İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

63, 64.ayetler

 

Ahdi Bozmaları:

 

63. Sizden sapasağlam bir söz almış, Tur'u da üstünüze kaldırmıştık. Size verdiğimize kuvvetle tutunun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki korunursunuz (demiştik);

64. Bundan sonra sözünüzden dönmüştünüz. Eğer üzerinizde Allah'ın ihsan ve rahmeti olmasaydı, muhakkak hüsrana uğrayan lardan olurdunuz.

 

Tefsiri:

 

Bu ayet-i kerimelerde Allah (c. c) İsrailoğullarına kendilerinden "hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a iman etmeleri ve peygamberlerine tabi olmaları" hususunda aldığı ahit ve sözleri hatırlatıyor. Allah'ın söz almak istediği hakikati kabul ederek onu kuvvetle, gayretle ve yerine getirme kararlılığı içinde vermeleri için dağı başlarının üzerine kaldırdığını haber veriyor. Nitekim Allah (c.c) başka bir yerde: '''Size verdiğimi (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki korunasınız' dedik." (A'raf, 171) buyurur.

 

Tur, A'raf suresindeki bu ayette tefsir edildiği gibi, dağ demektir. İbn Abbas, Mücahid, Ata, İkrime, Hasan-ı Basri, Dahhak, Rebi' b. Enes ve daha pek çok kişi bunu bizzat zikretmişlerdi. Bu açıktır. İbn Abbas (r.a.)'tan başka bir rivayete göre ise Tur ancak üzerinde bitkilerin yeşerdiği dağa denir, bitkilerin yeşermediğine ise denmez. Nitekim Fitneler hadisinde İbn Abbas'tan şöyle nakledilmiştir: İsrailoğulları itaate yanaşmayınca işitip itaat etmeleri için dağ, üzerlerine kaldırıldı. Bunun üzerine hemen secdeye vardılar. Süddi der ki: Onlar secde etmeyi reddedince Allah (c.c) dağa üzerlerinde durması emrini verdi. Dağa baktıklarında onu üzerlerini kaplamış halde gördüler ve hemen secdeye vardılar. Fakat bir taraftan secde ederken öbür taraftan da göğe bakıyorlardı. Allah (c.c) onlara merhamet ederken bu azabı onlardan kaldırdı ve onlar: Vallahi, Allah (c. c) katında azabını kaldırmaya sebep olan secdeden daha güzeli yoktur, dediler. Onların secdesi de böyle bir secdeydi. Bunu Allah'ın (c.c) "Tur'u da üstünüze kaldırmıştık" buyruğu açıklamaktadır. Hasan-ı Basri, Allah'ın (c. c) "Size verdiğimize kuvvetle tutunun" buyruğundaki verilen şeyi "Tevrat" ile tefsir etmiştir.

 

"Kuvvetle" kelimesinin tefsirinde Ebu Aliye: İtaatle; Mücahid: İçindekilerle amel ederek, demişlerdir. Katade: Ciddiyetle, önemseyerek alın. Yoksa onu üzerinize atarım, diye tefsir etmiştir. Katade: Onlar da kendilerine verilenleri kuvvetlice alacaklarına söz verdiler, demiştir. Katade'nin "yoksa dağı üzerinize atarım"ın manası "onu, yani dağı üzerinize düşürürüm"dür. Ebu Aliye ile Rebi' b. Enes, "onda bulunanları daima hatırlayın" ayetini: Tevrat'ta olanları okuyun veya onlarla amel edin, şeklinde tefsir etmişlerdir.

 

"Bundan sonra sözünüzden dönmüştünüz." Allah (c. c) şöyle buyurmaktadır: Siz böylesine vurgu yapılarak alınan ahitten sonra yüz çevirdiniz, yan çizdiniz ve ahdi bozdunuz.

 

"Eğer üzerinizde Allah'ın ihsan ve rahmeti olmasaydı" ... Yani tevbenizi kabul etme, size peygamberler ve nebiler gönderme nimetleri olmasaydı, "muhakkak hüsrana uğrayanlardan olurdunuz." Yani ahdinizi bozmanız sebebiyle dünya ve ahirette zarara uğrayanlardan olurdunuz.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

65. İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: Aşağılık maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz.

66. Biz bunu (maymunlaşmış insanları), hadiseyi hem önündekilere (tanık olanlara) ve sonradan gelenlere bir ibret, müttakiler için de bir öğüt kıldık.