|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi |
Bakara Suresi ile Al-i
imran Suresinin Faziletlerini Birlikte Zikreden Hadisler:
[351] Ahmed b. Hanbel,
Büreyde'den şöyle nakleder. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle
buyururken işittim: "Bakara suresini öğrenin. Çünkü onu almak bereket,
terk etmek pişmanlıktır. Sihirbazlar ona karşı hiçbir şey yapamazlar." Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu söyledikten sonra bir süre sushı,
sonra şöyle buyurdu: "Bakara ile Al-i İmran surelerini öğrenin. Zıra
bunlar kıyamet gününde sahipleri için iki bulut -yahut iki gölgelik veyahut saf
saf dizilmiş iki kuş- sürüsü gibi gelerek dostlarını gölgelendirecekler. Kur'an
dostu kıyamet günü kabrinden çıktığında, Kur'an rengi soluk adam şeklinde onunla
karşılaşacak ve "beni tanıyor musun?" diye soracak. Adam "Seni
tanımıyorum" deyince Kur'an: "Ben, seni öğle sıcaklıklarında susuz,
gecelerde uykusuz bırakan dostun Kur'an'ım. Şüphesiz ticaretle uğraşan herkes
ticaretinin meyvesini bekler. Sen ise bütün ticaretlerin ardından (beklenen
kazançtan daha fazlasını alacaksın)" O zaman onun sağ eline, sahip olma
-istediği gibi kullanma- (yetkisi), sol eline ebedilik verilir. Başına da vakar
tacı konulur. Onun anne ve babasına kıymeti dünyayla biçilemeyecek iki takım
elbise giydirilir. Onlar: "Bunlar bize niye giydirildi?" derler.
Onlara; "Çocuğun uz Kur'an'ı öğrendiğinden, Kur'an'la amel ettiğinden
dolayı!" denilir. Sonra ona (yani Kur'an'ın dostuna); "oku ve
cennetin katlarında ve saraylarında yüksel!" denilir. Artık o, ister çabuk
ister yavaş yavaş okusun, okuduğu sürece yukarı çıkmaya devam eder. "
Bunun bir kısmını İbn Mace, Beşir b. Muhacir'in rivayetiyle tahric etmiştir.
Onun senedi Müslim'in koşullarındadır, hasendir. Çünkü Beşir'den Müslim hadis
rivayet etmiş, İbn Main sika olduğunu söylemiştir. Bu hadisin bir kısmının
şahitleri vardır ki bazıları şunlardır:
[352] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Ümame'den (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Kur'an'ı okuyun. Zıra o
kıyamet günü dostlarına şefaatçi olacak. İki aydınlatıcıyı; Bakara ile Al-i
İmran'ı okuyun. Çünkü bunlar kıyamet gününde iki bulut yahut iki gölgelik
veyahut saf saf dizilmiş iki kuş sürüsü gibi gelerek dostlarını müdafaa
edecekler." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şöyle buyurdu:
"Bakara'yı okuyun. Çünkü onu almak bereket, terk etmek ise pişmanlıktır.
Sihirbazlar ona güç yetiremezler. " Sihirbazların güç yetirememelerinden
maksat, ezberleyememeleridir. 'Onu okuyana etki edemezler' manasında da tefsir
edilmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[353] Şahitlerden biri
Nevvas b. Sim'an (r.a.)'dan yapılan şu rivayettir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Kıyamet günü Kur'an ile
onunla amel eden Kur'an ehli getirilir. Bakara ile Al-i İmran hepsinin
önündedir." Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunlar için üç
misal getirdi ki onları hiç unutmadım. Şöyle buyurdu: "Bu iki sure,
kıyamet gününde iki bulut yahut iki gölgelik veyahut saf saf dizilmiş iki kuş
sürüsü gibi gelerek dostlarını müdafaa ederler. " Bunu Müslim ile Tirmizi
rivayet etmiş, Tirmizi: Hasen-garib bir hadistir, demiştir.
Ebu Ubeyd, Ebu Münib’den
şöyle rivayet eder: Bir adam namazında Bakara ile N-i İmran surelerini okudu.
Namazını bitirince Ka'b ona: "Sen Bakara ile N-i İmran surelerini mi
okudun?" dedi. O "Evet" deyince, "Canımı elinde bulunduran
Allah'a and olsun ki bunlarda Allah'ın (c.c), onlarla dua edildiğinde kabul
ettiği ismi (ism-i a'zam) vardır." dedi. Adam: Öyleyse bana söyle, dedi.
Ka'b: Vallahi, hayır. Söylemem. Söylersem olur ki hem beni hem seni helak
edecek bir dua / beddua edersin." dedi.
Ebu Ubeyd, Ebu Ümame’den
şöyle rivayet eder: Sizin bir kardeşiniz rüyada insanların dik ve uzun bir dağa
doğru tırmandıklarını gördü. Dağın tepesinde iki yeşil ağaç vardı ve
"Aranızda Bakara'yı okuyan bir kari var mı? Aranızda N-i İmran'ı okuyan
bir kari var mı?" diye sesleniyorlardı. Birisi "Evet" dediğinde
tutunması için dallarını uzatıyorlar ve onu alıp dağın başına konduruyorlardı.
Ebu Ubeyd, Ümmü
Derda'dan şöyle rivayet eder: Kur'an okuma adeti olan biri komşusuna saldırdı,
o da onu öldürdü. Sonra kısas uygulanarak kendisi öldürüldü. Kur'an'ın tüm
ayetleri ondan teker teker sıyrıldılar. Sonunda Bakara ile N-i İmran sureleri
kaldı ve bunlar diğer cumaya kadar (bir hafta) daha kaldılar. Sonra Bakara tek
başına diğer cumaya kadar kaldı. Sonunda Bakara'ya "Benim huzurumda söz
değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim." (Kaf, 29) denilmesi
üzerine o, büyük bir bulut şeklinde çıktı. Ebu Ubeyd der ki: Öyle sanıyorum ki
bu iki sure, kabrinde onun yalnızlığını gideriyor ve onu savunuyorlardı. Bunlar
yanında Kur’an'dan en son kalan iki sureydi.
Yine Ebu Ubeyd, Yezid b.
Esved el-Cureşi'den şu sözünü nakletmiştir:
Kim Bakara ile N-i İmran
surelerini sabahleyin okursa akşama kadar nifaktan selamette olur. Akşam okursa
sabaha kadar nifaktan selamette olur. Nitekim Yezid b. Esved bu sureleri günlük
Kur'an virdi dışında her sabah ve her akşam birer defa okurdu.
Ebu Ubeyd, Ömer b.
Hattab (r.a.)'dan şöyle nakletmiştir: Kim Bakara ile Al-i İmran surelerini
okursa kanitlerden (Allah'a zilletle boyun eğen itaatkar kullardan) olur /
yazılır. Bu rivayette kopukluk vardır.
[354] Buhari ile
Müslim'in Sahih'lerinde tahric ettiklerine göre, Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bu iki sureyi bir rek'atta okurdu.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
Yedi Uzun Sure
(Seb'i Tıval) Hakkında Gelen Hadisler