İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

224 ve 225.ayetler

 

Yeminlerinizi iyilik Önünde Engel Kılmayın:

 

224. Yeminlerinizden dolayı Allah'ı (O'nun adını), iyilik etmenize, O'ndan sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel kılmayın. Allah işitir ve bilir.

225. Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Allah gafurdur, halımdir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "İyilik yapmamaya ve akrabalarla ilişkiyi koparmaya Allah (c.c) adına yemin ederek Allah'ı (adını) sizin iyilik ve akrabalara iyilik önünde engel kılmayın. Nitekim Allah (c.c) başka bir yerde şöyle buyurur: "İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir." (Nur, 22) Dolayısıyla böylesi bir yeminde ısrar etmek, sahibine, kefaret ödeyerek yeminden çıkmaktan daha çok günah kazandırır.

 

 

[1018] Nitekim Buhari'nin Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettiği hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Biz son ümmet, kıyamet gününde de ilk ümmetiz." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Vallahi, sizden birinin ailesi hakkında yaptığı (kötü) yemininde ısrar etmesi, Allah (c.c) katında, Allah'ın (c.c) anafarz kıldığı kefareti ödemesinden daha büyük bir günahtır. " Müslim de, Muhammed b. Rafi'in Abdurrezzak'tan nakliyle, bu lafızla rivayet etmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel de İmam Müslim'den yine bu lafızla rivayet etmiştir.

 

 

[1019] İmam Buhari daha sonra İkrime kanalıyla Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Ailesi hakkındaki yemininde ısrar etmek, kişi için daha büyük günahtır. Yeminini bozsun. " Yani, kefaretini ödesin, buyurdu.

 

Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'ın, Yüce Allah'ın "Yeminlerinizden dolayı Allah'ı (O'nun adını), iyilik etmenize engel kılmayın." buyruğunu şöyle tefsir ettiğini nakleder: "Sakın yeminini iyilik yapmamak için bir engel kılma. Bilakis yemininin kefaretini ver ve o iyiliği işle." Mesruk, Şa'bi, İbrahim Nehai, Mücahid, Tavus, Said b. Cübeyr, Ata, İkrime, Mekhul, Zühri, Hasan, Katade, Mukatil b. Hayyan, Rebi' b. Enes, Dahhak, Ata el-Horasani ve Süddi de böyle demişlerdir.

Bu büyük çoğunluğun söylediklerini Buhari ve Müslim' de, Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.) kanalıyla rivayet edilen şu hadis de desteklemektedir:

 

 

[1020] Ebu Musa el-Eş'ari der ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Vallahi ben, Allah'ın izniyle, bir yemin eder de ondan başkasını daha hayırlı görürsem daha hayırlı olanı yapar ve yeminimin kefaretini veririm. "

 

 

[1021] Yine Buhari ve Müslim'de geçen bir rivayete göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Abdurrahman b. Semure'ye şöyle buyurdu: "Ey Abdurrahman! Sen görev isteme! Zıra görev sana talebin üzere verilirse onunla başbaşa bırakılırsın (yardım görmezsin). Ama görev sana sen talep etmeksizin verilirse onda yardım görürsün. Bir şeye yemin eder de başkasını daha hayırlı görürsen o hayırlı işi işle ve yemininin kefaretini ver!"

 

 

[1022] İmam Müslim, Ebu Hureyre (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim bir yemin eder de başka bir şeyin ondan daha hayırlı olduğunu görürse, yemininin kefaretini versin ve daha hayırlı olanı yapsın .. "

 

 

[1023] İmam Ahmed b. Hanbel, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da kendi babasından (Amr'ın dedesinden) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim bir yemin eder de başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürse, yemin ettiği şeyi terk etmesi onun kefareti olur. "

 

 

[1024] Ebu Davud, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da kendi babasından (Amr'ın dedesinden) şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ademoğlunun, yetkisi bulunmayan şeylerde, Allah'a (c.c) isyan olacak şeylerde ve akrabayla ilişkinin kopması demek olan şeylerde ne adağı, ne de yemini geçerlidir. Kim bir yemin eder de başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürse, yemin ettiği şeyi terk etmesi onun kefareti olur. " Ebu Davud daha sonra şöyle demiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den gelen hadislerin tümündeki ifade "Yemininin kefaretini ödesin" şeklindedir ki sahih olan da budur.

 

 

[1025] İmam Taberi, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Kim bir akrabalık bağını koparmaya veya bir günah işlemeye yemin ederse, onun iyiliği, yeminde durmayıp ondan dönmesidir. " Bu zayıf bir hadistir. Çünkü buradaki Harise, İbn Ebi'r-Rical Muhammed b. Abdurrahman diye bilinen kişi olup bu metruktur, herkesçe zayıftır. İmam Taberi daha sonra Abdullah b. Cübeyr, Said b. Müseyyeb, Mesruk ve Şa'bı'den, onların şöyle dediklerini rivayet etmiştir:

 

Günahta yemin olmaz (geçersizdir) ve onda kefaret yoktur.

"Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz." Yani, Allah (c.c) sizden sadır olan lağv yeminlerden dolayı sizi cezalandırmaz ve onu yerine getirmeye zorlamaz. Lağv yemini; sahibinin geleceğe yönelik kesin niyetini belirtmek (ta'kid) veya sözünün kesin doğruluğunu ifade etmek (te'kid) gibi bir maksad taşımaksızın, tamamen kasıtsız olarak telaffuz ettiği bir yemindir.

 

 

[1026] Nitekim Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim yemin eder ve yemininde "Lat ve Uzza'ya and olsun ki" derse hemen "La ilahe illallah" desin" Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu, cahiliyyeden yeni dönmüş, Müslüman olduktan sonra daha önceki Lat üzerine yemin alışkanlıklarından dolayı onu kasıtsız olarak telaffuz etmeye devam eden kimseler hakkında söylemiştir. Bunlar kasıtsız olarak o kelimeyi telaffuz ettikleri gibi, ardından kelime-i tevhidi de telaffuz etmekle emrolunmuşlardır ki kelime-i tevhid ona karşılık gelsin. Bu yüzden Allah (c.c) "Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar." buyurmuştur. Nitekim Allah (c.c) başka bir ayette de: ''Ama bile bile ettiğiniz yeminden dolayı sorumlu tutar. " (Maide, 89) buyurmuştur.

 

 

[1027] Ebu Davud, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Lağv yemini adamın evindeki "Hayır vallahi", "Evet vallahi" gibi sözleridir. " Ebu Davud daha sonra şöyle der: Davud b. Ebu Furat, İbrahim b. Saiğ'dan, o Ata'dan, o da Aişe (r.anha)'dan mevkuf olarak rivayet etmiştir. Bunu Zühri, Abdulmelik ve Malik b. Miğvel; Ata'dan, o da Aişe (r.anha)'dan, yine Aişe (r.anha)'nın kendi sözü olarak rivayet etmişlerdir.

Ben derim ki: İbn Cüreyc ile İbn Ebi Leyla da Ata kanalıyla Aişe (r.anha)'dan mevkuf olarak rivayet etmişlerdir. İmam Taberi, Urve kanalıyla Aişe (r.anha)'dan "Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. " buyruğu hakkında şöyle rivayet etmiştir: Bu, "Hayır vallahi, evet vallahi" demektir. İmam Taberi bunu daha sonra muhtelif tariklerle yine Aişe (r.anha)'nın sözü olarak rivayet etmiştir. Abdurrezzak, Urve kanalıyla Aişe (r.anha)'dan Allah'ın (c.c) "Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz." buyruğu hakkında şöyle rivayet eder: "Onlar bir konuda tartışırlarken "Hayır Vallahi, evet vallahi, kesinlikle öyle değil vallahi" diyen, bunları söylerken kalplerinde hiçbir niyet bulunmayan kimselerdir. İbn Ebi Hatim de Urve kanalıyla Aişe (r.anha)'dan bu ayet hakkında şöyle rivayet etmiştir: Bu, adamın "Hayır vallahi, evet vallahi" demesidir. İbn Ebi Hatim, başka bir tarikle Urve’den şöyle rivayet eder: Aişe (r.anha) şöyle derdi: Lağv yemini mizah ve şakada söylenen yeminlerdir. O, adamın "Hayır vallahi, evet vallahi" demesidir. Bunda kefaret yoktur. Kefaret sadece yapmayı kastederek yemin edip sonra yapmadığı şeyde vardır. İbn Ebi Hatim daha sonra şöyle demiştir: İbn Ömer (r.a.) ile birkaç görüşünden birinde İbn Abbas (r.a.)'tan, Şa’bi'den, iki kavlinden birinde İkrime'den, Urve İbn Zübeyr'den, Ebu Salih'ten, iki kavlinden birinde Dahhak'tan, Ebu Kılabe'den ve Zühri'den de bunun benzeri rivayet edilmiştir.

 

Ayetin ikinci tür açıklaması: Yunus b. Abdu'l-A'la ... Urve'den, o da Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet etmiştir: Aişe (r.anha) "Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. " ayetini şöyle açıklardı. Bu, kişinin aslında öyle değil iken öyle olduğunu sanarak yemin ettiği şeydir. İbn Ebi Hatim daha sonra şöyle demiştir: Ebu Hureyre’den (r.a.), iki kavlinden birinde İbn Abbas'tan, Süleyman İbn Yesar ve Said b. Cübeyr'den, iki görüşünden birinde Mücahid'den, iki kavlinden birinde İbrahim Nehai'den, Hasan-ı Basrı, Zürare İbn Evfa, Ebu Malik, Ata el-Horasanı ve Bekr b. Abdullah'tan, iki görüşünden birinde İkrime'den, Ubeyd b. Sabit, Süddi', Mekhul, Mukatil, Davud, Katade, Rebi’ İbn Enes, Yahya İbn Said ve Rabia'dan da bunun benzeri rivayet edilmiştir.

 

 

[1028] İmam Taberi, Hasan b. Ebi Hasan'dan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün yanında bir sahabiyle atış yapan bir topluluğun yanından geçti. Topluluktan biri atış yaptıkça, "Vallahi hedefi vurdum", "Vallahi vuramadım" diyordu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanındaki kişi: "Adam yeminini bozdu ya Rasulallah!" dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır! Atıcıların yeminleri boştur, onda kefaret de, ceza da yoktur." buyurdu. Bu da Hasan-ı Basri'den yapılan hasen bir rivayettir. İbn Ebi Hatim der ki: Aişe (r.anha)'dan her iki görüş de rivayet edilmiştir. Bize ... Ata Ebi Rebah'tan, o da Aişe (r.anha)'dan şöyle nakletti: Bu, adamın "Hayır vallahi, evet vallahi" demesidir. Öyle olmadığı halde öyle sanarak yaptığı yemindir.

 

Başka görüşler: Abdurrezzak, İbrahim en-Nehai’den şöyle rivayet eder:

 

Lağv yemini kişinin bir şey yapacağına dair yemin edip sonra onu unutmasıdır. Zeyd b. Eslem şöyle der: O, adamın "şöyle şöyle yapmazsam Allah gözümü kör etsin" demesidir. İbn Ebi Hatim, Tavus kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Lağv yemin senin öfkeli halinde yaptığın yemindir." Bize ... o da İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakletmiştir: "Lağv yemini Allah'ın (c.c) sana helal kıldığı bir şeyi haram etmendir. Bu kefareti olmayan bir yemindir." Said b. Cübeyr'den de bunun benzeri rivayet edilmiştir.

 

 

[1029] Ebu Davud, (Öfke halinde yemin etmek babı'nda) Said b. Müseyyeb'den şöyle nakleder: Ensardan iki kardeş arasında bir miras malı meselesi vardı. Kardeşlerden biri diğerinden bunun taksimini yapmalarını istediğinde o: "Mirasın paylaşılmasını bir daha isteyecek olursan tüm mallarım Kabe'nin olsun" diye yemin etti. Ömer (radıyalh'ıhu anh) ona şöyle dedi:

"Kabe'nin senin malına ihtiyacı yoktur. Yeminini boz ve kardeşinle konuş." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittiğime göre senin bir yemin borcun yoktur. Rabb Teala'ya isyan olacak veya akrabalık bağlarını koparma olacak adak ile sahibi olmadığın şeylerde yaptığın adak geçersizdir."

"Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar." İbn Abbas (r.a.), Mücahid ve daha başkaları: Bu, kişinin yalan olduğunu bildiği bir şey üzerine yemin etmesidir, demişlerdir. Mücahid ve başkaları derler ki: Bunun manası tamamen Allah'ın (c.c) "Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar." buyruğu gibidir.

 

"Allah gafurdur, halımdir." Yani, kullarına karşı çok bağışlayıcı ve onlara karşı çok yumuşak ve anlayışlıdır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

226. Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler dört ay beklerler. Eğer (bu müddet içinde) kadınlarına dönerlerse, şüphesiz Allah çokça bağışlayan ve esirgeyendir.

227. Eğer (müddeti içinde dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki Allah işitir ve bilir.