|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi - -.ayetler |
Hz.
Adem ve Cennet:
35. Biz: Ey Adem! Sen
ve Eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her
yerde cennet nimetlerinden yeyin; yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan
yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
36. Şeytan onların
ayaklarını kaydırdı ve içinde bulundukları yerden (cennetten) çıkardı. Bunun üzerine:
Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve
belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.
Tefsiri:
Allah (c. c) Adem'e
(a.s), meleklere ona secde etmelerini emretmesi ve İblis dışında tümünün secde
etmesi ikramından sonra yaptığı ikramını haber vermektedir. Ona cenneti serbest
yapmış, dilediği yerde bulunmasını, oradaki bol ve hoş nimetlerden dilediği
kadar yemesini emretmiştir. ".... rağad"; rahatça, geniş ve bol
manalarına gelmektedir.
[421] Hafız İbn
Merduyeh, Ebu Zerr'den (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: Ben: Ya Rasulallah! Acaba
Adem peygamber miydi? diye sordum. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Evet, o nebi ve Rasuldü. Allah (c.c) onunla direk
konuşarak "Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin" dedi.
"
Allah'ın (c. c) Adem'i
(a.s) yerleştirdiği cennetin gökte mi yerde mi olduğu hususunda farklı görüşler
vardır. Çoğunluk, gökte olduğu görüşündedir. Kurtubi ise Mutezile’den ve
Kaderiye’den yerde olduğu görüşünü nakletmiştir. Bu husus, Allah'ın izniyle,
A'raf suresinde ele alınacak.
Ayetlerdeki konunun
akışı Havva'nın, Adem (a.s) cennete girmeden önce yaratılmış olmasını
gerektirmektedir. Bunu Muhammed b. İshak şu sözüyle ifade etmiştir: Allah (c.c)
İblis'i azarladıktan sonra, isimleri öğretmiş olduğu Adem'e dönerek "Ey
Adem, onlara eşyaların isimlerini öğret..." dedi. Bize Tevrat okuyan Kitap
ehli kimseler ile İbn Abbas ve diğer alimlerden ulaştığına göre daha sonra
Adem'e uyku verildi. Uykudayken sol tarafındaki eğe kemiklerinden biri alındı
ve yerine et dolduruldu. Adem uyuyordu ve uykusu sebebiyle bunun farkına
varmadı. Neticede Allah (c.c) onun bu sol eğesinden eşi Havva'yı yarattı.
Yalnızlığını gidermesi ve sükunet vermesi için onu bir kadın yaptı. Uyku hali
gidip, uyanınca onu yanında buldu ve ona -iddia ettiklerine göre, ki Allah daha
iyi bilir- "Etim, kanım ve ruhum!" dedi ve artık onunla sükunet
buldu. Allah Adem'i Havva ile evlendirip kendinden bir sükunet ve huzur
verdikten sonra ona direk hitap ederek "Ey Adem! Sen ve eşin (Havva)
beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet
nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her
ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz." dedi. Süddi'nin,
tefsirinde söylediği gibi Havva'nın, Adem (a.s) cennete girdikten sonra
yaratıldığı da söylenmiştir. Süddi bunu Ebu Malik'ten, Ebu Salih kanalıyla İbn
Abbas'tan, Mürre kanalıyla İbn Mes'ud'dan ve bir grup sahabiden rivayet
etmiştir. Yine bu rivayete göre İblis cennetten çıkarılıp oraya Adem (a.s)
yerleştirildi. Adem (a.s) orada, huzur ve sükunet bulacağı bir eşi olmaksızın
tek başına dolaşıp duruyordu. Bir defa bir süre uyuyakaldı ve uyandığında baş
ucunda Allah'ın (c. c) eğe kemiğinden yarattığı bir kadını oturur halde gördü
ve aralarında şu konuşma geçti: "Sen kimsin?" "Bir kadın"
"Neden yaratıldın?" "Benimle huzur ve sükunet bulman için."
Melekler, bilgisinin ne derece olduğunu öğrenmek için "Adı nedir ey
Adem?" dediler. "Havva" dedi. "Neden Havva adı
verildi?" dediler. "Çünkü o hayy (diri) bir şeyden yaratıldı."
dedi. Allah (c.c) "Biz: "Ey Adem! Sen ve eşin (Havva) beraberce
cennete yerleşin; orada kolaylıkla, istediğiniz zaman, her yerde cennet
nimetlerinden yeyin" buyurdu.
Allah (c.c) "Yalnız
şu ağaca yaklaşmayın" emrini ise Adem'i sınamak için verdi. Bunun ne ağacı
olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir. Süddi, İbn Abbas'tan "Adem'e
yasaklanan ağaç, asma ağacıydı" dediğini rivayet etmiştir. Said b. Cübeyr,
Süddi, Şa'bi, Ca'de b. Hübeyre ve Muhammed b. Kays da böyle söylemişlerdir.
Süddi, Ebu Malik'ten, Ebu Salih kanalıyla İbn Abbas'tan, Mürre kanalıyla İbn
Mes'ud'dan (r.a.) ve bazı sahabilerden şöyle rivayet etmiştir: "Yalnız şu
ağaca yaklaşmayın." ayetindeki ağaç, asma ağacıydı.
Yahudiler bunun buğdayolduğunu
iddia etmişlerdir. Taberi ile İbn Ebi Hatim de İbn Abbas'tan (r.a.) şöyle
rivayet etmişlerdir: Adem’e (a.s) yasaklanan ağaç, buğday bitkisiydi.
Abdurrezzak, İbn Abbas'tan (r.a.): O buğday bitkisiydi, diye rivayet etmiştir.
Muhammed b. İshak da İbn Abbas'tan bunun buğdayolduğunu rivayet etmiştir.
Taberi, Temimoğulları kabilesinden bir adamdan şöyle rivayet etmiştir: İbn
Abbas (r.a.) Ebu Celd'e bir mektup yazarak Adem'in (a.s) yediği ağacı ve
yanında tevbe ettiği ağacı sordu. Ebu Celd de ona şu cevabı yazdı: Adem’e
yasaklanan ağacı sormuşsun. O, buğday bitkisiydi. Adem'in yanında tevbe ettiği
ağacı da sormuşsun. O da zeytin ağacıydı. Bunu Hasan-ı Basri, Vehb b. Münebbih,
Atiyye el-Avfi, Ebu Malik, Muharib b. Disar ve İbn Ebi Leyla da böyle tefsir
etmişlerdir. Muhammed b. İshak bazı Yemenlilerden şöyle nakletmiştir: Vehb b.
Münebbih şöyle derdi: O, buğdaydı. Fakat her bir tanesi inek böbreği gibiydi.
Köpükten yumuşak, baldan tatlıydı.
Süfyan-ı Servi, Ebu
Malik'ten şöyle rivayet etmiştir: "Yalnız şu ağaca yaklaşmayın."
ayetindeki ağaç, hurma ağacıdır.
Taberi, Mücahid'den: Bu
incir ağacıydı, diye rivayet etmiştir. Katade ve İbn Cüreyc de bu
görüştedirler.
Ebu Cafer er-Razi, Ebu
Aliye'den şöyle rivayet etmiştir: Bu ağaçtan her kim bir şey yese abdest
bozacak şey yapardı. Oysa cennette abdest bozacak şey yapmak yaraşmazdı.
Abdurrezzak, Vehb b.
Münebbih'ten şöyle rivayet etmiştir: Allah (c.c) Adem ile eşini cennete
yerleştirdi ve onlara o ağaçtan yemeyi yasakladı. Dalları birbirine girmiş bu
ağacın, meleklerin ebedi kalmak için yedikleri meyvası vardı ve o meyveyi Allah
(c.c) Adem ile eşine yasaklamıştı.
Bu ağacın ne olduğu
hususundaki altı görüş bunlardır.
İmam ve büyük alim
Taberi (rh.a) şöyle demektedir: Bu hususta en isabetlisi şöyle demektir: Allah
(c.c) Adem ile eşini cennet ağaçlarının sadece birinden nehyetmiş, onlar da
ondan yemişlerdir. Bunun hangi ağaç olduğuna dair ise hiçbir bilgimiz
bulunmamaktadır. Çünkü Allah (c.c) ne Kur'an'da ne sahih Sünnet'te kulları için
buna alamet olacak hiçbir şey koymamıştır. Onun buğday bitkisi olduğu, üzüm
asması olduğu, incir ağacı olduğu .... söylenmiştir. Onun bunlardan biri olması
muhtemeldir. Ancak bu, bilene bilmesi hiçbir fayda vermeyen, bilmeyene de
bilmemesi hiçbir zarar getirmeyen bir bilgidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Bunu Fahreddin Razi -tefsirinde- ve başkaları tercih etmişlerdir ki sahih olan
da budur.
"Şeytan onların
ayaklarını oradan kaydırdı." "minha: oradan" daki zamir'in
"cennet"e dönmesi mümkündür ki o durumda mana Hamza ile Asım b.
Behdele'nin -ki o İbn Ebinnecud'dur- kıraatlarındaki gibi
"feezalehuma" olur; yani "Onları uzaklaştırdı." Zamirin en
yakın kelime "şecera: ağaç"a dönmesi de mümkündür ki o durumda
kastedilen mana, Hasan-ı Basri ve Katade'nin söyledikleri gibi, ayak kaymasıdır.
Bu durumda "an: -den, -dan" bağlacı, "sebebiyle" manasına
gelir. Şu ayet-i kerimede olduğu gibi; ".....: Ondan dönen,
döndürülüyor" (Zariyat, 9) (Bir önceki ayet şöyledir:
"Siz farklı
görüşler içindesiniz", yani, her birinizin şair, kahin gibi türlü türlü
ithamları var). Dolayısıyla mana şöyledir: "Bu dedikodular sebebiyle dönen
döndürülüyor." Bu yüzden Allah (c.c) "Böylece onları bulundukları
yerden çıkardı." buyurmuştur. Yani giyecek, geniş ev, bol rızık ve
rahatlıktan ... "Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerinize düşman olarak
ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır,
dedik." Yani belli bir süreye kadar sizin için barınak, rızıklar ve yaşam
var. Yani belirlenmiş bir vakit ve muayyen bir süre yaşayacaksınız, sonra
kıyamet kopacak.
Burada seleften Süddi
-kendi senediyle-, Ebu Aliye, Vehb b. Münebbih ve başka müfessirler yılan ve
İblis olayı ile İblis'in cennete nasıl girdiği ve nasıl vesvese verdiğine dair
birtakım israiliyat rivayetleri zikretmişlerdir. Allah'ın izniyle bunları A'raf
suresinde uzunca ele alacağız. Çünkü bu olayorada, buradakinden daha uzun
anlatılmaktadır. Muvaffak kılan ancak Allah'tır.
[422] İbn Ebi Hatim
burada Übeyy b. Ka'b'dan şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah (c.c) Adem'i hurma ağacı gibi çok uzun
ve bol saçlı yarattı. O ağacın meyvesinden tadınca elbisesi düştü. Avret
mahalli ilk defa o zaman göründü. Avret yerini görünce cennette koşmaya
başladı. Koşarken bir ağaç, dalını onun saçına doladı. Adem kurtulmak için
çabalarken Rahman: 'Ey Adem! Benden mi kaçıyorsun?' diye seslendi. Adem
Rahman'ın sesini işitince 'Ey Rabbim. Hayır, ancak utancımdan böyle yapıyorum'
dedi. "
[423] İbn Ebi Hatim yine
şöyle demiştir: Bana Cafer b. Ahmed 254 yılında anlattı ki. ... Katade, Übeyy
b. Ka'b'dan şöyle rivayet etmiş: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Adem söz konusu ağaçtan tadınca hızlıca kaçıp gitti. Yolda bir
ağaç saçına takıldı. Bu arada ona "Ey Adem, benden mi kaçıyorsun?"
diye seslenildi. "Hayır, senden utancımdan dolayı kaçıyorum" dedi.
Allah (c. c) "Ey Adem! Yanımdan çek git! İzettime and olsun ki bana isyan
eden, cennette yakınımda kalamaz. Senin gibi yer dolusu insan yaratsaydım ve
sonra bana karşı günah işleselerdi, onları günahkarlar yurduna koyardım. "
Bu garib bir hadistir. Senedinde kopukluk vardır. Hatta Katade ile Übeyy
arasında iki ravi bulunduğundan mu'dal'dir.
Hakim, İbn Abbas'tan
(r.a.) şöyle rivayet etmiştir: Adem, cennette sadece ikindi namazından akşam
namazına kadarlık bir süre tutuldu. Hakim daha sonra: Bu, Buhari ve Müslim
kitaplarında tahriç etmeseler de, onların şartlarında bir sahih hadistir
(ravileri onların ravileridir), demiştir.
Abd b. Humeyd, tefsirinde,
Hasan-ı Basrl'den şöyle rivayet etmiştir:
Adem (a.s) cennette
gündüz bir saat kaldı. Oranın bir saati dünya günlerinden 130 yıl etmektedir.
Ebu Cafer er-Razi, Rebi b. Enes'ten şöyle rivayet etmiştir: Adem cennetten saat
dokuz veya onda çıktı. Adem yanına cennet ağacının bir dalını aldı. Başında da
cennet ağacından bir çiçek demeti vardı ve bu demet cennet yapraklarıyla
örülmüştü.
Süddi şöyle demiştir:
Allah (c.c) "Hep birlikte oradan inin" diye emretti. Bunun üzerine
Adem Hindistan'a indi. Yanında Hacer-i Esved ile bir deste cennet yaprağı
vardı. Onu Hindistan'a saçtı ve ondan ıtr ağacı yetişti. Hindistan'dan
getirilen ıtr ağacının aslı Adem'in (a.s) cennetten inerken yanında getirdiği
bir avuç ıtr yaprağıdır. Adem (a.s) onu cennetten çıkarılırken üzüntüsünden
koparmıştı. İmran b. Uyeyne, İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmiştir: Adem (a.s)
cennetten Hindistan'daki Dahna denen yere indirildi. İbn Ebi Hatim, İbn
Abbas'tan şöyle rivayet etmiştir: Adem (a.s) Mekke ile Taif arasında Dahna
denen yere indirildi. Hasan-ı Basri’den şöyle rivayet edilmiştir: Adem
Hindistan'a, Havva Cidde'ye, İblis ise Basra'ya birkaç mil uzaklıktaki
Destümisan'a, yılan ise İsfahan'a indirildi. İbn Ebi Hatim, Abdullah b.
Ömer'den şöyle rivayet etmiştir: Adem Safa'ya, Havva ise Merve'ye indirildi.
Reca b. Seleme: Adem (a.s) elleri dizlerinde ve başı öne eğik, İblis ise
parmaklarını birbirine geçirmiş ve başını göğe kaldırmış (dik, kibirli) bir
halde indirildi. Abdurrezzak, Ebu Musa el-Eş'ari'den şöyle rivayet etmiştir:
Allah (c.c) Adem'i
cennetten yeryüzüne indirdiğinde ona her türlü sanatı / işi öğretti. Ona cennet
meyvelerinden verdi. Dolayısıyla sİzin bu meyveleriniz cennet meyvelerinden
bazılarıdır. Ancak bunlar değişime uğrarlar, onlar ise hiç bozulmazlar.
[424] Zühri, Ebu
Hureyre'den (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Güneş'in üzerine doğduğu en faziletli
gün, Cuma günüdür; Adem o gün yaratıldı, cennete o gün kondu ve oradan o gün
çıkarıldı. " Bunu Müslim ile Nesai rivayet etmişlerdir.
Fahreddin Razi der ki:
Bil ki bu ayet-i kerimede tüm günahlar hakkında birkaç yönden büyük tehditler
vardır:
Bir: Adem (a.s)'ın bu
küçük hataya yönelmesinin, başına neler getirdiği-
ni düşünen kimse
günahlara karşı büyük bir korku içinde olur.
Şair der ki:
Ey uyur gözlerle bakan,
Olaylara şuursuzca tanık olanı
Günahları günahlara
katıyorsun da sonra,
cennetlerin yüksek
makamlarını ve
Abidin kurtuluşuna
ermeyi umuyorsun.
Yoksa unuttun mu Adem
'in oradan dünyaya,
Tek bir günahtan dolayı
çıkarıldığını!
İbn Kasım da şöyle der:
Ama biz o düşmanın
(şeytanın) esiriyiz.
Acaba vatanlarımıza
dönüp selam vermek nasip olur mu?
Razı şöyle demiştir:
Feth el-Mavsıli’den şöyle rivayet edilmiştir: Biz cennetteki bir topluluktuk ve
İblis bizi esir alıp Dünya'ya getirdi. Onun için çıkarıldığımız vatana dönene
kadar bize keder ve hüzünden başka bir şey yoktur.
Şayet: Cumhur-u ulemanın
söylediği gibi Adem'in yerleştirildiği cennet gökteki cennet ise, kaderde
(ebedi olarak) kovulmuş olan İblis'in oraya girmesi nasıl mümkün olmuştur? Zıra
kaderde olana karşı çıkılamaz ve engellenemez, denirse;
el-Cevap: Adem'in (a.s)
bulunduğu cennetin gökte değil yerde olduğunu söyleyenler aynen bunu delil getirmişlerdir.
Biz bunu Bidaye ve Nihaye isimli (tarih) kitabımızın başında ayrıntılı
anlattık. Cumhur-u ulema buna birtakım cevaplar vermiştir:
Bir: İblis cennete izzet
ve ikram gören bir misafir değil, kovulmuş ve alçaltılmış biri olarak
girmiştir. Bu ise imkansız bir şey değildir. Onun için birisi şöyle demiştir:
Nitekim Tevrat'ta geçtiğine göre İblis cennete yılanın ağzından girmiştir.
Birisi şöyle demiştir: İblis'in onlara cennet kapısının dışından vesvese vermiş
olması mümkündür. Birisi ise: Adem ile Havva gökte, kendisi yerde iken onlara
yerden vesvese vermiş olabilir, demiştir. Bunları Zemahşeri ve başkaları
zikretmişlerdir.
Kurtubı burada yılanlar
ve onların öldürülmeleri hakkındaki hadisleri nakledip bunların hükmünü
açıklamış, güzel ve faydalı bilgiler vermiştir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |