Sahih

İbn Hibban

 

TAHARE

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

Abdestli Kalma Ve Abdest'in Faziletleri

 

ذكر إثبات الإيمان للمحافظ على الوضوء

Abdestli Kalmaya Çalışanın Mümin Sayılması

 

[ 1037 ] أخبرنا أبو يعلى حدثنا سريج بن يونس وأبو خيثمة حدثنا الوليد بن مسلم حدثنا بن ثوبان حدثني حسان بن عطية أن أبا كبشة السلولي حدثه أنه سمع ثوبان يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم سددوا وقاربوا واعلموا أن خير أعمالكم الصلاة ولا يحافظ على الوضوء إلا مؤمن

 

1037- Sevban'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: "(Amellerinizde) orta yolu takip edin, (en faziletlisini yapamıyorsanız o zaman ona) yaklaşın. (O halde) biliniz ki sizin en hayırlı ameliniz, namazdır. (Kamil) müminden başkası abdestli kalmaya çalışmaz.''

 

[Tahric:]  Elbani: Hasen sahih (es-Silsiletu's-sahıha 115; er-Ravdu'n-nadir 177); Şuayb: Hadis sahihtir. İsnadı hasendir. Muvatta 1/34; Ahmed 5/282; İbn Mace 277; Darimi 1/168.

 

 

قال أبو حاتم هذه اللفظة مما ذكرنا في كتبنا أن العرب تطلق الاسم بالكلية على جزء من أجزاء شيء يطلق اسم ذلك الشيء على جزء من أجزائه فقوله صلى الله عليه وسلم لا يحافظ على الوضوء إلا مؤمن أطلق اسم الإيمان على المحافظ على الوضوء والوضوء من أجزاء الإيمان كذلك اسم الإيمان على المفرد العمل به لأنه جزء من أجزاء الإيمان على حسب ما ذكرناه وخبر سالم بن أبي الجعد عن ثوبان خبر منقطع فلذلك تنكبناه

 

Ebu Hatim der ki: Kitaplarımızda zikrettiğimiz gibi Araplar bazen bölüm için bütünün ismini de kullanırlar. Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Müminden başkası abdestli kalmaya çalışmaz" sözünde de abdestli kalmaya çalışan kişi için mümin ismini kullanılmıştır. Oysa abdest imanın bölümlerinden sadece biridir. Zikrettiğimiz gibi imanın bölümlerinden biri olduğu için de abdestli kişi için mümin ismi kullanılmıştır.

 

Salim b. Ebi'l-Ca'd'ın Sevban'dan olan rivayetinde kopukluk olduğu için burada yer vermekten kaçındık.

 

 

باب فضل الوضوء

Bab: Abdestin Fazileti

 

ذكر حط الخطايا ورفع الدرجات بإسباغ الوضوء على المكاره

Güç Durumlarda Güzelce Abdest Almanın Günahları Silip Dereceleri Yükseltmesi

 

[ 1038 ] أخبرنا الفضل بن الحباب الجمحي بالبصرة حدثنا القعنبي عن مالك عن العلاء بن عبد الرحمن عن أبيه عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال ألا أخبركم بما يمحو الله به الخطايا ويرفع به الدرجات إسباغ الوضوء على المكاره وكثرة الخطا إلى المساجد وانتظار الصلاة بعد الصلاة فذلكم الرباط فذلكم الرباط فذلكم الرباط قال أبو حاتم معناه الرباط من الذنوب لأن الوضوء يكفر الذنوب

 

1038- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Size, Yüce Allah'ın günahları sileceği ve derecelerinizi yükselteceği şeyi bildireyim mi? Güç ve zor zamanlarda bile olsa abdesti tam ve mükemmel almak, mescide gitmek için atılan adımlar, namazdan sonra ikinci bir namazı beklemektir. işte ribat (abdest ve namaza bağlılık) budur, işte ribat budur, işte ribat budur.''

 

Ebu Hatim der ki: "Günahlar için ribat sayılması, abdestin günahlara kefaret olmasından dolayıdır."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağıb 1/97); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Muvatta 1/176; Ahmed 2/277,3/303; Müslim 251; Tirmizi 51; Nesai 1/89.

 

 

ذكر الخبر المدحض قول من زعم أن هذا الخبر تفرد به عبد الرحمن بن يعقوب عن أبي هريرة

Bu Hadisi Ebu Hureyre'den Rivayette Abdurrahman b. Yakub'un Tek Kaldığını iddia Edenin Kavlini çürüten Haber

 

[ 1039 ] أخبرنا أبو عروبة بحران حدثنا هوبر بن معاذ الكلبي حدثنا محمد بن سلمة عن أبي عبد الرحيم عن زيد بن أبي أنيسة عن شرحبيل بن سعد عن جابر بن عبد الله قال قال النبي صلى الله عليه وسلم ألا أدلكم على ما يمحو الله به الخطايا ويكفر به الذنوب قالوا بلى يا رسول الله قال إسباغ الوضوء على المكروهات وكثرة الخطا إلى المساجد وانتظار الصلاة بعد الصلاة فذلك الرباط

 

1039- Cabir b. Abdillah anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Size, Allah'ın, günahları neyle yok ettiğini ve günahları neyle kaldırdığını göstermeyeyim mi?" buyurdu. Sahabiler: "Bilakis (göster), ey Allah'ın Resulü!" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Güçlüklere rağmen abdesti tam almak, mescitlere doğru çok adım atmak ve namazdan sonra (diğer) namazı beklemektir. işte bu, sizin beklemeniz gereken şeydir" buyurdu.

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (et-Ta'lıku'r-rağıb 1/161); Şuayb: İhtilaflı olan Şurahbil dışında raviler: güvenilir kimselerdir.

 

 

ذكر حط الخطايا بالوضوء وخروج المتوضىء نقيا من ذنوبه بعد فراغه من وضوئه

Abdest Alanın Bitirdiğinde Hatalarının Silinmesi ve Günahlarından Tertemiz Arınarak Çıkması

 

[ 1040 ] أخبرنا عمر بن سعيد بن سنان الطائي بمنبج أخبرنا أحمد بن أبي بكر عن مالك عن سهيل بن أبي صالح عن أبيه عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال إذا توضأ العبد المسلم أو المؤمن فغسل وجهه خرجت من وجهه كل خطيئة نظر إليها بعينيه مع الماء ومع آخر قطر الماء أو نحو هذا فإذا غسل يديه خرجت من يديه كل خطيئة بطشتها يداه مع الماء أو مع آخر قطر الماء حتى يخرج نقيا من الذنوب

 

1040- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ŞÖylE buyurdu: "Müslüman -veya mümin- kul abdest alırken yüzünü yıkadığı sırada gözleriyle işlediği günahlar abdest suyu veya suyunun son damlasıyla dökülür gider. Ellerini yıkadığında elleriyle işlediği günahlar abdest suyu veya suyunun son damlasıyla dökülür. Öyle ki; kişi eliyle işlediği tüm günahlarından arınır ve tertemiz olur.''

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağıb 1/98); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/303; Muvatta 1/32; Müslim 244; Tirmizi 2; Darimi 1/183.

 

 

ذكر مغفرة الله جل وعلا ما بين الصلاتين للمتوضىء بوضوئه وصلاته

Abdesti ve Namazı Sayesinde Abdest Alanı iki Namaz (Vakti) Arasında Yüce Allah'ın Bağışlaması

 

[ 1041 ] أخبرنا الحسين بن إدريس الأنصاري أخبرنا أحمد بن أبي بكر عن مالك عن هشام بن عروة عن أبيه عن حمران بن بكر عن مالك عن هشام بن عروة عن أبيه عن حمران أن عثمان بن عفان جلس على المقاعد فجاءه المؤذن فآذنه بصلاة العصر فدعا بماء فتوضأ ثم قال لأحدثنكم حديثا لولا آية في كتاب الله لما حدثتكموه ثم قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول ما من امرئ يتوضأ فيحسن الوضوء ثم يصلي الصلاة إلا غفر له ما بينه وبين الصلاة الأخرى حتى يصليها قال مالك أراه يريد هذه الآية { أقم الصلاة طرفي النهار وزلفا من الليل إن الحسنات يذهبن السيئات ذلك ذكرى للذاكرين }

 

1041- Humran bildiriyor: Abdest alınan oturaklardan birinin üzerine oturan ve müezzin ona gelerek ikindi ezanını okuduğunda getirttiği su ile abdest alan Osman b. Affan dedi ki: "Size bir hadis aktaracağım! Şayet Allah'ın Kitablındaki bir ayet olmasaydı böylesi bir hadisi size aktarmazdım. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ‘‘Kişi güzelce abdestini aldıktan sonra namaz kıldığı zaman diğer vaktin namazını kılana kadar işleyeceği günahları bağışlanır’‘ buyurduğunu işittim."

 

Malik dedi ki: Söz konusu ayetin şu ayet olduğunu sanıyorum: "Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenlere bir öğüttür. '' (Hud 114).

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih; Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre Sahihtir. Muvatta 1/51; Ahmed 1/57; Buhari 160; Müslim 227; Ebu Davud 107; Nesai 1/91; İbn Mace 285; Bak Hadis no: 1058, 1060.

 

 

ذكر البيان بأن الله جل وعلا إنما يغفر ذنوب المتوضىء بعد فراغه منه إذا توضأ كما أمر وصلى كما أمر

Emrolunduğu Gibi Abdest Alıp Namaz Kılan Kimsenin Günahlarını Abdest Almasını Bitirdiğinde Yüce Allah'ın Bağışlaması

 

[ 1042 ] أخبرنا محمد بن الحسن بن قتيبة حدثنا يزيد بن موهب حدثنا الليث بن سعد عن أبي الزبير عن سفيان بن عبد الرحمن عن عاصم بن سفيان الثقفي أنهم غزوا غزوة السلاسل ففاتهم العدو فرابطوا ثم رجعوا إلى معاوية وعنده أبو أيوب وعقبة بن عامر فقال عاصم يا أبا أيوب فاتنا العدو العام وقد أخبرنا أنه من صلى في المساجد الأربعة غفر له ذنبه قال يا بن أخي أدلك على ما هو أيسر من ذلك إني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول من توضأ كما أمر وصلى كما أمر غفر له ما تقدم من ذنبه أكذلك يا عقبة قال نعم

 

1042- Asım b. Süfyan es-Sekafl bildiriyor: Onlar, Selasil savaşına katılmışlardı. Düşman onları bazı şeylerden alıkoymuştu. Nöbet tuttular (veya savaşın faziletini elde etmek için çokça zühd ve taatla meşgul oldular). Sonra Muaviye'nin yanına döndüler. Muaviye'nin yanında Ebu Eyyub ile Ukbe b. Amir vardı.

 

Asım devamla der ki: Ey Ebu Eyyub! Bu savaş bu yıl bizi pek çok şeyden alıkoymuştur. Halbuki bize, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Kim şu dört mescidde namaz kılarsa o kişinin günahı bağışlanır" buyurduğu bildirildi. Bunun üzerine Ebu Eyyub: "Yeğenim! Bundan daha kolayını sana haber vereyim mi? Doğrusu ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: ‘‘Her kim emrolunduğu şekilde (güzelce) abdest alır ve emrolunduğu şekilde namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır’‘ buyurduğunu işittim. Öyle değil mi, ey Ukbe?" dedi. Ukbe b. Amir de: "Evet, (öyle)" dedi.

 

[Tahric:]  Elbani: Hasen (et-Ta'liku'r-rağib 1/98); Şuayb: Ravileri güvenilir kimselerdir, Ahmed 5/423; Nesai 1/90, 1/91; İbn Mace 1396; Darimi 1/182.

 

قال أبو حاتم المساجد الأربعة مسجد الحرام ومسجد المدينة ومسجد الأقصى ومسجد قباء وغزاة السلاسل كانت في أيام معاوية وغزاة السلاسل كانت في أيام النبي صلى الله عليه وسلم

 

Ebu Hatim der ki: "Dört mescid Mescid-i Haram, Mescid-i Medine (Mescid-i Nebevi), Mescid-i Aksa ve Mescid-i Kuba'dır. Selilsil gazvesi hem Muaviye döneminde, hem de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in döneminde olan iki ayrı gazvedir."

 

 

ذكر البيان بأن قوله صلى الله عليه وسلم غفر له ما تقدم من ذنبه أراد به من الصلاة إلى الصلاة

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Geçmiş Günahları Bağışlanır" Sözüyle Namazdan Diğer Namaz Arasını Kastetmesi

 

[ 1043 ] أخبرنا عبد الله بن محمد الأزدي حدثنا إسحاق بن إبراهيم أخبرنا وهب بن جرير حدثنا شعبة عن جامع بن شداد أنه سمع حمران بن أبان يحدث أبا بردة عن عثمان بن عفان عن النبي صلى الله عليه وسلم قال من أتم الوضوء كما امره الله جل وعلا فالصلوات الخمس كفارة لما بينهن

 

1043- Hz. Osman, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nekleder: "Kim Allah'ın emrettiği şekilde güzelce abdest alırsa, farz olan namazlar, ikisi arasında işlenen günahlara kefaret olur.''

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (et-Ta'liku'r-rağib 1/98); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 1/66; Müslim 231/11; Nesai 1/91; İbn Mace 459.

 

 

ذكر البيان بأن الله جل وعلا إنما يغفر ذنوب المتوضىء التي ذكرناها إذا كان مجتنبا للكبائر دون من لم يجتنبها

Abdest Alanın Zikredildiği Üzere Günahlarının Bağışlanmasının Büyük Günahlardan Uzak Durması Halinde Söz Konusu Olması

 

[ 1044 ] أخبرنا أبو خليفة حدثنا أبو الوليد الطيالسي هشام بن عبد الملك حدثنا إسحاق بن سعيد بن عمرو بن سعيد بن العاص حدثني أبي عن أبيه قال كنت مع عثمان بن عفان فدعا بطهور فقال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول ما من امرئ مسلم تحضره الصلاة المكتوبة فيحسن وضوءها وركوعها وخشوعها إلا كانت كفارة لما قبلها من الذنوب ما لم يأت كبيرة وذلك الدهر كله

 

1044- İshak b. Said b. Amr b. Said b. el-As, babası kanalıyla dedesinden bildiriyor: Hz. Osman'ın yanındayken abdest için su istedi. Sonra da şöyle dedi: ''Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ‘‘Müslüman kişi farz namazı vakti geldiğinde bu namazın abdestini güzelce alıp, huşu ve rüküsunu layıkıyla yerine getirerek kıldığı zaman büyük günah işlemedikten sonra bu namaz önceki günahlarına kefaret olur. Bu her zaman için de geçerlidir’‘ buyurduğunu işittimı''

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih; Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Müslim 228.

 

 

ذكر البيان بأن حليلة أهل الجنة تبلغهم مبلغ وضوئهم في دار الدنيا نسأل الله الوصول إلى ذلك

Cennet Ahalisinin Süslerinin Dünya Hayatında Abdest Alınan Yerlere Kadar Uzanacağı Hakkında -Allah'tan Bizi de Buna Ulaştırmasını Dileriz-

 

[ 1045 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى حدثنا عبد الغفار بن عبد الله الزبيري حدثنا علي بن مسهر عن سعد بن طارق عن أبي حازم عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال تبلغ حلية أهل الجنة مبلغ الوضوء

 

1045- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ‘‘Müminin süsü (kıyamet gününde parlayacağı yerleri) abdest (suyunun) ulaştığı yere kadardır’‘ buyurdu.

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahıha 252); Şuayb: Hadis sahihtir. Ahmed 2/371; Buhari 5953; Müslim 250; Nesai 1/93.

 

 

ذكر البيان بأن أمة المصطفى صلى الله عليه وسلم تعرف في القيامة بالتحجيل بوضوئهم كان في الدنيا

Mustafa'nın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ümmetinin Kıyamette Dünyadaki Abdest Uzuvlarından Dolayı Parlak Görünmeleriyle Tanınacakları Hakkında

 

[ 1046 ] أخبرنا الفضل بن الحباب الجمحي حدثنا القعنبي عن مالك عن العلاء بن عبد الرحمن عن أبيه عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم دخل المقبرة فقال السلام عليكم دار قوم مؤمنين وإنا إن شاء الله بكم لاحقون وددت أني قد رأيت إخواننا قالوا يا رسول الله ألسنا إخوانك قال بل أصحابي وإخواننا الذين لم يأتوا بعد وأنا فرطكم على الحوض قالوا يا رسول الله كيف تعرف من يأتي بعدك من أمتك فقال أرأيت لو كانت لرجل خيل غير محجلة في خيل دهم بهم ألا يعرف خيله قالوا بلى يا رسول الله قال فإنهم يأتون يوم القيامة غرا محجلين من الوضوء وأنا فرطهم على الحوض فليذادن رجال عن حوضي كما يذاد البعير الضال أناديهم ألا هلم ألا هلم فيقال إنهم قد بدلوا بعدك فأقول فسحقا فسحقا فسحقا قال أبو حاتم الاستثناء يستحيل في الشيء الماضي وإنما يجوز الاستثناء في المستقبل من الأشياء وحال الإنسان في الاستثناء على ضربين إذا استثنى في إيمانه فضرب منه يطلق مباح له ذلك وضرب آخر إذا استثنى فيه الإنسان كفر وأما الضرب الذي لا يجوز ذلك فهو أن يقال للرجل أنت مؤمن بالله وملائكته وكتبه ورسله والجنة والنار والبعث والميزان وما يشبه هذه الحالة فالواجب عليه أن يقول أنا مؤمن بالله حقا ومؤمن بهذه الأشياء حقا فمتى ما استثنى في هذا كفر والضرب الثاني إذا سئل الرجل إنك من المؤمنين الذي يقيمون الصلاة ويؤتون الزكاة وهم فيها خاشعون وعن اللغو معرضون فيقول أرجو أكون منهم إن شاء الله أو يقال له أنت من أهل الجنة فيستثنى أن يكون منهم والفائدة في الخبر حيث قال صلى الله عليه وسلم وإنا إن شاء الله بكم لاحقون أنه صلى الله عليه وسلم دخل بقيع الغرقد في ناس من أصحابه فيهم مؤمنون ومنافقون فقال إنا إن شاء الله بكم لاحقون واستثنى المنافقين أنهم إن شاء الله يسلمون فيلحقون بكم على أن اللغة تسوغ إباحة الاستثناء في الشيء المستقبل وإن لم يشك في كونه لقوله عز وجل لتدخلن المسجد الحرام إن شاء الله آمنين

 

1046- Ebu Hureyre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mezarlığa çıktı. Onlsrı: ''Selam size ey Müminlerin diyarı! İnşaallah biz de size katılacağız.'' diyerek selamladı ve: "Kardeşlerimizi görmeyi isterdim" diye ekledi. "Ey Allah'ın Resulü! Biz senin kardeşlerin değil miyiz?" diye sorulunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz benim ashabımsınız. Benim kardeşlerim henüz gelmediler. Ben, Havz'ın başına onlardan önce varacak olan öncüleriyim" buyurdu.

 

''Ey Allah'ın Resulü! Ümmetinden henüz gelmeyenleri nasıl tanıyacaksın?" dediklerinde, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kişinin siyah atlar arasında alnı beyaz, ayağı sekili bir atı olsa bu kişi atını tanımaz mı?" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Tabi ki tanır" dediklerinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

 

''İşte onlar (benden sonra gelecek kardeşlerim) abdest sebebiyle, kıyamet gününde yüzleri ile el ve ayakları parlayarak gelecekler. Onlardan önce de Havz'a ben gitmiş olacağım. Ancak bazıları yabancı devenin dışlanıp kovulması gibi havuzdan uzaklaştırılınca ben onlara: ‘‘Buraya gelin! Buraya gelin! Buraya gelin!’‘ diye sesleneceğim. Bana: ‘‘Ama senden sonra çok şeyi değiştirdiler’‘ denilince, ben de: ‘‘O zaman uzak dursunlar! Uzak dursunlar! Uzak dursunlar!’‘ diyeceğim."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (Ahkamu'l-cenaiz 190; el-İrva' 776); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed. 2/300; Muvatta 1/28; Müslim 249; Nesai 1/93; İbn Mace 4306; Bak hadis no: 1048.

 

 

Ebu Hatim der ki: İstisna geçmişe yönelik değil, geleceğe yönelik şeylerde olur.

İstisna konusunda insanın durumu da iki türlüdür. İmanına yönelik istisnalar da bir türü kendisi için mubahtır. Diğer türünde ise kişi istisnada bulunduğu zaman küfre girer.

 

Kişinin istisnada bulunmasının caiz olmadığı duruma gelince, örneğin kişiye:

"Sen Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, cennet ile cehenneme, tekrardan dirilmeye, Mızan'a vb. iman ediyor musun?" diye sorduğu zaman burada kişiye düşen: "Ben Allah'a ve diğer şeylerin hak olduğuna iman ediyorum" demesidir. Bunlar içinden birinin istisna ettiği zaman küfre girmiş olur.

 

Kişinin istisnada bulunmasının caiz olduğu duruma gelince, örneğin kişiye:

"Sen huşü içinde namazı kılıp zekatı veren ve boş şeylerden yüz çeviren biri misin?" diye sorulduğu zaman onun: "İnşaallah onlardan biri olmayı umuyorum" demesi caiz olur. Ya da ona: "Sen cennet ahalisinden biri misin?" diye sorduğunda onlardan biri olamama istisnasında bulunup: "Onlardan biri olmayı umuyorum" diyebilir.

 

Resülullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İnşaallah biz de size katılacağız" demesine gelince, Allah Resülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bir grupla Bakiu'l-Garkad'a girmişti ve içlerinde müminler de münafıklar da vardı. "İnşaallah biz de size katılacağız" sözünde "İnşaallah" lafzıyla münafıkları istisna etmiş, onların da inşaallah Müslüman olduktan sonra onlara katılacaklarını ifade etmiştir. Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelecekte herkesin onlara katılacağı konusunda herhangi bir şüphe taşımıyor olsa da Arap dili geleceğe yönelik istisnada bulunmaya imkan tanımaktadır. Zira Yüce Allah da "İnşaallah güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz" (Fetih 27) buyurur.

 

 

ذكر وصف هذه الأمة في القيامة بآثار وضوئهم كان في الدنيا

Kıyamette Dünyadaki Abdest izleriyle Bilinen Bu Ümmetin Vasfı

 

[ 1047 ] أخبرنا أبو يعلى قال حدثنا كامل بن طلحة حدثنا حماد بن سلمة عن عاصم عن زر عن بن مسعود أنهم قالوا يا رسول الله كيف تعرف من لم تر من أمتك قال غر محجلون بلق من آثار الطهور

 

1047- Abdullah (b. Mes'ud) bildiriyor: Sahabiler: "Ey Allah'ın Resulü! Ümmetinden görmediğin kimseleri (kıyamet günü) nasıl tanıyabilirsin?" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Ümmetimi kıyamet günü) abdest izlerinden oluşan alındaki beyazlık, ayaklarındaki beyazlık ve (yüzdeki) beyazlık ile siyahlıktan (tanırım)" buyurdu.

 

[Tahric:]  Elbani: Hasen sahih (et-Ta'liku'r-rağib 1/93); Şuayb: İsnadı hasendir. Ahmed 1/403; İvb Mace 284.

 

 

ذكر البيان بأن التحجيل بالوضوء في القيامة إنما هو لهذه الأمة فقط وإن كانت الأمم قبلها تتوضأ لصلاتها

Önceki Ümmetler de ibadetleri için Abdest Almış Olsalar da Kıyamette Sadece Bu Ümmetin Abdest Uzuvlarının Parlaklığı ile Karakterize Olması

 

[ 1048 ] أخبرنا أبو يعلى حدثنا أبو بكر بن أبي شيبة حدثنا يحيى بن زكريا بن أبي زائدة عن أبي مالك الأشجعي عن أبي حازم عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم تردون غرا محجلين من الوضوء سيما أمتي ليس لأحد غيرها

 

1048- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Abdest izinden dolayı yüzünüz, el ve ayaklarınız parlayarak yanıma geleceksiniz. Bu görünümünüz, ümmetimin alameti olup ondan başka hiç bir kimsede bulunmayacaktır.''

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (Sahih Sünen İbn Mace 4282); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Müslim 247; İbn Mace 4282.

 

 

ذكر البيان بأن التحجيل يكون للمتوضىء في القيامة مبلغ وضوئه في الدنيا

Dünyada iken Abdest Alınan Uzuvların Kıyamette Nurlu Olarak Gelmesi

 

[ 1049 ] أخبرنا عبد الله بن محمد بن سلم حدثنا حرملة بن يحيى حدثنا بن وهب أخبرني عمرو بن الحارث عن سعيد بن أبي هلال عن نعيم بن عبد الله أنه رأى أبا هريرة يتوضأ فغسل وجهه ويديه حتى كاد يبلغ المنكبين ثم غسل رجليه حتى رفع إلى الساقين ثم قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول إن أمتي يوم القيامة غر محجلون من أثر الوضوء فمن استطاع منكم أن يطيل غرته فليفعل

 

1049- Nuaym b. Abdillah bildiriyor: Ebu Hureyre'yi abdest alırken gördüm. Yüzünü yıkadı ve kollarını omuzlara varana dek yıkadı. Sonra ayaklarını baldırlara ulaşana dek yıkadı. Sonra dedi ki: Ben Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Ümmetimin kıyamet günü abdest azaları (yüz, el ve ayakları) nurlu olarak geleceklerdir. Sizden kimin nurunu artırmaya gücü yetiyorsa, yapsın."

 

[Tahric:]  Elbani: İkinci cümlesi hariç sahih (es-Silsiletu's-sahiha 252; el-İrva' 1/131); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/400; Buhari 136; Müslim 246/35.

 

 

ذكر إيجاب دخول الجنة لمن شهد لله بالوحدانية ولنبيه صلى الله عليه وسلم بالرسالة بعد فراغه من وضوئه

Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şahadet Getirenin Cennete Girmeyi Hak Etmesi

 

[ 1050 ] أخبرنا بن قتيبة بعسقلان حدثنا حرملة بن يحيى حدثنا بن وهب سمعت معاوية بن صالح يحدث عن أبي عثمان عن جبير بن نفير عن عقبة بن عامر قال كنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم خدام أنفسنا نتناوب الرعية رعية إبلنا فكنت على رعية الإبل فرحتها بعشي فأدركت رسول الله صلى الله عليه وسلم يخطب الناس فسمعته يقول ما منكم من أحد يتوضأ فيحسن الوضوء ثم يقوم فيركع ركعتين يقبل عليهما بقلبه ووجهه فقد أوجب قال فقلت ما أجود هذه فقال رجل الذي قبلها أجود فنظرت فإذا هو عمر بن الخطاب قلت ما هو يا أبا حفص قال إنه قال آنفا قبل أن تجيء ما من أحد يتوضأ فيحسن الوضوء ثم يقول حين يفرغ من وضوئه أشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له وأن عبده ورسوله إلا فتحت أبواب الجنة الثمانية له يدخل من أيها شاء قال معاوية بن صالح وحدثنيه ربيعة بن يزيد عن أبي إدريس عن عقبة بن عامر قال أبو حاتم أبو عثمان هذا يشبه أن يكون حريز بن عثمان الرحبي وإنما اعتمادنا على هذا الإسناد الأخير لن حريز بن عثمان ليس بشيء في الحديث

 

1050- Ukbe b. Amir anlatıyor: Biz Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında iken kendi işimizi kendimiz görürdük, kendi develerimizi de sırayla güderdik. Bir gün deve gütme sırası bende idi. Develeri akşamleyin ağıllarına götürdüm. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e halka hitap ederken yetiştim. Şunları söylediğini işittim: "Sizden biriniz abdesti güzelce alır, sonra kalbi ve yüzüyle yönelerek iki rekat namaz kılarsa (Allah onun cennete girmesine) kesin olarak hükmeder." Ben, "Oh oh ne güzel şey" dedim; bir kimse de, "Bundan önceki bundan daha da güzeldi" dedi. Bir de baktım ki bu Ömer b. el-Hattab imiş. "Ey Ebu Hafs! Bundan öncekiler neydi?" diye sordum. O da: "Sen gelmeden biraz önce (Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ‘‘Sizden biriniz güzelce abdest alır, abdestini aldıktan sonra da: "Ben Allah'tan başka ilah olmadığına, ortağı olmayıp tek olduğuna ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim" derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı (birden) açılır, istediğinden girer'' buyurdu" diye cevap verdi.

 

Muaviye b. Salih dedi ki: Bunu bana Rabia b. Yezıd, Ebu idrıs kanalıyla Ukbe b. Amir'den rivayet etti.

 

Ebu Hatim der ki: "Buradaki EbU Osman, Hariz b. Osman er-Rahabi olsa gerektir. Ancak biz sonundaki isnada dayanıyoruz. Zira Hariz b. Osman rivayet konusuna beş para etmez."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 164); Şuayb: İsnadı kavidir. Ahmed 4/145; Müslim 234/17; Ebu Davud 169; Tirmizi 55; Nesai 1/92; İbn Mace 470; Darimi 1/182.

 

 

ذكر استغفار الملك للبائت متطهرا عند استيقاظه

Abdestli Olarak Yatan Kimseye Uyandığında Meleğin Bağışlanma Dilemesi

 

[ 1051 ] أخبرنا محمد بن صالح بن ذريح بعكبرا حدثنا أبو عاصم أحمد بن جواس الحنفي حدثنا بن المبارك عن الحسن بن ذكوان عن سليمان الأحول عن عطاء عن بن عمر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم من بات طاهرا بات في شعاره ملك فلم يستيقظ إلا قال الملك اللهم اغفر لعبدك فلان فإنه بات طاهرا

 

1051- Abdullah b. Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şötle buyurmaktadır: "Kim abdestli olarak gecelerse bir melek o kişinin geceliğinde geceler. (Geceleyin her) uyandığında, muhakkak melek: ‘‘Allahım! Filanca kulunu bağışla. Çünkü o, abdestli olarak geceledi’‘ diye dua eder.''

 

[Tahric:]  Elbani: Hasen sahih (es-Silsiletu's-sanıha 2539); Şuayb: Ravileri Sahih ricalidir.

 

 

ذكر البيان بأن الشيطان قد يعقد على مواضع الوضوء من المسلم عقدا كعقده على قافية رأسه عند النوم

Şeytanın Uyuyacağında Başı Üzerinde Düğüm Attığı Gibi Müslümanın Abdest Yerlerini Düğümlemesi Hakkında

 

[ 1052 ] أخبرنا عبد الله بن محمد بن سلم حدثنا حرملة بن يحيى حدثنا بن وهب أخبرني عمرو بن الحارث أن أبا عشانة حدثه أنه سمع عقبة بن عامر يقول لا أقول اليوم على رسول الله صلى الله عليه وسلم ما لم يقل سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول من كذب علي متعمدا فليتبوأ بيتا من جهنم وسمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول رجل من أمتي يقوم من الليل يعالج نفسه إلى الطهور وعليكم عقد فإذا وضأ يديه انحلت عقدة فإذا وضأ وجهه انحلت عقدة وإذا مسح رأسه انحلت عقدة وإذا وضأ رجليه انحلت عقدة فيقول الله جل وعلا للذي وراء الحجاب أنظروا إلى عبدي هذا يعالج نفسه ليسألني ما سألني عبدي هذا فهو له ما سألني عبدي هذا فهو له

 

1052- Ukbe b. Amir anlatıyor: Ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söylemediği bir sözü O'na nispet edemem. Çünkü ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim benim adıma bile bile kasten yalan söz söylerse (hadis uydurursa) kendisini cehennemde(ki ateşte)n bir eve hazırlasın.''

 

[Tahric:]  Elbani: Hasen Sahih; Şuayb: İsnadı Sahihtir. Ahmed 4/159, 4/201.

 

 

 

1052- Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Ümmetimden bir kişi, boynunda (şeytanın birçok) düğümleri / bağları olduğu haide geceleyin (gece namazı için) kalkar, abdest almaya yönelerek kendisini abdestle tedavi / terbiye eder. Bu durumda ellerini yıkadığında bir düğüm çözülür, yüzünü yıkadığında bir düğüm çözülür, başına mesh ettiğinde bir düğüm daha çözülür, ayağını yıkadığında da bir düğüm çözülür. Yüce Allah; perde arkasında bulunan (meleklere) hitaben: "Şu kuluma bakın, kendisini (Benim rızama kavuşmayı) isteyerek tedavi / terbiye ediyor, Artık bu kuluma istediği verilir, bu kuluma istediği verilir."

 

[Tahric:]  Elbani: Hasen sahih (et-Ta'liku'r-rağıb 1/220); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 4/159, 4/201

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Bab: Abdestin Farziyeti