İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

210 - 212.ayetler

 

Kafirler Neyi Bekliyorlar?: 

 

210. Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini mi beklerler? Halbuki iş bitirilmiştir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i inkar edenleri tehdit ederek şöyle buyuruyor: "Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini mi beklerler?" Yani, Allah'ın ilkinden sonuncusuna tüm insanlar hakkında hüküm vermek, iyiye iyilikle (mükafat), kötüye kötülükle (ceza) olmak üzere herkese ameline göre mukabelede bulunmak üzere gelmesini mi bekliyorlar? Onun için Allah hemen ardından: "Halbuki iş bitirilmiştir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür." buyurmuştur. Yüce Allah başka ayetlerde de şöyle buyurur: ''Ama yeryüzü parça parça döküldüğü, RabbinOn emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şeyortaya çıkacaktır). O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!" (Fecr, 21-23) "(Kafirler) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rablerinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? .. " (Nahl, 33)

 

 

[941] İmam Taberi bu ayetin tefsirinde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet edilen uzun "stira üfleme" hadisini baştan sona zikretmiştir. Birçok Müsned' de ve başka hadis kitaplarında geçen bu meşhur hadisin bir yerinde şöyle geçmektedir: "İnsanlar Arasat'taki (uzun) bekleyişten büyük bir ızdırap duyup durumlarından endişe edince Rabb'leri katında şefaat etmeleri için Adem (a.s)'dan başlayarak teker teker tüm peygamberlere giderler. Ancak hepsi de şefaatten kaçımr. Sonunda Muhammed’e giderler. O "Ben bunun içinim, ben bunun içinim" der. Gidip Arş'ın altında Allah'a (c.c) secde eder. Allah (c.c) kullan arasında hükmünü verene dek şefaat diler. Sonunda Allah (c.c) onu şefaatçı kılar. Dünya seması yarıldıktan sonra Yüce Allah buluttan gölgelikler içinde gelir. Önce dünya semasındaki melekler, ardından ikinci semadaki melekler, sonra üçüncü, sonra dördüncü olmak üzere en son yedinci semanın meleklerine kadar hepsi iner. En son Arş'ı taşıyan melekler ile "Kerrubiler" adındaki melekler de inerler. Aziz ve Celil olan Cebbar Allah, bulutlardan gölgelikler içinde meleklerle birlikte yeryüzüne iner. Onlar gür ve yüksek sesle zikreder ve şöyle derler: "Mülk'ün ve melekutun sahibi olan ne yücedir. Hükümranlık sahibi Arş'ın Rabbi ne yücedir. Hiç ölmeyen Allah ne yücedir. Bütün mahlukatı öldüren, kendisi ölmeyen ne yücedir. O tüm noksanlıklardan münezzeh ve paktır. Meleklerin ve Ruh'un Rabbı'dır. Münezzeh ve mukaddes'tir. En yüce Rabbımız münezzehtir. Hükümranlık ve azamet sahibini tenzih ederiz. Onu sonsuza dek tesbih ederiz. " Hafız İbn Merduyeh bu ayetin tefsirinde "garip"lik bulunan birtakım hadisler zikretmiştir.

 

 

[942] Bunlardan biri; "Minhal b. Amr'ın ..... onun da İbn Mes' ud (r.a.)'dan, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğuna dair naklettiği şu hadistir: "Yüce Allah belli bir günde öncekileri ve sonrakileri (baştan sona tüm insanları) toplar. İnsanlar ayakta, gözleri dışarı fırlamış, göğe bakmakta ve haklarında hükmün verilmesini beklemektedirler. Allah (c.c) buluttan gölgelikler içinde Arş'tan Kürsi'ye iner. " İbn Ebi Hatim ... Abdullah b. Amr (r.a.)'tan "Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini mi beklerler?" ayeti hakkında şöyle rivayet etmiştir: Yüce Allah'ın o inişinde kendisi ile kulları arasında yetmiş bin perde vardır. Bu perdelerden bazıları nur, karanlık ve sud ur. Su, bu karanlıkta öyle bir ses çıkarır ki kalpler yerinden sökülüp fırlayacak gibi olur.

 

İbn Ebi Hatim, Velid'den şöyle nakleder: Züheyr b. Muhammed'e Yüce Allah'ın "Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini mi beklerler?" buyruğunu sordum. Bunlar yakut dizili, mücevher ve zebercetle süslenmiş buluttan gölgelerdir. İbn Ebi Necih, Mücahid'den "buluttan gölgeler" hakkında şöyle nakleder: Bu, buluttan farklı bir şeydir ve bundan sadece, şaşkınlık çölünde şaşkınlara dönüştüklerinde İsrailoğullarının olmuştur. Ebu Cafer er-Razi, Rebi' b. Enes kanalıyla Ebu Aliye'den, onun bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini nakleder: Melekler buluttan gölgeler içinde gelirler, Allah (c. c) ise dilediği şekilde gelir. Bu ayet-i kerime bazı kıraatlerde, "....." şeklinde (ve'l-melaiketu lafzını Allah lafzından sonra) okunmuştur. O durumda ayette ifade edilen mana Kur'an'ın şu ayetindeki gibidir: "O gün gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir." (Furkan, 25)

 

 

 

211. İsrailoğullarına sor. Onlara nice açık deliller verdik. Kim mucizeler kendisine geldikten sonra Allah'ın nimetini değiştirirse, bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir.

212. Kafir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı. Onlar, iman edenler ile alayederler. Oysa ki inkardan sakınanlar kıyamet gününde onların üstündedir. Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, İsrailoğulları hakkında şöyle diyor: Onlar Musa (a.s) ile nice açık mucizelere tanık oldular. ''Açık beyyineler"; yani, Musa (a.s)'ın eli ve asası, denizi yarması ve taşa vurması, şiddetli sıcakta İsrailoğullarını bulutların gölgelemesi, kudret helvası ile bıldırcın etinin indirilmesi gibi "mutlak seçme yetkisine sahip bir yaratıcı"nın olduğunu ve bu mucizelerin gerçekleştiği kişinin doğruluğunu gösteren nice kat'i deliller vardır. Evet, bunca mucizelere tanık oldukları halde onların çoğu yüz çevirdiler ve Allah'ın nimetine küfür ve nankörlükle karşılık verdiler, bunlara iman edecekleri yerde reddettiler ve yüz çevirdiler. "Kim mucizeler kendisine geldikten sonra Allah'ın nimetini değiştirirse, bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir." Nitekim Yüce Allah Kureyş kafirleri hakkında da aynı şekilde söz ederek şöyle buyurur: "Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?" (İbrahim, 28-29)

 

Sonra Yüce Allah dünya hayatını kafirlere süslü gösterdiğini, onların da dünyaya razı olduklarını, onunla rahatlık bulduklarını, mal mülk biriktirip Allah'ın (c.c) kendilerinden razı olacağı ve emrolundukları yerlere harcamadıklarını; dünya hayatından yüz çeviren ve sahip oldukları malları Rabb'lerine itaatta infak eden, Allah rızası için malını harcayan mü'minlerle de alay ettiklerini haber veriyor. Bu sayede mü'minler tekrar yaratıldıkları günde mutlu makamı ve en büyük nasibi kazanmışlardır. Yaratılırken, mahşerde, yürürken ve yerleşik hale geçtiklerinde, bunların tümünde mü'minler diğerlerinden üstün haldedirler. Mü'minler en yüce makamlara yerleşirken, diğerleri cehennemin en alt tabakalarını boylarlar. Bu yüzden Allah (c. c) daha sonra şöyle buyurmuştur: "Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır. " Yani, kullarından dilediklerini rızıklandırır. Dilediği kimselere dünya ve ahirette hadsiz hesapsız gayet bol nimetler ihsan eder.

 

 

[943] Nitekim bir hadiste: "Ey Ademoğlu! Sen infak et ki ben de sana infak edeyim!" buyurulmuştur.

 

 

[944] Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hadisinde: "Ey Bilal! İnfak et. Arş'ın Rabbi'nin herhangi bir azaltma yapacağından korkma. " Allah (c.c) da: "Siz her ne infak ederseniz Allah onun yerine koyar." (Sebe,39) buyurmuştur.

 

 

[945] Sahih bir hadiste şöyle geçmektedir: "Her sabah iki melek gökten yere iner. Birisi: 'Allah'ım! İnfak edene infak ettiğinin yerine ver' der. Diğeri: 'Allah'ım! Parasını elinde tutup infak etmeyen kimseye yokluk ver' der. "

 

 

[946] Yine sahih bir hadiste Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: ''Ademoğlu 'Malım, malım' deyip durur. Oysa malından sana yiyerek bitirdiğin, giyerek eskittiğin ve tasadduk ederek kendin için ebedileştirdiğinden başka ne vardır ki? Bunların dışındakini ise gidecek ve insanlara bırakacaksın. "

 

 

[947] İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde de rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Dünya, evi olmayanın evi, malı olmayanın malıdır. Aklı olmayan, dünyayı dünya için toplar. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

213. İnsanlar bir tek ümmet idi. Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. İndirilen kitapta hiç kimse ayrılığa düşmedi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir.