|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 120, 121..ayetler |
Yahudilere
ve Hristiyanlara Uymaktan Sakındırma:
120. Dinlerine
uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki:
Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına
uyacak olursan, and olsun ki Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı
vardır.
121. Kendilerine kitap
verdiklerimizden onu hakkını gözeterek okuyanlar, onlar ona iman ederler. Onu
inkar edenlere gelince, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.
Tefsiri:
İmam Taberi der ki:
Allah (c.c) bu ayette şöyle demektedir: "Dinlerine uymadıkça Yahudiler de
Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır." Yani: Ey Muhammed!
Yahudiler de Hristiyanlar da senden hiçbir zaman razı olmazlar. Onun için
onları hoşnut etme ve onlarla uyumlu olma çabalarını bırak. Sen, onları
Allah'ın (c.c) seninle gönderdiği hakka davetinde O'nun (c.c) rızasını
kazanmaya yöne!.
"De ki: Doğru yol,
ancak Allah'ın yoludur." Ve de ki ey Muhammed! "Allah'ın (c.c)
benimle gönderdiği yol doğru yolun ta kendisidir. Yani doğru yol bu dümdüz,
dosdoğru, mükemmel ve kapsamlı dindir.
Katade der ki: "De
ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur." Allah (c.c) bununla Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabına sapıklarla tartışma yöntemini
öğretmektedir.
[597] Katade der ki:
Bize kadar ulaştığına göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyururdu: "Ümmetimden bir taife hep hak üzere ve galip olacak. Karşı
çıkanlar onlara zarar veremeyecek ve bu Allah'ın (c.c) emri (kıyamet) gelene
kadar devam edecek'' Ben derim ki: Bu hadis Sahih (-i Müslim)'de Abdullah b.
Amr (r.a.) kanalıyla rivayet edilmiştir.
"Sana gelen ilimden
sonra onların arzularına uyacak olursan, and olsun ki Allah'tan sana ne bir
dost ne de bir yardımcı vardır." buyruğu, hakikatleri Kur’an ve Sünnet'ten
öğrendikten sonra -Allah korusun- Yahudilerin ve Hristiyanların yolunu
izlememeleri için bu ümmete yöneltilmiş büyük bir tehdit ve uyarıdır. Çünkü
hitap Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e, emir ise ümmetinedir.
Fakihlerin birçoğu
"Milletehum: onların dinine" ifadesindeki "millet: din"
kelimesinin tekil oluşunu küfrün tek millet olduğuna delil göstermişlerdir.
"Sizin dininiz size benim dinim de bana" (Kafirun, 6) buyruğunda da
din kelimesi aynı şekilde tekildir. Buna göre Müslümanlar ile kafirler
birbirlerine varis olmazlar, ama farklı dinden olsunlar veya olmasınlar, onlar
birbirlerine varis olabilirler. Çünkü kafirlerin hepsi tek millettir. Bu İmam
Şafii, İmam Ebu Hanife ve bir rivayete göre İmam Ahmed b. Hanbel'in görüşüdür.
İmam Ahmed b. Hanbel'den diğer rivayete ve İmam Malik'in görüşüne göre onlardan
farklı dinlere mensup kimseler, hadiste belirtildiği üzere birbirlerine varis
olamazlar. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
"Kendilerine kitap
verdiğimiz kimseler (den bazısı) onu, hakkını vererek okurlar."
buyruğundaki "kendilerine kitap verdiğimiz kimseler", Mamer'in
Katade'den rivayetine göre Yahudiler ve Hristiyanlardır. Abdurrahman b. Zeyd bu
görüşte olup İmam Taberi de bunu tercih etmiştir.
Said'in rivayetine göre
ise Katade: Onlar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabıdır,
demiştir. İbn Ebi Hatim, Ömer (r.a.)'dan şöyle nakleder: "Kitab'ı hakkını
vererek okumak, onda cennet anıldığında Allah'tan (c.c) onu istemek, cehennem
anıldığında ondan Allah'a sığınmaktır." Ebu Aliye'nin rivayetine göre İbn
Mes'ud (r.a.) şöyle der: Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki onu hakkını
vererek okumak helalini helal haramını haram saymak, aynen nazil olduğu gibi
okumak, lafızlarında bir değişiklik yapmaksızın dosdoğru okumak ve ondaki
hiçbir şeyi tev' il yoluyla ifade etmediği manaya yorumlamamaktır. Abdurrezzak
da, Mansur b. Mu'temer kanalıyla İbn Mes'ud (r.a.)'dan böyle rivayet etmiştir.
Süddi, Ebu Malik yoluyla İbn Abbas (r.a.)'dan bu ayetle ilgili şöyle nakleder:
"Onlar kitabın
helallerini helal, haramlarını haram sayarlar ve yerlerini (lafızlarını)
değiştirmezler." İbn Ebi Hatim der ki: İbn Mes'ud (r.a.)'dan da buna yakın
bir söz rivayet edilmiştir.
Hasan-ı Basri der ki:
Yani muhkemleriyle amel eder, müteşabihlerine inanır, manasını çözemediklerini
bilenine bırakırlar. İbn Ebi Hatim'in İkrime'den rivayet ettiğine göre İbn
Abbas (r.a.) ayeti (tilavet kelimesinin geçtiği bu cümleyi): "Ona hakkıyla
uyarlar" diye tefsir etti, sonra (tilavet'in takip etmek manasında
kullanıldığı) "Güneş'i tilavet ettiğinde Ay'a yemin olsun" (Şems, 2)
ayetini okudu ve ardından "yani Güneş'i takip ettiğinde" dedi. İbn
Ebi Hatim der ki: İkrime, Ata, Mücahid, Ebu Rezin ve İbrahim en-Nehai’den de
buna benzer sözler rivayet edilmiştir. Süfyan-ı Sevri de İbn Mes'ud (r.a.)'dan:
Yani Kitab'a hakkıyla / tam anlamıyla uyarlar, dediğini rivayet etmiştir.
[598] Kurtubi der ki:
Nasr b. İsa İbn Ömer (r.a.) kanalıyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Hakkıyla tilavet ederler, yani ona
hakkıyla uyar ve izlerler. " Kurtubi, sonra: Hatib-i Bağdadi’nin
söylediğine göre senedinde birden çok meçhul ravi vardır. Fakat manası
doğrudur, demiştir.
Ebu Musa el-Eş’ari
(r.a.) der ki: "Kim Kur'an'a tabi olursa onunla cennet bahçelerine
iner." Ömer b. Hattab (r.a.)'dan da şöyle rivayet edilmiştir: Kitabı
hakkıyla okuyanlar okurlarken rahmet ayeti geçtiğinde Allah'tan (c. c) onu
isteyen, azap ayeti geçtiğinde de ondan Allah'a (c.c) sığınan kimselerdir.
[599] Kurtubı der ki: Bu
mana Hz. Peygamber'den de (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rivayet edilmiştir.
Zıra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kur’an okurken bir rahmet
ayetine geldiğinde Allah'tan (c.c) onu ister, bir azap ayetine geldiğinde de
ondan Allah'a (c.c) sığınırdı.
"Kendilerine kitap
verdiklerimizden onu hakkını gözeterek okuyanlar" mübteda, ''onlar buna
iman ederler." ise onun haberi olup, mana şöyledir:
Ey Muhammed! Geçmiş
peygamberlere indirilen kitaplara inananlardan kitaplarının hakkını verenler,
işte bu kimseler sana gönderdiğim dine de inanırlar. Nitekim Allah (c.c)
Kur'an'da şöyle buyurur: "Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden
onlara indirileni (Kur'an'ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem
üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü
servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı)." (Maide, 66) Yine
şöyle buyurur: "De ki: Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve
Rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça, (doğru) bir şey (yol)
üzerinde değilsinizdir." (Maide, 68) Yani siz o kitapları hakkıyla
uyguladığınız, ona gereği gibi iman ettiğiniz, onlardaki Muhammed (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'in gönderileceği özellikleri, vasıflarına dair bilgileri ve ona
uyma, yardım etme ve destek olmaya ilişkin emirleri tasdik ettiğiniz vakit, bu
sizi hakka, dünya ve ahirette iyiye tabi olmaya götürür. Nitekim Allah (c. c)
şöyle buyurur: "Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o
elçiye, o ümmi Peygamber'e uyanlar (var ya) .. " (Pirat, 157) "De ki:
Siz ona ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki bundan önce kendilerine
ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.
Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka yerine
getirilir." (İsra, 107-108) Yani Hz. Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)’e ilişkin bize verdiğin tüm vaadlerin gerçekleşecektir. Allah (c. c)
şöyle buyurur: "Ondan (Kur'an'dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz,
ona da iman ederler. Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o
Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de Müslüman idik, derler.
İşte onlara, sabretmelerinden ötürü, mükafatları iki defa verilecektir. Bunlar
kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası
için harcarlar." (Kasas, 52- 54) Allah (c.c) yine "Ehl-i kitaba ve
ümmilere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim
oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen,
yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir." (Al-i İmran,
20) Bu sebeple Allah (c. c) şöyle buyurur: "Zümrelerden hangisi onu
(Kur'an'ı) inkar ederse işte cehennem ateşi onun varacağı yerdir .. "
(Hud, 17)
[600] Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahih bir hadisinde şöyle buyurur: "Canımı
elinde tutan Allah'a yemin olsun ki bu ümmetten, (yani) Yahudilerden ve
Hristiyanlardan her kim beni işitir, sonra da bana iman etmezse mutlaka
cehenneme girer. "
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |