İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

64 - 68.ayetler

 

Ehl-i Kitab’ı Ortak Söze çağrı:

 

64. (Rasulüm!) de ki: Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman, "Şahit olun ki biz Müslümanlarız!" deyiniz.

 

Tefsiri:

 

Bu hitap Yahudi ve Hristiyan olan tüm kitap ehli ile aynı konumda bulunan başkalarını kapsamaktadır. "(Rasulüm!) de ki: Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir kelimeye geliniz. " Burada olduğu gibi "kelime", Arapçada, tam bir mana ifade eden cümleye denilir. "Sizinle bizim aramızda müşterek olan" ifadesi "kelime"nin niteliğini belirtmektedir. Yani, bizimle sizin ortak olduğu orta ve adil bir söze gelin. Ardındaki cümle o kelimenin ne olduğunu tefsir etmektedir: ''Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi" hiçbir putu, haçı, tağutu ve ateşi, kısaca hiçbir şeyi "eş tutmayalım. " Bilakis sadece, hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a ibadet edelim. Ki bu bütün peygamberlerin davetidir. Yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyurur: "Senden önce hiçbir rasul göndermedik ki ona, 'Benden başka İlah yoktur; şu halde bana kulluk edin' diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya, 25) Yüce Allah bir yerde de, "Andolsun ki biz, 'Allah'a kulluk edin ve Tağut'tan sakının' diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkar edenlerin sonu nasılolmuştur!" (Nahl, 36) buyurur.

 

Yüce Allah burada devamla şöyle buyuruyor: "Ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın." İbn Cüreyc der ki: Yani, Allah'a isyan olacak hususlarda birbirimize itaat etmeyelim. İkrime de şöyle der: Yani, birbirimize secde etmeyelim. "Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman, 'Şahit olun ki biz Müslümanlarız' deyiniz." Yani, orta yola gelmeyi ve bu daveti reddederlerse, Allah'ın (c.c) size koyduğu İslam dininde olmaya devam edeceğinize onları şahit tutun.

 

 

[1438] Nitekim biz Buhari Şerhi'nde İbn Abbas (r.a.)'ın Ebu Süfyan'dan, Kayser'in (Heraklieus) huzuruna vardığında onunla aralarında geçen konuşmayı naklettik. Orada Kayser Ebu Süfyan'a Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in soyunu, sıfatlarını, hasletlerini ve davet ettiği şeyleri soruyor, Ebu Süfyan da bunları açıkça ifade ediyor. Ebu Süfyan o vakit müşrikti, henüz Müslüman olmamıştı. Bu, hadiste ifade edildiği gibi, Hudeybiye sulhünden sonra ve Mekke'nin fethinden önceydi. Çünkü orada ifade edildiğine göre Kayser, "O hiç anlaşmaları bozar mı?" diye sorunca Ebu Süfyan şöyle cevap veriyor: "Hayır. Ancak biz şimdi onunla bir süreliğine ateşkes yaptık. Bu süre içinde ne yapacağını bilmiyoruz. (Ebu Süfyan der ki:) "Peygamber'i kötülemek adına araya katacak bundan başka bir söz bulamadım." Bu rivayetin asıl anlatmak istediğim kısmı şu: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mektubu getiriliyor. Bizans kralı Herakleios okuyor ki şunlar yazılı: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Allah'ın kulu ve rasulü Muhammed'den, Rumların büyüğü Herakleios'a! Selam hidayete tabi olanlara olsun. Seni İslam'a davet ediyorum. İslam'a gir ki selamete eresin ve Allah mükafatını iki kat versin. Eğer kabul etmezsen (senin halkın olan) çiftçilerin (bütün Bizans halkının) günahı senin boynunadır. "(Rasulüm!) de ki: Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman, 'Şahit olun ki biz Müslümanlarız' deyiniz." (Al-i İmran, 64)

 

Soru: Muhammed b. İshak ve pek çok kişi Al-i İmran suresinin ilk 80 küsur ayetinin Necran heyeti hakkında indiğini söylemişlerdir. Zühri de, "İlk cizye ödeyenler Necranlılardır" demiştir. Oysa cizye ayeti ittifaken Mekke fethinden sonra inmiştir. Peki bu ayetin Mekke'nin fethinden önce Heraklieus'a yazılmış bir mektupta yer alması ile Muhammed b. İshak ve Zühri'nin söylediklerinin arasını nasıl bulursunuz?

 

Cevap: Buna birkaç yönden cevap verilebilir:

 

Bir: Bu ayetin, biri Hudeybiye andlaşmasından önce, diğeri Mekke'nin fethinden sonra olmak üzere iki defa nazil olmuş olması mümkündür.

 

İki: Al-i İmran suresinin bu ayete kadar olan kısmı Necranlılar hakkında, bu ayet ise daha önce inmiş olabilir. Böylece İbn İshak'ın "seksen küsur" ifadesi, Ebu Süfyan'ın hadisinin delaletiyle merdut sayılır.

 

Üç: Necran hey' etinin Medine'ye gelişinin Hudeybiye’den önce olması ve lanetleşme yerine vergi vermeyi cizye olarak değil sulh ve barış bedeli olarak kendileri teklif etmiş olabilirler. Bu aynen Bedir savaşı öncesinde Abdullah b. Cahş komutasında gönderilen müfrezenin ele geçirdiği ganimeti beşte bir ve beşte dört şeklinde paylaştırıp, sonra ganimetin nasıl taksim edileceğini bildiren ayetin aynı şekilde inmesi olayına benzemektedir.

 

Dört: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu ayetteki ifadeyi Heraklieus'a gönderdiği mektupta yazdırdığında ayetin henüz inmemiş olup, Kur'an'ın daha sonra aynen Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in ifadeleriyle inmiş olması mümkündür. Hicap, esirler ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in münafıkların cenaze namazını kıldırmamasına dair ayetlerle, şu iki ayetin Ömer (r.a.)'ın söylediklerine uygun şekilde inmesi gibi: "Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın)." (Bakara, 125) "(Ey peygamber hanımları!) Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir." (Tahrım, 5)

 

 

 

65. Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında niçin çakişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmezmisiniz?

66. İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.

67. İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.

68. İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Halil İbrahim (a.s) hakkında tartışan ve her biri kendisinin ondan olduğunu iddia eden Yahudileri ve Hristiyanları eleştiriyor. Muhammed b. İshak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında Necran Hristiyanları ile Yahudi hahamlar bir araya geldiklerinde aralarında tartıştılar. Hahamlar, "İbrahim (a.s) ancak Yahudiydi" Hristiyanlar ise, "İbrahim (a.s) ancak Hristiyandı" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah, "Ey Ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi." ayetini nazil etti. Yani: Ey Yahudiler! İbrahim (a.s) Musa (a.s)'a Tevrat inmeden önce yaşamışken onun Yahudi olduğunu nasıl iddia edersiniz? Ey Hristiyanlar, Hristiyanlık İbrahim (a.s)'dan asırlar sonra çıkmışken nasıl İbrahim (a.s)'ın Hristiyan olduğunu iddia edersiniz? Bu yüzden ardından, "Siz hiç düşünmez misiniz?" buyurmuştur.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "İşte siz böyle kimselersiniz!

Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! .. " Burada hiçbir bilgisi olmayan bir konuda tartışmaya giren kimse tenkit edilmektedir. Çünkü Yahudiler ve Hristiyanlar İbrahim (a.s) hakkında, hiçbir bilgileri olmadan tartıştılar. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peygamber olarak gönderilene kadar kendi dinleriyle ilgili bildikleri konularda tartışsalardı bu daha uygun olurdu. Ama onlar bilmedikleri konularda konuşmuşlar, Yüce Allah da onları tenkit etmiş ve onlara bilgileri olmayan hususları her şeyi olduğu gibi ve hakikatiyle bilen görünen ve görünmeyen şeylerin bilgisine sahip Allah'a bırakmalarını emretmektedir. Bu yüzden Yüce Allah ardından: "Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz. " buyurmuştur.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyan idi; bilakis Hanif ve Müslüman idi;" Hanif; şirkten tamamen uzaklaşmış ve imana yönelmiş kimse demektir. "O müşriklerden de değildi." Bu, Bakara suresinde geçen şu ayete benzemektedir: "(Yahudiler ve Hristiyanlar Müslümanlara) 'Yahudi ya da Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız' dediler. De ki: Hayır! Biz, Hanif olan İbrahim 'in dinine uyarız. o, müşriklerden değildi." (Bakara, 135)

Şanı Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur." Yüce Allah şöyle demek istemektedir:

 

Halil İbrahim (a.s)'a uymaya en layık olanlar, İbrahim (a.s)'ın dinine uyanlar, bu peygamber -yani Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)- ve de O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iman eden Muhacir ve Ensar arkadaşlarıyla sonra gelen mü'minlerdir.

 

 

[1439] Said b. Mansur, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Her peygamberin peygamberlerden bir dostu vardır. Benim dostum ise atam ve Rabbimin halili (içten dostu) İbrahim (a.s) , dır. " buyurdu. Sonra, "İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur." (Al-i İmran, 68) ayetini okudu. Bunu Tirmizi ile Bezzar, Ebu Ahmed ez-Zübeyri'nin Süfyan-ı Sevri'den, onun babasından senediyle rivayet etmişlerdir. Tirmizi bunu Veki'in Süfyan-ı Sevri'den nakliyle rivayet etmiş, sonra, "Bu daha sahihtir" demiştir.

 

 

[1440] Fakat bunu Veki', tefsirinde şöyle rivayet etmiştir: ... İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Her peygamberin bazı peygamberlerle dostluk bağı vardır. Benim onlardan dostum ise atam, Aziz ve celil olan Rabb'imin halili olan İbrahim (a.s)'dır." buyurdu. Ardından şu ayeti okudu: "İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir ... " (Al-i İmran, 68) 

"Allah mü'minlerin dostudur." Yani, Yüce Allah peygamberlerine iman eden herkesin dostudur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

69. Ehl-i kitap'tan bir kısmı istediler ki ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.

70. Ey Ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın ayetlerini inkar edersiniz?

71. Ey Ehl-i kitap! Neden hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?

72. Ehl-i kitap'tan bir grup şöyle dedi: "Mü'minlere indirilmiş olana sabahleyin (görünüşte) inanıp akşamleyin inkar edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler."

73. Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın, dediler. (Rasulüm!) De ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler:) "Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.

74. Rahmetini dilediğine ayırır. Allah üstün lütuf sahibidir.