|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
MUKADDİME |
Çocuklara Kur'an
Öğretmek:
[143]
İmam Buhari şöyle demiştir: ... 0 da Said b. Cübeyr (r.a.)'dan şöyle rivayet
etti: "Sizin mufassal diye andığınız sureler muhkem surelerdir." İbn Abbas
(r.a.) da: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ettiğinde ben on
yaşındaydım ve muhkem surelerini okumuştum.
[144]
İmam Buhari, Said b. Cübeyr'den şöyle rivayet etmiştir: İbn Abbas (r.a.)
"Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında muhkemleri
ezberledim" dedi. Ben: "Muhkem sure nedir?" diye sordum.
"Mufassaldır" dedi. Bunu
sadece Buhari rivayet etmiştir. Bunda çocuğun Kur’an öğrenmesinin caiz olduğuna
delil vardır. Çünkü İbn Abbas (r.a.) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
vefatındaki yaşını söylemiş ve o vakit mufassalların tümünü ezberlemiş olduğunu
ifade etmiştir. Daha önce geçtiği üzere mufassal sureler Kur'an'ın Hücurat'tan
sonuna kadar olan surelerdir.
Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ettiğinde İbn Abbas (r.a.) on yaşındadır.
[145]
Nitekim İmam Buhari'nin başka bir rivayetinde İbn Abbas (r.a.): Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ettiğinde ben Sünnet olmuştum, demiştir. O
dönemde ise erkek çocuklarını büluğa ermeden Sünnet ettirmiyorlardı.
Dolayısıyla bu rivayette sadece onu zikretmekle yetinip küsuratını söylemeyi
bırakmış olabilir.
Her
halükarda; bunda onlara çocukluklarında Kur'an öğretmenin caiz olduğuna delil
vardır ki bu açıktır. Hatta bu müstehap veya vacip dahi olabilir. Çünkü çocuk o
çağda Kur’an’ı öğrendiğinde onunla namaz kılabileceği sureler ezberinde olduğu
halde büluğa erer. Çocukken ezberlemesi, büyüdükten sonra ezberlemesinden daha
iyidir ve insanların tecrübelerinden malum olduğu üzere bu ezber, aklında daha
fazla yer eder, ezberi daha köklü ve daha sağlam olur. Seleften bazıları
çocuğun hayatının başlarında bir süre oyuna terk edilmesini güzel görmüşler ve
gayretini okumaya daha sonra toplamasının daha iyi olacağını söylemişlerdir.
Çünkü aksi takdirde çocuk önce okumaya başladığında bıkar ve ondan oyuna
yönelir. Bazıları kendisine ne söylendiğini bilemeyecek kadar küçük olan
çocuklara Kur’an öğretmeyi mekruh görmüşlerdir. Onlara göre belli bir idrak ve
kavrama yaşına gelince gayret, iştah, ezber gücü ve zihninin berraklığı
oranında azar azar bir şeyler öğretilir. Ömer (r.a.) beşer ayet öğretilmesini
güzel bulmuştur. Biz bunu, iyi bir senetle rivayet ettik.
Kur'an'ı
unutmak ve kişinin "Filan ayetleri unuttum" demesi uygun mudur?
Allah'ın (c.c) "Sana (Kur an'ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın. Artık
Allah'ın dilediği hariç buyruğu ... " (A'la, 6-7)
[146]
İmam Buhari'nin Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet etmiştir:
"Hz.
Peygamber Mescid'de bir adamı Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle dedi: ''Allah
falancaya merhametiyle muamele etsin! Zıra falanca surenin şu şu ayetini bana
hatırlattı. " Bunu bu senedle sadece İmam Buhari rivayet etmiştir. Başka
bir rivayetteki ifade: "Falanca sureden çıkarıp okumayı terk ettiğim"
şeklindedir.
[147]
İmam Buhari, Aişe (r.anha)'dan yine şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hz.
Peygamber bir gece adamın birini Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle buyurdu:
‘‘Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zıra bana, falanca sureden unutturulan
şu, şu ayeti hatırlattı. " Bunu İmam Müslim de rivayet etmiştir.
[148]
İkinci hadis: İmam Buhari, Abdullah b. Mes'ud (r.a.)'dan şöyle rivayet
etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Birinin
'şu, şu ayeti unuttum' demesi ne kadar da kötü! Aslında o, unutturulmuştur.
" Bunu, Müslim ile Nesai de rivayet etmişlerdir.
Bu
ve öncesindeki hadiste, kişinin kendi gayret ve çabasını ortaya koyduktan sonra
Kur'an'ı unutmasının, onun için bir noksanlık olmayacağına delil vardır. İbn
Mes'ud (r.a.)'ın rivayet ettiği hadiste bu durumda olan kişinin yapması gereken
davranış biçimi ortaya konmakta ve "şu ayeti unuttum" dememesi
tavsiye edilmektedir. Çünkü unutmak kulun kendi fiili değildir. Unutkanlığa
bırakma, dalgınlık ve gevşeklik gibi unutkanlığa yol açan bazı fiiller kuldan
sadır olabilir. Fakat unutmanın kendisi kulun fiili değildir. Onun için
hadiste: "Aslında o unutturulmuştur" denilerek bunu yapan fail
zikredilmemiştir. Asıl fail olan Allah'ın zikredilmemesiyle aynı zamanda O'na
karşı olması gereken ed ep ve saygı da öğretilmiştir. "Unuttuğun vakit
Allah'ı an!" (Kehf, 24) ayetinde unutmak kula nispet edilmiştir. Bu,
-Allahu A'lem- caiz olan mecaz kabilindendir. Sonuç zikredilip onun sebebi
kastedilmiştir. Çünkü unutmak bazen daha önce Dahhak'tan naklettiğimiz gibi,
bir sebepten dolayı gerçekleşir ve bu bazen günah olabilir. Allah (c.c) da,
şeytanın ezan nidası esnasında gitmesi ve iyiliğin kötülüğü silmesi gibi,
kalpten unutkanlığın gitmesi için de Allah'ı zikretmeyi emretmiştir. Unutmanın
nedeni ortadan kalkarsa unutma da ortadan kalkar. Böylece o şeyi anmak ve
hatırda tutmak, Allah'ı anmak ve hatırda tutmak sayesinde gerçekleşmiş olur.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Sure
isimlerinde "Bakara (inek) suresi", "Filan süre" demede bir
beis görmeyenler:
[149]
İmam Buhari, Ebü Mes'ud (r.a.) el-Ensari'den şöyle rivayet etmiştir: Rasülullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim Bakara Suresi'nin
sonunda bulunan iki ayeti bir gecede okursa, bu ayetler ona yeter. " Bu
hadisi ayrıca Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace de rivayet
etmişlerdir.
[150]
İkinci hadis: Hz. Ömer (r.a.)'dan şöyle rivayet edilmiştir:
"Hişam
b. Hakim b. Hizam'ı, Furkan suresini okurken işittim." Daha önce uzunca
şekliyle geçti ve ileride de gelecek.
[151]
Üçüncü hadis: İmam Buhari, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet etmiştir: Hz.
Peygamber Mescid'de bir adamı Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle dedi:
"Allah falancaya merhametiyle muamele etsin! Zıra bana şu şu sureden
düşürdüğüm şu şu ayetleri hatırlattı."
Buhari
ve Müslim'in sahihlerinde rivayet ettiklerine göre; İbn Mes'ud (r.a.) vadide
şeytan taşlıyor ve "Burası Bakara suresinin indiği mekandır."
diyordu.
Seleften
bazıları ise bunu güzel bulmamışlardır. Onlar yalnızca "Filan filan
şeylerin anıldığı sure" demeyi caiz görmüşlerdir.
[152]
Nitekim İbn Abbas (r.a.)'dan rivayete göre o, Osman (r.a.)'dan şöyle rivayet
etmiştir: Kur’an'dan bir şey nazil olduğunda Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) "Bunu şunun şunun zikredildiği sureye koyun" buyuruyordu.
Şüphesiz bu daha ihtiyatlı ve daha güzeldir. Ancak buna izin veren sahih
hadisler vardır. Günümüzde de insanlar mushaflarındaki surelerin başlıklarında
bunu uygulamaktadırlar. Muvaffakiyet Allah'tandır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
Kur'an'ı Tane Tane
(Tertille) Okumak