İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

18 – 20.ayetler

 

Allah'tan Başka Hiçbir ilah Yoktur:

 

18. Allah, adaleti ayakta tutarak kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler. (Evet) O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tır.

19. Allah nezdinde hak din İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın ayetlerini inkar edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.

20. Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmilere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca tebliğ etmektir. Allah kullarını çok iyi görmektedir.

 

Tefsiri:

 

Şahitliği yanında başka hiçbir şahitliğe ihtiyaç duyulmayacak, şahitlerin en doğrusu ve en adili, en doğru sözlü Yüce "Allah kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti." Yani, O tüm mahlukatın ilahı, tüm mahlukat da onun kulu ve yaratığıdır. Onlar Allah'a muhtaçtırlar, Allah ise kimseye muhtaç değildir. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kafidir." (Nisa, 166) Yüce Allah ardından meleklerin ve ilim sahiplerinin şahitliklerini de bildirerek şöyle buyuruyor:

 

"Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler. " Bu makamda alimlere büyük bir değer ve hususiyet verilmiştir. "Adaleti ayakta tutarak" ifadesi (.....) haldir. Allah'ın şahitliği ise her hal ve durumda vakidir. "(Evet) O'ndan başka hiçbir ilah yoktur." cümlesi ayet başındaki ifadeyi pekiştirmek için söylenmiştir. "Mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tır." Aziz; büyüklük ve azamette yanına bile yaklaşılamayan, Hakim ise; söz, fiil, şeriat ve kaderinde büyük hikmet sahibi olan manasına gelir.

 

 

[1389] İmam Ahmed b. Hanbel, Zübeyr b. Avvam (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i Arafat'ta, "Allah, adaleti ayakta tutarak kendisinden başka ilah olmadığın melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler. (Evet) O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tır." ayetini okurken işittim. Ardından, "Ben de buna şahitlik edenlerdenim ey Rabbim" dedi. 

 

 

[1390] Nitekim İbn Ebi Hatim birçok kanalla Zübeyr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i işittim; ''Allah, adaleti ayakta tutarak kendisinden başka ilah olmadığına melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler. " ayetini okudu, ardından, "Ey Rabbim, ben de şahitlik ederim" dedi.

 

 

[1391] Hatız Taberani, el-Mu'cemu'l-Kebir'de Galip el-Kattan'dan şöyle rivayet etmiştir: Ticaret için Kufe'ye gelmiştim. A'meş'in yakınında bir yere konakladım. Oradan ayrılmaya niyetlendiğim gece kalkıp namaz kıldı. ''Allah, adaleti ayakta tutarak kendisinden başka ilah olmadığına melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler." ayetine varınca, "Allah'ın şahitlik yaptığı şeyde ben de şahitlik yapar, bu emaneti Allah'a bırakırım. Çünkü bu, benim Allah yanındaki emanetimdir." dedi. Sonra, ''Allah nezdinde hak din İslam'dır." ayetini defalarca okudu. Kendi kendime, "Herhalde bu konuda bir şeyler duymuş olmalı" dedim. Sabah olunca vedalaşmak üzere yanına gittim. Sonra, "Ey Muhammed'in babası, senin bu ayeti defalarca tekrarladığını işittim" dedim. "Sana bununla ilgili bir şey ulaşmadı mı?" dedi. "Ben bir aydır yanındayım, fakat sen bir şey söylemedin" dedim. "Vallahi, bir yıla kadar sana hiçbir şey anlatmayacağım" dedi. Bunun üzerine yanında kalmaya karar verdim. Bir yıl kalarak kapısında ona hizmet ettim. Bir yıl geçince ona, "Ey Muhammed! Bir yıl geçti" dedim. Bunun üzerine şöyle anlattı: Bana Ebu Vail, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kıyamet günü bu şahitliğin sahibi getirilir. Yüce Allah, 'Kulum benden söz almıştı. Ben ise sözünde durmaya en layıkım. Kulumu cennet’e koyun' buyurur. "

 

 

Tek Din islam'dır:

 

"Allah nezdinde hak din şüphesiz İslam'dır." buyruğuyla Allah (c.c), kabul ettiği katındaki tek dinin İslam olduğunu bildiriyor. İslam Allah'ın son peygamber Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kadar her dönemde gönderdiği peygamberlere tabi olmaktır. Allah (c.c) son olarak Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i göndermiş, sonra O'nun dışındaki her kapıyı kapamıştır. Artık Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in gönderilmesinden sonra kim Allah'ın (c. c) huzuruna Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şeriatı üzere olmayan bir dinle varırsa ondan kabul edilmeyecektir. Nitekim Yüce Allah, "Kim, İslam'dan başka bir din ararsa, bu ondan asla kabul olunmaz ... " (Al-i İmran, buyurmaktadır. Yüce Allah bu ayette de, "Allah nezdinde hak din şüphesiz İslam'dır." buyurarak tarafınca makbul ve geçerli yegane dinin İslam olduğunu bildiriyor. Taberi'nin İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre o (r.a.) "......" ayetini "....." yerine ...... yerine de .... okumuştur. Bu durumda mana şoyle olur:

 

"Allah ve melekler adaleti ayakta tutarak Allah katında tek dinin İslam olduğuna şahitlik ettiler." Cumhur ise bunu haber (yeni bir cümle) olmak üzere "....." okumuştur. Her iki mana da doğrudur. Fakat cumhurun kıraatine göre daha açıktır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Yüce Allah daha sonra; kendilerine kitap verilen ilk milletin ancak kendilerine peygamber gönderilip kitap indirilmesi, böylece aleyhlerinde hüccetler bulunmasından sonra ayrılığa düştüklerini bildirerek şöyle buyuruyor: "Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler." Yani, birbirlerinin hakkına geçtiler. Birbirlerine olan hasetleri, düşmanlıkları ve birbirlerine sırt çevirmelerinden dolayı hakikat hususunda ayrılığa düştüler. Birbirlerine olan kin ve husumetleri her birini hakikat da olsa diğerinin söz ve fiillerine muhalif olmaya itti..

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Kim Allah'ın ayetlerini küfr ederse", Allah'ın Kur’an’ında indirdiklerini inkar ederse "bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur." Allah onun yaptığının karşılığını verecektir; yalanlamasından dolayı onu hesaba çekecek, Kitab'ına muhalefetinden dolayı onu cezalandıracaktır ..

 

demiştir. İbnu'!-Cevzi de, "Bunu sadece Ömer b. Muhtar rivayet etmiştir. O ise batı! rivayetler yapar" demiştir.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Eğer" tevhid hususunda "seninle tartışmaya girerlerse" (..... tartışma manasına gelir) de ki: Bana dinimde "uyanlar" ve benim gibi söyleyenler "ile birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim. " Yani, kulluğumu sadece ve sadece hiçbir şeriki, ortağı, oğlu ve karısı olmayan Allah'a yaparım. Başka bir ayette buyrulduğu gibi: "De ki: Benim yolum işte budur. Allah'a basiretle davet ediyorum, ben de bana uyanlar da Allah'ı tenzih ederiz" (Yusuf, 108)

 

Yüce Allah daha sonra kulu ve elçisi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) 'i, kitap ehli iki millet ile okuma yazması olmayan cahil müşrikleri Allah'ın yoluna ve dinine davet etmeye, Allah'ın şeriatına ve gönderdiği dine girmeye çağırmaya davet ederek şöyle buyuruyor: "Ehl-i kitaba ve ümmilere de, 'Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?' de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır." Yani, onları hesaba çekmek de Allah'a aittir. Onlar sonunda Allah'a dönecek ve geleceklerdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirip dilediğini saptırır. Büyük hikmet ve kuvvetli hüccet sahibidir. Bu yüzden şöyle buyurmuştur:

 

"Allah kullarını çok iyi görmektedir." Yani, doğru yola iletilmeyi hak edeni de saptırılmayı hak edeni de bilir. Allah, "Yaptıklarından sorguya çekilmez. Bilakis onlar yaptıklarından hesaba çekilirler" (Enbiya, 23) Bu ancak O'nun hikmeti ve rahmetinden dolayıdır. Bu ve benzer ayetler, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in tüm insanlara gönderildiğinin ve bi'setinin şümullüğünün en açık delillerindendir. Nitekim bu husus onun dininden zorunlu olarak anlaşılan, Kur'an ve Sünnet'ten birçok ayet ve hadisin delalet ettiği bir husustur. Bunlardan biri Allah'ın, "De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim." (A’raf, 158) buyruğu ile "Hakkı batıldan ayırt eden Kur'an'ı kuluna alemleri uyarmak üzere indiren Allah yüceler yücesidir" (Furkan, 1) buyruğudur. Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim ve diğer kitaplardaki tevatür derecesindeki haberlerde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Allah'ın bu emrine uyarak Arabı ve Acemiyle, kitabisi ve ümmisiyle dünyanın dört bir yandaki ülkelerin krallarına ve insan topluluklarına Allah'a çağıran mektuplar gönderdiği sabittir.

 

 

[1392] Nitekim Abdurrezzak. .. Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle nakleder: "Canımı elinde tutan Allah'a andolsun ki Yahudi ve Hristiyanlardan biri beni işitir de gönderildiğim dine iman etmeden ölürse mutlaka cehennem halkından olur" Bunu Müslim rivayet etmiştir.

 

 

[1393] Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ben hem kırmızı derililere hem siyah derililere gönderildim " buyurmuştur.

 

 

[1394] Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hadisinde de, "Her peygamber sadece kendi kavmine gönderilirdi. Ben ise tüm insanlara gönderildim"  buyurmuştur.

 

 

[1395] imam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Yahudi bir çocuk Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdest suyunu hazırlar, O'na ayakkabılarını koyardı. Bir gün hasta oldu ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ziyaretine gitti. içeriye girdiğinde babası baş ucunda oturuyordu. Hz. Peygamber çocuğa, "Ey filan, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. " dedi. Çocuk babasına baktı, babası sustu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sözünü tekrar etti. Çocuk yine babasına baktı. Bu defa babası, "Ebu Kasım'ın sözüne uy" dedi. Bunun üzerine çocuk, "Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve sen O'nun rasulüsün." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Onu benim sayemde cehennem'den kurtaran Allah'a hamd olsun" buyurdu. Bunu imam Buhari Sahih'inde rivayet etmiştir. Bu manada daha pek çok ayet ve hadis vardır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

21. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onları acı bir azap la müjdele!

22. İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.