İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

26 ve 27.ayetler

 

Mülk Allah'ındır

 

26. (Rasulüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.

27. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: "Ey Muhammed! Rabb'ine tazim ve şükür ederek, işlerini ona havale edip tevekkül ederek, "De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım!" Yani, mülk tamamiyle sadece senindir. "Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın." Yani, veren de sensin, engelleyen de sensin. Sen ne dilersen olur, ne dilemezsen olmaz. Bu ayette, Allah'ın (c.c), Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve bu ümmete olan nimetlerine şükretmek gerektiğine işaret edilmekte ve kişi buna yönlendirilmektedir. Çünkü Yüce Allah, peygamberliği İsrailoğullarından alarak Mekke'deki Kureyş kabilesinden Arap ve ümmi bir peygambere vermiş, onu tüm peygamberlerin sonuncusu ve iki büyük alem olan insanlar alemiyle cinler alemine gönderilmiş bir peygamber yapmıştır. Yüce Allah önceki peygamberlerde bulunan tüm güzellikleri bu peygamberde toplamıştır. O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Allah (c.c) ve şeriatı hakkında geçmiştekilerden daha çok bilgiye sahip olmak, geçmiş ve gelecekteki gaybı bilgilerden haberdar olmak, ahirete dair hakikatler hakkında bilgilendirilmek gibi; ümmetinin yeryüzünün doğudan batıya her yerinde yayılması, dininin ve şeriatının diğer din ve şeriatlardan üstün ve onlara galip kılınması gibi başka hiçbir peygambere vermediği hususiyetler vermiştir. Allah'ın salatları ve selamı gece ve gündüz devam ettiği sürece kıyamet gününe kadar sürekli bir şekilde O'nun üzerine olsun.

 

İşte bu yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor: "De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım!" Yani, mahlukatı üzerinde tam tasarruf sahibi, her dilediğini yapan sensin. Nitekim Yüce Allah kendi işine karışan ve onda karar vermeye kalkışanları reddeder: "Ve dediler ki: Bu Kur'an iki şehirden bir büyük adama indirilmeli değilmiydi?" (Zuhnıf, 31) Yüce Allah onlara şu cevabı verir: "Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar?" (Zuhruf, 32) Yüce Allah tefsirini yaptığımız ayette şöyle demek istemektedir: Yarattıklarımız üzerinde dilediğimiz gibi tasarrufta biz bulunuruz. Hiç kimse kendisini bizden kurtaramaz, bize engelolamaz. Bu hususta müthiş bir hikmet ve tam bir hüccetimiz vardır.

 

İşte Allah, ayette buyurduğu gibi peygamberliği dilediklerine verir: ''Allah, peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. " (En'am, 124) "Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır! .. " (İsra, 21) Nitekim Hafız İbn Asakir'in, Tarih'inde İshak b. Ahmed'in tercemesinde halife Me'mun'dan naklettiğine göre; Me'mun Rum diyarında Himyer dilinde yazılmış bir şiir görür. Onun için Arapçaya tercüme edilen şiirin manası şöyledir: Allah'ın adıyla ..

Geceyle gündüz ardı ardına geldikleri, Gökteki yıldızlar semada döndükleri sürece,

 

Bu nimet (hükümdarlık) saltanatı sona ermiş her bir hükümdardan, Diğer bir hükümdara intikal eder durur.

 

Arş'ın sahibinin hükümranlığı ise sürekli ve daimidir. O son bulmaz ve ona ortak da olunmaz.

 

Yüce Allah sonra şöyle buyuruyor: "Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. " Yani, birinin uzunluğundan alıp diğerine katarak onu uzatır, böylece onları eşitlersin. Sonra ondan alıp buna verirsin, tekrar birbirinden farklı uzunlukta olurlar. Bir süre sonra tekrar eşitlenirler. İlkbahar, Yaz, Sonbahar ve Kış'ta sene boyu bu böyle devam edip durur. "Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. " Yani, tahılı tohumdan, tohumu tahıldan çıkarırsın. Hurma ağacını çekirdekten, çekirdeği hurma ağacından çıkarırsın. Mü'mini kafirden, kafiri mü'minden çıkarırsın. Tavuğu yumurtadan, yumurtayı tavuktan çıkarırsın. Bunlar gibi olan her şey de böyledir. "Dilediğine de sayısız rızk verirsin. " Yani, hikmetin, iraden, dilemen ve adaletin gereği dilediğine sayısız ve sınırsız mal verir, dilediğin başkalarına ise az rızk verirsin.

 

 

[1398] Taberani, İbn Abbas (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Duanın onunla edildiğinde kabulolduğu İsm-i A'zam Al-i İmran suresindeki şu ayettedir: 'De ki:

Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin. "'

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

28. Mü'minler, mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa Allah'la bağını koparmış demektir. Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karŞı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah'adır.