İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nisa Suresi

32.ayetler

 

Kimse Kimsenin Hakkına Göz Dikmesin:

 

32. Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; şüpheSiz Allah her şeyi bilmektedir.

 

Tefsiri:

 

[1941] İmam Ahmed, Mücahid'den şöyle nakleder: Ümmü Seleme, "Ya Rasulallah! Erkekler cihad ediyor, biz ise edemiyoruz. Mirastaki payımız da onların yarısı" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah "Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin" buyruğunu nazil etti.

 

 

[1942] Bunu Tirmizi de Mücahid'den böyle rivayet etmiş, sonra "Gariptir" demiştir.

 

 

[1943] Bunu İbn Ebi Hatim, Taber'i, İbn Merduyeh tefsirinde, Hakim de Müstedrek'inde Mücahid'den şöyle rivayet etmişlerdir: Ümmü Seleme, "Ya Rasulallah! Biz savaşmıyoruz ki şehit olalım. Mirastan payımız da erkeklerin yarısı miktarıdır" dedi. Bunun üzerine, "Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin" ayetiyle "Ben, erkek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım" (Al-i İmran, 195) ayeti nazil etti. Mukatil b. Hayyan ile Huseyf'ten de benzeri rivayet edilmiştir. Taberi, İkrime ile Mücahid'den, "Bu ayet Ümmü Seleme hakkında nazil oldu" dediklerini rivayet etmiştir. Abdurrezzak, Mekke'li bir ihtiyardan şöyle nakleder:

Bu ayet, "Keşke erkek olsaydık da onlar gibi cihad etseydik ve Allah yolunda savaşsaydık" diyen kadınlar hakkında nazil oldu.

 

 

[1944] İbn Ebi Hatim, "Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin" ayetiyle ilgili olarak İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bir kadın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, "Ya Rasulallah! Mirasta erkeğin payı iki kadının payı kadardır. İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine denktir. Peki biz amel konusunda da mı böyleyiz? Bir amel işlediğinde kadına yarım sevap mı yazılır?" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah ''Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin" ayetini nazil etti. Yani, bu benden bir adalet ve benim yaptığım bir şeydir. Süddi bu ayet hakkında şöyle der: Bazı erkekler, "Biz, mirastaki payımız kadınların iki katı olduğu gibi, amellerimizin sevabının da onların iki katı verilmesini arzuluyoruz" dediler. Kadınlar ise, "Biz de şehit erkeklerin sevabını kazanmak istiyoruz. Çünkü biz savaşamıyaruz. Savaş bize farz kılınsaydı savaşırdık" dediler. Yüce Allah onlardan bunu kabul etmedi ve kendilerine şöyle seslendi: "Siz dünyanın geçici menfaatini değil, benim lütuf ve ihsanımı isteyin." Katade'den de bunun benzeri rivayet edilmiştir. Ali b. Ebi Talha bu ayetin tefsiri hakkında İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Hiç bir adam, "Keşke filanın malı ve karısı benim olsaydı" diyerek başkalarındaki nimetlerin kendisinin olmasını temenni etmesin. Yüce Allah bundan men etmektedir. Bilakis Allah'tan lütuf ve ihsanını istesin. Muhammed b. Sirin, Hasan-ı Basri, Dahhak ve Atada böyle demişlerdir ki ayetten normalde anlaşılan mana da budur.

 

 

[1945] Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şu sahih hadisi bununla çelişmez: "Sadece şu iki şeyde haset (gıpta) edilir: Adama Allah (c.c) mal vermiş ve onu hak yolda harcamasını nasip etmiştir. Bir adam, 'Keşke benim şu adam gibi malım olsaydı da onun gibi yapsaydım' der. İşte bunlar sevapta eşittirler. " Bu, ayetin nehyettiğinden başka bir şeydir. Çünkü hadis o nimet gibisine sahip olmayı temenni etmeye teşvik etmekte, ayet ise o nimetin kendisini arzulamaktan nehyetmekte ve şöyle buyurmaktadır: ''Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri hasretle arzu etmeyin. " Yani, dünyevi konularda birbirinize üstün kıldığı şeyleri. Bu, Ümmü Seleme (r.anha) ve İbn Abbas (r.a.) hadislerinden dolayı dinı nimetleri de kapsamaktadır. Ata b. Ebi Rebah da böyle demiştir: Ayet, filan kişide bulunan nimete sahip olmayı temenni etmek, kadınların erkek olup da onlar gibi savaşmayı temenni etmeleri hakkında nazil olmuştur. Bunu İmam Taberi rivayet etmiştir.

 

Yüce Allah sonra şöyle buyuruyor: "Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri vardır, kadınların da kazandıklarından nasipleri vardır. " Yani, herkese yaptığına göre amelinin karşılığı vardır; iyilik yapmışsa iyilik, kötülük yapmışsa kötülük görecektir. Bı3. İmam Taberi'nin görüşüdür. Ayetin miras hakkında olduğu da söylenmiştir. Yani, herkes mirastan durumuna göre payalır. Bunu da Tirmizi, İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiştir.

 

Yüce Allah daha sonra kullarını kendileri için faydalı olana yönlendirerek şöyle buyuruyor: ''Allah'tan lütfunu isteyin." Yani, kiminizi kiminizden üstün kılarak farklı farklı verdiğim nimetleri birbirinizde gördüğünüzde aynısını temenni etmeyin. Çünkü bu olup bitmiş kesin bir şeydir ve temenni bunda hiçbir fayda sağlamaz. Aksine siz benim lütfumdan isteyin ki size vereyim. Çünkü ben cömerdim, karşılıksız bol bol veririm.

 

 

[1946] Tirmizi ile İbn Merduyeh de İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'tan lütfunu isteyin. Zira, Allah kendinden bir şeyler istenilmekten hoşlanır. En üstün ibadet ise (sabırla) içinde bulunulan sıkıntıdan kurtuluşu beklemektir. " Tirmizi daha sonra şöyle demiştir: Hammad b. Vakıd böyle rivayet etmiştir ve o hadiste büyük bir alim değildir. Bunu Ebu Nuaym da ... kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet etmiştir. Ebu Nuaym'ın rivayeti sahih olmaya daha yakındır. Bunu İbn Merduyeh de Veki"in İsrail’den nakliyle rivayet etmiştir.

 

 

[1947] İbn Merduyeh sonra bunu ... Said b. Cübeyr'in İbn Abbas (r.a.)'tan nakliyle şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'tan lütuflarını isteyin. Çünkü Allah, kendisinden bir şeyler istenilmesinden hoşlanır. Allah'ın kullarından Allah'a en sevdiği de (sabırla) sıkıntıdan kurtulmayı bekleyen kişidir. "

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir." Yani, Allah (c.c) dünyalıkları hak edeni bilip ona bunlardan verir, fakirliği hak edeni bilip onu fakir yapar, ahireti hak edeni bilip onu ahiret amellerini yapmaya muvaffak kılar, yardımsız bırakılmayı hak edeni bilip onu hayırlı ameller yapmada ve sebeplerini işlemede yardımsız bırakır. İşte bu yüzden Yüce Allah "Şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir" buyuruyor.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

33. Ana babanın ve yakın akrabaların geride bıraktıklarından her biri için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de paylarını verin. Çünkü Allah her şeyi görmektedir.