İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

235.ayet

 

Boşanan Kadınların Tekrar Evlenmesi:

 

235. (İddet beklemekte olan) kadınlarla evlenme hususundaki düşüncelerinizi üstü kapalı biçimde anlatmanızda veya onu içinizde gizli tutmanızda size günah yoktur. Allah bilir ki siz onları anacaksınız. Lakin, meşru sözler söylemeniz müstesna, sakın onlarla gizlice sözleşmeyin. Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikah bağını bağlamaya kalkışmayın. Bilin ki Allah, gönlünüzdekileri bilir. Bu sebeple Allah'tan sakının. Şunu iyi bilin ki Allah gafurdur, halimdir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: Sizin, kocalarının vefatı sebebiyle iddet bekleyen kadınlara açıktan olmaksızın, üstü kapalı olarak evlilik imasında bulunmanızda size hiçbir günah yoktur. Mücahid’den rivayet edildiğine göre İbn Abbas (r.a.) bu ayet hakkında şöyle demiştir: Evliliği üstü kapalı ifade etmekten (ta'riz) kasıt, güzel bir üslupla "ben evlenmek istiyorum", "şöyle şöyle bir kadınla evlenmek isterim" demesidir. Başka bir rivayette ise İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: Tariz "Allah'ın (c.c) bana bir kadın lutfetmesini arzuluyorum" gibi şeyler demesi, talip olmaya kalkışmamasıdır. Diğer bir rivayette de İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: "Allah'ın izniyle ben senden başkasıyla evlenmek istemiyorum", "keşke saliha bir kadın bulabilsem" gibi sözler söylemesidir. Ancak iddetinde olduğu sürece ona dünür gitmez. Buhari bunu muallak olarak şöyle rivayet etmiştir: ... İbn Abbas (r.a.)'tan: (İddet beklemekte olan) kadınlarla evlenme hususundaki düşüncelerinizi üstü kapalı biçimde anlatmanızda veya onu içinizde gizli tutmanızda size günah yoktur. " Bu, adamın "Ben evlenmek istiyorum", "kadınlara ihtiyacım var", "Saliha bir eşimin olmasını ne de çok isterdim" gibi şeyler söylemesidir. Mücahid, Tavus, İkrime, Said İbn Cübeyr, İbrahim en-Nehai, Şa'bı, Hasan, Katade, Zühri, Yezid İbn Kuseyt, Mukatil İbn Hayyan ve Kasım İbn Muhammed ile seleften ve imamlardan birçokları kocasının vefatından dolayı iddet bekleyen kadına, açıktan talip olmaksızın üstü kapalı olarak evlilikten bahsetmenin caiz olduğunu söylemişlerdir. Üç talakla kesin bir şekilde boşanan kadının hükmü de aynıdır; ona da tarizde bulunmak caizdir.

 

 

[1112] Nitekim Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kocası Amr b.

Hafs üç talakın sonuncusu olarak boşadığında Fatıma bint Kays'a İbn Ümmi Mektum'un evinde iddet beklemesini emretmiş ve ona "İddetin bittiğinde bana haber ver" demişti. İddeti bitince ona kölesi Üsame b. Zeyd talip olmuş ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de Fatıma'yı onunla evlendirmişti.

 

Ric'i talakla boşanmış kadına, kocası dışında birinin açıktan veya üstü kapalı talip olmasının caiz olmadığında ise ihtilaf yoktur. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

"Veya onu içinizde gizli tutmanızda ... " Yani, içinizde onlara talip olma niyetini beslemenizde ... "size bir günah yoktur." Yukarıdaki "gizleme" ifadesi, "Rabbin gönüllerinin gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir." (Kasas, 69) ve "Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim." (Mümtehine, 1) ayetlerindeki gibidir. Bu yüzden Allah (c.c) daha sonra ''Allah bilir ki siz onları anacaksınız." buyurmuştur. Yani, içinizdekini açıktan ifade edeceksiniz. Dolayısıyla Allah (c.c) bunda sizin için bir sakınca yaratmamıştır.

Allah (c.c) daha sonra şöyle buyuruyor: "Fakat, sakın onlarla gizlice sözleşmeyin." Ebu Miclez, Ebu Şa'sa Cabir, İbn Zeyd, Hasan'ı Basri, İbrahim en-Nehai, Katade, Dahhak, Rebi' İbn Enes, Süleyman et-Teymi, Mukatil İbn Hayyan ve Süddi bundan zinanın kastedildiğini söylemişlerdir. Atiyye el-Avfi'nin İbn Abbas (r.a.)'tan yaptığı rivayetin ifade ettiği mana da budur ve İmam Taberi bunu tercih etmiştir. Ali b. Ebi Talha'nın İbn Abbas (r.a.)'tan naklettiğine göre ise ayetin manası şöyledir: Kadına "Ben sana aşığım", "Benden başkasıyla evlenmeyeceğine dair bana söz ver" gibi şeyler söyleme. Aynı şekilde Said İbn Cübeyr, Şa'bi, İkrime, Ebu'd-Duha, Dahhak, Zühri, Mücahid ve Sevri'den de "Onlarla gizlice sözleşmeyin" buyruğundan kastın "başka biriyle evlenmeyeceğine dair kadından söz almak" olduğu rivayet edilmiştir. Mücahid’den şöyle nakledilir: Bu, kadına "Beni senden mahrum etme. Ben seninle evleneceğim" demesidir. Katade: Bu, iddetinde iken kadından, başkasıyla evlenmemesi için söz almaktır, demiştir. Allah (c.c) bundan men etmiş, fakat dünür olmayı ve güzel sözü helal kılmıştır. İbn Zeyd der ki: "Fakat, sakın onlarla gizlice sözleşmeyin. " ayetinde anlatılan kadınla gizlice evlenmesi, iddeti bittikten sonra onu açığa vurmasıdır.

 

Ayetin bunların tümü hakkında olması muhtemeldir. Bu yüzden ardından "Fakat, meşru sözler söylemeniz müstesna" buyurulmuştur. İbn Abbas, Mücahid, Said b. Cübeyr, Süddi Sevri ve İbn Zeyd: Bundan -daha önce geçtiği gibi- evlenme niyetini "ben seni arzuluyorum" gibi üstü kapalı sözlerle açığa vurmanın mübah olduğu ifade edilmektedir, demişlerdir. Muhammed b. Sirin der ki: Abide'ye '''Fakat, meşru sözler söylemeniz müstesna' ne demektir?" dedim. Adamın, iddet bekleyen kadının velisine, "Onu benden öne geçirme" , yani "Bana haber vermeden kimseyle evlendirme" demesidir. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.

"Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikah bağını bağlamaya kalkışmayın. " Yani, iddet bitmeden nikah akdi yapmayın. İbn Abbas, Mücahid, Şa'bi, Ata el-Horasani, Süddi, Sevri ve Dahhak "bekleme müddeti dolmadan" ifadesini "iddeti sona ermeden" diye tefsir etmişlerdir. Nitekim alimler iddet süresinde kıyılan nikahın sahih olmadığı hususunda ittifak etmişlerdir.

 

Adam iddetinde iken bir kadınla evlenir ve gerdeğe girerse bunların araları ayrılır. Ama kadın ona ebediyyen haram olur mu, olmaz mı? Bu konuda iki görüş vardır. Cumhura göre kadın ona haram olmaz, iddeti bitince tekrar talip olup evlenebilir. İmam Malik ise kadının ona ebediyen haram olacağını söylemiştir. Buna da İbn Şihab ez-Zühri ile Süleyman b. Yesar'ın Ömer (r.a.)'tan rivayet ettikleri şu sözü delil göstermiştir: Bir kadın iddetinde iken evlenirse; evlendiği adam onunla gerdeğe girmişse araları ayrılır, sonra kadın ilk kocasının iddetinden kalanını bekler ve bu adam (ikinci adam) taliplilerinden biri konumunda olur. Ama onunla gerdeğe girmişse araları ayrılır, sonra ilk kocasından iddetini, ardından ikincisinden iddetini bekler, sonra ikinci evlendiği onunla ebediyen evlenemez. Malikiler derler ki: Bu görüşün kaynağı şudur; ikinci adam Allah'ın helal kıldığı bir şeyde acele ettiğinden elde etmek istediği şeyden mahrum bırakılmakla cezalandırılır ve dolayısıyla ona ebediyen haram olur. Bu, mirasa erkenden sahip olmak için miras alacağı kimseyi öldüren kimsenin mirastan mahrum bırakılması meselesine benzer. İmam Şafii de bunu İmam Malik'ten rivayet etmiştir. Beyhaki der ki: İmam Şafii eski mezhebinde böyle demiş, fakat Hz. Ali (r.a.)'ın "kadın ona helal olur" sözünden dolayı ikinci mezhebinde ondan dönmüştür. Ben derim ki: Ayrıca Ömer (r.a.)'tan yapılan bu rivayetin senedinde kopukluk vardır. Hatta Süfyan-ı Sevri, Eş'as 'tan, o Şa'bi'den, o da Mesruk'tan şöyle nakletmiştir: Ömer (r.a.) bu görüşünden döndü. Kadının mehir hakkının olduğunu ve bunların birleşebileceğini söyledi.

"Bilin ki Allah, gönlünüzdekileri bilir. Bu sebeple Allah'tan sakının."

 

Yüce Allah bu kadınlar hakkında, kalplerinden geçirdikleri niyetler hakkında erkeklere uyarı yapmakta, onları içlerinde kötü değil iyi niyetler beslemeye yönlendirmektedir. Sonra rahmetinden ve ihsanlarından ümit kesmelerini önlemek için de: "Şunu iyi bilin ki Allah gafurdur, halımdir." buyurmuştur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

236. Nikahtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size bir sorumluluk yoktur. Bu durumda onlara mut'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin. Zengin olana durumuna göre, fakir olana da durumuna göre vermek düşer. Münasip bir mut'a vermek, iyiler için bir borçtur.