeydir" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'lıku'r-rağıb 1/161); Şuayb:
İhtilaflı olan Şurahbil dışında raviler: güvenilir kimselerdir.
ذكر حط
الخطايا
بالوضوء
وخروج
المتوضىء نقيا
من ذنوبه بعد
فراغه من
وضوئه
Abdest Alanın
Bitirdiğinde Hatalarının Silinmesi ve Günahlarından Tertemiz Arınarak Çıkması
[ 1040 ] أخبرنا
عمر بن سعيد
بن سنان
الطائي بمنبج
أخبرنا أحمد
بن أبي بكر عن
مالك عن سهيل
بن أبي صالح
عن أبيه عن
أبي هريرة أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم قال إذا
توضأ العبد
المسلم أو
المؤمن فغسل
وجهه خرجت من
وجهه كل خطيئة
نظر إليها بعينيه
مع الماء ومع
آخر قطر الماء
أو نحو هذا
فإذا غسل يديه
خرجت من يديه
كل خطيئة
بطشتها يداه
مع الماء أو
مع آخر قطر
الماء حتى
يخرج نقيا من
الذنوب
1040- Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ŞÖylE buyurdu:
"Müslüman -veya mümin- kul abdest alırken yüzünü yıkadığı sırada
gözleriyle işlediği günahlar abdest suyu veya suyunun son damlasıyla dökülür
gider. Ellerini yıkadığında elleriyle işlediği günahlar abdest suyu veya
suyunun son damlasıyla dökülür. Öyle ki; kişi eliyle işlediği tüm günahlarından
arınır ve tertemiz olur.''
[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağıb 1/98);
Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/303; Muvatta 1/32; Müslim 244; Tirmizi
2; Darimi 1/183.
ذكر
مغفرة الله جل
وعلا ما بين
الصلاتين
للمتوضىء
بوضوئه
وصلاته
Abdesti ve Namazı Sayesinde
Abdest Alanı iki Namaz (Vakti) Arasında Yüce Allah'ın Bağışlaması
[ 1041 ] أخبرنا
الحسين بن
إدريس
الأنصاري
أخبرنا أحمد
بن أبي بكر عن
مالك عن هشام
بن عروة عن
أبيه عن حمران
بن بكر عن
مالك عن هشام
بن عروة عن أبيه
عن حمران أن
عثمان بن عفان
جلس على
المقاعد
فجاءه المؤذن
فآذنه بصلاة
العصر فدعا
بماء فتوضأ ثم
قال لأحدثنكم
حديثا لولا
آية في كتاب
الله لما
حدثتكموه ثم
قال سمعت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
يقول ما من
امرئ يتوضأ
فيحسن الوضوء
ثم يصلي الصلاة
إلا غفر له ما
بينه وبين
الصلاة
الأخرى حتى
يصليها قال
مالك أراه
يريد هذه
الآية { أقم
الصلاة طرفي
النهار وزلفا
من الليل إن
الحسنات
يذهبن
السيئات ذلك
ذكرى
للذاكرين }
1041- Humran bildiriyor:
Abdest alınan oturaklardan birinin üzerine oturan ve müezzin ona gelerek ikindi
ezanını okuduğunda getirttiği su ile abdest alan Osman b. Affan dedi ki: "Size
bir hadis aktaracağım! Şayet Allah'ın Kitablındaki bir ayet olmasaydı böylesi
bir hadisi size aktarmazdım. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
‘‘Kişi güzelce abdestini aldıktan sonra namaz kıldığı zaman diğer vaktin
namazını kılana kadar işleyeceği günahları bağışlanır’‘ buyurduğunu
işittim."
Malik dedi ki: Söz
konusu ayetin şu ayet olduğunu sanıyorum: "Gündüzün iki ucunda ve gecenin
gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir.
Bu, öğüt kabul edenlere bir öğüttür. '' (Hud 114).
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: Buhari ve Müslim'in
şartlarına göre Sahihtir. Muvatta 1/51; Ahmed 1/57; Buhari 160; Müslim 227; Ebu
Davud 107; Nesai 1/91; İbn Mace 285; Bak Hadis no: 1058, 1060.
ذكر
البيان بأن
الله جل وعلا
إنما يغفر
ذنوب المتوضىء
بعد فراغه منه
إذا توضأ كما
أمر وصلى كما
أمر
Emrolunduğu Gibi Abdest Alıp Namaz Kılan Kimsenin Günahlarını
Abdest Almasını Bitirdiğinde Yüce Allah'ın Bağışlaması
[ 1042 ] أخبرنا
محمد بن الحسن
بن قتيبة
حدثنا يزيد بن
موهب حدثنا
الليث بن سعد
عن أبي الزبير
عن سفيان بن
عبد الرحمن عن
عاصم بن سفيان
الثقفي أنهم
غزوا غزوة السلاسل
ففاتهم العدو
فرابطوا ثم
رجعوا إلى معاوية
وعنده أبو
أيوب وعقبة بن
عامر فقال
عاصم يا أبا
أيوب فاتنا
العدو العام
وقد أخبرنا
أنه من صلى في
المساجد
الأربعة غفر
له ذنبه قال
يا بن أخي
أدلك على ما
هو أيسر من
ذلك إني سمعت
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم يقول من
توضأ كما أمر
وصلى كما أمر
غفر له ما
تقدم من ذنبه أكذلك
يا عقبة قال
نعم
1042- Asım b. Süfyan
es-Sekafl bildiriyor: Onlar, Selasil savaşına katılmışlardı. Düşman onları bazı
şeylerden alıkoymuştu. Nöbet tuttular (veya savaşın faziletini elde etmek için
çokça zühd ve taatla meşgul oldular). Sonra Muaviye'nin yanına döndüler.
Muaviye'nin yanında Ebu Eyyub ile Ukbe b. Amir vardı.
Asım devamla der ki: Ey
Ebu Eyyub! Bu savaş bu yıl bizi pek çok şeyden alıkoymuştur. Halbuki bize,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Kim şu dört mescidde namaz
kılarsa o kişinin günahı bağışlanır" buyurduğu bildirildi. Bunun üzerine
Ebu Eyyub: "Yeğenim! Bundan daha kolayını sana haber vereyim mi? Doğrusu
ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: ‘‘Her kim emrolunduğu şekilde
(güzelce) abdest alır ve emrolunduğu şekilde namazını kılarsa geçmiş günahları
bağışlanır’‘ buyurduğunu işittim. Öyle değil mi, ey Ukbe?" dedi. Ukbe b.
Amir de: "Evet, (öyle)" dedi.
[Tahric:] Elbani: Hasen (et-Ta'liku'r-rağib 1/98);
Şuayb: Ravileri güvenilir kimselerdir, Ahmed 5/423; Nesai 1/90, 1/91; İbn Mace
1396; Darimi 1/182.
قال
أبو حاتم
المساجد
الأربعة مسجد
الحرام ومسجد
المدينة
ومسجد الأقصى
ومسجد قباء
وغزاة
السلاسل كانت
في أيام
معاوية وغزاة
السلاسل كانت
في أيام النبي
صلى الله عليه
وسلم
Ebu Hatim der ki:
"Dört mescid Mescid-i Haram, Mescid-i Medine (Mescid-i Nebevi), Mescid-i
Aksa ve Mescid-i Kuba'dır. Selilsil gazvesi hem Muaviye döneminde, hem de
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in döneminde olan iki ayrı
gazvedir."
ذكر
البيان بأن
قوله صلى الله
عليه وسلم غفر
له ما تقدم من
ذنبه أراد به
من الصلاة إلى
الصلاة
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in "Geçmiş Günahları Bağışlanır" Sözüyle Namazdan
Diğer Namaz Arasını Kastetmesi
[ 1043 ] أخبرنا
عبد الله بن
محمد الأزدي
حدثنا إسحاق
بن إبراهيم
أخبرنا وهب بن
جرير حدثنا شعبة
عن جامع بن
شداد أنه سمع
حمران بن أبان
يحدث أبا بردة
عن عثمان بن
عفان عن النبي
صلى الله عليه
وسلم قال من
أتم الوضوء
كما امره الله
جل وعلا
فالصلوات
الخمس كفارة
لما بينهن
1043- Hz. Osman,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nekleder:
"Kim Allah'ın emrettiği şekilde güzelce abdest alırsa, farz olan namazlar,
ikisi arasında işlenen günahlara kefaret olur.''
[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağib 1/98);
Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 1/66; Müslim 231/11;
Nesai 1/91; İbn Mace 459.
ذكر
البيان بأن
الله جل وعلا
إنما يغفر
ذنوب
المتوضىء
التي ذكرناها
إذا كان مجتنبا
للكبائر دون
من لم يجتنبها
Abdest Alanın Zikredildiği Üzere Günahlarının Bağışlanmasının
Büyük Günahlardan Uzak Durması Halinde Söz Konusu Olması
[ 1044 ] أخبرنا
أبو خليفة
حدثنا أبو
الوليد
الطيالسي
هشام بن عبد
الملك حدثنا
إسحاق بن سعيد
بن عمرو بن
سعيد بن العاص
حدثني أبي عن
أبيه قال كنت
مع عثمان بن
عفان فدعا
بطهور فقال
سمعت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
يقول ما من
امرئ مسلم
تحضره الصلاة
المكتوبة
فيحسن وضوءها
وركوعها
وخشوعها إلا
كانت كفارة
لما قبلها من الذنوب
ما لم يأت
كبيرة وذلك
الدهر كله
1044- İshak b. Said b. Amr
b. Said b. el-As, babası kanalıyla dedesinden bildiriyor: Hz. Osman'ın
yanındayken abdest için su istedi. Sonra da şöyle dedi: ''Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): ‘‘Müslüman kişi farz namazı vakti geldiğinde bu
namazın abdestini güzelce alıp, huşu ve rüküsunu layıkıyla yerine getirerek
kıldığı zaman büyük günah işlemedikten sonra bu namaz önceki günahlarına
kefaret olur. Bu her zaman için de geçerlidir’‘ buyurduğunu işittimı''
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: Müslim'in şartınca
sahih. Müslim 228.
ذكر
البيان بأن
حليلة أهل
الجنة تبلغهم
مبلغ وضوئهم
في دار الدنيا
نسأل الله
الوصول إلى
ذلك
Cennet Ahalisinin Süslerinin Dünya Hayatında Abdest Alınan
Yerlere Kadar Uzanacağı Hakkında -Allah'tan Bizi de Buna Ulaştırmasını Dileriz-
[ 1045 ] أخبرنا
أحمد بن علي
بن المثنى
حدثنا عبد الغفار
بن عبد الله
الزبيري
حدثنا علي بن
مسهر عن سعد
بن طارق عن
أبي حازم عن
أبي هريرة عن
النبي صلى
الله عليه
وسلم قال تبلغ
حلية أهل الجنة
مبلغ الوضوء
1045- Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ‘‘Müminin süsü
(kıyamet gününde parlayacağı yerleri) abdest (suyunun) ulaştığı yere kadardır’‘
buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahıha 252);
Şuayb: Hadis sahihtir. Ahmed 2/371; Buhari 5953; Müslim 250; Nesai 1/93.
ذكر
البيان بأن
أمة المصطفى
صلى الله عليه
وسلم تعرف في
القيامة
بالتحجيل
بوضوئهم كان
في الدنيا
Mustafa'nın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Ümmetinin Kıyamette Dünyadaki Abdest Uzuvlarından Dolayı
Parlak Görünmeleriyle Tanınacakları Hakkında
[ 1046 ] أخبرنا
الفضل بن
الحباب
الجمحي حدثنا
القعنبي عن
مالك عن
العلاء بن عبد
الرحمن عن
أبيه عن أبي
هريرة أن رسول
الله صلى الله
عليه وسلم دخل
المقبرة فقال
السلام عليكم
دار قوم مؤمنين
وإنا إن شاء
الله بكم
لاحقون وددت
أني قد رأيت
إخواننا
قالوا يا رسول
الله ألسنا
إخوانك قال بل
أصحابي
وإخواننا
الذين لم
يأتوا بعد
وأنا فرطكم
على الحوض قالوا
يا رسول الله
كيف تعرف من
يأتي بعدك من
أمتك فقال
أرأيت لو كانت
لرجل خيل غير
محجلة في خيل
دهم بهم ألا
يعرف خيله
قالوا بلى يا
رسول الله قال
فإنهم يأتون
يوم القيامة
غرا محجلين من
الوضوء وأنا
فرطهم على
الحوض فليذادن
رجال عن حوضي
كما يذاد
البعير الضال
أناديهم ألا
هلم ألا هلم
فيقال إنهم قد
بدلوا بعدك
فأقول فسحقا
فسحقا فسحقا
قال أبو حاتم
الاستثناء
يستحيل في
الشيء الماضي
وإنما يجوز الاستثناء
في المستقبل
من الأشياء
وحال الإنسان
في الاستثناء
على ضربين إذا
استثنى في إيمانه
فضرب منه يطلق
مباح له ذلك
وضرب آخر إذا استثنى
فيه الإنسان
كفر وأما
الضرب الذي لا
يجوز ذلك فهو
أن يقال للرجل
أنت مؤمن
بالله وملائكته
وكتبه ورسله
والجنة
والنار
والبعث والميزان
وما يشبه هذه
الحالة
فالواجب عليه
أن يقول أنا
مؤمن بالله
حقا ومؤمن
بهذه الأشياء حقا
فمتى ما
استثنى في هذا
كفر والضرب
الثاني إذا
سئل الرجل إنك
من المؤمنين
الذي يقيمون الصلاة
ويؤتون
الزكاة وهم
فيها خاشعون
وعن اللغو
معرضون فيقول
أرجو أكون
منهم إن شاء
الله أو يقال
له أنت من أهل
الجنة
فيستثنى أن يكون
منهم
والفائدة في
الخبر حيث قال
صلى الله عليه
وسلم وإنا إن
شاء الله بكم
لاحقون أنه
صلى الله عليه
وسلم دخل بقيع
الغرقد في ناس
من أصحابه
فيهم مؤمنون
ومنافقون
فقال إنا إن
شاء الله بكم
لاحقون
واستثنى
المنافقين
أنهم إن شاء
الله يسلمون
فيلحقون بكم
على أن اللغة
تسوغ إباحة
الاستثناء في
الشيء
المستقبل وإن
لم يشك في
كونه لقوله عز
وجل لتدخلن
المسجد الحرام
إن شاء الله
آمنين
1046- Ebu Hureyre
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mezarlığa çıktı. Onlsrı:
''Selam size ey Müminlerin diyarı! İnşaallah biz de size katılacağız.'' diyerek
selamladı ve: "Kardeşlerimizi görmeyi isterdim" diye ekledi. "Ey
Allah'ın Resulü! Biz senin kardeşlerin değil miyiz?" diye sorulunca, Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz benim ashabımsınız. Benim
kardeşlerim henüz gelmediler. Ben, Havz'ın başına onlardan önce varacak olan
öncüleriyim" buyurdu.
''Ey Allah'ın Resulü!
Ümmetinden henüz gelmeyenleri nasıl tanıyacaksın?" dediklerinde, Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kişinin siyah atlar arasında
alnı beyaz, ayağı sekili bir atı olsa bu kişi atını tanımaz mı?" buyurdu.
"Ey Allah'ın Resulü! Tabi ki tanır" dediklerinde, Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
''İşte onlar (benden
sonra gelecek kardeşlerim) abdest sebebiyle, kıyamet gününde yüzleri ile el ve
ayakları parlayarak gelecekler. Onlardan önce de Havz'a ben gitmiş olacağım.
Ancak bazıları yabancı devenin dışlanıp kovulması gibi havuzdan
uzaklaştırılınca ben onlara: ‘‘Buraya gelin! Buraya gelin! Buraya gelin!’‘ diye
sesleneceğim. Bana: ‘‘Ama senden sonra çok şeyi değiştirdiler’‘ denilince, ben
de: ‘‘O zaman uzak dursunlar! Uzak dursunlar! Uzak dursunlar!’‘
diyeceğim."
[Tahric:] Elbani: Sahih (Ahkamu'l-cenaiz 190; el-İrva'
776); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed. 2/300; Muvatta 1/28; Müslim 249;
Nesai 1/93; İbn Mace 4306; Bak hadis no: 1048.
Ebu Hatim der ki:
İstisna geçmişe yönelik değil, geleceğe yönelik şeylerde olur.
İstisna konusunda
insanın durumu da iki türlüdür. İmanına yönelik istisnalar da bir türü kendisi
için mubahtır. Diğer türünde ise kişi istisnada bulunduğu zaman küfre girer.
Kişinin istisnada
bulunmasının caiz olmadığı duruma gelince, örneğin kişiye:
"Sen Allah'a,
meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, cennet ile cehenneme, tekrardan
dirilmeye, Mızan'a vb. iman ediyor musun?" diye sorduğu zaman burada
kişiye düşen: "Ben Allah'a ve diğer şeylerin hak olduğuna iman
ediyorum" demesidir. Bunlar içinden birinin istisna ettiği zaman küfre
girmiş olur.
Kişinin istisnada
bulunmasının caiz olduğu duruma gelince, örneğin kişiye:
"Sen huşü içinde
namazı kılıp zekatı veren ve boş şeylerden yüz çeviren biri misin?" diye
sorulduğu zaman onun: "İnşaallah onlardan biri olmayı umuyorum"
demesi caiz olur. Ya da ona: "Sen cennet ahalisinden biri misin?"
diye sorduğunda onlardan biri olamama istisnasında bulunup: "Onlardan biri
olmayı umuyorum" diyebilir.
Resülullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İnşaallah biz de size katılacağız"
demesine gelince, Allah Resülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bir
grupla Bakiu'l-Garkad'a girmişti ve içlerinde müminler de münafıklar da vardı.
"İnşaallah biz de size katılacağız" sözünde "İnşaallah"
lafzıyla münafıkları istisna etmiş, onların da inşaallah Müslüman olduktan
sonra onlara katılacaklarını ifade etmiştir. Resülullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) gelecekte herkesin onlara katılacağı konusunda herhangi bir şüphe
taşımıyor olsa da Arap dili geleceğe yönelik istisnada bulunmaya imkan
tanımaktadır. Zira Yüce Allah da "İnşaallah güven içinde, başlarınızı
tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a
gireceksiniz" (Fetih 27) buyurur.
ذكر وصف
هذه الأمة في
القيامة
بآثار وضوئهم
كان في الدنيا
Kıyamette Dünyadaki
Abdest izleriyle Bilinen Bu Ümmetin Vasfı
[ 1047 ] أخبرنا
أبو يعلى قال
حدثنا كامل بن
طلحة حدثنا
حماد بن سلمة
عن عاصم عن زر
عن بن مسعود
أنهم قالوا يا
رسول الله كيف
تعرف من لم تر
من أمتك قال
غر محجلون بلق
من آثار الطهور
1047- Abdullah (b.
Mes'ud) bildiriyor: Sahabiler: "Ey Allah'ın Resulü! Ümmetinden görmediğin
kimseleri (kıyamet günü) nasıl tanıyabilirsin?" dediler. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Ümmetimi kıyamet günü) abdest izlerinden
oluşan alındaki beyazlık, ayaklarındaki beyazlık ve (yüzdeki) beyazlık ile
siyahlıktan (tanırım)" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (et-Ta'liku'r-rağib
1/93); Şuayb: İsnadı hasendir. Ahmed 1/403; İvb Mace 284.
ذكر
البيان بأن
التحجيل
بالوضوء في
القيامة إنما
هو لهذه الأمة
فقط وإن كانت
الأمم قبلها تتوضأ
لصلاتها
Önceki Ümmetler de
ibadetleri için Abdest Almış Olsalar da Kıyamette Sadece Bu Ümmetin Abdest
Uzuvlarının Parlaklığı ile Karakterize Olması
[ 1048 ] أخبرنا
أبو يعلى
حدثنا أبو بكر
بن أبي شيبة حدثنا
يحيى بن زكريا
بن أبي زائدة
عن أبي مالك الأشجعي
عن أبي حازم
عن أبي هريرة
قال قال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
تردون غرا
محجلين من
الوضوء سيما
أمتي ليس لأحد
غيرها
1048- Ebu Hureyre der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Abdest izinden
dolayı yüzünüz, el ve ayaklarınız parlayarak yanıma geleceksiniz. Bu
görünümünüz, ümmetimin alameti olup ondan başka hiç bir kimsede
bulunmayacaktır.''
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Sünen İbn Mace 4282);
Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Müslim 247; İbn Mace 4282.
ذكر
البيان بأن
التحجيل يكون
للمتوضىء في
القيامة مبلغ
وضوئه في
الدنيا
Dünyada iken Abdest
Alınan Uzuvların Kıyamette Nurlu Olarak Gelmesi
[ 1049 ] أخبرنا
عبد الله بن
محمد بن سلم
حدثنا حرملة
بن يحيى حدثنا
بن وهب أخبرني
عمرو بن
الحارث عن
سعيد بن أبي
هلال عن نعيم
بن عبد الله
أنه رأى أبا
هريرة يتوضأ
فغسل وجهه
ويديه حتى كاد
يبلغ
المنكبين ثم
غسل رجليه حتى
رفع إلى
الساقين ثم
قال سمعت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
يقول إن أمتي
يوم القيامة
غر محجلون من
أثر الوضوء
فمن استطاع
منكم أن يطيل
غرته فليفعل
1049- Nuaym b. Abdillah bildiriyor:
Ebu Hureyre'yi abdest alırken gördüm. Yüzünü yıkadı ve kollarını omuzlara
varana dek yıkadı. Sonra ayaklarını baldırlara ulaşana dek yıkadı. Sonra dedi
ki: Ben Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim:
"Ümmetimin kıyamet günü abdest azaları (yüz, el ve ayakları) nurlu olarak
geleceklerdir. Sizden kimin nurunu artırmaya gücü yetiyorsa, yapsın."
[Tahric:] Elbani: İkinci cümlesi hariç sahih
(es-Silsiletu's-sahiha 252; el-İrva' 1/131); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih.
Ahmed 2/400; Buhari 136; Müslim 246/35.
ذكر
إيجاب دخول
الجنة لمن شهد
لله
بالوحدانية
ولنبيه صلى
الله عليه
وسلم
بالرسالة بعد
فراغه من
وضوئه
Abdest Aldıktan Sonra
Kelime-i Şahadet Getirenin Cennete Girmeyi Hak Etmesi
[ 1050 ] أخبرنا
بن قتيبة
بعسقلان
حدثنا حرملة
بن يحيى حدثنا
بن وهب سمعت
معاوية بن
صالح يحدث عن
أبي عثمان عن
جبير بن نفير
عن عقبة بن
عامر قال كنا مع
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم خدام
أنفسنا نتناوب
الرعية رعية
إبلنا فكنت
على رعية الإبل
فرحتها بعشي
فأدركت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
يخطب الناس
فسمعته يقول
ما منكم من
أحد يتوضأ
فيحسن الوضوء
ثم يقوم فيركع
ركعتين يقبل
عليهما بقلبه
ووجهه فقد
أوجب قال فقلت
ما أجود هذه
فقال رجل الذي
قبلها أجود
فنظرت فإذا هو
عمر بن الخطاب
قلت ما هو يا
أبا حفص قال
إنه قال آنفا
قبل أن تجيء
ما من أحد
يتوضأ فيحسن
الوضوء ثم
يقول حين يفرغ
من وضوئه أشهد
أن لا إله إلا
الله وحده لا
شريك له وأن
عبده ورسوله
إلا فتحت
أبواب الجنة
الثمانية له
يدخل من أيها
شاء قال
معاوية بن
صالح وحدثنيه
ربيعة بن يزيد
عن أبي إدريس
عن عقبة بن عامر
قال أبو حاتم
أبو عثمان هذا
يشبه أن يكون
حريز بن عثمان
الرحبي وإنما
اعتمادنا على
هذا الإسناد
الأخير لن
حريز بن عثمان
ليس بشيء في
الحديث
1050- Ukbe b. Amir
anlatıyor: Biz Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında iken kendi
işimizi kendimiz görürdük, kendi develerimizi de sırayla güderdik. Bir gün deve
gütme sırası bende idi. Develeri akşamleyin ağıllarına götürdüm. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e halka hitap ederken yetiştim. Şunları
söylediğini işittim: "Sizden biriniz abdesti güzelce alır, sonra kalbi ve
yüzüyle yönelerek iki rekat namaz kılarsa (Allah onun cennete girmesine) kesin
olarak hükmeder." Ben, "Oh oh ne güzel şey" dedim; bir kimse de,
"Bundan önceki bundan daha da güzeldi" dedi. Bir de baktım ki bu Ömer
b. el-Hattab imiş. "Ey Ebu Hafs! Bundan öncekiler neydi?" diye
sordum. O da: "Sen gelmeden biraz önce (Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): ‘‘Sizden biriniz güzelce abdest alır, abdestini aldıktan sonra da:
"Ben Allah'tan başka ilah olmadığına, ortağı olmayıp tek olduğuna ve
Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim" derse, o
kimseye cennetin sekiz kapısı (birden) açılır, istediğinden girer''
buyurdu" diye cevap verdi.
Muaviye b. Salih dedi
ki: Bunu bana Rabia b. Yezıd, Ebu idrıs kanalıyla Ukbe b. Amir'den rivayet etti.
Ebu Hatim der ki:
"Buradaki EbU Osman, Hariz b. Osman er-Rahabi olsa gerektir. Ancak biz
sonundaki isnada dayanıyoruz. Zira Hariz b. Osman rivayet konusuna beş para
etmez."
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 164); Şuayb:
İsnadı kavidir. Ahmed 4/145; Müslim 234/17; Ebu Davud 169; Tirmizi 55; Nesai
1/92; İbn Mace 470; Darimi 1/182.
ذكر
استغفار
الملك للبائت
متطهرا عند
استيقاظه
Abdestli Olarak Yatan
Kimseye Uyandığında Meleğin Bağışlanma Dilemesi
[ 1051 ] أخبرنا
محمد بن صالح
بن ذريح
بعكبرا حدثنا أبو
عاصم أحمد بن
جواس الحنفي
حدثنا بن
المبارك عن الحسن
بن ذكوان عن
سليمان
الأحول عن
عطاء عن بن
عمر قال قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم من بات
طاهرا بات في
شعاره ملك فلم
يستيقظ إلا قال
الملك اللهم
اغفر لعبدك
فلان فإنه بات
طاهرا
1051- Abdullah b.
Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şötle
buyurmaktadır: "Kim abdestli olarak gecelerse bir melek o kişinin
geceliğinde geceler. (Geceleyin her) uyandığında, muhakkak melek: ‘‘Allahım!
Filanca kulunu bağışla. Çünkü o, abdestli olarak geceledi’‘ diye dua eder.''
[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (es-Silsiletu's-sanıha
2539); Şuayb: Ravileri Sahih ricalidir.
ذكر
البيان بأن
الشيطان قد
يعقد على
مواضع الوضوء
من المسلم
عقدا كعقده
على قافية
رأسه عند
النوم
Şeytanın Uyuyacağında
Başı Üzerinde Düğüm Attığı Gibi Müslümanın Abdest Yerlerini Düğümlemesi
Hakkında
[ 1052 ] أخبرنا
عبد الله بن
محمد بن سلم
حدثنا حرملة
بن يحيى حدثنا
بن وهب أخبرني
عمرو بن
الحارث أن أبا
عشانة حدثه
أنه سمع عقبة
بن عامر يقول لا
أقول اليوم
على رسول الله
صلى الله عليه
وسلم ما لم
يقل سمعت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
يقول من كذب
علي متعمدا
فليتبوأ بيتا
من جهنم وسمعت
النبي صلى
الله عليه
وسلم يقول رجل
من أمتي يقوم
من الليل
يعالج نفسه
إلى الطهور وعليكم
عقد فإذا وضأ
يديه انحلت
عقدة فإذا وضأ
وجهه انحلت
عقدة وإذا مسح
رأسه انحلت
عقدة وإذا وضأ
رجليه انحلت
عقدة فيقول
الله جل وعلا
للذي وراء
الحجاب
أنظروا إلى
عبدي هذا يعالج
نفسه ليسألني
ما سألني عبدي
هذا فهو له ما
سألني عبدي
هذا فهو له
1052- Ukbe b. Amir anlatıyor:
Ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söylemediği bir sözü O'na nispet
edemem. Çünkü ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu işittim: "Kim benim adıma bile bile kasten yalan söz söylerse
(hadis uydurursa) kendisini cehennemde(ki ateşte)n bir eve hazırlasın.''
[Tahric:] Elbani: Hasen Sahih; Şuayb: İsnadı Sahihtir.
Ahmed 4/159, 4/201.
1052- Yine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Ümmetimden
bir kişi, boynunda (şeytanın birçok) düğümleri / bağları olduğu haide geceleyin
(gece namazı için) kalkar, abdest almaya yönelerek kendisini abdestle tedavi /
terbiye eder. Bu durumda ellerini yıkadığında bir düğüm çözülür, yüzünü
yıkadığında bir düğüm çözülür, başına mesh ettiğinde bir düğüm daha çözülür,
ayağını yıkadığında da bir düğüm çözülür. Yüce Allah; perde arkasında bulunan
(meleklere) hitaben: "Şu kuluma bakın, kendisini (Benim rızama kavuşmayı)
isteyerek tedavi / terbiye ediyor, Artık bu kuluma istediği verilir, bu kuluma
istediği verilir."
[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (et-Ta'liku'r-rağıb
1/220); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 4/159, 4/201
Sonraki
sayfa için aşağıdaki link’i kullan: