İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

108.ayetler

 

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Lüzumsuz Sorular Sormak ve isteklerde Bulunmak:

 

108. Yoksa siz de, daha önce Musa'ya sorulduğu gibi peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfürle değişirse, şüphesiz dosdoğru yoldan sapmış olur.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah bu ayet-i kerimede, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e vakti gelmeden önce sorular sormaktan men etmektedir. Nitekim başka bir ayette de: "Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır." (Maide, 101) buyurmuştur. Yani ayet indikten sonra onun detaylarını sorarsanız, o vakit size açıklanır. Olmadan önce ise hiçbir şey sormayın. Çünkü sorunuzdan dolayı sorduğunuz şey haram kılınabilir.

 

 

[554] Bu sebeple sahih hadiste: "Müslümanların cürümce en büyüğü, haram kılınmamış bir şeyi soran ve sorması sebebiyle onun haram kılınmasına sebep olan kimsedir. " buyurulmuştur.

 

 

[555] Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e karısının yanında bir adam gören kimsenin ne yapacağı sorulduğunda, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) konuşsa böylesi büyük bir mesele hakkında konuşmuş, sussa böylesi bir mesele hakkında susmuş olacaktı. Bu yüzden bu tür sorulardan hoşlanmadı ve ayıpsadı. Sonra Allah (c.c) mülaane (karısına zina isnadında bulunduğunda karısıyla karşılıklı lanetleşmeleri) hükmünü indirdi. 

 

 

[556] Bu sebeple Buhari ile Müslim Sahih'lerinde Muğire b. Şu'be'den şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) 'dedi ki demiş ki' şeklindeki konuşmalardan (dedikodudan), çok soru sorulmasından ve malın zayi edilmesinden hoşlanmazdı. 

 

 

[557] Sahih-i Müslim'de geçen bir hadiste de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Size bir şey söylemediğim sürece bana soru sormayın. Çünkü sizden evvelkiler çok soru sormaları ve peygamberleri hakkında ihtilaf etmeleri sebebiyle helak oldular. Size bir şey emrettiğimde onu gücünüz yettiği şekilde yapın. Bir şeyden nehyettiğimde de onu yapmayın. " Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu sözünü şu olay üzerine söylemiştir. Allah'ın (c.c) haccı Müslümanlara farz kıldığını söyleyince bir adam "Her yıl mı ya Rasulallah?" diye sordu. Adam bunu üç defa tekradadı ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hepsinde sustuktan sonra: "Hayır. Ama ben "evet" deseydim her yıl haccetmek vacip olacaktı ve vacip olsaydı buna gücünüz yetmeyecekti" buyurdu. Ardından, "Size bir şey söylemediğim sürece bana bir şey sormayın ... " hadisini söyledi. 

 

 

[558] Enes b. Malik (r.a.)'dan da aynısı rivayet edilmiştir: "Biz Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir şey sormaktan nehyedildik. Bu yüzden bedevi birinin gelip Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e soru sorması ve bunu dinlemek bizim hoşumuza giderdi. "

 

 

[559] Hafız Ebu Ya'la, Müsned'inde Bera b. Azib'den (r.a.) şöyle nakleder: Bazen Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir şey sormak isterdim de üzerinden bir yıl geçtiği halde korkumdan soramazdım. Biz hep bedevilerin gelmelerini temenni ederdik. Bezzar, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından daha faziletli bir topluluk görmedim. Onlar sadece on iki meseleyi sordular ve bunların hepsi de Kur'an'da vardır: "Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar." (Bakara, 219) "Sana haram ayı sorarlar" (Bakara, 217) "Sana yetimleri sorarlar." (Bakara, 220) Ve benzeri ayetler ...

 

"Yoksa siz de daha önce Musa'ya sorulduğu gibi peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz?" Ayetteki 'ii: yoksa' kelimesi 'bilakis' manasındadır. Veya kendi manasında soru edatıdır, fakat tenkit kastedilmiştir (yani nasıl sorarsınız). Hitap hem mü'minleri hem kafirleri kapsamaktadır. Çünkü Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hepsine gönderilmiştir. Bunun benzeri şu ayettir: "Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de 'Bize Allah'ı apaçık göster' demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı." (Nisa, 153)

Muhammed b. İshak, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Rafi b. Hureymele -veya Vehb b. Zeyd- "Ey Muhammed! Bize gökten okuyacağımız bir kitap indir ve bize pınarlar fışkırt ki seni tasdik edelim ve sana uyalım" dedi. Bunun üzerine Allah (c.c) "Yoksa siz de, daha önce Musa'ya sorulduğu gibi peygamberinize sorular sormak mı (veya isteklerde bulunmak mı) istiyorsunuz?" buyruğunu indirdi.

 

 

[560] Ebu Cafer er-Razi, Ebu Aliye'den bu ayetle ilgili şöyle nakleder:

Bir adam "Ya Rasulallah! Bizim kefaretlerimiz de İsrailOğullarının kefareti gibi olsa ... " dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç defa ''Allah'ım! Biz öyle istemiyoruz" dedikten sonra şöyle buyurdu: ''Allah (c.c) size İsrailoğullarına verdiğinden daha iyisini verdi. İsrailOğullarından biri günah işlediğinde o günahı ve kefaretini kapısının üzerinde yazılı bulurdu. Kefaretini öderse günahı kendisi için dünyada rüsvaylık, ödemezse ahirette rüsvaylık olurdu. O yüzden Allah'ın (c.c) size verdiği, İsrailoğullarına verdiğinden daha iyidir." Allah (c.c) bir ayette: "Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok affedici ve esirgeyici bulacaktır." (Nisa, 110) buyurmaktadır.

 

 

[561] Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Beş vakit namaz ve cumadan cumaya namaz, aralarında işlenen günahlar için kefarettir." buyurmuştur.

 

 

[562] Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hadisinde de "Kim bir kötülüğe niyetlenir de yapmazsa ona hiçbir günah yazılmaz. Yaparsa bir günah yazılır. Kim de bir iyiliğe niyetlenir de yapmazsa ona bir sevap yazılır. Yaparsa ona on katı sevap yazılır. Allah'ın dininde ancak (günah ve masiyetlere devam etmek suretiyle) helak olmakta ısrar eden helak olur" buyurdu. Allah da (c.c) "Yoksa siz, daha önce Musa'ya sorulduğu gibi. .. " ayetini nazil etti.

 

 

[563] Mücahid "Musa'ya sorulduğu gibi ... " ayeti hakkında şöyle der:

İsrailoğulları Musa (a.s)'dan Allah'ı (c.c) kendilerine apaçık göstermesini istemişlerdi. Kureyşliler de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den Safa tepesini altına dönüştürmesini istediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Pekala. Allah (c.c) İsrailoğullarına gökten sofrayı hangi şartlarda indirdiyse bunu da size öyle yapacak" buyurdu. Ancak onlar kabul etmeyip geri gittiler. Süddi ve Katade’den de buna benzer rivayetler vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Burada Allah (c.c), İsrailoğullarının zora koşma, yalanlama ve inatla Musa (a.s)'dan isteklerde bulundukları gibi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den zora koşma ve teklif yoluyla talepte bulunanları yermiştir.

 

"Kim imanı küfürle değişirse", yani iman yerine küfrü satın alırsa "şüphesiz dosdoğru yoldan sapmış olur." Yani dosdoğru yolu bırakıp cehalet ve sapıklığa çıkmış olur. Peygamberleri tasdik etmek, onlara tabi olmak ve uymayı bırakıp onlara karşı gelmek ve yalanlayanların, ihtiyaçları olmadığı halde zora koşma ve küfür maksatlı birtakım isteklerde bulunan ve teklifler getirenlerin durumu da böyledir. Nitekim Allah (c.c) başka bir yerde şöyle buyurur: Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi? Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargahtır!" (İbrahim, 28-29) Ebu Aliye ayetteki 'imanı küfürle değişirse' cümlesini, "rahatlığı güçlükle değişirse" diye tefsir etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

109. Ehl-i kitap'tan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

110. Namazı kılın, zekatı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.