İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

104 – 109.ayetler

 

Ümmetten iyiliğe çağırıp Kötülükten Alıkoyan Bir Zümrenin Olmasına Davet:

 

104. Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. işte onlara büyük bir azap vardır.

106. O gün nice yüzler ağarır, nice yüzler kararır. O zaman yüzleri kara olanlara, "imanınızdan sonra küfrettiniz ha! işte o küfrünüzün cezası olarak tadın azabı" denir.

107. Yüzleri ağaranlar ise, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebedi kalacaklardır.

108. İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.

109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun." Yani, aranızdan kendini Allah'ın "hayır ve güzelliğe davet etme, iyiliği emredip kötülükten sakındırma" emrini yerine getirmeye adayacak bir topluluk olsun. "İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. " Dahhak der ki: Bunlar seçkin sahabiler ve seçkin hadis ravilerdir. Yani, Allah yolunda cihad edenlerle alimlerdir.

 

 

[1505] Ebu CMer el-Bakır der ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun." ayetini okudu. Sonra, "Hayır, Kur'an'a ve sünnetime uymaktır" buyurdu. Bunu İbn Merduyeh rivayet etmiştir. Ayette, emr-i bi'l-ma'ruf ve nehyi ani'l-münker vazifesi ümmetten her bir ferdin kendi durumuna göre görev ve vazifesi olmakla birlikte, ayrıca ümmet içinde bu görevi özelolarak yerine getirecek bir topluluğun da olması istenmektedir.

 

 

[1506] Nitekim Müslim'in Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Ona gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Ona da gücü yetmezse kalbiyle düzeltsin. Bu ise imanın en zayıf halidir. " Başka bir rivayette Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sözünün sonunda, "Bunun ötesinde hardal tanesi kadar bile iman yoktur. " demiştir.

 

 

[1507] İmam Ahmed, Huzeyfe b. Yeman (r.a.)'tan, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Canımı elinde tutan Allah'a andolsun ki siz ya iyiliği emredip kötülükten alıkoyarsınız veya Allah (c.c) size katından bir azap gönderir de sonra dua ettiğiniz halde duanız kabul olunmaz. " Bunu Tirmizi ve İbn Mace de rivayet etmişler, Tirmizi, "Hasendir" demiştir. Bu konuda birçok hadis ve ayet-i kerime vardır ki bu ayetlerin tefsiri kendi bölümlerinde gelecektir.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın." Allah Teala bu ümmeti, kendilerine apaçık deliller gelmişken bırakıp parçalanıp bölünen ve emr-i bi'l-ma'ruf ve nehyi ani'l-münkeri terk eden önceki ümmetler gibi olmaktan sakındırıyor.

 

 

[1508] İmam Ahmed, Ebu Amir Abdullah b. Lühayy'dan şöyle rivayet etmiştir: Muaviye b. Süfyan ile hacca gittik. Mekke'ye vardığımızda öğle namazını kıldıktan sonra şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kitap ehli dinlerinde 72 fırkaya bölündüler. Bu ümmet de 73 fırkaya -yani hevasına göre din anlayışına sahip gruplara- ayrılacak. Bunların biri dışında tamamı cehennem 'de olacak. O ise cemaattir. Ümmetimden sahibinin her emrine uyan köpek gibi, nefsinin esiri olup her şeyde ona uyan kimseler olacak. Bu onun her damarına ve eklemine kadar girecek." Muaviye daha sonra şöyle dedi: Ey Araplar, Vallahi, eğer siz peygamberinizin getirdiklerini uygulamazsanız başka insanlar onu uygulamamaya daha layıktırlar (onlar hiç uygulamazlar). Bunu Ebu Davud da, Ahmed b. Hanbel kanalıyla aynı şekilde rivayet etmiştir. Bu hadis birçok tarikten gelmiştir.

 

Allah Teala devamla şöyle buyuruyor: "O gün", kıyamet günü "nice yüzler ağarır" ki onlar ehl-i Sünnet ve'l-cemaatten olan kimselerdir, "nice yüzler kararır." Onlar ise bid'at ehli ve fırkalardan birine mensup kimselerdir. Bunu İbn Abbas (r.a.) söylemiştir.

 

"O zaman yüzleri kara olanlara şöyle denir: "İmanınızdan sonra küfrettiniz ha!" Hasan-ı Basri, "bunlar münafıklardır" demiştir. "İşte o küfrünüzün cezası olarak tadın azabı" denir." Bu vasıf ise her kafiri kapsar.

 

"Yüzleri ağaranlar ise, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler", yani cennettedirler. "Orada ebedi kalacaklardır. " Orada sonsuza dek kalacak ve oradan bir an olsun ayrılmayı arzulamayacaklardır.

 

 

[1509] Nitekim İmam Tirmizi, bu ayetin tefsirinde Ebu Galib'den şöyle rivayet etmiştir: Ebu Ümame Şam Camisinin minarelerinde asılmış başları (Hariciler) görünce, "Cehennem'in köpekleri! Bunlar gökkubbe altında öldürülenlerin en şerlileri, bunların öldürdükleri de gökkubbe altında öldürülenlerin en hayırlılarıdırlar" dedi. Sonra, "O gün nice yüzler ağarır, nice yüzler kararır ... " ayetini okudu. Ebu Ümame'ye, "Sen bunu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittin mi?" dedim. "Ben bunu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bir hatta iki hatta üç veyahut dört defa -dedi ve yediye kadar bu şekilde saydı- işitmiş olmasaydım size anlatmazdım." dedi. Tirmizi daha sonra, "Bu hasen hadistir" demiştir. Bunu İbn Mace ile Ahmed b. Hanbel de benzer şekilde rivayet etmişlerdir. İbn Merduyeh de bu ayetin tefsirinde Ebu Zerr (r.a.)'tan çok garip ve ilginç uzun bir rivayet zikreder.

 

Allah Teala sonra şöyle buyuruyor: "İşte bunlar" ey Muhammed! ''Allah'ın sana hak", dünya ve ahretteki hakikatleri ortaya koyucu "olarak okuduğumuz ayetleridir." Yani, bunlar Allah'ın apaçık delilleri, hüccetleri ve burhanlarıdır. ''Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez. "Yani, onlara zulmetmez. Bilakis Allah (c.c) hak ve adaletten hiçbir zaman sapmayan, adaletin merkezi olan hakemdir. Çünkü o her şeye gücü yeten ve her şeyi bilendir. Öyle olunca da hiçbir kuluna haksızlık etme ihtiyacı duymaz.

 

Bu yüzden Yüce Allah daha sonra şöyle buyurmuştur: "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'mdır." Yani, bunların hepsi Allah'ın mülkü ve kullarıdırlar. "İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır." Yani, dünya ve ahirette tasarruf sahibi yegane hakim O' dur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan