|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 285 ve 286.ayetler |
Mü'minlerin Amentüsü:
285. Peygamber, Rabbi
tarafından kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri
Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Allah'ın
peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey
Rabbimiz, bağışlamana sığındık! Dönüş sanadır, dediler.
286. Allah her şahsı,
ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır)
kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek
bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır
bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi
affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna
karşı bize yardım et!
Tefsiri:
Bu iki Ayet-i Kerimenin
Fazileti Hakkındaki Hadisler:
[1333] (Birinci Hadis):
İmam Buhari, İbn Mes'ud (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Kim bu iki ayeti okursa ... "
[1334] İmam Buhari,
başka bir tarikle İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim bir gece -Bakara
suresinin sonundaki- bu iki ayeti okursa, bunlar ona kafi gelir. " Bu,
Kütüb-i Sirte'nin diğer kitaplarında da tahric edilmiştir.
[1335] İmam Ahmed b.
Hanbel, İbn Mes'ud (r.a.) kanalıyla Hz.
Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Kim içinde bulunduğu gecede
Bakara suresinin son ayetlerini (iki ayeti) okursa bunlar ona yeter. "
[1336] (İkinci Hadis):
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Arş'ın altındaki bir hazineden bana, benden
önce hiçbir peygambere verilmeyen Bakara suresinin son ayetleri verildi. "
[1337] Bunu İbn Merduyeh
de Ebu Zerr (r.a.)'tan şu lafızla rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "BanaArş'ın altındaki bir hazineden
Bakara suresinin son ayetleri (iki ayeti) verildi. "
[1338] (Üçüncü Hadis):
İmam Müslim, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) miraca çıktığında altıncı gökte bulunan
Sidretu'l-Münteha'ya vardı. Yerden yükselen her şey oraya ulaşır ve alınıp
saklanır. Yukarıdan inen her şey yine oraya ulaşır ve alınıp saklanır. Yüce
Allah: "Sidre'yi kaplayan kaplamıştı." (Necm, 16) buyurur. Sidre
altın yatak demektir. Orada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e üç şey
verildi: Beş vakit namaz verildi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve
ümmetinden Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan kimse bağışlanıldı."
[1339] (Dördüncü Hadis):
İmam Ahmed b. Hanbel, Ukbe b. Amir el-Cüheni'den şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bakara suresinin
sonundaki iki ayeti oku. Zira onlar bana Arş'ın altından verildi. " Bu
hasen bir hadistir. Fakat diğer muhaddisler, kitaplarında zikretmemişlerdir.
[1340] (Beşinci Hadis):
İbn Merduyeh, Huzeyfe (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Biz diğer insanlara üç yönden üstün
kılındık: Bana Arş'ın altındaki bir hazineden bu ayetler verildi. Bunlar benden
önce hiçbir peygambere verilmedi ve benden sonra da kimseye verilmeyecek.
" İbn Merduyeh bunu daha sonra başka bir tarikle yine Huzeyfe’den rivayet
etmiştir.
[1341] (Altıncı Hadis):
İbn Merduyeh, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "İslam'ı anlamış
hiçbir kimsenin Bakara suresinin sonundaki ayetleri okumadan uyuduğunu
görmedim. Çünkü bunlar Peygamberinize Arş'ın altından verilmiş bir
hazinedir." Bunu Veki', tefsirinde, başka bir tarikle ve şu lafızla
rivayet etmiştir: "Kendisine İslam ulaşmış aklı yeten hiçbir kimsenin
,6"yete'I-Kürsi ile Bakara suresinin son ayetlerini okumadan uyuduklarını
görmem. Çünkü bu, Arş'ın altındaki bir hazineden verilmiştir.''
[1342] (Yedinci Hadis):
İmam Tirmizi, Numan b. Beşir (radıyallahuanh)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah gökleri ve
yeri yaratmadan iki bin yıl önce bir kitap yazdı. Ondan iki ayet indirerek
onları Bakara suresinin sonu yaptı. Bu ayet bir evde üç gün süreyle okunmazsa
oraya şeytan yaklaşır. " Tirmizi daha sonra "Bu garip bir
hadistir." demiştir.
Hakim de Müstedrek'inde
Hammad b. Seleme'nin nakliyle böyle rivayet etmiş, sonra "Müslim’in
koşullarını taşıyan sahih bir hadistir, ancak Buhari ve Müslim tahrk
etmemişlerdir." demiştir.
[1343] (Sekizinci
Hadis): İbn Merduyeh, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bakara suresi ile ,6"yete'I-Kürsi
okunduğunda gülümser ve "Bu ikisi, Rahman'ın Arş'ın altındaki hazinesindendir",
derdi. "Kim kötü bir iş yaparsa cezasını görür. " (Nisa, 123) ile
"İnsana çalıştığından başkası yoktur ve onun çalışması ileride
görülecektir. ,.
(Necm, 39-40) ayetleri
okunduğunda da "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun: Biz Allah'a aidiz ve
ancak O'na döneceğiz" der ve boyun eğerdi.
[1344] (Dokuzuncu
Hadis): İbn Merdüyeh, Ma'kil b. Yesar (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir:
"Bana Arş'ın altından Kur'an'ın Fatiha'sı ile Bakara süresinin sonları (son
iki ayet) verildi. Mufassal süreler (Hücurat'tan Nas süresine kadar olan
süreler) de fazladan ihsandır."
[1345] (Onuncu Hadis):
Daha önce Fatiha süresinin faziletine dair hadisler arasında geçtiği üzere, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir: Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Cebrail (a.s) ile birlikte iken bir gıcırtı işitti. Cebrail (a.s)
başını kaldırıp göğe baktı ve "Bu, gökte daha önce hiç açılmamış bir
kapıdır" dedi. Ravi der ki: Oradan bir melek indi ve Rasülullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e gelerek şöyle dedi: "Senden önce hiçbir peygambere
verilmeyen iki nurdan dolayı sana müjdeler olsun! Onlar Fatiha süresi ile
Bakara süresinin son iki ayetidir. Bunlardan okuduğun her harf (içindeki
dualarda istediğin her şey) sana verilir." Bunu Müslim ve Nesai rivayet
etmişlerdir. Bu, Nesai'nin lafzıdır.
Ayetin Tefsiri:
"Peygamber, Rabbi
tarafından kendisine indirilene iman etti. " Bu cümle Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in imanını haber vermektedir.
[1346] İmam Taberi,
Katade'den şöyle rivayet etmiştir: Bize anlatıldığına göre bu ayet nazil olunca
Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ona yaraşan da iman
etmesidir" buyurdu.
[1347] Hakim de
Müstedrek'inde, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine
indirilene iman etti" ayeti nazil olunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Ona en yaraşan da iman etmesidir" buyurdu. Hakim daha
sonra: Senedi sahihtir. Ancak Buhari ile Müslim tahric etmemişlerdir.
"Mü'minler de"
kelimesi "Peygamber"e matuftur (yani onlar da peygamber gibi iman
ettiler.)
Yüce Allah daha sonra
hepsinden bahsederek şöyle buyuruyor: "Her biri Allah'a, meleklerine,
kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. (Ve dediler ki:) ''Allah'ın
peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız." Mü'minler Allah'ın
bir, tek, ferd (tek) ve samed (tüm mahlukatın dayanağı) olduğuna, O'ndan başka
hiçbir ilahın ve O'ndan gayri hiçbir rabbin bulunmadığına iman ederler. Tüm
nebi ve rasulleri, Allah'ın (c.c) gökten Resul ve nebi kullarına indirdiği
kitapların hepsini tasdik ederler. Onların arasında hiçbir ayrım gözetmez,
bazılarına inanıp bazılarına inanmamazlık yapmazlar. Bilakis onların hepsi
Müslümanlar açısından doğru, yüksek fazilete sahip, kemale ermiş, hidayete
ulaştırılmış ve hayır yollarını bulmuş kimselerdir. Allah'ın emir ve izniyle
birbirlerinin şeriatını neshetseler de, hatta hepsi nebilerin ve rasullerin
sonuncusu Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kıyametin üzerine kopacağı
ve onlardan bir grubun hak üzere galip olmaya devam edeceği şeriatıyla
nesholunmuş olsalar da, onların hepsi doğru yol üzeredirler.
"İşittik, itaat
ettik." Yani: Ey Rabbimiz! Senin sözünü işittik ve anladık.
Onun hükümlerini yerine
getirip onların gerektirdiği şekilde yaşadık (yaşamaya azmettik). "Ey
Rabbimiz, bağışlamana sığındık!" Bununla Allah'tan bağışlama, merhamet ve
lütuf dilenmektedir. İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan, "Peygamber,
Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman
ettiler)." ayetiyle ilgili şöyle rivayet etmiştir: Kul "Ey Rabbimiz,
bağışlamana sığındık!" deyince Allah (c.c): Sizleri bağışladım, buyurur.
"Dönüş sanadır.
" Yani hesap gününde dönüşüm üz ve varışımız sana olacak.
[1348] İmam Taberi,
Hakim b. Cabir (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'e "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti,
mü'minler de (iman ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine
iman ettiler. 'Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız.
İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamana sığındık! Dönüş sanadır'
dediler." ayeti nazil olunca Cebrail (a.s):
Şüphesiz Allah sana ve
ümmetine meth-ü senada bulundu. Sen de Allah'tan iste ki verilsin. Bunun
üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah her şahsı, ancak
gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine,
yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi
sorumlu tutma .... " diye dua etti.
''Allah her şahsı, ancak
gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar." Hiçbir kimseyi takatinin üzerinde
bir şeyle sorumlu tutmaz. Bu, Allah'ın (c. c) kullarına lütuf, şefkat ve
ihsanının tezahürüdür. Sahabelerin korkuya kapılmasına sebep olan
"Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız
da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir. " ayetini
nesheden işte bu ayettir. Yani, Allah kulu hesaba çekse ve sorgulasa da, ona
sadece engellemesi mümkün olan şeylerde azap eder. İnsanın kalbine gelen
vesveseler ve aklından geçen düşünceler gibi engellenmeleri imkansız olan
şeylerde ise azap etmez.
Yüce Allah,
"Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma .... " demelerini
tavsiye etmesinden ve öğretmesinden anlaşıldığı gibi, bu dualara icabet
edeceğine garanti vermiştir. "Unutursak .... bizi sorumlu tutma ....
" Yani unutarak bir farzı terk eder veya yine unutarak bir haramı işlersek
"veya hataya düşersek. .. " Yani, şeriattaki hükmünü
bilemediğimizden, amelleri yanlış yaparsak. .. Allah'ın (c.c) bunları kabul
edeceğinin delili, daha önce geçen Müslim'in Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla
rivayet ettiği hadisteki Allah'ın bunu okuyanlara (her dualarının sonunda): "Tamam,
pekiyi" diye cevap vermesidir. Geçen İbn Abbas (r.a.) hadisinde de şu
ifade yer alıyordu: "Allah (c.c) der ki: Ben de öyle yaptım."
[1349] İbn Mace'nin
Sünen'inde ve İbn Hibban'ın Sahih'inde Ata'dan, diğer bir rivayette İbn
Mace'nin İbn Abbas (r.a.)'tan; Taberani ile İbn Hibban'ın, Ata'nın, Ubeyd b.
Umeyr'den onun da İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah ümmetimden hata,
unutma ve zorla yaptırıldıkları şeylerin mes'uliyetini kaldırdı. " Bunu
başka tariklerle de rivayet etmişlerdir. Ahmed b. Hanbel ile İbn Ebi Hatim bunu
illetli bulmuşlardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[1350] İbn Ebi Hatim,
Ümmü Derda. kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle
rivayet etmiştir: "Allah ümmetimden üç şeyi (n hükmünü) kaldırmıştır:
Hata, unutmak ve zorla yaptırılmak." Ravilerden Ebu Bekir der ki: Bunu
Hasan-ı Basri'ye sordum, şöyle cevap verdi: Evet. Sen bunu Kur'an'da okumuyor
musun?: "Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma.
"
"Ey Rabbimiz!
Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme." Yani;
rahmet peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i, kaldırması için
tevhid, kolaylık ve hoşgörü diniyle gönderdiğin geçmiş ümmetlere konmuş şer'i
kurallardaki ağırlıklar ve zincirler gibi, bize de gücümüz yetse dahi ağır olan
yükleri yükleme.
Nitekim Sahih-i
Müslim'de Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet edilen bir hadiste kul bu cümleyi
söyleyince Allah (c.c): "Tamam, pekiyi" der. İbn Abbas (r.a.)'tan
rivayet edilen hadiste de: "Allah: Ben de öyle yaptım" der, ifadesi
geçmektedir.
[1351] Birçok tarikle
gelen bir hadiste de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: "Ben haniflik (tevhid) ve hoşgörü ile (yani bunlar üzerine
kurulu din ile) gönderildim. "
"Ey Rabbimiz! Bize
gücümüzün yetmediği işler de yükleme!" Yani, bizi yerine getiremeyeceğimiz
şer'i tekliflerle sorumlu tutma, bize tahammül edemeyeceğimiz bela ve
musibetler verme. Nitekim Mekhul: "Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği
işler de yükleme!" buyruğu hakkında: Bu, bekarlık ve aşırı şehvettir,
demiştir. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet eder. Kul bu cümleyi söyleyince Allah
(c.c) "Tamam, pekiyi" der, başka bir hadiste ifade edildiğine göre:
"Ben de öyle yaptım" der.
Yüce Allah devamla şöyle
buyuruyor: "Bizi affet!" Yani, sana karşı görevlerimizde senin
bildiğin eksikliklerimizi ve hatalarımızı affet. "Bizi bağışla!"
Yani, bizimle senin kulların arasındaki muamelelerimizde yaptığımız kusurları
bağışla. Dolayısıyla onları bizim kötü yönlerimizden ve çirkin amellerimizden
haberdar etme. "Bize acı!" Yani gelecekte bize merhamet ederek,
yardımınla bizleri başka günahlara düşürme. Bu yüzden şöyle denmiştir: Günah
işlemiş kimse üç şeye ihtiyaç duyar: Allah'ın onun direkt kendisine karşı
işlediği kusurlarını affetmesi; kusurlarını kullarından gizlemesi ve onları
rezil rusva etmemesi; bir de onu koruyarak benzeri günahlara düşmeyi
önlemesi... Yine daha önce geçen hadise göre kul bu cümleyle dua edince Yüce
Allah: "Tamam, peki" der. Başka bir hadiste ifade edildiğine göre:
"Ben de öyle yaptım" der.
"Sen bizim
mevlamızsın." Yani, sen bizim dostumuz ve yardımcımızsın. Ancak senden
yardım ister, ancak sana tevekkül ederiz. Sensiz bizim hiçbir güç ve takatimiz
yoktur. "Öyleyse" senin dinini reddeden, vahdaniyetini ve
peygamberinin risaletini inkar eden, senden başkalarına ibadet ederek seni
onlara ortak koşan "kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!" Bizi
onlara karşı muzaffer kıL. Bize dünya ve ahirette onlara karşı güzellikler ver.
Kul bu duayı ettiğinde de Yüce Allah "Tamam, pekiyi" der. Müslim'in
rivayet ettiği başka bir hadise göre: "Ben de öyle yaptım" der.
İmam Taberi'nin, Ebu
İshak'tan rivayet ettiğine göre Muaz (r.a.) bu surenin sonlarını okuduğunda,
"kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!" cümlesinden sonra
"Amin" derdi. Veki', Süfyan'dan, onun Ebu İshak'tan, onun da bir
adamdan rivayet ettiğine göre; Muaz (r.a.) Bakara suresini bitirdiğinde
"Amin" derdi.
Bakara suresinin sonu.
Hamd ve lütuf Allah'a
mahsustur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
2. Hayy ve kayyum olan Allah'tan
başka ilah yoktur.