İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

158.ayetler

 

Safa ile Merve:

 

158. Şüphe yok ki; Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır. Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allah fazlasıyla karşılık verir ve hakkıyla bilir.

 

Tefsiri:

 

İmam Ahmed b. Hanbel, Urve'den şöyle nakleder: "Aişe (r.anha) bana 'Şüphe yok ki; Sala ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır. Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur.' ayeti hakkında ne dersin? dedi. 'Vallahi, bunları tavaf etmemekten dolayı kişiye hiçbir günah olmaz, manasına gelir' dedim. 'Yeğenim! Ne kötü söyledin. Öyle olsaydı 'onları tavaf etmesinde' değil, 'onları tavaf etmemesinde' denirdi. Fakat bu ayet Ensar hakkında indi. Zıra onlar Müslüman olmadan önce tapmakta oldukları ve Müşellel denen yerde bulunan Menat putu için telbiye getirip hac yaparlar, bunu yapan kimseler daha sonra Safa ile Merve arasında sa'y yapmaktan çekinirlerdi. Ensar Allah Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem), 'Ya Rasulallah! Biz cahiliyye döneminde Safa ile Merve arasında sa'y yapmaktan çekinirdik' diyerek bunu sordular. Bunun üzerine Allah (c.c) 'Şüphe yok ki; Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır. Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. ' ayetini nazil etti. Aişe (r.anha) sonra şöyle dedi: 'Sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu bizzat yaptı. Dolayısıyla kimsenin buraları sa'y etmeyi terk etme hakkı yoktur.'''

 

Bunu Buhari ve Müslim de Sahih'lerinde tahric etmişlerdir. Zühri'den gelen rivayette ise Zühri devamla şöyle der: Bunu Ebu Bekir b. Abdurrahman b. Haris b. Hişam'a anlattım. Dedi ki: Ben bu bilgiyi daha önce duymadım. Ama ilim erbabı bazı kimselerden duyduğuma göre onlar Aişe (r.anha)'nın bu söylediğinden farklı olarak şöyle diyorlardı: İnsanlar "Bu iki taş arasında tavaf (sa'y) yapmamız cahiliyye işlerindendir." diyorlardı. Ensardan bazıları da: "Bize Kabe'yi tavaf etmek emredildi. Safa ile Merve arasında sa'y etmekle ise emrolunmadık." dediler. Bunun üzerine Allah (c.c) "Şüphe yok ki; Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır ... " buyurdu. Ebu Bekir b. Abdurrahman devamla şöyle dedi: Belki de ayet hem onlar hem bunlar hakkında inmiştir. Bunu Buhari de yakın bir lafızla Hişam b. Urve'nin, babasından, onun da Aişe (r.anha)'dan nakliyle rivayet etmiştir.

 

 

[708] İmam Buhari, Asım İbn Süleyman'dan şöyle nakleder: Enes İbn Malik'e Safa ve Merve tepelerinin durumunu sordum, şöyle cevap verdi: Biz onlar arasında sa'y yapmanın cahiliyye adeti olduğunu düşünüyorduk. Bu yüzden İslam dini gelince, bundan geri durduk. Bunun üzerine Allah Teala, ''Şüphe yok ki; Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır ... " ayetini indirdi. " İmam Kurtubı, tefsirinde İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Cahiliyye döneminde şeytanlar Safa ile Merve arasında gece boyu ses çıkartırlardı ve ikisinin arasında putlar bulunuyordu. İslam gelince Müslümanlar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ikisi arasında tavaf (sa'y) etmeyi sordular. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu. Şa'bi der ki: Safa tepesinde İsaf, Merve tepesinde de Naile adında birer put vardı ve müşrikler bunları istilam ederlerdi. İslam'dan sonra da Müslümanlar ikisi arasında tavaf etmeyi sakıncalı bularak bundan geri durdular. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.

 

Ben derim ki: İbn İshak, Siret'inde şöyle anlatır: İsaf ile Naile iki insandı ve Kabe'nin içinde zina edince Allah (c.c) onları taş etti. Kureyşliler de insanların ibret almaları için bunları Kabe'nin karşısına koydular. Aradan uzun bir zaman geçince de bunlara tapmaya başladılar. Bir süre sonra onları Safa ve Merve tepelerine götürdüler ve oraya diktiler. Safa ile Merve arasında tavaf yapan kimseler de bunları istilam ederlerdi. Nitekim Ebu Talip, meşhur kasidesinde şöyle demiştir: Eş'ari kabilesi develerini ıhladıkları vakit, Sellerin taştığı İsaf ve Nail'in bulunduğu yere ...

 

 

[709] Sahih-i Müslim'de geçen uzun bir hadiste şöyle denilmektedir: Hz.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beytullah'ı tavaf etmeyi bitirince tekrar Rükn'e (Hacer-i Esved'e) geldi ve ona istilamda bulundu. Sonra "Şüphe yok ki; Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır." ayetini okuyarak Safa tepesine çıktı. Sonra "Ben de Allah'ın başladığından (Kur'on'da ilk zikrettiği Safa'dan) başlıyorum" dedi. Nesai'nin rivayetine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz Allah'ın başladığı ile başlayın" buyurdu.

 

 

[710] Ahmed b. Hanbel, Ebu Tecrah kızı Habibe'den şöyle nakleder:

Ben Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i Safa ile Merve arasında sa'y ederken gördüm. İnsanlar önde, kendisi arkada, onlarla birlikte sa'y yapıyordu. Öyle hızlı yürüyordu ki dizlerini görebiliyordum. Elleriyle dizlerini kapatıyor, bir yandan da insanlara "Sa'y yapın; Allah (c.c) sa'y yapmayı size farz kıldı" diyordu. 

 

 

[711] İmam Ahmed b. Hanbel daha sonra Şeybe kızı Safiyye'den; bir kadının ona, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i Safa ile Merve arasında, "Sa'y sizlere farz kılındı; onun için sa'y yapın" derken duyduğunu anlattığını nakletmiştir. Nitekim bu hadis Safa ile Merve arasında sa'y etmenin haccın bir rüknü olduğu görüşüne delil gösterilmiştir. Bu, İmam Şafii ve aynı görüşü paylaşanların görüşüdür. Bir rivayete göre İmam Ahmed b. Hanbel, meşhur nakle göre İmam Malik de bu görüştedir. Bunun rükün değil vacip olduğu, kasten veya yanlışlıkla terk edildiğinde bu eksikliğin kurban ile telafi edilebileceği de söylenmiştir ki bu Ahmed b. Hanbel'den bir rivayet ile bazı alimlerin görüşüdür. Diğer bir görüşe göre sa'y müstehaptır. Ebu Hanıfe, Süfyan-ı Sevri, Şa'bı ve İbn Sirin bu görüştedir. Enes b. Malik (r.a.),

 

İbn Ömer (r.a.) ve İbn Abbas (r.a.)'dan da böyle rivayet edilmiştir. "Utbiye" kitabında da bu, İmam Malik'in görüşü olarak zikredilmiştir. İmam Kurtubı der ki: Bunlar görüşlerine, "Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. " ayetini delil getirmişlerdir. Fakat birinci görüş tercihe en şayandır.

 

 

[712] Çünkü Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Safa ile Merve arasında sa'y etmiş ve "Menasikinizi (hac ibadetlerinizi) benden alın" buyurmuştur. Dolayısıyla, bir delille istisna edilenler hariç, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in O haccında yaptığı her şey hac ibadetinde mutlaka yapılması gereken bir vazifedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[713] Daha önce geçtiği gibi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hadisinde de: "Sa'yedin. Zıra Allah (c.c) size sa'yi farz kıldı "ılA buyurmuştur.

Allah (c. c) bu ayette Safa ile Merve arasında tavaf (sa'y) etmenin Allah'ın şiarlarından, yani Halil İbrahim (a.s)'a emrettiği hac ibadetlerinden olduğunu bildirmiştir. Daha önce geçtiği üzere sa'y, Hacer'in oğluna su ararken Safa ile Merve arasında sürekli gidip gelmesinden ve koşmasından alınmadır. Zıra İbrahim (a.s) onları bıraktığında yanlarında hiçbir insan yoktu. Yanındaki her şey tükenip oğlunun orada ölmesinden korkunca Hacer kalkıp Allah'tan (c.c) yardım istedi. Safa ile Merve arasındaki bu mübarek toprak parçası üzerinde boynu eğik, korku ve ürperti içinde, Rabbine muhtaç bir halde sürekli gidip geldi. Sonunda Yüce Allah onu sıkıntısından kurtardı, yalnızlığını giderdi ve zorluktan çıkardı. Ona, tok tutan bir yiyecek ve hastalıklara şifa niteliğindeki zemzem suyunu fışkırttı. Safa ile Merve arasında sa'y eden kişi de kalbine yol gösterme, halini düzeltme ve günahlarını bağışlaması hususlarında Allah'a (c.c) olan fakr-ı zaruretinin ve ihtiyacının şuuru içinde; noksanlıklarını ve kusurlarını gidermesi, sırat-ı müstakime iletmesi ve ölene kadar onda sebat ettirmesi, içinde bulunduğu günah ve isyan halinden kurtarıp Hacer’e yaptığı gibi kemale eren, bağışlanan ve sapmadan istikamet üzere yürüyenlerden eylemesi için Yüce Allah'a iltica etmeli ve yakarmalıdır.

 

"Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa ... " Bir görüşe göre mana: "Kim Safa ile Merve arasında vacip olandan fazla olarak sekizinci, dokuzuncu vs. defa sa'y yaparsa" şeklindedir. Bir görüşe göre: "Kim nafile haccında veya nafile umresinde bunlar arasında sa'y yaparsa" şeklindedir. Kimine göre ise mana şöyledir: Kim çeşitli nafile ibadetler yaparsa ... Bunları Fahreddin RM! zikretmiş ve üçüncü görüşü Hasan-ı Basri'ye nispet etmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

" ... şüphesiz Allah fazlasıyla mükafatlandırır ve (yapılanı, mükafatını) hakkıyla bilir." "Şakir", yani az amele çok mükafatla karşılık verir. "Alim", yani ne kadar mükafat hak ettiğini çok iyi bilir ve dolayısıyla hiç kimsenin mükafatını eksiltmez. Nitekim Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyurmuştur:

 

"Şüphesiz Allah zerre miktarı haksızlık yapmaz. Zerre miktarı iyilik olsa- onu kat kat arttırır ve yapana büyük mükafat verir." (Nisa, 40)

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

159. İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere, hem Allah, hem de bütün la'net ediciler, la'net eder.

160. Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeyi çokça kabul eden ve çokça merhamet edenim.

161. İnkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onların üzerinedir.

162. Onlar ebediyen la'net içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir, ne de onların yüzlerine bakılır.